WEBVTT

00:00.000 --> 00:29.980
İzlediğiniz için teşekkürler.

00:30.920 --> 00:36.100
Neler getirecek, neler götürecek, zararlı yararından daha fazla bunun üzerinde duracağız.

00:36.660 --> 00:39.460
Aynı zamanda tarım emperyalizminin üzerinde duracağız.

00:39.600 --> 00:41.280
Bu son yılların çok önemli bir konusu.

00:41.420 --> 00:44.940
Bütün dünyayı sarmış ve bütün dünyayı etkisi altına almış bir konu.

00:45.020 --> 00:47.060
Pek çok açıdan etkisi altına almış bir konu.

00:47.480 --> 00:50.060
Bunu özellikle ülkemiz açısından değerlendireceğiz.

00:50.180 --> 00:51.520
Çünkü biz tarım ülkesiyiz.

00:51.620 --> 00:59.380
Tarım ülkesi olmamıza rağmen şu anda bazı eksikliklerle ve o emperyalizminin etkisi altında bazı zorluklarla karşı karşıyayız.

00:59.380 --> 01:00.520
Bunlardan bahsedeceğiz.

01:00.660 --> 01:01.160
Başlıyoruz.

01:02.300 --> 01:13.420
Şimdi nükleer enerji konusunda aslında genellikle dünya üzerinde elektriğin elde edilmesi, elektrik enerjisinin elde edilmesi için çok gerekli bir santral kurulumu olarak biliniyor.

01:13.560 --> 01:17.800
Halbuki nükleer santraller aslında tüm dünyada şu anda tepkiyle karşılanıyor.

01:17.800 --> 01:26.880
Çünkü riskleri o kadar büyük ki getirisinden çok daha fazla gerçekten insanlığa zarar verdiği şu anda aslında hali hazırda tespit edilmiş durumda.

01:27.360 --> 01:36.420
Şimdi geçtiğimiz hafta cumartesi günü Amerika'nın New York şehrine 80 km uzaklıkta bir nükleer santralde bir kaza meydana geldi.

01:36.420 --> 01:42.460
Fakat dikkatini çekerse izleyicilerimizin hiçbir yerde ne böyle bir haber oldu ne Amerika'da böyle bir haber oldu.

01:42.920 --> 01:45.980
Sessiz sedasız böyle bir konu üstü kapandı.

01:46.320 --> 01:51.440
Halbuki bu bir nükleer santralde ve bu nükleer santralde bir trafoda yangın çıkmıştı.

01:51.640 --> 02:00.320
Fakat diğer güvenlik sistemleri bu trafodaki yangını devre dışı bırakarak burada önemli ve ciddi bir patlamayı engellemiş oldu.

02:00.320 --> 02:15.500
Fakat böyle bir patlama olsaydı ne olacaktı bu New York'a 25 mil açıklarda bir nükleer santral yakınlıkta bir nükleer santral ve yaklaşık en fazla da 9 milyon insanın hayatı tehlike altında kalmasına sebebiyet verebilecek bir şey.

02:15.900 --> 02:23.880
Tabi ki Robert Kennedy'nin Junior'ın bununla ilgili bir sözü var bu nükleer santralle ilgili Indian Point bu nükleer santralin adı.

02:23.880 --> 02:31.060
Diyor ki Indian Point hakkında ne kadar çok öğrenirseniz kapatılması gerektiğini o kadar çok bilirsiniz diyor.

02:31.580 --> 02:35.980
Yine New York Valisi Andrew Coman'ın da bir sözü var bu konuyla ilgili o da şöyle söylüyor.

02:37.020 --> 02:40.000
Indian Point vuku bulmayı bekleyen bir felakettir.

02:40.520 --> 02:45.480
Yani nükleer santral dendiğinde her an bir felaketle karşı karşıyasınız demektir.

02:45.480 --> 02:56.520
Yani bu riskleri o kadar yüksektir ki ve biz bunu zaten geçtiğimiz yıllarda zaten Çernobil faciasında bütün dünyanın şahit olduğu bir faciayla karşılaşıldı.

02:56.940 --> 03:03.100
Yine yakın tarihte Fukushima'da zaten tsunami ardından böyle bir faciayla karşı karşıya kalındı.

03:03.600 --> 03:06.700
Nükleer santraller her an patlamak üzere olan bir bomba gibidir.

03:06.700 --> 03:11.040
Yani insanlık için hiçbir zaman güvenilirliği üzerine hareket edilemez.

03:11.600 --> 03:29.040
Hiçbir patlama riski olmasa nükleer santralde herhangi bir zarar olmasa bile bir nükleer santralin zaten üretimi enerji üretimi sırasında yani elektrik enerji üretimi sırasında açığa çıkarttığı o atıklar zaten tüm dünyanın zehirlenmesine yetebilecek kadar fazla.

03:29.440 --> 03:33.840
Ve bu atıkların hali hazırda şu anda günümüzde yok edilebilme gibi bir ihtimali yok.

03:33.840 --> 03:48.560
Bunun saklanabilme masrafları da zaten nükleer santrallerden elde edilen elektrik enerjisinin dünyaya kazandırdığı ucuz elektrik ihtimalinin daha doğrusu ucuz elektrik faydasının çok çok ötesinde.

03:49.020 --> 03:51.460
Saklama masrafları çok yüksek ve çok çok riskli.

03:51.840 --> 03:59.560
Ben bunu programımızın devam eden aşamalarında anlatacağım zaten bu risklerin neler olduğunu ama bunun bilinmesi gerçekten önemli.

03:59.560 --> 04:07.480
Şimdi tabii bizim enerji bakanımız bu konudaki açıklamalarında gerçekten nükleer açısından doğru ifadelerde bulundu.

04:07.560 --> 04:08.920
Dışarıya bağımlı olmayacağız dedi.

04:08.960 --> 04:11.820
Biz çünkü enerji konusunda burada çok sık sık işleriz bu konuyu.

04:12.420 --> 04:14.140
Dışarıya tümüyle bağımlı bir ülkeyiz.

04:14.220 --> 04:16.720
Doğalgaz, petrol anlamında bağımlı ülkeyiz.

04:16.780 --> 04:18.640
Elektrik anlamında da bağımlı bir ülkeyiz.

04:18.740 --> 04:21.740
Şimdi bu tabii ki Türkiye açısından çok ciddi bir zarar.

04:21.740 --> 04:31.920
Çünkü çok ciddi miktarlarda, yıl içinde çok ciddi miktarlarda para tamamen milli gelirimiz aslında bu yurt dışındaki bu enerjiye gidiyor.

04:32.360 --> 04:37.180
Şimdi bu elektrik açısından da doğru, sayın bakanımızın üzerinde durduğu konular da doğru.

04:37.320 --> 04:43.940
Kendi elektriğimizi kendimiz üreteceğiz ve çok daha bütün Türkiye'ye yaygınlaşan bir elektrik akımı olacak.

04:44.080 --> 04:45.000
Kesintileri olmayacak.

04:45.100 --> 04:46.060
Yani bunların üzerinde durdu.

04:46.060 --> 04:52.980
Tamam bunlar gerçekten nükleerin getirdiği dediğin gibi senin de ucuz elektrik ve karlı yönlerinin bir kısmı.

04:53.420 --> 04:58.020
Fakat yine senin de dediğin gibi götürüleri çok fazla şeye mal olabilecek bir konu.

04:58.100 --> 05:02.920
Nükleer bir kere yani burada o kadar basit indirgenecek bir konu değil.

05:03.100 --> 05:10.120
Sadece enerji elde edeceğiz o yüzden nükleer fabrika yapalım diye insanlara söylediğimizde bu çok fazla insanlara makul görünebilir.

