WEBVTT

00:00.000 --> 00:10.000
MÜZİK

00:30.000 --> 00:48.920
Yeryüzünün Süsleri Çiçekler

01:00.000 --> 01:29.980
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:30.000 --> 01:38.220
İlkbahar

01:38.220 --> 01:46.760
Estetik, göz alıcı, rengarenk çiçeklerin mevsimi.

01:47.840 --> 01:53.800
Allah'ın muhteşem güzellikleriyle, renkleriyle, kokularıyla yeryüzünü süslediği çiçeklerin.

01:56.620 --> 01:59.520
Her biri ayrı bir sanat eseri.

02:00.000 --> 02:04.000
Allah'ın kusursuz ve benzersiz yaratma sanatının delilleri.

02:10.000 --> 02:13.980
Allah, insanlar için dünyada birçok güzellik yaratmıştır.

02:14.640 --> 02:21.640
Bunlardan biri de sonbaharda ağaçların ve bitkilerin yapraklarını döküp ilkbaharda yeniden yeşermesi ve çiçek açmasıdır.

02:21.640 --> 02:30.420
Rengarenk laleler, güller, zambaklar, sümbüller, erguvanlar, kiraz ağaçları ve daha binlerce bitki her yıl vakitleri geldiğinde çiçek verir.

02:31.160 --> 02:34.640
Bazılarının ömrü kısadır, bazıları ise uzun süre bahçelerimizi süsler.

02:35.340 --> 02:44.680
Baharda yeni filizler büyük bir gayretle kupkuru bir ağaç tadından, sert topraktan, hatta bir taş aralığından tüm güzelliklerini göstermek için kendilerine yol bulurlar.

02:44.680 --> 02:53.480
Nisan'da laleler, Mayıs'ta erguvanlar ve her bitki vakti geldiğinde tüm güzelliklerini bizlere sunar.

02:53.920 --> 02:55.420
Tabi bazıları baharda açmaz.

02:55.840 --> 03:02.000
Mesela bembeyaz karların arasından çıkan kardelenler veya dört mevsim evlerimizi süsleyen zarif orkideler gibi.

03:02.200 --> 03:04.680
Peki hiç düşündünüz mü? Bu güzel canlılar nasıl çoğalırlar?

03:05.540 --> 03:08.400
Her biri ayrı bir sanat eseri olan çiçeklerini nasıl açar?

03:08.680 --> 03:10.380
Ya da çiçek açacağı vakti nasıl bilir?

03:10.380 --> 03:12.440
Ve bu vakit nasıl hiç şaşmaz?

03:12.440 --> 03:15.640
Az sonra bütün bu soruların cevabını bulacaksınız.

03:27.460 --> 03:29.340
Bitkiler nasıl çoğalır?

03:32.800 --> 03:37.300
Çevrenize şöyle bir baktığınızda yüzlerce çeşit bitki ile karşılaşırsınız.

03:37.780 --> 03:40.980
Bazıları kısa ömürlü, bazıları ise yüzlerce yıllık.

03:40.980 --> 03:43.860
Tüm bitkiler çeşitli yöntemlerle çoğalırlar.

03:44.300 --> 03:47.860
Böylece nesilden nesile tüm güzellikleriyle devam ederler.

03:47.860 --> 04:07.860
Bazı bitkiler, cinsiyet ayrımı olmadan tek bir cinsin çeşitli yollarla çoğalmasıyla soylarını devam ettirebilirler.

04:08.600 --> 04:15.720
Eşeysiz üreme adı verilen bu üremeden sonra ortaya çıkan yeni nesil, kendisini meydana getiren neslin tıpa tıp aynısı olur.

04:15.720 --> 04:21.680
Böyle çoğalan bitkiler de bazıları tomurcuk oluşturarak, bazıları sporlanarak çoğalır.

04:21.960 --> 04:27.840
Bazı bitkilerin ise yapraklarından bir bölümünün toprağa düşmesi yeni bir bitkinin yetişmesi için yeterlidir.

04:28.940 --> 04:37.740
Ancak şimdi anlatacağımız eşeğli üreme yapan bitkiler, renkleriyle, kokularıyla, desenleriyle, muhteşem çiçekler aracılığıyla çoğalan bitkilerdir.

04:37.740 --> 04:46.340
Çiçekler, bitkilerdeki çoğalmayı sağlayan bölümleri barındırır.

