1
00:00:00,000 --> 00:00:29,980
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

2
00:00:30,000 --> 00:00:39,140
İyi akşamlar sayın seyirciler. Bir yaşamdan portrelerle İstanbul stüdyolarımızda yine karşınızdayız.

3
00:00:39,460 --> 00:00:44,440
Bugün stüdyomuzda doğayan bir ismi ağırlıyoruz. Sayın Atilla Dorsay Bey bizlerle. Hoş geldiniz efendim.

4
00:00:44,460 --> 00:00:45,000
Hoş bulduk.

5
00:00:45,220 --> 00:00:46,220
Çok memnun olduk programımıza katıldığınız için.

6
00:00:46,220 --> 00:00:47,820
Sağ olun ben de çok mutluyum. Sağ olun.

7
00:00:48,340 --> 00:00:53,400
Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım. Tabii ki sinema eleştirmeni olarak herkes sizi bütün Türkiye çok iyi tanıyor.

8
00:00:53,400 --> 00:00:58,620
Aman ne iyi. Çünkü sinema eleştirmenleri genelde ülkelerinde iyi tanımazlar.

9
00:00:58,620 --> 00:01:07,320
Bir tek istisnası Amerika'da Roger Ebert oldu. Roger Ebert televizyonda çok iyi kullanarak gerçekten Amerika'da dünyada tanınan bir eleştirmen oldu.

10
00:01:07,760 --> 00:01:18,940
Ve geçen yıllarda da hastalandı öldü. Ama mesela Fransa gibi sinemanın doğduğu bir ülkede bile emin olun ne eleştiri kurumu ve onların ödülleri ne de bizzat şu veya bu eleştirmen gerçek anlamda tanınır.

11
00:01:18,940 --> 00:01:22,220
Yani yok böyle bir olay. Türkiye'de ben bir parça tanınıyorum.

12
00:01:22,460 --> 00:01:23,260
Bayağı tanınıyorsunuz.

13
00:01:23,260 --> 00:01:27,300
Herhalde bir kere meslek uzun yılları buldu. Gelecek yıl 50. yılım olacak.

14
00:01:27,320 --> 00:01:28,760
Maşallah çok büyük bir tecrübe.

15
00:01:28,760 --> 00:01:40,500
Direndim direndim. Bu mesleği kabul ettirmekte yani eleştirmenleri topluma kabul ettirmek için gerekli. Ne gerekiyorsa yaptım. Her türlü filmi gördüm. Popüler sinemayı da izledim savundum.

16
00:01:40,940 --> 00:01:53,540
SİAD derneğini kurdum. Ödülleri ben başlattım vesaire vesaire. Bir hayli çabam da oldu. Ama Türk toplumu hakikaten beni ve eleştirik kurumunu SİAD'ı bir ölçüde kabullendi. Bundan dolayı çok minnettarım bu toplum aslında.

17
00:01:53,540 --> 00:01:59,460
Ama aslında siz sinema eleştirmeni olmayı düşünerek hayata başlamadınız herhalde üniversite yıllarında.

18
00:01:59,460 --> 00:02:07,940
Neredeyse başladım. Neredeyse başladım. Çünkü emin olun ben de şaşırıyorum. Daha 10-12 yaşlarında gördüğüm filmleri defterlere yazmaya başlamışım.

19
00:02:07,960 --> 00:02:11,380
O defterler duruyor üstelik. Yangınlarda falan da kurtuldu.

20
00:02:11,380 --> 00:02:12,680
O zaman belliymiş yani gidişat değil mi?

21
00:02:12,680 --> 00:02:23,100
Evet evet. Ayakta ve hayatta kaldılar. Hatta geçen yıl TÜYAP bana İstanbul Kitap Fuarı'nın yılın yazarı ödülünü verip beni onur yazarı ilan edince

22
00:02:23,100 --> 00:02:28,100
bir sergi açtılar. O sergide benimle ilgili resimlerin yanı sıra arşevimden çıkan resimler.

23
00:02:28,100 --> 00:02:33,460
Bu eski defterleri de istediler ve onların en ilginç sayfalarını şöyle açıp vitimlerde sergilediler.

24
00:02:33,480 --> 00:02:34,260
Güzel olmuş ama evet.

25
00:02:34,260 --> 00:02:42,300
Benim meslektaşlarım bile ki beni yıllardır tanırlar. Şaşırarak baktılar. Daha 52 yılında yani 12 yaşındayken başladığım defterlerde

26
00:02:42,300 --> 00:02:52,820
inci gibi bir yazıyla böyle düz çizgilerle, muntazam çizgilerle eskiden dendiği gibi sayfayı bölüp adı, orijinal adı yönetmeni, oyuncuları ve küçük eleştiriler.

27
00:02:52,940 --> 00:02:59,660
Hatta iki yıl sonra falan yıldızlar. Hani Türkiye'de yıldız sisteminde rahmetli Tuncan Okan başlattı diyoruz.

28
00:02:59,780 --> 00:03:05,300
Hakikaten gazetelerde o başlattı doğrudur. Ama özel defterlerimde ben başlatmışım, yıldız vermişim.

29
00:03:06,220 --> 00:03:09,300
Çok pek alışılık bir durum değil gerçekten. 12 yaşında böyle bir şeye başlamış.

30
00:03:09,300 --> 00:03:15,360
İşte yani orada büyük bir sama tutkusunun izleri var ve bu yıllarca devam etmiş. O defterleri...

31
00:03:15,360 --> 00:03:17,200
Aileden gelen bir şey var mı işin içerisinde?

32
00:03:17,220 --> 00:03:23,620
Aileden gelen bir şey şu var. Annem babam ikisi de sanata meraklı insanlar. Annem o kadar değil ama sinemayı severdi.

33
00:03:23,860 --> 00:03:31,640
Babam reçmen yazar. Devlet Yemir Yollarında müfettiş olarak görevli olduğu halde ki bütün hayatı boyunca sadece o işi yaptı.

34
00:03:31,640 --> 00:03:38,780
Ben İzmirliyim. İzmir'in ünlü Demokrat İzmir gazetesi vardır ki Atilla İlhan falan da orada yazmaya başlamıştı.

35
00:03:39,300 --> 00:03:43,120
Benim çocukluğumda babamın Demokrat İzmir gazetesinde bir romanı yayınlandı.

36
00:03:43,540 --> 00:03:45,360
Hani eskiden tefrika edildi derler.

37
00:03:45,360 --> 00:03:46,880
Evet derler, tefrika edildi biliyorum.

38
00:03:46,920 --> 00:03:48,940
Böyle roman yayınlarlardı. Her gün bir bölümü.

39
00:03:49,200 --> 00:03:49,380
Evet.

40
00:03:49,380 --> 00:04:05,520
Ve o şeyler, o romanın kupürleri bende hala duruyor. Babamın vasiyetlerinden biriydi. Bunu bir roman halinde bastır. Yapamadım. Çok uğraştım ama beceremedim o romana bastırmayı. Bu içimde ukde kalmış olaylardan biridir.

41
00:04:05,520 --> 00:04:11,040
Yani babamdan gelen bir yazı yazma yeteneği var ve mesela babam aynı ölçüde müziği çok severdi.

42
00:04:11,620 --> 00:04:17,340
Rumeli kökenli olduğu için Rumca da bilirdi ve bizim evde Türkçe ve Rumca şarkılar bir de Fransızca bilirdi.

43
00:04:17,420 --> 00:04:22,760
O yıllarda çünkü galiba müfettiş olmak için bir yabancı dil ve tabi gözde dilde Fransızca'yla onu da öğrenmiş.

44
00:04:23,160 --> 00:04:25,780
Bizim evde Fransızca şarkılar, şansomlar söylerdi babam.

45
00:04:25,780 --> 00:04:27,920
Çünkü benim müzik merakım da çok şeydir.

46
00:04:28,040 --> 00:04:29,100
Evet, evet biliyorum.

47
00:04:29,240 --> 00:04:30,540
Çok baskın bir merakımdır.

48
00:04:30,900 --> 00:04:32,480
Bütün bunları babamdan almışım yani.

49
00:04:32,800 --> 00:04:45,020
Ama benim gördüğüm şey şu. Yani sanat ağırlıklı. Her şeyiniz sanata ayarlı bir insansınız. Çok belli. Mimar olmanız, müzikle ilgilenmiş olmanız, sinema zaten başlı başına, yazarlık.

50
00:04:45,080 --> 00:04:48,140
Dolayısıyla sanat herhalde iç içesiniz hep anladığım kadarıyla.

51
00:04:48,140 --> 00:04:56,040
Şimdi bu böyle tabi, bu kesinlikle böyle de yani sanatın her dalına ilgi duydum. Çok iyi bir okur oldum bir kere.

52
00:04:56,160 --> 00:05:01,060
Çocuk yaşımdan itibaren bu gözlükler benim neredeyse 10 yaşımdan beri taktığım şeyler.

53
00:05:01,200 --> 00:05:08,140
Niye? Gözlerim bozuldu. O yaşta bile kargacık burgacık, küçük kaflarla basılmış romanları 3 günde, 5 günde bitirirdim.

54
00:05:09,000 --> 00:05:12,460
Büyük bir okuma tutkunu oldum. Müzikle ilgim var. Piyano çalarım bir parça.

55
00:05:12,460 --> 00:05:18,600
İşte malum çok Türkiye'de pop müzik üzerine ciddi bir kitap yazan birkaç kişiden biriyim.

56
00:05:18,700 --> 00:05:29,280
Ne oldu? 21. yüzyıla ayak bastık ve ben 20. yüzyılın son yarısına, son 60 yılına hatta kulağımla da tanık olmuş birisiyim.

57
00:05:29,400 --> 00:05:35,240
Şarkıları dinledim, sevdim. Onlar benim ruhuma giripsindiler ve müthiş bir kulağım var unutmadım.

58
00:05:35,440 --> 00:05:40,480
Dolayısıyla dedim ki kendi kendime bırak şu sema yazarlığını, bir de 20. yüzyılın müzik tarihini yazdım.

59
00:05:40,480 --> 00:05:46,440
Bir pop müzik tarihi yazdım. Ne şurup, şeker, şarkılar da onlar bilmem biliyor musunuz?

60
00:05:46,520 --> 00:05:48,480
Üç baskı yaptı ama şimdi yok kara borsada.

61
00:05:49,020 --> 00:05:56,180
Yani herhalde dünyada 20. yüzyılın pop müzik tarihine böyle enformatif olarak değil, sayılar, işte albüm satışları falan değil.

62
00:05:56,580 --> 00:06:00,520
Kişisel bir bakış getiren neredeyse tek yazar ben oldum. Bu çok ilginçtir.

63
00:06:00,520 --> 00:06:01,220
Tabii çok ilginç.

64
00:06:01,220 --> 00:06:02,340
Böyle bir müzik kulağı var.

65
00:06:02,900 --> 00:06:07,000
İşte en son kitaplarım arasında 50 oldu. Bir şiir kitabı, bir hikaye kitabı var.

66
00:06:07,000 --> 00:06:10,100
Bütün bunları da denedim. Mimarlık da bir sanattır malum.

67
00:06:10,100 --> 00:06:12,740
Ama bunun bir bedeli var. O bedel nedir?

68
00:06:13,360 --> 00:06:20,820
Ben sanata bu kadar düşkün olan, hayatımda sanatla iç içe yaşayan bir insan olarak bir anlamda realiteden koptum.

69
00:06:20,920 --> 00:06:24,780
Yani hayal dünyalarında yaşıyorum, ayaklarım yere basmıyor demek istemiyorum.

70
00:06:24,980 --> 00:06:29,380
Ama mesela hesap kitap tutamam, hiçbir şekilde bir bütçe yapamam.

71
00:06:29,900 --> 00:06:34,840
Halbuki bir aile yönetiyorum yani. İki çocuğum var, biri evlendi, torunum oldu, şu bu.

72
00:06:34,840 --> 00:06:40,560
Bütün bunları işte vergiler yatacak, ev vergileri, araba vergileri, hesap kitaplar.

73
00:06:41,020 --> 00:06:44,420
Allah'tan karım müthiş bir matematik tutkunu çıktı.

74
00:06:44,660 --> 00:06:45,060
Çok iyi.

75
00:06:45,100 --> 00:06:46,400
Hesabı kitabı çok iyidir.

76
00:06:46,900 --> 00:06:49,240
Onun ayakları benden çok daha fazla yere basar.

77
00:06:49,360 --> 00:06:51,480
Ve böylece bir dengi kuruldu. Yoksa mahvolmuştuk.

78
00:06:51,480 --> 00:06:55,320
Ama bir insan her şeyi de tam yapacak diye bir şey yok. Sizin yaptıklarınız da birçok insan yapamaz.

79
00:06:55,440 --> 00:06:59,280
Yani hesabı kitabı herkes tutar da ama sizin yaptıklarınızı herkes yapamaz.

80
00:06:59,340 --> 00:07:05,760
Ama neyse yani bir alana veyahut bir yeteneği çok geliştirmek diğer bazı şeyleri biraz güdük bırakıyor tabii.

81
00:07:05,780 --> 00:07:06,020
Evet.

82
00:07:06,240 --> 00:07:08,220
Onun acısını hissettim ama neyse yani.

83
00:07:08,220 --> 00:07:12,100
O kadar gelişmiş yönleriniz var ki bence hiçbir yer bunun acısını hissetmenize gerek yok.

84
00:07:12,140 --> 00:07:13,440
Sağ olun. Bir de karıma sorun.

85
00:07:13,580 --> 00:07:14,420
Öyle mi diyorsunuz?

86
00:07:14,480 --> 00:07:17,360
Çünkü bakanlıkları dağıttım bir gün, karar verdim.

87
00:07:17,360 --> 00:07:20,820
Yani bana bir tek kültür bakanlığı bir de dışları bakanlığı kaldı.

88
00:07:21,140 --> 00:07:28,040
Maliye onda, ekonomi onda, savunma onda, eğitim bakanlığı onda çocukların eğitimiyle o sağ olsun çok müşkül oldu.

89
00:07:28,320 --> 00:07:28,960
İşte böyle.

90
00:07:29,440 --> 00:07:34,500
Evet. Aynı zamanda şehircilik kültürü, yemek bunlarla ilgili de zannediyorum değil mi?

91
00:07:34,500 --> 00:07:38,060
Evet. Tabii yani mimarlıktan gelen bir şehircilere ilgim oldu.

92
00:07:38,580 --> 00:07:43,880
Ben mimar olduğum yıl 1964'te hemen askere gittim.

93
00:07:43,880 --> 00:07:47,760
66 yılında döndüm. O yıllarda iki yıl askerlik yapılırdı.

94
00:07:47,860 --> 00:07:49,120
Şimdi gençleri görüyorum.

95
00:07:49,520 --> 00:07:51,600
İşte ben bedelli bir ay yaptım çıktım diyor.

96
00:07:51,720 --> 00:07:54,600
Veya bedelli yapmamış ama üç ayda veya altı ayda bitirmiş.

97
00:07:54,800 --> 00:07:56,000
Ne şanslılar bilmiyorlar.

98
00:07:56,500 --> 00:08:00,380
Ben iki yıl Anadolu'da askerlik yaptım ama bundan da katiyen pişman olmadım.

99
00:08:00,920 --> 00:08:01,880
Anadolu yani o kadar da...

100
00:08:01,880 --> 00:08:03,740
Bunu söylemeniz de çok güzel ve önemli bence.

101
00:08:04,000 --> 00:08:05,340
Balıkesir ve Salihli.

102
00:08:05,440 --> 00:08:10,120
Yine Ege'de kaldım ama Ege'yi bile tanımak, bir parça Anadolu'yu tanımak anlamına geliyor.

103
00:08:10,120 --> 00:08:14,500
Orada geçirdiğim iki yılı katiyen kayıp yıllar saymam.

104
00:08:14,680 --> 00:08:16,080
Ciddi tecrübe olmuştur o da mutlaka.

105
00:08:16,180 --> 00:08:16,340
Efendim?

106
00:08:16,480 --> 00:08:18,520
Ciddi bir tecrübe olmuştur mutlaka o da değil mi?

107
00:08:18,520 --> 00:08:18,540
Ciddi bir tecrübe.

108
00:08:18,840 --> 00:08:22,640
Yani bir kere Salihli'de kaldım bir buçuk yıl.

109
00:08:22,720 --> 00:08:23,600
Salihli bir kasaba.

110
00:08:23,820 --> 00:08:23,940
Evet.

111
00:08:24,080 --> 00:08:26,060
Köyle kasaba arası bir şey.

112
00:08:26,360 --> 00:08:29,180
Orada köy hayatını, kasaba hayatını tanıyorsunuz.

113
00:08:29,200 --> 00:08:29,300
Tabii.

114
00:08:29,620 --> 00:08:31,240
Bir de Türk Sama'sın en iyi yıllarıydı.

115
00:08:31,320 --> 00:08:33,680
64-66 düşünün en parlak yılları.

116
00:08:34,160 --> 00:08:36,080
Ve ben iyi bilmediğim Türk Sama'sı öğrendim.

