WEBVTT

00:00.000 --> 00:29.980
MÜZİK

00:30.000 --> 00:55.060
Ses dalgalarını algılayan bir cihaz yapmaya çalıştığınızı düşünün.

00:55.760 --> 00:58.460
Bunun için çok sayıda elektronik parça kullanmanız gerekir.

00:58.460 --> 01:04.820
Eğer cihazı çalıştırmak istiyorsanız birçok adımı peş peşe ve doğru biçimde yerine getirmeniz gerekecektir.

01:05.560 --> 01:10.860
Öncelikle parçaların tamamını doğru seçmeniz ve doğru bir sırayla yerleştirmeniz lazım.

01:11.780 --> 01:16.360
Ayrıca parçalar arasında doğru bağlantılar kurmanızı da yerine getirmeniz gereken bir diğer kural.

01:17.440 --> 01:25.100
Parça seçimi, yerleşim planı ya da parçalar arasında kurulan bağlantılarda yapılacak tek bir hata cihazın çalışmamasına neden olacaktır.

01:25.100 --> 01:31.340
Şüphesiz ki böyle bir elektronik devreyi kurarak çalıştırmak bir bilgi birikimi ve deneyim gerektirir.

01:32.060 --> 01:42.140
Peki tüm bunlara rağmen biri çıksa ve bu cihazın bir planlayıcısı ve imalatçısı olmadan kendiliğinden çalışabileceğini ve oluşabileceğini iddia etse

01:42.140 --> 01:46.540
ve bunun içinde çeşitli argümanlar ileri sürse ne düşünürdünüz?

01:46.540 --> 01:59.380
Elbette bu kişinin söylediklerine hiç dikkate almazdınız.

01:59.940 --> 02:03.220
Ancak biz yine de bu iddiayı şöyle bir senaryo ile test edelim.

02:04.120 --> 02:11.440
Ses dalgalarını algılaması için gerekli olan cihazın tüm parçaları doğru bir şekilde seçilmiş ve bir rafta yan yana duruyor olsunlar.

02:11.440 --> 02:19.020
Rafttaki bir kutuda da lehim aleti gibi devreyi monte etmek için gerekli olan araçlar ve bir de priz bulunsun.

02:19.780 --> 02:26.480
Siz de tahmin edersiniz ki aradan yüz milyarlarca yıl geçse bile bu devre kendiliğinden oluşmayacaktır.

02:27.300 --> 02:33.480
İster yıldırım düşsün isterse parçaların hepsine tek tek elektrik verirsin sonuç hiçbir şekilde değişmeyecektir.

02:33.480 --> 02:41.480
Elektronik konusunda uzmanlaşmış birinin titizliği ve işçiliği olmadıkça bu cihaz kendiliğinden imal edilemeyecektir.

02:43.860 --> 02:53.680
Ne var ki bugün birileri çıkıp söz konusu cihazdan çok daha üstün bir yapının, işitme duyumuzun tesadüfi nedenlerle ortaya çıktığını iddia edebilmektedir.

02:54.560 --> 02:56.560
Bu iddianın mantıksızlığı çok açıktır.

02:57.360 --> 03:02.220
Kulağımız ses dalgalarını algıyan tüm cihazlardan çok daha üstün bir işleve sahiptir.

03:02.220 --> 03:06.720
Kulağımızdaki düzen üstün bir yaratıcı olan Allah'ın eseridir.

03:16.520 --> 03:29.720
Az sonra izleyeceğiniz filmde işitme organımızın mükemmel yapısını ve en ileri teknolojilerin bile ulaşamadığı üstün özelliklerini görecek ve Allah'ın kusursuz yaratışının bir örneğine şahitlik edeceksiniz.

03:32.220 --> 03:52.960
Ses, hayatımıza anlam katan en önemli unsurlardan biridir.

03:53.640 --> 03:57.340
Bir an için düşünün, sessiz bir dünyada yaşamak nasıl olurdu?

03:57.340 --> 04:01.400
Gelin böyle bir dünyayı hayal etmeye çalışalım.

04:02.120 --> 04:05.160
Gürültü, ses, en ufak bir titreşim dahi yok.

04:05.160 --> 04:18.400
Hemen arkamızdan yaklaşan büyük bir tehlikeyi fark edemezdik.

04:19.180 --> 04:23.620
Etrafımızdaki gelişmelerden haberdar olamaz, müzik gibi bir nimeti bilemezdik.

04:24.680 --> 04:30.160
Sevdiklerimizle iletişim kuramaz, kimseye düşüncelerimizi kolayca ifade edemez, bildiklerimizi anlatamazdık.

04:30.160 --> 04:55.740
İşitme duyumuzun temeli olan iç kulak ve beyindeki işitme merkezimiz,

04:55.740 --> 05:00.240
bir santimetreküpten yani bir kesme şekerden bile daha az yer kaplar.

05:01.160 --> 05:10.480
Çevremizdeki sesleri duymamızı sağlayan kulağımız, son derece kompleks, mekanik, hidrolik ve elektronik yapıları barındıran minyatür bir teknolojik cihaz gibidir.

05:10.480 --> 05:16.620
Dünya üzerinde gördüğümüz tüm teknolojik ürünler, plan ve projeler bir birikimin sonucudur.

05:17.240 --> 05:26.200
Her yeni bina ya da makine, öncekilere ait bilgilerin derlenmesi, yenileştirilmesi ve küçük ilavelerle geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.

05:27.100 --> 05:30.480
Oysa kulağın ortaya çıkması, mühendislik bilgisinin çok ötesindedir.

05:31.480 --> 05:36.820
Havadaki başıboş titreşimler değerlendirilerek bir duyu organına kaynaklık yapmaktadır.

