WEBVTT

00:00.000 --> 00:29.980
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

00:30.000 --> 00:39.140
İyi akşamlar sayın seyirciler. Bir yaşamdan portrelerle İstanbul stüdyolarımızda yine karşınızdayız.

00:39.460 --> 00:44.440
Bugün stüdyomuzda doğayan bir ismi ağırlıyoruz. Sayın Atilla Dorsay Bey bizlerle. Hoş geldiniz efendim.

00:44.460 --> 00:45.000
Hoş bulduk.

00:45.220 --> 00:46.220
Çok memnun olduk programımıza katıldığınız için.

00:46.220 --> 00:47.820
Sağ olun ben de çok mutluyum. Sağ olun.

00:48.340 --> 00:53.400
Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım. Tabii ki sinema eleştirmeni olarak herkes sizi bütün Türkiye çok iyi tanıyor.

00:53.400 --> 00:58.620
Aman ne iyi. Çünkü sinema eleştirmenleri genelde ülkelerinde iyi tanımazlar.

00:58.620 --> 01:07.320
Bir tek istisnası Amerika'da Roger Ebert oldu. Roger Ebert televizyonda çok iyi kullanarak gerçekten Amerika'da dünyada tanınan bir eleştirmen oldu.

01:07.760 --> 01:18.940
Ve geçen yıllarda da hastalandı öldü. Ama mesela Fransa gibi sinemanın doğduğu bir ülkede bile emin olun ne eleştiri kurumu ve onların ödülleri ne de bizzat şu veya bu eleştirmen gerçek anlamda tanınır.

01:18.940 --> 01:22.220
Yani yok böyle bir olay. Türkiye'de ben bir parça tanınıyorum.

01:22.460 --> 01:23.260
Bayağı tanınıyorsunuz.

01:23.260 --> 01:27.300
Herhalde bir kere meslek uzun yılları buldu. Gelecek yıl 50. yılım olacak.

01:27.320 --> 01:28.760
Maşallah çok büyük bir tecrübe.

01:28.760 --> 01:40.500
Direndim direndim. Bu mesleği kabul ettirmekte yani eleştirmenleri topluma kabul ettirmek için gerekli. Ne gerekiyorsa yaptım. Her türlü filmi gördüm. Popüler sinemayı da izledim savundum.

01:40.940 --> 01:53.540
SİAD derneğini kurdum. Ödülleri ben başlattım vesaire vesaire. Bir hayli çabam da oldu. Ama Türk toplumu hakikaten beni ve eleştirik kurumunu SİAD'ı bir ölçüde kabullendi. Bundan dolayı çok minnettarım bu toplum aslında.

01:53.540 --> 01:59.460
Ama aslında siz sinema eleştirmeni olmayı düşünerek hayata başlamadınız herhalde üniversite yıllarında.

01:59.460 --> 02:07.940
Neredeyse başladım. Neredeyse başladım. Çünkü emin olun ben de şaşırıyorum. Daha 10-12 yaşlarında gördüğüm filmleri defterlere yazmaya başlamışım.

02:07.960 --> 02:11.380
O defterler duruyor üstelik. Yangınlarda falan da kurtuldu.

02:11.380 --> 02:12.680
O zaman belliymiş yani gidişat değil mi?

02:12.680 --> 02:23.100
Evet evet. Ayakta ve hayatta kaldılar. Hatta geçen yıl TÜYAP bana İstanbul Kitap Fuarı'nın yılın yazarı ödülünü verip beni onur yazarı ilan edince

02:23.100 --> 02:28.100
bir sergi açtılar. O sergide benimle ilgili resimlerin yanı sıra arşevimden çıkan resimler.

02:28.100 --> 02:33.460
Bu eski defterleri de istediler ve onların en ilginç sayfalarını şöyle açıp vitimlerde sergilediler.

02:33.480 --> 02:34.260
Güzel olmuş ama evet.

02:34.260 --> 02:42.300
Benim meslektaşlarım bile ki beni yıllardır tanırlar. Şaşırarak baktılar. Daha 52 yılında yani 12 yaşındayken başladığım defterlerde

02:42.300 --> 02:52.820
inci gibi bir yazıyla böyle düz çizgilerle, muntazam çizgilerle eskiden dendiği gibi sayfayı bölüp adı, orijinal adı yönetmeni, oyuncuları ve küçük eleştiriler.

02:52.940 --> 02:59.660
Hatta iki yıl sonra falan yıldızlar. Hani Türkiye'de yıldız sisteminde rahmetli Tuncan Okan başlattı diyoruz.

02:59.780 --> 03:05.300
Hakikaten gazetelerde o başlattı doğrudur. Ama özel defterlerimde ben başlatmışım, yıldız vermişim.

03:06.220 --> 03:09.300
Çok pek alışılık bir durum değil gerçekten. 12 yaşında böyle bir şeye başlamış.

03:09.300 --> 03:15.360
İşte yani orada büyük bir sama tutkusunun izleri var ve bu yıllarca devam etmiş. O defterleri...

03:15.360 --> 03:17.200
Aileden gelen bir şey var mı işin içerisinde?

03:17.220 --> 03:23.620
Aileden gelen bir şey şu var. Annem babam ikisi de sanata meraklı insanlar. Annem o kadar değil ama sinemayı severdi.

03:23.860 --> 03:31.640
Babam reçmen yazar. Devlet Yemir Yollarında müfettiş olarak görevli olduğu halde ki bütün hayatı boyunca sadece o işi yaptı.

03:31.640 --> 03:38.780
Ben İzmirliyim. İzmir'in ünlü Demokrat İzmir gazetesi vardır ki Atilla İlhan falan da orada yazmaya başlamıştı.

03:39.300 --> 03:43.120
Benim çocukluğumda babamın Demokrat İzmir gazetesinde bir romanı yayınlandı.

03:43.540 --> 03:45.360
Hani eskiden tefrika edildi derler.

03:45.360 --> 03:46.880
Evet derler, tefrika edildi biliyorum.

03:46.920 --> 03:48.940
Böyle roman yayınlarlardı. Her gün bir bölümü.

03:49.200 --> 03:49.380
Evet.

03:49.380 --> 04:05.520
Ve o şeyler, o romanın kupürleri bende hala duruyor. Babamın vasiyetlerinden biriydi. Bunu bir roman halinde bastır. Yapamadım. Çok uğraştım ama beceremedim o romana bastırmayı. Bu içimde ukde kalmış olaylardan biridir.

04:05.520 --> 04:11.040
Yani babamdan gelen bir yazı yazma yeteneği var ve mesela babam aynı ölçüde müziği çok severdi.

04:11.620 --> 04:17.340
Rumeli kökenli olduğu için Rumca da bilirdi ve bizim evde Türkçe ve Rumca şarkılar bir de Fransızca bilirdi.

04:17.420 --> 04:22.760
O yıllarda çünkü galiba müfettiş olmak için bir yabancı dil ve tabi gözde dilde Fransızca'yla onu da öğrenmiş.

04:23.160 --> 04:25.780
Bizim evde Fransızca şarkılar, şansomlar söylerdi babam.

04:25.780 --> 04:27.920
Çünkü benim müzik merakım da çok şeydir.

04:28.040 --> 04:29.100
Evet, evet biliyorum.

04:29.240 --> 04:30.540
Çok baskın bir merakımdır.

04:30.900 --> 04:32.480
Bütün bunları babamdan almışım yani.

04:32.800 --> 04:45.020
Ama benim gördüğüm şey şu. Yani sanat ağırlıklı. Her şeyiniz sanata ayarlı bir insansınız. Çok belli. Mimar olmanız, müzikle ilgilenmiş olmanız, sinema zaten başlı başına, yazarlık.

04:45.080 --> 04:48.140
Dolayısıyla sanat herhalde iç içesiniz hep anladığım kadarıyla.

04:48.140 --> 04:56.040
Şimdi bu böyle tabi, bu kesinlikle böyle de yani sanatın her dalına ilgi duydum. Çok iyi bir okur oldum bir kere.

04:56.160 --> 05:01.060
Çocuk yaşımdan itibaren bu gözlükler benim neredeyse 10 yaşımdan beri taktığım şeyler.

05:01.200 --> 05:08.140
Niye? Gözlerim bozuldu. O yaşta bile kargacık burgacık, küçük kaflarla basılmış romanları 3 günde, 5 günde bitirirdim.

05:09.000 --> 05:12.460
Büyük bir okuma tutkunu oldum. Müzikle ilgim var. Piyano çalarım bir parça.

05:12.460 --> 05:18.600
İşte malum çok Türkiye'de pop müzik üzerine ciddi bir kitap yazan birkaç kişiden biriyim.

05:18.700 --> 05:29.280
Ne oldu? 21. yüzyıla ayak bastık ve ben 20. yüzyılın son yarısına, son 60 yılına hatta kulağımla da tanık olmuş birisiyim.

05:29.400 --> 05:35.240
Şarkıları dinledim, sevdim. Onlar benim ruhuma giripsindiler ve müthiş bir kulağım var unutmadım.

05:35.440 --> 05:40.480
Dolayısıyla dedim ki kendi kendime bırak şu sema yazarlığını, bir de 20. yüzyılın müzik tarihini yazdım.

05:40.480 --> 05:46.440
Bir pop müzik tarihi yazdım. Ne şurup, şeker, şarkılar da onlar bilmem biliyor musunuz?

05:46.520 --> 05:48.480
Üç baskı yaptı ama şimdi yok kara borsada.

05:49.020 --> 05:56.180
Yani herhalde dünyada 20. yüzyılın pop müzik tarihine böyle enformatif olarak değil, sayılar, işte albüm satışları falan değil.

05:56.580 --> 06:00.520
Kişisel bir bakış getiren neredeyse tek yazar ben oldum. Bu çok ilginçtir.

06:00.520 --> 06:01.220
Tabii çok ilginç.

06:01.220 --> 06:02.340
Böyle bir müzik kulağı var.

06:02.900 --> 06:07.000
İşte en son kitaplarım arasında 50 oldu. Bir şiir kitabı, bir hikaye kitabı var.

06:07.000 --> 06:10.100
Bütün bunları da denedim. Mimarlık da bir sanattır malum.

06:10.100 --> 06:12.740
Ama bunun bir bedeli var. O bedel nedir?

06:13.360 --> 06:20.820
Ben sanata bu kadar düşkün olan, hayatımda sanatla iç içe yaşayan bir insan olarak bir anlamda realiteden koptum.

06:20.920 --> 06:24.780
Yani hayal dünyalarında yaşıyorum, ayaklarım yere basmıyor demek istemiyorum.

06:24.980 --> 06:29.380
Ama mesela hesap kitap tutamam, hiçbir şekilde bir bütçe yapamam.

06:29.900 --> 06:34.840
Halbuki bir aile yönetiyorum yani. İki çocuğum var, biri evlendi, torunum oldu, şu bu.

06:34.840 --> 06:40.560
Bütün bunları işte vergiler yatacak, ev vergileri, araba vergileri, hesap kitaplar.

06:41.020 --> 06:44.420
Allah'tan karım müthiş bir matematik tutkunu çıktı.

06:44.660 --> 06:45.060
Çok iyi.

06:45.100 --> 06:46.400
Hesabı kitabı çok iyidir.

06:46.900 --> 06:49.240
Onun ayakları benden çok daha fazla yere basar.

06:49.360 --> 06:51.480
Ve böylece bir dengi kuruldu. Yoksa mahvolmuştuk.

06:51.480 --> 06:55.320
Ama bir insan her şeyi de tam yapacak diye bir şey yok. Sizin yaptıklarınız da birçok insan yapamaz.

06:55.440 --> 06:59.280
Yani hesabı kitabı herkes tutar da ama sizin yaptıklarınızı herkes yapamaz.

06:59.340 --> 07:05.760
Ama neyse yani bir alana veyahut bir yeteneği çok geliştirmek diğer bazı şeyleri biraz güdük bırakıyor tabii.

07:05.780 --> 07:06.020
Evet.

07:06.240 --> 07:08.220
Onun acısını hissettim ama neyse yani.

07:08.220 --> 07:12.100
O kadar gelişmiş yönleriniz var ki bence hiçbir yer bunun acısını hissetmenize gerek yok.

07:12.140 --> 07:13.440
Sağ olun. Bir de karıma sorun.

07:13.580 --> 07:14.420
Öyle mi diyorsunuz?

07:14.480 --> 07:17.360
Çünkü bakanlıkları dağıttım bir gün, karar verdim.

07:17.360 --> 07:20.820
Yani bana bir tek kültür bakanlığı bir de dışları bakanlığı kaldı.

07:21.140 --> 07:28.040
Maliye onda, ekonomi onda, savunma onda, eğitim bakanlığı onda çocukların eğitimiyle o sağ olsun çok müşkül oldu.

07:28.320 --> 07:28.960
İşte böyle.

07:29.440 --> 07:34.500
Evet. Aynı zamanda şehircilik kültürü, yemek bunlarla ilgili de zannediyorum değil mi?

07:34.500 --> 07:38.060
Evet. Tabii yani mimarlıktan gelen bir şehircilere ilgim oldu.

07:38.580 --> 07:43.880
Ben mimar olduğum yıl 1964'te hemen askere gittim.

07:43.880 --> 07:47.760
66 yılında döndüm. O yıllarda iki yıl askerlik yapılırdı.

07:47.860 --> 07:49.120
Şimdi gençleri görüyorum.

07:49.520 --> 07:51.600
İşte ben bedelli bir ay yaptım çıktım diyor.

07:51.720 --> 07:54.600
Veya bedelli yapmamış ama üç ayda veya altı ayda bitirmiş.

07:54.800 --> 07:56.000
Ne şanslılar bilmiyorlar.

07:56.500 --> 08:00.380
Ben iki yıl Anadolu'da askerlik yaptım ama bundan da katiyen pişman olmadım.

08:00.920 --> 08:01.880
Anadolu yani o kadar da...

08:01.880 --> 08:03.740
Bunu söylemeniz de çok güzel ve önemli bence.

08:04.000 --> 08:05.340
Balıkesir ve Salihli.

08:05.440 --> 08:10.120
Yine Ege'de kaldım ama Ege'yi bile tanımak, bir parça Anadolu'yu tanımak anlamına geliyor.

08:10.120 --> 08:14.500
Orada geçirdiğim iki yılı katiyen kayıp yıllar saymam.

08:14.680 --> 08:16.080
Ciddi tecrübe olmuştur o da mutlaka.

08:16.180 --> 08:16.340
Efendim?

08:16.480 --> 08:18.520
Ciddi bir tecrübe olmuştur mutlaka o da değil mi?

08:18.520 --> 08:18.540
Ciddi bir tecrübe.

08:18.840 --> 08:22.640
Yani bir kere Salihli'de kaldım bir buçuk yıl.

08:22.720 --> 08:23.600
Salihli bir kasaba.

08:23.820 --> 08:23.940
Evet.

08:24.080 --> 08:26.060
Köyle kasaba arası bir şey.