05:10.580 --> 05:13.920
Halbuki bunun yanında çok daha fazla zararları olabilir.

05:13.920 --> 05:19.820
Ki bunun da zararlarını aslında patlamalar dışında yıllar içinde getireceği zararlara henüz şahit olmadık.

05:20.200 --> 05:23.220
Çok uzun yıllar içinde de gerçekten büyük zararlara yol açabilir.

05:23.620 --> 05:27.960
Bunun aslında bazı ülkeler farkında Avrupa'da bu gerçekleşiyor.

05:28.340 --> 05:31.360
Almanya nükleer fabrikalarını birer birer kapatıyor.

05:31.740 --> 05:32.840
Bunun sebebi daha farklı yönlendiriyor.

05:32.840 --> 05:38.520
Yani eğer gerçekten zararını görmese Almanya gibi bir süper güç böyle bir şeye başvurmaz.

05:38.520 --> 05:42.340
Rüzgar enerjisinden faydalanıyor, atık enerjisinden faydalanıyor.

05:42.420 --> 05:45.680
Hep başka enerjilerin getirisinden faydalanmaya bakıyor.

05:45.800 --> 05:48.960
Bizim ülkemiz aynı zamanda çok farklı şekillerde de zengin bir ülke.

05:49.060 --> 05:50.860
Suyumuz var Allah'a çok şükür.

05:50.940 --> 05:51.640
Kömürümüz var.

05:51.980 --> 05:57.300
Tabii ki kömür çıkarma konusunda da çok fazla teknik yani teknolojiye ihtiyacımız var.

05:57.300 --> 06:04.740
Artık insanların kuyuların 400 metre derinine kadar girmesi gibi bir şeyin söz konusu olmaması gerekiyor bizim ülkemizde de.

06:05.120 --> 06:06.780
Bunda da bir atılım yapılması gerekiyor.

06:06.920 --> 06:15.100
Fakat enerjiyi bunlarla elde edebileceğimiz hem termik santrallerle hem diğer olanaklarla elde edebileceğimiz imkanımız var.

06:15.620 --> 06:24.260
Bunlar varken bu şekilde bir şey yani nükleer enerjiye dönük bir yapılanma ülkemiz için çok riskli olabilir.

06:24.260 --> 06:29.120
Bunun en büyük risklerinden bir tanesi de bu teknolojiyi biz yapmıyoruz kendi ülkemizde.

06:29.180 --> 06:31.420
Gelip Ruslar yapıyor, diğer ülkeler yapıyor.

06:31.960 --> 06:34.300
Onların bilgisi ve onların teknolojisiyle oluyor.

06:34.700 --> 06:38.840
Herhangi bir hata meydana geldiğinde bunu telafi edecek bir gücümüz ve teknolojimiz yok.

06:39.220 --> 06:42.960
Herhangi bir atık ortaya çıktığında bunu nasıl yok edeceğimizi bilmiyoruz.

06:43.380 --> 06:45.680
Bilsek de bunu yok edecek bir teknolojimiz yok.

06:45.680 --> 06:55.220
Yani teknolojiyi okusunuyken başkalarının teknolojik imkanlarıyla bunu yapıyor olmak gerçekten çok zorlayıcı bir durum oluşturacaktır Türkiye açısından.

06:55.260 --> 06:59.880
Bir de nükleer söz konusu olduğunda zaten herhangi bir ülkeye veya şahsa güvenmek de söz konusu olmuyor.

06:59.980 --> 07:02.680
Çünkü biliyorsun Çernobil Ukrayna'da meydana gelmişti.

07:02.780 --> 07:06.760
Ve buradaki tek bir Rus teknisyenin aslında çılgınlığı diyelim.

07:07.140 --> 07:08.900
Tabii ki tek bir kişinin üzerine mal edilemez.

07:08.900 --> 07:18.180
Ama zorlaması sonucunda orada güvenlik koridorlarının tamamen dışında bir zorlama ve tamamen sistemin dışında bir deney aslında yapmasından dolayı

07:18.180 --> 07:23.100
bütün dünya etkisi altına olan Avrupa'ya kadar ulaşan çok ciddi riskler oluşmuştu.

07:23.160 --> 07:27.680
Radyoaktif maddenin sızıntısından dolayı hatta bizim Karadeniz kıyılarımızda da gelmişti.

07:28.060 --> 07:37.540
Ve Avrupa'da İsveç'e kadar, şu İsveç'te bir nükleer santralde 27 kişinin üzerinde bulunan radyoaktif serpintinin Çernobil'den ulaştı.

07:37.540 --> 07:41.040
1100 kilometre uzaklıktaki bir mesafeye ulaştığı tespit edilmişti.

07:42.060 --> 07:47.280
Tabii onun ardından 4000'den fazla kişi gerçekten kanser vakasına yakalandı.

07:47.360 --> 07:52.960
Doğrudan bağlantı ve 600.000'den fazla insan da çeşitli yaralanmalara ve hastalıklara maruz kaldı.

07:53.100 --> 07:56.120
Ve hala Çernobil'den sızıntı oldu, ortaya çıkmış oldu.

07:56.520 --> 07:59.160
Yıllar geçmesine rağmen hala bu risk olduğu gibi duruyor.

07:59.160 --> 08:01.440
Hatta orman yangınları oldu geçtiğimiz günlerde biliyorsun.

08:01.440 --> 08:14.200
Yakınlarında Çernobil nükleer santralinin ve uzmanlar buradaki ağaçlara içine sızmış olan radyoaktif maddelerin daha sonradan bu yangınlarla birlikte yeniden havaya karıştığını ve risk teşkil ettiğini söylediler.

08:14.340 --> 08:16.740
Yani nükleer atık böyle bir şey yok olamıyor.

08:17.260 --> 08:22.480
Hiçbir şekilde dünya üzerinde kalma süreleri 250-280 yıllardan başlıyor.

08:22.480 --> 08:32.560
Çünkü şu anda zaten ilk nükleer santrallerin yapılma 40-50 yıl gibi bir şey yani daha hali hazırda ilk nükleer santral yapıldığından beri dünya üzerinde yok olmuş bir nükleer atık yok.

08:33.080 --> 08:34.940
Yani bunun da çok iyi bilinmesi gerekiyor.

08:35.040 --> 08:36.720
Şimdi ben Indian Point'ten bahsetmiştim.

08:37.280 --> 08:41.480
Biraz 1-2 rakam vererek daha iyi canlanmasını istiyorum kafalarında izleyicilerimizin.

08:42.840 --> 08:48.480
Santralin içerisinde dökümü yapılmış radyoaktif madde 1000 Hiroşima bombasına eşit.

08:48.480 --> 09:04.640
Yani böyle bir risk taşıyor santral düşünün Amerika'da New York şehrinin hemen yakınında yaklaşık 20 milyon insanın yaşadığı bir bölgede içerisinde 1000 Hiroşima atom olmasına eş değer güçte radyoaktif madde barındıran bir nükleer santral.

09:04.720 --> 09:10.440
Ve 40 yıl boyunca harcanmış radyoaktif yakıt atığı bölgede depolandığı ulaşılan bilgiler arasında.

09:10.580 --> 09:18.220
Aynı zamanda Amerika'nın 3'te 1'inin New York'taki nükleer santraller bütün Amerika'nın 3'te 1 elektrik enerjisini sağlıyor gerçekten.

09:18.780 --> 09:23.740
Fakat binlerce galon yakıtında Hudson Nehri'ne aktığı ve sızdığı tespit ediliyor.

09:23.900 --> 09:28.380
Yani bir taraftan bir fayda var gibi görünüyor bir taraftan da zararları çok açık.