05:37.680 --> 05:40.620
Bu, eksiksiz ve eşi benzeri olmayan bir yapıdır.

05:41.480 --> 05:45.400
İşitme sistemimizin ortaya çıkışıyla ilgili yapılabilecek tek bir açıklama vardır.

05:46.120 --> 05:48.520
Bu düzen, benzeri olmadan yaratılmıştır.

05:49.420 --> 05:55.140
Bu üstün yaratış, yerleri, gökleri ve ikisinin arasındaki her şeyi yaratan Allah'ın eseridir.

06:00.480 --> 06:10.740
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

06:11.880 --> 06:15.900
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir.

06:16.540 --> 06:17.840
Ne az şükrediyorsunuz.

06:17.840 --> 06:39.960
İşitme Merkezi

06:39.960 --> 06:45.780
Bu sembolik anlatımda, işitme duyumuzda yer alan unsurlar gösterilmektedir.

06:45.780 --> 06:56.180
Kulağımıza gelen ses dalgaları A harfiyle temsil eden bölümün içinde toplanır, B'yi geçer ve C ve E harfleri arasındaki mekanik sistemi harekete geçirir.

06:56.820 --> 07:01.760
E harfinden sonra mekanik güç, resmin sağında yer alan mor renkli bölüme ulaşır.

07:02.580 --> 07:07.240
Burada mekanik güç sıvıyı hareketlendirir ve elektrik sinyali üretilir.

07:07.300 --> 07:12.340
Bu sinyaller şeklin en sağında gördüğünüz kırmızı şeritler tarafından taşınır.

07:13.080 --> 07:15.240
Ulaşılan yer bir bilgisayardır.

07:15.780 --> 07:20.360
Bilgisayarın içinde yapılan işlemlerle sesler işlenir ve işitme gerçekleşir.

07:21.140 --> 07:25.100
Bilgisayarın sembolize ettiği yer, beynimizdeki işitme merkezidir.

07:26.180 --> 07:32.340
Beyindeki işitme merkezi, iç kulaktan aldığı sinyalleri yorumlayarak işitme dediğimiz işlevi sağlayan parçadır.

07:33.000 --> 07:36.880
Bütün seslerin işlendiği bu yer, sanıldığının aksine çok sessizdir.

07:36.880 --> 07:44.520
Beynimizdeki işitme merkezi, henüz tam olarak aydınlatılmamış olmakla birlikte mucizevi bir işlevi yerine getirir.

07:45.560 --> 07:52.280
İşitme ile ilgili bilgi, kulağımızdan bu işitme merkezine 2,5 cm uzunluğundaki bir sinir tarafından taşınır.

07:52.280 --> 08:07.120
Beynimiz, kendisine ulaşan sinyalleri saniyenin onda biri kadar bir zamanda, o ana kadar duymuş olduğumuz 400 bin kadar sesi analiz ederek karşılaştırır.

08:07.780 --> 08:11.140
Bu sayede vücudumuz sese verici tepkiye hazır hale gelir.

08:11.140 --> 08:26.980
İşitme merkezinin bir başka özelliği de sesler üzerindeki süzme yeteneğidir.

08:27.680 --> 08:30.940
Günlük hayatımızda pek çok sesi kapalı mekanlarda algılarız.

08:30.940 --> 08:39.280
Bu ortamlardaki radyo, televizyon gibi cihazlardan çıkan her türlü ses kapalı çevredeki cisimlere çarpar ve yankılanır.

08:39.280 --> 08:47.880
Dolayısıyla, orijinal sesten hemen sonra bu sesin duvar, tavan gibi ortamlara çarparak geri dönen yankısını da duymamız beklenir.

08:55.320 --> 08:59.280
Yankı etkisini artırması gereken bir başka unsur da başımızdır.

08:59.480 --> 09:08.440
Başımıza çarpan ses dalgalarının doğrudan kulağımıza gelenlerin peşi sıra işitme merkezine ulaşması, bunun da yankı özelliğini artırması gerekir.

09:08.440 --> 09:10.980
Ancak hiçbir zaman böyle olmaz.

09:11.540 --> 09:16.540
Algılamamız gereken sesin dışındaki tüm yankılar, beyin sapında elemeye tutulurlar.

09:19.980 --> 09:28.080
John Hopkins Tıp Fakültesi İşitme Bilimleri Merkezi'nin yöneticisi Eric Young, beynimizin bu mükemmel özelliğini şöyle anlatıyor.

09:28.080 --> 09:34.280
Beyin sapımızdaki hücreler çevredeki sesin yerini saptamak üzere iş başındadır.

09:34.900 --> 09:38.840
Böylece yüzlerce farklı ton ve karakterdeki ses değerlendirilir.

09:39.620 --> 09:43.620
Sesler arası ayırım, burada ve hiçbir özel gayret olmadan yapılır.

09:44.700 --> 09:46.740
Gayda sesi, ayak sesinden ayrılır.

09:47.640 --> 09:53.560
İşitme sinyalleri üzerindeki yankı gölgesi, akıllı beyin sapımız tarafından silindiği için keskinleşir.

09:53.560 --> 09:56.440
Böylece bu yankıları algılamayız.

09:57.540 --> 10:04.280
Örneğin sizinle konuşan ve piyano çalan arkadaşınızdan gelen sesler duvarda, şöminede ve tavanda yankılanır.

10:05.540 --> 10:10.800
Bu noktada beyin sapımızdaki işlem merkezi gelen yankı seslerini denetime alır ve dışlar.

10:10.800 --> 10:16.060
Sonuçta, orijinal sesin geçmesine izin verir, yankıların tamamını siler.

10:16.920 --> 10:19.900
Adeta bir hile yaparak sesin bütünlüğünü korur.

