WEBVTT

00:00.360 --> 00:10.900
Hayırlı günler sayın izleyicilerimiz. Adil Yargı programımızda bugün Avukat Ceyhun Göktağ'ınla birlikte konuğumuz Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Sayın Doktor Bilal Kartal.

00:10.980 --> 00:11.700
Efendim hoş geldiniz.

00:11.840 --> 00:13.400
Teşekkür ederim efendim. Hoş bulduk.

00:14.080 --> 00:20.840
Efendim Sayın Kartal'ın yaklaşık 41 yıllık mesleki hayat tecrübesi var. Bunun 28 yıllığı yüksek yargıda geçmiş durumda.

00:20.840 --> 00:37.200
Efendim Türkiye'nin en bu konuda tecrübeli yüksek yargı mensuplarından birisiniz ve Türkiye'nin bu sizin 41 yıllık hukuk deneyiminiz içinde Türkiye'nin hukuk gelişimini nasıl görüyorsunuz?

00:37.260 --> 00:46.880
Geçmişte nasıldı? Şimdiki gelişmelerle bir kıyas yaparak şöyle bir gezinebilir miyiz? Türk hukuk tarihinde şimdiki kıyas.

00:46.880 --> 01:04.160
Şimdi efendim tabii Türkiye'deki hukuk, hukukun gelişimini ve bugünkü durumla geçmişi birlikte değerlendirdiğiniz zaman toplumun, bütün devletin de yapısını değerlendirmeniz gerekiyor.

01:04.160 --> 01:12.760
Yani tek bir hukuku alıp da devletin işleyişi, toplumun yapısı içerisinde tek bir başına hukuku alıp da bir sonuca varmak olanaklı değil.

01:12.760 --> 01:17.220
Bütün sorunlar birleşik kap usulü gibi birbiriyle bağlantılıdır.

01:18.480 --> 01:33.760
Şimdi geçmişte ki yani benim mesleğe başladığım zamanlardaki adaletin işleyişi özellikle fiziki konumlar, maddi olanaklar son derece sınırlıydı, son derece yetersizdi.

01:33.760 --> 01:42.600
Bunları burada anlattığımız zaman gerçekten toplumda tabii büyük üzüntüler de meydana gelebilir.

01:43.620 --> 01:55.000
Örneğin mesleğe başladığımız yerdeki bir odamızda, küçük bir odada hem duruşma yaparsınız hem de orada kendi çalışmalarınızı sürdürürdünüz.

01:55.000 --> 02:05.000
Bir masanızın yanında işte kahvelerdeki bir sandalye oturacak dahi olmadığını görürdünüz.

02:06.580 --> 02:12.000
Eşraftan birisi sizin yanınıza geldiği zaman ben buraya sandalye alayım dediği zaman siz bunu alamazdınız.

02:12.680 --> 02:17.060
Çünkü aldığınız her şey demirbaşa kaydedilmesi gerekiyordu.

02:17.880 --> 02:19.940
Bağış kesinlikle kabul edilemezdi.

02:20.720 --> 02:22.000
Böyle bir ortamdan geliniyordu.

02:22.000 --> 02:31.000
Ancak buna rağmen o zamanın hakimlerinin, savcılarının özveri içinde çalıştıklarını görebiliyorduk.

02:33.600 --> 02:37.000
Ve oturduğunuz ev dahi bulunamazdı.

02:38.520 --> 02:45.000
Yani bir topraklamda ancak ilk görev yerimizde oturma zorunda kalıyorsunuz.

02:46.120 --> 02:49.000
Lojman sorunları tabii ki bu son yıllarda çözümlenmiştir.

02:49.000 --> 02:59.480
Şimdi bu fiziki koşullar diğer yöndeki yetersizlikler veyahut da bugün de kıyasladığımız zaman

02:59.480 --> 03:18.900
o zaman mesleğe başlayan arkadaşlarımız genellikle stajlarını tamamladıktan sonra ki halen de bu devam etmekte 5 bölge halinde Türkiye bölgeleri ayrılmıştı.

03:19.560 --> 03:23.920
Ve bu yeni arkadaşlarımız ve 5. bölgeden işe başlıyorlardı.

03:23.920 --> 03:39.720
Takdir edersiniz ki bu kadar bir okyanus gibi geniş olan bir hukuk alanında bu arkadaşların tek başına orada bir küçük bir ilçede hukuku çözmeleri, gerçekleştirmeleri olan haklı değildi.

03:40.140 --> 03:41.620
Böyle bir yetersizlikler vardı.

03:41.620 --> 03:52.460
Bugünkü olduğu gibi meslek içi eğitimler yoktu, işte hukuk akademileri yoktu, bu kadar eser yoktu, kitap yoktu, iletişim imkanları son derece olanaksızdı.

03:53.060 --> 03:56.620
Ve bunun içerisinde bu ortamda adaleti gerçekleştirmeye çalışıyorlardı.

03:56.620 --> 04:08.220
Ancak o zamanki adaletin işleyişinde bir siyasi etkinlik bulunmamaktaydı benim görebildiğim kadarıyla.

04:08.300 --> 04:18.240
Meslek yaşamın bu kadar zamanında burada açıklamakta hiçbir çekingenlik görmüyorum.

04:18.240 --> 04:29.240
O zaman bir bölgede hakimlik yaparken bir senatörün bana yazdığı bir mektup vardı, o bölgenin senatörünün bir mektubu vardı.

04:30.200 --> 04:34.280
İşte bir tutuklu arkadaşın acaba durumuyla ilgilenir misiniz?

04:34.560 --> 04:44.020
Fakat bunda yazarken sakın benim bu sözlerimi kale alıp da sonucu sağlamanızı istemiyorum.

04:44.020 --> 04:48.240
Yani böyle bir şey söylemek istemiyorum. Ancak beni çok zor durumda bıraktılar.

04:48.440 --> 04:54.620
İşte ben de size bu mektubu yazmak zorunda kaldığımı mektubunda belirtmişti.

04:54.700 --> 05:04.000
Bunu yazan senatör de hakimlikten gelen, yani emekli olmuş, sonradan senatör olmuş bir meslektaşımızdı.

05:04.180 --> 05:06.320
Şu anda tabii hayatta değil, Allah rahmet etsin.

05:07.220 --> 05:09.460
Onun için siyaset içinde yoktu.

05:09.460 --> 05:15.920
Yargıçlar muhakkak ki bir takım siyasi düşünceler olsa da bunu işlerine yansıtmazlardı.

05:16.640 --> 05:28.200
Tabii zaman içerisinde Türkiye'deki yapının değişmesiyle yavaş yavaş yargıçlarımız ve biraz da giderek de devletçi olmaları itibariyle

05:28.200 --> 05:35.460
siyasete yaklaşmaya, onun kenarından, bucağından işin içine girmeye başladılar.

05:35.560 --> 05:41.020
Ve Türkiye'de de adaletin böylece zayıflamasına neden oldular.

05:41.880 --> 05:52.600
Şimdi bu yapı yani böyle devam ettikten sonra tabii olaylar toplumda büyük bir incitme yarattı.

05:52.600 --> 05:57.520
Bu incitmenin sonra da şimdiki durum ortaya çıktı.

05:58.240 --> 06:07.540
Bana göre yani özellikle 1985'lerden veyahut da 90'lardan sonra devam eden ortaya çıkan bu ideolojik,

06:07.640 --> 06:20.360
yargıdaki ideolojik yapı ile bugünkü, şu andaki yapı tamamen toplumun adalet sağlanmasına uygun değildir.

06:20.360 --> 06:23.300
Orta bir yerin bulunması gerekiyordu.

06:24.380 --> 06:30.180
Şimdi bu böyle devam etmekte ama dilerim herhalde bunu toplum bulabilir, halk bulabilir.

06:31.480 --> 06:37.100
Bunun bulunması için, böyle bir sağlıklı bir orta yolun bulunabilmesi için,

06:38.260 --> 06:42.120
yasalarla değil toplumun kültür yapısı ancak buna değer verebilir.

06:42.280 --> 06:44.220
Halk bunu yönlendirebilir.

06:44.220 --> 06:55.460
Bu nedenle de öncelikle halkımızın ideolojik yapıdan kurtulup yargı nedir, yasama nedir, işte diğer güçler nedir, bunları kavraması lazım.

06:55.640 --> 06:59.220
Kendini ideolojik bir takım kalıplardan kurtarması lazım.

06:59.360 --> 07:12.700
Bu da ancak eğitimli olur ve toplumun özellikle eğitilmesi ve daha çok da şeffaf bir yönetimin olması gerekir.

07:12.700 --> 07:16.400
Yani bir halkından bir şeyin gizlenmemesi gerekir.

07:17.460 --> 07:21.960
Hukuk eşitlik ister, hukuk genellik ister.

07:22.580 --> 07:30.700
Hukukta falan kişiye böyle yapılsın, diğer kişiye de böyle bir takım başka bir uygulama getirilsin.

07:31.800 --> 07:34.380
Buna hukukun tahammülü yoktur, hukuk incinir.

07:34.880 --> 07:39.040
Hukuku incittiğiniz zaman devletin zafiyeti ortaya çıkar.

07:39.040 --> 07:51.160
Şimdi Türkiye'de bakınız son yıllarda şöyle bir şey çıktı, yani şurada 2-3 yıldır tutuklama süresi uzundur, niçin tutuklandı diye bir şey vardır.

07:51.400 --> 07:57.460
Yani şimdi ben öyle biliyorum ki 20 yıl tutuklu kalıp da hakkında hüküm verilmeyen insanlar vardı.

07:58.020 --> 08:00.900
20 yıl hukuk dava devam etmiştir, tutukludur.

08:00.900 --> 08:04.420
Hatta şu anda hatırlamıyorum ama cezaevinde de ölmüştür.

08:05.100 --> 08:07.040
Şimdi o zaman bu toplum neredeydi?

08:07.200 --> 08:09.640
Bu köşe yazarları neredeydi hukukçular?

08:09.740 --> 08:10.580
Hiç bunlar yoktu.

08:10.700 --> 08:19.560
Fakat öyle bir şey oldu ki toplumdaki bu değişim itibariyle veyahut da yeni gelişimler, iç dinamikler, belki de dışarıdan da bir şey var mıdır onu bilemem.

08:19.560 --> 08:28.060
Efendim bu tutuklandı, bu tutukluluk süresi uzundur veyahut da buna bir çözüm bulunması gerekir.

08:28.460 --> 08:31.420
Bunlar yanlıştır, bunlar yargıya kesin kesin müdahaledir.

08:32.080 --> 08:35.760
Kimsenin yargının işine karışmaması gerektiğini düşünüyorum.

08:35.760 --> 08:39.500
Yani başka türlü yargıyı oturtamazsınız.

08:39.620 --> 08:45.260
Yargı kendi içinde, kendi dairesi içerisinde, halkası içinde kendi sorunlarını çözer.

08:45.640 --> 08:48.900
Dışarıdaki müdahaleler yargıyı zayıflatır, devleti zayıflatır.

08:49.400 --> 08:51.740
Yargının zayıflaması, devletin zayıflamasıdır.

08:52.400 --> 08:59.740
Çünkü benim kişisel düşünceme göre devlet hukuk yaratmamıştır.

08:59.740 --> 09:06.620
Hukuku yaratan, yani devlet hukuku yaratmamıştır, hukuk devleti yaratmıştır.

09:06.860 --> 09:11.020
Devlet bir, dolayısıyla devlet hukuka yön veremez.

09:11.640 --> 09:19.720
Yani ben yasaları çıkarırım, yasalarla ben hukuku yönlendiririm diye bir yöne gittiğiniz zaman hukuku incitirsiniz.

09:19.720 --> 09:33.380
Eğer yaptığınız bir yasa hukuk kurallarına uygun değilse, evrensel kurallara uygun değilse, insan haklarına uygun değilse, onu incitiyorsa, o hukuk orada yok demektir.

09:33.480 --> 09:36.600
Meşru bir uygulama yok demektir diye düşünüyorum.

09:36.720 --> 09:39.600
Tabii bilmiyorum sorunuza ne ölçüde cevap verdim.

09:39.740 --> 09:39.920
Tabii.

09:39.980 --> 09:40.600
Onu bilemiyorum.

09:40.720 --> 09:40.820
Evet.

09:40.980 --> 09:41.620
Estağfurullah.

09:42.840 --> 09:45.760
Son derece, son derece doğru saptamalar yaptı.

09:45.760 --> 09:48.640
Yani Bilal Bey'in söyleyeceklerine tabii benim gidecek bir şeyim yok.

09:49.020 --> 09:51.740
Fakat hani dikkat çekileme yapacağım bu hususta.

09:52.300 --> 09:54.560
Fiziki yetersizliklere dikkat çekti Bilal Bey.