04:46.340 --> 05:00.280
Bitkilerde çoğalma, çok kapsamlı ve detaylı bir dizi işlemler zinciri sonucunda gerçekleşir.

05:00.980 --> 05:08.440
Bu sistemin sadece birkaç detayı bile incelendiğinde, Allah'ın yaratmasındaki kusursuzluk ve uyum daha iyi anlaşılacaktır.

05:08.440 --> 05:17.560
Bitkiler, çiçek açma zamanını nasıl bilir?

05:17.560 --> 05:38.440
Her kış kupkuru dallara dönüşen ağaçların bahar mevsimiyle tomurcuklanıp rengarenk muhteşem kokulu çiçeklerle donandığına şahit oluruz.

05:39.200 --> 05:42.760
Adeta kurumuş gibi gözüken ağaçlar yeniden canlanırlar.

05:42.760 --> 05:49.400
Bu muhteşem değişimin nasıl gerçekleştiği, uzun yıllar bilim adamlarının araştırma konusu oldu.

05:50.360 --> 05:53.880
Bitkiler, belirli faaliyetler için belirli zamanları seçerler.

05:54.460 --> 05:58.580
Çoğalabilmeleri içinse mevsim değişikliklerini iyi gözlemlemeleri gerekir.

05:59.260 --> 06:06.060
Gözü kulağı olmayan, saati, termometresi bulunmayan bitkiler, mevsim değişikliklerini nasıl algılayabilirler?

06:12.760 --> 06:37.760
Çiçeklenme sürecini incelediğimizde bir bitkinin küçücük yapraklarına yerleştirilmiş adeta dev birer araştırma ve ölçüm merkeziyle karşılaşırız.

06:37.760 --> 06:44.140
Çiçeklenme zamanını bildiren sistemin nasıl işlediğini anlamaya çalışan bilim adamları,

06:44.520 --> 06:47.820
bitkilerin gün ışığının yapraklara düşme süresini hesapladığını,

06:48.260 --> 06:52.460
böylece gün uzunluklarındaki değişimleri adeta fark ettiğini gördüler.

06:52.460 --> 07:17.480
Bitki, gün süresindeki değişimlerdense mevsim dönüşümlerini algılayabiliyordu.

07:17.480 --> 07:24.800
Mevsimleri böylece algılayan bitkiler ne zaman ekinirlerse ekilsinler, hepsi yılın aynı zamanında çiçek açarlar.

07:25.580 --> 07:31.480
Bu mükemmel zaman ölçme sisteminin bitkinin neresinde yer aldığı bilim adamları için büyük bir sır.

07:31.480 --> 07:50.140
Gün ve gece uzunluklarını takip eden bitkilerde, gün uzunluğu çiçeklenme için kritik değere geldiğinde birden çok moleküler mekanizma devreye girer.

07:50.680 --> 07:57.040
Bitki, çiçeklenmeye başlama kararını aldıktan sonra yapraklarında florigen adı verilen bir sinyal üretir.

07:57.040 --> 08:08.720
Bu sinyal yapraktan çiçeklenmenin meydana geldiği en uçtaki filize kadar tüm damar sisteminde dolaşır ve tüm filizlerin dokuları bitki yapısından üreme yapısına geçerler.

08:09.540 --> 08:13.040
Böylece tüm hücreler çiçeklenerek çoğalmaya hazırdır.

08:13.040 --> 08:31.440
Arabidopsis türü çiçeklerde yapılan araştırmalarda bilim adamları, çiçeklenmenin başlaması için 80 ila 180 genin dahil olduğu kompleks bir ağın harekete geçtiğini tespit etti.

08:32.200 --> 08:38.840
Bu genetik ağlar, ileri derecede detaylı, çok fazla sayıda akıl içeren sistemi beraber çalıştırıyordu.

08:38.840 --> 08:50.260
Hiç şüphe yok bitkiler, bütün bu işlemleri gerçekleştirirken sonsuz akıl ve güç sahibi Rabbimizin ilhamıyla hareket etmektedir.

08:50.840 --> 08:59.600
Eğitimli bilim adamlarını çözebilmek için üzerinde yıllarca çalıştığı bu sistemler, bize üstün güç sahibi Rabbimiz olan Allah'ın üstün yaratmasını tanıtırlar.

09:00.220 --> 09:01.840
Allah, Fatır Suresinde şöyle buyurmuştur.

09:01.840 --> 09:05.260
Şeytandan Allah'a sığınırım.