09:28.760 --> 09:31.400
Şimdi sen Almanya'dan Fransa'dan da bahsettin aslında.

09:32.360 --> 09:36.520
Almanya 2022 yılında tamamen nükleer santrallerini kapatacağını duyurdu.

09:36.520 --> 09:40.900
Fransa yeni nükleer santrallerinin yapımını durdurdu, askıya aldı.

09:40.940 --> 09:51.060
Aynı şekilde İsviçre'de bu şekilde ki Fransa Avrupa'nın en büyük nükleer enerji kullanıcısı ve yapımcısı aynı zamanda da ama dünyada da ikinci olmasına rağmen bu kararları aldılar.

09:51.060 --> 10:01.400
Senin demin anlattığın yenilenebilir enerjilere yani işte rüzgar gibi, su gibi, kömür gibi bu tarz enerjilere yönelmeye başladılar diğer Avrupa ülkeleri de.

10:01.480 --> 10:03.440
Çünkü halkın da zaten tepkisi bu yönde.

10:03.440 --> 10:10.820
Bir numaralı nükleer enerji üreticisi Fransa'da halkın %55'i istemiyor nükleer enerji santrallerini.

10:11.500 --> 10:16.820
Aynı şekilde halkın %71'i de nükleer santrallerin kademeli olarak kapatılmasından yana.

10:17.260 --> 10:23.480
Yani halk zaten kendisi bunu istemezken herhangi bir baskıyla Sarkozy döneminde bir şey vardı.

10:23.680 --> 10:28.520
Fakat şu anda yeniden gerçekten buna durdurulması yönünde kararlar alındı.

10:28.520 --> 10:32.760
Şimdi ben kısaca nükleer enerji nasıl elde edilir onu anlatmak istiyorum.

10:33.440 --> 10:37.420
Bir nükleer santraller kurmak için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç var.

10:37.580 --> 10:41.180
Ve uranyumun fizyon tepkimesine girerek ki bu ne demek?

10:41.500 --> 10:44.620
Uranyum atomunun zorlanarak parçalanması.

10:45.200 --> 10:51.940
Ve bu parçalanma sonucunda yani uranyum atomunun fizyon tepkimesine girmesi sonucunda çok yüksek miktarda enerji açığa çıkıyor.

10:52.560 --> 10:56.100
Ve bu reaktörün kalbini oluşturuyor aslında bu uranyum.

10:56.100 --> 11:00.980
Ve daha sonradan da açığa çıkan bu ısı enerjisi suya veriliyor.

11:00.980 --> 11:06.880
Suya verildiğinde de yüksek derecede olan bu ısı suyu kızgın buhar haline dönüştürüyor.

11:06.960 --> 11:09.260
Su faz değiştiriyor kızgın buhar haline dönüşüyor.

11:09.640 --> 11:16.220
Ve kızgın buhar haline dönüşen bu suyu oradaki elektrik jeneratörlerine bağlı olan buhar tribünlerine veriyorlar.

11:16.560 --> 11:20.080
Ve buhar tribünleri de bildiğiniz gibi onların üzerinde kanatlar var.

11:20.440 --> 11:23.660
Ve o yüksek enerjiyle birlikte o kanatları hareket ettiriyor.

11:23.660 --> 11:27.740
Ve o tribün milleri dönüyor ve bir elektrik enerjisi meydana gelmiş oluyor.

11:27.800 --> 11:29.760
Elektrik jeneratörlerine de aktarılarak.

11:29.860 --> 11:32.460
Sonra iletkenlerle gerekli yerlere bu elektrik iletiliyor.

11:33.260 --> 11:39.380
Şimdi çok basit olarak anlatılan bu sistemin içerisinde çok fazla sayıda atık meydana geliyor.

11:39.760 --> 11:41.680
Şimdi bu atıklar neler bunları bir sayalım.

11:41.880 --> 11:45.040
İnsanın sağlığına zararlı olan maddeler, nükleer santraller.

11:45.040 --> 11:47.160
Birincisi plutonyum açığa çıkıyor.

11:47.260 --> 11:52.180
Çok yüksek miktarda ve üst düzeyde zehirli bir madde plutonyum ve kanser yapıcı madde.

11:52.600 --> 11:54.420
Doğada bulunma ömrü de 250 yıl.

11:55.380 --> 11:57.180
İkincisi stronsiyum.

11:57.680 --> 12:00.180
Bu da radyoaktif bir madde bilindiği gibi stronsiyum.

12:00.280 --> 12:07.120
Ve yağış yoluyla bitkileri oradan da bitkilerle beslenen hayvanlara ve hayvanların etleriyle direkt insanlara ulaşan bir madde.

12:08.120 --> 12:09.880
Kanserine, lösemiğe yol açıyor.

12:10.280 --> 12:13.080
Ve 280 yıl ömrü var doğadaki yok olma süresi.

12:13.080 --> 12:13.940
280 yıl.

12:13.940 --> 12:17.580
Sezyum ve iyottan da besin yoluyla insan vücuduna giriyor.

12:17.740 --> 12:22.820
Ve bunlar da tiroid bezi kanserine, çocuklarda büyüme aksaklıklarına ve genetik bozukluklara yol açıyor.

12:23.260 --> 12:34.580
Bunlar işte yok olmayan maddeler ve bu maddelerin, bu atıkların daha doğrusu nükleer enerji santrallerinde elektrik üretimi sırasında açığa çıkmaması diye bir şey söz konusu olmuyor.

12:34.580 --> 12:45.580
Ve bunlar açığa çıktığında işte asıl yüksek masraflar bu atıkları barındırma ve saklama ve insanlığa zararını önlemeyle ilgili ve işte bunun içinde çok çok yüksek maliyetler gerekiyor.

12:45.580 --> 12:51.920
Bir taraftan bir liraya elektrik üretirken orada belki bin liraya o atığı saklamanız gerekiyor.

12:52.020 --> 12:57.820
O zaman zaten kıyas bile yapılabilecek gibi değil ki zaten masraflar bir kenara insan hayatı çok daha önemli.

12:57.820 --> 13:07.640
Bu konuda hocamız şunu söylemişti, herhangi bir kişi buna taraftarı olan herhangi bir kişi evinin yakanında böyle bir nükleer santrallerinin olmasını ister mi?

13:07.940 --> 13:09.060
Bu önemli bir ölçüdür.

13:09.140 --> 13:10.080
Hiç kimse istemez.

13:10.580 --> 13:13.720
Cep telefonları fazları bile insanları çok rahatsız ediyor günümüzde.

13:13.840 --> 13:17.680
Çünkü gerçekten radyoaktif şeyleri konusunda bilinçli halkımız.

13:18.180 --> 13:19.480
Bütün dünya bilinçli aslında.

13:19.700 --> 13:23.080
İşte bunu istemediklerine göre gerçekten burada çok ciddi bir sorun var.

13:23.260 --> 13:27.040
Başka bir şey eklemeyeceksen ben tarım konusuna dönmek istiyorum.

13:27.820 --> 13:32.840
Bu konuda hocamızın geçenlerde Arap News gazetesinde çıkan çok önemli bir yazısı vardı.

13:33.000 --> 13:35.820
Tarım emperyalizmi ve Afrika'yı anlatıyordu hocamız.

13:36.280 --> 13:37.800
Çok önemli bir yazıydı gerçekten.

13:37.980 --> 13:39.960
Pek çok konuda da şuur açıcı bir yazıydı.

13:40.180 --> 13:44.140
Şimdi burada, orada dikkat çeken şey şuydu.

