WEBVTT

00:00.000 --> 00:03.680
Bir adil yargı programında tekrar beraberiz.

00:04.020 --> 00:08.740
Avukat Ceyhun Gökhan'la birlikte çok değerli bir konuğumuzu misafir ediyoruz bu akşam.

00:09.240 --> 00:12.960
Emekli albay, avukat, Durmuş Türemel.

00:13.680 --> 00:17.040
Tanıyanların çok tanıdığı bir isim Durmuş Bey.

00:17.420 --> 00:24.840
Komutanımız doğru bildiklerini cesurca her yerde çok samimi bir uslu söylemekle tanınan çok değer verdiğimiz bir büyüğümüz.

00:24.940 --> 00:25.580
Hoş geldiniz.

00:25.580 --> 00:37.640
Bu akşam yargıyla ilgili Türkiye'de yargının nasıl olması gerektiği, son dönemdeki gelişmeler varsa eksiklerin neler olduğu bunları birlikte konuşuyor olacağız.

00:38.300 --> 00:41.840
Buyurun sözü size bırakmak istiyorum ilk başta.

00:42.340 --> 00:45.640
Son dönemdeki yargıdaki değişiklikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

00:46.140 --> 00:47.240
Başka neler yapılmalı?

00:47.720 --> 00:50.160
Önceki sorunlar neydi? Bunlar ne derece çözüldü?

00:50.740 --> 00:52.160
Bunlarla başlayalım isterseniz.

00:52.160 --> 01:06.460
Bu biz tabii yargı deyince hemen herkes batıdan aldığımız kanunlara göre filan değerlendirmeye bakar.

01:07.000 --> 01:10.500
Bugünkü kanunlarımızın çoğu da tercüme kanunlardır.

01:10.500 --> 01:23.360
Esasında dünyaya adaleti bizatihi yaşayarak göstermiş bir milletin çocukları olarak tabii bundan üzüntü de duyuyorum.

01:23.360 --> 01:32.840
Bizim şu andaki kanunlarımızdan hepsinden daha mükemmel mecellemiz bile daha mükemmeldi.

01:33.740 --> 01:48.300
Bugünlerde biz yaptığımız işte anayasa değişiklikleriyle yargıda yapılan reform filan çalışmalarıyla birazcık özümüze doğru gidip gitmemiz lazım.

01:48.300 --> 01:59.120
Dünyaya bunu ispatlamış bir milletin çocukları olarak bu yönde olaylar bu yönde gelişecektir.

01:59.200 --> 02:01.000
Çünkü tarih öyle yürür.

02:01.000 --> 02:08.380
Ben olumlu bakıyorum ve nitekim bu yargıya da yansıyacaktır.

02:09.800 --> 02:15.340
Bunun en önemli işaretleri bazı kesim bundan çok rahatsız oldu.

02:15.940 --> 02:25.860
O rahatsız olanlara baktığımız zaman bizim doğru yolda olduğumuz konusunda en basit bir yargılama ya bir kanaat sahibi olabiliriz.

02:25.860 --> 02:43.000
Çünkü Anadolu terbiyesi almış yeteri kadar Türk olanlar artık Türk yargısında da yüksek yargıç mertebesine gelebilecekler.

02:43.360 --> 02:50.400
Çünkü daha evvel biz yaşıyorduk görüyorduk bunu kimse de inkar edemez.

02:50.400 --> 02:57.160
Maalesef yargı bürokrasının üst kesimi Anadolu terbiyesinden biraz yoksun.

02:57.800 --> 03:02.780
Anadolu ahlak ve örfünden yoksun insanlardan oluşuyordu.

03:03.180 --> 03:04.140
Dediğiniz çok doğru.

03:04.380 --> 03:06.720
Zaten herkesin en büyük şikayetlerinden biri.

03:06.980 --> 03:16.460
Hani o beklediği adil yargı kararlarını kimi zaman görememek ve mahkemelerin bir takım etkilerin altında kaldığı hissine kapılmak.

03:16.460 --> 03:25.380
Bu doğrudur, yanlıştır. Onu hani bilmek belki mümkün değil ama toplumda böyle bir hissin oluşması bile yargıya olan güveni zedeleyecek.

03:25.940 --> 03:30.840
Yargılanan insanların kendisi hakkında verilen kararlarla mütmahin olmasını engellecek bir şey.

03:30.920 --> 03:35.160
Ki bu da dediğiniz gibi herhalde en önemli etken o Anadolu ahlakının yoksunluğu.

03:35.640 --> 03:40.080
Bu millet yargının verdiği karara itiraz etmez.

03:40.080 --> 03:46.300
Özellikle vicdanı doğru bir millettir.

03:46.940 --> 03:52.340
Ve şeriatın kestiği parmak acımaz diyebilen bir millettir.

03:53.200 --> 04:00.660
Yani ama şeriat parmağı kesmesi gereken boynu kesiyor, kolu kesiyor.

04:01.200 --> 04:03.080
O da tabii insanı acıtıyor.

04:03.080 --> 04:12.080
Yani bu parmağının en ufak bir haksızlıkta parmağının kesileceğine razı olmaktır o.

04:12.460 --> 04:13.360
Ama kolu değil.

04:14.620 --> 04:15.900
Ama boynu değil.

04:16.440 --> 04:26.200
Ama maalesef işte yeteri kadar bizden olmayanların etkisinde bunları yaşadık.

04:26.620 --> 04:27.740
Acı olarak yaşadık.

04:27.740 --> 04:31.480
Şu anda şeriatın kestiği parmak acımaz.

04:31.800 --> 04:37.380
Sonrasında Cumhuriyeti sonrasında bir takım tabii hukuk düzenindeki değişiklikten ötürü bir sallantı olmuş tabii.

04:37.800 --> 04:39.720
Dönem dönemde değişiklikler yaşanmış.

04:40.020 --> 04:40.200
Evet.

04:41.620 --> 04:43.080
Biraz adaptasyon süreci olmuş.

04:43.840 --> 04:53.900
Ama hani o süreçteki sisteme değişikliği olurken biraz böyle oturtulan sistemde konulan kişilerde bir takım sorunlar olmuş.

04:53.900 --> 04:58.080
Durmuş Bey'in de burada izah ettiği gibi bunları gördük yani.

04:58.180 --> 05:01.160
Yargıtay safhasında, yerel mahkemeler safhasında hepsini gördük yani.

05:02.020 --> 05:06.740
Bunun en önemli ilave edeyim sizin söylediklerinizi.

05:06.740 --> 05:11.840
En önemli sebeplerinden biri kanunlarımız bize uygun değildi.

05:11.980 --> 05:13.320
Medeni kanun çıkardık.

05:16.020 --> 05:19.800
Medeni kanunda her sene af kanunları çıktı bunun için.

05:20.360 --> 05:21.720
Tam bizim bünyemize uymadı.

05:22.040 --> 05:23.220
Tercüme ettik uymaz.

05:23.900 --> 05:29.620
Gönderdik Fransa'da hukuk tahsil ettirdik.

05:31.020 --> 05:33.380
Adam tam bir oryantalist olarak döndü bize.

05:34.940 --> 05:36.100
Bize bizden bakmıyor.

05:37.100 --> 05:39.380
Adam devamlı ortaçağa korkusu içerisinde.

05:40.660 --> 05:44.020
İrtica paranoyası içerisinde insanlar ürettik.

05:44.020 --> 05:55.640
Bunlar bizim yetiştirdiğimiz değil Avrupa'da gittip bizim ilim irfan öğrensin diye gönderdiklerimiz bize karşı oryantalist olarak döndüler.

05:56.280 --> 05:58.780
Ortaçağı Anadolu'ya getirmeye çalıştılar.

05:58.780 --> 06:17.860
Benim güzel ortaçağım derim yani ortaçağ zaman dilimine baktığımız zaman işte Batı romanının yıkılışından İstanbul'un fethine kadar dönemde bizim altın çağımızdır.

06:17.860 --> 06:19.420
Bizde uygarlık var.

06:19.520 --> 06:19.780
Evet.

06:20.380 --> 06:22.100
Onların ortaçağını getiriyor.

06:22.220 --> 06:29.120
Bizde ortaçağı arayanlar zihniyeti hala onların okudukları bizim burada yaşanmamış.

06:29.120 --> 06:34.800
Dolayısıyla onların zihni oraya esir olmuştur.

06:35.800 --> 06:36.980
Onlar hala köledir.

06:37.900 --> 06:40.140
Onlar hala özgürlüklerinden yoksundur.

06:40.500 --> 06:42.120
Yani o yönü itibariyle.

06:42.720 --> 06:51.920
Ama bu milletin esas çekirdeği, nüvesi, Anadolu'da yaşayan insanı hala özgürdür bunlardan.

06:52.400 --> 06:55.400
Bunları tanımaz, bilmez, yaşamadı da.

06:55.400 --> 07:01.060
Ama diyor ki oyu da mesela oy verirken bunları şey görürler ya, hakim görürler ya.

07:01.520 --> 07:02.860
Değil, onu anlayamıyor.

07:02.980 --> 07:03.680
Anlayamıyor, evet.

07:03.680 --> 07:10.880
Bizde okumuş olan herkes Osmanlı'nın bozgununu hala zihninde yaşıyor.

07:12.420 --> 07:17.480
Ama Anadolu'daki insanın da bunun en ufak bir şeyi yoktur.

07:17.840 --> 07:20.180
O halen ağadır, halen beydir.

07:20.180 --> 07:28.960
Okuması, yazması olmasa bile Batı'ya da hiçbir zaman bunların dediği gibi rağm olmaz.