117
00:08:36,160 --> 00:08:37,880
Çünkü Salihli'nin iki Sama'sı vardı.

118
00:08:37,880 --> 00:08:39,660
Yalnız Türk filmi gösteriyorlardı.

119
00:08:39,860 --> 00:08:40,800
Düşünün bir buçuk yıl.

120
00:08:41,020 --> 00:08:45,540
Önce zoraki olarak sonra büyük keyif alarak o yılların filmlerini izliyorsunuz.

121
00:08:45,540 --> 00:08:48,520
Siz karşınızda Lütfi Akat, Atıf Yılmaz, Memduh Ün.

122
00:08:48,980 --> 00:08:50,580
Bütün bu ustaların filmleri.

123
00:08:50,700 --> 00:08:52,980
Yıldızların işte Dört Yapraklı Yonca.

124
00:08:53,080 --> 00:08:54,520
Hepsinin en parlak zamanı.

125
00:08:54,880 --> 00:08:56,560
O da başı başına bir eğitim oldu.

126
00:08:56,720 --> 00:08:59,380
Yani emin olun bazen zor bir dönem.

127
00:08:59,680 --> 00:09:01,260
Ya işte nasıl geçireceğim bunu?

128
00:09:01,820 --> 00:09:06,280
Nasıl şunlardan kopacağım dediğiniz dönemler size öyle tecrübeler kazandırıyor ki.

129
00:09:06,280 --> 00:09:08,280
Çok önemli bir mesaj şu an söylediğiniz şey.

130
00:09:08,280 --> 00:09:09,560
Onlardan şikayet etmemek lazım.

131
00:09:09,740 --> 00:09:14,900
Hayatın her alanın her safhasını yaşadığınız her deneyimi aslında öğretici bir şey gibi görmek lazım.

132
00:09:14,940 --> 00:09:16,340
Mutlaka bir hayır yönü oluyor.

133
00:09:16,540 --> 00:09:17,260
Doğru söylüyorsunuz.

134
00:09:17,400 --> 00:09:20,600
Bir de TRT3'te 9 yıl boyunca müzik programları yapmışsınız.

135
00:09:20,600 --> 00:09:22,880
Tabii tabii işte onu söylüyordum.

136
00:09:23,780 --> 00:09:26,560
Ben 1966'da askerlikten döndüm.

137
00:09:27,940 --> 00:09:34,120
Cumhuriyet gazetesi başvurdum bir süre sonra ama onu yapmadan önce ailem tabii benden yardım bekliyor.

138
00:09:34,220 --> 00:09:35,540
Bir memur hayatı yaşıyorlar.

139
00:09:35,740 --> 00:09:39,620
Hemen İstanbul Belediyesi Yüksek İmar ve Planlama Müdürlüğü'ne başvurdum.

140
00:09:39,700 --> 00:09:42,300
Mimar olarak çalışmak istiyorum diye kabul ettiler.

141
00:09:42,300 --> 00:09:45,960
O yıllarda yeterince eleman yetişmiş yoktu.

142
00:09:46,040 --> 00:09:47,940
Her alanda boşluk vardı.

143
00:09:48,240 --> 00:09:51,300
Yani ben düşünün koskoca belediyeye başvuruyorum.

144
00:09:51,460 --> 00:09:52,220
Hemen beni alıyorlar.

145
00:09:53,220 --> 00:09:55,480
Ama yani yine her şey kolaydı.

146
00:09:55,520 --> 00:09:57,800
Üç ay sonra da Cumhuriyet gazetesine gittim.

147
00:09:57,960 --> 00:09:59,700
Ben sinema yazarı olmak istiyorum.

148
00:09:59,840 --> 00:10:01,500
Buyurun bu haftanın filmleri dedim.

149
00:10:01,620 --> 00:10:02,000
Verdim.

150
00:10:02,420 --> 00:10:03,740
Hemen o hafta o yazıları bastılar.

151
00:10:04,260 --> 00:10:05,300
Çünkü sinema yazarı da yoktu.

152
00:10:05,300 --> 00:10:08,960
Ve Cumhuriyet'in de evimize gelen gazeteydi o yıllarda.

153
00:10:09,160 --> 00:10:09,960
Böyle bir ihtiyaç vardı.

154
00:10:09,960 --> 00:10:10,440
Farkındayım.

155
00:10:10,660 --> 00:10:12,680
O yıl o mevsim sinema yazarı yoktu.

156
00:10:12,920 --> 00:10:13,120
Evet.

157
00:10:13,220 --> 00:10:14,480
Tam ihtiyaç yerini bulmuştuk.

158
00:10:14,560 --> 00:10:14,700
Evet.

159
00:10:15,000 --> 00:10:16,980
Tam denk geldi ve beni hemen başlattılar.

160
00:10:17,280 --> 00:10:18,660
Böyle de şanslı bir dönemdi.

161
00:10:18,940 --> 00:10:19,580
E ne oldu?

162
00:10:19,680 --> 00:10:21,740
Ben iki yıl belediyeye de çalıştım.

163
00:10:21,820 --> 00:10:25,920
Sonra bıraktım ve tamamen kendimi sinemacılar ve gazetecilere verdim.

164
00:10:26,580 --> 00:10:28,300
İki yıl İstanbul'un bütün sorunlarını tanıdım.

165
00:10:29,300 --> 00:10:32,540
Mevzi planlar denen şeyleri yapan mimarlardan biriydim.

166
00:10:32,540 --> 00:10:39,100
Bütün şehri gezip nerede ne oluyor, bina yükseklikleri ne olmalı, imar çizgilerine nasıl verilmeli.

167
00:10:39,680 --> 00:10:41,400
Dolayısıyla bu bana İstanbul'u tanıttı.

168
00:10:41,700 --> 00:10:43,400
Meselenizi de bir süre yaptınız yani.

169
00:10:43,500 --> 00:10:44,760
Ben hiç yapmadığını zannediyordum.

170
00:10:44,780 --> 00:10:44,800
Tabii tabii yok.

171
00:10:44,800 --> 00:10:46,940
Yaptım iki, iki buçuk yıl kadar yaptım.

172
00:10:47,080 --> 00:10:47,240
Evet.

173
00:10:47,540 --> 00:10:48,960
Bu da bana İstanbul'u öğretti.

174
00:10:49,120 --> 00:10:50,300
Yemek yazıları dediniz.

175
00:10:50,780 --> 00:10:56,140
İşte Cumhuriyet'te başladım 66 yılında ama aynı zamanda tercuma repelik de yapıyorum.

176
00:10:56,300 --> 00:10:58,920
Çünkü o yıllardan aldığım para çok cüzi.

177
00:10:58,920 --> 00:11:01,980
İki lisanım vardı gayet iyi.

178
00:11:02,100 --> 00:11:04,420
İngilizce ve Fransızca tabii hala var gitmedi.

179
00:11:04,960 --> 00:11:06,700
Sonra İtalyanca'yı da kattım onlara.

180
00:11:06,900 --> 00:11:07,880
Dil merakım da vardır.

181
00:11:08,680 --> 00:11:10,960
Yazıları tercümanlık yapmaya başladım.

182
00:11:11,120 --> 00:11:17,880
İstanbul'da ve Anadolu'da işte Fransız, İngiliz, Amerikalı, Belçikalı ne düşerse onları gezdiriyorum, ediyorum.

183
00:11:17,880 --> 00:11:21,380
Ve tabii her yerde lokantalara gidiliyor.

184
00:11:21,840 --> 00:11:24,500
İstanbul'da o yılda hala en ünlü lokantalar açık.

185
00:11:24,720 --> 00:11:28,780
Bütün bunlara turistlerle gidiyoruz veya daha popüler yerlere Anadolu'ya çıkıyoruz.

186
00:11:28,940 --> 00:11:30,420
Yerel mutfağı tanıyorum ben.

187
00:11:30,880 --> 00:11:32,020
Çünkü Kabadokya'ya gidiyoruz.

188
00:11:32,140 --> 00:11:33,460
Oranın yemekleri çok başkadır.

189
00:11:33,720 --> 00:11:36,200
Antalya'ya iniyoruz antik şehirleri gezmeye.

190
00:11:36,760 --> 00:11:38,520
Akdeniz mutfağı da bambaşkadır.

191
00:11:39,100 --> 00:11:40,040
Gazete de bunu biliyor.

192
00:11:40,720 --> 00:11:45,080
Dediler ki biraz da böyle lifestyle, yaşam tarzı denen şeylere yer verelim.

193
00:11:45,140 --> 00:11:45,560
Ne yapalım?

194
00:11:45,920 --> 00:11:46,920
Yemek yazıları koyalım.

195
00:11:46,920 --> 00:11:48,120
E kim yapacak?

196
00:11:48,260 --> 00:11:49,900
İşte Atilla Dorsay, turist rehberi.

197
00:11:50,220 --> 00:11:52,860
Her yere gidip yemekler yiyor, ediyor.

198
00:11:53,000 --> 00:11:54,020
Fikir onlardan mı çıktı?

199
00:11:54,440 --> 00:11:55,320
Ondan çıktı tabii.

200
00:11:55,460 --> 00:11:56,480
Teknif onlardan geldi.

201
00:11:56,620 --> 00:12:03,820
Ama ben daha öncesinde, 60'lı yılların sonunda Türk mutfağı nereye gidiyor diye bir yazı serisi hazırlamıştım.

202
00:12:03,900 --> 00:12:05,320
70'li yılların sonunda pardon.

203
00:12:05,860 --> 00:12:09,940
Bu yemek işini bildiğim için Türk mutfağı nereye gidiyor diye bir haftalık bir yazı dizisi.

204
00:12:10,360 --> 00:12:11,260
Bu çok ilgi gördü.

205
00:12:11,340 --> 00:12:15,340
Çünkü o günlere kadar hiç kimse ciddi biçimde mutfağa yemeğe eğilmemiş.

206
00:12:15,340 --> 00:12:18,480
Herkes hapuru puruyor ama yazısı çizisi yok.

207
00:12:18,800 --> 00:12:20,420
Şimdi çok iyi yemek yazarlarımız var.

208
00:12:20,540 --> 00:12:22,220
O kadar iyi ki hepsi birer usta.

209
00:12:22,640 --> 00:12:25,100
Ki Tuğrul Şafkay rahmetli öldü.

210
00:12:25,240 --> 00:12:27,000
O bu alanda çok büyük bir öncüdür.

211
00:12:27,060 --> 00:12:28,040
Onu da rahmetle anayım.

212
00:12:28,040 --> 00:12:29,980
Ama işte bugün AM4'sü var.

213
00:12:31,660 --> 00:12:33,240
Şu anda pat diye isimleri gelmiyor.

214
00:12:33,340 --> 00:12:36,100
Hakkı ama dünya kadar iyi yemek yazarı var.

215
00:12:36,420 --> 00:12:37,100
O yıllarda yok.

216
00:12:37,520 --> 00:12:38,640
Hasan Cemal önerdi.

217
00:12:39,880 --> 00:12:42,960
Hasan Cemal o yıllarda yazı işleri, genel yayın müdürümüzdü.

218
00:12:43,680 --> 00:12:45,020
Dedik ki böyle bir seviyeye başladı.

219
00:12:45,100 --> 00:12:47,480
Ben önce istemedim ya dedim yemek olayı yazıya dökülür mü?

220
00:12:47,540 --> 00:12:47,860
Dökülür.

221
00:12:48,120 --> 00:12:49,780
Her hafta bir lokanta yazmaya başladım.

222
00:12:50,320 --> 00:12:51,400
Ve bu çok ilgi gördü.

223
00:12:51,400 --> 00:12:54,040
80'li yılların başındayız.

224
00:12:54,200 --> 00:12:56,340
Tabi 12 Eylül sonrası.

225
00:12:56,440 --> 00:12:57,800
İlke çok gerilimli.

226
00:12:58,140 --> 00:13:03,220
İşte Milli Birlik Komitesi ondan sonra seçimlerle gerçi özel hükümeti geldi ama

227
00:13:03,220 --> 00:13:07,220
o yıllarda bile askerlerin baskısı dışarıdan devam etti.

228
00:13:07,880 --> 00:13:10,840
Ve öyle bir dönemde ben yemek yazıları yazıyorum.

229
00:13:10,940 --> 00:13:12,320
Bir kısım okuru rahatsız oldu.

230
00:13:13,160 --> 00:13:16,560
Gazete, telefonlar, mektuplar o yıllarda tabi internet yok.

231
00:13:16,720 --> 00:13:18,520
Telefonlar ve mektuplar şikayetler.

232
00:13:18,960 --> 00:13:20,580
Fakat sağ olsunlar sağ olsunlar.

233
00:13:20,580 --> 00:13:21,340
Ne düşünüyorlar?

234
00:13:21,900 --> 00:13:24,560
Gazetenin ciddiyetine mi aykırı olduğunu düşünüyorlar?

235
00:13:24,640 --> 00:13:24,860
Efendim?

236
00:13:25,200 --> 00:13:26,840
Gazetenin ciddiyetine mi aykırı buldular?

237
00:13:27,100 --> 00:13:29,900
Ne düşünceyle bunu eleştiriyorlar?

238
00:13:29,980 --> 00:13:30,940
Lokantarı yazıyoruz.

239
00:13:31,080 --> 00:13:33,600
Gerçi o yıllarda lokantalar hiç pahalı değildi.

240
00:13:33,660 --> 00:13:34,240
Onu da söyleyeyim.

241
00:13:34,340 --> 00:13:38,240
Bugün İstanbul'da artık yanına kolay yaklaşılamayacak kadar pahalı.

242
00:13:38,560 --> 00:13:40,320
Hatta dünyadan pahalı lokantalar var.

243
00:13:40,880 --> 00:13:41,720
Kim gidiyor bilmiyorum.

244
00:13:41,840 --> 00:13:42,480
Gidenler var.

245
00:13:42,840 --> 00:13:43,880
Ama o yıllarda öyle değildi.

246
00:13:43,960 --> 00:13:46,940
Buna rağmen o okurlardan çok ciddi mektuplar geldi.

247
00:13:46,940 --> 00:13:49,220
2,5-3 yıl olmuştu.

248
00:13:49,220 --> 00:13:51,240
O yazılara son verdiler.

249
00:13:51,740 --> 00:13:55,420
Ben de onları ağız tadıyla adı altında bir kitapta topladım.

250
00:13:55,460 --> 00:13:57,260
O da 2-3 basım yaptı.

251
00:13:57,380 --> 00:13:59,400
Yani kaybolmadığı kütüphanlar da vardır.

252
00:13:59,660 --> 00:14:01,500
O da bugün bir kara borsa kitabı.

253
00:14:02,140 --> 00:14:02,960
Bütün bunlar evet.

254
00:14:02,960 --> 00:14:05,320
Yani çok uğraşarak olmadı.

255
00:14:05,900 --> 00:14:10,340
Ya ben yemeğe de yazayım, ben şunu da yazayım şeklinde özel bir gayret göstermedim.

256
00:14:10,400 --> 00:14:14,620
Ama bunlar zaten benim hayatımın içine girdi bir vesileyle.

257
00:14:14,800 --> 00:14:17,620
İşte yemek olayı özellikle rehberliğim sayesinde.

258
00:14:18,080 --> 00:14:20,800
Ama annem de rahmette çok güzel yemekler yapardı.

259
00:14:21,280 --> 00:14:22,160
Biz İzmirliyiz.

260
00:14:22,300 --> 00:14:24,260
Babam Rumeli'li.

261
00:14:24,260 --> 00:14:26,320
Rumeli mutfağı olurdu evde.

262
00:14:26,480 --> 00:14:28,600
İzmir, Akdeniz mutfağı olurdu.

263
00:14:29,080 --> 00:14:31,680
İstanbul mutfağı daha sonra İstanbul'a girip yerleştik.

264
00:14:31,740 --> 00:14:34,740
O da girdi işin içine ki İstanbul mutfağı biliyorsunuz.

265
00:14:34,780 --> 00:14:35,600
Saray mutfağıdır.

266
00:14:35,680 --> 00:14:37,980
En gelişmiş, en zengin mutfaktır.

267
00:14:38,300 --> 00:14:40,080
Ama öte yandan doğuya gidersiniz.

268
00:14:40,200 --> 00:14:42,300
Bir kebap mutfağı vardır.

269
00:14:42,400 --> 00:14:43,360
O da bambaşka bir şey tabii.

270
00:14:43,720 --> 00:14:45,720
Türkiye bu açıdan çok zengin kabul etmek lazım.

271
00:14:45,780 --> 00:14:47,000
Ama yine de tabii ki bu bir yetenek.

272
00:14:47,000 --> 00:14:49,600
Çünkü çok fazla turist rehberi var.

273
00:14:49,700 --> 00:14:52,080
Çok fazla yemekle iç içe olan insan var.

274
00:14:52,160 --> 00:14:54,140
Hayatı mecburen yemekle iç içe geçen insan var.

275
00:14:54,140 --> 00:14:56,600
Sonuçta bunu herkes kağıda dökemez.

276
00:14:56,820 --> 00:14:58,440
Dökse de bunu güzel ifade edemez.