13:44.440 --> 13:50.640
Avrupa, Amerika, Çin gibi bazı ülkelerin başını çektiği bir tarım emperyalizmi oluşmuş durumda.

13:50.640 --> 13:55.980
Emperyalizm biliyorsun çok çeşitli yani sömürülen devletler üzerinde çok çeşitli şekillerde oluşuyor.

13:55.980 --> 13:59.740
Ama tarım birkaç yıl önce keşfedilen bir şey.

14:00.400 --> 14:03.820
Çünkü şöyle bir bulgu ile karşılaşmışlar.

14:03.880 --> 14:13.080
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve OECD raporlarına göre önümüzdeki 10 yıl içinde gıda fiyatlarında %40'a varan artış görülecek.

14:13.080 --> 14:17.500
Buna bağlı olarak da dünya bir krizin, gıda krizin içine girecek.

14:17.860 --> 14:24.700
Özellikle kendi tarım alanlarını tüketmiş olan Çin gibi ülkeler içinde bu çok ciddi bir risk görünüyor.

14:24.840 --> 14:28.440
İşte bu yüzden de Afrika'dan toprak kiralama yoluna gitmişler.

14:28.560 --> 14:31.840
Şimdi bir kısmını satın alıyorlar, bir kısmını kiralıyorlar.

14:32.040 --> 14:38.400
Fakat bu kiralama olayları genelde hep 90 yıllık, 95 yıllık falan böyle uzun vadeli kiralamalar oluyor.

14:39.400 --> 14:41.280
Şöyle rakamlar vereyim.

14:43.160 --> 14:48.320
Mesela İngiltere'nin kiraladığı toprak miktarı Danimarka'nın yüz ölçümüne ulaşıyor.

14:48.440 --> 14:50.840
Afrika'da kiraladığı, evet çok yüksek.

14:51.300 --> 14:55.820
Amerika, İsviçre ve Çin Moldova büyüklüğünde tarım ara arazisi satın almış ve kiralamış.

14:56.240 --> 15:06.080
Afrika'nın en geri kalmış ülkelerinden Kongo topraklarının 8.1 milyonunu, Endonezya 7.1 milyonunu gördüğün gibi Güneydoğu Asya'da sıçramış durumda.

15:06.080 --> 15:11.560
Filipinler 5.2 milyonunu, Sudan 4.7 milyonunu kiraya vermiş veya satmış.

15:11.920 --> 15:14.300
Aslında kiralayan ülkeler arasında Türkiye'de var.

15:14.420 --> 15:16.840
Tabii ki Türkiye'nin politikası diğerlerinden farklı olur.

15:17.220 --> 15:18.280
Umarız o şekilde olur.

15:18.680 --> 15:21.900
Ama tabii Türkiye'nin toprak kiralamaya ihtiyacı var mıydı?

15:22.080 --> 15:23.260
Bunu birazdan konuşacağız.

15:23.460 --> 15:25.580
Hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan bir ülke aslında.

15:26.440 --> 15:33.320
Fakat diğer ülkeler için bakıldığında önce Afrika'ya gerçekten gelir getiren bir şey gibi gözükebilir bu olay ilk bakışta.

15:33.320 --> 15:35.280
Çünkü çiftçi orada kendi teknolojisi yok.

15:35.900 --> 15:37.260
Toprağını sürse de satamıyor.

15:37.440 --> 15:39.360
Üretim elde etse de hiçbir şey yapamıyor.

15:39.940 --> 15:47.280
Fakat dışarıdan başka ülkeler gelip onun toprağını onun adına kiralayarak gelir elde ediyorlar ya da ürün elde ediyorlar.

15:47.820 --> 15:51.320
İlk bakışta Afrika'ya faydalı bir sistem olarak görülebilir.

15:51.420 --> 15:53.500
Gerçekten de ilk başta böyle zannetmişler.

15:53.500 --> 15:56.800
Zannetmişler ki teknoloji öğrenecek Afrika halkı.

15:56.880 --> 15:58.600
Pazarda satabilecek ürettiği ürünü.

15:59.120 --> 16:00.160
O şekilde bir şey olacak.

16:00.340 --> 16:01.540
Fakat o şekilde olmamış.

16:01.900 --> 16:06.340
Bu topraklar sadece yine Batı ülkelerine hizmet eden toprakları haline gelmiş zaman içinde.

16:06.940 --> 16:09.920
Ve oradan alınan gelir tüm ili ithalata ayrılmış.

16:10.080 --> 16:12.720
O ithalat sadece Avrupalı ülkeleri zengin etmiş.

16:12.720 --> 16:20.800
Orada o ülkelerde pazara sürülen mallarda oranın çiftçileriyle rekabet edemeyecek kadar genetiği değiştirmiş tohum olduğu için.

16:21.180 --> 16:22.340
Şimdi bundan bahsedeceğiz.

16:22.860 --> 16:25.300
Çok ciddi bir rekabet ortamı oluşturmuş.

16:25.420 --> 16:26.920
Çiftçi kendisinin satamamış.

16:26.920 --> 16:32.960
Ama Batı ülkelerinin o tohumlarla ürettiği ürünler daha fazla satılır hale gelmiş.

16:33.080 --> 16:35.800
Dolayısıyla aç Afrika halkı hala aç.

16:36.320 --> 16:38.200
Zengin Afrikalılar zenginleşiyor.

16:38.760 --> 16:41.200
Zengin Batı daha da zenginleşiyor.

16:41.200 --> 16:42.800
Yani sistem bu şekilde işliyor.

16:43.180 --> 16:48.700
Aslında Afrika'da açlığın, kıtlığın en çok olduğu ülkelerden bir tanesi Etiyopya'dır bilindiği gibi.

16:49.160 --> 16:54.500
Halbuki Etiyopya'ya baktığımızda hektarlarca genişlikte mısır ve tahıl ekili alanlara rastlıyoruz.

16:54.500 --> 16:58.900
Yemyeşil alanlar, tarım alanları hektarlarca genişlikte.

16:59.080 --> 17:05.900
Yani normalde Etiyopya halkının gıda masraflarını yani gıda ihtiyacını kat kat fazlasıyla karşılayabilecek durumda.

17:05.960 --> 17:10.280
Ama baktığımızda bir görüyoruz ki bunların hiçbiri Etiyopya halkına ait değil.

17:10.280 --> 17:17.320
Bunların tamamı dışarıdan gelen yabancı yatırımcıların sahip olduğu topraklar ve kendi ekim alanları olarak görülüyor.

17:17.820 --> 17:22.640
Ve tabii ki bu yatırımcılar bu alanları genellikle kendi gıda ihtiyaçları için kullandıkları için.

17:23.100 --> 17:29.120
Etiyopya bu kadar zengin alanlara sahip olmasına rağmen kendi halkını doyuramayan bir ülke konumuna geliyor.

17:29.120 --> 17:37.120
Ve hatta tabii ki bu Afrika'da anlattığın senin gıda emperyalizminden dolayı yatırımcılar gerçekten çok fazla tarıma orada yatırımda bulunuyorlar.

17:37.960 --> 17:42.120
Fakat hep kendilerine yönelik veya endüstriyel tarım için kullanılıyor.

17:42.640 --> 17:49.420
İşte bu topraklar satın alınıyor veya kiralanıyor belki ama genellikle hep kendi ülkelerine fayda getirecek şekilde kullanılıyor.

17:49.520 --> 17:55.120
Ama işte büyük yatırımcılara baktığımızda Afrika'ya bu gıdaların sadece çok az bir kısmını sürüyorlar.

17:55.120 --> 18:09.620
Bunlar da zaten demin üzerinde durduğun gibi Afrika halkının zaten çok az fiyatlarla satış yapabildiği, kendi üretebildikleri gıda ürünleriyle rekabete girdiğinde zaten bir yandan oradan da çöküşe uğruyorlar.