07:30.200 --> 07:31.540
Bunu antikyatlarımıza edelim.

07:31.540 --> 07:32.400
Evet, çok önemli.

07:33.180 --> 07:39.400
Komutanım peki bu bir dönem çok yaşanan bir işkence sorunu vardı Türkiye'de.

07:39.400 --> 07:45.080
Ve bu işkenceyle alınmış ifadelere dayanılarak verilen adli kararlar.

07:45.180 --> 07:49.980
Zaten böyle bir şeyde adil bir sonuç çıkma ihtimali de o derecede düşük.

07:50.100 --> 07:51.400
İnsan hakları, ihlalleri falan.

07:51.500 --> 07:52.780
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

07:52.820 --> 07:55.960
Son dönemde bunlara da çareler getiriliyor.

07:56.760 --> 07:58.020
Yeterli midir sizce?

07:58.020 --> 08:02.940
Şimdi hırsıza çare olmaz yani bir noktada.

08:03.940 --> 08:10.600
İşkence bir terbiye işidir.

08:11.500 --> 08:13.560
İnsanlık işidir, asalet işidir.

08:15.000 --> 08:19.660
Şimdi biraz evvel dedik ki Anadolu terbiyesi dedik.

08:19.660 --> 08:29.000
Anadolu terbiyesinde kimse kimseye karıncayı bile hissetmeyen, Yunus Emre geleneğinden gelen bir insan bu.

08:30.000 --> 08:34.420
Bu bir insanın hakkını Yaradan'ın hakkı olarak görüyor.

08:34.540 --> 08:36.940
Ben seni Yaradan'dan dolayı seviyorum diyor.

08:38.780 --> 08:41.580
Ve bu millet Yaradan'ına son derece bağlıdır.

08:41.580 --> 08:50.340
Yaradan'ın yarattığına, kılına zerreyi miskal, zarar verilmesini kabul de etmez.

08:50.500 --> 08:52.940
Kendisi zaten düşünmez bile zarar vermeyi.

08:53.380 --> 08:59.420
Ama bu terbiye eden noksun olanlar bu memlekete maalesef işkenceyi de getirdiler.

09:00.540 --> 09:05.620
Bunu 12 Eylül'ün yıl dönümlerinde bana soran bazılarına ifade ettim.

09:05.620 --> 09:22.480
Özellikle Diyarbakır'da, Mamak cezaevinde ve daha sonra Peyder Bey bazı yerlerde, bazı gruplara, bazı cemaat mensuplarına uygulanan işkenceleri biliyoruz.

09:22.760 --> 09:28.360
Yapan insanlara baktığımız zaman, tipik ortaya koyduğumuz insan çıkıyor.

09:28.820 --> 09:30.300
Anadolu terbiyesi görmemiş.

09:30.300 --> 09:47.940
Bize dışarıdan iliştirilmiş, bizim kapı kulu geleneğinden gelen devşirmelerimiz, yanaşmalarımız ve kaçkınlarımızdan oluşan kesimin yaptığı uygulamalardır onlar.

09:48.860 --> 09:52.680
Bir Anadolu insanı mümkün değildir birine işkence etsin.

09:53.600 --> 09:54.960
Aklından da geçirmez.

09:54.960 --> 10:05.160
Bunu yapmışlardır, uygulanmışlardır ve şimdi bu konuda hesap verenlerin veya açığa çıkanların hepsini araştırır.

10:06.760 --> 10:10.240
Adres orası olduğu görülecektir.

10:10.240 --> 10:13.700
Her zaman söyledik.

10:14.780 --> 10:15.600
Ben de söyledim.

10:16.460 --> 10:24.700
Bana dayak atmayı öğretemediğim diyen, öğretemedim bir sürü diyen adamın kimliğiyle benim kimliğimi araştırılsın.

10:26.900 --> 10:27.720
İşkence ediyoruz.

10:28.160 --> 10:32.560
Ben yani komutanım dediğin için, ben uzun yıllar kıta komutanlığı yaptım.

10:32.560 --> 10:36.620
Bir tane askerim gelsin, hakkı varsa gelsin alsın.

10:37.980 --> 10:38.940
Yok, olmaz.

10:39.420 --> 10:40.340
Yapamayız.

10:42.200 --> 10:45.480
Ben askerime, niye kötü davranayım?

10:46.620 --> 10:47.220
Mümkün değil.

10:47.800 --> 10:49.440
Ama kötü davrananlar yok muydu?

10:49.840 --> 10:51.720
Vardı ve onlar o kişilerdi.

10:52.140 --> 10:53.840
O cenattan gelenlerdi.

10:55.100 --> 10:56.520
Bu milletten değildiler.

10:56.520 --> 11:00.920
Canını acıttıkları kişileri kendinden bilmiyorlardı.

11:01.560 --> 11:02.800
Canını acıtıyorlardı.

11:03.320 --> 11:04.900
Biz de bunu yaşayarak gördük.

11:06.120 --> 11:12.500
Bunların cezaevlerinde, böylesine kendilerine tam anlamıyla tesbir etmiş,

11:12.600 --> 11:17.580
güya suç itiraf ettirmek için insanlara yaptıklarını da duyuyorduk o zaman.

11:17.900 --> 11:24.860
Ve de bazılarına da ufak da olsa şahit olduğumuz zaman şiddetle karşı çıkıp mani olduk.

11:24.860 --> 11:26.560
Hatta göreflerine de son verdik.

11:28.080 --> 11:31.920
12 Eylül döneminde ben bunların da yaşamış bir insan olarak söylüyorum.

11:32.920 --> 11:33.680
Yaptırmadık.

11:34.480 --> 11:35.200
Mümkün değil.

11:37.160 --> 11:39.940
Çünkü bizim, ben onu söylerim.

11:40.500 --> 11:44.160
Hani şimdi insan hakları diye bize bir öğretiyorlar ya, insan hakları.

11:45.820 --> 11:47.420
İnsan hakları değil.

11:48.680 --> 11:50.580
Yaradılanın hakları vardır.

11:50.580 --> 11:55.600
Bizim felsefemizde onlar insan kavramını bilmeden evvel,

11:55.780 --> 12:00.340
şimdi bize insan hakları diye bilmem 1789'da yayınladıkları bildirilerle filan.

12:00.780 --> 12:01.100
Yok.

12:01.460 --> 12:07.580
Biz bunu binlerce yıl evvel yaradılanın hakları olarak biliyoruz.

12:08.820 --> 12:09.980
Filan uyguluyoruz.

12:10.520 --> 12:15.580
Ve onlar hala bizim o seviyemize şu anda bile ulaşmış değiller.

12:15.580 --> 12:17.940
Ulaşmaları da mümkün değil.

12:18.500 --> 12:19.980
Ama maalesef bugün diyoruz ki,

12:20.340 --> 12:21.460
Avrupa insan hakları mı hak?

12:21.840 --> 12:23.740
Avrupa evrensel insan hakları yok.

12:24.640 --> 12:26.040
Bizim çok daha evvel,

12:26.640 --> 12:28.480
genetimize bile işlemiş,

12:29.040 --> 12:30.680
yaradılanın hakları vardır.

12:32.580 --> 12:33.340
İnşaAllah.

12:33.600 --> 12:34.540
Dediğiniz çok doğru.

12:34.660 --> 12:37.580
Çünkü her durumda da bunu açığa da veriyorlar.

12:37.580 --> 12:44.360
Çünkü kendi işlerine gelmeyen bir konuda insan haklarını savunduğunu iddia eden birçok ülke,

12:44.460 --> 12:46.600
işte çok yakın bir örneğini Fransa'da yaşıyoruz,

12:47.220 --> 12:50.740
bir anda bütün o insan hakları, kavramlarının her şeyi bir kenara atıp,

12:51.160 --> 12:54.420
olabilecek en haksızca bir şeyin arkasında durmaya kalkabiliyorlar.

12:54.480 --> 12:55.020
Bir kısmı.

12:55.100 --> 12:55.940
Hepsi değilse bile.

12:56.420 --> 12:58.880
Halbuki dediğiniz gibi yani bizim geleneğimizde,

12:59.220 --> 13:02.400
gerçek anlamda insana onu yaratandan dolayı,

13:02.840 --> 13:06.740
Allah'tan dolayı bir kıymet verme ve onun hakkına sahip çıkma var inşaAllah.

13:06.740 --> 13:09.560
Onlar daha insan olamadılar.

13:11.100 --> 13:16.420
Yani bugünkü tavırlarıyla insan olmayı beceremeyen,

13:17.140 --> 13:21.020
yaradılanın hakkı, yaradılan olduğunu becerebilmesi için

13:21.020 --> 13:24.740
onların daha bin yıllar yaşaması lazım.

13:25.340 --> 13:29.580
Ve de gelip bunu Anadolu'da öğrenmeleri lazım.

13:30.580 --> 13:32.520
Oturup tahsil etmeleri lazım.

13:33.340 --> 13:34.380
Yaradılanın hakları.

13:34.380 --> 13:42.620
Tabii 80 darbesi ve o süreçte birçok hukuka aykırılıklar gerçekten oldu.

13:43.200 --> 13:44.440
Durum şöyle ifade etti zaten.

13:44.960 --> 13:46.540
Yakinen de birebir yaşamış bir insan.

13:47.280 --> 13:52.020
Oradaki insan hakları ilerleriyle ilgili olarak şu anda davalar Ankara'da açılmış durumda.

13:52.380 --> 13:52.960
Bildiğiniz üzere.