09:54.820 --> 09:55.760
Gerçekten çok haklı.

09:56.020 --> 09:58.340
Geçmiş zamanında bu tür eksiklikler çok daha fazlaydı.

09:58.840 --> 10:01.620
Şimdi bir nebze olsun giderildi bu tür eksiklikler.

10:01.720 --> 10:04.860
İşte Yargıtay binasını Bilal Bey bilir yeni bir yere taşıdılar.

10:05.420 --> 10:09.880
Ondan sonra ama yani hakimlerin odalarının duruşma salonlarının aynı olması ve uygulaması devam ediyor.

10:10.020 --> 10:13.820
İstanbul Pendik Adliyesi'nde böyle trajikomik hadiseler hala devam ediyor.

10:13.820 --> 10:15.860
Yani hakimlerin odası ile duruşma salonu aynı yerde.

10:16.500 --> 10:19.140
İnşaAllah kısa zamanda bu eksiklikler giderilir.

10:19.480 --> 10:25.420
Hakimlerimiz, savcılarımız hak ettikleri rahat, ferah, huzurlu böyle ortamlara, çalışma ortamlarına kavuşurlar.

10:25.740 --> 10:28.680
Çünkü gerçekten çok ağır bir iş yükünün altındalar.

10:28.800 --> 10:32.020
Gerçekten özveriyle ve fedakarane bir çalışma yapıyorlar.

10:32.800 --> 10:33.660
Kolay değil yani.

10:33.780 --> 10:39.760
Kendi çocuklarına ve ailesine harcamadığı vakti mesaisini harcıyor ve çok zor bir görev icra ediyor.

10:39.760 --> 10:43.480
Onun için çalışma şartlarının kendileri için çok uygun olması gerekiyor.

10:43.820 --> 10:46.940
Bunun yanında bir diğer noktaya temas etti Bilal Bey.

10:47.020 --> 10:47.600
Bu da çok doğru.

10:47.960 --> 10:50.720
Hakimin ideolojik bakış açısından ayrılması gerekir dedi.

10:51.040 --> 10:52.920
Gerçekten yani bu sözde söylenecek hiçbir şey yok.

10:53.800 --> 10:56.100
Yani bir hakim biraz önce de bir örnek verdi hatta.

10:56.600 --> 11:00.840
Hukuk Genel Kurulu'nda hakimlerle birlikte kurula girdiğimiz zaman

11:00.840 --> 11:06.700
ben bir arkadaşımızın dedi, baktığımda dedi, onun hangi görüş vereceğini bilirim dedi.

11:06.820 --> 11:08.700
Şimdi bu çok vahim bir şey yani.

11:09.300 --> 11:11.300
Bu çok yanlış bir şey açıkçası yani.

11:11.720 --> 11:14.320
Bir insanı sevmeyebilirsiniz, bir insandan hoşlanmayabilirsiniz.

11:14.680 --> 11:15.960
Onun için dünya görüşünü benimsemeyebilirsiniz.

11:15.960 --> 11:19.380
Ama siz bir hakimsiniz, siz bir savcısınız.

11:20.040 --> 11:21.220
Siz hukukla bağlısınız.

11:21.560 --> 11:25.940
Siz bütün o materyallerden, bütün o dünya görüşünden ayrısınız orada artık.

11:26.540 --> 11:29.240
Sadece dosyayla birliktesiniz, sadece dosyayla bir yaradasınız.

11:29.860 --> 11:34.780
Başka bütün o kavramlardan, kargaşalardan ayrılmalı ve sıyrılmalısınız ki

11:34.780 --> 11:37.380
hukukya ve adalete uygun bir karar ortaya çıksın.

11:37.920 --> 11:40.600
Yoksa ideolojinize göre karar vermeye çalıştığınızda

11:40.600 --> 11:43.980
gerçekten Bilal Bey'in ifade ettiği gibi hukuku zedelersiniz.

11:44.480 --> 11:46.060
Adalete aykırı bir karar vermiş olursunuz.

11:47.000 --> 11:50.660
Bu konuda sizin daha önceki programlarda verdiğiniz bazı istatistikler vardı.

11:50.660 --> 11:54.580
Yüksek yargıda, özellikle ceza dairelerinde ve hepsinde

11:54.580 --> 11:59.940
o dairelerin verdikleri kararın genel kurul tarafından yarı yarıya tekrardan bozulması.

11:59.980 --> 12:00.080
Evet.

12:00.080 --> 12:04.280
%45-50 oranında hukuk ve ceza genel kurulunun normal daire kararlarını

12:04.280 --> 12:05.760
aşağı yukarı bozma oranları var.

12:05.940 --> 12:08.240
Şimdi bu yani çok yüksek bir oran gerçekten.

12:09.120 --> 12:11.480
Yani şimdi dosyaların sahibi yerel mahkemeler.

12:11.620 --> 12:14.940
Yerel mahkemelerin yargıtay bir denetim mekanizmasıdır.

12:15.040 --> 12:19.780
Zaten Bilal Bey bu işin en üst seviyesinde görev yapmış bir büyüğümüzdür kendisi.

12:19.780 --> 12:21.380
Çok iyi de bilir bu konuyu.

12:22.240 --> 12:25.040
Yargıtay sadece bir denetim mekanizmasıdır şey itibariyle.

12:25.200 --> 12:30.220
Yani orada hani bakar ve hani gerçekten hukuka ve kanuna bir aykırılık olmuş mu?

12:30.520 --> 12:31.200
Buna ilişkim edeceğim.

12:31.260 --> 12:34.040
Ama asıl dosya incelemesi gerekenler yerel mahkemelerdir.

12:34.280 --> 12:37.200
Onlar titiz, en titiz çalışmayı onların yapması gerekir.

12:37.560 --> 12:42.500
Yoksa ben vereyim kararı yargıtay incelesin, benden çıksın böyle olmaz yani.

12:43.340 --> 12:47.500
Yani o böyle son noktasına virgülüne kadar yani incelemesi gerekir.

12:47.500 --> 12:55.700
Zaten orada gösterdiği mesleki bilgi birikim ve doğru kararlarla da üst mevkileri kendisinin önerilmesi söz konusu olur.

12:56.300 --> 12:56.560
Değil mi?

12:56.720 --> 13:10.780
Yani kendi mesleki tecrübesinde, yerel mahkemelerde gösterildiği başarılarda, kararların doğruluk oranlarında, hukuka uygunluğu neticesinde kendisinin yargıtaya, danıştaya, anayasa mahkemesine belki ileride, daha ileride.

13:10.780 --> 13:14.260
Önerilmesi söz konusu olabilir yani.

13:14.260 --> 13:23.940
Onun için yerel mahkemelerin verdiği kararların, yani ben katılıyorum gerçekten çok zor bir görev icra ediyorlar ama bu şey demek değil yani kesinlikle.

13:24.320 --> 13:27.120
Mutlaka mutlaka dosyaların titiz incelemeleri gerekiyor yani.

13:27.880 --> 13:31.700
Çünkü zor bir göreve talipler bu görevin zorluğunu bilerek o yükü almışlar.

13:31.700 --> 13:36.360
O görevi son noktasına kadar icra etmeliler kesinlikle.

13:36.720 --> 13:38.120
Siz neye bağlıyorsunuz efendim?

13:38.220 --> 13:45.200
O yüksek yargıdaki bu hani %50'ye yakın dosyaların genel kuruldan tekrardan dönmesi konusunda?

13:45.300 --> 13:47.680
Şimdi efendim genel kuruldan mı daireden mi?

13:48.500 --> 13:50.960
Efendim dairelerin verdiği kararları...

13:50.960 --> 13:53.960
Genel kurula direnme durumunda demek istiyorsunuz.

13:53.960 --> 14:00.880
Şimdi ben tabii Ceyhun Bey şunu söylerken şunu bir söyleyeyim ondan sonra da o konuya geleyim ben.

14:00.880 --> 14:08.340
Şimdi efendim hakimlik işi yani hukukta önünüze gelen bir olayda olayı yargılayacaksınız.

14:09.080 --> 14:14.360
Ama maalesef tabii muhakkak her davada değil.

14:14.640 --> 14:18.400
Aslında bütün davalarda öyle davranmak zorundasınız.

14:19.480 --> 14:27.100
Hakimlik mesleğinde yani mesela siz Türkiye'de veyahut da dünyada şu çok iyi bir hakimdir,

14:27.100 --> 14:31.080
şu işte kötü hakimdir diye böyle bir tanım yapılamaz.

14:31.180 --> 14:33.840
Meşhur hakim diye dünyada böyle bir tanım yoktur.

14:34.380 --> 14:37.980
Çünkü hakimin iyisi ortası pek iyisi yoktur.

14:38.060 --> 14:39.540
Hakimin bir standardı vardır.

14:40.240 --> 14:42.720
Bu sehpanın seviyesinde olacaktır.

14:42.800 --> 14:45.080
Bunun üstüne çıkamazsınız, altına düşemezsiniz.

14:45.560 --> 14:49.940
Onun için bir yerde iyi bir vali olabilirsiniz, iyi bir müsteşar olabilirsiniz.

14:49.940 --> 14:54.320
Ama iyi bir hakim, kötü hakim ayrımı adalette olamaz.

14:54.440 --> 14:55.880
Adaletin bir düzeyi vardır.

14:56.040 --> 14:57.640
O düzey aynen korunacaktır.

14:57.720 --> 14:59.060
Bunun altına üstüne çıkamazsınız.

14:59.940 --> 15:05.680
Şimdi hakimlik mesleğinde yani bir öznel tarafsızlığınız vardır.

15:05.820 --> 15:07.260
Kişisel bir tarafsızlığınız vardır.

15:07.260 --> 15:13.160
Örneğin kimseyi ideolojisinden dolayı şu veya bu şekilde yargılamayacaksınız.

15:13.320 --> 15:17.060
Kimsenin işte ona duyduğunuz düşmanlıktan dolayı yargılamayacaksınız.

15:17.200 --> 15:24.240
Veyahut da onun işte rütbesine, ünvanına, sosyal durumuna göre yargılamayacaksınız.

15:24.620 --> 15:28.040
Yani bu hakimin kendi içindeki öznel durumudur.

15:28.120 --> 15:31.200
Bir de olayın bir objektif yönü vardır hakim için.

15:31.740 --> 15:36.080
Topluma yansıyan, kararın toplumdaki görünümüdür.

15:36.080 --> 15:39.320
Bu da onun objektif davranışını belirler.

15:39.800 --> 15:40.560
Bu da ne olur?

15:40.680 --> 15:42.980
Bu da ancak onun verdiği kararla olur.

15:43.060 --> 15:47.460
O kararın tabii doğru olmasının ötesinde, yani kararın sonucu doğru olabilir.

15:47.880 --> 15:49.760
Ama toplumu da inandırmanız lazım.

15:49.960 --> 15:50.340
Ne ile?

15:50.860 --> 15:52.880
Kararın gerekçesiyle inandırmanız lazım.

15:53.400 --> 15:55.180
O kararı gerekçede yazacaksınız.

15:56.200 --> 15:58.220
Bunun neden böyle olduğunu gerekçe yazacaksın.

15:58.360 --> 16:01.520
Toplumda buna kanaat getirsin.

16:02.240 --> 16:03.340
Buna bir güven duysun.

16:03.340 --> 16:14.360
Ayrıca bundan sonra çıkacak kararlarda da işte diğer mahkemelerde, diğer yargıçlara da bir örnek teşkil edebilsin ki bir yol, doğru bir yolda yürüyebilsinler.

16:15.020 --> 16:19.060
Şimdi tabii bu yerel mahkemelerde işte bir nebze bu gerekçeler yazılıyor.

16:19.060 --> 16:24.440
Fakat yargıtayda özellikle onama kararlarına hiçbir gerekçe yok.

16:24.900 --> 16:26.920
Tabii bu da toplumu tatmin etmiyor.

16:27.640 --> 16:29.060
Tarafları da tatmin etmiyor.

16:29.600 --> 16:33.260
Ve böylece bir takım spekülasyonların ortaya çıkmasına neden oluyor.

16:33.340 --> 16:38.760
Şimdi yargıya sorarsanız yargıtayda işte deniyor ki efendim iş çoktur da biz onun için.

16:38.760 --> 16:49.580
Bu doğrudur mutlaka iş çoktur ama bu yargı için olayı birazcık meseleyi göz ardı etme anlamına gelmez.

16:49.660 --> 16:54.240
Çünkü toplumu yani tatmin edemezsiniz, tarafları tatmin edemezsiniz.

16:54.760 --> 17:00.660
İşin çok olması sizin o kararı iki satırla geçirtirmeniz anlamına sonucunu doğurmamalıdır.

17:00.660 --> 17:08.880
Şimdi sizin bu sorunuza geldiğim zaman genel kurulda tabii böyle bir, ben bir oran yapmadım.