277
00:14:58,440 --> 00:15:04,200
Yani tabii beni ben yapan özelliklerden biri de benim yaz yazma tutkum.

278
00:15:04,700 --> 00:15:06,720
Herkes her şeyi kağıda dökemez dediniz.

279
00:15:07,380 --> 00:15:10,380
Ben de mümkün olduğu kadar çok şeyi kağıda dökme.

280
00:15:11,040 --> 00:15:12,040
O deyimi kullanalım.

281
00:15:12,380 --> 00:15:13,220
Hevesi var.

282
00:15:13,560 --> 00:15:16,040
Oturup bir takım şeyler yazmaktan büyük bir keyif alıyorum.

283
00:15:16,040 --> 00:15:16,600
Hala.

284
00:15:16,960 --> 00:15:18,080
Bakın bu yaşıma geldim.

285
00:15:18,560 --> 00:15:19,920
Hala sabah 7'de kalkarım.

286
00:15:20,040 --> 00:15:21,220
Daha gazeteler gelmemiştir.

287
00:15:21,680 --> 00:15:23,420
Ben 8'e kadar oturup bir şeyler yazarım.

288
00:15:23,980 --> 00:15:25,480
İşte şimdi internet sitesinde yazıyorum.

289
00:15:25,620 --> 00:15:26,360
Taftada 4 kere.

290
00:15:26,420 --> 00:15:27,200
Onun yazılarıdır.

291
00:15:27,320 --> 00:15:30,040
Veya gördüğüm bir filmi unutmadan hemen yazarım.

292
00:15:30,120 --> 00:15:33,140
Öbür hafta gelecek hafta 2 ay sonra ne zaman gösterecekse.

293
00:15:33,640 --> 00:15:34,340
Notlar alırım.

294
00:15:34,420 --> 00:15:36,060
Biraz internette araştırma yaparım.

295
00:15:36,500 --> 00:15:37,640
Böyle bir tempom var benim.

296
00:15:38,060 --> 00:15:39,500
Yani bu ideal bir tempom.

297
00:15:39,560 --> 00:15:41,980
Herkese 7'de kalkıp yazı yazsın demiyorum ama.

298
00:15:42,280 --> 00:15:43,560
Bazıları öğlen kalkar.

299
00:15:43,620 --> 00:15:45,360
Yine gayet yaratıcı ve üretici olabilir.

300
00:15:45,360 --> 00:15:48,560
Bu benim kendime, kendimize benimsediğim bir tempo.

301
00:15:48,840 --> 00:15:52,960
Ama yani bu tempo benim yazı tutkumdan kaynaklanıyor biraz da.

302
00:15:53,020 --> 00:15:56,060
Kim kalkarsa banköründe yazı yazar Allah aşkına yani bilemiyorum.

303
00:15:56,540 --> 00:15:57,540
Evet tabii kesinlikle.

304
00:15:57,780 --> 00:15:58,820
Buna katılmamak mümkün değil.

305
00:15:59,140 --> 00:16:00,820
Bir de ben 45 diye okumuştum.

306
00:16:00,880 --> 00:16:02,020
Siz 50 diye telaffuz ettiniz.

307
00:16:02,120 --> 00:16:03,400
Kitaplarınızın sayısı inanılır gibi.

308
00:16:03,460 --> 00:16:04,920
Ben yazım hatası mı diye düşündüm.

309
00:16:04,920 --> 00:16:07,900
Son TÜYAP Fuarı'nda çıkan 3 kitabın birden çıktı.

310
00:16:08,280 --> 00:16:08,400
Evet.

311
00:16:08,520 --> 00:16:08,820
Ben de farkında değilim.

312
00:16:08,820 --> 00:16:11,360
Bu yazma tutkunuzun bir tezahürü herhalde.

313
00:16:11,700 --> 00:16:12,040
Evet.

314
00:16:12,680 --> 00:16:13,880
Onlarla birlikte 50 oldu.

315
00:16:14,220 --> 00:16:15,980
Yani yuvarlak sayıları herkes sever tabii.

316
00:16:16,300 --> 00:16:16,580
Evet.

317
00:16:16,740 --> 00:16:19,240
Benim sinema yazarlığım da gelecek yıl 50 oluyor.

318
00:16:19,400 --> 00:16:22,180
Çünkü 1966'da başlamıştım dediğim gibi.

319
00:16:22,180 --> 00:16:27,220
2016'da evet 50. yıl olacak.

320
00:16:27,500 --> 00:16:29,640
Maşallah çok büyük bir dönem.

321
00:16:29,700 --> 00:16:32,220
Önemli bir tecrübe dediğim gibi birikim çok önemli.

322
00:16:32,480 --> 00:16:33,980
Bunları paylaşmanız da o yüzden çok önemli.

323
00:16:34,380 --> 00:16:34,840
Sağ olun.

324
00:16:35,240 --> 00:16:37,000
Kendinize saklamamışsınız paylaşmışsınız.

325
00:16:37,020 --> 00:16:37,220
Evet.

326
00:16:37,360 --> 00:16:39,500
Şimdi bu benim genel bir inandığım başka bir şey.

327
00:16:39,620 --> 00:16:41,280
İnsanlar deneyimlerini paylaşmalı.

328
00:16:41,300 --> 00:16:41,560
Doğru.

329
00:16:41,560 --> 00:16:46,600
Allah bize öyle bir ömür vermiş ki büyük fırsatlar açmış önümüzde.

330
00:16:46,600 --> 00:16:54,400
hep söylerim yani benim ilk yazılarımın basılması, belediyeye hemen kabul edilmem bunun gibi bir sürü mutlu olay var hayatımda.

331
00:16:54,740 --> 00:16:55,780
Allah'ın yardım olduğu doğru.

332
00:16:55,780 --> 00:16:57,620
Hakikaten böyle bir inanç belirdi bende.

333
00:16:57,760 --> 00:17:04,200
Çünkü çok belalı bir takım işlerde hep birilerinin bir şeyler, bir güç beni korudu sanki.

334
00:17:05,620 --> 00:17:08,860
Bundan yararlandım bunlardan ve bir sürü iş yaptım.

335
00:17:08,940 --> 00:17:10,500
Bir sürü deneyimim oldu.

336
00:17:11,080 --> 00:17:14,940
Bunları yazmak, bunları kitaplara, yazılara dökmek benim için neredeyse bir misyon.

337
00:17:14,940 --> 00:17:19,240
Hani sırtımda büyük bir misyon hisseden ve kendimi çok önemseyen birisi de değilim.

338
00:17:19,460 --> 00:17:31,440
Ama bütün bu küçük yaşantıların, yaşanılmış bu küçük deneyimlerin bir puzzle gibi bir araya gelip bir hayat, bir yaşam, bir görüş, bir hayata bakış biçimi oluşturduğunu düşünüyorum ki öyle.

339
00:17:32,000 --> 00:17:35,620
Ve bunu tabii mümkün oldukça gençlere nakletmek istiyorum.

340
00:17:35,720 --> 00:17:36,440
Bu benim görevim.

341
00:17:36,960 --> 00:17:37,380
Çok güzel.

342
00:17:37,480 --> 00:17:39,040
Bence çok bilinçli hareket ediyorsunuz.

343
00:17:39,060 --> 00:17:40,980
Çünkü herkes sizin imkanınıza sahip değil.

344
00:17:40,980 --> 00:17:48,200
Herkes mesela sizin gördüğünüz yerleri, sizin tanıdığınız insanları, sizin gittiğiniz mekanlara gitme imkanıza sahip bu tecrübeleri paylaşmak, aktarmak bence çok önemli.

345
00:17:48,580 --> 00:17:50,280
Türkiye'de anılar da yazılmıyor.

346
00:17:50,500 --> 00:17:51,980
Yani ben mesela birçok şey yazmam.

347
00:17:52,080 --> 00:17:53,180
Daha anılarımı yazmadım.

348
00:17:53,400 --> 00:17:53,560
Evet.

349
00:17:53,560 --> 00:17:57,540
Çok genç buluyorum herhalde kendimi aslında oturup ciddi biçimde başlamam lazım.

350
00:17:57,840 --> 00:18:01,200
Ne kadar, ömrümüzün ne kadarı var daha belli değil.

351
00:18:01,200 --> 00:18:01,980
İnşaAllah uzun değil.

352
00:18:02,320 --> 00:18:06,740
O olmadı ama onun dışında yaşadığım çok şey kitaplarıma yansıttım.

353
00:18:06,900 --> 00:18:10,580
Mesela Dorsay'ın Penceresi'nden diye bir kitabım var.

354
00:18:10,720 --> 00:18:17,420
Orada bizzat tanıdığım 50 kadar Türk ünlüsünü ki hepsi sinemadan değil, farklı alanlardan gelen insanlar da var.

355
00:18:17,420 --> 00:18:19,080
Yazarlar, çizerler, ressamlar.

356
00:18:19,880 --> 00:18:26,260
Onları eski yazılara modelleyip, onlara küçük yeni notlar da ekleyip bir tür porteler galerisi haline getirdim.

357
00:18:26,340 --> 00:18:29,680
Çünkü o insanları tanımak ayrıcalığına erişmişim.

358
00:18:29,740 --> 00:18:32,860
Onların da birer naçizane portresini çizdim kendimce.

359
00:18:32,860 --> 00:18:35,320
Aynı mantıkla dediğim gibi bunları paylaşmak çok önemli.

360
00:18:35,540 --> 00:18:35,720
Tabii.

361
00:18:37,460 --> 00:18:40,200
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı var.

362
00:18:40,320 --> 00:18:45,580
Bunun gibi başka sivil toplum projelerinde de vakıflarla, derneklerle bağlantılı çalışmalarınız var.

363
00:18:45,580 --> 00:18:49,780
Şimdi işte SİAD'ın kurucu ve onursal başkanıyım.

364
00:18:49,920 --> 00:18:50,100
Evet.

365
00:18:50,600 --> 00:18:54,860
Sinematek'in kurucusu değilim çünkü 1965 yılında kuruldu.

366
00:18:55,400 --> 00:18:59,200
Ben 66 aralığında İstanbul'a geldim ancak sonradan üye oldum.

367
00:18:59,200 --> 00:19:01,100
Ama Sinematek'te de görev aldım.

368
00:19:01,180 --> 00:19:08,060
Bir dönemde işte 12 Eylül 1980 ihtilali tarafından kapatılmadan önceki bütün dernekler kapatıldı.

369
00:19:08,320 --> 00:19:10,640
Sinematek'in yönetiminde görev aldım.

370
00:19:10,640 --> 00:19:18,580
Sinematek'in kapatılmasından bir iki yıl sonra İstanbul Sinema günleri başladı ve o da çok kısa zamanda İstanbul Festivali'ne dönüştü.

371
00:19:19,000 --> 00:19:22,520
Orada tekrar kurucu üye olarak görev aldım.

372
00:19:22,620 --> 00:19:32,440
Şakir Eczarcıbaşı'nın yanında ve işte Onat Kutlar, Jack Shalom, Tuncan Okan gibi Rekin Teksoy gibi sinema yazarlarıyla birlikte.

373
00:19:33,440 --> 00:19:34,880
Dernekçiliğim çok yoktur.

374
00:19:35,280 --> 00:19:36,500
Dernekçilik apayrı bir iştir.

375
00:19:36,560 --> 00:19:38,160
Buna rağmen bayağı dernekçilik yaptım.

376
00:19:38,260 --> 00:19:40,460
Yani dediğim gibi SİAD'ı kurmak kolay değildi.

377
00:19:40,520 --> 00:19:42,500
O yıllarda dernek kurmak o kadar zordu ki.

378
00:19:43,140 --> 00:19:45,400
Daha sonra 12 Eylül'den sonra dernekler kapatıldı.

379
00:19:45,800 --> 00:19:47,520
Biz 90'larda yeniden kuralım dedik.

380
00:19:47,580 --> 00:19:48,940
Bu sefer daha da ağırlaştırılmış.

381
00:19:48,940 --> 00:19:54,660
Yani 12 Eylül sonrası dernek kurulmasına çok sakın kısıtlamalar getirildi.

382
00:19:55,300 --> 00:19:58,500
Onlarla bürokrasiyi böyle aylarca boğuştuğumu hatırlıyorum.

383
00:19:58,840 --> 00:20:02,660
Allah kahretsin kurmuyorum ben bu derneği falan diye feryat ettiğimi hatırlıyorum.

384
00:20:03,000 --> 00:20:05,940
Ama kurduk ve böylece dernekçilik işine de bulaştım.

385
00:20:06,900 --> 00:20:09,180
Mimarlar odasının tabii üyesiyim.

386
00:20:09,700 --> 00:20:12,980
Başka üyeliklerim var bir takım sosyal kuruluşlarda üyeliklerim var.

387
00:20:13,080 --> 00:20:15,980
Mutfak Dostları Derneği'nin yine kurucu üyesiyim.

388
00:20:15,980 --> 00:20:24,640
Çünkü dernek kurulacağı zaman bu Türkiye'de yemek yazılarını ilk başlatmış zat olarak beni davet ettiler sağ olsunlar.

389
00:20:25,180 --> 00:20:31,200
Ve işte Ahmet Örs ve arkadaşlarıyla Tuğrul Şavkay vesaire o derneği kurduk.

390
00:20:31,640 --> 00:20:33,080
O dernek de bugün devam ediyor.

391
00:20:33,200 --> 00:20:37,980
Ben artık tabii onun yönetiminde rol almıyorum ama sağ olsunlar bir toplantılarına çağırırlar.

392
00:20:39,020 --> 00:20:44,980
Ve yılda birkaç kere toplanıp değişik bir lokantayı, değişik bir mutfağa, değişik ağız tadlarını keşfederiz.

393
00:20:44,980 --> 00:20:47,340
Veya onlar geziler düzenlerler.

394
00:20:47,420 --> 00:20:49,080
Biz de eşimle seyahati çok severiz.

395
00:20:49,780 --> 00:20:52,160
Bazen Mutfak Dostları Derneği de bunu yapıyor.

396
00:20:52,760 --> 00:20:56,120
Mesela geçen bayramda Gürcistan'a bir gezi düzenlediler.

397
00:20:56,780 --> 00:20:58,280
Bizim de boş bir zamanımıza geldi.

398
00:20:58,360 --> 00:21:00,400
Eşimle katıldık ve Gürcistan'ı keşfettik.

399
00:21:00,760 --> 00:21:01,980
Burnumuzun dibinde hemen yukarımızda.

400
00:21:02,840 --> 00:21:05,640
Küçücük ama çok kendine özgü bir ülke.

401
00:21:05,640 --> 00:21:07,640
Yemek kültür açısından da.

402
00:21:07,640 --> 00:21:12,140
Tabii Mutfak Dostları düzenleyince oradaki yemek olayını da önceden tabii bir etüt ediyorlar.

403
00:21:12,200 --> 00:21:12,440
Evet.

404
00:21:13,080 --> 00:21:16,620
Gürcistan'a gidip veya neresiyse en iyi lokantalara gidiyorsunuz.

405
00:21:16,720 --> 00:21:16,940
Evet.

406
00:21:16,980 --> 00:21:18,360
Gittiğinizde hazır oluyor her şey tabii ki.

407
00:21:18,360 --> 00:21:21,580
Tabii Mutfak Dostları bir kere de Kapadokya'ya gitti ki ben özverebilirim.

408
00:21:21,680 --> 00:21:22,740
Rehberliğimde çok çok güzel.

409
00:21:22,760 --> 00:21:23,620
Tabii bahsettiniz çünkü.

410
00:21:23,620 --> 00:21:25,380
Ama sonra bir otuz yıl falan gidemedim.

411
00:21:26,360 --> 00:21:28,140
Özlüyorum Kapadokya'yı harika bir yerde.

412
00:21:28,260 --> 00:21:31,360
Birden Mutfak Dostları iki yıl önce mi üç yıl önce mi bir gezi yaptı.

413
00:21:31,580 --> 00:21:40,020
Aman gidelim dedik ve hem onlarla birlikte olmak hem de yeniden Kapadokya'yı keşfetmek en iyi mutfağıyla birlikte müthiş bir keyif oldu.

414
00:21:40,020 --> 00:21:42,360
Yani hayat aslında keyiflerle dolu.

415
00:21:42,860 --> 00:21:45,740
Yeter ki biz onları bilip tadını çıkarabilelim.

416
00:21:45,760 --> 00:21:45,940
Tabii.

417
00:21:45,940 --> 00:21:54,340
Sinema eleştirmenliğine geçişinizde Yılmaz Güney'in Umut filminin büyük bir etkisi olduğu söyleniyor.

418
00:21:54,760 --> 00:21:56,500
Şimdi biraz farklı.

419
00:21:57,620 --> 00:22:05,720
Sinema eleştirmenin başladığında 66 Aralık ve 67, 68, 69 yılları Türkçe Masa büyük bir hareketlilik vardı.

420
00:22:07,060 --> 00:22:09,340
Politika da çok canlıydı.

421
00:22:09,340 --> 00:22:16,740
İşte sol fikirler ilk defa 1960 anayasasıyla 27 Mayıs'ı izleyen görece olarak serbest bakılmıştı.