13:53.640 --> 13:56.060
Tabii o Yunus Bey yine ifade etti.

13:56.200 --> 13:58.620
Sadece o sürece mahsus bir şey değil insan hakları ve işkenceler.

13:58.620 --> 14:04.960
Sonraki süreçte de 90'larda, 98'de 2002 yıllar arasında birçok insana işkence yapıldı.

14:05.040 --> 14:06.680
Çok ağır insan hakları ilerleri yapıldı.

14:06.860 --> 14:13.200
Kadın erkek demeden gözaltı süreçlerince insanlara elektrik verme, darp, kaba dayak,

14:13.340 --> 14:19.560
ondan sonra ne bileyim soğukta bekletme, ıslatma gibi çok ağır işkence insan hakları ilerleri yapıldı.

14:19.560 --> 14:28.820
Benim müvekkillerim de hatta 99 yılında gözaltına alınırlar ve 7 günlük süreçte insanlık dışı muamelelere tabi tutuldular.

14:29.780 --> 14:31.140
Tabii burada şu geliyor.

14:31.220 --> 14:33.620
Ceza mahkemesi kanunumuzda da Durumuş Bey çok iyi bilir bunu.

14:34.920 --> 14:36.820
148. maddede yanlış hatırlamıyorsam.

14:37.680 --> 14:45.660
Yani işkence altında alınan ifadelerin hiçbir şekilde geçerli olmadığına dair hüküm var.

14:45.980 --> 14:46.720
Bu çok önemli.

14:46.720 --> 14:52.220
Yani bir insan eğer işkenceye maruz kalmışsa onun ifadesini, savcılıkta veya poliste alınan ifadesini,

14:52.280 --> 14:55.380
özellikle avukat olmaksızın alınan ifadesi hiçbir şekilde delil değeri taşımaz.

14:55.880 --> 15:00.780
Yani hakimlerimizin bunları değerlendikçe bunları çok gerçekten göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

15:01.140 --> 15:04.220
Ki yani yargılamalarda adil bir karar çıksın burada.

15:04.640 --> 15:08.760
Yoksa eğer işkence altında alınan ifadeler göz önünde bulundurup bir yargılama yapılırsa

15:08.760 --> 15:11.580
ortaya çıkan kararlar hiçbir şekilde adil olmaz.

15:12.060 --> 15:15.100
Adil yargılanma hakkının ihlali olur açıkçası yani.

15:15.100 --> 15:17.020
Ama her zamanda böyle olmuyor herhalde.

15:17.180 --> 15:17.540
Maalesef olmuyor.

15:17.540 --> 15:19.200
Yani sizin bahsettiğiniz örnekte.

15:20.600 --> 15:24.980
Kanunla, hukukla peki bunların karşılığını bulması gerekmez mi?

15:25.080 --> 15:27.900
Yani bunu yapanın yanına bunun kar kalmaması lazım.

15:27.900 --> 15:33.560
Şimdi biraz evvel söyledik.

15:33.640 --> 15:36.080
Bunu yargılayacak insan da o işe yatkın insan.

15:37.100 --> 15:41.660
Onun getirdiklerini geçerli sayan insan.

15:43.120 --> 15:44.820
Başka yöntem bilmeyen insan.

15:45.180 --> 15:47.300
Bu millete yabancı olan insan.

15:48.240 --> 15:49.080
Biraz evvel söyledik.

15:49.460 --> 15:53.380
Dünyanın, dünyanın en gaddar, Cengiz derler.

15:53.380 --> 15:56.620
Yani gaddar şudur budur filan bir insan olarak görürler.

15:58.100 --> 16:05.960
Fransız, Jean-Paul Rauks'ın kitaplarını okuyanlar görürler Cengiz Han'ın ne olduğunu.

16:06.300 --> 16:06.820
Okuyacaksın.

16:06.820 --> 16:10.020
Cengiz Han evet çok kan dökmüştür.

16:10.740 --> 16:17.900
Çok dünya üzerinde yani bugünkilerin anlatımıyla teröristtirmiştir.

16:18.100 --> 16:21.100
İşte Cihangirlikler Moğoldur filan der geçer.

16:21.180 --> 16:22.420
Bizimkiler de o işe taşındadır.

16:22.780 --> 16:23.720
Cengiz Han Türk'tür.

16:25.800 --> 16:30.240
Ama Cengiz Han'ın iki tane kanunu vardır.

16:30.420 --> 16:31.580
Sadece iki kanun çıkar.

16:31.760 --> 16:34.980
Yani adamın bilinen dünya üzerindeki kanunu vardır.

16:34.980 --> 16:38.700
Bir, kimsenin dinine karışmayacaksın.

16:39.320 --> 16:42.260
İki, diline karışmayacaksın.

16:42.420 --> 16:43.560
Diline karışmayacaksın.

16:44.500 --> 16:47.300
Avrupa halen Cengiz Han'ı yakalayamamıştır ya.

16:48.120 --> 16:50.080
Kişinin dinine de karışır.

16:50.900 --> 16:51.900
Diline de karışır.

16:52.380 --> 16:55.840
Afrika'da elli yıl kaldılar kimse ana dilini unuttu ya.

16:56.360 --> 16:57.900
Herkes Fransızca filan konuşuyor.

16:57.900 --> 17:05.320
Cengiz Han'ın söylediği, Cengiz Han'ın imparatorluğunda hiç kimse dilini kaybetmemiştir.

17:06.000 --> 17:12.420
Sonra bunu bizim diğer Türk Hakan, Han, Kağan, Padişah herkes uygulamıştır.

17:12.840 --> 17:16.760
Kimsenin dinine ve diline karışılmamıştır.

17:16.760 --> 17:18.720
Bunlar Cengiz Han yasalardır.

17:19.080 --> 17:28.980
Cengiz Han'ın bunların yanında dünyanın en insaniyetperber insan hakları savunucusu olduğunu iddia edemelirsiniz.

17:29.200 --> 17:30.360
İki kanun işte bu kadar.

17:30.360 --> 17:30.560
Evet.

17:31.020 --> 17:32.360
Ki çok temel şeyler yani.

17:32.480 --> 17:32.800
Evet.

17:33.000 --> 17:33.420
Tabii ki.

17:33.420 --> 17:39.160
Evet yani bu dediği gibi yani şu önemli bu noktada şu önemli.

17:40.160 --> 17:50.080
Yani ortada bir işkence varsa o işkenceyi görenlerin ve o yargılamalara bakanların o işkenceleri acaba şöyle düşünmeleri lazım.

17:50.440 --> 17:53.320
Yani bir o insanlar bir raporlar alıyorlar.

17:53.620 --> 17:54.480
Bir şeyler alıyorlar.

17:54.960 --> 18:00.220
Burada yani işkence davasında sadece o raporlarda mesela fiziki şeyler dikkate alıyor.

18:00.220 --> 18:03.920
Şimdi yani fiziki bulgu ve o dönemdeki şey.

18:04.280 --> 18:05.600
Şimdi o dönemin atmosferi düşünün.

18:05.640 --> 18:07.120
Bir insanı gözaltına aldınız siz bir kere.

18:07.540 --> 18:07.760
Evet.

18:07.840 --> 18:11.640
O gözaltı sürecinde diyorsunuz ki fiziki bulgu arıyorsunuz.

18:11.700 --> 18:13.480
Şimdi işkence var diyorsun.

18:13.620 --> 18:14.380
Onun ne yapması lazım?

18:14.460 --> 18:15.400
Hakime mi göstermesi lazım?

18:15.480 --> 18:16.440
Onu nasıl yapacak ki zaten?

18:16.580 --> 18:16.740
Tabii.

18:16.880 --> 18:19.000
Bir sonraki karede yine tekrar oraya dönecek.

18:19.200 --> 18:21.040
O insanların işkencesine tekrar maruz kalacak.

18:21.040 --> 18:21.060
Tabii.

18:21.220 --> 18:24.900
Yani hem fiziki bulgudan sonra da psikolojik doğrulaşı olması lazım.

18:25.020 --> 18:26.940
Yani onların da göz önünde bulunurması lazım mutlaka.

18:26.940 --> 18:31.480
Yani illa hani fiziki şey olacak o dönemin raporu olacak diye bir şey yok.

18:31.800 --> 18:37.600
Ya o insanların yaşadığı travma yani gözaltına alınan insanların yaşadığı travma işkencenin zaten en büyük delildir yani.

18:38.460 --> 18:43.720
Yani illa hani adli tıp kurumu raporu olacak bilmem ne böyle bir şeye gerek olmamalı.

18:44.140 --> 18:47.220
Yani özel kurumlarından alınan raporlar bile yeterli olmalı yani.

18:47.260 --> 18:47.640
Tabii ki.

18:47.640 --> 18:55.660
Ki yani daha sonraki süreçte yani gözaltından sonraki süreçte alınan raporlar bile yeterlidir bunun için yani işkencenin varlığına.

18:56.060 --> 19:01.340
Çünkü bir insanın özgür iradesini göstermesi öyle yani zor bir atması var da mümkün değil yani.

19:01.900 --> 19:02.340
Tabii ki.

19:02.680 --> 19:07.640
Hayır bir de zaten kalıcı fiziki etkiler bile meydana geliyor ki dediğin çok doğru.

19:07.640 --> 19:10.220
Yani böyle bir şeye hiç gerek bile yok.

19:10.440 --> 19:16.020
Onun çok daha azı bile yeterince zaten o psikolojik baskı tabii yani.