17:09.860 --> 17:18.160
Genel kurulda yani biliyorsunuz genel kurula bir dosyanın gelebilmesi için önce dosyanın temiz edilip dairesinde bozulması gerekiyor.

17:18.880 --> 17:22.300
Bozulduktan sonra yerel mahkemenin bu kararda direnmesi gerekiyor.

17:22.820 --> 17:25.100
Ve ondan sonra genel kurula gelmesi gerekiyor.

17:25.100 --> 17:36.140
Şimdi genel kurulda nihayet işte oradaki dairelerdeki her dairede yasanın yani yargıtay kanundaki düzenlemeye göre

17:36.140 --> 17:44.100
her daireden iki kişi en az ve beş kişiden fazla olmayacak şekilde kişilerin katılımıyla oluşuyor.

17:44.100 --> 17:57.660
Yani orada bir oran nasıl çıkarıldı, niçin bu yerel mahkemenin kararları daha doğru mu, yüzde kırk beş oranında mı bir araştırma yaptıysa benim bu konuda bir bilgim yok ya.

17:57.740 --> 18:04.860
Böyle genel kurulda böyle bir istatistik bilgiye de ben sahip değilim.

18:04.860 --> 18:13.800
Ancak dairelerde özellikle benim çalıştığım dairede yaklaşık yüzde otuz, otuz beş civarında bozma kararları çıkardı.

18:13.900 --> 18:24.860
Yerel mahkemeden gelen kararların bu oranda bozulduklarını işte biz kendi yaptığımız yıl sonu istatistikleri itibariyle ki mutlaka bunları belirtmemiz gerekiyordu.

18:24.860 --> 18:28.740
Öyle bir ölçünün olduğunu hatırlıyorum.

18:29.780 --> 18:39.100
Bütün sorun, bütün sorun yani yargıdaki bütün sorun hakimlerin hakim olması lazım.

18:39.740 --> 18:47.740
Yani işte şimdi herkesin bir ideolojisi vardır, hepimizin bir düşüncesi vardır, hepimizde bir değer yargısı vardır.

18:47.840 --> 18:49.820
Herhangi bir konuda, kişi hakkında, olay hakkında.

18:49.820 --> 18:57.620
Ama biz o kürsüye oturduğumuz zaman bütün bu ön yargılardan sığırılmak zorundayız.

18:57.720 --> 19:03.380
Yani bu kendimiz için değil, vatandaş için, devlet için, ulus için bunu yapmak zorundayız.

19:03.480 --> 19:05.340
Dünyadaki yargıçlar böyle çalışıyor.

19:06.160 --> 19:09.260
Ben mesela bir örnek söylemek istiyorum.

19:10.300 --> 19:16.320
Bir Türk, Almanya'da bir Alman kadınla evli.

19:16.320 --> 19:22.300
Aralarında işte bir takım incezatsızlıklar ortaya çıkıyor.

19:22.540 --> 19:23.960
Ve bir küçük kız çocuklar var.

19:24.060 --> 19:25.720
Zannediyorum 4-5 yaşında şu anda.

19:26.700 --> 19:28.460
Onun yaşını tam hatırlayamıyorum.

19:29.780 --> 19:34.060
Erkek, Türk erkek daha önceden bir plan yapıyor.

19:35.220 --> 19:38.440
Çocuğunun, kendi çocuğunun biletini alıyor, kendi biletini alıyor.

19:38.900 --> 19:43.200
Sabahleyin eşi, Alman eşi işe gittikten sonra hemen uçağı atlayıp Türkiye'ye getiriyor.

19:43.200 --> 19:44.060
Çocuğu kaçırıyor.

19:44.820 --> 19:47.840
Yani Alman anneden izin sonra kaçırıyor.

19:48.720 --> 19:52.280
Ve Türkiye'ye indikten sonra, zannediyorum işte İstanbul'da telefon ediyor.

19:52.360 --> 19:53.580
Ben şu anda İstanbul'dayım.

19:54.120 --> 19:56.060
Tabi Alman kadın çılgına dönüyor.

19:56.180 --> 19:58.500
Hemen ilgili makamlara şikayette bulunuyor.

19:59.040 --> 20:01.100
Sonuçta bu Türk yargılanıyor.

20:01.420 --> 20:03.260
İşte nerede yargılanıyor?

20:03.340 --> 20:07.860
İşte kadınla tekrar telefonla görüşmesinden tekrar çocuğunu alıp Almanya'ya götürüyor.

20:07.860 --> 20:13.680
Ve Alman makamlarında çocuğu annesinden izinsiz kaçırmaktan dolayı yargılanıyor.

20:14.940 --> 20:21.280
Şimdi bu olay bizim önümüze yahut da Türk yargısında nasıl intikal etti?

20:21.860 --> 20:23.020
Boşanma davaları var.

20:23.140 --> 20:25.020
Çocuğun velayeti gündeme geliyor.

20:25.160 --> 20:27.820
Ve 2. Hukuk Dairesi'nde bu dava görüşülüyor.

20:27.940 --> 20:30.860
Velayetle ilgili boşanma davası zaten gerçekleşmiş.

20:30.860 --> 20:43.780
Orada Alman ceza mahkemesinin çocuğu kaçırmaktan dolayı kişi hakkında yani erkek Türk hakkında verdiği karar 8 sayfa.

20:44.940 --> 20:46.160
8 sayfa bir karar.

20:46.420 --> 20:49.820
Şimdi bu bizim işimiz çoktur diye bunu.

20:49.940 --> 20:51.520
Şimdi o karar okuduğunuz zaman.

20:52.680 --> 20:56.920
Şimdi kişinin savunması, annenin iddiası, samut olay.

20:57.420 --> 20:59.820
Siz böyle bütün hepsine hakim olabiliyorsunuz.

20:59.820 --> 21:04.900
Yani bu bizde basit bir dava ama onlar için davanın basiti yoktur.

21:05.640 --> 21:09.560
Yani bütün davanın büyüğü küçüğü olamaz.

21:09.780 --> 21:13.500
Yani bir dava büyük dava efendim davanın konusu büyük olabilir ama

21:13.500 --> 21:19.380
o hukuk normu ona uygulayacağın hukuk normunun büyüğe göre küçüğe göre bir norm yoktur.

21:20.140 --> 21:21.020
Böyle bir şey yoktur.

21:21.020 --> 21:25.940
Ama işte o karar hiç unutmuyorum 8 sayfa verilmiş.

21:26.320 --> 21:29.220
İşte çocuğu kaçırmaktan dolayı bir ceza tayin edilmiş.

21:29.820 --> 21:31.880
Bunların hepsi tatmin ediyor kişi.

21:32.040 --> 21:35.560
Kişi artık taraflar sesini çıkaramıyor, toplum sesini çıkaramıyor.

21:35.600 --> 21:37.800
Herkes yargıya büyük bir saygı duyuyor.

21:38.140 --> 21:42.420
Bu saygıyı da ancak biz çalışarak bunu sağlayabiliriz.

21:43.420 --> 21:45.540
Başka bunun bir yöntemi yoktur.

21:45.640 --> 21:50.100
Bir de yargıya kesinlikle dışarıdan müdahale olmaması lazım.

21:50.100 --> 21:53.180
Yani kimsenin kimsenin işine karışmaması lazım.

21:53.760 --> 21:56.300
Ancak yargıya hiçbir zaman müdahale edilmez.

21:56.460 --> 22:04.980
Osmanlı İmparatorluğu zamanında dahi ki Osmanlı padişahları böyle işte bilginlerden, alimlerden düşünce alırmış.

22:05.320 --> 22:06.480
Padişaha söyledikleri şudur.

22:06.880 --> 22:08.680
Yargının işine müdahale etmeyiniz.

22:08.680 --> 22:24.140
Yani bu bilgi adamlar ki o zaman dahi yargının, hakimin işine müdahale etmeyiniz ki yargı kendi seyrinde, kendi çığırında, kendi izinde yürüyebilsin diye öyle yani.

22:24.140 --> 22:34.660
Evet. Yargıya müdahale, tabii demokratik yaşamın içinde ceza kanununda belirlenmiş ama bazen yetersiz kalabilen bir konu.

22:34.800 --> 22:35.000
Evet.

22:35.120 --> 22:37.880
288, siz daha evvel bahsetmiştiniz.

22:37.880 --> 22:38.040
Evet.

22:38.300 --> 22:41.480
Yargıya müdahalede nasıl bir denge olmalı?

22:41.480 --> 22:43.300
Şimdi yargıya müdahale...

22:43.300 --> 22:44.340
Yargıya müdahale olmamalı.

22:44.580 --> 22:49.340
Bir de yani beyan hakkı, fikir hürriyeti açısından değerlendirilir.

22:49.380 --> 22:51.520
Şimdi bir şeyi telkin etmek farklı bir şey.

22:51.520 --> 22:54.500
Bir şeyi, fikirini beyan etmek farklı bir şey.

22:54.600 --> 22:55.860
Bir kararı beğenmeyebilirsiniz.

22:56.080 --> 22:56.660
Bu çok normal.

22:56.780 --> 22:59.820
Yani siz de bir hukukçusunuzdur veya bir görüşünüz vardır.

23:00.420 --> 23:01.560
O kararı beğenmeyebilirsiniz.

23:01.660 --> 23:02.440
Bu çok normal bir şey.

23:02.540 --> 23:05.180
Her insanın farklı görüşü, fikri olabilir o konuyla ilgili.

23:05.180 --> 23:12.080
Ama insanlara bir şeyi dikte etmeye, bir şeyi empoze etmeye başladığınızda o artık müdahale olur yani.

23:12.740 --> 23:15.580
Yani bu özellikle basın eliyle çok fazla oluyor.

23:16.120 --> 23:21.500
Basın eliyle hakimlerimize, savcılarımıza işte ne oluyor burada, ne yapıyorsunuz gibi.

23:21.520 --> 23:32.520
Kendini öyle hani garip bir şekilde böyle bir empoze ve bir kararlarla ilgili farklı fikirler verdirtmeye yönelik veya sen böyle yapmalısın gibisinden bir...

23:32.520 --> 23:33.180
Bir anlamda baskı.

23:33.260 --> 23:34.940
Tabii tabii bir anlamda direkt baskı yani.

23:35.540 --> 23:38.520
Yapabilecek en önemli kurumlardan bir basın Türkiye'de.

23:39.300 --> 23:42.200
Yani inanılmaz bir medya kuvveti var.

23:42.200 --> 23:50.300
Hakimlerimiz de biraz önce Bilal Bey ile konuştuk etten kemikten insanlar yani etkilenmemeleri söz konusu olamaz yani böyle şeylerden.

23:50.740 --> 23:56.340
Yani dosya içeriğine bir bakıyorsunuz ama veya işte herhangi bir işte ne bileyim bir tazimiyet davasında tazimiyet şartları yok.

23:56.700 --> 24:03.960
Ama basın öyle bir velvele koparıyor ki orada sanki dosyada çok farklı bir şey varmış hissiyatı uyanıyor zihinlerde yani.

24:03.960 --> 24:07.100
Bu da hakimlerimiz de farklı düşüncelere yöneltebiliyor burada yani.

24:07.840 --> 24:11.760
99 yılında benim müvekkillerim yaşadılar bunu birebir.

24:12.360 --> 24:21.960
Yani 7 gün boyunca yazılı ve görsel basınca televizyonlarda, gazetelerde öyle haberler yapıldı ki daha ifadeler Savcı Bey'in önüne gitmeden...

24:21.960 --> 24:30.960
İnsanların ifadeleri gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, baş köşelerde yani köşe yazarlarınca dile getirildi.

24:32.480 --> 24:34.840
Şikayetçi olunması yönünde çağrılar yapıldı.

24:35.380 --> 24:45.400
Şimdi bu veya işte dönemin siyasi otoritesinin iki numaralı insan olan İçişleri Bakanı PKK'dan daha tehlikeli gibi çok korkunç bir beyanatta bulundu yani.

24:45.700 --> 24:46.360
Direkt baskı yani.

24:46.360 --> 24:49.280
Direkt baskı bu. Bunu başka bir izahla açıklayamazsınız yani.

24:49.280 --> 24:53.900
Yani bu hakime açıkçası akıl öğretmektir yani.

24:54.560 --> 24:57.760
Yani bu ben hakimlerimize çünkü yakıştıramam yani onu.

24:57.940 --> 25:00.540
Hani birisinin fikrini şey yapmasını yakıştıramadığım için.

25:01.160 --> 25:03.780
Bu akıl öğretmektir yani. Başka bir açıklaması yoktur yani.

25:04.280 --> 25:05.800
Hakim bilmiyor mu? Biliyor tabii ki yani.