18:09.760 --> 18:14.060
Yani hiçbir şekilde onlarla bir kıyas bir rekabet içerisine giremiyorlar.

18:14.140 --> 18:19.940
Ve sonuçta yine bu kıtlık şeklinde, açlık şeklinde aslında Afrika halkının üzerine dövmüş olası.

18:19.940 --> 18:21.980
Ve bu sırf Afrika'da olan bir şey değil.

18:21.980 --> 18:31.500
Yani ne acıdır ki biz tabii ki buna o kadar belki insanlar üzerinde durmuyor ama ülkemizde de çok ciddi bir tehlike olarak aslında var bu.

18:31.680 --> 18:40.480
Çünkü gıda ile ilgili olarak Türkiye'de biz Hollanda'da baktığımızda aslında bunu ciddi olarak şu anda siyasilerimizde sık sık örnek veriyorlar.

18:40.560 --> 18:43.980
Hollanda çünkü Konya büyüklüğünde bir ülke olarak söylüyorlar.

18:44.100 --> 18:48.320
Fakat bu devlet 112 milyar dolar tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor.

18:48.320 --> 18:54.960
Düşünün küçücük Konya ilimiz kadar bir ülke 112 milyar dolar gıda ve tarım ürünü ihraç ediyor.

18:55.060 --> 18:57.840
Türkiye'ye baktığımızda Konya Türkiye'nin sadece bir ili.

18:58.000 --> 19:01.460
Koskoca ülkemiz Türkiye ve bir tarım ülkesidir aslında Türkiye.

19:02.100 --> 19:05.440
14 milyar sadece ihraç tarım konusunda.

19:05.540 --> 19:08.020
Evet şimdi bu konu çok önemli bir konu gerçekten.

19:08.020 --> 19:12.600
Afrika'dan yola çıkarak ben ona dikkat çekmek istiyorum.

19:13.080 --> 19:18.280
Afrika'ya genelde gönderilen bu tarım emperyalizminin en önemli halkası genetiği değiştirmiş tohumlardır.

19:18.840 --> 19:25.280
Bu gerçekten batılı ülkelerin geliştirdiği ve firmaları zengin eden bir sistem olarak gelişiyor.

19:25.280 --> 19:42.500
Ve aslında Afrika halkının rekabet edememesinin teknoloji ve diğer konular dışında en önemli sebeplerinden bir tanesi bu tek yıl ekilen tohumların bir üründen mesela 3-4 kere bir yıl içinde ürün vermesi ve bu ürünlerin defalarca pazara sürülebilmesinden kaynaklanıyor.

19:42.980 --> 19:47.260
İşte bu tarım emperyalizminin nedeniyle çiftçiler kendi tohumlarını saklayamıyorlar.

19:47.420 --> 19:50.640
Hatta Gana gibi ülkelerde bunu kanunen de yasaklamışlar.

19:50.640 --> 19:52.940
Her çiftçi kendi oraya ait tohumunu saklayamıyor.

19:53.380 --> 20:00.820
Ama Avrupa'dan getirtilen bu genetiği değiştirilmiş tohumları ekmek mecburiyetinde bırakılıyorlar ve her yılda yeni bir tohum ekiliyor.

20:01.360 --> 20:04.120
Şimdi tarım emperyalizminin en önemli halkası budur.

20:04.360 --> 20:06.420
Aynı emperyaliz sisteme biz de dahiliz.

20:07.040 --> 20:11.860
Bu konuda gerçekten yaptığı çalışmalar için Sayın Cennet'e de çok teşekkür etmek istiyorum.

20:12.060 --> 20:15.100
Onun yaptığı araştırmalardan da çok faydalandık.

20:15.480 --> 20:16.980
Dikkat çekiyor bu önemli konuya.

20:16.980 --> 20:22.640
Çünkü genetiği değiştirilmiş tohumlar şu anda bizim köylümüz, bizim çiftçimiz için de çok ciddi bir risk.

20:23.220 --> 20:28.860
Bir karpuz günde yılda 3 defa 4 defa ürün verebiliyor bu tabii ki tohumlarla.

20:28.980 --> 20:32.580
Fakat her yıl biz bu tohumları ithal ediyoruz, yeniden ithal ediyoruz.

20:32.960 --> 20:35.500
Ama dediğin gibi çok önemli bir tarım ülkesi Türkiye.

20:35.660 --> 20:38.180
Şimdi Türkiye tarımla yaşayan bir ülke.

20:38.340 --> 20:41.520
Türkiye tamamen yatırımını tarıma yapması gereken bir ülke.

20:41.980 --> 20:45.420
Ve tamamen tarım teknolojisini çok geliştirmesi gereken bir ülke.

20:45.420 --> 20:48.100
Bizim için tarım olmazsa olmaz bir konudur.

20:48.200 --> 20:51.840
Ve biz gerçekten bu konuda eğer dışarıya bağımlı olursak gelişemeyiz.

20:51.920 --> 20:56.400
Yani gelişmenin tek yolu kendi imkanlarımızı ve kaynaklarımızı çok iyi kullanmaktan geçer.

20:56.800 --> 21:05.020
Ama bunları bir kenara atıp tarım alanlarını yok edip bunu işte görmezden gelirsek çok ciddi bir şekilde küçülme sürecine gideriz.

21:05.020 --> 21:07.900
Türkiye için önemli olan budur, risk budur.

21:08.320 --> 21:15.640
Şimdi Türkiye'nin geneline şöyle bir baktığımızda Türkiye yurt dışında yani kendi komşularını şöyle göz önüne alalım.

21:15.720 --> 21:17.640
Gerçekten çok ciddi bir ticari kaybı var.

21:18.160 --> 21:21.460
Bu elbette oluyor çünkü etrafımızda her yerde savaş var.

21:21.460 --> 21:24.700
Fakat bizim küçülmemizi gerektirmez bu durum.

21:24.780 --> 21:26.440
Biz tarımla büyüyebilen bir ülkeyiz.

21:26.700 --> 21:28.160
Şimdi Hollanda'ya örnek verdim.

21:28.240 --> 21:32.120
Ben bu konuda genel olarak Hollanda hep verilen bir örnek.

21:32.220 --> 21:36.500
Çünkü Avrupa'da gerçekten tarım anlamında parlayan yıldız şeklinde ortaya çıktı.

21:36.920 --> 21:39.680
Dediğin gibi Konya kadar, Türkiye'nin 19'da 1'i kadar.

21:40.240 --> 21:44.140
Tabii bu kadar küçük bir ülkenin Amerika ile rekabet ediyor olması da dikkat çekici oldu.

21:44.140 --> 21:47.000
Çünkü çok akılcı bir politika yürüttü.

21:47.080 --> 21:48.160
Köylüsüne önem verdi.

21:48.500 --> 21:49.960
Tarım alanlarına çok önem verdi.

21:50.080 --> 21:51.460
Tarım alanlarını genişletti.

21:51.880 --> 21:54.260
Polder denen denizden yataklar oluşturdu.

21:54.340 --> 22:02.940
Biliyorsun orası alçak bir ülkedir ve deniz seviyesini tarım alanlarıyla, toprakla doldurarak, setler çekerek burada üretim yapmaya başladı.

22:03.040 --> 22:04.260
Tarım üretimi yapmaya başladı.

22:04.340 --> 22:12.100
Bak kendi toprağa yetmediği için toprak elde edip orada tarıma devam, yani tarımın oradaki önemini anlamak için çok önemli.

22:12.100 --> 22:14.360
Modern teknoloji metotları geliştirdi.