19:16.100 --> 19:16.740
Karıttır.

19:16.940 --> 19:22.820
Tabii öyle bir şeyin olma endişesi bile bir insanın orada samimi tavrıyla hareket etmesini engelleyecektir.

19:22.860 --> 19:24.720
Ben daha özür dilerim sözünüzü kestim.

19:25.180 --> 19:27.000
Daha önceki programlarda da söylemiştim bunu.

19:27.480 --> 19:33.080
Şimdi bir insan eğer polisteki ifadesini savcılıkla reddediyorsa bence bu çok işkencenin bir delildir yani.

19:33.080 --> 19:42.180
Yani bir insan eğer poliste inkar ettirmiş böyle sayfalarca ifadesi alınıp sonraki savcının önüne gelip o ifadeleri hayır ben kabul etmiyorum.

19:42.760 --> 19:45.040
Niye kabul etmiyorsun sorusunun burada sorulması lazım yani.

19:45.140 --> 19:47.240
Özellikle savcılarımıza gerçekten büyük görev düşüyor.

19:47.680 --> 19:48.920
Bazen bu aksatılıyor yani.

19:49.280 --> 19:57.700
Yani savcılıkla polistik makamı astüst ilişkisi içerisinde olduğu için sanki orada hani onların şeyini kapatma gibi bazen durumlar olabiliyor.

19:57.860 --> 20:02.300
Ben tabii görevini tam ve layıkıyla yapılan savcılarımızı tenzih ederim burada.

20:02.300 --> 20:06.420
Ama yani buradaki şu önemli gerçekten bunun göz önünde bulundurulması gerekiyor.

20:06.500 --> 20:08.540
Şimdi bir insan polis tarafından gözaltına alındı.

20:09.120 --> 20:12.940
O insan gözaltına alındıktan sonra savcı beyin huzuruna çıkıyor veya mahkemenin huzuruna çıkıyor.

20:13.360 --> 20:20.940
Ve adam savcılıkla mahkemesinde ifadesini kabul etmiyorsa, mahkeme huzurunda ifadesini kabul etmiyorsa ya bunun gerçekten göz önünde bulundurulması gerekiyor.

20:21.180 --> 20:22.900
Kardeşim sen neden kabul etmiyorsun?

20:23.160 --> 20:24.300
Yani sayfalarca yazmışlar.

20:25.100 --> 20:28.720
Bak polis getirmiş bize 7 sayfa 8 sayfa ifade yazmışlar.

20:29.080 --> 20:30.480
Böyle destan gibi yazmışlar.

20:30.480 --> 20:31.560
Bunu niye kabul etmiyorsun?

20:31.700 --> 20:33.220
Sorusunun mutlaka sorulması lazım.

20:36.040 --> 20:49.420
Şimdi özellikle soruşturma safhasında yeni haklar biraz durumu düzeltti.

20:49.460 --> 20:51.020
Avukat bulundurma zorunluluğu falan.

20:51.020 --> 21:10.460
Ama daha evvel günlerce kimseye haber verilmeden, hatta ailesine bile haber verilmeden insanlar bir yerlere kapatılıp onlara kendi duyumlarına göre o suçu kimse soruşturma yapmıyor, kabul ettirmeye çalışıyordu.

21:10.460 --> 21:13.880
Kendi kafasındaki suçu o kişiye kabul ettirmeye çalışıyordu.

21:13.980 --> 21:15.520
Bütün faaliyet buydu.

21:16.480 --> 21:32.860
Bu insanlar orada o fiziki ve psikolojik ortamdan kurtulma amacıyla her şeyi imzalamaya teşne haline getirildikten sonra o imzalar alınıyordu.

21:32.860 --> 21:37.040
Şimdi açık bir soruşturma yoktu.

21:37.260 --> 21:40.180
Avukat bulundurma, yani şimdi avukat bulundurmak zorundasınız.

21:40.340 --> 21:42.760
Polis de alamaz soruşturma nihayetinde.

21:44.000 --> 21:51.000
Ve de maalesef bu polislerin içerisinde bu işi doğru yapanlar vardı.

21:51.000 --> 22:01.640
Ama özellikle sorgu konusunda maalesef yine bizden olmayanlara sorgu yaptırılıyordu.

22:01.700 --> 22:02.420
Özel bir birim.

22:02.520 --> 22:06.960
Öyle tabii bunlar rahat, şeyde hevesi de bu işe.

22:07.060 --> 22:07.520
Evet evet.

22:07.520 --> 22:08.920
Tabii yapısı öyle.

22:09.040 --> 22:11.900
Bu millete karşı da bir hıncı var ya.

22:12.420 --> 22:13.440
Hıncı var adamın.

22:14.180 --> 22:15.820
Millete karşı hıncı var.

22:17.820 --> 22:19.920
Kapıl kulu şeyinden geliyor.

22:19.920 --> 22:21.640
Kendisinden saymıyor.

22:22.640 --> 22:23.640
İşkence de yapıyor.

22:23.880 --> 22:25.400
En ağır hakaretleri de yapıyor.

22:26.000 --> 22:27.080
Öyle insanlardı.

22:28.160 --> 22:39.040
Bir de komutanım zaten öyle bir şey ki çok farklı dönemlerde aynı birimde aynı kişi tarafından sorgulanmış insanların gördükleri işkenceyle anlattıkları şeyler birebir aynı.

22:39.900 --> 22:41.980
Yani birbirini hiç tanımayan insanlar bunlar.

22:42.100 --> 22:43.960
Farklı konularda oraya gitmiş.

22:44.420 --> 22:47.440
Bu zaten böyle bir tesadüf, böyle bir denk gelme olabilir mi?

22:47.440 --> 22:53.400
Yani götürüldükleri yer aynı, işte ıslatmışsa elektrik vermişse ne yaptıysa hepsi birebir aynı anlatılıyor.

22:53.500 --> 22:58.300
Gittiği odayı, konuşma üslubunu her şeyi ayrı ayrı anlatmış insanlar birebir aynı.

22:58.440 --> 23:01.160
Demek ki dediğiniz gibi bu çok net böyle bir şeyin olduğu.

23:01.160 --> 23:05.180
Yani bir de bir kişi değil, beş kişi değil, on kişi değil.

23:05.440 --> 23:11.220
Tabii herkes aynı şeyi söylüyorsa orada yani boşuna duman çıkmaz yani.

23:11.380 --> 23:11.600
Tabii.

23:12.500 --> 23:14.180
Bu ülkede işkenceler var.

23:14.180 --> 23:29.020
Halen de eğer göz açtırılsa yani biraz artık toplum ve iletişim imkanları arttığı için onların hevesleri de biraz kursaklarında yığılıyor yani biriktiriyorlar.

23:29.540 --> 23:40.040
Yani var yani bu işi çok arzulayanlar var ama çok şiddetli karşılık da göreceklerini hissettikleri için şu anda yapamıyorlar.

23:40.040 --> 23:46.680
Yakın zamanda gördük İzmir'de bir bayana o karakolda yapılanlar zaten ortaya çıktı yani bir an üretti.

23:46.780 --> 23:52.200
Yani bu hani yok diyenlere açıkçası biz o görevleri şey yapıyoruz, izlemeleri tavsiye ediyoruz yani.

23:52.200 --> 23:55.940
Bir de zaten hani biraz önce Bav davasından bahsettiniz.

23:56.080 --> 24:05.000
Şimdi oradaki mesela bazı ifadelerde öyle garip şeyler var ki farklı iki kişi aynı kişinin kardeşi olduğunu söylüyor güya.

24:05.180 --> 24:07.380
İfadelerine bakarsanız altında imzaları var.

24:07.380 --> 24:09.080
Kes yapıştır yapmışlar.

24:09.080 --> 24:13.060
Yani diyelim Avukat Ceyhun Bey benim kardeşim.

24:13.280 --> 24:15.120
Ben demişim ki Ceyhun benim kardeşimdir.

24:16.040 --> 24:21.240
Başka birisi hiç akrabalı olmayan birisinin ifadesinde de Avukat Ceyhun benim kardeşimdir diyor aynı cümlelerle.

24:22.040 --> 24:23.060
Onun altında da imza almayacak.

24:23.140 --> 24:24.540
Belli ki bu insan onu okumamış.

24:25.020 --> 24:29.180
Okusa kardeş olmayan insana benim kardeşim der mi kambağım var der mi?

24:29.320 --> 24:30.380
Almış oradan oraya yapışıyor.

24:30.440 --> 24:32.200
Bunun gibi o kadar çok şey var ki.

24:32.200 --> 24:38.960
Yani belli ki o ifadeler hiç kimse tarafından okunmadan imzalattırılmış iradesi dışında.

24:39.080 --> 24:43.060
Komutanım başka adil yargılamanın önündeki engeller sizce nelerdir?

24:43.060 --> 24:53.240
Yani nelerin düzelmesi lazım ki işte programın başından beri arzu ettiğimiz gerçek adil bir yargılamadan bahsediyoruz bunun oluşsun şartları.

24:53.240 --> 25:11.240
Şimdi ilk önce adil yargılamanın en önemli ayağı savcılarımız özellikle suçlananların hiçbir hakkını koruyacak şekilde hareket etmiyorlar.

25:11.240 --> 25:23.220
Yani savcı aynı zamanda sanık veya şüphelinin de lehine olacak olan konuları araştırmak zorundadır.

25:23.220 --> 25:28.060
Çok önemli eksik eksiğimiz bu.

25:29.600 --> 25:30.960
Adil yargılamanın önündeki.