25:05.840 --> 25:08.800
30 senelik, 25 senelik tecrübesi olan hukukçu bir insan.

25:09.220 --> 25:12.840
O insana bir şeyler öğretmek, akıl öğretmektir kaba tabirle çok affedersiniz.

25:13.680 --> 25:18.620
Ya bu açık bir baskıdır ama bir dosyayla ilgili bir fikir beyan edersiniz bunda bir şey yok.

25:18.620 --> 25:19.680
Beğenmeyebilirsiniz tamam.

25:20.120 --> 25:25.440
Ama orada insanları empoze etmeye çalıştığınız zaman işin şekli farklılaşır.

25:26.080 --> 25:29.580
Türk Ceza Kanunu 288. maddesinden bahsettiniz siz biraz önce.

25:30.240 --> 25:35.920
Türk Ceza Kanunu 288. maddesi adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs suçunu şey yapıyor.

25:35.920 --> 25:42.100
Şimdi adil yargılamayı etkilemek Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmemiş.

25:42.500 --> 25:47.080
Şimdi etkilemenin suç olmadığı bir yerde teşebbüs suç olamaz.

25:47.420 --> 25:48.700
Mesela adam öldürmek suçtur.

25:49.700 --> 25:52.220
Adam öldürmeyi teşebbüs etmek de suçtur.

25:52.300 --> 25:56.420
Neden? Çünkü adam öldürmeye çalışmak suçtur çünkü yani.

25:56.960 --> 25:59.960
Bir şeyin aslı suç olmadan onu teşebbüsü suç olamaz.

26:00.100 --> 26:01.600
Teknik olarak hukuk mantığında.

26:01.600 --> 26:03.580
Bu bir ayrı bir yanlış.

26:04.220 --> 26:09.020
Ayrıca bu kanunun düzenlemesi düşünce ve fikir özgürlüğüne de aykırı.

26:09.820 --> 26:12.880
Şimdi 277. madde var bu konuyla ilgili.

26:14.700 --> 26:16.560
Hakimlerimize yapılan baskılarla ilgili.

26:16.940 --> 26:18.200
277. madde var.

26:18.780 --> 26:22.640
Bu madde varken 288. madde düzenlenmesine gerek yok.

26:22.800 --> 26:26.880
Yani oradaki şeyde yani baskının unsurları net bir şekilde sayılmış.

26:26.980 --> 26:28.780
277. madde Türk Ceza Kanunu.

26:28.780 --> 26:34.160
Onun için adil yargılımı etkilemeye teşebbüsün suç olmaması gerekiyor.

26:34.520 --> 26:39.260
Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de şöyle bir karar var.

26:39.980 --> 26:41.480
Profesyonel yargıçlar diyor.

26:41.820 --> 26:42.840
Hiçbir şekilde diyor.

26:43.900 --> 26:49.720
Kamuoyu baskısından etkilenmeyecek insanlar olarak tefekkür ediyor ve tasavvur ediyor o insanları.

26:50.460 --> 26:51.680
Hakimin bir görüşü vardır.

26:52.160 --> 26:54.640
Dosyasını inceler ve ona göre karar verir diyor.

26:54.640 --> 27:00.000
Ha bir takım icrahi hareketler olur, birileri araya sokulur, bir şeyler yapılır.

27:00.080 --> 27:00.700
Burası ayrı.

27:01.020 --> 27:02.800
Onu farklı bir kategoriye sokmuşlar.

27:03.420 --> 27:07.860
Ama bir şeyi etkilemeye teşebbüs etmek, adil yargılımı etkilemeye teşebbüsün suç olmamalı.

27:08.000 --> 27:10.040
Bir fikir beyan etmek suç olmamalı.

27:10.600 --> 27:16.220
Bu nedenle Türk Ceza Kanunu 288. maddesinde bana göre aciliyetle düzenleme yapılması gerekiyor.

27:16.220 --> 27:26.160
Evet efendim siz şimdi efendim tabi bu konu şöyle birazcık tabi bir davanın yürümesi var bir de karara bağlanması var.

27:26.320 --> 27:29.820
Karar yürüyen bir dava tabi bizim yargı yetkileme demek istediğimiz bu.

27:30.440 --> 27:34.960
Yani yürüyen bir davada yargıcı birazcık şuraya bu şekilde baskı altına almak.

27:34.960 --> 27:41.640
Şimdi o bu konuda fikir beyan eden veyahut açıklamada bulunan kişinin kendisi çok önemli yani.

27:41.920 --> 27:46.820
Sıradan bir vatandaşın ya bu yargıçta bu davayı nasıl bitirecek?

27:47.440 --> 27:51.420
Aslında bu yargıçta işte şöyle yapabilir dendiği zaman bu haber dahi olmaz.

27:52.120 --> 27:58.100
Ama sizin konumunuz, sizin durumunuz çok farklıysa bu tabi ki mutlaka yargıcı etkileyecektir.

27:58.100 --> 28:08.100
Şimdi biraz önce Ceyhun Bey söyledi gerçekten ben zannetmiyorum ki bugün Avrupa'daki başıma gelen olayı da belki size aktarabilirim.

28:09.460 --> 28:12.240
Bir Almanya'daki bir yargıç hiç etkilenmez.

28:12.660 --> 28:17.100
Ben Almanya'daki yargıca kardeşimin boşanma davasından dolayı mektup yazdım.

28:17.980 --> 28:26.720
Yani hiç yani bir ama mektup yazarken de ısrar üzerine yazdım ve zaten mektubun sonuçsuz olacağını da bildiğim halde yazdım.

28:26.720 --> 28:29.700
Ve nitekim yargıç bunu duruşmada söylemiş bunu.

28:30.120 --> 28:40.280
Şimdi etkilenmezler yani siz biraz önce söylediniz ya yargıç mektup geldi başka bir tanesi eğer kendi güveni, kendi bilgisi yeterliyse

28:40.280 --> 28:48.600
ve herhangi başka bir ideolojik veyahut da başka bir çıkar peşinde değilse bunların bir sonuç doğuracağına ben inanmıyorum.

28:49.260 --> 28:53.920
Bunun nasıl bir kişi yargıç hakkında bir şey söyledi?

28:53.920 --> 29:03.980
Siz o karara doldurduğunuz zaman, onun kararın içeriğini doldurduğunuz zaman, gerekçesini yazdığınız zaman bütün bu söylentilere, sözlere yanıt verebilirsiniz.

29:04.580 --> 29:12.380
Bu bakımdan muhakkak tabii yargıyı etkilemek bugün Türkiye'de nereden geliyor?

29:12.700 --> 29:15.320
Bu bir takım üst yerlerden geliyor.

29:15.320 --> 29:17.980
Onların yargıya hiç karışmaması gerekiyor.

29:18.080 --> 29:25.100
Yoksa vatandaşın kendi kendine, hele olan çıkan bir kararı ilanaya eleştirebilirsiniz ve çok sert de eleştirebilirsiniz.

29:25.260 --> 29:29.660
Duş teşkil etmemek koşuluyla tabii duş teşkil etmemek koşuluyla, onun da bedellerini ödemek zorundasınız.

29:30.120 --> 29:36.460
Yargıcı hakaret etmemek suretiyle bunu da tabii ki bir hafta mahkemesine yargıcı hakaret etmemek suretiyle eleştirebilirsiniz.

29:36.460 --> 29:53.320
Ama yürüyen bir davayı şu ya bu şekilde kendi, belki işte kamusal gücünüze dayanarak etkilerseniz, bu tabii ki yargıç için ve adalet için, yargı için hoş bir şey olmaz diye düşünüyorum.

29:53.440 --> 29:53.600
Evet.

29:53.740 --> 29:54.720
Yani doğru da bu.

29:55.100 --> 29:59.840
Yani basınla birlikte Türkiye'de bazı, şimdi mesela görülen ünlü davalar oluyor.

29:59.840 --> 30:06.740
Örneğin Silivri'de görülen davanın iddianamesinde yansıyan buna benzer unsurlar oldu.

30:06.840 --> 30:19.080
Belli yargı mensuplarının üzerinde orada yargılanan, işte belli yapılanmanın üyelerinin yargıçlara yönelik baskı unsuru oluşturabilecek.

30:19.300 --> 30:23.460
İşte şununla konuşalım, şuna, şu yönden etki edelim mahiyetinde.

30:23.460 --> 30:30.280
İddianamede yansımış, işte dinleme ve evraktan edinilmiş bilgiler de oluyor.

30:30.400 --> 30:32.520
Yargıçlarımız böyle şeylerlerde karşılaşabiliyor.

30:32.520 --> 30:47.960
Yani kişisel basın şeyin dışında belki yargıçları korkutabilecek özel hayatıyla ilgili unsurlara bile müdahil olabilen baskı korku altına alınan olaylara da rast geliyoruz.

30:47.960 --> 30:59.380
Ya şimdi tabii, şimdi ben yani işin başına dedim ki bir adaletin doğru sağlanabilmesi için, gerçekleşebilmesi için bütün kurumların kendi görevlerini yapmaları gerekiyor.

30:59.500 --> 31:02.880
Yani kendi daireler içinde hareket etmeleri gerekiyor.

31:03.400 --> 31:10.960
Elbette ki bugün basının, yani bir gazeteden söz ediyorsunuz, o gazetesinin, o gazetenin artık o haberi nasıl yansıtacağını da biliyorsunuz.

31:10.960 --> 31:16.060
Yani önceden biliyorsunuz, şimdi o artık inancınızı yitiriyorsunuz.

31:16.320 --> 31:19.160
Bir gazeteye alıyorsunuz, o başka türlü bir haberi yansıtıyor.

31:19.280 --> 31:22.620
Diğeri, ideolojileri ayrı olduğu için o başka türlü yansıtıyor.

31:22.680 --> 31:28.640
Evet, bu tabii ki fikir özgürlüğü, düşünce özgürlüğü açıklaması kapsamında ama olayı doğru vermek zorundasınız.

31:28.640 --> 31:40.880
Yani basının bir olayı algılaması başka bir şey, kendi algısını vermeyecek, basın olguyu verecek.

31:41.000 --> 31:46.040
Basın şimdi algılısını verince, algılamasını verince tabii ki ortaya başka şeyler çıkıyor.

31:46.140 --> 31:50.840
O zaman herkes iç içe giriyor, herkes birbirinin yetkisine, görevine müdahale ediyor.

31:50.840 --> 31:55.080
Basın elbette ki şimdi bir yargıcın, yargıç nihayet bir insandır.

31:55.640 --> 32:03.240
Bir yargıç bir davaya bakarken, bu davanın işte önemine veyahut da şu ya bu şekildeki yapısı itibariyle

32:03.240 --> 32:10.900
yargıcın tutukta özel yaşamını sizin ortaya atmanız herhalde bir basın ahlakıyla, bir insan ahlakıyla bağlı.

32:11.000 --> 32:12.420
Nihayet bir yargıç da bir insandır.

32:12.580 --> 32:17.220
Onun da bir takım kendine göre gizli yaşamları, kendine göre, zaten oraya,

32:17.220 --> 32:21.960
yani o gizli alana basının da girmemesi lazım, kimsenin de girmemesi lazım.

32:22.400 --> 32:29.040
Ama bizim basın, bu yargıç da falan yerde falan şu şekilde oturuyordu veyahut da geziyordu diye

32:29.040 --> 32:36.540
yayınladığı zaman tabii ki toplumun kafasında, zaten toplumun da yapısı da bir yerde tam oturmadığı için

32:36.540 --> 32:43.300
ya sen niçin bunu yazıyorsun diyemeyeceğine göre, yargıç da tabii ki bir kendisine göre bir sarsılma geçirebilir.

32:43.300 --> 32:49.620
Yani insanız biz. Herkesin gizli kalan bir yaşamının bir bölümünün dışarıya yansıtılması

32:49.620 --> 32:54.120
son derece bana göre bir cinayettir yani. Gizli kalması gereken ama.

32:54.240 --> 33:00.000
Bakınız ben şeffaflıktan yanayım ama insanın bir gizli alanı vardır, yaşamın bir gizli alanı vardır.

33:00.480 --> 33:02.360
Oraya hiç kimsenin girmemesi lazım.

33:03.880 --> 33:05.740
Tabii özel hayat hürriyeti ayrı.

33:05.960 --> 33:06.180
Evet.

33:06.180 --> 33:12.800
İşte özel veyahut da yani gizli kalan tabii ki özel hayat yani şimdi insan yaşamının

33:12.800 --> 33:17.860
işte bir gizli alan vardır, bir orta alan vardır, bir de açık alan vardır yaşamınızda.

33:18.200 --> 33:20.680
Şimdi o gizli alana hiç kimsenin girmemesi lazım.

33:20.900 --> 33:25.700
Basın buraya giriyor amacı o davayı etkilemektir.