08:26.360 --> 08:29.180
Orada köy hayatını, kasaba hayatını tanıyorsunuz.

08:29.200 --> 08:29.300
Tabii.

08:29.620 --> 08:31.240
Bir de Türk Sama'sın en iyi yıllarıydı.

08:31.320 --> 08:33.680
64-66 düşünün en parlak yılları.

08:34.160 --> 08:36.080
Ve ben iyi bilmediğim Türk Sama'sı öğrendim.

08:36.160 --> 08:37.880
Çünkü Salihli'nin iki Sama'sı vardı.

08:37.880 --> 08:39.660
Yalnız Türk filmi gösteriyorlardı.

08:39.860 --> 08:40.800
Düşünün bir buçuk yıl.

08:41.020 --> 08:45.540
Önce zoraki olarak sonra büyük keyif alarak o yılların filmlerini izliyorsunuz.

08:45.540 --> 08:48.520
Siz karşınızda Lütfi Akat, Atıf Yılmaz, Memduh Ün.

08:48.980 --> 08:50.580
Bütün bu ustaların filmleri.

08:50.700 --> 08:52.980
Yıldızların işte Dört Yapraklı Yonca.

08:53.080 --> 08:54.520
Hepsinin en parlak zamanı.

08:54.880 --> 08:56.560
O da başı başına bir eğitim oldu.

08:56.720 --> 08:59.380
Yani emin olun bazen zor bir dönem.

08:59.680 --> 09:01.260
Ya işte nasıl geçireceğim bunu?

09:01.820 --> 09:06.280
Nasıl şunlardan kopacağım dediğiniz dönemler size öyle tecrübeler kazandırıyor ki.

09:06.280 --> 09:08.280
Çok önemli bir mesaj şu an söylediğiniz şey.

09:08.280 --> 09:09.560
Onlardan şikayet etmemek lazım.

09:09.740 --> 09:14.900
Hayatın her alanın her safhasını yaşadığınız her deneyimi aslında öğretici bir şey gibi görmek lazım.

09:14.940 --> 09:16.340
Mutlaka bir hayır yönü oluyor.

09:16.540 --> 09:17.260
Doğru söylüyorsunuz.

09:17.400 --> 09:20.600
Bir de TRT3'te 9 yıl boyunca müzik programları yapmışsınız.

09:20.600 --> 09:22.880
Tabii tabii işte onu söylüyordum.

09:23.780 --> 09:26.560
Ben 1966'da askerlikten döndüm.

09:27.940 --> 09:34.120
Cumhuriyet gazetesi başvurdum bir süre sonra ama onu yapmadan önce ailem tabii benden yardım bekliyor.

09:34.220 --> 09:35.540
Bir memur hayatı yaşıyorlar.

09:35.740 --> 09:39.620
Hemen İstanbul Belediyesi Yüksek İmar ve Planlama Müdürlüğü'ne başvurdum.

09:39.700 --> 09:42.300
Mimar olarak çalışmak istiyorum diye kabul ettiler.

09:42.300 --> 09:45.960
O yıllarda yeterince eleman yetişmiş yoktu.

09:46.040 --> 09:47.940
Her alanda boşluk vardı.

09:48.240 --> 09:51.300
Yani ben düşünün koskoca belediyeye başvuruyorum.

09:51.460 --> 09:52.220
Hemen beni alıyorlar.

09:53.220 --> 09:55.480
Ama yani yine her şey kolaydı.

09:55.520 --> 09:57.800
Üç ay sonra da Cumhuriyet gazetesine gittim.

09:57.960 --> 09:59.700
Ben sinema yazarı olmak istiyorum.

09:59.840 --> 10:01.500
Buyurun bu haftanın filmleri dedim.

10:01.620 --> 10:02.000
Verdim.

10:02.420 --> 10:03.740
Hemen o hafta o yazıları bastılar.

10:04.260 --> 10:05.300
Çünkü sinema yazarı da yoktu.

10:05.300 --> 10:08.960
Ve Cumhuriyet'in de evimize gelen gazeteydi o yıllarda.

10:09.160 --> 10:09.960
Böyle bir ihtiyaç vardı.

10:09.960 --> 10:10.440
Farkındayım.

10:10.660 --> 10:12.680
O yıl o mevsim sinema yazarı yoktu.

10:12.920 --> 10:13.120
Evet.

10:13.220 --> 10:14.480
Tam ihtiyaç yerini bulmuştuk.

10:14.560 --> 10:14.700
Evet.

10:15.000 --> 10:16.980
Tam denk geldi ve beni hemen başlattılar.

10:17.280 --> 10:18.660
Böyle de şanslı bir dönemdi.

10:18.940 --> 10:19.580
E ne oldu?

10:19.680 --> 10:21.740
Ben iki yıl belediyeye de çalıştım.

10:21.820 --> 10:25.920
Sonra bıraktım ve tamamen kendimi sinemacılar ve gazetecilere verdim.

10:26.580 --> 10:28.300
İki yıl İstanbul'un bütün sorunlarını tanıdım.

10:29.300 --> 10:32.540
Mevzi planlar denen şeyleri yapan mimarlardan biriydim.

10:32.540 --> 10:39.100
Bütün şehri gezip nerede ne oluyor, bina yükseklikleri ne olmalı, imar çizgilerine nasıl verilmeli.

10:39.680 --> 10:41.400
Dolayısıyla bu bana İstanbul'u tanıttı.

10:41.700 --> 10:43.400
Meselenizi de bir süre yaptınız yani.

10:43.500 --> 10:44.760
Ben hiç yapmadığını zannediyordum.

10:44.780 --> 10:44.800
Tabii tabii yok.

10:44.800 --> 10:46.940
Yaptım iki, iki buçuk yıl kadar yaptım.

10:47.080 --> 10:47.240
Evet.

10:47.540 --> 10:48.960
Bu da bana İstanbul'u öğretti.

10:49.120 --> 10:50.300
Yemek yazıları dediniz.

10:50.780 --> 10:56.140
İşte Cumhuriyet'te başladım 66 yılında ama aynı zamanda tercuma repelik de yapıyorum.

10:56.300 --> 10:58.920
Çünkü o yıllardan aldığım para çok cüzi.

10:58.920 --> 11:01.980
İki lisanım vardı gayet iyi.

11:02.100 --> 11:04.420
İngilizce ve Fransızca tabii hala var gitmedi.

11:04.960 --> 11:06.700
Sonra İtalyanca'yı da kattım onlara.

11:06.900 --> 11:07.880
Dil merakım da vardır.

11:08.680 --> 11:10.960
Yazıları tercümanlık yapmaya başladım.

11:11.120 --> 11:17.880
İstanbul'da ve Anadolu'da işte Fransız, İngiliz, Amerikalı, Belçikalı ne düşerse onları gezdiriyorum, ediyorum.

11:17.880 --> 11:21.380
Ve tabii her yerde lokantalara gidiliyor.

11:21.840 --> 11:24.500
İstanbul'da o yılda hala en ünlü lokantalar açık.

11:24.720 --> 11:28.780
Bütün bunlara turistlerle gidiyoruz veya daha popüler yerlere Anadolu'ya çıkıyoruz.

11:28.940 --> 11:30.420
Yerel mutfağı tanıyorum ben.

11:30.880 --> 11:32.020
Çünkü Kabadokya'ya gidiyoruz.

11:32.140 --> 11:33.460
Oranın yemekleri çok başkadır.

11:33.720 --> 11:36.200
Antalya'ya iniyoruz antik şehirleri gezmeye.

11:36.760 --> 11:38.520
Akdeniz mutfağı da bambaşkadır.

11:39.100 --> 11:40.040
Gazete de bunu biliyor.

11:40.720 --> 11:45.080
Dediler ki biraz da böyle lifestyle, yaşam tarzı denen şeylere yer verelim.

11:45.140 --> 11:45.560
Ne yapalım?

11:45.920 --> 11:46.920
Yemek yazıları koyalım.

11:46.920 --> 11:48.120
E kim yapacak?

11:48.260 --> 11:49.900
İşte Atilla Dorsay, turist rehberi.

11:50.220 --> 11:52.860
Her yere gidip yemekler yiyor, ediyor.

11:53.000 --> 11:54.020
Fikir onlardan mı çıktı?

11:54.440 --> 11:55.320
Ondan çıktı tabii.

11:55.460 --> 11:56.480
Teknif onlardan geldi.

11:56.620 --> 12:03.820
Ama ben daha öncesinde, 60'lı yılların sonunda Türk mutfağı nereye gidiyor diye bir yazı serisi hazırlamıştım.

12:03.900 --> 12:05.320
70'li yılların sonunda pardon.

12:05.860 --> 12:09.940
Bu yemek işini bildiğim için Türk mutfağı nereye gidiyor diye bir haftalık bir yazı dizisi.

12:10.360 --> 12:11.260
Bu çok ilgi gördü.

12:11.340 --> 12:15.340
Çünkü o günlere kadar hiç kimse ciddi biçimde mutfağa yemeğe eğilmemiş.

12:15.340 --> 12:18.480
Herkes hapuru puruyor ama yazısı çizisi yok.

12:18.800 --> 12:20.420
Şimdi çok iyi yemek yazarlarımız var.

12:20.540 --> 12:22.220
O kadar iyi ki hepsi birer usta.

12:22.640 --> 12:25.100
Ki Tuğrul Şafkay rahmetli öldü.

12:25.240 --> 12:27.000
O bu alanda çok büyük bir öncüdür.

12:27.060 --> 12:28.040
Onu da rahmetle anayım.

12:28.040 --> 12:29.980
Ama işte bugün AM4'sü var.

12:31.660 --> 12:33.240
Şu anda pat diye isimleri gelmiyor.

12:33.340 --> 12:36.100
Hakkı ama dünya kadar iyi yemek yazarı var.

12:36.420 --> 12:37.100
O yıllarda yok.

12:37.520 --> 12:38.640
Hasan Cemal önerdi.

12:39.880 --> 12:42.960
Hasan Cemal o yıllarda yazı işleri, genel yayın müdürümüzdü.

12:43.680 --> 12:45.020
Dedik ki böyle bir seviyeye başladı.

12:45.100 --> 12:47.480
Ben önce istemedim ya dedim yemek olayı yazıya dökülür mü?

12:47.540 --> 12:47.860
Dökülür.

12:48.120 --> 12:49.780
Her hafta bir lokanta yazmaya başladım.

12:50.320 --> 12:51.400
Ve bu çok ilgi gördü.

12:51.400 --> 12:54.040
80'li yılların başındayız.

12:54.200 --> 12:56.340
Tabi 12 Eylül sonrası.

12:56.440 --> 12:57.800
İlke çok gerilimli.

12:58.140 --> 13:03.220
İşte Milli Birlik Komitesi ondan sonra seçimlerle gerçi özel hükümeti geldi ama

13:03.220 --> 13:07.220
o yıllarda bile askerlerin baskısı dışarıdan devam etti.

13:07.880 --> 13:10.840
Ve öyle bir dönemde ben yemek yazıları yazıyorum.

13:10.940 --> 13:12.320
Bir kısım okuru rahatsız oldu.

13:13.160 --> 13:16.560
Gazete, telefonlar, mektuplar o yıllarda tabi internet yok.

13:16.720 --> 13:18.520
Telefonlar ve mektuplar şikayetler.

13:18.960 --> 13:20.580
Fakat sağ olsunlar sağ olsunlar.

13:20.580 --> 13:21.340
Ne düşünüyorlar?

13:21.900 --> 13:24.560
Gazetenin ciddiyetine mi aykırı olduğunu düşünüyorlar?

13:24.640 --> 13:24.860
Efendim?

13:25.200 --> 13:26.840
Gazetenin ciddiyetine mi aykırı buldular?

13:27.100 --> 13:29.900
Ne düşünceyle bunu eleştiriyorlar?

13:29.980 --> 13:30.940
Lokantarı yazıyoruz.

13:31.080 --> 13:33.600
Gerçi o yıllarda lokantalar hiç pahalı değildi.

13:33.660 --> 13:34.240
Onu da söyleyeyim.

13:34.340 --> 13:38.240
Bugün İstanbul'da artık yanına kolay yaklaşılamayacak kadar pahalı.

13:38.560 --> 13:40.320
Hatta dünyadan pahalı lokantalar var.

13:40.880 --> 13:41.720
Kim gidiyor bilmiyorum.

13:41.840 --> 13:42.480
Gidenler var.

13:42.840 --> 13:43.880
Ama o yıllarda öyle değildi.

13:43.960 --> 13:46.940
Buna rağmen o okurlardan çok ciddi mektuplar geldi.

13:46.940 --> 13:49.220
2,5-3 yıl olmuştu.

13:49.220 --> 13:51.240
O yazılara son verdiler.

13:51.740 --> 13:55.420
Ben de onları ağız tadıyla adı altında bir kitapta topladım.

13:55.460 --> 13:57.260
O da 2-3 basım yaptı.

13:57.380 --> 13:59.400
Yani kaybolmadığı kütüphanlar da vardır.

13:59.660 --> 14:01.500
O da bugün bir kara borsa kitabı.

14:02.140 --> 14:02.960
Bütün bunlar evet.

14:02.960 --> 14:05.320
Yani çok uğraşarak olmadı.

14:05.900 --> 14:10.340
Ya ben yemeğe de yazayım, ben şunu da yazayım şeklinde özel bir gayret göstermedim.

14:10.400 --> 14:14.620
Ama bunlar zaten benim hayatımın içine girdi bir vesileyle.

14:14.800 --> 14:17.620
İşte yemek olayı özellikle rehberliğim sayesinde.

14:18.080 --> 14:20.800
Ama annem de rahmette çok güzel yemekler yapardı.

14:21.280 --> 14:22.160
Biz İzmirliyiz.

14:22.300 --> 14:24.260
Babam Rumeli'li.

14:24.260 --> 14:26.320
Rumeli mutfağı olurdu evde.

14:26.480 --> 14:28.600
İzmir, Akdeniz mutfağı olurdu.

14:29.080 --> 14:31.680
İstanbul mutfağı daha sonra İstanbul'a girip yerleştik.

14:31.740 --> 14:34.740
O da girdi işin içine ki İstanbul mutfağı biliyorsunuz.

14:34.780 --> 14:35.600
Saray mutfağıdır.

14:35.680 --> 14:37.980
En gelişmiş, en zengin mutfaktır.

14:38.300 --> 14:40.080
Ama öte yandan doğuya gidersiniz.

14:40.200 --> 14:42.300
Bir kebap mutfağı vardır.

14:42.400 --> 14:43.360
O da bambaşka bir şey tabii.

14:43.720 --> 14:45.720
Türkiye bu açıdan çok zengin kabul etmek lazım.

14:45.780 --> 14:47.000
Ama yine de tabii ki bu bir yetenek.

14:47.000 --> 14:49.600
Çünkü çok fazla turist rehberi var.

14:49.700 --> 14:52.080
Çok fazla yemekle iç içe olan insan var.

14:52.160 --> 14:54.140
Hayatı mecburen yemekle iç içe geçen insan var.