25:31.480 --> 25:32.660
Sonra geliyoruz.

25:34.760 --> 25:38.600
İkinci aşamada bir sürü şey sayabiliriz de önemli gördüklerimi.

25:38.600 --> 26:00.940
Mahkeme bu mantığı kurup onun da bu hakları olduğunu kabul edebilmesi için bizim yargıçlarımızın, bizim örf ve adetimize göre çok iyi yoğurulması lazım.

26:00.940 --> 26:29.100
Yoksa bilmem İtalyan ceza kanunundan tercüme edilmiş şu kanunun şu maddesini çok iyi bilen, şu maddeyi Fransız idare hukukunun bilmem ne entübif bir maddesini yazılı sınavda cevaplayan kişiyi alırsan hop yargıçsın, sen mahkeme başkanısın, hakimsin diye atarsak bunlardan adalet çıkmaz.

26:29.100 --> 26:46.100
Adalet eski sistemde olduğu gibi çok uzun bir usta çırak eğitimi de gerektirir.

26:46.660 --> 26:55.500
Yani hukuk öğretimimizde dahil buna, hukuk öğretimimizde dahil gidip okuyoruz bizden kimse hiçbir şey okutulmuyor.

26:55.500 --> 27:12.440
Biz hiç mi bu mümerketi bunca yıl yaşamışız, bunca imparatorluklar kurmuşuz, bunca ırkı, kavmi kontrol etmişiz, hepsi diniyle, diliyle yerinde duruyor.

27:13.600 --> 27:19.500
Ya biz hiç mi bu dünya üzerindeki bu medeniyetimizden bize adalet düşüncesi yok?

27:19.500 --> 27:22.440
Kimse araştırmıyor ve hiçbir şeyde öğretilmiyor.

27:23.440 --> 27:28.260
Hukuk fakültesinde okuduk, siz de kendi dalınızdaki yerlerde okudunuz.

27:30.020 --> 27:33.600
Batılılar kendisi örfünü, adetini bize yerleştirmeye çalışıyor.

27:34.080 --> 27:35.000
O da bize uymuyor.

27:36.920 --> 27:37.440
Uymaz.

27:37.440 --> 27:41.320
Zulmuş Bey gerçekten çok önemli bir konuya temas etti.

27:41.420 --> 27:46.440
Yani hakimlerimizin kürsünün o tarafına oturdukları zaman bu tarafını anlamama gibi bir durumlar oluyor maalesef.

27:47.160 --> 27:52.700
Yani genel kalıb içerisinde bazı ülkelerde hakimlerin seçilmesi mesela avukatlar üzerinden oluyor.

27:52.960 --> 27:54.080
Örneğin İngiltere'de.

27:54.380 --> 27:56.540
İngiltere'de hakimler avukatlar arasından seçilir.

27:56.620 --> 27:57.940
Belli bir sene görev yaparsınız.

27:58.560 --> 28:01.060
Belli bir sene görev yaptıktan sonra hakimliği terfi edebilsiniz.

28:01.060 --> 28:03.020
Onda belli bir koşulları var.

28:04.060 --> 28:05.260
Liyakat sistemi var.

28:05.800 --> 28:06.480
Böyle bir şey var.

28:06.480 --> 28:10.940
Yani bir hakim kürsüye oturduğu zaman bir avukat neyi hisseder onu çok iyi bilir.

28:11.040 --> 28:12.000
Bir sanık neyi hisseder?

28:12.120 --> 28:19.400
Yani çünkü sanıkla birebir veya işte bir müştekiyse veya davacıyse müvekkili o neyi hisseder onu çok yakından hisseder.

28:19.500 --> 28:28.260
Ama ülkemizde böyle bir sistem olmadığı için hakimlerimiz maalesef kürsünün bu tarafını yani sanıkları veya davacı veya davalı tarafını anlamaktan biraz uzak durumda oluyorlar.

28:28.820 --> 28:30.020
Bunu da nereden biliyoruz?

28:30.960 --> 28:31.720
Meslektaşlarımız var.

28:31.800 --> 28:32.700
Avukat büyüklerimiz var.

28:34.240 --> 28:36.020
Hakimlikten avukatlığa geçiyorlar.

28:36.020 --> 28:37.860
Emekli olduktan sonra söylüyorlar.

28:37.940 --> 28:43.100
Yani ben bu tarafa geçtiğimde yani o insanların düşüncelerini çok daha iyi anladım diyor.

28:43.440 --> 28:43.920
Yani burada.

28:44.280 --> 28:46.180
Onların psikolojisini daha iyi anladım diyor.

28:46.540 --> 28:49.000
Böyle bir şeye sahip olduklarını bilmiyordum diyor.

28:49.120 --> 28:50.780
Yani böyle itiraflar oluyor şey olarak.

28:50.780 --> 28:52.040
Çoğu zaman da anlayamıyorum.

28:52.040 --> 29:09.620
Ben karşılıklı geldiğiniz zaman hani özellikle şeyden ayrılmış, hakimlikten ayrılmış ve emekli olmuş arkadaşlarla meslektaşlarımızla karşılıklı bir davaya girdiğiniz zaman

29:09.620 --> 29:15.260
kürsüdeki karar verir gibi savunma yapıyorlar.

29:15.260 --> 29:21.600
Çoğu zaman da bazen de çok yanlış şeyler savunduklarını ispat ediyorsunuz.

29:21.720 --> 29:27.480
Tabii uygun da olmuyor ve yapılamıyor.

29:27.860 --> 29:31.380
Şimdi benim konuşma sistemim ne diyor ki siz burada bağırıyorsunuz bana.

29:32.100 --> 29:32.300
Öyle.

29:33.340 --> 29:34.680
Bana genelde bu şikayet söylüyor.

29:35.180 --> 29:36.320
Ben kimseye bağırmıyorum.

29:36.320 --> 29:39.920
Benim konuşma tarzım bu.

29:40.060 --> 29:40.700
Niye bağırayım?

29:41.100 --> 29:45.060
Ama ben 30 sene devamlı bağırarak iş yapmışım.

29:45.480 --> 29:47.200
Şimdi geliyorum burada.

29:48.540 --> 29:51.320
Benden farklı bir konuşma tarzı bekleyemezsin.

29:51.960 --> 29:54.260
Onların da bu tavır yerleşiyor artık.

29:55.360 --> 29:57.320
Ve de maalesef çok kötü bir şey var.

29:57.320 --> 30:04.560
Bizim adil yargılanmanın önündeki en önemli engellerden biri maalesef.

30:04.560 --> 30:08.980
Maalesef çok kürsü hakimlerimizin senaryoya yazmasıdır.

30:09.340 --> 30:11.340
Hiçbir zaman olmaması gereken bir şey.

30:11.360 --> 30:11.880
Kesinlikle öyle.

30:12.000 --> 30:14.960
İddia ve taleple bağlılık ilkesi söz konusudur ceza yargılamasının.

30:15.660 --> 30:17.380
Yani ortadaki talebe göre şey verirsiniz.

30:17.560 --> 30:19.000
İddia makamını dinlersiniz.

30:19.100 --> 30:20.260
Savunma makamını dinlersiniz.

30:20.660 --> 30:22.820
Ortaya çıkandan hangi tezin doğru olduğunu kabul edersiniz.

30:22.920 --> 30:23.860
Ona göre bir şey verirsiniz.

30:23.860 --> 30:27.860
Yani ikisinin dışına çıkarak hiçbir şekilde karar vermemeniz gerekiyor.

30:28.020 --> 30:30.160
Yani orada maddi delilleri takdir edersiniz.

30:30.280 --> 30:30.960
Değerlendirirsiniz.

30:31.360 --> 30:32.720
Savunmaya yakınsa savunma verirsiniz.

30:32.720 --> 30:35.780
İddiaya yakınsa mahkumiyet verirsiniz.

30:36.340 --> 30:38.760
Durmuş Bey deminden de çok önemli bir konuya dikkat çekti.

30:38.820 --> 30:40.060
Gerçekten çok önemli bir konu bu.

30:40.440 --> 30:44.400
Yani kürsüye gelirken böyle bir mahkumiyet teziyle gelmek şeyi var.

30:44.520 --> 30:46.640
Yani o çünkü daha biraz daha şeye yakın oluyor.

30:47.080 --> 30:49.040
Daha risiksiz bir şey olarak görülüyor genelde.

30:49.400 --> 30:51.840
Yani işini doğru yapan hakimlerimizi tenzih ediyoruz burada tabii ki.

30:51.840 --> 30:53.600
O daha kolaya geliyor.

30:53.600 --> 30:56.660
Yani bir mahkumiyet verildiği zaman kimse ona sormaz.

30:56.900 --> 30:58.540
Niye mahkumiyet verdin gibisinden de.

30:59.020 --> 31:04.860
Ama bir hani beraat verdiğin zaman veya işte başka bir karar verdiğin zaman onu zor durumda bırakacağını düşünür çünkü onun.

31:05.280 --> 31:08.040
Niye hani şey beraat verdiğin sorusu sorulur.

31:08.520 --> 31:09.800
Endişesi taşınır genelde.

31:10.200 --> 31:11.420
Halbuki böyle olmaması lazım.

31:11.620 --> 31:15.940
Yani hakim çok basit bir şekilde dünyanın her yerinde böyledir.

31:15.940 --> 31:20.100
Yani ileri hukuk sistemi gerçekten oturmuş toplumlarda böyledir.

31:20.480 --> 31:22.320
Dosya içeriği neyse ona göre karar verir.