33:25.780 --> 33:30.000
O davayı başka yönden kendi işte düşüncesi doğrultusunda etkilemektir.

33:30.000 --> 33:33.920
Yargıcın veyahut da o davada çekilmesini sağlamaktır.

33:34.780 --> 33:37.320
Yani budur. Bu bakımdan bunu söylemek istedim.

33:37.420 --> 33:38.840
Yani o alana girilmemesi lazım.

33:39.000 --> 33:42.280
Özelin bu özel olabilir, başka bir şey olabilir.

33:42.360 --> 33:48.440
Tabii ki yargıç, yargıcın da yargıçlık mesleğinin gereklerine uygun hareket etmesi gerekiyor.

33:48.580 --> 33:49.880
Mutlaka bu şart.

33:50.000 --> 33:55.680
Ama yargıçta yani bir takım gizli yaşamları olabilir insanın.

33:55.680 --> 34:01.740
Bunda bunu kalkıp da bir yargıç rahip değil ki.

34:02.320 --> 34:06.580
Yani diyelim ki işte gizli yaşam herhangi bir tanesiyle bir şey yaşıyordur diyelim.

34:07.020 --> 34:08.640
Yargıç da bir insandır yani onu.

34:09.740 --> 34:10.640
Bunu belirtmek istedim.

34:10.640 --> 34:24.780
Tabii yani yargıçlarımızın üzerine yani basınla birlikte bahsettiğimiz gibi çeşitli kanun dışı yapılanmaların belli davalarda yönlendirmek üzere baskılar yaptığı bugün bazı iddianemelerde görülüyor.

34:24.780 --> 34:29.180
Ve bundan dolayı bazı insanlar da mağdur oluyor.

34:29.480 --> 34:33.040
Çünkü doğru karar verilmiyor.

34:33.920 --> 34:37.440
Özellikle belli ideolojik yönden karar verilmiş oluyor.

34:37.560 --> 34:40.600
Veyahut baskı altına alınarak bir karar çıkmış oluyor.

34:41.560 --> 34:46.840
Bu tabii yüksek yargıda bu kararlar dönebiliyor.

34:47.340 --> 34:48.540
Tabii haliyle, yüzeyince.

34:48.620 --> 34:52.160
Ama bazen de yüksek yargıda da gözden kaçan şeyler de olabiliyor.

34:52.160 --> 35:03.280
Örneğin ben yakın zamanda önümüzde olan bir davada ilk bakılan unsurlardan biri belki sizin tecrübeniz çok yüksek tabii ki ifade edeceksiniz.

35:03.920 --> 35:13.100
Örneğin müdahillik konusunda yani davanın müdahili değilken temiz edilmiş ve bu temiz kabul edilmiş.

35:13.100 --> 35:19.920
Bunun üzerine zaten 6 sene, 5 senede karar alınmış bir davada.

35:20.000 --> 35:21.660
Örneğin zaman yanışımı kararı alınmış.

35:22.460 --> 35:25.940
Dava tekrardan dönüp 12 seneye kadar uzamış.

35:26.800 --> 35:34.040
Ve haksız bir temizle yani müdahil, davayı temiz hakkı olmayan bir müdahillik kabul edilerek.

35:34.480 --> 35:37.580
Ki halbuki mahkeme daha sonra o insanların müdahilliğini kaldırmış.

35:37.580 --> 35:41.620
Ama o insanların itirazıyla dava bozulmuş.

35:42.740 --> 35:44.720
Böyle örneklere de rastlayabiliyoruz.

35:44.800 --> 35:46.160
Yani maddi hatalar da yapılıyor.

35:46.260 --> 35:48.620
Bunların telafisinin nasıl mümkün olacağı bilmiyorum.

35:48.760 --> 35:50.780
Yerel mahkemelerde mi düzelebilir?

35:50.940 --> 35:56.440
Şüphesiz yani dediğiniz husus müdahillik konusu yerel mahkemenin zaten öncelikli karar vereceği bir konu.

35:56.540 --> 36:01.720
Öncelikli müdahilliğe karar verebilmek için bir ceza yargısında öncelikli bir talep olması gerekiyor.

36:01.720 --> 36:05.760
Taleple birlikte o kişinin suçtan zarar gören sıfatına sahip olması gerekiyor.

36:06.260 --> 36:14.220
Şimdi şikayette tamam talepte bulunmuş olabilir mahkeme ama suçtan zarar gören değilse o davada müdahil olamaz.

36:14.420 --> 36:16.780
Belli ki gözden kaçtı, müdahil oldu.

36:17.200 --> 36:18.720
Müdahil olsa bile o karar temiz edemez.

36:18.820 --> 36:21.260
Temiz etme hak ve yetkisine sahip değildir yani.

36:22.000 --> 36:22.860
Örneğin örgüt suçunda.

36:22.960 --> 36:26.640
Örgüt suçunda gerçek kişilerin temiz etme hakkı yoktur bir dosyayı.

36:26.640 --> 36:33.640
Yani herhangi bir şekilde o suçun mağduru, zarar göreni ceza yargısına toplum ve devlet olarak öngörülür.

36:34.920 --> 36:39.740
Toplum ve devlet adına iş gören Cumhuriyet Savcısı ancak o kararı temiz edebilir.

36:40.140 --> 36:45.480
Başka kişilerin, gerçek kişilerin o suçtan temiz etmesi o kararı söz konusu bile olamaz yani.

36:46.020 --> 36:48.700
Yargıtay'a da geldiğinde ilk husus olarak zaten usulü incelemedi.

36:48.700 --> 36:58.160
Yargıtay ilgili dairesine veya tetkik hakimi bakacağı ilk hususlardan birisi, kim temiz etmişse bu kişinin suçtan zarar gören vasfına sahip olup olmadığıdır.

36:58.520 --> 37:04.320
Eğer suçtan zarar gören vasfına sahip değilse bu kişi, direkt olarak usullerini reddedip dosyayı geri göndermesi gerekir.

37:05.080 --> 37:09.700
Böyle olmadığı takdirde, yani davalarda bir oldu bitti mi, nasıl olacak bunun hilafesi?

37:09.700 --> 37:11.800
Yani kesin birçok yolu var.

37:12.560 --> 37:14.540
Yerel mahkeme kararına direnebilir.

37:15.080 --> 37:19.860
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na olağanüstü bir kanun yorana, kanun yorana bozma talebinde bulunabilir.

37:20.660 --> 37:21.760
Bu tür yollar öngörülmüştür.

37:21.840 --> 37:23.420
Yani yerel mahkeme direnme kararı verebilir.

37:23.520 --> 37:24.660
Bunun önünde bir engelli yok yani.

37:24.800 --> 37:26.240
Veya yeni de bir karar verebilir.

37:26.360 --> 37:28.540
Yani ben hayır gördüm, kararımın arkasındayım.

37:28.960 --> 37:33.020
Bu kişiden suçtan zarar gören sıfatı yoktur hiçbir şekilde deyip kararını dinleyebilir.

37:33.100 --> 37:34.300
Ceza Genel Kurulu'na gönderebilir.

37:34.300 --> 37:44.340
Zaten Ceza Genel Kurulu'nun kurulma amacı son olarak artık hani bir konuda hukuki meselede birçok hakimin katılımıyla, değil mi efendim?

37:44.880 --> 37:52.600
Yani birçok hakimin katılımıyla artık dairelerden, siz de biraz önce ifade ettiğiniz, çok sayıda hakimin katılımıyla o şeye karar vermek istiyor.

37:52.660 --> 37:58.500
Normalde dairelerde beş kişi oluyor hukuk dairelerinde, ceza dairelerinde benzer.

37:58.500 --> 38:04.860
Ama hani ceza genel kurulu veya hukuk genel kurulunda çok çok fazla hakim oluyor.

38:05.280 --> 38:11.240
O nedenle hani bir dosyada bir karar vermek daha hani sıhhatli olduğu için böyle bir yol öngörülmüş.

38:11.340 --> 38:13.920
Zaten sıhhatli olmasa böyle bir yol öngörülmez.

38:14.120 --> 38:15.700
Dairelerin kararı yeterli sayılır.

38:16.300 --> 38:17.800
Sistem burada kapatılmış olur zaten.

38:18.360 --> 38:23.880
Onun için hani yerel mahkemelerin kararlarında direnmesinde bir engelli yok hiçbir şekilde.

38:23.880 --> 38:32.820
Evet efendim, peki siz tabi yüksek yargıda 28 yıl yüksek tecrübeye sahipsiniz.

38:33.080 --> 38:33.300
Evet.

38:33.780 --> 38:35.880
Binlerce dava bakmışsınızdır.

38:36.040 --> 38:38.120
Tabi böyle hatalar olabiliyor.

38:38.340 --> 38:39.580
Bunların telafisinin olması.

38:39.580 --> 38:40.860
Muhakkak, muhakkak tabii.

38:40.860 --> 38:44.420
Adalet için, adaletin tesisi için, toplumdaki adalet hissinin tatmini için.

38:44.520 --> 38:45.040
Muhakkak.

38:45.040 --> 38:52.180
Ve Türk hukukın ilerlemesi için, hukuk devletine güvenin ilerlemesi için önemli.

38:52.340 --> 38:55.460
Bunların telafisi mutlaka gerekmekte.

38:57.220 --> 39:04.240
Tabi bizim Türk hukuk alanını, davalarımızın geçmesini biz arzu etmiyoruz.

39:04.320 --> 39:08.920
Yani mesela Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne davalarımız gitsin istemeyiz.

39:08.920 --> 39:22.340
Ama tabi bu tip maddi hatalar veyahut işte ideolojik yaklaşımlardan, şundan bundan verilmiş kararlardın yanlışlıklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde doğal olarak arayışa geçiyor insanlar.

39:22.340 --> 39:38.140
Buraya gitmemesinin temini için, yani yargıçlarımızın eğitimi, gelişimi, davaların iyi incelenmesi, telafi imkanlarının sağlanması, arttırılması gibi ne tedbirler alınabilir?

39:39.080 --> 39:43.380
Şimdi bütün sorun yargıcın olaya objektif bakması.

39:43.380 --> 39:53.920
Şimdi yargıç, hukuk çok geniş bir alan olduğu için içinden çıkamamış olabilir.

39:54.220 --> 39:56.480
Bana göre bu telafisi mümkündür bunun.

39:56.900 --> 40:03.560
Bir nülçü de işte bir takım kademelerden geçmek suretiyle, işte temiz yoluyla bu gelebilir.

40:03.740 --> 40:07.060
Fakat yargıcın ideolojik davranması çok kötü bir şey yani.

40:07.060 --> 40:15.060
Yanlış karar yani o olayı bilmeden, olayı bilgisiz yetersizliğinden verdiği bir kararın yarattığı tahribat ile

40:15.060 --> 40:20.840
ideolojik anlamda yaptığı tahribat arasında çok büyük farklılıklar var diye düşünüyorum.

40:21.680 --> 40:25.240
Onun için ideolojiden bir defa yargıç kendisinin Türkiye'de bunu sıyırması lazım.

40:26.180 --> 40:32.500
Bir takım hukuk dışı güçlerden kendisini koparması lazım.

40:32.500 --> 40:37.980
Bu hangi ne olursa olsun tamamen yani salt hukuk içerisinde kalması lazım.

40:39.160 --> 40:42.940
Şimdi sizin söylediğiniz nasıl olabilir?

40:44.720 --> 40:47.040
Bizim toplumumuzda şöyle bir şey vardı.

40:47.140 --> 40:52.180
Şimdi biz daha ulusal bir devlet yapısı içerisinde bu işleri götürmeye çalışıyoruz.

40:52.940 --> 40:58.900
Dışarıdaki bir müdahaleyi işte bir dış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin müdahalesini

40:58.900 --> 41:05.020
böyle bir küçük, bizi küçük görüyormuş gibi anlamına getiriyor.

41:05.200 --> 41:09.360
Yani onu biz hukuki müdahale değil de yani siz çok da basında rastlarsınız.

41:09.800 --> 41:15.960
Ya aslında işte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ideolojik davranıyor yahut da taraflı davranıyor.

41:16.060 --> 41:18.680
Türkiye'yi işte böyle çok mahkum ediyor gibi düşünülüyor.

41:18.680 --> 41:23.420
Şimdi bunu kendi meslek yaşamımda bunu çok görürüm.

41:23.540 --> 41:25.000
İşte avukat duruşmaya gelir.

41:25.620 --> 41:31.480
Efendim der ki işte bu dava bu şekilde biterse ben bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne söz olarak söylüyorum içeride duruşmada.

41:31.480 --> 41:43.400
Şimdi öyle bir yetişme biçimimiz var ki yargıç olarak işte duruşmadan sonra dosyanın müzakeresine geçiyorsunuz.

41:43.440 --> 41:46.680
Ha diyor bu adam demek ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne mi gitsin?