14:54.140 --> 14:56.600
Sonuçta bunu herkes kağıda dökemez.

14:56.820 --> 14:58.440
Dökse de bunu güzel ifade edemez.

14:58.440 --> 15:04.200
Yani tabii beni ben yapan özelliklerden biri de benim yaz yazma tutkum.

15:04.700 --> 15:06.720
Herkes her şeyi kağıda dökemez dediniz.

15:07.380 --> 15:10.380
Ben de mümkün olduğu kadar çok şeyi kağıda dökme.

15:11.040 --> 15:12.040
O deyimi kullanalım.

15:12.380 --> 15:13.220
Hevesi var.

15:13.560 --> 15:16.040
Oturup bir takım şeyler yazmaktan büyük bir keyif alıyorum.

15:16.040 --> 15:16.600
Hala.

15:16.960 --> 15:18.080
Bakın bu yaşıma geldim.

15:18.560 --> 15:19.920
Hala sabah 7'de kalkarım.

15:20.040 --> 15:21.220
Daha gazeteler gelmemiştir.

15:21.680 --> 15:23.420
Ben 8'e kadar oturup bir şeyler yazarım.

15:23.980 --> 15:25.480
İşte şimdi internet sitesinde yazıyorum.

15:25.620 --> 15:26.360
Taftada 4 kere.

15:26.420 --> 15:27.200
Onun yazılarıdır.

15:27.320 --> 15:30.040
Veya gördüğüm bir filmi unutmadan hemen yazarım.

15:30.120 --> 15:33.140
Öbür hafta gelecek hafta 2 ay sonra ne zaman gösterecekse.

15:33.640 --> 15:34.340
Notlar alırım.

15:34.420 --> 15:36.060
Biraz internette araştırma yaparım.

15:36.500 --> 15:37.640
Böyle bir tempom var benim.

15:38.060 --> 15:39.500
Yani bu ideal bir tempom.

15:39.560 --> 15:41.980
Herkese 7'de kalkıp yazı yazsın demiyorum ama.

15:42.280 --> 15:43.560
Bazıları öğlen kalkar.

15:43.620 --> 15:45.360
Yine gayet yaratıcı ve üretici olabilir.

15:45.360 --> 15:48.560
Bu benim kendime, kendimize benimsediğim bir tempo.

15:48.840 --> 15:52.960
Ama yani bu tempo benim yazı tutkumdan kaynaklanıyor biraz da.

15:53.020 --> 15:56.060
Kim kalkarsa banköründe yazı yazar Allah aşkına yani bilemiyorum.

15:56.540 --> 15:57.540
Evet tabii kesinlikle.

15:57.780 --> 15:58.820
Buna katılmamak mümkün değil.

15:59.140 --> 16:00.820
Bir de ben 45 diye okumuştum.

16:00.880 --> 16:02.020
Siz 50 diye telaffuz ettiniz.

16:02.120 --> 16:03.400
Kitaplarınızın sayısı inanılır gibi.

16:03.460 --> 16:04.920
Ben yazım hatası mı diye düşündüm.

16:04.920 --> 16:07.900
Son TÜYAP Fuarı'nda çıkan 3 kitabın birden çıktı.

16:08.280 --> 16:08.400
Evet.

16:08.520 --> 16:08.820
Ben de farkında değilim.

16:08.820 --> 16:11.360
Bu yazma tutkunuzun bir tezahürü herhalde.

16:11.700 --> 16:12.040
Evet.

16:12.680 --> 16:13.880
Onlarla birlikte 50 oldu.

16:14.220 --> 16:15.980
Yani yuvarlak sayıları herkes sever tabii.

16:16.300 --> 16:16.580
Evet.

16:16.740 --> 16:19.240
Benim sinema yazarlığım da gelecek yıl 50 oluyor.

16:19.400 --> 16:22.180
Çünkü 1966'da başlamıştım dediğim gibi.

16:22.180 --> 16:27.220
2016'da evet 50. yıl olacak.

16:27.500 --> 16:29.640
Maşallah çok büyük bir dönem.

16:29.700 --> 16:32.220
Önemli bir tecrübe dediğim gibi birikim çok önemli.

16:32.480 --> 16:33.980
Bunları paylaşmanız da o yüzden çok önemli.

16:34.380 --> 16:34.840
Sağ olun.

16:35.240 --> 16:37.000
Kendinize saklamamışsınız paylaşmışsınız.

16:37.020 --> 16:37.220
Evet.

16:37.360 --> 16:39.500
Şimdi bu benim genel bir inandığım başka bir şey.

16:39.620 --> 16:41.280
İnsanlar deneyimlerini paylaşmalı.

16:41.300 --> 16:41.560
Doğru.

16:41.560 --> 16:46.600
Allah bize öyle bir ömür vermiş ki büyük fırsatlar açmış önümüzde.

16:46.600 --> 16:54.400
hep söylerim yani benim ilk yazılarımın basılması, belediyeye hemen kabul edilmem bunun gibi bir sürü mutlu olay var hayatımda.

16:54.740 --> 16:55.780
Allah'ın yardım olduğu doğru.

16:55.780 --> 16:57.620
Hakikaten böyle bir inanç belirdi bende.

16:57.760 --> 17:04.200
Çünkü çok belalı bir takım işlerde hep birilerinin bir şeyler, bir güç beni korudu sanki.

17:05.620 --> 17:08.860
Bundan yararlandım bunlardan ve bir sürü iş yaptım.

17:08.940 --> 17:10.500
Bir sürü deneyimim oldu.

17:11.080 --> 17:14.940
Bunları yazmak, bunları kitaplara, yazılara dökmek benim için neredeyse bir misyon.

17:14.940 --> 17:19.240
Hani sırtımda büyük bir misyon hisseden ve kendimi çok önemseyen birisi de değilim.

17:19.460 --> 17:31.440
Ama bütün bu küçük yaşantıların, yaşanılmış bu küçük deneyimlerin bir puzzle gibi bir araya gelip bir hayat, bir yaşam, bir görüş, bir hayata bakış biçimi oluşturduğunu düşünüyorum ki öyle.

17:32.000 --> 17:35.620
Ve bunu tabii mümkün oldukça gençlere nakletmek istiyorum.

17:35.720 --> 17:36.440
Bu benim görevim.

17:36.960 --> 17:37.380
Çok güzel.

17:37.480 --> 17:39.040
Bence çok bilinçli hareket ediyorsunuz.

17:39.060 --> 17:40.980
Çünkü herkes sizin imkanınıza sahip değil.

17:40.980 --> 17:48.200
Herkes mesela sizin gördüğünüz yerleri, sizin tanıdığınız insanları, sizin gittiğiniz mekanlara gitme imkanıza sahip bu tecrübeleri paylaşmak, aktarmak bence çok önemli.

17:48.580 --> 17:50.280
Türkiye'de anılar da yazılmıyor.

17:50.500 --> 17:51.980
Yani ben mesela birçok şey yazmam.

17:52.080 --> 17:53.180
Daha anılarımı yazmadım.

17:53.400 --> 17:53.560
Evet.

17:53.560 --> 17:57.540
Çok genç buluyorum herhalde kendimi aslında oturup ciddi biçimde başlamam lazım.

17:57.840 --> 18:01.200
Ne kadar, ömrümüzün ne kadarı var daha belli değil.

18:01.200 --> 18:01.980
İnşaAllah uzun değil.

18:02.320 --> 18:06.740
O olmadı ama onun dışında yaşadığım çok şey kitaplarıma yansıttım.

18:06.900 --> 18:10.580
Mesela Dorsay'ın Penceresi'nden diye bir kitabım var.

18:10.720 --> 18:17.420
Orada bizzat tanıdığım 50 kadar Türk ünlüsünü ki hepsi sinemadan değil, farklı alanlardan gelen insanlar da var.

18:17.420 --> 18:19.080
Yazarlar, çizerler, ressamlar.

18:19.880 --> 18:26.260
Onları eski yazılara modelleyip, onlara küçük yeni notlar da ekleyip bir tür porteler galerisi haline getirdim.

18:26.340 --> 18:29.680
Çünkü o insanları tanımak ayrıcalığına erişmişim.

18:29.740 --> 18:32.860
Onların da birer naçizane portresini çizdim kendimce.

18:32.860 --> 18:35.320
Aynı mantıkla dediğim gibi bunları paylaşmak çok önemli.

18:35.540 --> 18:35.720
Tabii.

18:37.460 --> 18:40.200
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı var.

18:40.320 --> 18:45.580
Bunun gibi başka sivil toplum projelerinde de vakıflarla, derneklerle bağlantılı çalışmalarınız var.

18:45.580 --> 18:49.780
Şimdi işte SİAD'ın kurucu ve onursal başkanıyım.

18:49.920 --> 18:50.100
Evet.

18:50.600 --> 18:54.860
Sinematek'in kurucusu değilim çünkü 1965 yılında kuruldu.

18:55.400 --> 18:59.200
Ben 66 aralığında İstanbul'a geldim ancak sonradan üye oldum.

18:59.200 --> 19:01.100
Ama Sinematek'te de görev aldım.

19:01.180 --> 19:08.060
Bir dönemde işte 12 Eylül 1980 ihtilali tarafından kapatılmadan önceki bütün dernekler kapatıldı.

19:08.320 --> 19:10.640
Sinematek'in yönetiminde görev aldım.

19:10.640 --> 19:18.580
Sinematek'in kapatılmasından bir iki yıl sonra İstanbul Sinema günleri başladı ve o da çok kısa zamanda İstanbul Festivali'ne dönüştü.

19:19.000 --> 19:22.520
Orada tekrar kurucu üye olarak görev aldım.

19:22.620 --> 19:32.440
Şakir Eczarcıbaşı'nın yanında ve işte Onat Kutlar, Jack Shalom, Tuncan Okan gibi Rekin Teksoy gibi sinema yazarlarıyla birlikte.

19:33.440 --> 19:34.880
Dernekçiliğim çok yoktur.

19:35.280 --> 19:36.500
Dernekçilik apayrı bir iştir.

19:36.560 --> 19:38.160
Buna rağmen bayağı dernekçilik yaptım.

19:38.260 --> 19:40.460
Yani dediğim gibi SİAD'ı kurmak kolay değildi.

19:40.520 --> 19:42.500
O yıllarda dernek kurmak o kadar zordu ki.

19:43.140 --> 19:45.400
Daha sonra 12 Eylül'den sonra dernekler kapatıldı.

19:45.800 --> 19:47.520
Biz 90'larda yeniden kuralım dedik.

19:47.580 --> 19:48.940
Bu sefer daha da ağırlaştırılmış.

19:48.940 --> 19:54.660
Yani 12 Eylül sonrası dernek kurulmasına çok sakın kısıtlamalar getirildi.

19:55.300 --> 19:58.500
Onlarla bürokrasiyi böyle aylarca boğuştuğumu hatırlıyorum.

19:58.840 --> 20:02.660
Allah kahretsin kurmuyorum ben bu derneği falan diye feryat ettiğimi hatırlıyorum.

20:03.000 --> 20:05.940
Ama kurduk ve böylece dernekçilik işine de bulaştım.

20:06.900 --> 20:09.180
Mimarlar odasının tabii üyesiyim.

20:09.700 --> 20:12.980
Başka üyeliklerim var bir takım sosyal kuruluşlarda üyeliklerim var.

20:13.080 --> 20:15.980
Mutfak Dostları Derneği'nin yine kurucu üyesiyim.

20:15.980 --> 20:24.640
Çünkü dernek kurulacağı zaman bu Türkiye'de yemek yazılarını ilk başlatmış zat olarak beni davet ettiler sağ olsunlar.

20:25.180 --> 20:31.200
Ve işte Ahmet Örs ve arkadaşlarıyla Tuğrul Şavkay vesaire o derneği kurduk.

20:31.640 --> 20:33.080
O dernek de bugün devam ediyor.

20:33.200 --> 20:37.980
Ben artık tabii onun yönetiminde rol almıyorum ama sağ olsunlar bir toplantılarına çağırırlar.

20:39.020 --> 20:44.980
Ve yılda birkaç kere toplanıp değişik bir lokantayı, değişik bir mutfağa, değişik ağız tadlarını keşfederiz.

20:44.980 --> 20:47.340
Veya onlar geziler düzenlerler.

20:47.420 --> 20:49.080
Biz de eşimle seyahati çok severiz.

20:49.780 --> 20:52.160
Bazen Mutfak Dostları Derneği de bunu yapıyor.

20:52.760 --> 20:56.120
Mesela geçen bayramda Gürcistan'a bir gezi düzenlediler.

20:56.780 --> 20:58.280
Bizim de boş bir zamanımıza geldi.

20:58.360 --> 21:00.400
Eşimle katıldık ve Gürcistan'ı keşfettik.

21:00.760 --> 21:01.980
Burnumuzun dibinde hemen yukarımızda.

21:02.840 --> 21:05.640
Küçücük ama çok kendine özgü bir ülke.

21:05.640 --> 21:07.640
Yemek kültür açısından da.

21:07.640 --> 21:12.140
Tabii Mutfak Dostları düzenleyince oradaki yemek olayını da önceden tabii bir etüt ediyorlar.

21:12.200 --> 21:12.440
Evet.

21:13.080 --> 21:16.620
Gürcistan'a gidip veya neresiyse en iyi lokantalara gidiyorsunuz.

21:16.720 --> 21:16.940
Evet.

21:16.980 --> 21:18.360
Gittiğinizde hazır oluyor her şey tabii ki.

21:18.360 --> 21:21.580
Tabii Mutfak Dostları bir kere de Kapadokya'ya gitti ki ben özverebilirim.

21:21.680 --> 21:22.740
Rehberliğimde çok çok güzel.

21:22.760 --> 21:23.620
Tabii bahsettiniz çünkü.

21:23.620 --> 21:25.380
Ama sonra bir otuz yıl falan gidemedim.

21:26.360 --> 21:28.140
Özlüyorum Kapadokya'yı harika bir yerde.

21:28.260 --> 21:31.360
Birden Mutfak Dostları iki yıl önce mi üç yıl önce mi bir gezi yaptı.

21:31.580 --> 21:40.020
Aman gidelim dedik ve hem onlarla birlikte olmak hem de yeniden Kapadokya'yı keşfetmek en iyi mutfağıyla birlikte müthiş bir keyif oldu.

21:40.020 --> 21:42.360
Yani hayat aslında keyiflerle dolu.

21:42.860 --> 21:45.740
Yeter ki biz onları bilip tadını çıkarabilelim.

21:45.760 --> 21:45.940
Tabii.

21:45.940 --> 21:54.340
Sinema eleştirmenliğine geçişinizde Yılmaz Güney'in Umut filminin büyük bir etkisi olduğu söyleniyor.

21:54.760 --> 21:56.500
Şimdi biraz farklı.

21:57.620 --> 22:05.720
Sinema eleştirmenin başladığında 66 Aralık ve 67, 68, 69 yılları Türkçe Masa büyük bir hareketlilik vardı.