31:22.660 --> 31:26.300
Mesela Avrupa'nın bazı ülkelerinde hakimler şöyle yapıyorlar.

31:26.840 --> 31:29.640
Dosya önüne gelene kadar o kişilerle ilgili gazete bile okumuyorlar.

31:30.060 --> 31:32.960
Mesela benim bir hakkımda bir yargılama oluyor Ceyhun Gökdoğan olarak.

31:33.360 --> 31:35.780
O Ceyhun Gökdoğan'la ilgili Google'dan araştırmamı bile yapmıyorlar.

31:36.520 --> 31:38.140
Etkisine kalırım diye.

31:38.240 --> 31:42.520
Yani acaba psikolojik olarak kafamda o insanla ilgili olumsuz bir teze olabilir mi?

31:42.580 --> 31:43.260
Bir şey olabilir mi?

31:43.260 --> 31:49.720
Acaba benim hayat görüşüm o karşısındaki sanatla çatışıp kafamda farklı bir dünya bir çağrışım yapabilir mi?

31:50.180 --> 31:53.040
Şeyine karşı o insan hakkında gazete bile okumuyor.

31:53.280 --> 31:54.240
İnternete bile girmiyor.

31:54.620 --> 31:56.920
Ki hani gerçekten adil bir karar çıksın orada.

31:57.440 --> 32:02.960
Çünkü öbür türlü kendi dünya görüşüne farklı bir görüş düşünür karşısındakini.

32:03.280 --> 32:04.140
Farklı bir karar verebilir.

32:04.480 --> 32:06.080
Dosyada beraata yakın bir karar verdir.

32:06.160 --> 32:07.800
Beraat vermesi gereken mahkumiyet verebilir.

32:07.800 --> 32:14.620
Biraz da zaten yerel mahkemelerde yargıtay ne dere göre de hareket etme şeyi var herhalde.

32:15.220 --> 32:18.280
Yani bu da aslında hiç olmaması gereken bir şey değil mi komutanım?

32:18.360 --> 32:20.100
Yani bu bozulur mu?

32:20.320 --> 32:20.860
Bozulmasın.

32:20.920 --> 32:26.580
Veya oradan bozulup gelen bir şeye o kanaatini kullanmış mahkeme niye arkasında durmaz?

32:26.580 --> 32:35.620
Bizde bürokraside yargı, sivil, askeri, bürokrasi bu hiçbiri değişmez.

32:35.980 --> 32:37.240
Bir sicil sistemi var.

32:38.780 --> 32:43.480
Bu sicil sistemine göre kişiler yukarı makamlara getiriliyor.

32:44.760 --> 32:48.820
Yargıtay'da o kişilere sicil veriyor.

32:49.000 --> 32:50.100
Yargıtay'da kişi veriyor.

32:50.100 --> 33:01.820
Daha sonra onların yüksek, aldıkları sicile göre yüksek yargıç, yani yargıtay üyeliğine seçilme, yargıtay üyesiyle normal hakim arasında çok büyük fark vardır.

33:02.520 --> 33:02.920
Farklıdır.

33:03.040 --> 33:08.780
Yani normal sıbayla general arasındaki fark da böyledir.

33:08.780 --> 33:16.240
Veya işte artık daire başkanlarıyla diğer memur veya işte şube müdürler arasında da büyük fark vardır.

33:16.380 --> 33:21.060
Yani bu sistem, hücreleşme sistemi Türk bürokrasisine girmiştir.

33:22.000 --> 33:25.400
Burada hakim kanuna bakmıyor.

33:27.700 --> 33:31.660
Kanunu, öyle de yorumlasa olur, böyle de yorumlasa olur.

33:32.020 --> 33:34.560
Bu işe Yargıtay'ın görüşü nedir?

33:35.160 --> 33:35.700
Onu arıyor.

33:35.700 --> 33:37.980
Niye? Yargıtay'ın görüşüne göre yazmıyor.

33:38.100 --> 33:40.680
Yargıtay'daki adam da diyor ki tamam benim görüşüme uymuş.

33:41.140 --> 33:42.400
Yani bu çocuk iyi çocuk.

33:43.200 --> 33:44.340
Tanıdığım bir çocuk.

33:44.800 --> 33:46.840
Hemen tak yükselsin.

33:47.860 --> 33:49.540
Tanıdık çocuklar oluyor onlar.

33:49.960 --> 33:58.660
Bu, askeri bürokrasisinde de böyle, yargı bürokrasisinde de böyle, öbür sivil bürokrasisinde de böyle.

33:58.800 --> 34:00.040
Tanıdık iyi çocuklar gider.

34:00.040 --> 34:06.900
Ve Yargıtay'ın kararları, görüşü, hakim için çok önemlidir.

34:07.540 --> 34:10.680
Resmen diyorsunuz, Yargıtay'ın kanunu mu yapacak diyorsunuz.

34:10.920 --> 34:17.040
Hayır diyor, bu konuda bunu yüz yüze, duruşmalarda tartıştığımız hakimler olmuştur.

34:17.500 --> 34:18.300
Söylemişizdir.

34:18.300 --> 34:22.720
Yargıtay kanunundan daha mı üstündür diye sorduğumuz da olmuştur.

34:23.700 --> 34:26.500
Resmen kanun öyle emrediyor, açık.

34:27.400 --> 34:30.240
Efendim, işte bu konuda bir Yargıtay'ı araştırması yapalım.

34:31.160 --> 34:32.740
Bunu diyen insan var.

34:33.260 --> 34:37.300
Ondan sonra da diyoruz ki, davalar devam ediyor, çok uzun sürüyor.

34:37.300 --> 34:38.560
Niye?

34:38.980 --> 34:39.880
Kanunu ayınmıyor.

34:40.640 --> 34:41.420
Önünde var.

34:41.960 --> 34:43.180
İlk cilsede basacak.

34:43.880 --> 34:45.400
Hükmü yok.

34:47.060 --> 34:52.220
Biri getiriyor, ucundan kıyısından benzer bir Yargıtay kararı.

34:52.680 --> 34:59.300
Öbürü tabii, karşı tarafın avukatı da ona benzer veya onu amdıran bir Yargıtay kararı.

34:59.620 --> 35:02.260
Ondan sonra işi çarşaflıyor, hangi Yargıtay kararı.

35:02.260 --> 35:07.620
Kanunu bırak diyor bir kenara, bu Yargıtay kararlarının hangisini buraya adept edebilirim derken,

35:08.020 --> 35:10.220
davada geçiyor iki sene, üç sene.

35:10.540 --> 35:12.000
Halbuki geldi, oturacak.

35:12.220 --> 35:19.600
Ben söylüyorum da, Türkiye'de, yani az çok hukukçuyuz da, otururum.

35:19.960 --> 35:23.040
Bu davaların hiçbir üç cilseden ileriye gitmesin.

35:23.320 --> 35:24.600
Hepsinin kararını veririm.

35:25.440 --> 35:26.900
Yargıtay'a karşı da savunurum.

35:26.900 --> 35:36.260
İcabında, Yargıtay ne karar verirse versin, yine kendi kararını da diretirip, onu da kabul ettiririm, ettiririm de yani.

35:37.240 --> 35:38.120
Her türlü yönden.

35:38.640 --> 35:48.440
Ama uzar gider, adil yargılanmanın diğer bir ayağı da, davanın uzanması, sünnüvede kalması, bu sebepler nedir?

35:48.440 --> 35:54.700
Anayasanın 141. maddesini yanlış hatırlamıyorsam, hakimler vicdanlarına ve kanuna göre karar verirler diyor.

35:55.620 --> 35:59.440
Kanunlara, ilk önce kanunlara, sonra vicdana göre karar verirler.

36:00.260 --> 36:02.000
Yani aslında iki kıstas koyuyor anayasa.

36:02.400 --> 36:05.040
En üstteki norm, en üstteki kanun anayasadır.

36:05.080 --> 36:07.400
Açık bir kanun maddesi varsa onu uygulamak zorundasın.

36:07.700 --> 36:11.480
Vicdanın, vicdanın, herkesin bazısının vicdanı kördür, bazısının kitap aldır.

36:12.280 --> 36:14.020
Kanun ne diyorsa onu uygula.

36:14.020 --> 36:19.700
Kanun, eğer bir şey varsa, bu konu tam yüzde yüz oturmuyorsa, o zaman araştır.

36:19.980 --> 36:20.200
Evet.

36:21.040 --> 36:24.380
Vicdanlı olan insanlara da danış, yargıtaya da müracaat et.

36:24.460 --> 36:28.040
Evet, bunlar hallolduğu zaman, ya adil yargılama olur.

36:28.460 --> 36:28.900
İnşaAllah.

36:29.300 --> 36:31.840
Ben bir örnek vereceğim, konunun daha iyi anlaşılması bakımından.

36:31.840 --> 36:39.440
Şimdi, geçmiş zamanda, 2008 yılda yanlış hatırlamıyorsam, o dönemde bir daire üyelerine karşı tazimiyet davası açmıştık.

36:39.880 --> 36:41.800
Hukuk Genel Kurulu'ndan şöyle bir karar gelmişti.

36:41.800 --> 36:45.300
daire üyelerine karşı tazimiyet davası açamazsınız.

36:45.780 --> 36:47.120
Böyle bir karar geldi.

36:49.260 --> 36:56.740
Nedeni de şöyle, daire üyelerine karşı dava açabilmemiz için, Anayasa Mahkemesi'nde, Yüce Divan'da yargılanmaları gerekir.

36:56.880 --> 36:59.960
Eğer ortada bir yargılama yoksa, dava açamazsınız.