41:46.740 --> 41:47.300
Gitsin diyor.

41:47.300 --> 41:53.440
Ha diyor yani onun bir yerde gerektiği yani bu belki de verilen kararımız doğru olabilir ama

41:53.440 --> 41:55.540
yargıçın böyle düşünmemesi lazım.

41:55.700 --> 41:59.040
Tamam buyur git diyor ona böyle yani işte tartışmalarla.

41:59.480 --> 42:00.360
Bu yanlış bir şey.

42:00.360 --> 42:02.520
Bu ne demek?

42:03.020 --> 42:08.820
Siz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki yargıç benden üstün değildir şeyine kapılıyor.

42:09.580 --> 42:10.640
Özgür düşüneceksin.

42:10.920 --> 42:12.080
Özgürce konuşacaksın.

42:12.600 --> 42:16.400
Düşüncelerinizi kimseye zarar vermeden özgürce ifade edeceksiniz.

42:16.400 --> 42:20.820
Başkasının da yanlış da olsa onun da düşüncesine saygı göstereceksiniz.

42:21.600 --> 42:23.980
Yani benim düşüncem doğrudur.

42:24.620 --> 42:29.980
Eğer sen benim düşüncem doğru kabul etmezsen ben de sana şöyle şöyle yaparım veya yapıyorsan

42:29.980 --> 42:32.020
bu orada bu gelişme olmaz.

42:32.240 --> 42:35.320
Biz bir kanalda gideriz.

42:36.460 --> 42:43.640
Halbuki çok yol çok kanaldan gittiğimiz zaman böyle gide gide hangi kanal yanlışsa onu terk ederiz doğruyu bulabiliriz.

42:43.640 --> 42:49.480
Ama tek kanaldan gittiğimiz zaman o yanlışsa oradan gidiyoruz demek hep böyle gideceğiz bu.

42:50.120 --> 42:55.660
Halbuki çoğaldırsa ne kadar çoğalırsa seçimlik hakkımız tercih etme hakkımız daha da çoğalacaktır.

42:55.660 --> 43:05.080
Yani onun için tabii ki yargıcın yetişme tarzı yani şey yapmayın yargıç böyledir diğer meslekler böyle değil mi?

43:05.680 --> 43:12.160
Şimdi elbette ki bir idari genel hizmetler sınıfındaki bir kişi devletin işte memurudur.

43:12.660 --> 43:13.860
Öyle hareket edecektir.

43:14.240 --> 43:16.800
Ama onun yanlışlarını düzeltecek bir kurum vardır.

43:16.920 --> 43:17.200
Kimdir?

43:17.280 --> 43:17.700
Yargıdır.

43:17.700 --> 43:23.780
Yargı da onun gibi düşündüğü zaman orada artık hani işte çok sürenin bir söz vardır.

43:24.460 --> 43:27.900
Şimdi işte bir şey koktu siz tuz dökez.

43:27.960 --> 43:29.240
Tuz kokarsa ne yaparsınız?

43:30.040 --> 43:32.360
Sorun buradan kaynaklanıyor yani yetişme biçimi.

43:32.420 --> 43:33.160
Evet çok gelmiş.

43:33.440 --> 43:33.720
Buyurun.

43:33.880 --> 43:38.520
Estağfurullah yani ben de Bilal Bey'in söylediklerini çok doğru gerçekten birkaç ekleme yapmak istiyorum.

43:39.120 --> 43:41.520
Hakimin görevi hukukun gereğini yapmaktır yani.

43:41.520 --> 43:47.060
Yani kararların üzerinde de sağ üst köşede yazar şey olarak Türk Milleti adına yazar yani.

43:47.060 --> 43:49.180
Şimdi o kararlar millet adına veriliyor.

43:49.820 --> 43:55.100
Millet adına verirken de milleti korumak yani onun adaleti tesis etmek amacıyla verilmeli.

43:56.040 --> 43:58.700
Şimdi bu sadece bu tür davalarda olmuyor.

43:58.780 --> 44:00.080
İşkence davalarında da böyle oluyor.

44:00.620 --> 44:02.080
Şimdi insanlar gözaltına alınıyor.

44:02.840 --> 44:04.560
Bir gün, iki gün, üç gün, dört gün.

44:04.700 --> 44:08.180
Eski zaman özellikle 98 ve 2002 yıllarında çok fazla oluyordu bu tür vokallar.

44:08.740 --> 44:10.160
O insanlara işkence uygulanıyordu.

44:10.800 --> 44:14.100
Adli tıp raporu olmasına rağmen mahkemeler beraat kararı verebiliyordu.

44:14.860 --> 44:16.600
Şimdi bu çok vahim bir şey yani.

44:16.600 --> 44:24.160
Yani ortada bir adli tıp kararı varsa, bir doktor raporu varsa artık orada başka bir şeyden söz edemeyiz yani şey olarak.

44:24.880 --> 44:28.060
Evet, işkence olayından bahsediniz.

44:28.640 --> 44:29.760
Ben de aynı şeyi düşünüyordum.

44:29.820 --> 44:31.200
Bilal Bey'e onu da sormak istiyorum.

44:31.600 --> 44:34.660
Yani Yargıtay'ın özellikle işkence davalarına bakış açısı.

44:35.160 --> 44:38.800
Tabii ki biz Türk Milleti olarak hepimiz devletimize sahipleniriz.

44:38.800 --> 44:49.240
Ama devleti o dönem, hangi dönemde idare eden zihniyet, hükümet eden zihniyetteki şeyleri ancak eleştirebiliriz ve onların yaklaşımını.

44:49.240 --> 44:59.800
Mesela 1998 ve 2002 arasında dediğimiz işkence olaylarında o zamanın idarecileri ve uygulayıcıları işkence olayına sahipleniyordu.

44:59.900 --> 45:02.320
Ve işkence davaları açılmıyordu bile.

45:02.520 --> 45:05.660
Yani bırakın beraat vermeyi, hiç açılmıyordu bile.

45:05.660 --> 45:10.540
Fakat şimdi bu konuda devletimizin bir irade göstermesi söz konusu.

45:10.640 --> 45:12.340
Mesela işkenceye sıfır tolerans diyor.

45:13.080 --> 45:20.640
Şu anda işkenceye maruz kalmış ama yargıda bu hakkı kazanamamış olanlar için,

45:21.060 --> 45:26.480
Yargıtay'a yansımış davalarda yani Yargıtay'ın işkence davalarına bakış açısı nasıl ve nasıl olmalı?

45:28.220 --> 45:34.820
Şimdi işkence olayı bir insanlık suçu.

45:35.660 --> 45:47.080
İşkence olayı bir pozitif, efendim işkence yapıldığı zaman siz ceza alacaksınız diye bana göre düzenleme yapılması hukukta olmamalı.

45:47.160 --> 45:51.760
Zaten başlı başına bu evrensel bir kural bu.

45:51.760 --> 45:56.540
Yani bunun işkence yapanı mutlaka, mutlaka ama cezalandırılması lazım.

45:56.660 --> 46:01.080
Yani işkence yapmak kim yapacak?

46:01.340 --> 46:04.640
Bunu işte genellikle bizim bildiğimiz gibi kamu görevlisi yapıyor.

46:04.640 --> 46:07.360
Ama vatandaşın da birbirine işkence yapması var.

46:08.060 --> 46:17.160
İşkence yapmak sadece ona bir yerde götürüp eziyet etmek, cefa, fiziki bir rahatsız edici anlamında değil.

46:17.780 --> 46:19.340
Sözle de yapabilirsiniz.

46:20.680 --> 46:24.280
Yani bir takım baskı yönden de yapabilirsiniz.

46:24.500 --> 46:28.640
Manevi bir ona şiddet de uygulayabilirsiniz.

46:28.640 --> 46:45.680
İşkenceyi bugün tabii siyasi iradenin bulunması, o işkencenin yapıldığı henüz iş adliye intikal etmeden olayların çok sağlıklı biçimde adliyeye yansıtılmasıyla ancak mümkündür.

46:45.680 --> 46:48.460
O aşamayı da siyasi iktidar yapacaktır.

46:48.540 --> 46:58.320
Yani genel idare hizmetleri, güvenlik hizmetlerindeki bu yapılan yolsuzlukların yahut da usulsüzlüklerin mutlaka işte adli makamlara izletilmesi lazım.

46:58.520 --> 47:02.260
Eskiden bunu, bütün sorun şu, bunlar devleti güçlendirmez.

47:02.260 --> 47:05.560
Siz devleti koruyorum derken devleti zayıflatırsınız.

47:05.740 --> 47:07.020
Kesinlikle bu böyledir.

47:07.900 --> 47:17.100
Toplum, bütün halk, bütün kişiler devlete inanmadığı, devlete güvenmediği sürece kendi başının çaresine bakacaktır.

47:17.660 --> 47:20.560
Kendi başının çaresine bakıldığı bir yerde anarşi doğar.

47:20.660 --> 47:21.800
Hukuk ortadan kalkar.

47:22.320 --> 47:29.180
Onun için devletin mutlaka bir siyasi iktidarın, siyasi iradenin daha doğrusu bunun üzerinde durması lazım.

47:29.180 --> 47:39.280
İşte biliyorsunuz bu işkence bütün bizim ceza kanunumuzda var, anayasada var.

47:40.300 --> 47:44.180
Yani işte 61 anayasasında var, 24'te var işkence, işte edilemez.

47:45.020 --> 47:46.420
Zaten olması lazım.

47:47.660 --> 47:56.000
Bir evrensel hukuk kuralları işkencenin mutlaka yani cezasız, yaptırımsız bırakılmaması gerekir.

47:56.000 --> 48:01.200
Bunun başka türlü bunun önüne geçilemez.

48:01.260 --> 48:06.000
Hatta yazılı olması ben tekrar ediyorum, gerekmediğini düşünüyorum.

48:06.480 --> 48:08.200
Bu işte kötü muamele.

48:08.300 --> 48:13.660
Tabi cezanın yapılması yahut da yasada yer alması miktar itibariyle önemlidir.

48:14.520 --> 48:19.000
Bazen öyle bir şey olur ki siz fiziki yani eylemli olarak yani olumlu yönden,

48:19.000 --> 48:23.680
bir yönden daha doğrusu fiili ceza eziyet etmezsiniz.

48:23.820 --> 48:28.120
Bazen de yapmanız gerekeni yapmadığınız zaman da bir eziyet olabilir, bir işkence olabilir.

48:28.620 --> 48:30.060
Yapmanız gerekeni yapmazsınız.

48:30.780 --> 48:34.400
Yani bu da bir eziyetli diyorum.

48:34.960 --> 48:38.600
Evet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne en çok yansıyan konulardan biri herhalde.

48:38.600 --> 48:39.840
Evet kesinlikle öyle.

48:40.060 --> 48:46.180
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde yerel mahkemeler veya işte buradan dostlar onlara işkence yoktur diye gittiğinde

48:46.180 --> 48:49.480
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi %99 yani.

48:49.940 --> 48:50.900
Hiçbir şekilde şey yapmıyor.

48:51.040 --> 48:53.640
Yani o buradan çıkıyor ama oradan çıkmıyor yani.

48:53.840 --> 48:55.240
İş şekilde beraat kararı çıkmıyor.

48:55.400 --> 49:02.120
Orada mahkumiyetle geliyor ve ülkemiz çok yüksek miktarlarda on binlerce euro tazminat ödemek zorunda kalıyor.

49:02.120 --> 49:04.320
Şimdi bu iki yönden kötü bir şey.

49:04.420 --> 49:05.600
Daha önce de söylemiştik biz bunu.

49:06.020 --> 49:09.040
Birinci yönü devletin maliyesine bir yüktür bu.

49:09.740 --> 49:15.940
İkinci yönü de devletin prestijine bir kötü bir not olarak ekleniyor.

49:16.180 --> 49:19.260
Çünkü Avrupa Parlamentosu'nda birçok devlet var.

49:19.860 --> 49:25.220
Dünyada insan haklarını işkenceleri önleme örgütleri var.

49:25.660 --> 49:29.340
Bunlar her ülkenin insan hakları karnesini tutuyorlar.

49:29.340 --> 49:34.420
Ve bu raporlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden çıkan bu kararlar o raporlara yansıyor.

49:35.160 --> 49:38.660
Ve bu çıkan raporlar da sizin insan hakları karnenize ortaya koyuyor.

49:38.760 --> 49:41.200
Öbür ülkeler nezdindeki saygınlığınızı belirliyor.

49:41.860 --> 49:44.100
Siz bir şey söylemeye kalktığınızda öyle mi diyor.

49:44.240 --> 49:46.200
Yani sizin de bak bu kadar şeyiniz var diyor.

49:46.240 --> 49:47.920
Bu kadar insan hakları ihlali olmuş diyor.