10:24.900 --> 10:31.680
Beyin sapının yankıları engelleyen bu muhteşem seçiciliğine rağmen nasıl oluyor da bazı yankıları duyuyoruz?

10:31.680 --> 10:35.180
Bu durum karşımızdaki mesafeyle ilgilidir.

10:35.860 --> 10:43.060
Eğer mesafe fazlaysa, örneğin vadi gibi bir bölgede ya da boş bir odada yüksek volümlü sesler yankı oluşturur.

10:43.620 --> 10:48.780
Çünkü bunlar zamanlama olarak orijinal sesten birkaç saniye sonra bize ulaşır.

10:49.640 --> 10:53.400
Bu durumda gelen ses beynimiz tarafından elemeye tabi tutulmaz.

10:53.960 --> 10:55.540
Ayrı bir ses olarak algılanır.

10:56.160 --> 10:59.940
Ama bu sırada beyin ilk sesin değerlendirilmesini tamamlamıştır.

10:59.940 --> 11:06.040
Dolayısıyla yankının orijinal sesle karışıp rahatsızlık oluşturması da söz konusu değildir.

11:06.780 --> 11:11.460
Ses de tıpkı sudaki dalgalar gibi havada belli bir hızla yayılır.

11:12.100 --> 11:17.700
İşitme merkezimiz sesin bu özelliğinden en iyi biçimde istifade edebilecek bir tasarıma sahiptir.

11:18.520 --> 11:21.880
Her iki kulağımız arasındaki mesafe yaklaşık 20 santimdir.

11:21.880 --> 11:30.020
Bu nedenle başımızın bir yanından gelen bir ses, diğer yandaki kulağa saniyenin 5000'de 3'ü kadar bir gecikmeyle ulaşır.

11:30.860 --> 11:37.820
Beynimizdeki bazı hücreler bu çok küçük farkı hemen algılayarak sesin hangi yönden geldiğini tam olarak hesaplarlar.

11:38.640 --> 11:45.560
Ancak ses dalgalarının arasındaki mesafe, iki kulağımızın arasındaki mesafeden kısaysa bu yöntem bir işe yaramaz.

11:45.560 --> 11:52.320
Buna rağmen biz yine de bu tip ses dalgalarını duyabilir ve kaynaklarının yönünü belirleyebiliriz.

11:53.580 --> 11:54.420
Peki ama nasıl?

11:57.320 --> 12:01.100
İşitme merkezi bunu sesin gölgesini oluşturarak başarır.

12:01.880 --> 12:03.260
Şöyle bir örnekle açıklayalım.

12:03.920 --> 12:09.100
Başımıza yandan ışık vurduğunda başımızın diğer yanında başımızın bir gölgesi oluşur.

12:09.100 --> 12:17.240
İşte bunun gibi yandan gelen bir ses olduğunda başımızın diğer tarafında sesin şiddetinin düşük olduğu bir ses gölgesi olacaktır.

12:18.000 --> 12:21.900
Tiz ses, her iki kulağa hemen hemen aynı anda ulaşmasına rağmen,

12:22.480 --> 12:31.920
işitmeye hassas hücreler bu kez her iki kulağa ulaşan sesler arasındaki bu şiddet farkından yararlanarak sesin tam olarak hangi yönden geldiğini hesaplarlar.

12:32.860 --> 12:37.820
İşitme merkezi, tüm bunları kendine ulaşan elektrik sinyallerini analiz ederek yapar.

12:37.820 --> 12:43.660
Öyleyse havadaki ses dalgaları nasıl olur da elektrik sinyallerine dönüşür.

12:44.660 --> 12:49.660
İşte burada kulağın yaratılışındaki hayranlık verici başka özelliklerle karşılaşırız.

13:00.280 --> 13:01.840
Dış Kulak Yolu

13:01.840 --> 13:07.900
Dış Kulağımız dışarı açılan bir kapı gibidir.

13:08.520 --> 13:15.580
Bu nedenle vücudun dışından gelerek metabolizmamıza zarar verebilecek mikrop, toz ve yabancı maddelerin girişine müsaittir.

13:15.580 --> 13:25.000
Ancak dış kulak yoluna yerleştirilmiş salgı bezleri ve kıllar içeri girebilecek mikrop, toz ve benzeri yabancı maddelerin önünde bir set oluşturur.

13:25.860 --> 13:30.240
Bezler, terin yanında yağ ve şeker içerikli sıvılar salgılarlar.

13:30.840 --> 13:35.420
Bu sıvılar kılların çevresine temas ederek kılları yapışkan hale getirirler.

13:36.200 --> 13:42.580
Sıvının yapışkan hale gelmesiyle toz ve mikroplar daha tünelin başında bunlara yapışır ve alıkonurlar.

13:42.580 --> 13:50.240
Dış kulakta salgılanan sıvı hem mikrop öldürücü bir etkiye sahiptir hem de vücudun savunma sistemi hücrelerini de barındırır.

13:50.940 --> 13:53.560
Bir başka özellik de sıvının asidik özelliğidir.

13:54.280 --> 13:58.200
Dış kulakta oluşan asidik ortam çoğu mikrop için öldürücüdür.

13:58.860 --> 14:03.580
Kulak kepçesinden kulak zarına kadar uzanan yol dosdoğru bir tünel şeklinde değildir.

14:04.160 --> 14:06.180
Adeta bir viraj alarak zara varır.

14:06.880 --> 14:11.060
Böylelikle dış ortamdan gelebilecek darbelere karşı zar korumaya alınmıştır.

14:11.060 --> 14:20.180
Örneğin sivri bir cismi kulağına sokan bir çocuk çok büyük bir ihtimalle zara ulaşamayacak, dış kulak yolunda küçük bir yaralanmaya neden olacaktır.