09:06.840 --> 09:11.220
De ki, siz Allah'ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü?

09:11.840 --> 09:13.840
Bana haber verin, yerden neyi yaratmışlardır?

09:15.300 --> 09:17.760
Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var?

09:17.760 --> 09:38.900
Çiçeklenme başlıyor.

09:39.480 --> 09:40.120
Tozlaşma.

09:40.120 --> 09:57.120
Her bahar, insanların gözlerine alamadığı bahar çiçeklerinin açması aslında bitkilerin çoğalabilmesi için gereklidir.

09:58.440 --> 10:04.360
Bitkilerin erkek organlarında üretilen polenlerin, bitkilerin dişi bölümüne yapışmasına tozlaşma denir.

10:04.360 --> 10:13.100
Bazı bitkiler, kendi kendilerine tozlaşabilirken, diğerleri tozlaşabilmek için polenlerini kendi türünden başka bitkilere ulaştırırlar.

10:14.020 --> 10:18.420
Ulaştırma işlemi için bitkiler, böcekleri, arıları ve kuşları kullanır.

10:18.420 --> 10:37.700
Polenlerini rüzgar yoluyla dağıtan bitkilerde, polenlerin doğru bitkilere ulaşması için çok fazla sayıda polen üretimi olur ve hava akımları aracılığıyla polenlerin 300 km uzağa kadar taşındıkları tespit edilmiştir.

10:37.700 --> 10:49.620
Polenlerini böcekler, arılar ve kuşlar aracılığıyla dağıtan bitkilerde ise karşımıza hayranlık uyandıran bir yaratılış mucizesi çıkar.

10:51.620 --> 11:02.040
Baharda açan bu rengarenk çiçekler, güzel kokuları, parlak görünümleri ve salgıladıkları besleyici nektarla bu hayvanları adeta kendilerine çekerler.

11:02.040 --> 11:10.160
Hatta bilim adamları, çiçeklerin bu canlıları kendilerine çekmek için elektrik sinyalleri bile gönderdiğini tespit etmişlerdir.

11:10.960 --> 11:15.820
Çiçeklere konan canlıların ayaklarına ve üstlerine bitkilerin polenleri yapışır.

11:16.320 --> 11:23.680
Yapışan polenler, böceğin daha sonra diğer çiçeklere de konmasıyla taşınmış olur ve çiçeklerin tozlaşması gerçekleşir.

11:23.680 --> 11:41.920
Çiçekler sadece ve sadece kendi türleriyle tozlaşıp çoğalacakları için bu tozlaşmayı sağlayacak canlıların rastgele bitkilere konması tozlaşma için yeterli değildir.

11:42.620 --> 11:48.960
Böcekler, arılar ve kuşlar sadece aynı türe ait çiçeklerin polenlerini birbirlerine taşımalıdırlar.

11:48.960 --> 11:55.660
Peki bu canlılar aynı tür çiçeklere konacaklarını nasıl bilirler ve bu ayrımı nasıl yaparlar?

11:59.740 --> 12:04.760
Allah arıları, kuşları ve böcekleri renk konusunda seçici yaratmıştır.

12:05.520 --> 12:09.200
Bu yüzden her kuş, arı veya kelebek her çiçeğe konmaz.

12:09.780 --> 12:13.660
Hepsi sadece kendi ilgilerini çeken renkteki çiçeklere konarlar.

12:13.660 --> 12:19.480
Böylece hep aynı renklerdeki aynı türe ait bitkilerin polenlerini taşımış olurlar.

12:20.380 --> 12:31.600
Örneğin eşek arıları, kahverengi çiçekleri, gündüz aktif olan ve tozlaşmaya katkısı olan kelebekler, arılar ve kuşlarsa genel anlamda parlak renkli çiçekleri seçerler.

12:32.600 --> 12:41.620
Tüm canlıları yaratan Allah, her polen taşıyıcı böceği de sadece kendilerine hitap eden renklerdeki aynı türden çiçeklere konmasını ilham etmiştir.

12:43.660 --> 12:56.160
Aynı kuru topraktan çıkmasına rağmen çiçeklerin birbirinden farklı renklere ve kokulara sahip olması Allah'ın sonsuz ilminin ve örneksiz yaratışının bir delilidir.