49:48.380 --> 49:51.100
Siz böyle yaparken bizi nasıl eleştirebilirsiniz gibi bir yorumla geliyorlar.

49:51.520 --> 49:54.460
Şimdi Bilal Bey biraz önce çok önemli bir konuya dikkat çekti.

49:54.540 --> 49:55.740
Ben orayı biraz açmak istiyorum.

49:56.260 --> 49:57.800
Bir kere kanunun önünde herkes eşittir.

49:57.800 --> 49:59.840
Bu bilinen çok bilinen bir hukuk kuralıdır.

50:00.220 --> 50:04.560
Yani onun kamu görevli olması, A mevkiinde bulması, B makamında bulmasının hiçbir önemi yoktur.

50:05.120 --> 50:08.980
Bir insan işkence uyguladıysa o insan cezasını bulmalıdır mutlaka.

50:09.620 --> 50:12.860
Bir diğer konu da dikkat çektiği Bilal Bey'in çok önemli gerçekten.

50:13.280 --> 50:15.060
İlla fizik işkencenin olması önemli değil.

50:15.060 --> 50:25.160
Bir insana illa işte ne bileyim elektrik vererek, döverek, işte hayalarını sıkarak veya çok ağır şekilde işkenceler yapmak değil.

50:25.900 --> 50:28.060
Bir insana hakaret edersiniz, aşağılarsınız.

50:28.440 --> 50:29.900
Bu da psikolojik işkencedir yani.

50:30.600 --> 50:33.540
O insanı sevdiklerine zarar vermekle tehdit edersiniz.

50:33.640 --> 50:35.200
Bu da psikolojik işkencedir.

50:35.620 --> 50:39.460
İlla hani işkence davalarında karar vermek için böyle bir şeye gerek yok.

50:39.460 --> 50:42.420
Ben geçen gün bir karar okudum, bir yerel mahkeme kararı okudum.

50:42.900 --> 50:45.200
Açıkçası bir hukukçu olarak dehşete kapıldım yani.

50:45.620 --> 50:51.960
Şöyle diyor, bütün aramalara rağmen diyor, müştekinin bulunmaması nedeniyle beraat kararı vermek yerinde görülmüştür diyor.

50:53.140 --> 50:55.100
Ya bu çok korkunç bir şey yani gerçekten.

50:55.700 --> 50:57.360
Ya nasıl bulamazsınız? Siz devletsiniz.

50:58.020 --> 51:00.920
Devletin önemli bir makamını şey yapıyoruz, yargı makamındasınız.

51:01.060 --> 51:03.360
Bütün aramalara rağmen ve ilk celsede diyor bunu.

51:03.700 --> 51:06.180
Bir celse çağırıyor, ikinci celsede karar veriyor.

51:06.980 --> 51:09.320
Tamam, yargının hızlı olması gerekiyor.

51:09.320 --> 51:11.960
Bunu hepimiz kabul ediyoruz. Doğru, olması gereken bu ama

51:11.960 --> 51:16.980
yani şikayetçi olan bir insanı çağırmadan karar vermek ve beraat kararı vermek bir işkence davası.

51:17.920 --> 51:20.000
Ben bunu hukuki bir terimle açıklayamıyorum.

51:20.480 --> 51:21.980
Çok vahim bir durum bu yani.

51:22.840 --> 51:25.420
Ve bir başka yerel mahkeme kararı daha açıklayayım size.

51:25.600 --> 51:27.980
Mahkeme ismi vermeyeceğim hakimlerimizi şey yapmamak açısından.

51:29.920 --> 51:31.200
Şöyle diyor kararda,

51:32.780 --> 51:34.320
işte yapılan incelemede diyor,

51:35.400 --> 51:37.920
işkence yapıldığı sonucuna varılamamıştır diyor.

51:37.920 --> 51:39.840
Ama dosyada adli tıp raporu var mesela.

51:40.140 --> 51:43.220
O insanın işkence gördüğüne dair adli tıp raporu var.

51:43.680 --> 51:46.880
Ve Yarıktaş 8. Ceza Dairesi o yerel mahkeme kararını bozuyor.

51:47.360 --> 51:48.960
Bozma gerekçesi olarak diyor ki,

51:49.660 --> 51:52.100
dosyada mevcut şikayetçinin ifadeleri,

51:52.680 --> 51:55.560
tanık beyanları ve adli tıp raporu göz önüne alındığında,

51:56.980 --> 51:59.180
dosyada işkence yoktur demek mümkün değildir.

51:59.460 --> 52:00.680
Dosyada işkence vardır diyor.

52:00.680 --> 52:04.040
Şimdi bir de o sırada adli tıp kurumu nedir?

52:04.580 --> 52:05.720
Yani bunu hepimiz biliyoruz.

52:05.840 --> 52:07.120
Artık Türkiye'de bilmeyen kalmadı.

52:07.480 --> 52:09.780
Çünkü son günlerde adli tıp gerçekten çok ön plana çıktı.

52:10.380 --> 52:15.980
Adli tıp kurumu, devletin adli davalardaki hukuk,

52:16.100 --> 52:17.640
yani o inceleme makamıdır.

52:18.460 --> 52:19.660
Artık o bir şey dediği zaman,

52:20.500 --> 52:21.840
daha bir şey dememeniz gerekiyor sizin.

52:21.940 --> 52:23.480
Artık yani karar vermiş.

52:23.580 --> 52:25.740
Tabii ki yani yargılama makamı son makamdır.

52:25.740 --> 52:27.640
Yani doktor farklı bir şey diyebilir,

52:27.860 --> 52:28.920
hakim başka bir şey diyebilir.

52:29.340 --> 52:31.620
Ama işkence vardır denildiği bir ortamda,

52:32.100 --> 52:32.820
siz böyle demeniz,

52:33.640 --> 52:35.080
hukuken kabul edilebilir bir şey değil.

52:35.240 --> 52:37.560
Zaten Yarkıtay Sekin Ceza Dairesi de bunu diyor.

52:38.020 --> 52:39.260
Adli tıp raporu varsa diyor,

52:39.460 --> 52:40.400
işkence vardır diyor.

52:41.780 --> 52:42.080
Evet.

52:42.840 --> 52:44.440
Şimdi efendim tabii bununla ilgili,

52:45.320 --> 52:47.580
çok basın, çok yazmıştı.

52:47.720 --> 52:48.660
Zamanında biz,

52:49.580 --> 52:52.460
o bir vesileyle ceza dairesinde değildim ama,

52:52.460 --> 52:55.460
başka bir vesile önümüze gelmişti.

52:55.740 --> 52:57.840
Manisa davası var biliyorsunuz işte.

52:58.000 --> 52:58.940
Manisa'lı gençler evet.

52:59.480 --> 53:01.280
Manisa'daki çocukların davası,

53:01.960 --> 53:03.720
işte oradaki güvenlik güçlerini,

53:03.840 --> 53:05.400
o çocuklara yaptığı işkence,

53:06.360 --> 53:09.060
de beraat kararı verilmişti.

53:09.600 --> 53:11.920
Beraat işte bir şey yapılmamıştır diye.

53:12.720 --> 53:13.880
Sizin de biraz önce söylediğim,

53:13.960 --> 53:17.340
Sekin Ceza Dairesi'ne geliyor ve bu ceza dairesinde bozuyor.

53:17.860 --> 53:20.100
Diyor ki işte şu, şu, şu, şu sebeplerle,

53:20.100 --> 53:23.240
sekiz tane bozma nedeni vardı yani şimdi.

53:23.640 --> 53:23.880
Evet.

53:24.120 --> 53:26.260
Şimdi orada bu beraat kararı verildiği zaman,

53:26.440 --> 53:28.420
bizim önümüze şöyle gelmişti o olay,

53:29.240 --> 53:31.860
bir hatta eski bir milletvekili,

53:31.940 --> 53:34.200
ve aynı zamanda o işin de avukatlığını yürütüyor,

53:34.300 --> 53:36.260
çocukların da avukatlığını yapan birisi,

53:37.260 --> 53:37.940
diyor ki,

53:38.140 --> 53:40.600
bu karar baskı altında verilmiştir diyor.

53:40.600 --> 53:48.160
Bunun üzerine baskı altında yargı,

53:48.220 --> 53:49.780
o zaman yargı bu kadar,

53:50.600 --> 53:53.620
yani bargıya bu kadar söylenmiyordu.

53:54.320 --> 53:55.920
Yargıçlar dava açmışlar.

53:56.240 --> 53:58.100
İşte bize baskı yapıldı da,

53:58.200 --> 53:59.740
biz taraflı karar verdik gibi,

54:00.440 --> 54:02.960
avukat hakkında tazminat davası açmışlardı.

54:04.960 --> 54:07.920
Tabii daireye geldi,

54:07.920 --> 54:11.700
yerel mahkemede tazminatı reddetmiş yani,

54:11.840 --> 54:13.460
avukatın, bu şey,

54:13.580 --> 54:15.160
hakimlerin bu kabul etmiş,

54:15.880 --> 54:17.160
affedersiniz, kabul etmiş,

54:17.240 --> 54:18.420
tazminatı avukat hakkında,

54:18.480 --> 54:20.160
avukat böyle söyledi diye yargıçlar.

54:20.960 --> 54:21.880
Daireye geldi,

54:22.000 --> 54:22.560
biz dedik ki,

54:22.640 --> 54:25.200
burada tazminat gerekmez,

54:25.940 --> 54:28.020
çünkü bakınız bir ceza dairesi,

54:28.080 --> 54:29.420
bu arada da ceza dairesinde,

54:29.520 --> 54:32.260
ceza dairesinde de sekiz kalemden de bozma var.

54:33.720 --> 54:35.900
Şimdi bu karar konuşulduğu zaman,

54:36.500 --> 54:37.660
ve hakim direnmiş,

54:37.920 --> 54:41.260
burada tazminat gerekir diye,

54:41.340 --> 54:42.180
genel kurula geliyor.

54:42.260 --> 54:42.960
Genel kurulda,

54:43.480 --> 54:45.240
işte orada büyük tartışmalar çıkıyor.

54:45.340 --> 54:46.580
Şimdi o tartışmaların,

54:47.140 --> 54:47.800
oturup da,

54:48.340 --> 54:49.560
temelini incelediğiniz zaman,

54:49.720 --> 54:50.520
ideoloji çıkıyor.

54:50.680 --> 54:51.720
Temelini incelediğiniz zaman,

54:51.820 --> 54:53.300
yetişme biçimimiz çıkıyor orada.

54:53.920 --> 54:54.920
Yani ben o olay tabii,

54:55.560 --> 54:57.240
beni çok etkilediği için,

54:57.960 --> 54:58.620
yani bilmiyorum,

54:58.760 --> 55:00.520
en azından belki de on küsur yıl olmuştur,

55:00.600 --> 55:00.920
geçtim,

55:01.520 --> 55:02.600
onu unutmamışımdır.

55:03.140 --> 55:04.420
Şimdi biz şöyle düşünüyoruz,

55:04.480 --> 55:05.040
biz diyoruz ki,

55:05.040 --> 55:06.760
ya işte kamu görevlisi bir işkence,

55:06.880 --> 55:07.600
bir şey yaparsa,

55:07.760 --> 55:08.960
bunu fazla şey yapmayın.

55:09.080 --> 55:09.720
İşte devletin,

55:10.160 --> 55:11.720
herkes devletin bir yapısı var,

55:11.800 --> 55:12.420
bir ideolojisi var,

55:12.480 --> 55:13.260
buna dokunmasın,

55:13.340 --> 55:14.820
bir sistemimiz var.

55:15.380 --> 55:18.280
İşte buna bir şey söylemeyin diyoruz biz.

55:18.380 --> 55:19.360
Yani buna söylerseniz,

55:19.860 --> 55:20.380
biz sizi alırız,

55:20.380 --> 55:23.260
işte bir yerlerde sizi benzetiriz.

55:23.840 --> 55:25.500
Siz de bir iki defa bu olduğu zaman,

55:25.620 --> 55:26.600
hatta ya öldürürüz,

55:26.680 --> 55:27.700
ya hatta öldürmezseniz de,

55:27.760 --> 55:28.600
siz artık susarsınız,

55:28.680 --> 55:29.300
böyle devam eder.

55:29.380 --> 55:30.520
Bu böyle devam etmiş bu.

55:31.260 --> 55:31.800
Yani bunun,

55:33.880 --> 55:35.320
yani orada o olayda,

55:35.580 --> 55:36.560
hiç bunu unutamıyorum.

55:37.480 --> 55:39.060
Yani yargıç diyor ki,

55:39.300 --> 55:41.380
bu avukatın,

55:42.040 --> 55:44.380
söylediği sözlerden dolayı,

55:45.140 --> 55:47.260
tazminata mahkum edilmesi lazım diyor.