14:20.900 --> 14:25.320
Kulağa tutulan basınçlı su da zara doğrudan ulaşmadığı için zarar vermez.

14:25.960 --> 14:32.420
Eğer dış kulak yolumuzun bu özel yapısı olmasa, yıkanırken bile kulak zarımız kolayca yırtılabilecekti.

14:32.420 --> 14:44.700
Dış kulak yolunun çok önemli bir diğer özelliği sürekli olarak kendini yenileyebilmesidir.

14:45.660 --> 14:51.600
Artıkların ciltte toplanması, burada hem yıpranma hem de ses dalgalarının geçmesine engel oluşturur.

14:52.520 --> 14:54.980
Bu noktada yine bir yaratılış harikası vardır.

14:55.840 --> 14:59.800
Dış kulak yolundaki deri merkezden dışa doğru göç ederek kendini yeniler.

14:59.800 --> 15:07.880
Örneğin girişten 2 cm içeride yer alan deri zamanla dışa doğru göç ederek 1,5 cm'ye kayar.

15:08.700 --> 15:11.180
Bir süre sonra 1 cm'ye doğru ilerler.

15:12.040 --> 15:15.000
Bu şekilde devam ederek sonunda tamamen yenilenir.

15:15.720 --> 15:23.120
Bu şekilde göç ederek temizlenme özelliği, vücudumuzu kaplayan derinin tamamı içinde sadece dış kulak yoluna özeldir.

15:23.120 --> 15:30.760
Sonuçta dış kulağımız dış ortamdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı önlemler alınmış bir kale gibidir.

15:30.760 --> 15:38.860
Dış kulak

15:38.860 --> 15:49.080
20. yüzyılın başında birçok evrimci, insanın kulak kepçesini işlevini yitirmiş bir organ olarak görmekteydi.

15:49.840 --> 15:55.580
Bu organ, evrimcilere göre hayali evrimsel süreç içinde iyice küçülerek yok olacaktı.

15:55.580 --> 16:05.060
Bu tezden yola çıkan birçok evrimci, sözde geleceğin insanını hayal ederlerken yaptıkları çizimlerde kulak kepçesine yer vermemişlerdir.

16:05.760 --> 16:13.860
Oysa günümüzün bilimsel bulguları, evrimcilerin pek çok konuda olduğu gibi kulak kepçesi konusunda da yanıldıklarını göstermektedir.

16:15.020 --> 16:22.180
Kulak kepçesi bir tür megafon görevi yapar ve ses dalgalarını kulağın içine yönlendirerek burada yoğunlaşmalarını sağlar.

16:22.180 --> 16:28.900
Kulak kepçesinin her milimetresi ve kıvrımı özel olarak yaratılmıştır.

16:29.820 --> 16:35.120
Kulak kepçesinin güçlendirdiği sesler, özellikle konuşma aralığında gelen insan sesleridir.

16:35.880 --> 16:40.280
Bir diğer deyişle, kulağımız şiddetini artıracağı sesleri kendi seçmektedir.

16:40.280 --> 16:46.480
Herhangi bir sesin değil de, özellikle bizim için en önemli olan konuşma seslerinin seçilmiş olması,

16:47.020 --> 16:53.700
işitme ve konuşmanın aynı sonsuz akıl tarafından bizim için birbirine uygun olarak yaratıldığının bir diğer kanıtıdır.

16:53.700 --> 17:10.080
Kulağın, kepçeden kulak zarına kadar olan kısmı dış kulak yolu olarak adlandırılır.

17:10.760 --> 17:16.860
Kulak kepçemizden başlayan sesi seçerek yükseltme özelliği dış kulağımızda da devam eder.

17:17.720 --> 17:20.600
Dış kulak yolu da sesleri yükselterek içeriye taşır.

17:20.600 --> 17:29.060
Nitekim araştırmalar, kepçe ve dış kulak yolunun seslerin kulak zarına yaptığı basıncı tam 10 kat arttırdığını göstermiştir.

17:33.900 --> 17:39.280
Dış kulağın işitmedeki önemli bir görevi de, havayı vücut sıcaklığına getirmesidir.

17:40.160 --> 17:42.000
Bu işlev işitmede önemlidir.

17:42.480 --> 17:46.200
Çünkü ortamın ısısı gaz moleküllerinin hızına etki etmektedir.

17:46.200 --> 17:53.560
Eğer iki ortam farklı ısı da olsalardı, hızlı hareket eden gaz moleküllerinin hareketini de ses olarak algılayacaktık.

17:54.260 --> 18:01.780
Ancak Allah'ın dış kulakta yaratmış olduğu üstün özellikler sayesinde bu gibi sorunlarla hiçbir zaman karşılaşmayız.

18:01.780 --> 18:19.160
KULAK ZARI

18:19.160 --> 18:28.920
Titreşerek işitmemizi sağlayan zar adeta akıllıdır ve kendi başına karar verme yeteneğine sahip gibidir.

18:29.980 --> 18:37.040
Yarım santimetre kareden biraz büyük bir alanı ancak kaplayan kulak zarı, sivri ucu dışarı bakan koni şeklindedir.

18:38.060 --> 18:42.700
Dış ortamdan gelen ses sinyalleri zara çarptıklarında titreşime neden olurlar.

18:42.700 --> 18:51.440
Kulak zarı o denli hassastır ki, örneğin bazı ses dalgalarında zarı santimetrenin milyonda biri kadar hareket ettirebilir.

18:52.320 --> 18:55.260
Bu, bir hidrojen atomunun çapından daha azdır.