36:59.960 --> 37:07.580
Yani, açıkçası, Yargıtay, kendi üyeleri hakkında dava açılamaması için özel bir iştahat tesis etmişti.

37:07.580 --> 37:08.420
Evet, tabii, tabii.

37:08.500 --> 37:09.000
Etmişti.

37:09.280 --> 37:11.360
Şimdi, Allah'tan bu ayıp giderildi.

37:11.520 --> 37:15.760
Yeni Hukuk Mahkemesi Kanunu'nda ve Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda bir değişiklik yapıldı.

37:16.280 --> 37:18.460
Yeni Anayasa Paketi çerçevesinde.

37:18.460 --> 37:24.460
Devlete karşı açılacaksınız dedi de, onları da biraz rahatlatıp, böyle bir hukuki ayıbının önüne geçilmiş oldu.

37:25.380 --> 37:33.560
Askeri, yargın, askeri bakamlardan bazılarının, Türkiye'de daha düne kadar biliyorsun, mahkemeleri yoktu.

37:33.880 --> 37:34.100
Evet.

37:34.200 --> 37:35.600
Yargılamak mahkemesi yoktu.

37:36.000 --> 37:36.300
Evet.

37:36.300 --> 37:41.620
Çünkü, askeri mahkemede yargılamak zorundasınız.

37:41.860 --> 37:45.680
Askeri mahkemede yargılamak için de, ondan kademli adam bulacaksınız.

37:45.820 --> 37:46.040
Evet.

37:47.560 --> 37:55.800
En yüksek makamaya gelmiş, suç işlemiş, ondan yüksek, rütbede kimseyi bulamadığınız için adam yargılamak.

37:55.840 --> 37:56.500
Yargılamak.

37:56.500 --> 38:09.920
Şimdi, değişti bu iş de, hiç olmasa, yani ucundan kıyasından, yüze divan dendi, veyahut da özel yetkili mahkemeleri halde de bu işler unutuldu.

38:10.060 --> 38:10.200
Evet.

38:10.420 --> 38:21.200
Zaten hakimlerin hür iradeleriyle hareket edebilme gücünü ellerinden alırsanız, zaten adil bir sonuç beklemek çok hayal olur herhalde.

38:21.200 --> 38:36.660
Şimdi, biraz önce sizin bahsettiğiniz o sicil sisteminde, yani zaten hep yargıtay veya işte bir üst bakanı, kendiyle ilgili ne düşünüre göre yorum yapmaya çalışan bir hakim, nasıl vicdanına göre hareket edecek, nasıl kanuna göre hareket edecek?

38:37.420 --> 38:44.180
Hep bir endişe varsa, ona baskı yapma yolu açıksa, o zaman nasıl siz ondan adil bir karar bekleyeceksiniz?

38:44.740 --> 38:46.540
Sonuç, buraya geldik.

38:47.020 --> 38:49.580
Şimdi, düzelmeye çalışacağız tekrar.

38:49.580 --> 38:53.140
Son düzenlemeler buna bir çözüm oldu mu diyorsunuz hocam?

38:53.600 --> 38:59.300
Hani, bu klasik laf var ya, yetmez ama işte şimdi kafi gibiler.

38:59.380 --> 39:01.380
Neler olması lazım sizce daha başka?

39:02.060 --> 39:11.220
Tabii bunları, her şeyi, motomot, bizatihi, tek tek hiç açık vermeden yazmak gerekiyor.

39:11.700 --> 39:15.520
Bunu da bizim yasama organı beceremiyor.

39:15.520 --> 39:26.500
Tabii yapılanlar doğru, yeterli değil ama doğru, yavaş yavaş oraya doğru da gideceğiz.

39:26.500 --> 39:36.880
Geçen gün ben, milisavunma komisyonunda, bu oyak hakkında bir görüşümü sordular.

39:37.660 --> 39:40.800
Bu arada anayasaya da geldi yani, sizler ne düşünün?

39:41.140 --> 39:45.500
Ben kendilerine dedim ki, kusura bakmayın, çok şey olacak ama...

39:45.500 --> 39:50.060
Önümüzdeki dönemde olur inşaAllah diye bir ümidimiz var ama...

39:50.060 --> 39:59.060
Ama bu milletin kendi özünden gelen temsilcileri oralara giderse...

40:00.620 --> 40:10.060
Yani, eğer partiler kendi tahassıplarını, kendi böyle kısır benliklerini aşıp...

40:10.060 --> 40:17.980
Öyle insanlar oraya götürebilirlerse, onlar da anayasada yaparlar, her şeyi yaparlar, daha sağlıklı karar verirler.

40:19.020 --> 40:23.460
Çok doğru, gerçekten şimdi bir anayasa yapmak kolay bir şey değil, şey olarak.

40:23.980 --> 40:26.540
Yani çünkü bütün o sistematiği değiştirme söylüyorsunuz.

40:26.620 --> 40:32.600
En üst yapıdır anayasa, bir devlet kurumundaki yani kanuni bağlayıcılığın en üst mutabakat metnidir, teknik olarak.

40:32.600 --> 40:37.640
O metni kurarken de gerçekten, Türkiye'nin gerçekten uygun bir metin olması gerekiyor.

40:37.740 --> 40:40.380
İnsan haklarına uygun olması gerekiyor, Türkiye'nin gerçekten uygun olması gerekiyor.

40:40.440 --> 40:43.860
Her türlü, hani Türkiye'nin açıkçası kimyasına uygun olması gerekiyor.

40:44.060 --> 40:44.160
Evet.

40:44.320 --> 40:47.140
Şimdi bu şeyi biraz tutmuyor artık.

40:47.300 --> 40:52.800
Yani, 82 Anayasası, maalesef artık kabına sığmıyor Türkiye'nin yani şey olarak.

40:52.980 --> 40:54.260
Mutlaka değiştirilmesi gerekiyor.

40:54.380 --> 40:57.660
İnşaAllah, hani ilerleyen devrelerde bunu kısa sürede görürüz.

40:57.720 --> 40:58.860
Anayasa değişiklikleri de olur.

40:59.660 --> 41:00.140
Evet.

41:00.140 --> 41:06.600
Düşünce özgürlükleri konusunda yapılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz komutanım?

41:07.500 --> 41:10.160
Yani bir dönem o da çok ciddi bir sıkıntıydı Türkiye'de.

41:10.280 --> 41:12.760
Şimdi işte yavaş yavaş aşılmaya çalışılıyor o da.

41:14.220 --> 41:18.960
Şimdi, tabii insan düşünce özgürlüğü deyince tuhaf oluyor.

41:20.280 --> 41:21.680
Herkes istediğini düşünebilir.

41:23.180 --> 41:23.660
Özgürlük.

41:23.660 --> 41:32.840
Ama bazıları öyle şeyleri yazıyorlar ki, ona da düşünce diyorlar.

41:34.120 --> 41:35.400
O bir düşünce değil.

41:36.320 --> 41:42.180
Yani, esasında temelinde baktığınız zaman herkes düşüncesinde özgür.

41:42.260 --> 41:43.900
Kimse kimsenin düşüncesine karışamaz.

41:43.900 --> 41:46.280
Şimdi, oturmuş düşünüyorum.

41:47.120 --> 41:48.480
Bilemezsiniz ne düşünün günü.

41:49.000 --> 41:52.660
Yani bu işin kavramında bir yanlışlık var.

41:53.000 --> 41:55.080
Evet, ifade özgürlüğü demek lazım belki.

41:55.420 --> 41:57.060
İfade özgürlüğü daha güzel.

41:57.060 --> 41:57.280
Evet.

41:58.760 --> 42:00.220
İfadeyi açığa vurma.

42:00.460 --> 42:02.880
Yani şey, düşünceyi açığa vurma ifade işte.

42:02.880 --> 42:06.880
Yani, bunu ifade ettiğiniz ne?

42:08.020 --> 42:10.000
İfade ettiğinizde, kastınız ne?

42:10.240 --> 42:11.720
Yani bu önemli.

42:13.440 --> 42:16.260
Efendim, ben böyle düşünüyorum diye kimseye hakaret edemezsiniz.

42:16.420 --> 42:19.000
Kimseyi kimseyin aleyhine kışkırtamazsınız.

42:19.000 --> 42:19.200
Tabii.

42:19.200 --> 42:23.180
Ama bizde bir kesim var.

42:25.740 --> 42:36.680
Her şeyi kendilerinin düşünceleri olduğuna, buna hakları olduğuna iddia edebilecek kadar arsızlaşmış, hayasızlaşmış bir kesim var.

42:38.220 --> 42:42.260
Onlar bunu da düşünce özgürlüğü, özellikle onlar düşünce özgürlüğü derler.

42:42.340 --> 42:43.760
İfade özgürlüğü demezler.

42:44.720 --> 42:48.260
İfade özgürlüğüne geldiğin zaman, dur bakayım senin ifadelerin nedir de.

42:48.260 --> 43:03.620
İşte, her kavramda bu, bizdeki en önemli şey, biz kavramlaştırma konusunda eski lisanımızı kaybettiğimiz için, yeni lisanımızla da her şeyi doğru dürüst kavramlaştıramıyoruz.

43:05.100 --> 43:07.600
Kavramlaştıramazsanız, kavgalar çıkar.

43:08.380 --> 43:09.340
Kavramlaştıramadık.

43:09.500 --> 43:10.400
Anlaşamıyoruz ki.

43:11.000 --> 43:14.840
Düşünce özgürlüğü dediğin zaman, ben diyorum ki, senin düşünce özgürlüğüne kimse karışamaz.