55:47.440 --> 55:49.220
Ama yargıcın verdiği karar,

55:49.280 --> 55:50.700
sekiz kalemden bozulmuş.

55:51.220 --> 55:52.540
Niçin beraat veriyorsunuz?

55:52.580 --> 55:53.900
Bunu bir şey söylemeyecek mi?

55:54.420 --> 55:56.420
Baskı olmasa dahi,

55:56.500 --> 55:58.180
belli ki bir yerden etkilendiniz.

55:58.640 --> 55:59.820
İdolojiden etkilendiniz.

55:59.960 --> 56:02.200
Kendi beyninizden etkilendiniz.

56:02.340 --> 56:05.160
Kendi yetişme tarzınızdaki o baskıdan etkilendiniz.

56:05.160 --> 56:07.860
Bu toplumu rahatsız eden bir olay bu.

56:08.380 --> 56:09.060
O bakımdan,

56:10.500 --> 56:12.880
tabii tekrar şey yapmak istiyorum,

56:13.080 --> 56:14.280
yani bunun arkasında,

56:14.380 --> 56:16.300
toplumu yetişme tarzı,

56:16.420 --> 56:17.920
siyasi iradenin varlığı,

56:18.780 --> 56:19.900
emniyet güçlerinin,

56:20.120 --> 56:21.020
bu konuda,

56:21.340 --> 56:22.760
çok düzgün,

56:22.880 --> 56:25.040
çok yansız yetişmeleri gerekiyor.

56:25.560 --> 56:27.500
Yani her şeyin iyi yetişmesi lazım.

56:27.880 --> 56:29.000
Siz adaleti sadece,

56:29.120 --> 56:29.760
yargıçlarda,

56:29.900 --> 56:30.500
hakimlerde,

56:30.640 --> 56:32.080
mahkemelerde aramamak lazım.

56:32.680 --> 56:33.900
Sokaktaki trafikten,

56:33.900 --> 56:35.020
tutun da,

56:35.560 --> 56:36.240
emniyette,

56:36.840 --> 56:38.160
işte devlet dairelerinde,

56:38.700 --> 56:40.480
hepsinden bunu aramanız lazım.

56:41.100 --> 56:42.280
Ve her olayı,

56:42.280 --> 56:45.020
mutlaka yargının önüne götürüp,

56:45.140 --> 56:46.580
orada bir sonuç almanız lazım.

56:46.820 --> 56:47.180
Yansız.

56:47.640 --> 56:48.420
Başka türlü,

56:48.900 --> 56:49.360
bugünkü,

56:50.000 --> 56:51.320
bizim içinde yaşadığımız,

56:51.500 --> 56:52.440
bu devletteki,

56:53.240 --> 56:54.200
bu gidişatın,

56:54.200 --> 56:58.360
uygar bir düzüye gelmesinin,

56:58.940 --> 56:59.780
çok zor olduğunu,

56:59.880 --> 57:01.140
hatta birazcık da,

57:01.140 --> 57:03.240
karmaşık olduğunu düşünüyorum ben.

57:03.580 --> 57:03.880
Efendim,

57:03.960 --> 57:04.820
çok teşekkür ederiz.

57:04.820 --> 57:05.100
Biraz çok kötüklerim.

57:05.500 --> 57:06.180
Estağfurullah,

57:06.360 --> 57:07.420
çok katkılarınız için,

57:07.480 --> 57:08.180
çok teşekkür ederiz.

57:08.180 --> 57:08.800
Biz teşekkür ederiz.

57:08.820 --> 57:09.420
Sağ olun,

57:09.480 --> 57:10.100
eksik olmayın.

57:10.800 --> 57:11.900
Programımızı kapatırken,

57:12.000 --> 57:12.760
son bahsettiğimiz,

57:12.760 --> 57:13.740
işkence konusunda,

57:14.640 --> 57:15.040
tabii bu,

57:15.200 --> 57:16.140
insan hakları,

57:16.700 --> 57:17.300
konusu ve,

57:18.100 --> 57:19.220
yargı kararı olsa da,

57:19.220 --> 57:21.040
ve bu işkenceye,

57:21.540 --> 57:22.480
tolerans gösteren,

57:22.560 --> 57:23.300
yargı kararları,

57:23.520 --> 57:24.360
yüksek yargıdan,

57:25.280 --> 57:25.780
dönmese,

57:26.000 --> 57:28.400
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden dönmese bile,

57:29.540 --> 57:30.500
kamu vicdanından,

57:31.320 --> 57:32.400
ve toplum hafızasından,

57:32.540 --> 57:33.220
mutlaka döner.

57:33.680 --> 57:34.120
Kesinlikle.

57:34.140 --> 57:34.940
Biz Türk millet olarak,

57:35.060 --> 57:35.680
ve devlet olarak,

57:36.300 --> 57:36.600
bunları,

57:37.280 --> 57:38.760
çok sık yaşayan bir milletiz.

57:40.040 --> 57:41.080
Bu dosyalar,

57:42.640 --> 57:43.980
10 sene sonra yine açılır.

57:44.420 --> 57:44.700
Bakın,

57:44.800 --> 57:46.100
yani karar vericilerin,

57:46.240 --> 57:47.260
bu mercide bulunup,

57:47.480 --> 57:48.960
adil karar vermesi gerekenlerin,

57:48.960 --> 57:50.580
unutmaması gereken bir şeydir bu.

57:51.160 --> 57:52.140
Toplum hafızası,

57:52.700 --> 57:53.800
ve kamu vicdanı,

57:54.440 --> 57:55.760
bunları hiçbir zaman unutmaz.

57:56.140 --> 57:57.500
Ve bu kararları verenler,

57:57.960 --> 57:59.240
bu işkenceleri yaşayanlar,

57:59.360 --> 58:00.400
bunları uygulayanlar,

58:01.100 --> 58:01.820
toplumun önüne,

58:01.960 --> 58:03.100
10 sene sonra da olsa,

58:03.280 --> 58:04.380
15 sene sonra da olsa,

58:04.460 --> 58:05.380
20 sene sonra da olsa,

58:05.760 --> 58:06.760
mutlaka gelir.

58:07.460 --> 58:08.940
Hiçbir zaman yapılan bir şeyin,

58:09.000 --> 58:09.940
üstü örtülü kalmaz.

58:10.460 --> 58:10.980
Her zaman,

58:11.220 --> 58:11.980
mutlaka bunun,

58:12.580 --> 58:13.480
gidip o işkenceyi,

58:13.520 --> 58:14.840
10 sene evvel yaşanmış bir şeyi,

58:14.920 --> 58:16.400
gözünüzle görmenize gerek yok.

58:17.020 --> 58:18.180
Ben gözümle göremedim,

58:18.180 --> 58:18.760
değil.

58:18.920 --> 58:19.220
Artık,

58:19.720 --> 58:20.460
iki kişiyle,

58:20.600 --> 58:21.860
bir insan mahkum edilebiliyor.

58:22.480 --> 58:23.820
50 kişinin şahit olduğu,

58:24.420 --> 58:26.480
ve zamanında sistematik hale getirilmiş,

58:26.600 --> 58:27.540
ve ülkemizde artık,

58:27.620 --> 58:28.540
bir ayıp haline gelmiş,

58:28.660 --> 58:29.740
insan hakları konusunda.

58:30.180 --> 58:31.180
Bu işkence ayıbının,

58:31.300 --> 58:32.800
üstünün örtülmemesi gerekiyor.

58:33.360 --> 58:33.980
Şeffaf,

58:34.280 --> 58:34.680
adil,

58:35.300 --> 58:36.180
her neyse artık,

58:36.280 --> 58:37.100
tanık beyanları,

58:37.100 --> 58:41.720
ki dosya varlığına dair şüphe veriyorsa bile,

58:42.060 --> 58:43.100
var demek,

58:43.640 --> 58:43.980
efendim,

58:44.080 --> 58:45.600
yansız bir gözle bakarsanız,

58:45.700 --> 58:46.560
görürsünüz onları.

58:46.840 --> 58:47.080
Evet.

58:47.380 --> 58:48.960
Yani yansız bir gözle bakarsanız,

58:49.040 --> 58:49.780
çok zor değil.

58:50.360 --> 58:52.200
Bunun için hukukçu olmanıza da gerek yok.

58:53.080 --> 58:54.120
Yansız bir gözle,

58:54.280 --> 58:56.340
bütün önyargılarına sıyrıldığınız zaman,

58:56.960 --> 58:57.960
bakarsanız görürsünüz,

58:58.080 --> 58:59.160
hukukçuya gerek yok.

58:59.160 --> 58:59.660
Yani hukuk,

59:00.460 --> 59:02.400
nihayet muhakemedir,

59:02.500 --> 59:03.100
mantıktır,

59:03.240 --> 59:03.840
eylemdir,

59:04.460 --> 59:05.080
ahlaktır,

59:05.240 --> 59:05.620
dindir,

59:05.700 --> 59:07.160
hukukun içinde bunların hepsi vardır.

59:08.160 --> 59:08.940
Yani hukuk zaten,

59:09.400 --> 59:10.020
yani hukuk,

59:10.140 --> 59:11.760
başlangıcını biz okurken,

59:12.280 --> 59:12.680
hukuk,

59:13.260 --> 59:15.100
işte toplumun değer yargılarından,

59:15.380 --> 59:16.740
toplumun yaşam biçiminden,

59:16.940 --> 59:17.940
ahlak kurallarından,

59:18.340 --> 59:19.840
din kurallarından oluşmuştur.

59:20.440 --> 59:22.080
Evrensel kurallardan oluşmuştur.

59:22.080 --> 59:22.660
Yani hukuk,

59:23.260 --> 59:25.600
devletin yarattığı bir hukuk değildir hukuk.

59:25.780 --> 59:26.060
Devlet,

59:26.360 --> 59:27.180
ancak o hukuk,

59:27.240 --> 59:28.420
o yazılı olmayan hukuku,

59:28.420 --> 59:30.320
işte pozitif hale getiriyor,

59:30.460 --> 59:32.160
bir takım daha olayların,

59:33.080 --> 59:34.980
spesifik olmasını sağlamaya çalışıyor.

59:35.060 --> 59:35.640
O pozitif,

59:35.780 --> 59:37.140
yaptığınız o pozitif hukuk,

59:37.940 --> 59:39.420
o yazılı olmayan hukuka,

59:39.640 --> 59:40.620
ne kadar uygunsa,

59:41.160 --> 59:42.900
işte benim biraz önce saydığımız o,

59:43.300 --> 59:44.700
kaynaklara ne kadar uygunsa,

59:44.800 --> 59:45.600
o kadar hukuktur,

59:45.680 --> 59:46.520
o kadar topluma,

59:47.040 --> 59:47.900
bir yön verir,

59:47.960 --> 59:48.940
o kadar meşrudur.

59:49.840 --> 59:50.960
Yoksa başka türlü,

59:50.960 --> 59:51.900
rahatsız edersiniz.

59:52.000 --> 59:52.340
Elbette.

59:52.520 --> 59:54.420
Bizim Türk adaletine güvenimiz sonsuz.

59:54.900 --> 59:55.140
İnşaAllah.

59:55.140 --> 59:55.540
Buradaki,

59:56.780 --> 59:58.180
sohbetlerimizin gayesi de,

59:58.420 --> 01:00:00.080
hukuk sistemimizin ilerleyişine,

01:00:00.140 --> 01:00:01.420
katkıda bulunmak amacıyla,

01:00:01.540 --> 01:00:02.160
elbette ki,

01:00:02.720 --> 01:00:04.940
güzellikleri meydana getirmek,

01:00:05.380 --> 01:00:05.960
açısından,

01:00:07.100 --> 01:00:09.040
tabii ki yanlışları ortaya koyarak,

01:00:09.140 --> 01:00:10.400
bir kısım yanlışları ortaya koyarak,

01:00:10.520 --> 01:00:12.660
ancak daha iyisini elde edebileceğimiz için,

01:00:13.500 --> 01:00:14.840
bunlar hep bizim için,

01:00:14.980 --> 01:00:15.620
milletimiz için,

01:00:15.720 --> 01:00:16.340
devletimiz için,

01:00:16.440 --> 01:00:18.160
hayırlı olan konuşmalar.

01:00:18.160 --> 01:00:20.880
Efendim çok teşekkür ediyorum tekrar programımıza katıldığınız için.

01:00:20.880 --> 01:00:21.700
Size de teşekkür ediyorum.

01:00:22.180 --> 01:00:24.480
Adil Yargı programımızın bugün sonuna geldik.

01:00:24.560 --> 01:00:26.920
Yeni bir programda tekrar beraber olmak umuduyla,

01:00:27.160 --> 01:00:27.780
hayırlı günler efendim.