422
00:22:17,280 --> 00:22:21,240
İşte ilk komünistlerimiz, ilk solcularımız, ilk sosyalistlerimiz yetişmişti.

423
00:22:21,700 --> 00:22:24,200
Ve bu fikirler toplumda çok ilgi görüyordu.

424
00:22:24,820 --> 00:22:27,280
Benim o yılları kadar politikale çok ilgim olmamıştı.

425
00:22:27,280 --> 00:22:39,540
Ama Cumhuriyet'te ki Kemalist bir gazetedir aslında, 70'li yıllarda bayağı solu seçip o fikirleri savununca biz de biraz mecburen biraz merak sahikiyle işte yapmadığımız işleri yaptık.

426
00:22:39,800 --> 00:22:42,440
Kapital'i okuduk Marx'ın ünlü eserini.

427
00:22:42,920 --> 00:22:44,520
Kendimizi solcu sandık.

428
00:22:45,040 --> 00:22:46,960
Ama ben solculuğu gerçekten benimsedim.

429
00:22:47,060 --> 00:22:51,720
Benim için solculuk sonuç olarak hayatta bağlandığım belki tek ideoloji oldu.

430
00:22:52,540 --> 00:22:54,200
Emeğe çok saygım vardır her zaman.

431
00:22:54,440 --> 00:22:55,500
Emekçiye çok saygım vardır.

432
00:22:55,500 --> 00:22:57,080
Sosyal demokrasi açısından mı özellikle?

433
00:22:57,200 --> 00:22:59,940
Yani dediğiniz gibi emek ve...

434
00:22:59,940 --> 00:23:01,660
Emeğin çok önemli olduğuna inanıyorum.

435
00:23:01,780 --> 00:23:03,300
Bazı insanlar emeği küçümser.

436
00:23:03,400 --> 00:23:06,940
Mesela bugün içinde bulunduğumuz Türkiye adeta sermayeyi tapıyor.

437
00:23:08,040 --> 00:23:10,620
Her şey rant aracı oldu.

438
00:23:11,200 --> 00:23:12,380
İstanbul'u paylaşıyorlar.

439
00:23:12,840 --> 00:23:14,560
İstanbul'u paylaştırıyorlar.

440
00:23:15,460 --> 00:23:22,040
Bütün ülkenin turistik güzellikleri, şu su bu su, işte otellere, beton yığılarına filan teslim ediliyor.

441
00:23:22,040 --> 00:23:31,580
Oysa turizmin de doğayı korumanın da bir ülke için yalnız turizm açısından değil, toplumun ruh sağlığı açısından da çok önemli fonksiyonları var.

442
00:23:32,420 --> 00:23:35,940
Dolayısıyla bütün bu koruma işlemi son derece önem taşıyor.

443
00:23:35,940 --> 00:23:38,100
Yılmaz Güney'e gelelim.

444
00:23:38,520 --> 00:23:39,680
Yılmaz Güney diyordum.

445
00:23:40,140 --> 00:23:42,000
O yıllarda Yılmaz Güney'e çıktı.

446
00:23:42,320 --> 00:23:42,600
Doğru.

447
00:23:42,640 --> 00:23:51,780
Hatta 60'ların başında solculuk propagandasından hapse girmiş ve iki yıl yatmış bir adam ve açıkça ben komünistim diyor.

448
00:23:51,840 --> 00:23:52,920
O yıllarda denebiliyordu.

449
00:23:53,340 --> 00:23:59,540
Şimdi yine deniyor ama bugün artık komünizm kalmadığı için ben komünistim diyene vah zavallı şapşal diye bakıyorlar.

450
00:23:59,540 --> 00:24:01,840
O dönem geldi veyahut o dönem bitti.

451
00:24:02,720 --> 00:24:06,780
Sinematek de başında solcu insanların bulunduğu bir kuruluştu.

452
00:24:06,840 --> 00:24:12,720
Ne kadar en başında büyük patron Şakir Eczacıbaşı var idiyse de o da tam bir kültür adamıydı.

453
00:24:13,300 --> 00:24:15,680
Dolayısıyla Yılmaz Güney'le sinematek yakınlaştı.

454
00:24:16,140 --> 00:24:20,940
İşte Umut filminin ilk gösterimini sinematek salonu yaptı 1970 yılında.

455
00:24:21,200 --> 00:24:21,540
Ben de gittim.

456
00:24:21,540 --> 00:24:27,820
Ama ben 66 sonlarında başladığımda Cumhuriyeti Türk filmlerine Turan Gürkan denen bir arkadaşım vardı.

457
00:24:28,120 --> 00:24:29,480
Tabi o da çoktan vefat etti.

458
00:24:30,180 --> 00:24:36,500
Büyük bir Türk filmi hayranı, arşivcisi, bir bilgi kaynağı olan bir adam.

459
00:24:37,220 --> 00:24:41,540
O yazıyordu Türk filmlerine ve Cumhuriyet'ten bunu bana açıkça da söylemediler.

460
00:24:42,540 --> 00:24:47,600
Ama o Türk filmini yazmaya devam ettiği için, benim de ona büyük saygım olduğu için ben Türk filmlerine bulaşmadım.

461
00:24:48,020 --> 00:24:50,820
Ben yabancı filmleri yazıyorum, o Türk filmlerini yazıyor.

462
00:24:50,820 --> 00:24:53,300
Benim gayet kuvvetli bir kalemim var tabi.

463
00:24:53,880 --> 00:24:56,660
Yazılarım ilgiyle okunuyor, biraz da kendimi övyeyim.

464
00:24:57,060 --> 00:25:00,360
Ama bakıyorlar ki Türk samarcılar, ben onların filmlerine bulaşmıyorum.

465
00:25:00,940 --> 00:25:03,400
Bu yüzden piyasada şöyle bir dedikodu çıkarıldı.

466
00:25:03,880 --> 00:25:05,700
O Atilla Dorsey değil, Atilla Dorsey.

467
00:25:06,300 --> 00:25:07,440
Nedir Atilla Dorsey?

468
00:25:07,880 --> 00:25:10,280
İşte Amerika'nın ünlü Dorsey kardeşleri vardı.

469
00:25:10,400 --> 00:25:11,580
Jimmy ve Tommy Dorsey.

470
00:25:12,000 --> 00:25:14,100
Bunlar çok ünlü iki caz orkestrası.

471
00:25:14,100 --> 00:25:21,740
Ve 1930'lı 40'lı yıllarda, hele savaş sırasında, bütün dünyanın dinlediği şarkılar besteydiler.

472
00:25:21,880 --> 00:25:25,640
İşte 78'lik plaklar, sonra 45'likler veya albümler yaptılar.

473
00:25:26,120 --> 00:25:27,460
Dorsey onları hatırlatır.

474
00:25:27,520 --> 00:25:30,320
Beni Amerikalı gibi lanse ediyorlardı.

475
00:25:30,420 --> 00:25:31,560
Bu bir şakaydı sözüm ona.

476
00:25:31,580 --> 00:25:31,800
Tabii ki.

477
00:25:31,800 --> 00:25:34,800
Ama o kadar incindim ki, yani ben bir Türk vatandaşıyım.

478
00:25:35,600 --> 00:25:37,020
Kendi kültürünüzden kopuk bir şey.

479
00:25:37,040 --> 00:25:39,800
Aynen, o manzara verilmeye başlandı.

480
00:25:41,100 --> 00:25:43,740
Ne yapayım, Turan Gürkan'ı da gerçekten çok severdim.

481
00:25:43,860 --> 00:25:50,260
Daha sonra 80'li yıllarda birlikte Gösteri Dergisi'nin fasikürlerle okurlarını armağan olarak verdi.

482
00:25:50,260 --> 00:25:53,200
Türk ve Dünya Sineması ansiklo belisini hazırladık.

483
00:25:53,560 --> 00:25:54,560
Birkaç yıl sürdü.

484
00:25:54,960 --> 00:25:57,480
Sonra o fasikürler bir araya getirip çitlendi.

485
00:25:57,600 --> 00:25:58,480
Piyasaya verildi.

486
00:25:58,880 --> 00:25:59,760
Tabii hemen tükendi.

487
00:25:59,880 --> 00:26:01,480
Bugün o da kara borsada olan bir olay.

488
00:26:01,480 --> 00:26:02,440
Bende iki tane var.

489
00:26:02,920 --> 00:26:04,540
Oradan da bir ortak çalışmamız var.

490
00:26:04,640 --> 00:26:05,800
Gerçi o daha sonra oldu.

491
00:26:06,580 --> 00:26:08,800
Turan Gürkan'a saygısızlık etmek istemiyorum.

492
00:26:09,040 --> 00:26:10,380
Ne zaman ki umudu gördük.

493
00:26:10,600 --> 00:26:10,860
Evet.

494
00:26:11,180 --> 00:26:12,400
Önümde nadir nadir.

495
00:26:12,580 --> 00:26:13,700
Orada İlhan Selçuk.

496
00:26:13,880 --> 00:26:16,840
Burada işte ne bileyim ben Ali Özgün Türk.

497
00:26:16,840 --> 00:26:18,820
Bütün o dönemin solcu sanatçıları.

498
00:26:18,900 --> 00:26:19,760
Şurada Erden Kral.

499
00:26:20,320 --> 00:26:21,460
Büyük bir heyecan duydum.

500
00:26:21,980 --> 00:26:23,480
Hiçbir şey düşünmeden eve gittim.

501
00:26:23,780 --> 00:26:24,960
Daktilomun başına geçtim.

502
00:26:25,060 --> 00:26:25,980
Daha bilgisayar yok.

503
00:26:26,260 --> 00:26:27,840
Tak tak tak tak tak tak eleştirimi yazdım.

504
00:26:28,200 --> 00:26:29,120
Gazeteye götürüp verdim.

505
00:26:29,180 --> 00:26:30,260
Ne yaparsa yapsınlar diye.

506
00:26:30,460 --> 00:26:31,300
Ve kullandılar.

507
00:26:31,960 --> 00:26:33,780
Tabi eleştiri iyi bir yankı yaptı.

508
00:26:33,840 --> 00:26:35,720
Bugün hala çok iftihar ettiğim bir yazıdır.

509
00:26:36,340 --> 00:26:40,120
Ve hemen arkasından ben ufak ufak Türk filmlerini yazmaya başladım.

510
00:26:40,260 --> 00:26:45,900
Yani Umut benim kişisel tarihimde Türk filmlerini yazmaya başladığım film oldu.

511
00:26:45,900 --> 00:26:48,220
Onunla başladım Türk sineması eleştirisine.

512
00:26:48,360 --> 00:26:51,560
Evet yani Türk sineması için demek ki kullanması gerekiyordu.

513
00:26:51,700 --> 00:26:52,080
Anlıyorum.

514
00:26:52,360 --> 00:26:55,660
Yoksa sinema eleştirmenliğine Umut'u değil de Türk sineması'nın aralığına geçtiğiniz.

515
00:26:55,680 --> 00:26:56,640
Ama çok önemlidir o.

516
00:26:56,740 --> 00:26:59,260
Tabi insanın kendi sineması üzerine yazması gerekir.

517
00:26:59,340 --> 00:26:59,900
Böyle şey olur mu?

518
00:26:59,900 --> 00:27:02,400
İyi bir karar almışsınız bence de çok önemli.

519
00:27:03,300 --> 00:27:06,200
Peki efendim eleştirilerinizi yaparken niye kıstas alırsınız?

520
00:27:06,360 --> 00:27:08,720
Yani kurgu mu sizin için önemlidir?

521
00:27:09,160 --> 00:27:11,280
İşte çekim tekniklerini mi önemsersiniz?

522
00:27:11,960 --> 00:27:12,880
Senaryo mu önemlidir?

523
00:27:12,880 --> 00:27:13,460
Hepsi.

524
00:27:14,260 --> 00:27:16,280
Şimdi tabi senaryo işin temeli.

525
00:27:16,280 --> 00:27:21,280
Türk sineması uzun yıllar en büyük sıkıntıyı bundan çekti.

526
00:27:22,020 --> 00:27:24,560
Önemli romanlar uyarlanmadı.

527
00:27:24,640 --> 00:27:26,400
Uyarlandığında da berbat edildi.

528
00:27:27,100 --> 00:27:29,580
Önemli yazarlar pek senaryoya katılmadılar.

529
00:27:29,720 --> 00:27:37,960
Gerçi zaman zaman Atilla İlhan hatta Yaşar Kemal Orhan Kemal'in de bazı senaryo çalışmalarına katıldığı söylenir.

530
00:27:37,960 --> 00:27:43,240
Ama Atilla İlhan'ın dışındakiler bir rivayet, bir söylence onlar katılmadılar.

531
00:27:43,340 --> 00:27:50,900
Atilla İlhan, Atilla Kaptanoğlu adıyla müstehar bir isimle gerçekten bazı senaryolara imza attı.

532
00:27:51,300 --> 00:27:53,000
O da çünkü bir sama tutkunuydu biliyorum.

533
00:27:53,000 --> 00:27:54,780
Bilmiyorum ister isim kullanma gereği duydu.

534
00:27:54,780 --> 00:27:58,420
Bilmiyorum yani o yıllarda olurdu bu.

535
00:27:58,800 --> 00:28:04,960
Mesela Peyami Safa adlı çok ünlü yazarımız bir dizi polisiye roman yazdı.

536
00:28:05,440 --> 00:28:08,520
Ama polisiye roman o yıllarda toplumda küçümsenen bir şeydi.

537
00:28:09,220 --> 00:28:10,220
Niye olduğunu hiç anlamadım.

538
00:28:10,300 --> 00:28:12,100
Ben şahsen bayılırım polisiye romanlara.

539
00:28:12,560 --> 00:28:20,540
Bütün o Arsene Lupe'n, Sherlock Holmes kitaplarını, Agatha Christie kitaplarını ve filmlerini daha sonra kemirmişimdir adeta.

540
00:28:20,540 --> 00:28:24,880
Ama Peyami Safa o romanlara Server Bedi adını koydu.

541
00:28:25,180 --> 00:28:28,220
Server Bedi'nin Cingöz Recai diye bir karakter yarattı.

542
00:28:28,580 --> 00:28:29,640
Bunlar beş serler oldu.

543
00:28:30,260 --> 00:28:35,880
Ama parası tabii yine Peyami Safa'ya gitti ama herkes kim bu Server Bedi derdi biliyorum o yıllarda.

544
00:28:35,980 --> 00:28:36,920
Ben çocuktum ama hatırlıyorum.

545
00:28:36,940 --> 00:28:40,160
İnternet falan da olmadığı için insanlar o bilgiye kolay ulaşabiliyor.

546
00:28:40,160 --> 00:28:43,080
Yani biraz küçümsenirdi bu tür şeyler.

547
00:28:43,220 --> 00:28:48,540
Sinema da küçümsenirdi ve o yüzden sanıyorum Atilla İlhan, Atilla Kaptan oldu adını kullandı.

548
00:28:48,860 --> 00:28:50,460
Yani ciddi bir yazar katkısı yoktu.

549
00:28:50,540 --> 00:28:51,760
Senaryo bayağı zayıftı.

550
00:28:52,120 --> 00:28:53,120
Teknik zayıftı.

551
00:28:53,500 --> 00:28:55,220
En basit de geçen gün bir yerde konuşuldu.

552
00:28:55,300 --> 00:28:56,500
Nebahçe'ye söyledi pardon.

553
00:28:56,960 --> 00:29:03,160
Önceki gün bizim siyah töreninde işte NTV'nin konuğu olduk program öncesi.

554
00:29:03,160 --> 00:29:10,800
Orada söyledi bizim zamanımızda dedi eğer bir film 3000 metrelik filmle oluşuyorsa

555
00:29:10,800 --> 00:29:14,020
Samacan'ın önderi 3000 metre film olurdu dedi.

556
00:29:14,200 --> 00:29:18,000
Yani bir 1000 metre bir 500 metre daha film verilmezdi dedi.

557
00:29:18,520 --> 00:29:20,000
Dolayısıyla tekrar falan yoktu.

558
00:29:20,080 --> 00:29:21,680
Çekilirdi ne olursa o olur dedi.

559
00:29:22,100 --> 00:29:23,620
Hakikaten film çok pahalı bir şeydi.

560
00:29:23,940 --> 00:29:25,220
Dışarıdan ithal ediliyordu.

561
00:29:25,900 --> 00:29:29,900
Ve yani çektiğiniz her şeyi aşağı yukarı tabii bir miktar %10 bir marja olabilir ama

562
00:29:29,900 --> 00:29:31,200
kullanmak zorundasınız.

563
00:29:31,200 --> 00:29:32,480
E böyle bir şey olur mu?

564
00:29:32,480 --> 00:29:36,520
Samacan öyle bir sanat ki icabında bir saniye 5 kere 10 kere çekeceksiniz.

565
00:29:36,820 --> 00:29:37,660
Batı'da öyle oluyor.

566
00:29:37,940 --> 00:29:40,740
Veya çok fazla çekip içinden kurgulayacaksınız.