18:56.160 --> 19:01.320
Zar, bu küçük hareketiyle bile sesin işitme merkezine gönderilmesi işini gerçekleştirebilir.

19:01.700 --> 19:04.940
Öncelikle titreşimleri sadece dış yüzüyle alır.

19:05.580 --> 19:10.620
Her iki yüzüyle alıyor olsa vücudumuzun içinden kaynaklanan seslerle de titreşiyor olurdu.

19:10.620 --> 19:15.680
Biz de bu düzensiz titreşimler sonucu ses karmaşası işitiyor olurduk.

19:16.280 --> 19:18.940
Ancak zar, belli frekanslarda titreşir.

19:20.000 --> 19:27.960
Dış dünyadan gelen bütün frekanslarda titreşiyor olsaydı, duymayı hiç istemeyeceğimiz çok rahatsız edici birçok sesi işitiyor olurduk.

19:28.680 --> 19:33.100
Kulak zarımız, titreşime neden olan ses dalgaları arasında ayrım yapar.

19:33.100 --> 19:41.080
Bir fısıltıyla titreşebilen zarımız, bundan 40 kat şiddetle gelen ses dalgalarını da zarar görmeden işleme sokabilir.

19:41.860 --> 19:49.100
Bu özellik sayesinde, kulak içindeki hassas yapılı hücreler kendileri için zararlı olabilecek şiddetli seslerden korunabilmektedir.

19:49.100 --> 19:59.560
Kulak zarı, sesin geliş açısına bakmaksızın her taraftan gelen sesle titreşir.

20:00.280 --> 20:03.900
Bu özellik olmasaydı karşımızda konuşan birini hiç duyamazdık.

20:04.560 --> 20:07.240
Sadece yanımızdan gelen sesleri duyabilirdik.

20:07.240 --> 20:13.440
Zarın amortisör gücü de çok yüksektir.

20:14.180 --> 20:22.580
Sesin şiddetine bağlı olarak fazla titreştikten sonra bile, sesin kesilmesinden sonra saniyenin binde dördü kadar bir sürede titreşmeyi durdurabilir.

20:22.580 --> 20:26.660
Bu gerçekten de hayranlık duyulması gereken bir yetenektir.

20:27.460 --> 20:31.840
Doğada bulunan çeşitli maddelerin veya metallerin titreşimleri saniyeler sürer.

20:31.840 --> 20:48.120
Kulak zarımız bu derece hızlı bir biçimde durağan duruma geçmiyor olsaydı, kendine gelen bir ses uyarısı sonucu daha titreşimdeyken yenileri gelecek ve biz hürüzsüz sesler yerine birbiri üstüne çakışan sesler, uğultular işitiyor olacaktık.

20:52.760 --> 20:56.520
Bütün bunlar çok açık bir gerçeği bize göstermektedir.

20:56.520 --> 21:03.200
Büyüklüğü milimetrelerle ifade edilen kulak zarı, belirli bir amaç için tasarlanmış ve yaratılmıştır.

21:04.000 --> 21:07.580
Elbette kulak zarını meydana getiren hücrelerin kendi aklı yoktur.

21:08.340 --> 21:11.360
Yüklendikleri işlevler de kendi seçimleri değildir.

21:12.780 --> 21:16.480
Onlar da her şey gibi Allah'ın emriyle hareket etmektedirler.

21:17.240 --> 21:23.980
Kulağımızın bu kadar mükemmel özelliklere sahip olmasının tek nedeni, Allah'ın sonsuz aklı ve ilmidir.

21:26.520 --> 21:34.980
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

21:34.980 --> 21:39.940
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.

21:40.560 --> 21:42.880
Emir bunların arasında durmadan iner.

21:43.260 --> 21:52.040
Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.

21:56.520 --> 22:04.980
Çekiç

22:04.980 --> 22:14.700
Kulak zarı kendine ulaşan titreşimleri güçlendirerek orta kulak bölgesine aktarır.

22:15.260 --> 22:21.900
Burada birbiriyle çok hassas bir dengede temas eden, çekiç, ırs ve üzengi olarak bilinen 3 küçük kemik vardır.

22:21.900 --> 22:30.280
Bu 3 kemikçik birbirleriyle bağlantılı bir biçimde kulak zarı ile iç kulağımız arasında bulunurlar.

22:30.280 --> 22:33.940
Kemikçikleri iterek harekete geçiren kulak zarıdır.

22:34.640 --> 22:38.600
Sonuçta kulak zarı, dış dünyadan aldığı ses sinyalleriyle titreşir.

22:39.260 --> 22:45.600
Bu titreşim kemikçikleri hareketlendirir, zara bitişik olan çekiç, ırs'ü, ırs ve üzengiyi iter.

22:45.600 --> 22:57.720
Bir kaldıracın parçacıkları gibi hareket eden orta kulak kemikçikleri, zardan aldıkları kuvveti işitme sisteminin bir başka üyesi olan salyangoz'a taşırlar.

22:57.720 --> 23:10.140
Allah, her 3 kemiğin şekli, boyu ve birbirine bağlanma biçimlerini, zardan gelen kuvveti %30'luk artışa neden olacak biçimde yaratmıştır.

23:10.440 --> 23:19.240
Peki ama zaten zarda aşırı şiddetle titreşimlere neden olacak bir sesin daha da büyütülerek itilmesi büyük zararlara neden olmaz mı?

23:19.880 --> 23:24.900
Kulaktaki mükemmel tasarımda bu gibi zararları ortadan kaldıracak tedbirler de alınmıştır.

23:24.900 --> 23:33.040
Kaldıraç sistemini oluşturan kemikçikler, klasik hareketlerinin dışında patinaj olarak nitelendirilen bir hareket de yapabilirler.