22:14.460 --> 22:16.240
Bütün ağırlığını Hollanda tarıma verdi.

22:16.320 --> 22:17.820
Çünkü tarım önemlidir.

22:18.240 --> 22:19.520
Tarım yok olup gitmez.

22:19.920 --> 22:26.120
Mesela bir ekonomik kriz durumunda tarıma verdiğiniz önemde siz yine kalkınırsınız.

22:26.220 --> 22:26.680
Önemlidir.

22:26.820 --> 22:29.680
Yani mutlaka size kar getiren bir sektördür tarım.

22:29.680 --> 22:39.520
Biz o kadar kısmetli bir ülkeyiz ki her tarafımızda, her toprağımızda hem de sıcağı dayanıklı veya başka türlü ürünlerin yetişebilmesine olanak veren toprağımız var.

22:39.600 --> 22:40.940
Çok değerli bir toprağımız var.

22:41.020 --> 22:41.600
Bu çok önemli.

22:42.100 --> 22:43.340
Dört mevsim yaşanıyor bile.

22:43.540 --> 22:44.540
Bir kere bu da çok önemli.

22:45.140 --> 22:46.840
Çiftçilerin eğitimi için para harcadı.

22:46.940 --> 22:48.840
Kooperatif sistemleri için para harcadı.

22:49.260 --> 22:53.480
Tarımda verimin arttırılması ve teknolojinin gelişmesi için para harcadı Hollanda.

22:53.960 --> 22:56.280
Tamamen topraksız tarıma bile para harcadı.

22:56.360 --> 22:57.760
Yani tarım üzerine yoğunlaştı.

22:57.760 --> 23:02.340
Şu an Avrupa'nın birinci tarım üreticisi ve ihraçatçısı.

23:02.840 --> 23:05.840
Şimdi Türkiye'ye baktığımızda biz bir tarım ülkesiyiz.

23:06.000 --> 23:09.360
Fakat tarıma verilen önem çok çok az.

23:09.360 --> 23:15.400
Tarım teknolojisine verilen, tohum teknolojisine verilen önem de çok fazla miktarda değil.

23:15.860 --> 23:17.980
Gübre teknolojisi çok önemli bir teknolojidir.

23:18.100 --> 23:19.700
Bu her çiftçi için çok gereklidir.

23:20.020 --> 23:20.660
Bu da çok az.

23:21.000 --> 23:24.220
Çiftçi ve köylünün korunması anlamında verilen bu etkiler.

23:24.220 --> 23:27.000
Tabii ki burada şunu göz ardı etmemek gerekiyor.

23:27.460 --> 23:30.380
Elbette AK Parti hükümetinin yaptığı çok önemli yenilikler de var.

23:30.480 --> 23:32.880
Bu konuda farkındalık için yaptığı şeyler de var.

23:33.040 --> 23:39.100
Fakat göz göre göre tarım alanlarımızın yok olması da öyle hani söyleyip geçemeyeceğimiz bir konu.

23:39.360 --> 23:44.680
Çünkü tarım alanlarının imara açılması demek zaten katkı alamayan bir çiftçinin, bir köylünün

23:44.680 --> 23:50.600
zaten tamam toprağımı satayım üstüne ev yapılsın kira alayım diye düşünmesine yol açıyor.

23:50.920 --> 23:54.640
Bu da o kadar değerli tarım alanlarımızın yok olup gitmesine sebep oluyor.

23:55.600 --> 23:58.580
Şimdi Türkiye ile ilgili ben de birkaç rakam vermek istiyorum.

23:58.740 --> 24:02.360
Türkiye'nin 77.9 milyon hektar olan toprak varlığı var.

24:03.020 --> 24:06.720
Ve bunu 26.3 milyon hektar tarım arazilerinden oluşuyor.

24:06.720 --> 24:13.140
Fakat baktığımızda son 10 yıl içerisinde 2 Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor.

24:13.580 --> 24:15.460
Yani tarıma son verilmiş.

24:15.600 --> 24:17.120
Bunların sebepleri var tabii ki.

24:17.520 --> 24:22.720
Fakat bu şekilde tarıma son verilen alanlar varken diğer yönden baktığımızda 12 yıl içerisinde

24:23.380 --> 24:27.420
Türkiye tarım ve gıda ithalatına ödediğimiz para 350 milyar lira.

24:28.060 --> 24:31.800
Bizim ihraç etmemiz gerekirken yani ihraç etmemiz gerekirken

24:31.800 --> 24:39.740
Yurt dışından ithal edilen tarım ve gıda ile ilgili ürünlere ödediğimiz para 350 milyar lira.

24:40.160 --> 24:42.640
Yani eski parayla 350 katrilyon olmuş oluyor.

24:43.300 --> 24:50.340
Ve sadece 2014 yılında 44 milyar lira yurt dışından ithal edilen ürünlerin değeri.

24:50.340 --> 24:57.380
Ki Türkiye hem kalabalık bir ülke hem tarım alanları demin de söylediğimiz gibi çok çok geniş olan bir ülke.

24:57.860 --> 25:01.640
Sulak bir ülke yani gerçekten sulamaya çok müsait bir ülke.

25:01.640 --> 25:03.720
Tarım alanlarına çok iyi bakılabilecek bir ülke.

25:04.100 --> 25:04.760
Fakat ne oluyor?

25:04.840 --> 25:09.440
Genellikle Türkiye'de baktığımızda her 4 kişiden biri aslında tarım sektöründe çalışırken

25:09.440 --> 25:11.240
çiftçi üretemiyor.

25:11.360 --> 25:16.020
Çünkü senin bu şimdi söylediğin ithal tohum konusunda yapılan bazı dayatmalar oluyor.

25:16.020 --> 25:22.440
Yani sadece ithal tohumu getirip de çiftçi kendisi serbest veya köylümüz kendisi serbest o tohumu ekemiyor.

25:23.060 --> 25:24.460
Belirli ürünler dayatılıyor.

25:24.640 --> 25:31.260
Şimdi ürün çeşitliliği o kadar aslında büyük bir nimettir ki belki hiç düşünmemiştir birçok kişi ama

25:31.260 --> 25:38.600
bir alana çeşitli ürünler ekildiği zaman o ürünler birbirine Allah öyle bir sistem içerisinde yaratmıştır ki

25:38.600 --> 25:42.340
birbirinin zararlılarını da ortadan kaldırmaya vesile olur.

25:42.340 --> 25:48.300
Mesela işte bir yere siz karpuzu ekersiniz, buğdayı ekersiniz, işte ayçiçeği ekersiniz.

25:48.440 --> 25:52.860
Bunların çeşitli faydaları vardır birbirlerine ve bu şekilde bir zenginlik elde edilir.

25:52.960 --> 25:59.100
Ama tek tip ürün dayatımı olduğunda mesela kilometrelerce alan ayçiçek tarlaları

25:59.100 --> 26:02.780
veya işte kilometrelerce alan sadece buğday.

26:03.100 --> 26:08.560
Bu şekilde olduğunda bu sefer çiftçiler ve köylüler, biz bunları televizyonlardaki bilgileri de rastlıyoruz

26:08.560 --> 26:10.540
veya okuduğumuz şeylerden de görüyoruz.

26:10.960 --> 26:17.660
Hayatımızda diyorlar, Erzincan'dan bir tanıdık söylemiş, bunu arkadaşlarımıza aktarmış.

26:18.100 --> 26:20.840
Hiç görmediğimiz hayvan türleri türemeye başladı.

26:21.180 --> 26:26.440
Çünkü tabii ki aynı zamanda mesela çok değişik bir çekirge türü hayvan, buğdaya zarar veren,

26:26.560 --> 26:28.680
hiç bilmedikleri ve nasıl yok edeceklerini bilmedi ki.