22:07.060 --> 22:09.340
Politika da çok canlıydı.

22:09.340 --> 22:16.740
İşte sol fikirler ilk defa 1960 anayasasıyla 27 Mayıs'ı izleyen görece olarak serbest bakılmıştı.

22:17.280 --> 22:21.240
İşte ilk komünistlerimiz, ilk solcularımız, ilk sosyalistlerimiz yetişmişti.

22:21.700 --> 22:24.200
Ve bu fikirler toplumda çok ilgi görüyordu.

22:24.820 --> 22:27.280
Benim o yılları kadar politikale çok ilgim olmamıştı.

22:27.280 --> 22:39.540
Ama Cumhuriyet'te ki Kemalist bir gazetedir aslında, 70'li yıllarda bayağı solu seçip o fikirleri savununca biz de biraz mecburen biraz merak sahikiyle işte yapmadığımız işleri yaptık.

22:39.800 --> 22:42.440
Kapital'i okuduk Marx'ın ünlü eserini.

22:42.920 --> 22:44.520
Kendimizi solcu sandık.

22:45.040 --> 22:46.960
Ama ben solculuğu gerçekten benimsedim.

22:47.060 --> 22:51.720
Benim için solculuk sonuç olarak hayatta bağlandığım belki tek ideoloji oldu.

22:52.540 --> 22:54.200
Emeğe çok saygım vardır her zaman.

22:54.440 --> 22:55.500
Emekçiye çok saygım vardır.

22:55.500 --> 22:57.080
Sosyal demokrasi açısından mı özellikle?

22:57.200 --> 22:59.940
Yani dediğiniz gibi emek ve...

22:59.940 --> 23:01.660
Emeğin çok önemli olduğuna inanıyorum.

23:01.780 --> 23:03.300
Bazı insanlar emeği küçümser.

23:03.400 --> 23:06.940
Mesela bugün içinde bulunduğumuz Türkiye adeta sermayeyi tapıyor.

23:08.040 --> 23:10.620
Her şey rant aracı oldu.

23:11.200 --> 23:12.380
İstanbul'u paylaşıyorlar.

23:12.840 --> 23:14.560
İstanbul'u paylaştırıyorlar.

23:15.460 --> 23:22.040
Bütün ülkenin turistik güzellikleri, şu su bu su, işte otellere, beton yığılarına filan teslim ediliyor.

23:22.040 --> 23:31.580
Oysa turizmin de doğayı korumanın da bir ülke için yalnız turizm açısından değil, toplumun ruh sağlığı açısından da çok önemli fonksiyonları var.

23:32.420 --> 23:35.940
Dolayısıyla bütün bu koruma işlemi son derece önem taşıyor.

23:35.940 --> 23:38.100
Yılmaz Güney'e gelelim.

23:38.520 --> 23:39.680
Yılmaz Güney diyordum.

23:40.140 --> 23:42.000
O yıllarda Yılmaz Güney'e çıktı.

23:42.320 --> 23:42.600
Doğru.

23:42.640 --> 23:51.780
Hatta 60'ların başında solculuk propagandasından hapse girmiş ve iki yıl yatmış bir adam ve açıkça ben komünistim diyor.

23:51.840 --> 23:52.920
O yıllarda denebiliyordu.

23:53.340 --> 23:59.540
Şimdi yine deniyor ama bugün artık komünizm kalmadığı için ben komünistim diyene vah zavallı şapşal diye bakıyorlar.

23:59.540 --> 24:01.840
O dönem geldi veyahut o dönem bitti.

24:02.720 --> 24:06.780
Sinematek de başında solcu insanların bulunduğu bir kuruluştu.

24:06.840 --> 24:12.720
Ne kadar en başında büyük patron Şakir Eczacıbaşı var idiyse de o da tam bir kültür adamıydı.

24:13.300 --> 24:15.680
Dolayısıyla Yılmaz Güney'le sinematek yakınlaştı.

24:16.140 --> 24:20.940
İşte Umut filminin ilk gösterimini sinematek salonu yaptı 1970 yılında.

24:21.200 --> 24:21.540
Ben de gittim.

24:21.540 --> 24:27.820
Ama ben 66 sonlarında başladığımda Cumhuriyeti Türk filmlerine Turan Gürkan denen bir arkadaşım vardı.

24:28.120 --> 24:29.480
Tabi o da çoktan vefat etti.

24:30.180 --> 24:36.500
Büyük bir Türk filmi hayranı, arşivcisi, bir bilgi kaynağı olan bir adam.

24:37.220 --> 24:41.540
O yazıyordu Türk filmlerine ve Cumhuriyet'ten bunu bana açıkça da söylemediler.

24:42.540 --> 24:47.600
Ama o Türk filmini yazmaya devam ettiği için, benim de ona büyük saygım olduğu için ben Türk filmlerine bulaşmadım.

24:48.020 --> 24:50.820
Ben yabancı filmleri yazıyorum, o Türk filmlerini yazıyor.

24:50.820 --> 24:53.300
Benim gayet kuvvetli bir kalemim var tabi.

24:53.880 --> 24:56.660
Yazılarım ilgiyle okunuyor, biraz da kendimi övyeyim.

24:57.060 --> 25:00.360
Ama bakıyorlar ki Türk samarcılar, ben onların filmlerine bulaşmıyorum.

25:00.940 --> 25:03.400
Bu yüzden piyasada şöyle bir dedikodu çıkarıldı.

25:03.880 --> 25:05.700
O Atilla Dorsey değil, Atilla Dorsey.

25:06.300 --> 25:07.440
Nedir Atilla Dorsey?

25:07.880 --> 25:10.280
İşte Amerika'nın ünlü Dorsey kardeşleri vardı.

25:10.400 --> 25:11.580
Jimmy ve Tommy Dorsey.

25:12.000 --> 25:14.100
Bunlar çok ünlü iki caz orkestrası.

25:14.100 --> 25:21.740
Ve 1930'lı 40'lı yıllarda, hele savaş sırasında, bütün dünyanın dinlediği şarkılar besteydiler.

25:21.880 --> 25:25.640
İşte 78'lik plaklar, sonra 45'likler veya albümler yaptılar.

25:26.120 --> 25:27.460
Dorsey onları hatırlatır.

25:27.520 --> 25:30.320
Beni Amerikalı gibi lanse ediyorlardı.

25:30.420 --> 25:31.560
Bu bir şakaydı sözüm ona.

25:31.580 --> 25:31.800
Tabii ki.

25:31.800 --> 25:34.800
Ama o kadar incindim ki, yani ben bir Türk vatandaşıyım.

25:35.600 --> 25:37.020
Kendi kültürünüzden kopuk bir şey.

25:37.040 --> 25:39.800
Aynen, o manzara verilmeye başlandı.

25:41.100 --> 25:43.740
Ne yapayım, Turan Gürkan'ı da gerçekten çok severdim.

25:43.860 --> 25:50.260
Daha sonra 80'li yıllarda birlikte Gösteri Dergisi'nin fasikürlerle okurlarını armağan olarak verdi.

25:50.260 --> 25:53.200
Türk ve Dünya Sineması ansiklo belisini hazırladık.

25:53.560 --> 25:54.560
Birkaç yıl sürdü.

25:54.960 --> 25:57.480
Sonra o fasikürler bir araya getirip çitlendi.

25:57.600 --> 25:58.480
Piyasaya verildi.

25:58.880 --> 25:59.760
Tabii hemen tükendi.

25:59.880 --> 26:01.480
Bugün o da kara borsada olan bir olay.

26:01.480 --> 26:02.440
Bende iki tane var.

26:02.920 --> 26:04.540
Oradan da bir ortak çalışmamız var.

26:04.640 --> 26:05.800
Gerçi o daha sonra oldu.

26:06.580 --> 26:08.800
Turan Gürkan'a saygısızlık etmek istemiyorum.

26:09.040 --> 26:10.380
Ne zaman ki umudu gördük.

26:10.600 --> 26:10.860
Evet.

26:11.180 --> 26:12.400
Önümde nadir nadir.

26:12.580 --> 26:13.700
Orada İlhan Selçuk.

26:13.880 --> 26:16.840
Burada işte ne bileyim ben Ali Özgün Türk.

26:16.840 --> 26:18.820
Bütün o dönemin solcu sanatçıları.

26:18.900 --> 26:19.760
Şurada Erden Kral.

26:20.320 --> 26:21.460
Büyük bir heyecan duydum.

26:21.980 --> 26:23.480
Hiçbir şey düşünmeden eve gittim.

26:23.780 --> 26:24.960
Daktilomun başına geçtim.

26:25.060 --> 26:25.980
Daha bilgisayar yok.

26:26.260 --> 26:27.840
Tak tak tak tak tak tak eleştirimi yazdım.

26:28.200 --> 26:29.120
Gazeteye götürüp verdim.

26:29.180 --> 26:30.260
Ne yaparsa yapsınlar diye.

26:30.460 --> 26:31.300
Ve kullandılar.

26:31.960 --> 26:33.780
Tabi eleştiri iyi bir yankı yaptı.

26:33.840 --> 26:35.720
Bugün hala çok iftihar ettiğim bir yazıdır.

26:36.340 --> 26:40.120
Ve hemen arkasından ben ufak ufak Türk filmlerini yazmaya başladım.

26:40.260 --> 26:45.900
Yani Umut benim kişisel tarihimde Türk filmlerini yazmaya başladığım film oldu.

26:45.900 --> 26:48.220
Onunla başladım Türk sineması eleştirisine.

26:48.360 --> 26:51.560
Evet yani Türk sineması için demek ki kullanması gerekiyordu.

26:51.700 --> 26:52.080
Anlıyorum.

26:52.360 --> 26:55.660
Yoksa sinema eleştirmenliğine Umut'u değil de Türk sineması'nın aralığına geçtiğiniz.

26:55.680 --> 26:56.640
Ama çok önemlidir o.

26:56.740 --> 26:59.260
Tabi insanın kendi sineması üzerine yazması gerekir.

26:59.340 --> 26:59.900
Böyle şey olur mu?

26:59.900 --> 27:02.400
İyi bir karar almışsınız bence de çok önemli.

27:03.300 --> 27:06.200
Peki efendim eleştirilerinizi yaparken niye kıstas alırsınız?

27:06.360 --> 27:08.720
Yani kurgu mu sizin için önemlidir?

27:09.160 --> 27:11.280
İşte çekim tekniklerini mi önemsersiniz?

27:11.960 --> 27:12.880
Senaryo mu önemlidir?

27:12.880 --> 27:13.460
Hepsi.

27:14.260 --> 27:16.280
Şimdi tabi senaryo işin temeli.

27:16.280 --> 27:21.280
Türk sineması uzun yıllar en büyük sıkıntıyı bundan çekti.

27:22.020 --> 27:24.560
Önemli romanlar uyarlanmadı.

27:24.640 --> 27:26.400
Uyarlandığında da berbat edildi.

27:27.100 --> 27:29.580
Önemli yazarlar pek senaryoya katılmadılar.

27:29.720 --> 27:37.960
Gerçi zaman zaman Atilla İlhan hatta Yaşar Kemal Orhan Kemal'in de bazı senaryo çalışmalarına katıldığı söylenir.

27:37.960 --> 27:43.240
Ama Atilla İlhan'ın dışındakiler bir rivayet, bir söylence onlar katılmadılar.

27:43.340 --> 27:50.900
Atilla İlhan, Atilla Kaptanoğlu adıyla müstehar bir isimle gerçekten bazı senaryolara imza attı.

27:51.300 --> 27:53.000
O da çünkü bir sama tutkunuydu biliyorum.

27:53.000 --> 27:54.780
Bilmiyorum ister isim kullanma gereği duydu.

27:54.780 --> 27:58.420
Bilmiyorum yani o yıllarda olurdu bu.

27:58.800 --> 28:04.960
Mesela Peyami Safa adlı çok ünlü yazarımız bir dizi polisiye roman yazdı.

28:05.440 --> 28:08.520
Ama polisiye roman o yıllarda toplumda küçümsenen bir şeydi.

28:09.220 --> 28:10.220
Niye olduğunu hiç anlamadım.

28:10.300 --> 28:12.100
Ben şahsen bayılırım polisiye romanlara.

28:12.560 --> 28:20.540
Bütün o Arsene Lupe'n, Sherlock Holmes kitaplarını, Agatha Christie kitaplarını ve filmlerini daha sonra kemirmişimdir adeta.

28:20.540 --> 28:24.880
Ama Peyami Safa o romanlara Server Bedi adını koydu.

28:25.180 --> 28:28.220
Server Bedi'nin Cingöz Recai diye bir karakter yarattı.

28:28.580 --> 28:29.640
Bunlar beş serler oldu.

28:30.260 --> 28:35.880
Ama parası tabii yine Peyami Safa'ya gitti ama herkes kim bu Server Bedi derdi biliyorum o yıllarda.

28:35.980 --> 28:36.920
Ben çocuktum ama hatırlıyorum.

28:36.940 --> 28:40.160
İnternet falan da olmadığı için insanlar o bilgiye kolay ulaşabiliyor.

28:40.160 --> 28:43.080
Yani biraz küçümsenirdi bu tür şeyler.

28:43.220 --> 28:48.540
Sinema da küçümsenirdi ve o yüzden sanıyorum Atilla İlhan, Atilla Kaptan oldu adını kullandı.

28:48.860 --> 28:50.460
Yani ciddi bir yazar katkısı yoktu.

28:50.540 --> 28:51.760
Senaryo bayağı zayıftı.

28:52.120 --> 28:53.120
Teknik zayıftı.

28:53.500 --> 28:55.220
En basit de geçen gün bir yerde konuşuldu.

28:55.300 --> 28:56.500
Nebahçe'ye söyledi pardon.

28:56.960 --> 29:03.160
Önceki gün bizim siyah töreninde işte NTV'nin konuğu olduk program öncesi.

29:03.160 --> 29:10.800
Orada söyledi bizim zamanımızda dedi eğer bir film 3000 metrelik filmle oluşuyorsa

29:10.800 --> 29:14.020
Samacan'ın önderi 3000 metre film olurdu dedi.

29:14.200 --> 29:18.000
Yani bir 1000 metre bir 500 metre daha film verilmezdi dedi.

29:18.520 --> 29:20.000
Dolayısıyla tekrar falan yoktu.

29:20.080 --> 29:21.680
Çekilirdi ne olursa o olur dedi.

29:22.100 --> 29:23.620
Hakikaten film çok pahalı bir şeydi.

29:23.940 --> 29:25.220
Dışarıdan ithal ediliyordu.

29:25.900 --> 29:29.900
Ve yani çektiğiniz her şeyi aşağı yukarı tabii bir miktar %10 bir marja olabilir ama

29:29.900 --> 29:31.200
kullanmak zorundasınız.

29:31.200 --> 29:32.480
E böyle bir şey olur mu?

29:32.480 --> 29:36.520
Samacan öyle bir sanat ki icabında bir saniye 5 kere 10 kere çekeceksiniz.

29:36.820 --> 29:37.660
Batı'da öyle oluyor.