567
00:29:41,080 --> 00:29:42,100
Bütün bunlar yapılamazdı.

568
00:29:42,520 --> 00:29:46,260
Bu da bütçeyle teknolojinin karması olan bir başka sorun.

569
00:29:46,760 --> 00:29:50,500
Ama bu arada o zaman oyuncularımızı da kutlamamız gerekir öyle değil mi?

570
00:29:50,520 --> 00:29:51,200
Vallahi öyle.

571
00:29:51,440 --> 00:29:52,880
Bu imkanla sahip olmadıkları için.

572
00:29:52,880 --> 00:30:00,860
Aşağı kere tek çekişte, ilk çekişte, ilk ve son çekimde o sahneyi verebilmek müthiş bir marifet.

573
00:30:00,860 --> 00:30:03,260
Emin olun Batı'da çok tekrarlar olurdu değil mi?

574
00:30:03,640 --> 00:30:05,900
Aynı şekilde sinema okulları yoktu.

575
00:30:05,960 --> 00:30:06,360
Şimdi var.

576
00:30:06,520 --> 00:30:11,180
Şimdi Eskişehir Üniversitesi'nden Mimar Sinan Üniversitesi'nde birçok okulun ve daha başka

577
00:30:11,180 --> 00:30:13,460
üniversitelerin ciddi sinema okulları var.

578
00:30:13,560 --> 00:30:17,100
Öğrencilik, oyunculuk okulları veya kursları var.

579
00:30:17,100 --> 00:30:20,140
İşte Müjdat Gezen kursu var, Ali Poyrazoğlu kursu var.

580
00:30:20,440 --> 00:30:21,340
Bir sürü ben biliyorum.

581
00:30:21,460 --> 00:30:24,460
Saddiye Alışık'ın oyunculuk kursları var vesaire.

582
00:30:24,820 --> 00:30:25,880
O yıllarda bunlar yoktu.

583
00:30:25,940 --> 00:30:26,280
Ne olacak?

584
00:30:26,440 --> 00:30:27,580
Yapa yapa öğreniyorlardı.

585
00:30:27,900 --> 00:30:31,200
Ama öğreninceye kadar da bir tek filmleri berbat ediyorlardı tabii.

586
00:30:31,500 --> 00:30:34,280
Yani sete yeni adım atmış bir oyuncu.

587
00:30:34,620 --> 00:30:37,600
Tamam dünyanın en güzel kadını filanca veya falanca.

588
00:30:37,840 --> 00:30:39,100
Dünyanın en yakışık erkeği.

589
00:30:39,900 --> 00:30:40,960
Cüneyt Arkın tamam.

590
00:30:41,440 --> 00:30:43,200
Ama oyunculuk yok, henüz yok başlarda.

591
00:30:43,200 --> 00:30:45,040
Öğrendiler sonra tabii.

592
00:30:45,140 --> 00:30:45,860
Mutfakta onlar öğrendiler.

593
00:30:45,860 --> 00:30:47,220
Yapa yapa öğrendiler.

594
00:30:47,660 --> 00:30:50,280
Yani sette öğrenilen bir sanat.

595
00:30:50,680 --> 00:30:52,760
Bizzat onu yapanlar tarafından da.

596
00:30:53,320 --> 00:30:55,840
Bütün bu eksiklikler vardı tabii kolay değil.

597
00:30:56,760 --> 00:30:58,260
Neye önem verirdiniz disini?

598
00:30:58,260 --> 00:30:59,440
Ben neye önem veririm?

599
00:31:00,100 --> 00:31:01,740
Şimdi senaryo önemli.

600
00:31:02,660 --> 00:31:04,840
Kurgu şuan maddinin esasıdır.

601
00:31:04,840 --> 00:31:07,800
Yani bir kere sahnelerin iyi çekilmiş olması lazım ama

602
00:31:07,800 --> 00:31:11,840
onun da ötesinde o sahnelerin hangilerini seçip nasıl bağlayacaksınız?

603
00:31:11,840 --> 00:31:13,360
Hızlı bir tempo mi olacak?

604
00:31:13,900 --> 00:31:19,320
Veya işte Tarkovski veya Angelopoulos'un yaptığı gibi böyle 5'er dakika, 10'ar dakika

605
00:31:19,320 --> 00:31:22,420
tek çekimle süren uzun ağır çekimler mi olacak?

606
00:31:22,840 --> 00:31:23,580
İkisi de olabilir.

607
00:31:23,980 --> 00:31:27,220
Eğer bir aksiyon filmi yapıyorsanız zaten uzun planlar olmaz.

608
00:31:27,320 --> 00:31:29,020
Çünkü aksiyon hareket demek.

609
00:31:29,020 --> 00:31:35,540
Ama yani bir aşk filminde de o hızlı kurguyu kullanmak o da olmamalı.

610
00:31:35,900 --> 00:31:42,500
Gerçi bugün yerli dizilerde 40 dakikada anlatılacak şeyi bir saat 40 dakikada anlatmak mecburiyet olduğu için

611
00:31:42,500 --> 00:31:45,080
oyuncuları tam tersine uzun uzun bakışın.

612
00:31:45,560 --> 00:31:46,900
Sen uzun uzun ah çek.

613
00:31:47,400 --> 00:31:50,460
Sen bu aşk sözlerini yavaş bir tempo ile söyle uzasın deniyor.

614
00:31:50,720 --> 00:31:53,040
Ve bu da dizilerde bir yapaylık yaratıyor.

615
00:31:53,160 --> 00:31:53,780
O da ayrı bir olay.

616
00:31:53,780 --> 00:31:59,340
Ama neyse işin öbür tarafına baktığınızda bir aşk filminin de yumuşak bir temposu olması lazım.

617
00:31:59,520 --> 00:32:03,040
Öyle hargür, hareketli, bereketli bir kurgu olmaz.

618
00:32:03,180 --> 00:32:04,000
Kurgu çok önemli.

619
00:32:05,220 --> 00:32:06,460
Müzik çok önemli.

620
00:32:06,680 --> 00:32:09,000
Müzik yanlış kullanılıyor, kötü kullanılıyor tabii.

621
00:32:09,700 --> 00:32:14,100
Dün yine önceki gün Atilla Özdemiroğlu çok hoş bir şey söyledi.

622
00:32:14,580 --> 00:32:15,940
Bunu hemen aklıma yazdım.

623
00:32:16,400 --> 00:32:21,680
Dedi ki müzik dedi konuşmaların bittiği yerde başlar ve öyle olmalı dedi.

624
00:32:21,680 --> 00:32:24,840
Biz de konuşmaların da arkasını müzikle dolduruyorlar.

625
00:32:25,140 --> 00:32:27,420
O kadar ki bazen ne konuşulduğunu anlamıyorsunuz.

626
00:32:27,480 --> 00:32:28,840
Özellikle dizilerde bu böyle.

627
00:32:29,540 --> 00:32:32,580
Halbuki bırak, şimdi biz burada konuşuyoruz.

628
00:32:33,020 --> 00:32:34,040
Fonda bir müzik var mı?

629
00:32:34,220 --> 00:32:34,740
Yok.

630
00:32:35,600 --> 00:32:37,240
Doğal hayatta zaten müzik yok.

631
00:32:37,400 --> 00:32:38,380
Müzik suni bir şey.

632
00:32:38,860 --> 00:32:39,840
Sonradan eklenen bir şey.

633
00:32:40,280 --> 00:32:42,940
O zaman koyma bırak birçok sahne hayatta gibi aksın.

634
00:32:43,420 --> 00:32:46,680
Ama gerçekten çok duygusal bir momentum, bir an yaşanıyor.

635
00:32:47,340 --> 00:32:48,880
O zaman müziği düşüyor.

636
00:32:48,940 --> 00:32:50,220
Hepimiz şakır şakır ağlayalım.

637
00:32:50,340 --> 00:32:50,860
Budur müzik.

638
00:32:50,860 --> 00:32:53,820
Hayır, sahnede başlıyor.

639
00:32:54,300 --> 00:32:55,320
Oğlan salona giriyor.

640
00:32:55,420 --> 00:32:56,480
Kız orada bilmem ne yapıyor.

641
00:32:56,580 --> 00:32:57,620
Müzikte hemen başlıyor.

642
00:32:57,700 --> 00:32:58,280
Böyle şey olur mu?

643
00:32:58,700 --> 00:33:01,500
Atilla Özdemiroğlu böyle müzik yapmıyor filmlerine.

644
00:33:01,560 --> 00:33:03,060
Onun için bizden onur ödülü aldı.

645
00:33:03,660 --> 00:33:05,520
Müzik gerektiği zaman başlamalı.

646
00:33:05,740 --> 00:33:06,860
Gerekmediği zaman da susmalı.

647
00:33:07,680 --> 00:33:08,220
Bu kadar başlıyor.

648
00:33:08,220 --> 00:33:08,660
Ne önemli bu sayıda?

649
00:33:08,820 --> 00:33:10,420
Bütün bunlara bakarım tabii.

650
00:33:10,980 --> 00:33:12,480
Ama genelde şudur yani.

651
00:33:13,140 --> 00:33:15,840
O nihai intiba derdi eskiler.

652
00:33:16,300 --> 00:33:17,760
Türkçesi sonsal izlenim.

653
00:33:17,760 --> 00:33:21,600
Yani bir filmin bize bıraktığı sonsal izlenim nedir?

654
00:33:21,600 --> 00:33:31,140
Sevmek, bayılmak, mesafeli bakmak, nefret etmek, ağlanacak yerde gülmek, gülünecek yerde ağlamak.

655
00:33:31,220 --> 00:33:36,740
Veyahut da bazen tam tersine ağlanacak yerde ağlamak, gülünecek yerde gülmek eğer bunu başarmışsa film.

656
00:33:36,740 --> 00:33:40,820
Ben filmi izlerken bir ara not almayı da denedim.

657
00:33:41,000 --> 00:33:42,740
Eskiden ışıklı kalemler vardı.

658
00:33:43,420 --> 00:33:44,360
Ama sonra vazgeçtim.

659
00:33:44,440 --> 00:33:48,100
Çünkü bir şeyi not edeyim derken filmin o bölümünü kaçırıyorsunuz.

660
00:33:48,660 --> 00:33:50,460
Kafamda bazı cümleler oluşur.

661
00:33:51,240 --> 00:33:53,200
Şunu şöyle yazmalıyım.

662
00:33:53,260 --> 00:33:54,680
Buna şu açıdan değinmeliyim.

663
00:33:55,160 --> 00:33:57,760
Belleğim de güçlü olduğu için ama sadece sinema açısından.

664
00:33:58,340 --> 00:34:00,240
Onun dışında belleğime güvenmeyin.

665
00:34:00,240 --> 00:34:05,960
O cümleler şeyden sonra da filmin bitiminden sonra da kafamda dolaşır.

666
00:34:06,040 --> 00:34:09,400
Veyahut da otururum bazen aklıma gelmiş bir iki önemli şeyi not ederim.

667
00:34:10,040 --> 00:34:18,080
Yani eleştirinin hem iskeleti hem sonsal izlenim denen şey hem de çok altını çizeceğim bazı ögeler.

668
00:34:18,080 --> 00:34:21,000
O bir konuşma olabilir, bir kamera hareketi olabilir.

669
00:34:21,140 --> 00:34:26,160
Her şeyi gayet iyi kavrayan bir oyuncunun veya iki oyuncunun karşılıklı bir sahnesi olabilir.

670
00:34:26,720 --> 00:34:27,740
Aklıma yerleşiyor.

671
00:34:27,740 --> 00:34:31,020
Bütün mesele bunları bir kere unutmadan yazmak.

672
00:34:31,180 --> 00:34:32,540
İki gün sonra yazarsanız gidiyor.

673
00:34:32,720 --> 00:34:33,020
Gider.

674
00:34:33,180 --> 00:34:34,580
Persim olarak hemen oturup yazacaksınız.

675
00:34:34,660 --> 00:34:35,500
Tak tak tak tak.

676
00:34:36,400 --> 00:34:40,880
Ve de yazarken gerekli usluğu, gerekli havayı kurabilmek.

677
00:34:41,440 --> 00:34:44,100
Ben her eleştirimi bir küçük deneme olarak görüyorum.

678
00:34:44,240 --> 00:34:44,840
Naçizane.

679
00:34:45,320 --> 00:34:46,920
Ama o kalarsın diyebilirsiniz.

680
00:34:46,940 --> 00:34:49,600
Estağfurullah işinize verdiğiniz ciddiyetle alakalı olduğunu düşünüyorum.

681
00:34:49,600 --> 00:34:51,560
Ama ben yazılarıma önem veriyorum.

682
00:34:51,940 --> 00:34:54,220
İki kere, üç kere, dört kere okuyorum.

683
00:34:54,360 --> 00:34:56,480
Üzerinden geçiyorum, ekliyorum, çıkarıyorum.

684
00:34:56,480 --> 00:34:59,020
Ve o olabildiğince onları olgunlaştırıyorum.

685
00:34:59,640 --> 00:35:05,340
Böylece benim kafamdakinin tam yansıması olmasa da ona en yakın biçime geliyor.

686
00:35:05,800 --> 00:35:07,240
Öyle olduğunu düşünüyorum.

687
00:35:07,880 --> 00:35:10,040
Sonra da işte nerede çıkarsa gazetede çıkıyor.

688
00:35:10,140 --> 00:35:11,760
Veya şimdi bir internet sitesinde çıkıyor.

689
00:35:11,760 --> 00:35:12,360
Onlar çıkıyor.

690
00:35:12,360 --> 00:35:14,960
Bu yazıların meraklısı var.

691
00:35:15,860 --> 00:35:20,220
Dolayısıyla o yazılar peyderpey zaman içinde kitaplarda toplanıyor.

692
00:35:21,300 --> 00:35:22,560
Mesela bir serim var.

693
00:35:22,920 --> 00:35:24,300
Hayatımızı değiştiren filmler.

694
00:35:24,880 --> 00:35:26,660
Bunu sadece yabancı filmler için yaptım.

695
00:35:27,160 --> 00:35:28,600
85-95 arası.

696
00:35:28,700 --> 00:35:30,900
O ara bir türlü olmamıştı.

697
00:35:30,960 --> 00:35:31,580
10 yıl oldu.

698
00:35:31,680 --> 00:35:34,100
10 yılın sonunda ben onları alfabetik olarak topladım.

699
00:35:34,100 --> 00:35:36,200
O kitap gayet iyi sattı.

700
00:35:36,680 --> 00:35:39,720
Daha sonra aynı şeyi 95-2005 için yaptım.

701
00:35:40,240 --> 00:35:48,500
Şimdi bu geçen Kasım ayındaki TÜYAP fuarında da hayatımızı değiştiren filmler 3, 2005-2015'i çıkardım.

702
00:35:48,500 --> 00:35:51,060
630 mu ne yabancı film eleştirsin bana?

703
00:35:51,060 --> 00:35:54,020
Yani 85'den 2015'e kadar elimizde böyle bir şey var o zaman.

704
00:35:54,220 --> 00:35:54,360
Değil mi?

705
00:35:54,420 --> 00:35:55,320
İşte evet evet.

706
00:35:55,400 --> 00:35:56,400
30 yıl toplandı.

707
00:35:56,420 --> 00:35:56,940
Evet evet.

708
00:35:57,200 --> 00:36:00,460
Bakalım Allah ömür verir de bir 10 yılda yazarsam o 40 yıl olacak.

709
00:36:00,840 --> 00:36:02,660
Şimdi bu güzel bir şey tabii yani.

710
00:36:03,200 --> 00:36:08,520
Bir kitap arasına son 10 yılın en önemli filmlerini elinizin altında bulunduruyorsunuz.

711
00:36:08,580 --> 00:36:08,960
Kesinlikle.

712
00:36:09,060 --> 00:36:10,900
Bu kitap sitede için iyi bir kaynak.

713
00:36:11,020 --> 00:36:16,180
Ama bu çok iyi bir kaynak da o kitaplar hasılat rekoru mu kırıyor?

714
00:36:16,280 --> 00:36:17,540
İkinci, üçüncü baskın mı yapıyor?

715
00:36:17,540 --> 00:36:18,920
Yok işte yavaş yavaş satıyor.

716
00:36:19,200 --> 00:36:27,960
Yani insanlar filmleri seviyorlar, gidiyorlar, beğeniyorlar, beni de okuyorlar ama onları toplu biçimde ellerin altında bulundurmak alışkanlıkları var ama çok az.

717
00:36:28,420 --> 00:36:30,640
Yani öyle büyük, geniş bir alışkanlık değil.

718
00:36:30,820 --> 00:36:36,320
Ama bu sizin alanınızla alakalı değil, Türk toplumunun okuma alışkanlığıyla alakalı, bu kültürle alakalı bir konu değil mi?

719
00:36:36,340 --> 00:36:46,320
Filmi gör, icabında DVD'si seyret veya bir kanalda izle ama onunla ilişkileci değil bir eleştiri kaynağı bir başvuru kitabı elinin altında bulunmursa da olur.

720
00:36:46,320 --> 00:36:48,940
Çok derin, ucu böyle derinlere ulaşan bir konu.