26:29.060 --> 26:35.960
Tabii ki tek tip tohum dayatılması yapıldığında aynı zamanda çok yoğun ve şiddetli ilaçlama dayatılması da yapılıyor.

26:35.960 --> 26:39.640
Yani bu ilaçlamayla birlikte zaten ürün de aslında zarar görüyor.

26:40.080 --> 26:48.220
Ama etrafta da o Allah'ın ekolojik dengeyle birlikte yarattığı ve doğada birbirine faydası olabilecek olan birçok sistem bozulmuş oluyor aslında.

26:48.760 --> 26:53.640
Bu arada bu böcek ilaçlamaları insan sindirim sisteminde de parçalanamıyor bir kısmı.

26:54.100 --> 26:55.700
Aynı zamanda toprağa geçiyor.

26:56.040 --> 26:58.460
Toprağa geçiyor ve yüzyıllarca toprakta kalıyor.

26:58.460 --> 27:05.900
Artık orada yeniden üretilen ürünün ne halde olduğunu ve ne kadar zehir taşıdığını da burada düşünmek bile istemiyor insan.

27:06.020 --> 27:11.120
Tabii şimdi böyle olunca da çiftçi üretemeyince bu sefer mecburen ithal ediyoruz.

27:11.280 --> 27:12.760
Yurt dışından getiriyoruz.

27:12.880 --> 27:22.480
Bu sefer yurt dışından getirdiğimiz o firmalardaki ürünlerin Türkiye içerisindeki diğer ürünlere yani yerel ürünlere rakip olabilecek bir konum olmuş oluyor.

27:22.580 --> 27:24.460
Bu sefer fiyat düşürmek gerekiyor.

27:24.540 --> 27:26.680
Fiyat düşürünce o gerektiği gibi kazanamıyor.

27:26.680 --> 27:30.900
Bu sefer sanayiye daha çok ağırlık vermeye çalışıyor.

27:30.960 --> 27:35.800
Mesela bir çiftçi kendi tarlası için traktör alımı yapıyor mesela bu sefer.

27:35.900 --> 27:37.620
O traktörün fiyatını ödemeye çalışıyor.

27:37.680 --> 27:41.360
Yani işçiler çünkü bölgelerden şehre doğru göç ediyorlar.

27:41.440 --> 27:43.620
Bu en önemli zaten şeylerden bir tanesidir.

27:43.940 --> 27:46.400
Tarım sektöründeki sorunlardan en önemlilerinden bir tanesi.

27:46.400 --> 27:48.300
Ama bu da neden onu da düşünelim.

27:49.360 --> 27:56.080
Çiftçiye gereken önem verilse, çiftçiye gereken katkı verilse, gereken teknoloji verilse hiçbiri bunu yapmaya ihtiyaç duymaz.

27:56.080 --> 28:01.080
Tabii kendi başına bakmak durumunda olduğu için, bu sefer ailesine bakmak durumunda olduğunu da düşünüyor.

28:01.160 --> 28:03.120
Bu sefer kendi mallarının değeri düşüyor.

28:03.220 --> 28:05.700
Çünkü yurt dışından gelen mallarla rekabete girdiği için.

28:06.080 --> 28:08.460
Bu sefer maliyetini karşılayamıyor.

28:08.560 --> 28:10.440
Maliyetini karşılayamayınca tamamen bırakıyor.

28:10.960 --> 28:15.360
Tarlaları tamamen bu sefer onlar da şehre göç etmek durumunda kalıyorlar.

28:15.360 --> 28:23.240
Bunun gibi mesela düşük verimlilik, tarım sektörümüzdeki sorunlar, üretim ve gelir nedeniyle kendini geliştirecek yatırımların yapılamaması.

28:23.460 --> 28:25.220
Bunu sağlayabilecek olan devlettir.

28:25.800 --> 28:28.600
Her konuda yardımcı olarak hem çiftçiye hem köylüye.

28:28.680 --> 28:30.520
Yüksek oranlı gizli işsizlik aslında.

28:30.720 --> 28:34.200
Çünkü iş yapabilecek olan kişi kalmamış köylerimizde.

28:35.360 --> 28:36.200
Bu sefer ne oluyor?

28:36.320 --> 28:38.220
Mesela tabii ki çok güzel yollar yapıyoruz.

28:38.740 --> 28:42.640
Bu yollarla birlikte ama yolların etrafına bu sefer imar izinleri veriliyor.

28:42.640 --> 28:49.940
O imar izinleriyle birlikte tabii ki mecburen etrafındaki, civarındaki tarla alanları, ekim alanları yok edilmek durumunda kalıyor.

28:50.440 --> 28:55.240
Ve böylece hepsi birbirine bağlantılı olarak o onu yok ediyor, o onu yok ediyor.

28:55.340 --> 28:59.720
Ama sonuçta ülkemizin ekonomisine ciddi darbe vuran bir sistem gelişmiş oluyor.

29:00.140 --> 29:02.220
Bu çok üstünde durulan bir konu değildir aslında.

29:02.820 --> 29:05.820
Ama bunun gerçekten farkında olmak gerekiyor.

29:06.680 --> 29:10.960
Yine Cem Selim'in verdiği bir bilgi, önemli ve ilgimi çeken bir bilgi gerçekten.

29:10.960 --> 29:16.380
Anadolu'daki tarım toprağının bir santiminin oluşması için bin yıl geçmesi gerekiyormuş.

29:16.800 --> 29:18.800
O kadar değerli ve önemli bir toprak bu.

29:18.860 --> 29:20.720
Öyle her yerde bulamayacağımız bir toprak.

29:21.200 --> 29:23.320
Şimdi burada tekrar söylemek istiyorum.

29:23.680 --> 29:26.700
Bazı açılımlar ve atılımlar elbette tarım sektöründe yapıldı.

29:27.220 --> 29:30.560
Fakat bizimki gibi tarım ülkesinde bunlar yeterli değil.

29:31.140 --> 29:33.520
Şimdi bizim mesela Tarım Bakanlığı'nı ben görüyorum.

29:33.820 --> 29:36.140
Bazı spot yayınları oluyor.

29:36.140 --> 29:41.320
Bu yayınlarda işte tarım arazileri yok edilmiş, üstüne imar gelmiş, hava kararmış.

29:41.480 --> 29:42.980
Yani hep bunu veriyorlar.

29:43.100 --> 29:46.080
Belki aydınlatıcı olabilir ama bunu önleyecek olan devlettir.

29:46.200 --> 29:49.540
Bunu bu şekilde zihin aydınlatıcı şeyler yetmiyor halka.

29:49.900 --> 29:55.540
Yani halk kendi toprağını satıp oradan işte bir gelir elde etmeyi şu an daha kolay buluyor.

29:55.660 --> 29:59.920
Çünkü yeterli verimi yani devletten yeterli verim alamamış.

29:59.920 --> 30:03.820
Şimdi bizim ülke olarak çok ciddi bir sorumluluğumuz var.

30:03.920 --> 30:07.140
Biz elbette pek çok konuda gerçekten dışarıya bağımlı bir ülkeyiz.

30:07.420 --> 30:09.540
Mecburen de bazı şeyleri yapıyor olabiliriz.

30:09.860 --> 30:11.880
Fakat tarım izin için hayatidir.

30:12.420 --> 30:16.900
Tarımı ayakta tutmak için hükümetin ve devletin yapması gereken mecburi şeyler var.

30:17.020 --> 30:20.140
Mesela tarım alanlarını özel koruma altına almak bunlardan biridir.