29:37.940 --> 29:40.740
Veya çok fazla çekip içinden kurgulayacaksınız.

29:41.080 --> 29:42.100
Bütün bunlar yapılamazdı.

29:42.520 --> 29:46.260
Bu da bütçeyle teknolojinin karması olan bir başka sorun.

29:46.760 --> 29:50.500
Ama bu arada o zaman oyuncularımızı da kutlamamız gerekir öyle değil mi?

29:50.520 --> 29:51.200
Vallahi öyle.

29:51.440 --> 29:52.880
Bu imkanla sahip olmadıkları için.

29:52.880 --> 30:00.860
Aşağı kere tek çekişte, ilk çekişte, ilk ve son çekimde o sahneyi verebilmek müthiş bir marifet.

30:00.860 --> 30:03.260
Emin olun Batı'da çok tekrarlar olurdu değil mi?

30:03.640 --> 30:05.900
Aynı şekilde sinema okulları yoktu.

30:05.960 --> 30:06.360
Şimdi var.

30:06.520 --> 30:11.180
Şimdi Eskişehir Üniversitesi'nden Mimar Sinan Üniversitesi'nde birçok okulun ve daha başka

30:11.180 --> 30:13.460
üniversitelerin ciddi sinema okulları var.

30:13.560 --> 30:17.100
Öğrencilik, oyunculuk okulları veya kursları var.

30:17.100 --> 30:20.140
İşte Müjdat Gezen kursu var, Ali Poyrazoğlu kursu var.

30:20.440 --> 30:21.340
Bir sürü ben biliyorum.

30:21.460 --> 30:24.460
Saddiye Alışık'ın oyunculuk kursları var vesaire.

30:24.820 --> 30:25.880
O yıllarda bunlar yoktu.

30:25.940 --> 30:26.280
Ne olacak?

30:26.440 --> 30:27.580
Yapa yapa öğreniyorlardı.

30:27.900 --> 30:31.200
Ama öğreninceye kadar da bir tek filmleri berbat ediyorlardı tabii.

30:31.500 --> 30:34.280
Yani sete yeni adım atmış bir oyuncu.

30:34.620 --> 30:37.600
Tamam dünyanın en güzel kadını filanca veya falanca.

30:37.840 --> 30:39.100
Dünyanın en yakışık erkeği.

30:39.900 --> 30:40.960
Cüneyt Arkın tamam.

30:41.440 --> 30:43.200
Ama oyunculuk yok, henüz yok başlarda.

30:43.200 --> 30:45.040
Öğrendiler sonra tabii.

30:45.140 --> 30:45.860
Mutfakta onlar öğrendiler.

30:45.860 --> 30:47.220
Yapa yapa öğrendiler.

30:47.660 --> 30:50.280
Yani sette öğrenilen bir sanat.

30:50.680 --> 30:52.760
Bizzat onu yapanlar tarafından da.

30:53.320 --> 30:55.840
Bütün bu eksiklikler vardı tabii kolay değil.

30:56.760 --> 30:58.260
Neye önem verirdiniz disini?

30:58.260 --> 30:59.440
Ben neye önem veririm?

31:00.100 --> 31:01.740
Şimdi senaryo önemli.

31:02.660 --> 31:04.840
Kurgu şuan maddinin esasıdır.

31:04.840 --> 31:07.800
Yani bir kere sahnelerin iyi çekilmiş olması lazım ama

31:07.800 --> 31:11.840
onun da ötesinde o sahnelerin hangilerini seçip nasıl bağlayacaksınız?

31:11.840 --> 31:13.360
Hızlı bir tempo mi olacak?

31:13.900 --> 31:19.320
Veya işte Tarkovski veya Angelopoulos'un yaptığı gibi böyle 5'er dakika, 10'ar dakika

31:19.320 --> 31:22.420
tek çekimle süren uzun ağır çekimler mi olacak?

31:22.840 --> 31:23.580
İkisi de olabilir.

31:23.980 --> 31:27.220
Eğer bir aksiyon filmi yapıyorsanız zaten uzun planlar olmaz.

31:27.320 --> 31:29.020
Çünkü aksiyon hareket demek.

31:29.020 --> 31:35.540
Ama yani bir aşk filminde de o hızlı kurguyu kullanmak o da olmamalı.

31:35.900 --> 31:42.500
Gerçi bugün yerli dizilerde 40 dakikada anlatılacak şeyi bir saat 40 dakikada anlatmak mecburiyet olduğu için

31:42.500 --> 31:45.080
oyuncuları tam tersine uzun uzun bakışın.

31:45.560 --> 31:46.900
Sen uzun uzun ah çek.

31:47.400 --> 31:50.460
Sen bu aşk sözlerini yavaş bir tempo ile söyle uzasın deniyor.

31:50.720 --> 31:53.040
Ve bu da dizilerde bir yapaylık yaratıyor.

31:53.160 --> 31:53.780
O da ayrı bir olay.

31:53.780 --> 31:59.340
Ama neyse işin öbür tarafına baktığınızda bir aşk filminin de yumuşak bir temposu olması lazım.

31:59.520 --> 32:03.040
Öyle hargür, hareketli, bereketli bir kurgu olmaz.

32:03.180 --> 32:04.000
Kurgu çok önemli.

32:05.220 --> 32:06.460
Müzik çok önemli.

32:06.680 --> 32:09.000
Müzik yanlış kullanılıyor, kötü kullanılıyor tabii.

32:09.700 --> 32:14.100
Dün yine önceki gün Atilla Özdemiroğlu çok hoş bir şey söyledi.

32:14.580 --> 32:15.940
Bunu hemen aklıma yazdım.

32:16.400 --> 32:21.680
Dedi ki müzik dedi konuşmaların bittiği yerde başlar ve öyle olmalı dedi.

32:21.680 --> 32:24.840
Biz de konuşmaların da arkasını müzikle dolduruyorlar.

32:25.140 --> 32:27.420
O kadar ki bazen ne konuşulduğunu anlamıyorsunuz.

32:27.480 --> 32:28.840
Özellikle dizilerde bu böyle.

32:29.540 --> 32:32.580
Halbuki bırak, şimdi biz burada konuşuyoruz.

32:33.020 --> 32:34.040
Fonda bir müzik var mı?

32:34.220 --> 32:34.740
Yok.

32:35.600 --> 32:37.240
Doğal hayatta zaten müzik yok.

32:37.400 --> 32:38.380
Müzik suni bir şey.

32:38.860 --> 32:39.840
Sonradan eklenen bir şey.

32:40.280 --> 32:42.940
O zaman koyma bırak birçok sahne hayatta gibi aksın.

32:43.420 --> 32:46.680
Ama gerçekten çok duygusal bir momentum, bir an yaşanıyor.

32:47.340 --> 32:48.880
O zaman müziği düşüyor.

32:48.940 --> 32:50.220
Hepimiz şakır şakır ağlayalım.

32:50.340 --> 32:50.860
Budur müzik.

32:50.860 --> 32:53.820
Hayır, sahnede başlıyor.

32:54.300 --> 32:55.320
Oğlan salona giriyor.

32:55.420 --> 32:56.480
Kız orada bilmem ne yapıyor.

32:56.580 --> 32:57.620
Müzikte hemen başlıyor.

32:57.700 --> 32:58.280
Böyle şey olur mu?

32:58.700 --> 33:01.500
Atilla Özdemiroğlu böyle müzik yapmıyor filmlerine.

33:01.560 --> 33:03.060
Onun için bizden onur ödülü aldı.

33:03.660 --> 33:05.520
Müzik gerektiği zaman başlamalı.

33:05.740 --> 33:06.860
Gerekmediği zaman da susmalı.

33:07.680 --> 33:08.220
Bu kadar başlıyor.

33:08.220 --> 33:08.660
Ne önemli bu sayıda?

33:08.820 --> 33:10.420
Bütün bunlara bakarım tabii.

33:10.980 --> 33:12.480
Ama genelde şudur yani.

33:13.140 --> 33:15.840
O nihai intiba derdi eskiler.

33:16.300 --> 33:17.760
Türkçesi sonsal izlenim.

33:17.760 --> 33:21.600
Yani bir filmin bize bıraktığı sonsal izlenim nedir?

33:21.600 --> 33:31.140
Sevmek, bayılmak, mesafeli bakmak, nefret etmek, ağlanacak yerde gülmek, gülünecek yerde ağlamak.

33:31.220 --> 33:36.740
Veyahut da bazen tam tersine ağlanacak yerde ağlamak, gülünecek yerde gülmek eğer bunu başarmışsa film.

33:36.740 --> 33:40.820
Ben filmi izlerken bir ara not almayı da denedim.

33:41.000 --> 33:42.740
Eskiden ışıklı kalemler vardı.

33:43.420 --> 33:44.360
Ama sonra vazgeçtim.

33:44.440 --> 33:48.100
Çünkü bir şeyi not edeyim derken filmin o bölümünü kaçırıyorsunuz.

33:48.660 --> 33:50.460
Kafamda bazı cümleler oluşur.

33:51.240 --> 33:53.200
Şunu şöyle yazmalıyım.

33:53.260 --> 33:54.680
Buna şu açıdan değinmeliyim.

33:55.160 --> 33:57.760
Belleğim de güçlü olduğu için ama sadece sinema açısından.

33:58.340 --> 34:00.240
Onun dışında belleğime güvenmeyin.

34:00.240 --> 34:05.960
O cümleler şeyden sonra da filmin bitiminden sonra da kafamda dolaşır.

34:06.040 --> 34:09.400
Veyahut da otururum bazen aklıma gelmiş bir iki önemli şeyi not ederim.

34:10.040 --> 34:18.080
Yani eleştirinin hem iskeleti hem sonsal izlenim denen şey hem de çok altını çizeceğim bazı ögeler.

34:18.080 --> 34:21.000
O bir konuşma olabilir, bir kamera hareketi olabilir.

34:21.140 --> 34:26.160
Her şeyi gayet iyi kavrayan bir oyuncunun veya iki oyuncunun karşılıklı bir sahnesi olabilir.

34:26.720 --> 34:27.740
Aklıma yerleşiyor.

34:27.740 --> 34:31.020
Bütün mesele bunları bir kere unutmadan yazmak.

34:31.180 --> 34:32.540
İki gün sonra yazarsanız gidiyor.

34:32.720 --> 34:33.020
Gider.

34:33.180 --> 34:34.580
Persim olarak hemen oturup yazacaksınız.

34:34.660 --> 34:35.500
Tak tak tak tak.

34:36.400 --> 34:40.880
Ve de yazarken gerekli usluğu, gerekli havayı kurabilmek.

34:41.440 --> 34:44.100
Ben her eleştirimi bir küçük deneme olarak görüyorum.

34:44.240 --> 34:44.840
Naçizane.

34:45.320 --> 34:46.920
Ama o kalarsın diyebilirsiniz.

34:46.940 --> 34:49.600
Estağfurullah işinize verdiğiniz ciddiyetle alakalı olduğunu düşünüyorum.

34:49.600 --> 34:51.560
Ama ben yazılarıma önem veriyorum.

34:51.940 --> 34:54.220
İki kere, üç kere, dört kere okuyorum.

34:54.360 --> 34:56.480
Üzerinden geçiyorum, ekliyorum, çıkarıyorum.

34:56.480 --> 34:59.020
Ve o olabildiğince onları olgunlaştırıyorum.

34:59.640 --> 35:05.340
Böylece benim kafamdakinin tam yansıması olmasa da ona en yakın biçime geliyor.

35:05.800 --> 35:07.240
Öyle olduğunu düşünüyorum.

35:07.880 --> 35:10.040
Sonra da işte nerede çıkarsa gazetede çıkıyor.

35:10.140 --> 35:11.760
Veya şimdi bir internet sitesinde çıkıyor.

35:11.760 --> 35:12.360
Onlar çıkıyor.

35:12.360 --> 35:14.960
Bu yazıların meraklısı var.

35:15.860 --> 35:20.220
Dolayısıyla o yazılar peyderpey zaman içinde kitaplarda toplanıyor.

35:21.300 --> 35:22.560
Mesela bir serim var.

35:22.920 --> 35:24.300
Hayatımızı değiştiren filmler.

35:24.880 --> 35:26.660
Bunu sadece yabancı filmler için yaptım.

35:27.160 --> 35:28.600
85-95 arası.

35:28.700 --> 35:30.900
O ara bir türlü olmamıştı.

35:30.960 --> 35:31.580
10 yıl oldu.

35:31.680 --> 35:34.100
10 yılın sonunda ben onları alfabetik olarak topladım.

35:34.100 --> 35:36.200
O kitap gayet iyi sattı.

35:36.680 --> 35:39.720
Daha sonra aynı şeyi 95-2005 için yaptım.

35:40.240 --> 35:48.500
Şimdi bu geçen Kasım ayındaki TÜYAP fuarında da hayatımızı değiştiren filmler 3, 2005-2015'i çıkardım.

35:48.500 --> 35:51.060
630 mu ne yabancı film eleştirsin bana?

35:51.060 --> 35:54.020
Yani 85'den 2015'e kadar elimizde böyle bir şey var o zaman.

35:54.220 --> 35:54.360
Değil mi?

35:54.420 --> 35:55.320
İşte evet evet.

35:55.400 --> 35:56.400
30 yıl toplandı.

35:56.420 --> 35:56.940
Evet evet.

35:57.200 --> 36:00.460
Bakalım Allah ömür verir de bir 10 yılda yazarsam o 40 yıl olacak.

36:00.840 --> 36:02.660
Şimdi bu güzel bir şey tabii yani.

36:03.200 --> 36:08.520
Bir kitap arasına son 10 yılın en önemli filmlerini elinizin altında bulunduruyorsunuz.

36:08.580 --> 36:08.960
Kesinlikle.

36:09.060 --> 36:10.900
Bu kitap sitede için iyi bir kaynak.

36:11.020 --> 36:16.180
Ama bu çok iyi bir kaynak da o kitaplar hasılat rekoru mu kırıyor?

36:16.280 --> 36:17.540
İkinci, üçüncü baskın mı yapıyor?

36:17.540 --> 36:18.920
Yok işte yavaş yavaş satıyor.

36:19.200 --> 36:27.960
Yani insanlar filmleri seviyorlar, gidiyorlar, beğeniyorlar, beni de okuyorlar ama onları toplu biçimde ellerin altında bulundurmak alışkanlıkları var ama çok az.

36:28.420 --> 36:30.640
Yani öyle büyük, geniş bir alışkanlık değil.

36:30.820 --> 36:36.320
Ama bu sizin alanınızla alakalı değil, Türk toplumunun okuma alışkanlığıyla alakalı, bu kültürle alakalı bir konu değil mi?

36:36.340 --> 36:46.320
Filmi gör, icabında DVD'si seyret veya bir kanalda izle ama onunla ilişkileci değil bir eleştiri kaynağı bir başvuru kitabı elinin altında bulunmursa da olur.

36:46.320 --> 36:48.940
Çok derin, ucu böyle derinlere ulaşan bir konu.