23:33.860 --> 23:39.060
Patinajın amacı, şiddetli seslerin iç kulağın hassas dokusuna zarar vermesini önlemektir.

23:43.500 --> 23:50.220
Orta kulağın aşırı derecede yüksek sesleri aşağı indirmek için kullandığı başka bir tür tampon özelliği daha vardır.

23:50.220 --> 23:58.400
Bu özellik, ırs, çekiç ve üzengi kemiklerini kontrol eden, vücudun en küçük boyuttaki iki kası tarafından sağlanır.

23:59.080 --> 24:03.080
Kasların biri çekiç, diğeri ise üzengi kemikçiklerine tutunmuştur.

24:03.740 --> 24:11.100
Şiddetli bir sesle karşılaştığımızda, sinyal, işitme siniriyle beynimize ulaşır ulaşmaz refleks bir mekanizma harekete geçer.

24:11.700 --> 24:14.100
Bu iki kas, sinirler yoluyla uyarılır.

24:14.100 --> 24:22.500
Kasların kasılmasıyla çekiç ve üzengi, ses sinyalini ilettikleri yönün tersine doğru çekilirler ve adeta frenlenirler.

24:23.160 --> 24:26.340
Böylece iç kulağa giden ses şiddeti azaltılmış olur.

24:31.280 --> 24:36.040
Bu refleks, bir saniyenin beşte biri kadar kısa bir sürede devreye girer.

24:36.720 --> 24:41.400
Ancak minik kaslar, hızlı olmalarının yanı sıra son derece akıllıdırlar da.

24:41.400 --> 24:43.520
Çünkü seçerek kasılırlar.

24:44.100 --> 24:50.520
Her ses şiddetinde kasılıyor olsalardı, dış dünyadan gelen normal seslerin de şiddetini azaltmış olacaklardı.

24:51.220 --> 24:55.460
Dolayısıyla, dünya üzerindeki tüm insanlar işitme güçlüğü çekeceklerdi.

24:56.320 --> 24:59.540
Yüksek seslerin olduğu kalabalık bir ortamda bulunduğumuzu düşünelim.

25:00.300 --> 25:06.800
Kasların devreye girmesiyle perde arkasındaki bu sesler baskılanır, böylece konuştuğumuz insanı daha rahat işitiriz.

25:06.800 --> 25:16.360
Allah'ın benzersiz yaratışının bir ürünü olan bu kaslar çok özel bir amaç için oradadırlar.

25:16.800 --> 25:21.960
Çünkü sadece iç kulağa zarar verebilecek yüksek seviyedeki seslere karşı kasılırlar.

25:21.960 --> 25:38.320
Bu denli ince hesapların yapılması ve minicik yapıların görevlerini kusursuzca, üstelik milyonlarca yıldan beri uygulaması, evrimcilerin öne sürdüğü kör tesadüflerin değil, aksine kusursuz ve ihtişamlı bir yaratılışın ürünü olduklarını gözler önüne sermektedir.

25:38.320 --> 25:43.580
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

25:44.580 --> 25:46.060
O Allah ki yaratandır.

25:46.500 --> 25:49.260
En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir.

25:49.800 --> 25:51.140
Şekil ve suret verendir.

25:51.700 --> 25:53.320
En güzel isimler O'nundur.

25:54.080 --> 25:57.460
Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir.

25:57.460 --> 26:00.020
O azizdir, hakimdir.

26:00.020 --> 26:12.660
Bu denli kusursuz bir yapıya sahip olan orta kulağın önemli bir dengeyi korumaya ihtiyacı vardır.

26:15.400 --> 26:24.520
Bu denge, orta kulaktaki hava basıncıyla kulak zarının diğer tarafındaki, yani atmosferdeki hava basıncının eşit olması zorunluluğudur.

26:25.260 --> 26:29.760
Çünkü basıncın artması veya azalması işitmeyi engelleyen bir durumdur.

26:30.020 --> 26:38.260
Ancak bu denge de düşünülmüş ve orta kulakla dış dünya arasında hava alışverişi sağlayan bir havalandırma kanalı var edilmiştir.

26:39.220 --> 26:44.940
Bu kanal, orta kulaktan ağzımıza kadar uzanan, içi boş bir boru olan Öztaki borusudur.

26:45.720 --> 26:52.040
Öztaki borusu, herhangi bir nedenle dış ortam basıncıyla orta kulaktaki basınç farklı olduğunda devreye girer.

26:52.740 --> 26:55.640
Bu basınç farkı kısa süre sonra dengelenir.

27:00.020 --> 27:05.480
Dans eden tüycükler

27:05.480 --> 27:13.420
Beyindeki işitme merkezine gelen işitme sinyallerinin çıkış noktası iç kulağımızdır.

27:14.140 --> 27:19.220
İç kulağımız, mekanik uyarıyı elektriksel uyarıya dönüştüren bir santral gibi çalışır.

27:19.220 --> 27:28.600
Dış ortamda oluşan ses dalgaları, kulak kepçesi ve dış kulak yoluyla orta kulağa kadar varır, burada yer alan zar ve kemikçükleri harekete geçirir.

27:29.180 --> 27:32.500
Bu hareket, iç kulak sıvısının hareketlenmesiyle sonlanır.

27:32.500 --> 27:40.500
İç kulakta işitmeden sorumlu bölüm, bir bezelye tanesi büyüklüğündeki salyangoz adı verilen yapıdır.

27:41.280 --> 27:44.560
Salyangoz, çok sert kemikten bir kanalla çevrelenmiştir.

27:45.380 --> 27:52.200
Sarmal şeklindeki bu yapı, tabanından tepesine kadar 3-4 santimdir ve üzerindeki kanalların içi sıvı doludur.