721
00:36:48,940 --> 00:36:50,200
O yüzden derde etmiyorum zaten.

722
00:36:50,360 --> 00:36:51,380
Yeterince satıyor yani.

723
00:36:51,460 --> 00:36:55,300
Onların baskısını mümkün kılacak kadar satıyor.

724
00:36:55,300 --> 00:36:57,500
Türk filmi eleştirmeyi topladım.

725
00:36:57,860 --> 00:37:00,760
1970'de başladı işte, Umut'la başlayan dönemde.

726
00:37:01,240 --> 00:37:04,180
12 Eylül yılları ve sinemamız, pardon o ikinci bölümdü.

727
00:37:04,580 --> 00:37:06,440
İlk dönemde hangi isimde topladım?

728
00:37:07,180 --> 00:37:08,000
Valla ben de unuttum.

729
00:37:08,560 --> 00:37:12,120
80 sonrası filmlerini 12 Eylül yılları ve sinemamız adıyla topladım.

730
00:37:12,920 --> 00:37:13,960
90'a kadar.

731
00:37:14,440 --> 00:37:21,620
90'lar sonra bunlar toplanamadı çünkü hem 90'larda hem de 2000'lerin başında büyük bir bunalım yaşadı Türk sineması.

732
00:37:21,620 --> 00:37:27,380
O kadar az film çıktı ve o kadar az eleştiri yazıldı ki ben onları kitabahane getirmek arsını bile duymadım.

733
00:37:27,480 --> 00:37:32,100
Dolayısıyla 90'dan 2005'e kadar olan dönemi bir üçüncü ciltte topladım.

734
00:37:32,560 --> 00:37:37,840
Fakat 2005-2010 arası o kadar yoğun oldu ki o beş yılı yine ayrı bir ciltte topladım.

735
00:37:37,960 --> 00:37:44,700
Böylece dört ciltte sinemamızın işte nereyse kırk yıllık gelişimine bir bakış getirmiş oldum.

736
00:37:44,700 --> 00:37:48,720
Ya o kitaplar bir araya geldiğinde bütün bir eleştiriyle verilmiş panorama çıkıyor.

737
00:37:48,720 --> 00:37:49,440
Çok önemli aslında.

738
00:37:49,580 --> 00:37:50,340
Ayrıca çok önemli.

739
00:37:50,340 --> 00:37:52,140
İspanyol olması gereken bir seri anladığım.

740
00:37:52,140 --> 00:37:55,200
En çok önemli verdiğim bir kitabım işte son aylarda çıktı.

741
00:37:55,680 --> 00:37:56,620
Son yıl içinde.

742
00:37:57,340 --> 00:37:58,700
Yüzyılın Yüz Türk filmi.

743
00:38:00,360 --> 00:38:09,380
Yani başlangıcından 2015 yılına işte Kasım ayına kadar, 2014'ün Kasım ayına kadar,

744
00:38:09,380 --> 00:38:13,580
Kabaca demek 2015'e kadar sinemamızın yaptığı filmlerden yüz tanesi.

745
00:38:14,200 --> 00:38:14,640
Seçtim.

746
00:38:15,620 --> 00:38:16,500
Önce seçtim.

747
00:38:16,560 --> 00:38:19,240
Tepe seçmeden önce DVD'lerden aradım.

748
00:38:19,740 --> 00:38:23,580
Otuzların filmleri, kırkların filmleri, ellilerin filmleri, altmışların filmleri.

749
00:38:23,660 --> 00:38:26,600
Bütün bunları oturup sabahlara kadar yeni ders öğrettim.

750
00:38:26,680 --> 00:38:27,420
Notlar aldım.

751
00:38:28,680 --> 00:38:32,220
Aşağı kare kitabın yarısı yepyeni eleştirilerden oluştu.

752
00:38:32,620 --> 00:38:34,840
Çünkü tabii o yılların filmleri yazmamışım zaten.

753
00:38:34,980 --> 00:38:36,860
Kırklarda otuzların filmi bir var.

754
00:38:36,980 --> 00:38:38,220
Bataklı Dam'ın kızı Aysel.

755
00:38:38,220 --> 00:38:41,780
Muhsin Ertuğrul'un 1934 yapımı filmi.

756
00:38:41,960 --> 00:38:43,620
Ama o yıllardan filmi lazım yani.

757
00:38:43,720 --> 00:38:46,060
O yılları tamamen inkar edemezsiniz.

758
00:38:46,320 --> 00:38:47,960
Yeter ki belli bir değeri olsun.

759
00:38:48,100 --> 00:38:50,040
Bir de sinemasının başlangıçları onlar değil mi?

760
00:38:50,040 --> 00:38:50,300
Tabii.

761
00:38:50,500 --> 00:38:51,540
50'li yılda çok önemli.

762
00:38:51,680 --> 00:38:52,980
İlk baş yapıklarımız çıkmış.

763
00:38:53,240 --> 00:38:56,420
Ki bir tanesi de 58 yılında 3 arkadaş filmidir.

764
00:38:56,560 --> 00:38:56,780
Evet.

765
00:38:57,020 --> 00:38:57,480
Bayılırım.

766
00:38:57,960 --> 00:39:02,820
Yeşil Çom'u en iyi simgeleyen, bütün ögeleriyle kullanan filmdir.

767
00:39:03,160 --> 00:39:04,680
Daha başka bir sürü film var.

768
00:39:04,680 --> 00:39:08,040
60'lar bir zirve dönemi bence.

769
00:39:08,220 --> 00:39:10,180
Bütün büyük ustaların önlemek filmleri.

770
00:39:10,240 --> 00:39:11,740
Bütün bu filmler yeni baştan yazıldı.

771
00:39:12,260 --> 00:39:14,740
70'ler sonrası bazı eleştirilerimi kullandım.

772
00:39:14,820 --> 00:39:15,960
Çoğunu kullandım.

773
00:39:16,040 --> 00:39:16,680
Yazmışsam.

774
00:39:17,180 --> 00:39:18,440
Ama yeni baştan okudum.

775
00:39:18,540 --> 00:39:19,580
Yeni bir bakış getirdim.

776
00:39:19,660 --> 00:39:21,820
Düzelttim, ekledim, çıkardım, biçimledim.

777
00:39:22,420 --> 00:39:23,680
Böylece 100 film çıktı.

778
00:39:23,680 --> 00:39:26,500
Tam da işte 100. yıla denk geldi.

779
00:39:26,620 --> 00:39:28,520
Zaten o yüzden yazıldı bu kitap.

780
00:39:29,100 --> 00:39:30,480
Tabii o çok sevdiğim bir kitap oldu.

781
00:39:30,780 --> 00:39:36,880
Çünkü belli dönemler, hele bu 100 yılsa bir kitapla kutlamak çok önemli.

782
00:39:37,020 --> 00:39:40,940
Bakın 1995 yılında Dünya Aslaması'nın 100. yılı kutlanıyor.

783
00:39:41,420 --> 00:39:43,580
Çünkü Sema 1895 yılında başlamış.

784
00:39:43,580 --> 00:39:47,420
Ben dedim ki bir Türk sinemaya zor olarak ben bu işe katılmalıyım.

785
00:39:47,980 --> 00:39:49,680
Şimdi 100 yılın 100 yönetmenini yazdım.

786
00:39:50,440 --> 00:39:52,820
Yabancı yönetmenlerden söz ediyoruz gerçi burada.

787
00:39:53,900 --> 00:39:55,520
Gayet iyi gitti baskısı.

788
00:39:55,940 --> 00:39:57,600
Hemen ikinci, üçüncü basım yaptı.

789
00:39:58,600 --> 00:40:02,200
Hemen arkasından 6 ay sonra 100 yılın 100 filmini yazdım.

790
00:40:02,460 --> 00:40:03,160
Yabancı sinema.

791
00:40:03,580 --> 00:40:05,060
Ama oraya yol filmini de aldım.

792
00:40:05,060 --> 00:40:13,620
Çünkü yol filmi bence Türk sinemasından 1995 yılından bakıldığında en azından

793
00:40:13,620 --> 00:40:16,560
daha tabii Nuri Bilge, Erzeki, Demir Kubuzlar ortada yok.

794
00:40:17,300 --> 00:40:19,440
Dünya toplamına girecek bir filmdi.

795
00:40:19,500 --> 00:40:22,320
Biliyorsunuz bir kan altın palmiyesi var o filminde.

796
00:40:23,120 --> 00:40:28,840
Ve Dünya'ya Türk sinemasını, Yılmaz Güney'i, Şeref Gören'i tanıtmış önemli bir filmdi.

797
00:40:28,880 --> 00:40:29,700
Onu da aldım.

798
00:40:29,840 --> 00:40:34,620
Belki biraz ulusalcılık yaptım ama arkasından da 100'inin 150 oyuncusu geldi.

799
00:40:34,620 --> 00:40:36,940
Böyle çünkü oyuncuları 100'e indiremedim.

800
00:40:37,640 --> 00:40:39,380
150 o da tuğla gibi bir kitap oldu.

801
00:40:39,920 --> 00:40:40,300
E ne oldu?

802
00:40:40,340 --> 00:40:47,000
Atilla Dorsay, Naçizane Kindi Köşesi'nden dünyada sinemanın 100. yılının kutlanmasına

803
00:40:47,000 --> 00:40:50,120
bir üçleme kitaplarla katkıda bulundu.

804
00:40:50,820 --> 00:40:52,160
O kitaplar çok iyi sattı.

805
00:40:52,480 --> 00:40:58,880
Yani 7-8 basım yaptılar ki bu Türkiye'de bir sinema kitabı için duyulmamış bir rakamdır.

806
00:40:59,760 --> 00:41:03,180
Bu tabii bana çok mutluluk getirdi ne yalan söyleyeyim.

807
00:41:03,180 --> 00:41:06,600
Peki efendim, festivallerde jüri üyeliğiniz var.

808
00:41:09,020 --> 00:41:10,740
Biraz bunlardan da bahseder misiniz?

809
00:41:11,780 --> 00:41:16,420
Festivallerde mesela, festival filmleri için söylüyorum da normalde sinema toplumun aynasıdır.

810
00:41:16,940 --> 00:41:18,500
Sürealist filmlere nasıl bakıyorsunuz?

811
00:41:19,560 --> 00:41:22,000
Yine bu festival filmlerinden yola çıkarak aklıma geldi şu an.

812
00:41:23,420 --> 00:41:26,660
Hem festivallerde jüri üyeliğinden biraz bahseder misiniz?

813
00:41:26,780 --> 00:41:29,340
Hem de bu soruma da cevap verirseniz orada memnun olurum.

814
00:41:29,340 --> 00:41:32,560
Şimdi tabii yerli festivaller var, yabancı festivaller var.

815
00:41:33,520 --> 00:41:35,140
Bu ayırmak gerekiyor herhalde öncelikle öyle mi?

816
00:41:35,140 --> 00:41:40,940
Tabii yani yerli festivallerde benim jüri üyeliğim Yeşilçam'ın en parlak yıllarında olmadı.

817
00:41:41,420 --> 00:41:46,780
Çünkü o zamanlar işte Ümit Utku'nun başında çektiği Film San'ın aşağı yukarı egemenliğinde olan

818
00:41:46,780 --> 00:41:52,400
daha ticari filmlerin gösterildiği ve onların ödül aldığı bir dönemdi.

819
00:41:52,400 --> 00:41:55,360
Antalya, Altın, Portakal diğer festivallerde yoktu zaten.

820
00:41:56,080 --> 00:42:01,020
Ama Antalya'da işte yönetimin değişmesiyle 1973 yılında bir devrim yaşandı.

821
00:42:01,720 --> 00:42:08,260
Bu sefer işin içine Ümit Utku'nun yerine yine bir yapımcılar birliği ama işte İstanbul'da var olup

822
00:42:08,260 --> 00:42:12,700
bütün yapımcıları toplayan Sesam ki hala var Sesam Derneği girdi.

823
00:42:13,360 --> 00:42:15,400
Jürilerin yapımında biraz değişiklik oluşturuldu.

824
00:42:15,400 --> 00:42:20,500
Ve ben ilk kez 1974 yılında Antalya festivale jüri üyesi olarak gittim.

825
00:42:21,220 --> 00:42:23,280
Şimdi isimlerini söylemeyeyim mi?

826
00:42:23,340 --> 00:42:24,400
Yanlışlıklar olur hatırlamıyorum.

827
00:42:25,120 --> 00:42:27,160
Tam etrafımda bir sürü saygın insan vardı.

828
00:42:27,680 --> 00:42:29,660
Ve karşımıza gayet güzel filmler geldi.

829
00:42:30,040 --> 00:42:34,060
Dediğim gibi 70'ler, 70'li yılların ilk 5 yılı çok parlaktır.

830
00:42:34,560 --> 00:42:39,320
Ve 74 yılından itibaren birçok Altın Portakal Festivali'nde jüri üyesi olarak bulundum.

831
00:42:39,360 --> 00:42:39,860
Evet, evet.

832
00:42:40,180 --> 00:42:42,080
Antalya çok önemli bir festivaldir tabii.

833
00:42:42,580 --> 00:42:44,260
Ve Türk Simas'a büyük şeyler katmıştır.

834
00:42:44,260 --> 00:42:46,680
E sonra Adana Festivali başlatıldı.

835
00:42:46,860 --> 00:42:48,100
Yılmaz Güney'in sayesinde.

836
00:42:48,200 --> 00:42:49,840
O daha politik bir festival oldu tabii.

837
00:42:49,980 --> 00:42:52,580
Genelde işte Yılmaz'ın filmleri, solcu filmler falan.

838
00:42:53,280 --> 00:42:54,820
Orada da jüri üyeliği yaptım.

839
00:42:55,220 --> 00:43:05,140
Daha sonra Ankara, Bursa, Manisa, Malatya gibi birçok Eskişehir gibi birçok ulusal festivalde jüri üyeliği yaptım.

840
00:43:05,540 --> 00:43:07,120
Bir tek İstanbul Festivali hariç.

841
00:43:07,120 --> 00:43:30,180
Çünkü ben İstanbul Festivali'nin başından beri kurucu ve danışman kadrosunda olduğum için, yönetici olmadım ama danışman kadrosunda olduğum için ve İstanbul Festivali'nde bütün uluslararası festivaler gibi kendi üyelerini jürilere sokmadığı için İstanbul Festivali'nde ne ana jüri de ne işte Fipreski veyahut başka jürilerde üye olmak onuruna erişim edin bugüne kadar.

842
00:43:30,180 --> 00:43:32,180
Peki keyif alarak mı yaptınız genelde festivalerde?

843
00:43:32,180 --> 00:43:34,280
Tabii canım jüride olmak her zaman iyidir.

844
00:43:34,600 --> 00:43:36,180
Bir kere çok iyi ağırlanırsınız.

845
00:43:36,620 --> 00:43:37,940
El üstünde tutulursunuz.

846
00:43:38,040 --> 00:43:39,940
En iyi lokantalarda yemek yersiniz.

847
00:43:40,520 --> 00:43:41,840
Onun dışında ne olacak işte?

848
00:43:42,120 --> 00:43:44,260
Yani zaten sürekli film seyrediyoruz.

849
00:43:45,260 --> 00:43:50,420
Bir festivalde belli bir program dahilinde günde bazen üç film olabilir tabii.

850
00:43:51,060 --> 00:43:53,020
Oturup film izleyerek o da bana yabancı değil.

851
00:43:53,020 --> 00:44:05,580
Ben dış festivallarda özellikle ki mesela KANA ilk 1970 yılında Berlin'e ilk 1978 yılında gittim ve ondan sonra birkaç büyük festivalin devamlı müşterisi takipçisi oldum.

852
00:44:06,000 --> 00:44:09,300
Biz yabancı festivallarda günde dört beş film bile izleriz bazen.

853
00:44:09,840 --> 00:44:12,260
Çünkü yani festivalin amacı budur.

854
00:44:12,360 --> 00:44:17,300
Kısa bir sürede olabildiğince fazla film göreceksiniz ve o festivallarda da gösterirler.

855
00:44:17,300 --> 00:44:27,540
Bazen sabah sekiz buçukta ki Berlin'de öyledir bazen dokuzda başlar KANA yani daha sabahtan itibaren hemen fırlayıp gidip orada film seyretmeye başlarsınız.

856
00:44:27,600 --> 00:44:29,820
Arada yemek gelir filan ama akşama kadar sürer.

857
00:44:30,400 --> 00:44:32,380
Dolayısıyla üst üste film seyretmeye alışıyorum.

858
00:44:32,500 --> 00:44:36,800
Burada yerli festivallarda günde üç film seyretmek hiç beni rahatsız etmedi bugüne kadar.

859
00:44:37,480 --> 00:44:39,200
Sonra yabancı festival üyelikleri oldu.

860
00:44:39,300 --> 00:44:41,840
Özellikle ben FIPRESKİ'nin yani FIPRESKİ nedir?

861
00:44:41,940 --> 00:44:44,160
Uluslararası Sıtırma Yazarları Federasyonu.