36:48.940 --> 36:50.200
O yüzden derde etmiyorum zaten.

36:50.360 --> 36:51.380
Yeterince satıyor yani.

36:51.460 --> 36:55.300
Onların baskısını mümkün kılacak kadar satıyor.

36:55.300 --> 36:57.500
Türk filmi eleştirmeyi topladım.

36:57.860 --> 37:00.760
1970'de başladı işte, Umut'la başlayan dönemde.

37:01.240 --> 37:04.180
12 Eylül yılları ve sinemamız, pardon o ikinci bölümdü.

37:04.580 --> 37:06.440
İlk dönemde hangi isimde topladım?

37:07.180 --> 37:08.000
Valla ben de unuttum.

37:08.560 --> 37:12.120
80 sonrası filmlerini 12 Eylül yılları ve sinemamız adıyla topladım.

37:12.920 --> 37:13.960
90'a kadar.

37:14.440 --> 37:21.620
90'lar sonra bunlar toplanamadı çünkü hem 90'larda hem de 2000'lerin başında büyük bir bunalım yaşadı Türk sineması.

37:21.620 --> 37:27.380
O kadar az film çıktı ve o kadar az eleştiri yazıldı ki ben onları kitabahane getirmek arsını bile duymadım.

37:27.480 --> 37:32.100
Dolayısıyla 90'dan 2005'e kadar olan dönemi bir üçüncü ciltte topladım.

37:32.560 --> 37:37.840
Fakat 2005-2010 arası o kadar yoğun oldu ki o beş yılı yine ayrı bir ciltte topladım.

37:37.960 --> 37:44.700
Böylece dört ciltte sinemamızın işte nereyse kırk yıllık gelişimine bir bakış getirmiş oldum.

37:44.700 --> 37:48.720
Ya o kitaplar bir araya geldiğinde bütün bir eleştiriyle verilmiş panorama çıkıyor.

37:48.720 --> 37:49.440
Çok önemli aslında.

37:49.580 --> 37:50.340
Ayrıca çok önemli.

37:50.340 --> 37:52.140
İspanyol olması gereken bir seri anladığım.

37:52.140 --> 37:55.200
En çok önemli verdiğim bir kitabım işte son aylarda çıktı.

37:55.680 --> 37:56.620
Son yıl içinde.

37:57.340 --> 37:58.700
Yüzyılın Yüz Türk filmi.

38:00.360 --> 38:09.380
Yani başlangıcından 2015 yılına işte Kasım ayına kadar, 2014'ün Kasım ayına kadar,

38:09.380 --> 38:13.580
Kabaca demek 2015'e kadar sinemamızın yaptığı filmlerden yüz tanesi.

38:14.200 --> 38:14.640
Seçtim.

38:15.620 --> 38:16.500
Önce seçtim.

38:16.560 --> 38:19.240
Tepe seçmeden önce DVD'lerden aradım.

38:19.740 --> 38:23.580
Otuzların filmleri, kırkların filmleri, ellilerin filmleri, altmışların filmleri.

38:23.660 --> 38:26.600
Bütün bunları oturup sabahlara kadar yeni ders öğrettim.

38:26.680 --> 38:27.420
Notlar aldım.

38:28.680 --> 38:32.220
Aşağı kare kitabın yarısı yepyeni eleştirilerden oluştu.

38:32.620 --> 38:34.840
Çünkü tabii o yılların filmleri yazmamışım zaten.

38:34.980 --> 38:36.860
Kırklarda otuzların filmi bir var.

38:36.980 --> 38:38.220
Bataklı Dam'ın kızı Aysel.

38:38.220 --> 38:41.780
Muhsin Ertuğrul'un 1934 yapımı filmi.

38:41.960 --> 38:43.620
Ama o yıllardan filmi lazım yani.

38:43.720 --> 38:46.060
O yılları tamamen inkar edemezsiniz.

38:46.320 --> 38:47.960
Yeter ki belli bir değeri olsun.

38:48.100 --> 38:50.040
Bir de sinemasının başlangıçları onlar değil mi?

38:50.040 --> 38:50.300
Tabii.

38:50.500 --> 38:51.540
50'li yılda çok önemli.

38:51.680 --> 38:52.980
İlk baş yapıklarımız çıkmış.

38:53.240 --> 38:56.420
Ki bir tanesi de 58 yılında 3 arkadaş filmidir.

38:56.560 --> 38:56.780
Evet.

38:57.020 --> 38:57.480
Bayılırım.

38:57.960 --> 39:02.820
Yeşil Çom'u en iyi simgeleyen, bütün ögeleriyle kullanan filmdir.

39:03.160 --> 39:04.680
Daha başka bir sürü film var.

39:04.680 --> 39:08.040
60'lar bir zirve dönemi bence.

39:08.220 --> 39:10.180
Bütün büyük ustaların önlemek filmleri.

39:10.240 --> 39:11.740
Bütün bu filmler yeni baştan yazıldı.

39:12.260 --> 39:14.740
70'ler sonrası bazı eleştirilerimi kullandım.

39:14.820 --> 39:15.960
Çoğunu kullandım.

39:16.040 --> 39:16.680
Yazmışsam.

39:17.180 --> 39:18.440
Ama yeni baştan okudum.

39:18.540 --> 39:19.580
Yeni bir bakış getirdim.

39:19.660 --> 39:21.820
Düzelttim, ekledim, çıkardım, biçimledim.

39:22.420 --> 39:23.680
Böylece 100 film çıktı.

39:23.680 --> 39:26.500
Tam da işte 100. yıla denk geldi.

39:26.620 --> 39:28.520
Zaten o yüzden yazıldı bu kitap.

39:29.100 --> 39:30.480
Tabii o çok sevdiğim bir kitap oldu.

39:30.780 --> 39:36.880
Çünkü belli dönemler, hele bu 100 yılsa bir kitapla kutlamak çok önemli.

39:37.020 --> 39:40.940
Bakın 1995 yılında Dünya Aslaması'nın 100. yılı kutlanıyor.

39:41.420 --> 39:43.580
Çünkü Sema 1895 yılında başlamış.

39:43.580 --> 39:47.420
Ben dedim ki bir Türk sinemaya zor olarak ben bu işe katılmalıyım.

39:47.980 --> 39:49.680
Şimdi 100 yılın 100 yönetmenini yazdım.

39:50.440 --> 39:52.820
Yabancı yönetmenlerden söz ediyoruz gerçi burada.

39:53.900 --> 39:55.520
Gayet iyi gitti baskısı.

39:55.940 --> 39:57.600
Hemen ikinci, üçüncü basım yaptı.

39:58.600 --> 40:02.200
Hemen arkasından 6 ay sonra 100 yılın 100 filmini yazdım.

40:02.460 --> 40:03.160
Yabancı sinema.

40:03.580 --> 40:05.060
Ama oraya yol filmini de aldım.

40:05.060 --> 40:13.620
Çünkü yol filmi bence Türk sinemasından 1995 yılından bakıldığında en azından

40:13.620 --> 40:16.560
daha tabii Nuri Bilge, Erzeki, Demir Kubuzlar ortada yok.

40:17.300 --> 40:19.440
Dünya toplamına girecek bir filmdi.

40:19.500 --> 40:22.320
Biliyorsunuz bir kan altın palmiyesi var o filminde.

40:23.120 --> 40:28.840
Ve Dünya'ya Türk sinemasını, Yılmaz Güney'i, Şeref Gören'i tanıtmış önemli bir filmdi.

40:28.880 --> 40:29.700
Onu da aldım.

40:29.840 --> 40:34.620
Belki biraz ulusalcılık yaptım ama arkasından da 100'inin 150 oyuncusu geldi.

40:34.620 --> 40:36.940
Böyle çünkü oyuncuları 100'e indiremedim.

40:37.640 --> 40:39.380
150 o da tuğla gibi bir kitap oldu.

40:39.920 --> 40:40.300
E ne oldu?

40:40.340 --> 40:47.000
Atilla Dorsay, Naçizane Kindi Köşesi'nden dünyada sinemanın 100. yılının kutlanmasına

40:47.000 --> 40:50.120
bir üçleme kitaplarla katkıda bulundu.

40:50.820 --> 40:52.160
O kitaplar çok iyi sattı.

40:52.480 --> 40:58.880
Yani 7-8 basım yaptılar ki bu Türkiye'de bir sinema kitabı için duyulmamış bir rakamdır.

40:59.760 --> 41:03.180
Bu tabii bana çok mutluluk getirdi ne yalan söyleyeyim.

41:03.180 --> 41:06.600
Peki efendim, festivallerde jüri üyeliğiniz var.

41:09.020 --> 41:10.740
Biraz bunlardan da bahseder misiniz?

41:11.780 --> 41:16.420
Festivallerde mesela, festival filmleri için söylüyorum da normalde sinema toplumun aynasıdır.

41:16.940 --> 41:18.500
Sürealist filmlere nasıl bakıyorsunuz?

41:19.560 --> 41:22.000
Yine bu festival filmlerinden yola çıkarak aklıma geldi şu an.

41:23.420 --> 41:26.660
Hem festivallerde jüri üyeliğinden biraz bahseder misiniz?

41:26.780 --> 41:29.340
Hem de bu soruma da cevap verirseniz orada memnun olurum.

41:29.340 --> 41:32.560
Şimdi tabii yerli festivaller var, yabancı festivaller var.

41:33.520 --> 41:35.140
Bu ayırmak gerekiyor herhalde öncelikle öyle mi?

41:35.140 --> 41:40.940
Tabii yani yerli festivallerde benim jüri üyeliğim Yeşilçam'ın en parlak yıllarında olmadı.

41:41.420 --> 41:46.780
Çünkü o zamanlar işte Ümit Utku'nun başında çektiği Film San'ın aşağı yukarı egemenliğinde olan

41:46.780 --> 41:52.400
daha ticari filmlerin gösterildiği ve onların ödül aldığı bir dönemdi.

41:52.400 --> 41:55.360
Antalya, Altın, Portakal diğer festivallerde yoktu zaten.

41:56.080 --> 42:01.020
Ama Antalya'da işte yönetimin değişmesiyle 1973 yılında bir devrim yaşandı.

42:01.720 --> 42:08.260
Bu sefer işin içine Ümit Utku'nun yerine yine bir yapımcılar birliği ama işte İstanbul'da var olup

42:08.260 --> 42:12.700
bütün yapımcıları toplayan Sesam ki hala var Sesam Derneği girdi.

42:13.360 --> 42:15.400
Jürilerin yapımında biraz değişiklik oluşturuldu.

42:15.400 --> 42:20.500
Ve ben ilk kez 1974 yılında Antalya festivale jüri üyesi olarak gittim.

42:21.220 --> 42:23.280
Şimdi isimlerini söylemeyeyim mi?

42:23.340 --> 42:24.400
Yanlışlıklar olur hatırlamıyorum.

42:25.120 --> 42:27.160
Tam etrafımda bir sürü saygın insan vardı.

42:27.680 --> 42:29.660
Ve karşımıza gayet güzel filmler geldi.

42:30.040 --> 42:34.060
Dediğim gibi 70'ler, 70'li yılların ilk 5 yılı çok parlaktır.

42:34.560 --> 42:39.320
Ve 74 yılından itibaren birçok Altın Portakal Festivali'nde jüri üyesi olarak bulundum.

42:39.360 --> 42:39.860
Evet, evet.

42:40.180 --> 42:42.080
Antalya çok önemli bir festivaldir tabii.

42:42.580 --> 42:44.260
Ve Türk Simas'a büyük şeyler katmıştır.

42:44.260 --> 42:46.680
E sonra Adana Festivali başlatıldı.

42:46.860 --> 42:48.100
Yılmaz Güney'in sayesinde.

42:48.200 --> 42:49.840
O daha politik bir festival oldu tabii.

42:49.980 --> 42:52.580
Genelde işte Yılmaz'ın filmleri, solcu filmler falan.

42:53.280 --> 42:54.820
Orada da jüri üyeliği yaptım.

42:55.220 --> 43:05.140
Daha sonra Ankara, Bursa, Manisa, Malatya gibi birçok Eskişehir gibi birçok ulusal festivalde jüri üyeliği yaptım.

43:05.540 --> 43:07.120
Bir tek İstanbul Festivali hariç.

43:07.120 --> 43:30.180
Çünkü ben İstanbul Festivali'nin başından beri kurucu ve danışman kadrosunda olduğum için, yönetici olmadım ama danışman kadrosunda olduğum için ve İstanbul Festivali'nde bütün uluslararası festivaler gibi kendi üyelerini jürilere sokmadığı için İstanbul Festivali'nde ne ana jüri de ne işte Fipreski veyahut başka jürilerde üye olmak onuruna erişim edin bugüne kadar.

43:30.180 --> 43:32.180
Peki keyif alarak mı yaptınız genelde festivalerde?

43:32.180 --> 43:34.280
Tabii canım jüride olmak her zaman iyidir.

43:34.600 --> 43:36.180
Bir kere çok iyi ağırlanırsınız.

43:36.620 --> 43:37.940
El üstünde tutulursunuz.

43:38.040 --> 43:39.940
En iyi lokantalarda yemek yersiniz.

43:40.520 --> 43:41.840
Onun dışında ne olacak işte?

43:42.120 --> 43:44.260
Yani zaten sürekli film seyrediyoruz.

43:45.260 --> 43:50.420
Bir festivalde belli bir program dahilinde günde bazen üç film olabilir tabii.

43:51.060 --> 43:53.020
Oturup film izleyerek o da bana yabancı değil.

43:53.020 --> 44:05.580
Ben dış festivallarda özellikle ki mesela KANA ilk 1970 yılında Berlin'e ilk 1978 yılında gittim ve ondan sonra birkaç büyük festivalin devamlı müşterisi takipçisi oldum.

44:06.000 --> 44:09.300
Biz yabancı festivallarda günde dört beş film bile izleriz bazen.

44:09.840 --> 44:12.260
Çünkü yani festivalin amacı budur.

44:12.360 --> 44:17.300
Kısa bir sürede olabildiğince fazla film göreceksiniz ve o festivallarda da gösterirler.

44:17.300 --> 44:27.540
Bazen sabah sekiz buçukta ki Berlin'de öyledir bazen dokuzda başlar KANA yani daha sabahtan itibaren hemen fırlayıp gidip orada film seyretmeye başlarsınız.

44:27.600 --> 44:29.820
Arada yemek gelir filan ama akşama kadar sürer.

44:30.400 --> 44:32.380
Dolayısıyla üst üste film seyretmeye alışıyorum.

44:32.500 --> 44:36.800
Burada yerli festivallarda günde üç film seyretmek hiç beni rahatsız etmedi bugüne kadar.

44:37.480 --> 44:39.200
Sonra yabancı festival üyelikleri oldu.

44:39.300 --> 44:41.840
Özellikle ben FIPRESKİ'nin yani FIPRESKİ nedir?

44:41.940 --> 44:44.160
Uluslararası Sıtırma Yazarları Federasyonu.