27:52.200 --> 27:57.260
Kemiklerin hareketi salyangoza ulaştığında bu sıvı hareketlenerek dalgalanır.

27:58.160 --> 28:03.440
Salyangozun iç duvarlarındaysa bu sıvının dalgalanmalarından etkilenen küçük tüycükler vardır.

28:04.500 --> 28:09.960
Kulağımızda 32 bin hücrenin üstünde sıralanmış olan 1 milyondan fazla tüycük bulunur.

28:10.740 --> 28:14.660
Bu tüycükler, sıvıdaki dalgalanmalara bağlı olarak hareket ederler.

28:15.200 --> 28:20.820
Tüycükler, kendilerine şiddetli bir titreşim iletildiğinde saniyede 20 bin kez titreşebilirler.

28:20.820 --> 28:24.460
Zayıf ses dalgalarındaysa çok küçük hareketler yaparlar.

28:30.200 --> 28:32.820
Tüycükler, harekete karşı son derece duyarlıdırlar.

28:34.000 --> 28:41.060
Öyle ki bir tüycüğün bir hidrojen atomunun çapı kadar, yani 1 milimetrenin 4 milyarda biri kadar hareket etmesi bile,

28:41.640 --> 28:44.700
elektrik uyarısının başlatılması için yeterli olabilmektedir.

28:45.320 --> 28:49.120
Buna göre tüycüğü 500 metre yükseklikte bir bina olarak düşünürsek,

28:49.120 --> 28:54.120
binanın tepesindeki 2 santimetrelik bir hareket uyarıyı başlatabilmektedir.

28:57.760 --> 29:03.740
Tüycükler bir titreşim algıladıklarında, aynı domino taşları gibi birbirlerini iterek hareket ederler.

29:04.500 --> 29:08.200
İşte bu hareket, tüycüklerin altındaki hücrelerin kapılarını açar.

29:08.780 --> 29:11.460
Bu sayede hücrelere iyon girişi olur.

29:11.460 --> 29:17.860
Tüycükler ters yöne yattıklarındaysa hücre kapıları bu kez kapanır.

29:18.760 --> 29:21.640
Tüylü hücre demeti bir elektrik düğmesi gibi çalışır.

29:22.400 --> 29:26.720
Tüyler bir uca doğru yatarak açma, tersinde ise kapama yapmaktadır.

29:27.600 --> 29:34.920
Tüycüklerdeki sürekli hareket, hücrelerin kimyasal dengelerini de sürekli değiştirir ve elektrik uyarıları üretmelerini sağlar.

29:34.920 --> 29:42.360
Yani salyangozun içindeki tüylü hücreler tıpkı bir pil gibidir.

29:43.400 --> 29:48.800
Bu, iç kulaklarımızın her birinde yaklaşık 16'şar bin pil taşımamız demektir.

29:49.480 --> 29:54.600
Ancak bu piller, bizim kullandıklarımızla kıyaslanmayacak kadar yüksek teknolojiye sahiptirler.

29:55.760 --> 30:02.020
Çok daha hassastırlar ve çok daha hızlı işlem yapabilirler, üstelik asla şarj olmaları da gerekmez.

30:02.020 --> 30:07.020
Dahası, hepsini bir araya toplasanız bir bezelyenin içine bile sığdırabilirsiniz.

30:12.080 --> 30:20.020
Tüycükleri dış ortamda incelemeyi başaran bilim adamları, onların en ufak bir sese bile tepki verdiğini gördüklerinde hayranlıklarını gizleyememişlerdir.

30:21.740 --> 30:31.020
Rockefeller Üniversitesi'nde 20 yılı aşkın bir süre iç kulağı inceleyen David Coray, tüylü hücrelerin bu özellikleri karşısında şunları söylemektedir.

30:32.020 --> 30:35.660
Tüylü hücrelerin mekanikleri inanılmaz.

30:36.400 --> 30:41.060
Bir tüy demetinin hareketi adeta sihirli bir biçimde duymamıza olanak sağlıyor.

30:41.860 --> 30:46.060
Bu hücreler öylesine muhteşem ki onlara bakmaktan asla yorulmuyorum.

30:46.060 --> 31:05.460
İç kulaktaki hücreler söz konusu elektrik sinyallerini üretirken dış dünyadan gelen ses dalgalarının şiddetlerini ve ritimlerini de yansıtmayı başarırlar.

31:05.460 --> 31:14.460
Bu öylesine kompleks bir işlemdir ki bilim bugüne dek frekans ayrıştırma işleminin iç kulakta mı yoksa beyinde mi yapıldığını dahi saptıyamamıştır.

31:14.460 --> 31:24.820
Salyangozun içinde Korti adı verilen bir organ bulunur.

31:25.500 --> 31:34.080
Korti, içinde sadece mucizevi pilcikleri yani tüycükleri bulundurmakla kalmaz, birbiriyle ilişkili birçok farklı parçadan oluşur.

31:34.080 --> 31:40.140
Korti organı, sıvı dolu yapısıyla vücudumuzun diğer bölümlerinden de izole edilmiştir.

31:40.940 --> 31:44.900
Vücudumuzdaki tüm dokularda rastlanan kan damarlarına burada rastlanmaz.

31:45.500 --> 31:51.180
Eğer kan damarları olsaydı, buradaki kan akımını arka zemin gürültüsü şeklinde duyardık.

31:51.900 --> 31:57.460
Hiç şüphesiz böyle bir ses bizim için hiç dinmeyen bir uğultu şeklinde bir işkenceye dönüşürdü.

31:59.180 --> 32:03.260
Örneğin şu an bu filmi izleyebilmeniz kesinlikle mümkün olmazdı.