43:14.840 --> 43:18.080
Senin düşündüğünü nereden bileyim? Ne bileyim ben senin ne düşündüğünü?

43:18.520 --> 43:18.920
Derim.

43:19.440 --> 43:22.860
Ama ifade özgürlüğü dediğin zaman, o zaman dur bir dakika bak senin bu.

43:23.720 --> 43:30.720
Biz de ifade özgürlüğü konusunda, kavram konusunda bir sıkıntı olduğu için,

43:30.980 --> 43:37.480
halen, efendim işte yeterlidir, değildir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi böyle kararlar verir filan diye,

43:37.600 --> 43:39.200
gidip oralara muhtaç oluyoruz.

43:39.200 --> 43:41.100
onların görüşlerini filan kabul ediyoruz.

43:44.660 --> 43:48.340
Onların da bazı şeyleri bize uyuyor, bazı şeylere uymuyor.

43:48.600 --> 43:51.060
Biz hakareti filan kaldıran bir millet değiliz.

43:51.280 --> 43:54.820
Onlar hoş görebiliyorlar bazı şeyleri.

43:54.820 --> 43:59.160
Onların hoş gördüğünü bizim millete de dayatıp hoş görüp bunu da diyemezsin.

43:59.400 --> 43:59.620
Evet.

43:59.620 --> 44:03.300
Bu sonuçta bizde cıngar çıkarır.

44:03.560 --> 44:07.460
Yani senin o anlamda söylüyorum.

44:07.580 --> 44:07.760
Evet.

44:07.880 --> 44:15.340
İfade özgürlüğünü bizim kendimize göre tanımlamamız ve bunu doğru dürüst, doğru dürüst kuralları koymamız lazım.

44:15.800 --> 44:20.360
Düşünce özgürlüğü diye bir özgürlük akılla bile gelmez.

44:20.360 --> 44:21.800
Herkes istediğini düşünebilir.

44:22.140 --> 44:29.400
Ama ifade özgürlüğü dediğiniz zaman orada bunu doğru dürüst ifade etmemiz, tanımlamamız lazım.

44:30.160 --> 44:35.400
Yani şimdi o konuda biz şeyiz, off durumdayız.

44:35.520 --> 44:36.760
Yani yok öyle bir şey yani.

44:38.000 --> 44:42.040
Kimsenin bunu izah da edemezsiniz.

44:42.180 --> 44:43.040
Doğru söylüyorsunuz.

44:43.660 --> 44:43.860
Evet.

44:44.480 --> 44:46.860
Gerçekten çok önemli bir konuya dikkat çekti Durmuş Bey.

44:46.940 --> 44:48.600
Bizim milletimiz hakareti kaldırmaz dedi.

44:48.600 --> 44:59.800
Şimdi teknik olarak da ifade özgürlüğünün sınırı çizilirken başkasının senin özgürlüğünün bittiği yerde başkasının özgürlüğü başlar olarak söylenir her zaman.

45:00.420 --> 45:03.480
Yani sen ifade edebilirsin, ne istediğini de düşünebilirsin.

45:03.600 --> 45:05.720
Benim görüşüme karşı farklı bir şey de söyleyebilirsin.

45:05.920 --> 45:08.540
Tamam bunlar doğru ama kalkıp hakaret edemezsin yani.

45:09.040 --> 45:11.640
Yani hakaret ettiğin anda işin şekli değişir yani burada.

45:12.260 --> 45:16.600
Yani ifade özgürlüğü adı altında hakaret ve sövmenin olmaması gerekiyor.

45:16.600 --> 45:20.780
Biz benim kendi şahsızlığı görüşüm yani hiçbir şekilde hakaret ve sövme olmaması lazım.

45:20.880 --> 45:26.220
Yoksa bir insan komünist olur, materyalist olur, dindar olur, her türlü fikri savunabilir.

45:26.680 --> 45:33.580
Ama karşıt görüşe bir şey söylerken onu sen tahkir ederek, hakaret ederek, söverek ifade edersen orada işin şekli değişir.

45:33.940 --> 45:35.280
Zaten ceza kanunumuzda da hüküm var.

45:35.380 --> 45:36.640
TCK 125. madde var.

45:36.700 --> 45:37.960
Hakaret bizde hala suç.

45:38.360 --> 45:39.940
Değişmedi bu yani kesinlikle.

45:39.940 --> 45:45.140
Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin biliyorsun bir handisi de kararı var.

45:45.420 --> 45:52.880
O kararı da işte hakarete var olsa bile tenkitler özellikle kamu görevi yapanlar bunları tahammül etmek zorundadırlar falan diye.

45:53.060 --> 45:55.360
Böyle bize de uyarlamaya çalışıyorlar.

45:55.540 --> 45:58.520
Çok da yakışıklı olmuyor yani doğru oturmuyor.

45:58.660 --> 46:01.660
Bizde bu ayrım tam yapılamıyor açıkçası.

46:01.820 --> 46:04.940
Yani mesela TCK 288. maddesi var.

46:05.100 --> 46:07.120
Adil yargılamayı etkilemeyi teşebbü suçunu oluşturuyor.

46:07.120 --> 46:10.620
Bir şimdi kamuoyunda çok tartışılan davalardan bahsediliyor.

46:10.740 --> 46:12.220
İnsanlar fikirlerini belirtiyorlar.

46:12.760 --> 46:18.980
Şimdi yani oradaki hakimlere kalkıp da bir hakaret edilmediği sürece veya o insanlara böyle adil yargılamayı etkileme nasıl olur?

46:19.460 --> 46:20.960
Yani o insana telefon edersiniz.

46:21.400 --> 46:24.280
Dersiniz ki bu dosyayı şu şekilde bağlayacaksın kararı dersiniz.

46:24.300 --> 46:25.640
Yoksa ben seni kapının önünde göreceğim.

46:25.640 --> 46:27.340
Yoksa ben seni oradan alacağım dersiniz.

46:28.420 --> 46:29.440
Falan etkileme olur.

46:29.460 --> 46:31.320
Bu etkileme olur yani başka türlü olmaz.

46:31.780 --> 46:34.540
Veya işte aracıları sokarsınız devreye.

46:34.540 --> 46:35.380
Başka bir şeye farklı.

46:35.380 --> 46:36.540
Yükselemezsin dersiniz.

46:36.540 --> 46:37.040
Yükselemezsin dersiniz.

46:37.120 --> 46:39.080
Bir şey olur yani çocuğun var dersin.

46:39.160 --> 46:40.120
Bir şey dersin.

46:40.400 --> 46:41.180
Bu etkilemek olur.

46:41.260 --> 46:44.080
Ama kalkıp yani bir basın organlarına kalkıp bir demeç vermiş.

46:44.340 --> 46:45.920
Efendim burada verilen karar yanlış.

46:46.200 --> 46:47.620
Çünkü şuna göre yanlış.

46:48.040 --> 46:51.800
Demek hiçbir şekilde adil yargılamayı etkilemeyi teşebbü suçu oluşturmaz.

46:51.800 --> 46:57.460
Ben bu kararın açıkçası yani bu kanun maddesinin anayasamıza aykırı olduğunu düşünüyorum.

46:57.720 --> 47:04.100
Çünkü TCK 277. madde de yargı görevinin yapanı etkileme suçu düzenlenmiş zaten.

47:04.100 --> 47:09.440
Şimdi aslında iki kanun düzenleme amacı da yani yargı görevinin yapanları korumak.

47:09.440 --> 47:13.220
Şimdi bir tanesini aslında korumayı çok rahat bir şekilde gerçekleştirebiliyorsunuz siz.

47:13.220 --> 47:15.640
TCK 277. maddesi elinizde.

47:16.760 --> 47:24.400
Öbür taraftan bir de adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs diye bir madde düzenlerseniz kanun düzenleme sistematine aykırı davranmış olursunuz.

47:24.520 --> 47:28.680
Bu nedenle bunun konuda yakın zamanda bir düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum.

47:29.000 --> 47:31.160
Evet programımızın süresi de doldu.

47:31.460 --> 47:35.540
Son bir söylemek istediğiniz konu varsa değerlendirmek istediğiniz.

47:35.540 --> 47:58.320
İşin yani özetine doğru gelirsek biz kendi tarihimizden beslenen, geçmişini çok iyi bilen kişiler yetiştirmek zorundayız.

47:58.320 --> 48:10.980
Bunları yetiştirdiğimiz zaman onların geleceğe bakışları ve önüne gelen meseleleri de çözüm tarzları bize uygun olacaktır.

48:11.080 --> 48:11.640
Yapımıza.

48:11.760 --> 48:24.120
Ve zaten o zaman bugün ne kadar boş şeyleri konuştuğumuz, ne kadar beyhude zaman geçirdiğimiz ortaya çıkacak.

48:24.120 --> 48:34.620
Biz kendimize uygun, kendi terbiyemizle ve geçmiş tarihimizi bilen nesiller yetiştirmek zorundayız.

48:35.320 --> 48:36.040
Teşekkürler.

48:36.720 --> 48:40.260
Avukat Durmuş Türemene komutanımıza çok çok teşekkür ediyoruz.

48:40.640 --> 48:43.700
Bize katıldığı için bu tatlı güzel sohbetinden dolayı.

48:45.000 --> 48:47.800
Başka bir adil yargı programında tekrar bulaşmak üzere.

48:48.040 --> 48:49.240
Hepinize saygılar, sevgiler.

48:49.240 --> 49:19.220
 