44:44.160 --> 44:46.520
Bunun kısaltılmış adı FIPRESKİ.

44:46.520 --> 44:52.480
Türkiye'de buna üye tabii çok uzun yıllardır ve ilk uzun yıllarda temsilcini ben yaptım.

44:53.160 --> 45:01.440
FIPRESKİ'nin bir özelliği bütün üye ülkelerden Sıtırma Yazarları'nı icabına dünyanın öbür ucunda bile olsa festivallere davet etmektir.

45:01.780 --> 45:07.520
Yani uçak bileti verilir orada otelde kalırsınız gider filminizi görür oylarımaya katılırsınız.

45:07.520 --> 45:13.680
Bu o kadar güzel bir yöntem ki birçok genç arkadaşıma ki ben de o zamanlar genç bir Sıtırma Yazar'ıydım tabii.

45:14.180 --> 45:22.440
Dünya ülkelerini ve Sıtırmalarını aynı zamanda çünkü birdenbire ben düşünün FIPRESKİ sayesinde iki ülke söyleyeyim.

45:22.440 --> 45:28.760
Biri Havana yani Küba, Küba'nın başkenti Havana oraya kadar gittim uçağım dahil.

45:29.140 --> 45:31.260
Havana festivalinde FIPRESKİ jüri üyesiydim.

45:31.840 --> 45:34.540
Bir keresinde de Hawaii adalarında bir festival vardı.

45:34.540 --> 45:40.800
Yine FIPRESKİ üyesi olarak işte buradan Avrupa'nın bir kenti oradan Los Angeles galiba.

45:40.940 --> 45:44.900
Los Angeles'tan da Hawaii oraya uçtuk ve Hawaii'yi gördüm.

45:45.200 --> 45:54.720
Bir başkası yine FIPRESKİ üyesi olarak Japonya'nın Yamagata kentindeki uluslararası dokümanter, belgesel festivaline davet aldım.

45:55.120 --> 45:57.260
Eşimi de aldım bütün Uzakdoğu'yu gördük.

45:57.440 --> 45:59.440
Çünkü öyle bir bilet aldık karışık bir bilet.

45:59.440 --> 46:03.580
Bakın bütün bunlar sinema yazarı olmanın daha bir sürü ülke var.

46:04.020 --> 46:07.820
Ve FIPRESKİ üyesi olmanın bana getirdiği avantajlar oldu.

46:08.340 --> 46:11.860
Yani sinema yazarlığı böyle bir takım avantajlar değiştirir.

46:12.060 --> 46:17.000
Kendinizi ciddi olarak tanıtırsanız, kanıtlarsanız bir sürü yere davet alırsınız.

46:17.800 --> 46:20.660
Oralarda da çok farklı kültürlerle karşılaştık.

46:21.160 --> 46:25.060
Şimdi gençler, Türkiye'de de genç meraklı sinema yazarları var.

46:25.160 --> 46:26.300
Habire dünyaya dolaşıyorlar.

46:26.500 --> 46:28.500
Kimse farkında değil ama ben biliyorum.

46:28.500 --> 46:29.740
Ben artık gitmiyorum çünkü.

46:29.840 --> 46:30.660
Yorgun bir yazarım.

46:31.220 --> 46:33.160
Ancak bir iki büyük festival bana yetiyor.

46:33.600 --> 46:36.760
Ama genç arkadaşlarımız her yere gidiyorlar maşallah.

46:37.180 --> 46:40.300
Ve hem dünyayı geziyorlar, bilgileri, kültürleri artıyor.

46:40.340 --> 46:41.380
Hem çok farklı sistemaları.

46:41.960 --> 46:47.000
Ama emin olun ben birçok genç insanda sinema yazarı olma hevesini seziyorum.

46:47.160 --> 46:48.160
Bana mailler geliyor.

46:48.860 --> 46:50.220
Bana başvurular geliyor.

46:50.900 --> 46:53.980
İşte hangi kitapları okuyalım, hangi filmleri görelim.

46:53.980 --> 46:57.580
Bazen hatta onlarla buluşup karşı karşıya da görüşüyorum.

46:58.100 --> 47:03.700
Çünkü başta da söyledik, benim konumumdaki bir insanın topluma vereceği bazı şeyler var.

47:04.140 --> 47:11.220
Bu kitaplar yoluyla olur ama aynı zamanda örneğin üniversitelere, okullara gidip gençlere doğrudan doğruya hitap etmek, konuşmak,

47:11.220 --> 47:20.140
onların bu tür başvurularına olabildiğince karşılık vermek, hicabında yarım saatini ayırıp buluşmak, konuşmak çok yararlı oluyor.

47:20.160 --> 47:20.480
Kesinlikle.

47:20.600 --> 47:27.480
Yani gençlere tabii gıpta ediyorum hayatlarının genç döneminde olmaları o kadar hoş ki onlar bunun avantajlarını bilmiyorlar.

47:27.840 --> 47:30.540
Ama aynı zamanda birçok şeyler öğrenmeleri gerektiğini de biliyorum.

47:30.920 --> 47:34.440
Ben nar çizana elimden gel deyince bir şeyler vermeye çalışıyorum.

47:34.660 --> 47:37.660
Peki siz kendiniz ne tür filmlerden hoşlanırsınız?

47:37.660 --> 47:42.340
Ben kara film denen o polisiye türü çok severim.

47:42.880 --> 47:47.100
O Hollywood 40'lı 50'li yıllarda bu türde çok ustalaşmıştır.

47:47.580 --> 47:49.200
Tarihi filmleri hala çok severim.

47:49.580 --> 47:51.200
Tarihe müthiş bir merakım vardır.

47:51.840 --> 47:55.440
Aşk filmlerini az severim çünkü iyi aşk filmi çok az yapılıyor.

47:55.560 --> 47:56.240
Dışarıda da böyle.

47:56.760 --> 47:58.860
Yani aşk nedense banalleşti.

47:59.420 --> 48:01.020
Hayatta banalleşmedi tabii de.

48:01.460 --> 48:02.560
Sinemada çok banalleşti.

48:02.660 --> 48:04.980
Yani çok sıradan bir olay oldu ve yapılan aşk filmleri kötü.

48:04.980 --> 48:13.860
Onun sıra onun yanı sıra yani hiçbir kalıba sığmayacak çok kişisel bir damga taşıyan

48:13.860 --> 48:18.500
otör dediğimiz Fransızların ünlü deyimiyle yaratıcı sinemacı filmlerini severim.

48:18.580 --> 48:30.360
Şimdi yani bir Tarkovski ünlü Rus yönetmeni, bir Angelopoulos'u ünlü Yunan yönetmeni, bir Nuri Bilge Ceylan'ı ünlü Türk yönetmeni onu da söyleyeyim.

48:30.360 --> 48:34.240
Veyahut da Fransızların çok ünlü sanatçıları geldi geçmişte.

48:34.240 --> 48:40.020
Mac Office, François Truffaut, İsveççilerin Ingmar Bergman bunlar çok büyük sanatçılar.

48:40.440 --> 48:44.720
Japonların Kurosawa bunların filmleri kategorize edilemiyor.

48:45.040 --> 48:50.240
Yani bunları sadece tarihi film, avantür, aksiyon, dram diye tanımlayamıyorsunuz.

48:51.180 --> 48:55.100
Bazen hepsini bir arada içeriyorlar ama bambaşka bir karışım şeklinde.

48:55.100 --> 48:56.760
Bu tür filmleri severim.

48:57.060 --> 48:59.220
Ama mesela Western'i de severim.

48:59.440 --> 49:04.500
Western tipik bir Amerikan ürünüdür ama bize bütün bir insanlığın macerasını anlatır.

49:04.620 --> 49:04.920
Nedir?

49:05.220 --> 49:11.960
Bir ülkenin yeni baştan yaratılması ve anarşinin şiddetin hakim olduğu yerlere yasanın, kanunun getirilmesi.

49:12.240 --> 49:13.620
Bu güzel bir temadar aslında.

49:13.820 --> 49:14.760
Duyulan ihtiyaç.

49:15.020 --> 49:15.320
Evet.

49:15.920 --> 49:16.900
Ve şeyi de çok severim.

49:16.960 --> 49:18.020
Müzikalleri de çok severim.

49:18.100 --> 49:20.800
Bugün pek yapılmıyor ama benim gençimde müzikaller vardı.

49:20.800 --> 49:23.460
Dans ederler, şarkı söylerlerdi.

49:23.520 --> 49:27.500
Ünlü oyuncular, yıldızlar, şantözler ve dansözler, dansörler veyahut.

49:27.760 --> 49:28.320
Çok güzeldi.

49:28.400 --> 49:30.760
Yani sinemayı bir bütün olarak seviyorum tabii aslında.

49:31.020 --> 49:33.780
Peki bu sinemada çokça kullanılan katarsis kavramı için.

49:34.180 --> 49:35.800
Mutlaka katarsis olmalı mı sizce?

49:36.160 --> 49:37.760
Hayır mutlaka olmalı diye bir şey yok.

49:37.940 --> 49:43.660
Yani katarsis bir tür sizi arındıran, size kendinize tanıma bir film yolla.

49:43.780 --> 49:48.000
Kendinize tanıma veya boşaltma imkanı veren bir film kastediliyor sanıyorum.

49:48.000 --> 49:52.320
Bu bazı filmler de olur ama illa böyle bir şey olmalı denemezsiniz.

49:52.320 --> 49:54.160
Bir eleştirmen olarak bunu merak ettim özellikle.

49:54.260 --> 49:55.160
Bu mutlaka olmalı diye.

49:55.200 --> 49:57.320
Evet siz biliyorum bu konulara meraklısınız ama.

49:57.820 --> 50:00.700
Yani ben eleştirmen olarak üzerinde çok durduğum bir konu olmadı.

50:00.920 --> 50:03.600
Çünkü uzmanlık denen bir alan var.

50:04.140 --> 50:09.960
Katarsis olayı genelde psikanalize ve psikolojiye değgin bir deyim.

50:10.520 --> 50:12.140
Yani benim alanım değil bu tabii.

50:12.360 --> 50:12.940
Ukalallık etmek istemem.

50:12.940 --> 50:13.540
Estağfurullah.

50:13.620 --> 50:17.100
Estağfurullah ama ben yine de bu kadar tecrübeniz var merak ettim.

50:17.100 --> 50:18.980
Hakikaten uzmanlığa çok saygın var.

50:19.680 --> 50:24.000
Peki efendim Türk sinemasının vaktimiz gittikçe daraldığı için bizim sorularımı size sormak istiyorum sizi bulmuşken.

50:24.340 --> 50:27.920
Türk sinemasının dününü ve bugününü kıyasladığınızda neler söylemek istersiniz bize?

50:28.740 --> 50:31.280
Şimdi ben yani geçmişi çok severim.

50:31.380 --> 50:34.440
Evimdeki 7000 DVD'nin çoğu eski filmler.

50:34.800 --> 50:36.040
Onları oturup yazıyorum.

50:36.180 --> 50:40.380
Hatta her ay Milliyet Sanat Dergisi'ne sinemanın unutulmuş hazineleri adıyla.

50:40.380 --> 50:44.400
40'lardan 50'lerden 60'lardan bir filmi yeni baştan izleyip yazıyorum.

50:44.520 --> 50:45.980
Böyle bir fonksiyonum da var.

50:46.480 --> 50:48.100
Ama günümüz sinemasını da çok seviyorum.

50:48.240 --> 50:50.620
Yani Fransızlar passeistler.

50:50.880 --> 50:52.220
Bir nostaljik deyimi vardır.

50:52.360 --> 50:53.300
Yani geçmişi seven.

50:53.420 --> 50:54.160
Bir de passeist.

50:54.580 --> 50:56.180
Bu hep geçmişte yaşayan demek.

50:56.300 --> 50:58.100
Ben geçmişte yaşayan bir insan değilim.

50:58.660 --> 50:59.900
Bence Türk sinemasının geçmişi...

50:59.900 --> 51:00.900
Öyle de olmamalı zaten.

51:00.980 --> 51:01.700
Hayır olmamalı.

51:01.800 --> 51:03.900
Yani olan yaştaşlarımı görüyorum.

51:04.440 --> 51:05.320
O kötü bir şey.

51:05.320 --> 51:07.060
Türk sinemasının geçmişi iyiydi.

51:07.060 --> 51:10.060
Yeşilçam'ı inkar etmek mümkün değil.

51:10.500 --> 51:10.820
Neydi?

51:10.920 --> 51:12.960
Yeşilçam bir büyük rüyalar alemiydi.

51:13.060 --> 51:14.420
Bir düşler dünyasıydı.

51:14.940 --> 51:20.220
Bütün bir toplumu 30 yıl boyunca en azından da 30 yıl boyunca gayet iyi o düşler besledi.

51:20.740 --> 51:27.140
Onların gülme, ağlama, hayatı tanıma, katarsis ihtiyaçlarını giderdi.

51:27.720 --> 51:28.920
Çok saygın bir dönemdir.

51:29.020 --> 51:31.100
Ama bugün Türk sineması daha iyi bir yerde bence.

51:31.100 --> 51:33.720
Çünkü gerçekten yaratıcı samacılar var.

51:33.720 --> 51:37.940
Ve kitle filmi dediğimiz filmler de belli bir düzey kazandı.

51:38.360 --> 51:47.680
Bütün kitle filmleri değil, bütün o her hafta gösterimi çıkan korku filmleri, komediler, aşk filmleri, iyi sana örnekleri değil.

51:48.120 --> 51:52.680
Ama yine de kitle filmi olup da gayet kaliteli olan işler de yapılıyor.

51:52.680 --> 52:00.460
Yani mesela ben Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele serisinden Kelebeğin Rüyası'na kadar bütün filmlerini birer başyapı sayıyorum.

52:00.640 --> 52:01.900
Hatta onları kitabıma da aldım.

52:02.580 --> 52:08.100
Aynı şekilde Cem Yılmaz'ın yönettiği az ama daha çok oynadığı filmlerin birçoğu çok önemli.

52:08.640 --> 52:11.480
Çünkü Cem Yılmaz yani çok iyi bir oyuncu.

52:11.960 --> 52:15.240
Ve kabul etmek lazım ki dünyanın en iyi stand-up komedyenlerinden biri.

52:15.720 --> 52:18.980
Yani nerede sahneye çıkarsa insanları ağzının içine baktırıyor.

52:18.980 --> 52:21.320
Ve bizim Sonsiyat olayında da öyle oldu.

52:21.800 --> 52:25.100
Söylediği sözler bütün o olayın adeta önüne geçiyor.

52:25.720 --> 52:27.040
Böyle bir özelliği var.

52:27.140 --> 52:28.180
Bu büyük bir yetenek tabii.

52:28.660 --> 52:30.060
Ona çok saygı duymamız lazım.

52:30.240 --> 52:32.020
Ama mesela hatta Demir'leri de beğeniyorum.

52:32.440 --> 52:34.820
Bence kitle saması belli bir düzey kazandı.