862
00:44:44,160 --> 00:44:46,520
Bunun kısaltılmış adı FIPRESKİ.

863
00:44:46,520 --> 00:44:52,480
Türkiye'de buna üye tabii çok uzun yıllardır ve ilk uzun yıllarda temsilcini ben yaptım.

864
00:44:53,160 --> 00:45:01,440
FIPRESKİ'nin bir özelliği bütün üye ülkelerden Sıtırma Yazarları'nı icabına dünyanın öbür ucunda bile olsa festivallere davet etmektir.

865
00:45:01,780 --> 00:45:07,520
Yani uçak bileti verilir orada otelde kalırsınız gider filminizi görür oylarımaya katılırsınız.

866
00:45:07,520 --> 00:45:13,680
Bu o kadar güzel bir yöntem ki birçok genç arkadaşıma ki ben de o zamanlar genç bir Sıtırma Yazar'ıydım tabii.

867
00:45:14,180 --> 00:45:22,440
Dünya ülkelerini ve Sıtırmalarını aynı zamanda çünkü birdenbire ben düşünün FIPRESKİ sayesinde iki ülke söyleyeyim.

868
00:45:22,440 --> 00:45:28,760
Biri Havana yani Küba, Küba'nın başkenti Havana oraya kadar gittim uçağım dahil.

869
00:45:29,140 --> 00:45:31,260
Havana festivalinde FIPRESKİ jüri üyesiydim.

870
00:45:31,840 --> 00:45:34,540
Bir keresinde de Hawaii adalarında bir festival vardı.

871
00:45:34,540 --> 00:45:40,800
Yine FIPRESKİ üyesi olarak işte buradan Avrupa'nın bir kenti oradan Los Angeles galiba.

872
00:45:40,940 --> 00:45:44,900
Los Angeles'tan da Hawaii oraya uçtuk ve Hawaii'yi gördüm.

873
00:45:45,200 --> 00:45:54,720
Bir başkası yine FIPRESKİ üyesi olarak Japonya'nın Yamagata kentindeki uluslararası dokümanter, belgesel festivaline davet aldım.

874
00:45:55,120 --> 00:45:57,260
Eşimi de aldım bütün Uzakdoğu'yu gördük.

875
00:45:57,440 --> 00:45:59,440
Çünkü öyle bir bilet aldık karışık bir bilet.

876
00:45:59,440 --> 00:46:03,580
Bakın bütün bunlar sinema yazarı olmanın daha bir sürü ülke var.

877
00:46:04,020 --> 00:46:07,820
Ve FIPRESKİ üyesi olmanın bana getirdiği avantajlar oldu.

878
00:46:08,340 --> 00:46:11,860
Yani sinema yazarlığı böyle bir takım avantajlar değiştirir.

879
00:46:12,060 --> 00:46:17,000
Kendinizi ciddi olarak tanıtırsanız, kanıtlarsanız bir sürü yere davet alırsınız.

880
00:46:17,800 --> 00:46:20,660
Oralarda da çok farklı kültürlerle karşılaştık.

881
00:46:21,160 --> 00:46:25,060
Şimdi gençler, Türkiye'de de genç meraklı sinema yazarları var.

882
00:46:25,160 --> 00:46:26,300
Habire dünyaya dolaşıyorlar.

883
00:46:26,500 --> 00:46:28,500
Kimse farkında değil ama ben biliyorum.

884
00:46:28,500 --> 00:46:29,740
Ben artık gitmiyorum çünkü.

885
00:46:29,840 --> 00:46:30,660
Yorgun bir yazarım.

886
00:46:31,220 --> 00:46:33,160
Ancak bir iki büyük festival bana yetiyor.

887
00:46:33,600 --> 00:46:36,760
Ama genç arkadaşlarımız her yere gidiyorlar maşallah.

888
00:46:37,180 --> 00:46:40,300
Ve hem dünyayı geziyorlar, bilgileri, kültürleri artıyor.

889
00:46:40,340 --> 00:46:41,380
Hem çok farklı sistemaları.

890
00:46:41,960 --> 00:46:47,000
Ama emin olun ben birçok genç insanda sinema yazarı olma hevesini seziyorum.

891
00:46:47,160 --> 00:46:48,160
Bana mailler geliyor.

892
00:46:48,860 --> 00:46:50,220
Bana başvurular geliyor.

893
00:46:50,900 --> 00:46:53,980
İşte hangi kitapları okuyalım, hangi filmleri görelim.

894
00:46:53,980 --> 00:46:57,580
Bazen hatta onlarla buluşup karşı karşıya da görüşüyorum.

895
00:46:58,100 --> 00:47:03,700
Çünkü başta da söyledik, benim konumumdaki bir insanın topluma vereceği bazı şeyler var.

896
00:47:04,140 --> 00:47:11,220
Bu kitaplar yoluyla olur ama aynı zamanda örneğin üniversitelere, okullara gidip gençlere doğrudan doğruya hitap etmek, konuşmak,

897
00:47:11,220 --> 00:47:20,140
onların bu tür başvurularına olabildiğince karşılık vermek, hicabında yarım saatini ayırıp buluşmak, konuşmak çok yararlı oluyor.

898
00:47:20,160 --> 00:47:20,480
Kesinlikle.

899
00:47:20,600 --> 00:47:27,480
Yani gençlere tabii gıpta ediyorum hayatlarının genç döneminde olmaları o kadar hoş ki onlar bunun avantajlarını bilmiyorlar.

900
00:47:27,840 --> 00:47:30,540
Ama aynı zamanda birçok şeyler öğrenmeleri gerektiğini de biliyorum.

901
00:47:30,920 --> 00:47:34,440
Ben nar çizana elimden gel deyince bir şeyler vermeye çalışıyorum.

902
00:47:34,660 --> 00:47:37,660
Peki siz kendiniz ne tür filmlerden hoşlanırsınız?

903
00:47:37,660 --> 00:47:42,340
Ben kara film denen o polisiye türü çok severim.

904
00:47:42,880 --> 00:47:47,100
O Hollywood 40'lı 50'li yıllarda bu türde çok ustalaşmıştır.

905
00:47:47,580 --> 00:47:49,200
Tarihi filmleri hala çok severim.

906
00:47:49,580 --> 00:47:51,200
Tarihe müthiş bir merakım vardır.

907
00:47:51,840 --> 00:47:55,440
Aşk filmlerini az severim çünkü iyi aşk filmi çok az yapılıyor.

908
00:47:55,560 --> 00:47:56,240
Dışarıda da böyle.

909
00:47:56,760 --> 00:47:58,860
Yani aşk nedense banalleşti.

910
00:47:59,420 --> 00:48:01,020
Hayatta banalleşmedi tabii de.

911
00:48:01,460 --> 00:48:02,560
Sinemada çok banalleşti.

912
00:48:02,660 --> 00:48:04,980
Yani çok sıradan bir olay oldu ve yapılan aşk filmleri kötü.

913
00:48:04,980 --> 00:48:13,860
Onun sıra onun yanı sıra yani hiçbir kalıba sığmayacak çok kişisel bir damga taşıyan

914
00:48:13,860 --> 00:48:18,500
otör dediğimiz Fransızların ünlü deyimiyle yaratıcı sinemacı filmlerini severim.

915
00:48:18,580 --> 00:48:30,360
Şimdi yani bir Tarkovski ünlü Rus yönetmeni, bir Angelopoulos'u ünlü Yunan yönetmeni, bir Nuri Bilge Ceylan'ı ünlü Türk yönetmeni onu da söyleyeyim.

916
00:48:30,360 --> 00:48:34,240
Veyahut da Fransızların çok ünlü sanatçıları geldi geçmişte.

917
00:48:34,240 --> 00:48:40,020
Mac Office, François Truffaut, İsveççilerin Ingmar Bergman bunlar çok büyük sanatçılar.

918
00:48:40,440 --> 00:48:44,720
Japonların Kurosawa bunların filmleri kategorize edilemiyor.

919
00:48:45,040 --> 00:48:50,240
Yani bunları sadece tarihi film, avantür, aksiyon, dram diye tanımlayamıyorsunuz.

920
00:48:51,180 --> 00:48:55,100
Bazen hepsini bir arada içeriyorlar ama bambaşka bir karışım şeklinde.

921
00:48:55,100 --> 00:48:56,760
Bu tür filmleri severim.

922
00:48:57,060 --> 00:48:59,220
Ama mesela Western'i de severim.

923
00:48:59,440 --> 00:49:04,500
Western tipik bir Amerikan ürünüdür ama bize bütün bir insanlığın macerasını anlatır.

924
00:49:04,620 --> 00:49:04,920
Nedir?

925
00:49:05,220 --> 00:49:11,960
Bir ülkenin yeni baştan yaratılması ve anarşinin şiddetin hakim olduğu yerlere yasanın, kanunun getirilmesi.

926
00:49:12,240 --> 00:49:13,620
Bu güzel bir temadar aslında.

927
00:49:13,820 --> 00:49:14,760
Duyulan ihtiyaç.

928
00:49:15,020 --> 00:49:15,320
Evet.

929
00:49:15,920 --> 00:49:16,900
Ve şeyi de çok severim.

930
00:49:16,960 --> 00:49:18,020
Müzikalleri de çok severim.

931
00:49:18,100 --> 00:49:20,800
Bugün pek yapılmıyor ama benim gençimde müzikaller vardı.

932
00:49:20,800 --> 00:49:23,460
Dans ederler, şarkı söylerlerdi.

933
00:49:23,520 --> 00:49:27,500
Ünlü oyuncular, yıldızlar, şantözler ve dansözler, dansörler veyahut.

934
00:49:27,760 --> 00:49:28,320
Çok güzeldi.

935
00:49:28,400 --> 00:49:30,760
Yani sinemayı bir bütün olarak seviyorum tabii aslında.

936
00:49:31,020 --> 00:49:33,780
Peki bu sinemada çokça kullanılan katarsis kavramı için.

937
00:49:34,180 --> 00:49:35,800
Mutlaka katarsis olmalı mı sizce?

938
00:49:36,160 --> 00:49:37,760
Hayır mutlaka olmalı diye bir şey yok.

939
00:49:37,940 --> 00:49:43,660
Yani katarsis bir tür sizi arındıran, size kendinize tanıma bir film yolla.

940
00:49:43,780 --> 00:49:48,000
Kendinize tanıma veya boşaltma imkanı veren bir film kastediliyor sanıyorum.

941
00:49:48,000 --> 00:49:52,320
Bu bazı filmler de olur ama illa böyle bir şey olmalı denemezsiniz.

942
00:49:52,320 --> 00:49:54,160
Bir eleştirmen olarak bunu merak ettim özellikle.

943
00:49:54,260 --> 00:49:55,160
Bu mutlaka olmalı diye.

944
00:49:55,200 --> 00:49:57,320
Evet siz biliyorum bu konulara meraklısınız ama.

945
00:49:57,820 --> 00:50:00,700
Yani ben eleştirmen olarak üzerinde çok durduğum bir konu olmadı.

946
00:50:00,920 --> 00:50:03,600
Çünkü uzmanlık denen bir alan var.

947
00:50:04,140 --> 00:50:09,960
Katarsis olayı genelde psikanalize ve psikolojiye değgin bir deyim.

948
00:50:10,520 --> 00:50:12,140
Yani benim alanım değil bu tabii.

949
00:50:12,360 --> 00:50:12,940
Ukalallık etmek istemem.

950
00:50:12,940 --> 00:50:13,540
Estağfurullah.

951
00:50:13,620 --> 00:50:17,100
Estağfurullah ama ben yine de bu kadar tecrübeniz var merak ettim.

952
00:50:17,100 --> 00:50:18,980
Hakikaten uzmanlığa çok saygın var.

953
00:50:19,680 --> 00:50:24,000
Peki efendim Türk sinemasının vaktimiz gittikçe daraldığı için bizim sorularımı size sormak istiyorum sizi bulmuşken.

954
00:50:24,340 --> 00:50:27,920
Türk sinemasının dününü ve bugününü kıyasladığınızda neler söylemek istersiniz bize?

955
00:50:28,740 --> 00:50:31,280
Şimdi ben yani geçmişi çok severim.

956
00:50:31,380 --> 00:50:34,440
Evimdeki 7000 DVD'nin çoğu eski filmler.

957
00:50:34,800 --> 00:50:36,040
Onları oturup yazıyorum.

958
00:50:36,180 --> 00:50:40,380
Hatta her ay Milliyet Sanat Dergisi'ne sinemanın unutulmuş hazineleri adıyla.

959
00:50:40,380 --> 00:50:44,400
40'lardan 50'lerden 60'lardan bir filmi yeni baştan izleyip yazıyorum.

960
00:50:44,520 --> 00:50:45,980
Böyle bir fonksiyonum da var.

961
00:50:46,480 --> 00:50:48,100
Ama günümüz sinemasını da çok seviyorum.

962
00:50:48,240 --> 00:50:50,620
Yani Fransızlar passeistler.

963
00:50:50,880 --> 00:50:52,220
Bir nostaljik deyimi vardır.

964
00:50:52,360 --> 00:50:53,300
Yani geçmişi seven.

965
00:50:53,420 --> 00:50:54,160
Bir de passeist.

966
00:50:54,580 --> 00:50:56,180
Bu hep geçmişte yaşayan demek.

967
00:50:56,300 --> 00:50:58,100
Ben geçmişte yaşayan bir insan değilim.

968
00:50:58,660 --> 00:50:59,900
Bence Türk sinemasının geçmişi...

969
00:50:59,900 --> 00:51:00,900
Öyle de olmamalı zaten.

970
00:51:00,980 --> 00:51:01,700
Hayır olmamalı.

971
00:51:01,800 --> 00:51:03,900
Yani olan yaştaşlarımı görüyorum.

972
00:51:04,440 --> 00:51:05,320
O kötü bir şey.

973
00:51:05,320 --> 00:51:07,060
Türk sinemasının geçmişi iyiydi.

974
00:51:07,060 --> 00:51:10,060
Yeşilçam'ı inkar etmek mümkün değil.

975
00:51:10,500 --> 00:51:10,820
Neydi?

976
00:51:10,920 --> 00:51:12,960
Yeşilçam bir büyük rüyalar alemiydi.

977
00:51:13,060 --> 00:51:14,420
Bir düşler dünyasıydı.

978
00:51:14,940 --> 00:51:20,220
Bütün bir toplumu 30 yıl boyunca en azından da 30 yıl boyunca gayet iyi o düşler besledi.

979
00:51:20,740 --> 00:51:27,140
Onların gülme, ağlama, hayatı tanıma, katarsis ihtiyaçlarını giderdi.

980
00:51:27,720 --> 00:51:28,920
Çok saygın bir dönemdir.

981
00:51:29,020 --> 00:51:31,100
Ama bugün Türk sineması daha iyi bir yerde bence.

982
00:51:31,100 --> 00:51:33,720
Çünkü gerçekten yaratıcı samacılar var.

983
00:51:33,720 --> 00:51:37,940
Ve kitle filmi dediğimiz filmler de belli bir düzey kazandı.

984
00:51:38,360 --> 00:51:47,680
Bütün kitle filmleri değil, bütün o her hafta gösterimi çıkan korku filmleri, komediler, aşk filmleri, iyi sana örnekleri değil.

985
00:51:48,120 --> 00:51:52,680
Ama yine de kitle filmi olup da gayet kaliteli olan işler de yapılıyor.

986
00:51:52,680 --> 00:52:00,460
Yani mesela ben Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele serisinden Kelebeğin Rüyası'na kadar bütün filmlerini birer başyapı sayıyorum.

987
00:52:00,640 --> 00:52:01,900
Hatta onları kitabıma da aldım.

988
00:52:02,580 --> 00:52:08,100
Aynı şekilde Cem Yılmaz'ın yönettiği az ama daha çok oynadığı filmlerin birçoğu çok önemli.

989
00:52:08,640 --> 00:52:11,480
Çünkü Cem Yılmaz yani çok iyi bir oyuncu.

990
00:52:11,960 --> 00:52:15,240
Ve kabul etmek lazım ki dünyanın en iyi stand-up komedyenlerinden biri.

991
00:52:15,720 --> 00:52:18,980
Yani nerede sahneye çıkarsa insanları ağzının içine baktırıyor.

992
00:52:18,980 --> 00:52:21,320
Ve bizim Sonsiyat olayında da öyle oldu.

993
00:52:21,800 --> 00:52:25,100
Söylediği sözler bütün o olayın adeta önüne geçiyor.

994
00:52:25,720 --> 00:52:27,040
Böyle bir özelliği var.

995
00:52:27,140 --> 00:52:28,180
Bu büyük bir yetenek tabii.

996
00:52:28,660 --> 00:52:30,060
Ona çok saygı duymamız lazım.

997
00:52:30,240 --> 00:52:32,020
Ama mesela hatta Demir'leri de beğeniyorum.

998
00:52:32,440 --> 00:52:34,820
Bence kitle saması belli bir düzey kazandı.

999
00:52:35,560 --> 00:52:36,980
Ve o teorilerimiz çoğaldı.