30:20.760 --> 30:24.800
İmara açıp aman sen toprağını satma demekle olmaz bu iş.

30:25.120 --> 30:29.680
Yani oraların imara açılmaması, özel olarak sabit şekilde tutulması gerekiyor.

30:29.680 --> 30:35.680
İmara açıdan alanlar olsa bile dediğin gibi tarım alanlarının muhakkak koruma altına alınarak bunun yapılması gerekiyor.

30:35.700 --> 30:37.000
Bunun mutlaka yapılması gerekiyor.

30:37.120 --> 30:38.600
Biz genç bir ülkeyiz.

30:38.980 --> 30:41.620
Bizim %10 işsizlik var ülkemizde.

30:42.060 --> 30:45.500
Tarım alanlarında çalışacak insanların istihdamı sağlanması gerekiyor.

30:45.660 --> 30:49.700
Ki şu anda bizim elimizde aslında Suriyeli mülteciler var 2 milyon.

30:50.000 --> 30:57.080
Onların yaşadıkları yerlerde de bu hatta yeni yapılan bir tane mülteci kampımızda bu gerçekten gerçekleştirilmiş.

30:57.080 --> 31:04.260
Genel olarak o alanlarda tarıma, hepsini tarıma yöneltecek, hayvancılığa yöneltecek bir sistemin oluşturulması gerekiyor.

31:04.860 --> 31:11.840
İşte teknoloji burada yani sanayi ve teknolojiyi biz nükleerde veya başka bir şeyde değil de tarıma yönlendirmemiz gerekiyor.

31:11.960 --> 31:20.500
Bizim gerçekten çiftçiye katkı sağlayacak teknolojiyi arttırmamız, ona katkı sağlayacak, onu teşvik edecek şeyleri birinci dereceden yapmamız gerekiyor.

31:20.500 --> 31:23.060
Hollanda'dan iki kat daha fazla yapmamız gerekiyor.

31:23.140 --> 31:29.760
Biz tamam o kadar zengin bir ülke değiliz ama elimizdeki kaynakları elimizdeki zenginliğe yöneltmemiz gerekiyor.

31:30.180 --> 31:34.760
Bunu yapmadığımız sürece bak şu an demin Sudan'dan bahsediyordum orada toprak kiraladık.

31:34.760 --> 31:41.760
Orada biz işte avokado gibi garip bitkiler değil, ülkemizde yetişen mısır, lahana gibi şeyleri üretmeye başlıyormuşuz.

31:42.620 --> 31:48.300
Bu acıdır yani bizim ülkemizde zaten bunlar üretiliyor ve hiçbir ihtiyacımız yok başka bir ülkeden toprak kiralamaya.

31:48.300 --> 31:50.440
Ama buna şu anda gereksinim duyuyoruz.

31:50.760 --> 31:51.400
Bu acı bir şey.

31:51.840 --> 31:54.580
Tarım şunu hatırlatalım, Kur'an'da da geçer.

31:54.660 --> 31:57.300
Hazreti Yusuf tarıma teşvik eder orada gördüğü rüyada hatırlarsan.

31:58.260 --> 32:04.460
Hocamız ilk ekonomik kriz olduğunda mutlaka tarıma yönelsin ülkeler diye özellikle de ülkemizi uyarmıştı.

32:04.880 --> 32:11.320
Gerçekten tarım sabit kalır, ekonomik kriza karşı bir kalkandır ve ülkemiz için çok önemli bir sektördür.

32:11.500 --> 32:14.820
Ve yıllar boyunca da bize o geliri ve verimi getirecek şeydir.

32:14.820 --> 32:26.640
Tabi burada eğitim de aslında çok önemli çünkü genelde tarım, çiftçilik, köylü diye bahsedilince özellikle gençlerin üzerinde çok farklı bir izlenim oluşuyor.

32:26.760 --> 32:28.780
Halbuki biz burada Hollanda'dan bahsediyoruz.

32:29.220 --> 32:36.820
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden bir tanesi ve dünyanın en önemli tarım alanlarına sahip ve tarım üretimini yapan, ithalini yapan ülkelerden bir tanesi.

32:36.820 --> 32:40.320
Pardon, ihracını yapan ülkelerden bir tanesi.

32:40.540 --> 32:46.520
Yani tarım yapmak, tarım alanlarına sahip olmak, köylü olmak, çiftçi olmak, cehalet demek değildir.

32:46.600 --> 32:48.500
Bunu gençlerimize çok iyi anlatmamız gerekiyor.

32:48.580 --> 32:56.500
Önemli bir eğitimle bunun ülkemiz için nasıl bir zenginlik olduğunun gerçekten nelere vesile olacağının eğitiminin okullarda çok iyi yapılması gerekiyor.

32:56.500 --> 33:03.500
Çünkü çok büyük bir kesim bunu bilmiyor ve illaki sanki bu alanlardan büyük şehirlere göç etmek gerektiğini zannediyorlar.

33:03.600 --> 33:06.540
Gerçekten rahat yaşayabilmek için, güzel yaşayabilmek için.

33:06.640 --> 33:14.980
Fakat büyük şehirlere baktığımızda da büyük şehirlerdeki insanlar bu güzellikleri görebilmek için hep bu bölgelere tatil yapmak istediklerine, bu bölgelere geldiklerini görüyoruz.

33:15.040 --> 33:15.980
Özlem duyduklarını.

33:16.560 --> 33:23.600
O yüzden bu eğitim de tabii ki çok önemli ama burada hep biz bütün programlarımızda üstünde durduğumuz çok önemli bir konu vardır.

33:23.600 --> 33:28.600
Sevgi, bitki de sevgiden hoşlanır, tarım alanları da sevgiden hoşlanır.

33:28.680 --> 33:39.500
Bunu gerçekten aşkla, şevkle yapan insanların onların üzerindeki emeğiyle, nefretle belki hani ne olsun kabiliğinden yapanlarla çok daha farklıdır.

33:39.960 --> 33:51.040
Hem insanlara sevgi, canlılara sevgi, bitkilere sevgi, vatana sevgi, dünyaya sevgi ve dünya insanlarına sevgi ve sevgi öğretmeninin de gerçekten eğitimiyle

33:51.040 --> 33:55.880
aslında bakacağız ki biz Hazreti Mehdi Aleyhisselam döneminde tarım alanlarında en verimli şekilde kullanılacak.

33:56.040 --> 34:01.440
Çünkü insanlar para verilecek insanlara, insanlara yiyecek verilecek, mal verilecek.

34:01.860 --> 34:06.660
İnsanlar o kadar tok olacaklar, o kadar çok şeye sahip olacaklar ki geri verecekler.

34:06.720 --> 34:08.000
İhtiyaçları olmayacak çünkü.

34:08.500 --> 34:15.740
Ama şu anda günümüzde siz ne kadar çok tok da olsa, ne kadar çok malı da olsa o insanlara para verseniz daha yok mu derler.

34:15.740 --> 34:23.080
İşte bu egoistik, bu bencillik Hazreti Mehdi Aleyhisselam zamanında ortadan kalkacak ve bütün dünya inşaAllah tarım alanında da olsun.

34:23.540 --> 34:33.940
Bu diğer risklerde de insanlar üzerindeki nükleer enerji gibi inşaAllah bütün bu tarz yerlerde hiç ihtiyaç kalmayacak şekilde tarihe gömülecek bir güzelliği oluşacak, kavuşacak dünya inşaAllah.

34:34.840 --> 34:36.720
Bu akşamki yayınımız burada sona eriyor.

34:37.000 --> 34:39.020
Haftaya tekrar görüşmek üzere, hoşçakalın.

34:39.020 --> 34:39.840
Hoşçakalın.