52:35.560 --> 52:36.980
Ve o teorilerimiz çoğaldı.

52:37.720 --> 52:44.180
Yani kendi dünyalarına yansıtan, bütün dünyanın hayranlıkla izlediği kişisel filmler yapan yönetmenlerimiz çoğaldı.

52:44.600 --> 52:46.340
En azından Yarımdüzü'ne isim var.

52:46.340 --> 52:55.480
Yani Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Zeki Demir Kubuz, Yeşim Ustaoğlu, Derviz Saim ve arkasından gelen yepyeni bir kuşak.

52:57.000 --> 52:58.640
Bunların filmleri çok önemli.

52:59.100 --> 53:03.480
Tabii hemen onlardan önce Yavuz Turgul ve Çağan Irmak da bunlara eklenebilir.

53:03.960 --> 53:06.660
Onlar bir ara kuşaktır Yeşilçam'ı bugüne bağlayan.

53:07.120 --> 53:09.840
Bütün bu arkadaşlarımızın filmlerini son derece önemsiyorum.

53:10.360 --> 53:11.780
Ve dünya çapında önemli buluyorum.

53:11.780 --> 53:13.900
Peki bu kıyası yaparken aklıma şey geldi.

53:14.180 --> 53:17.100
Nuri Bilge Ceylan'ın kış uykusuyla altın ayı aldı.

53:17.180 --> 53:19.600
82'de de Yılmaz Güney yolla aldı değil mi?

53:19.900 --> 53:24.500
Mesela kıyasladığınızda ikisiyle aynı değerde görüyor musunuz?

53:24.680 --> 53:25.920
Böyle bir kıyas yaptırılır mı?

53:26.000 --> 53:28.980
Şimdi ikisi de Türk Şamasının en iyi filmleri arasında.

53:29.340 --> 53:34.000
Bakın Siyad'ın seçtiği Yüzyıl'ın en iyi 10 Türk filmi arasında.

53:34.000 --> 53:39.120
Zaten yol var.

53:39.960 --> 53:42.500
Nuri Bilge'den de kış uykusu yok.

53:42.700 --> 53:43.740
Nedense onu anlayamadım.

53:44.140 --> 53:48.880
Ama bir önceki filmi neydi?

53:50.640 --> 53:51.660
Bir Zamanlar Anadolu.

53:52.300 --> 53:54.780
Ama bir önceki filme Bir Zamanlar Anadolu var.

53:54.920 --> 53:57.600
Ki o da benim çok sevdiğim, çok beğendiğim bir filmdir.

53:57.600 --> 54:01.600
Yani bakın ilk onun içine hem yol giriyor hem bir Nuri Bilge filmi giriyor.

54:01.780 --> 54:02.040
Öyle.

54:02.660 --> 54:06.260
Bunları kıyaslamak o daha iyiydi, bu daha kötüydü demek mümkün değil.

54:06.840 --> 54:07.420
Yol nedir?

54:07.540 --> 54:10.080
Yol Türkiye'nin çok zor bir döneminde çekilmiş.

54:10.620 --> 54:14.260
Dünyanın sayılı siyasal sinema örnekleri arasında yer alan.

54:14.740 --> 54:18.600
Doğrudan doğruya siyaseti anlatmıyorsa da değil mi nedir?

54:18.700 --> 54:27.140
Hapisten çıkmış 5 arkadaşın serbest bakılmış, kısa bir izne çıkma imkanı bulmuş 5 insanın bireysel öyküleri.

54:27.140 --> 54:33.400
Ama size öyle bir ülke panoraması çiziyor ki 80'li yıllar 12 Eylül'ün baskısı sürüyor.

54:33.980 --> 54:36.840
İşte köylerde çok acı olaylar yaşanıyor.

54:37.500 --> 54:41.380
O dönemin siyasi ve kültürel atmosferini beraberinde verdiği için.

54:41.420 --> 54:52.980
Aynen siyasi atmosfer, ekonomik atmosfer, kültürel atmosfer, aile baskısı, kadın sorunları, o devam eden aşiret düzeni, o töreler, o arkaik şeyler.

54:53.160 --> 54:55.180
Bütün bunlar bütün bir filmde karşımıza giriyor.

54:55.180 --> 54:58.560
Şimdi bütün bu çelişkiler bugün aynı güçte devam etmiyor artık.

54:58.700 --> 54:59.760
Bugün başka bir Türkiye var.

55:00.360 --> 55:08.960
Öyle bir çerçeve içinde de gerek bir zamanlar Anadolu'da gerek kış uykusu farklı bağlamlarda çok önemli şeyler anlatıyorlar.

55:09.420 --> 55:13.920
Yani Türkiye'nin 80'li yıllarıyla bugününü kıyaslamak mümkün ama zor.

55:14.440 --> 55:16.080
Film için de öyle, bu filmler için de öyle.

55:16.420 --> 55:18.200
Farklı dönemlerin farklı filmleri bunlar.

55:18.780 --> 55:19.440
Doğru söylüyorsunuz.

55:19.440 --> 55:21.400
Peki, başka bir soruya geçiyorum.

55:22.180 --> 55:25.220
Türkiye'de sanata ve sanatçıya verilen değeri nasıl buluyorsunuz?

55:25.680 --> 55:28.960
Yani aslında batı ölçülerinde beklediğimiz kadar değil.

55:29.540 --> 55:33.120
Ama yine de, yine de çok haksızca davranmayalım.

55:33.620 --> 55:35.700
Yani Yaşar Kemal öldü bir olay oldu.

55:36.080 --> 55:37.840
Hala yankıları devam ediyor.

55:38.400 --> 55:42.120
Nuri Bilgin'in filmi ödül aldığında işte bütün milletçe seviniyoruz.

55:42.120 --> 55:48.780
Eskiden pek aldırılmazdı yani tabii dönem farklıydı ama yolun altın palmiyesi Türkiye'de doğru dürüst duyurulamadı bile.

55:49.340 --> 55:55.680
Çünkü hala askeri dönem devam ediyordu ve Yılmaz Güney'den söz etmek neredeyse yasaktı.

55:56.020 --> 56:00.420
Düşün altın palmiye alıyorsunuz, sevinemiyorsunuz ulus olarak veya medya olarak.

56:00.560 --> 56:01.380
Böyle bir şey olabilir mi?

56:01.380 --> 56:04.160
Dolayısıyla bugün çok farklı bir yerdeyiz.

56:04.280 --> 56:05.020
Yine baskı var.

56:05.480 --> 56:08.940
Yine sanatçı pek hak ettiği yere kolay kolay getirilmiyor.

56:09.460 --> 56:13.580
Veyahut da en büyük sanatçılar, en büyük ödüleri almış bile olsalar, işte Orhan Pamuk örneği,

56:14.000 --> 56:18.600
toplumun bir kesimince dışlanıyorlar ve suçlanıyorlar hatta.

56:18.660 --> 56:21.720
Yani aynı şey Fazıl Say için de söylenebilir.

56:21.720 --> 56:27.920
Böyle haksızlıklar veya gereksiz davranışlar, baskılar yaratılıyor sanatçıların üzerinde.

56:28.300 --> 56:29.380
Ama bir gelişme de var.

56:29.380 --> 56:32.900
Türkiye'ye çağdaş bir toplum olmaya doğru her şeye rağmen gidiyor.

56:33.040 --> 56:33.440
Bu çok önemli.

56:33.540 --> 56:35.500
Sizin tespitinizin bu yönde olması güzel.

56:35.500 --> 56:36.400
Çünkü zamanın akışı bu.

56:36.840 --> 56:38.740
Yani o akışa karşı duramazsınız.

56:39.120 --> 56:39.300
Evet.

56:39.740 --> 56:40.300
Bu önemli tabii.

56:40.380 --> 56:43.620
Dediğim gibi bu tespiti bizim yapmamız değil, sizin yapmanız önemliydi.

56:44.020 --> 56:44.880
Aynı fikirde misiniz?

56:45.460 --> 56:47.280
Sizin kadar değildim, sevindim açıkçası.

56:47.340 --> 56:48.700
Ama siz daha iç içesiniz sanatla.

56:48.760 --> 56:49.900
Ben biraz daha endişeliydim.

56:50.140 --> 56:51.920
Beni teskin etmiş oldu bir sözleriniz.

56:51.920 --> 56:52.600
Endişelim o da.

56:53.400 --> 56:54.560
Öyle bir deyim var.

56:54.820 --> 56:55.640
Evet, var doğru.

56:56.600 --> 56:58.260
Yine Atatürk'in bir sözünü okumak istiyorum.

56:58.260 --> 57:06.020
Yüksek bir insan toplumu olan Türk milletinin tarihi, tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir.

57:06.580 --> 57:22.660
Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlere bağlayarak geliştirmek milli idealimizdir diyor.

57:22.660 --> 57:25.100
Tabii, çok önemli bir söz değil mi?

57:25.260 --> 57:25.920
Evet, gerçekten.

57:26.020 --> 57:30.480
Hem sanata verdiği önem açısından hem de yine milli birlik duygusuna bunu bağlaması da çok güzel.

57:31.040 --> 57:31.280
Çok güzel.

57:31.280 --> 57:36.060
Bu sözlerin daha böyle canlı tutulmasının, hayata aksettirilmesinin gerektiğini düşünüyorum.

57:36.060 --> 57:41.460
Yani sevgili atamızın özlediği ölçüde yine canlı değil belki.

57:42.020 --> 57:46.480
Atatürk'ün birçok sözünü hala bir yerlere asmak lazım.

57:46.480 --> 57:49.420
Evet, hatırlatmak açısından, anlamını düşündürtmek açısından.

57:49.860 --> 57:51.800
Yani orada levi olarak ısılı kalması değil.

57:51.920 --> 57:52.420
Doğru.

57:52.460 --> 57:52.680
Değil mi?

57:52.800 --> 57:55.560
Ama neyse ben onu şu anlamda kullandım ki hatırlatır bize.

57:55.600 --> 57:57.060
Elbette, elbette biliyorum sizin o anlamda kullandığınızı.

57:57.760 --> 57:59.700
Teyit etmek açısından söylüyorum, çok önemli.

58:00.660 --> 58:03.680
Efendim, biraz da artık son soruma geçiyorum.

58:04.020 --> 58:05.080
Bu sözlerimiz bitti.

58:05.740 --> 58:10.980
Toplumsal konularla ilgili olarak yani siz hem sanatın içerisindesiniz hem toplumun içerisindesiniz.

58:11.180 --> 58:12.800
Yani her şeyle iç içe yaşayan bir insansınız.

58:14.640 --> 58:19.900
Sosyal medyaya baktığımızda, toplumsal yaşantıya baktığımızda büyük bir böyle kamplaşma görüyoruz.

58:19.980 --> 58:26.060
Ve birbirlerine karşı insanların çok çirkin bir dil kullandıklarını, bir kin, nefret dili, nefret üslubu hakim olduğunu görüyoruz.

58:26.060 --> 58:30.640
Şimdi Atatürk de ne dedik, milli birlik duygusundan bahsetmiş.

58:30.940 --> 58:36.520
Şimdi bu tip sosyal kamplaşmalar, milli birlik duygusunu da ciddi şekilde zedelediğini düşünüyorum.

58:36.940 --> 58:46.060
Ve özellikle de böyle Türkiye gibi jeopolitik, jeostratejik öneme sahip, her yerden birçok gizli servislerin, devletlerin üzerinde emeli olan bir ülkede,

58:46.660 --> 58:51.840
milli birliğimizin parçalanmaya çalışıldığı bir ülkede bu duygunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

58:52.060 --> 58:54.140
Siz bu konuda ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

58:54.140 --> 58:59.060
Ne diyeyim son derece, haklısınız Türkiye bugün resmen bıçakla ayrılır gibi iki kampa ayrılmış durumda.

58:59.180 --> 59:01.460
Türkiye tarihinin hiçbir döneminde böyle kamplaşmamıştı.

59:02.020 --> 59:04.700
Bunu haklısınız, son derece tehlikeli bir gidiş olarak görüyorum.

59:05.460 --> 59:12.120
Siyasetçilerimizin ve özellikle çok önemli yerlerdeki bazı bir avuç siyasetçinin bu konuda çok akıllıca davranmaları

59:12.120 --> 59:16.280
ve toplumdaki bu gerginliği mutlaka ve mutlaka azaltmaları gerekiyor.

59:16.280 --> 59:22.960
Ama dediğim gibi genel gidiş, her şey hemen yetişmiş kadrolarıyla, sanata ve sanatçıya her şey hemen verilen yerle,

59:23.520 --> 59:29.120
medyanın büyük bir bölümüyle hala özgür olması ve birçok meseleyi aksettirmesi özelliğiyle

59:29.120 --> 59:31.780
Türkiye o kadar da fena bir yerde değil.

59:32.300 --> 59:36.280
Bu durumun giderilmesi bence an meselesi demeyeyim ama

59:36.280 --> 59:43.640
yani kısa bir süre sonra belki hatta önümüzdeki seçimlerde buna bu düğüm çözülecek gibi geliyor bana.

59:44.680 --> 59:50.160
Herhalde bir arada yaşama kültürü ya da demokrasi kültürüne, toplumsal bir arada yaşama kültürünün

59:50.160 --> 59:53.180
çok aciliyetli olduğunu, önemli olduğunu düşünüyorum, buna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

59:53.200 --> 59:54.680
Son derece önemli, katılıyorum.

59:55.340 --> 59:57.920
Efendim çok teşekkür ediyorum, çok güzel bir söyleşi oldu sayenizde.

59:57.920 --> 01:00:01.400
Biz de istifade etmiş olduk sizin tecrübelerinizden, birikimlerinizden.

01:00:01.480 --> 01:00:04.560
Hayatınızı bize verip birçok karesiyle yansıttınız, iyi oldu.

01:00:04.660 --> 01:00:05.740
Çabucak geçtik ama toparlı değil.

01:00:05.740 --> 01:00:07.600
Evet ama çok iyi oldu, birçok konuya değinmiş olduk.

01:00:07.620 --> 01:00:09.340
Bir hayat bir saate kolay sığmazdı.

01:00:09.360 --> 01:00:12.520
Sığmaz tabii ki, belki daha yani bitmez sizinle konuşacak çok konu var ama

01:00:12.520 --> 01:00:14.200
Evet çok teşekkür ediyorum efendim, sağ olun.

01:00:15.080 --> 01:00:18.500
Evet Sayın Atilla Dorsa'yla bir yaşamdan portrelerinin sonuna geldik.

01:00:18.620 --> 01:00:21.160
Önümüzdeki hafta yine bir başka konukla karşınızda olmak üzere.

01:00:21.880 --> 01:00:22.680
İyi akşamlar diliyorum.

01:00:22.680 --> 01:00:24.240
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:24.240 --> 01:00:26.340
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:26.340 --> 01:00:27.900
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:27.900 --> 01:00:30.000
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:30.000 --> 01:00:31.000
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:31.000 --> 01:00:31.560
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:31.560 --> 01:00:31.860
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00:31.860 --> 01:01:01.840
 