1000
00:52:37,720 --> 00:52:44,180
Yani kendi dünyalarına yansıtan, bütün dünyanın hayranlıkla izlediği kişisel filmler yapan yönetmenlerimiz çoğaldı.

1001
00:52:44,600 --> 00:52:46,340
En azından Yarımdüzü'ne isim var.

1002
00:52:46,340 --> 00:52:55,480
Yani Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Zeki Demir Kubuz, Yeşim Ustaoğlu, Derviz Saim ve arkasından gelen yepyeni bir kuşak.

1003
00:52:57,000 --> 00:52:58,640
Bunların filmleri çok önemli.

1004
00:52:59,100 --> 00:53:03,480
Tabii hemen onlardan önce Yavuz Turgul ve Çağan Irmak da bunlara eklenebilir.

1005
00:53:03,960 --> 00:53:06,660
Onlar bir ara kuşaktır Yeşilçam'ı bugüne bağlayan.

1006
00:53:07,120 --> 00:53:09,840
Bütün bu arkadaşlarımızın filmlerini son derece önemsiyorum.

1007
00:53:10,360 --> 00:53:11,780
Ve dünya çapında önemli buluyorum.

1008
00:53:11,780 --> 00:53:13,900
Peki bu kıyası yaparken aklıma şey geldi.

1009
00:53:14,180 --> 00:53:17,100
Nuri Bilge Ceylan'ın kış uykusuyla altın ayı aldı.

1010
00:53:17,180 --> 00:53:19,600
82'de de Yılmaz Güney yolla aldı değil mi?

1011
00:53:19,900 --> 00:53:24,500
Mesela kıyasladığınızda ikisiyle aynı değerde görüyor musunuz?

1012
00:53:24,680 --> 00:53:25,920
Böyle bir kıyas yaptırılır mı?

1013
00:53:26,000 --> 00:53:28,980
Şimdi ikisi de Türk Şamasının en iyi filmleri arasında.

1014
00:53:29,340 --> 00:53:34,000
Bakın Siyad'ın seçtiği Yüzyıl'ın en iyi 10 Türk filmi arasında.

1015
00:53:34,000 --> 00:53:39,120
Zaten yol var.

1016
00:53:39,960 --> 00:53:42,500
Nuri Bilge'den de kış uykusu yok.

1017
00:53:42,700 --> 00:53:43,740
Nedense onu anlayamadım.

1018
00:53:44,140 --> 00:53:48,880
Ama bir önceki filmi neydi?

1019
00:53:50,640 --> 00:53:51,660
Bir Zamanlar Anadolu.

1020
00:53:52,300 --> 00:53:54,780
Ama bir önceki filme Bir Zamanlar Anadolu var.

1021
00:53:54,920 --> 00:53:57,600
Ki o da benim çok sevdiğim, çok beğendiğim bir filmdir.

1022
00:53:57,600 --> 00:54:01,600
Yani bakın ilk onun içine hem yol giriyor hem bir Nuri Bilge filmi giriyor.

1023
00:54:01,780 --> 00:54:02,040
Öyle.

1024
00:54:02,660 --> 00:54:06,260
Bunları kıyaslamak o daha iyiydi, bu daha kötüydü demek mümkün değil.

1025
00:54:06,840 --> 00:54:07,420
Yol nedir?

1026
00:54:07,540 --> 00:54:10,080
Yol Türkiye'nin çok zor bir döneminde çekilmiş.

1027
00:54:10,620 --> 00:54:14,260
Dünyanın sayılı siyasal sinema örnekleri arasında yer alan.

1028
00:54:14,740 --> 00:54:18,600
Doğrudan doğruya siyaseti anlatmıyorsa da değil mi nedir?

1029
00:54:18,700 --> 00:54:27,140
Hapisten çıkmış 5 arkadaşın serbest bakılmış, kısa bir izne çıkma imkanı bulmuş 5 insanın bireysel öyküleri.

1030
00:54:27,140 --> 00:54:33,400
Ama size öyle bir ülke panoraması çiziyor ki 80'li yıllar 12 Eylül'ün baskısı sürüyor.

1031
00:54:33,980 --> 00:54:36,840
İşte köylerde çok acı olaylar yaşanıyor.

1032
00:54:37,500 --> 00:54:41,380
O dönemin siyasi ve kültürel atmosferini beraberinde verdiği için.

1033
00:54:41,420 --> 00:54:52,980
Aynen siyasi atmosfer, ekonomik atmosfer, kültürel atmosfer, aile baskısı, kadın sorunları, o devam eden aşiret düzeni, o töreler, o arkaik şeyler.

1034
00:54:53,160 --> 00:54:55,180
Bütün bunlar bütün bir filmde karşımıza giriyor.

1035
00:54:55,180 --> 00:54:58,560
Şimdi bütün bu çelişkiler bugün aynı güçte devam etmiyor artık.

1036
00:54:58,700 --> 00:54:59,760
Bugün başka bir Türkiye var.

1037
00:55:00,360 --> 00:55:08,960
Öyle bir çerçeve içinde de gerek bir zamanlar Anadolu'da gerek kış uykusu farklı bağlamlarda çok önemli şeyler anlatıyorlar.

1038
00:55:09,420 --> 00:55:13,920
Yani Türkiye'nin 80'li yıllarıyla bugününü kıyaslamak mümkün ama zor.

1039
00:55:14,440 --> 00:55:16,080
Film için de öyle, bu filmler için de öyle.

1040
00:55:16,420 --> 00:55:18,200
Farklı dönemlerin farklı filmleri bunlar.

1041
00:55:18,780 --> 00:55:19,440
Doğru söylüyorsunuz.

1042
00:55:19,440 --> 00:55:21,400
Peki, başka bir soruya geçiyorum.

1043
00:55:22,180 --> 00:55:25,220
Türkiye'de sanata ve sanatçıya verilen değeri nasıl buluyorsunuz?

1044
00:55:25,680 --> 00:55:28,960
Yani aslında batı ölçülerinde beklediğimiz kadar değil.

1045
00:55:29,540 --> 00:55:33,120
Ama yine de, yine de çok haksızca davranmayalım.

1046
00:55:33,620 --> 00:55:35,700
Yani Yaşar Kemal öldü bir olay oldu.

1047
00:55:36,080 --> 00:55:37,840
Hala yankıları devam ediyor.

1048
00:55:38,400 --> 00:55:42,120
Nuri Bilgin'in filmi ödül aldığında işte bütün milletçe seviniyoruz.

1049
00:55:42,120 --> 00:55:48,780
Eskiden pek aldırılmazdı yani tabii dönem farklıydı ama yolun altın palmiyesi Türkiye'de doğru dürüst duyurulamadı bile.

1050
00:55:49,340 --> 00:55:55,680
Çünkü hala askeri dönem devam ediyordu ve Yılmaz Güney'den söz etmek neredeyse yasaktı.

1051
00:55:56,020 --> 00:56:00,420
Düşün altın palmiye alıyorsunuz, sevinemiyorsunuz ulus olarak veya medya olarak.

1052
00:56:00,560 --> 00:56:01,380
Böyle bir şey olabilir mi?

1053
00:56:01,380 --> 00:56:04,160
Dolayısıyla bugün çok farklı bir yerdeyiz.

1054
00:56:04,280 --> 00:56:05,020
Yine baskı var.

1055
00:56:05,480 --> 00:56:08,940
Yine sanatçı pek hak ettiği yere kolay kolay getirilmiyor.

1056
00:56:09,460 --> 00:56:13,580
Veyahut da en büyük sanatçılar, en büyük ödüleri almış bile olsalar, işte Orhan Pamuk örneği,

1057
00:56:14,000 --> 00:56:18,600
toplumun bir kesimince dışlanıyorlar ve suçlanıyorlar hatta.

1058
00:56:18,660 --> 00:56:21,720
Yani aynı şey Fazıl Say için de söylenebilir.

1059
00:56:21,720 --> 00:56:27,920
Böyle haksızlıklar veya gereksiz davranışlar, baskılar yaratılıyor sanatçıların üzerinde.

1060
00:56:28,300 --> 00:56:29,380
Ama bir gelişme de var.

1061
00:56:29,380 --> 00:56:32,900
Türkiye'ye çağdaş bir toplum olmaya doğru her şeye rağmen gidiyor.

1062
00:56:33,040 --> 00:56:33,440
Bu çok önemli.

1063
00:56:33,540 --> 00:56:35,500
Sizin tespitinizin bu yönde olması güzel.

1064
00:56:35,500 --> 00:56:36,400
Çünkü zamanın akışı bu.

1065
00:56:36,840 --> 00:56:38,740
Yani o akışa karşı duramazsınız.

1066
00:56:39,120 --> 00:56:39,300
Evet.

1067
00:56:39,740 --> 00:56:40,300
Bu önemli tabii.

1068
00:56:40,380 --> 00:56:43,620
Dediğim gibi bu tespiti bizim yapmamız değil, sizin yapmanız önemliydi.

1069
00:56:44,020 --> 00:56:44,880
Aynı fikirde misiniz?

1070
00:56:45,460 --> 00:56:47,280
Sizin kadar değildim, sevindim açıkçası.

1071
00:56:47,340 --> 00:56:48,700
Ama siz daha iç içesiniz sanatla.

1072
00:56:48,760 --> 00:56:49,900
Ben biraz daha endişeliydim.

1073
00:56:50,140 --> 00:56:51,920
Beni teskin etmiş oldu bir sözleriniz.

1074
00:56:51,920 --> 00:56:52,600
Endişelim o da.

1075
00:56:53,400 --> 00:56:54,560
Öyle bir deyim var.

1076
00:56:54,820 --> 00:56:55,640
Evet, var doğru.

1077
00:56:56,600 --> 00:56:58,260
Yine Atatürk'in bir sözünü okumak istiyorum.

1078
00:56:58,260 --> 00:57:06,020
Yüksek bir insan toplumu olan Türk milletinin tarihi, tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir.

1079
00:57:06,580 --> 00:57:22,660
Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlere bağlayarak geliştirmek milli idealimizdir diyor.

1080
00:57:22,660 --> 00:57:25,100
Tabii, çok önemli bir söz değil mi?

1081
00:57:25,260 --> 00:57:25,920
Evet, gerçekten.

1082
00:57:26,020 --> 00:57:30,480
Hem sanata verdiği önem açısından hem de yine milli birlik duygusuna bunu bağlaması da çok güzel.

1083
00:57:31,040 --> 00:57:31,280
Çok güzel.

1084
00:57:31,280 --> 00:57:36,060
Bu sözlerin daha böyle canlı tutulmasının, hayata aksettirilmesinin gerektiğini düşünüyorum.

1085
00:57:36,060 --> 00:57:41,460
Yani sevgili atamızın özlediği ölçüde yine canlı değil belki.

1086
00:57:42,020 --> 00:57:46,480
Atatürk'ün birçok sözünü hala bir yerlere asmak lazım.

1087
00:57:46,480 --> 00:57:49,420
Evet, hatırlatmak açısından, anlamını düşündürtmek açısından.

1088
00:57:49,860 --> 00:57:51,800
Yani orada levi olarak ısılı kalması değil.

1089
00:57:51,920 --> 00:57:52,420
Doğru.

1090
00:57:52,460 --> 00:57:52,680
Değil mi?

1091
00:57:52,800 --> 00:57:55,560
Ama neyse ben onu şu anlamda kullandım ki hatırlatır bize.

1092
00:57:55,600 --> 00:57:57,060
Elbette, elbette biliyorum sizin o anlamda kullandığınızı.

1093
00:57:57,760 --> 00:57:59,700
Teyit etmek açısından söylüyorum, çok önemli.

1094
00:58:00,660 --> 00:58:03,680
Efendim, biraz da artık son soruma geçiyorum.

1095
00:58:04,020 --> 00:58:05,080
Bu sözlerimiz bitti.

1096
00:58:05,740 --> 00:58:10,980
Toplumsal konularla ilgili olarak yani siz hem sanatın içerisindesiniz hem toplumun içerisindesiniz.

1097
00:58:11,180 --> 00:58:12,800
Yani her şeyle iç içe yaşayan bir insansınız.

1098
00:58:14,640 --> 00:58:19,900
Sosyal medyaya baktığımızda, toplumsal yaşantıya baktığımızda büyük bir böyle kamplaşma görüyoruz.

1099
00:58:19,980 --> 00:58:26,060
Ve birbirlerine karşı insanların çok çirkin bir dil kullandıklarını, bir kin, nefret dili, nefret üslubu hakim olduğunu görüyoruz.

1100
00:58:26,060 --> 00:58:30,640
Şimdi Atatürk de ne dedik, milli birlik duygusundan bahsetmiş.

1101
00:58:30,940 --> 00:58:36,520
Şimdi bu tip sosyal kamplaşmalar, milli birlik duygusunu da ciddi şekilde zedelediğini düşünüyorum.

1102
00:58:36,940 --> 00:58:46,060
Ve özellikle de böyle Türkiye gibi jeopolitik, jeostratejik öneme sahip, her yerden birçok gizli servislerin, devletlerin üzerinde emeli olan bir ülkede,

1103
00:58:46,660 --> 00:58:51,840
milli birliğimizin parçalanmaya çalışıldığı bir ülkede bu duygunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

1104
00:58:52,060 --> 00:58:54,140
Siz bu konuda ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

1105
00:58:54,140 --> 00:58:59,060
Ne diyeyim son derece, haklısınız Türkiye bugün resmen bıçakla ayrılır gibi iki kampa ayrılmış durumda.

1106
00:58:59,180 --> 00:59:01,460
Türkiye tarihinin hiçbir döneminde böyle kamplaşmamıştı.

1107
00:59:02,020 --> 00:59:04,700
Bunu haklısınız, son derece tehlikeli bir gidiş olarak görüyorum.

1108
00:59:05,460 --> 00:59:12,120
Siyasetçilerimizin ve özellikle çok önemli yerlerdeki bazı bir avuç siyasetçinin bu konuda çok akıllıca davranmaları

1109
00:59:12,120 --> 00:59:16,280
ve toplumdaki bu gerginliği mutlaka ve mutlaka azaltmaları gerekiyor.

1110
00:59:16,280 --> 00:59:22,960
Ama dediğim gibi genel gidiş, her şey hemen yetişmiş kadrolarıyla, sanata ve sanatçıya her şey hemen verilen yerle,

1111
00:59:23,520 --> 00:59:29,120
medyanın büyük bir bölümüyle hala özgür olması ve birçok meseleyi aksettirmesi özelliğiyle

1112
00:59:29,120 --> 00:59:31,780
Türkiye o kadar da fena bir yerde değil.

1113
00:59:32,300 --> 00:59:36,280
Bu durumun giderilmesi bence an meselesi demeyeyim ama

1114
00:59:36,280 --> 00:59:43,640
yani kısa bir süre sonra belki hatta önümüzdeki seçimlerde buna bu düğüm çözülecek gibi geliyor bana.

1115
00:59:44,680 --> 00:59:50,160
Herhalde bir arada yaşama kültürü ya da demokrasi kültürüne, toplumsal bir arada yaşama kültürünün

1116
00:59:50,160 --> 00:59:53,180
çok aciliyetli olduğunu, önemli olduğunu düşünüyorum, buna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

1117
00:59:53,200 --> 00:59:54,680
Son derece önemli, katılıyorum.

1118
00:59:55,340 --> 00:59:57,920
Efendim çok teşekkür ediyorum, çok güzel bir söyleşi oldu sayenizde.

1119
00:59:57,920 --> 01:00:01,400
Biz de istifade etmiş olduk sizin tecrübelerinizden, birikimlerinizden.

1120
01:00:01,480 --> 01:00:04,560
Hayatınızı bize verip birçok karesiyle yansıttınız, iyi oldu.

1121
01:00:04,660 --> 01:00:05,740
Çabucak geçtik ama toparlı değil.

1122
01:00:05,740 --> 01:00:07,600
Evet ama çok iyi oldu, birçok konuya değinmiş olduk.

1123
01:00:07,620 --> 01:00:09,340
Bir hayat bir saate kolay sığmazdı.

1124
01:00:09,360 --> 01:00:12,520
Sığmaz tabii ki, belki daha yani bitmez sizinle konuşacak çok konu var ama

1125
01:00:12,520 --> 01:00:14,200
Evet çok teşekkür ediyorum efendim, sağ olun.

1126
01:00:15,080 --> 01:00:18,500
Evet Sayın Atilla Dorsa'yla bir yaşamdan portrelerinin sonuna geldik.

1127
01:00:18,620 --> 01:00:21,160
Önümüzdeki hafta yine bir başka konukla karşınızda olmak üzere.

1128
01:00:21,880 --> 01:00:22,680
İyi akşamlar diliyorum.

1129
01:00:22,680 --> 01:00:24,240
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1130
01:00:24,240 --> 01:00:26,340
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1131
01:00:26,340 --> 01:00:27,900
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1132
01:00:27,900 --> 01:00:30,000
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1133
01:00:30,000 --> 01:00:31,000
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1134
01:00:31,000 --> 01:00:31,560
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1135
01:00:31,560 --> 01:00:31,860
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

1136
01:00:31,860 --> 01:01:01,840
 