32:03.260 --> 32:08.500
Bunun da ötesinde uyku gibi temel bir ihtiyacınızı bile karşılayamazdınız.

32:09.180 --> 32:17.880
Yani kulağımızdaki ve vücudumuzdaki tüm özellikler aynen var olsa sadece bu ayrıntı olmasaydı çok zor durumda kalacaktı.

32:33.260 --> 32:46.680
Buraya kadar izlediğimiz her şey bizlere işitme organımızın son derece kusursuz bir düzene sahip olduğunu göstermektedir.

32:46.680 --> 32:54.240
Duyabilmek için birbirinden bağımsız çok sayıda parçanın eksiksiz ve kusursuz olarak var olması gerekmektedir.

32:54.860 --> 33:03.240
Parçalardan biri örneğin orta kulaktaki çekiş kemiği kulaktan çıkarılsa ya da yapısı bozulursa artık hiçbir şey duyulamaz.

33:03.240 --> 33:14.700
Kulağın duyması için dış kulakları, örst, çekiç ve üzengi kemikleri, salyangoz ve tüycükler gibi farklı elemanların her birinin eksiksiz olarak var olması gerekmektedir.

33:14.700 --> 33:19.100
Sistem evrimcilerin iddia ettiği gibi aşama aşama gelişmez.

33:19.560 --> 33:22.700
Çünkü ara aşamaların hiçbiri tek başına bir işe yaramayacaktır.

33:23.500 --> 33:33.900
Kulak gibi eşsiz bir organın evrim gibi bilinçsiz, tamamen tesadüflere dayalı bir süreç tarafından aşama aşama inşa edildiği iddiası hem bilim hem de akıl dışıdır.

33:33.900 --> 33:39.740
İşte bu nedenle olsa gerek evrimci Krik biyologlara şöyle bir tavsiyede bulunmaktadır.

33:39.740 --> 33:46.780
Biyologlar, gördüklerinin tasarım değil, evrim ürünü olduğunu sürekli olarak akıllarında tutmalıdırlar.

33:57.100 --> 34:05.820
Bu tavsiye, evrimi savunanların bilimsellikten ne kadar uzak bir önyargıya sahip olduklarını belgelemesi bakımından son derece önemlidir.

34:05.820 --> 34:14.880
Tavsiyenin sahibi ilerleyen yıllarda evrimci anlayışı terk etmiş olsa da sözü evrimcilerin zihniyetini anlama açısından dikkate alınmaya değerdir.

34:15.700 --> 34:24.840
Her şeyden önce bu cümleleri kuran kişi, ünlü bir evrimci olmasına rağmen biyologların doğadaki canlılar karşısında ne hissedeceklerini çok iyi bilmektedir.

34:24.840 --> 34:32.400
Çünkü bu his aslında biyolog ya da bilim adamı olmayı da gerektirmeyen insanlığın ortak bir duygusuna dayanır.

34:33.120 --> 34:36.520
Karşınıza bir eser varsa esiri yapan biri de mutlaka vardır.

34:37.380 --> 34:42.240
Eserin güzelliği ve ihtişamı yapana karşı duyduğumuz takdir hislerimizi artırır.

34:42.620 --> 34:49.480
Krik'in uyardığı biyologlar, içindeki sanatı fark ederek çok güzel bir resmi inceleyen bir insanın durumundadır.

34:49.480 --> 35:01.400
Bilim adamı olmasa bile bir insanın ilk görüşte olağanüstülük hissettiği bir esere bakıp sonra da bunda bir olağanüstülük yok tamamen kör tesadüflerin eseri diyebilmesi olacak şey değildir.

35:01.400 --> 35:07.740
Bu davranış Krik'in yaptığı gibi zorlama bir telkini ve önyargılı bir hazırlığı gerektirir.

35:19.480 --> 35:29.660
Ancak canlarda öyle sistemlere rastlarız ki bilim adamların çoğu bu sistemlerde akıllı bir tasarım olduğunu kabul etmek zorunda kalırlar.

35:30.400 --> 35:33.840
İşte işitme duyumuz da böyle sistemlerin en başında gelir.

35:35.200 --> 35:39.660
Günümüzde insanoğlu kulağın yerini tutabilen bir cihazı yapmaktan çok uzaktır.

35:39.660 --> 35:49.660
Bugün işitme organımızın mekanik bölümüyle yani kulak zarı ve orta kulak ile ilgili bazı problemler işitme cihazları kullanılarak telafi edilmeye çalışılmaktadır.

35:51.040 --> 35:55.660
Ancak en gelişmiş araçlar bile kulak zarı ve orta kulağımızın yerini tutamamaktadır.

35:57.540 --> 36:05.220
Her gün yerine yerleştirmemiz gerekmeyen, ses ayarını temizliğini kendi yapan, pili bitmeyen harika bir çift organımız var.

36:05.220 --> 36:09.940
Üstelik ona sahip olmak için özel bir çaba da sarf etmemiz gerekmedi.

36:10.700 --> 36:13.040
Karşılığında bizden herhangi bir şey talep edilmedi.

36:13.860 --> 36:19.040
Kulaktaki yaratılış, insan vücudundaki ihtişamlı yaratılışın sadece tek bir örneğidir.

36:24.320 --> 36:28.840
Buna karşılık ise insana düşen, yalnızca Allah'a şükretmektir.

36:29.560 --> 36:33.680
Allah kullarına karşı büyük lütuf sahibi olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir.

36:35.220 --> 36:41.580
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

36:42.600 --> 36:46.740
Şüphesiz senin Rabbin, insanlara karşı büyük bir lütuf sahibidir.

36:47.380 --> 36:49.220
Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.

36:49.220 --> 36:52.540
 

36:52.540 --> 37:22.520
 