12:56.780 --> 13:03.900
Çünkü eğer tüm çiçekler aynı renkte olsaydı ve tozlaşmayı sağlayan canlıların renk seçme özelliği olmasaydı,

13:03.900 --> 13:12.900
bu canlılar rastgele çiçeklere konacağı için farklı türdeki çiçeklere polenlerini bırakacak ve bu nedenle çiçekler tozlaşamayacak ve nesillerine devam ettiremeyecekti.

13:13.660 --> 13:18.120
Allah hem farklı renkteki çiçekleri yaratarak çok estetik bir görüntü oluşturur,

13:18.680 --> 13:23.240
hem de canlıları özel renklere duyarlı kılarak çiçeklerin çoğalmalarını sağlar.

13:23.240 --> 13:29.460
Çiçeklerdeki farklı renkler

13:29.460 --> 13:44.800
Tüm bitki aleminin en büyük grubu olan çiçekli bitkilerin yaklaşık 400 binin üzerinde çeşidi olduğu düşünülüyor.

13:44.800 --> 13:48.240
Her bir çeşitte ayrı bir renk kombinasyonu vardır.

13:49.120 --> 13:59.180
Bitkilerin üremeleri için gerekli olan arılar, kuşlar ve kelebekler bu renk kombinasyonlarının güzelliklerine kapılıp adeta bitkilere birer mıknatıs gibi çekilirler.

13:59.860 --> 14:02.420
Peki çiçeklerin renkleri nereden geliyor?

14:03.800 --> 14:11.960
Bir çiçeğin renginin olmasının sebebi, bir insanın sarışın veya esmer olması ya da mavi veya yeşil gözlü olmasının sebebiyle aynıdır.

14:11.960 --> 14:16.240
Çiçeklerin renkleri genlerinde belirlenen pigmentlerden gelir.

14:16.640 --> 14:20.180
Yani bitkinin rengi hücrelerindeki DNA'da kodludur.

14:20.640 --> 14:26.400
Bu yüzden bir bitki türü dünyanın neresine gidilirse gidilsin hep aynı özellikleri taşır.

14:27.140 --> 14:34.800
Eğer bir bitkinin genlerinde birden fazla pigment bulunuyorsa, bu durumda bitkide bulunan bu pigmentlerin karışımının izleri görülür.

14:34.800 --> 14:42.220
Pigmentler, çiçeklerdeki kırmızı, sarı, turuncu hatta leylak gibi renklerin oluşmasını sağlar.

14:43.120 --> 14:49.840
Kırmızı güle rengini veren, havucun turuncusunu meydana getiren karoten, domatese kırmızı renk veren likopen,

14:50.400 --> 14:55.200
mısır, limon, ay çiçeğinin parlak sarısını sağlayan kısantofil pigmentleridir.

14:55.200 --> 15:11.100
Beslenme uzmanlarının insanlar tarafından tüketilmelerinin ne kadar faydalı olduğunu anlattıkları likopen, beta-karoten, lutein gibi isimler aslında bu pigmentlerin isimleridir.

15:11.100 --> 15:27.840
İnsan beslenmesinde antioksidan olarak karotenler, metabolizma sürecinde ya da sigara dumanı, güneş ışığı, radyasyon, kirlilik hatta stres yüzünden vücut tarafından üretilen serbest radikallerin tehnikesinden hücreleri korumakta görev alır.

15:28.620 --> 15:36.400
Ayrıca kanser, kalp damar hastalıkları ve göz dejenerasyonu risklerini azalttığı bilim dünyası tarafından kabul edilmektedir.

15:36.400 --> 15:46.740
Allah, bitkilere binbir güzellikte renklerini verirken bunları sağlayan pigmentleri de insanların faydasına sunmuştur.

15:51.620 --> 15:57.240
İsmini en çok duyduğumuz diğer bir pigment ise bitkiye yeşil rengi veren klorofildir.

15:58.000 --> 16:05.280
Yapraklarda sadece klorofil değil, aynı zamanda sarı, kırmızı ve turuncu tonlarını sağlayan karotenoidler de bulunur.

16:05.280 --> 16:14.480
Ancak klorofilin yeşili diğer renklerin görülmesini engelleyecek kadar güçlü olduğu için yapraklar ağırlıklı olarak yeşil renklerde görünürler.

16:18.460 --> 16:21.120
Sonbaharda değişiklikler meydana gelir.

16:21.880 --> 16:29.920
Gün ışığının azalmasıyla birlikte bitkiler klorofil üretmeyi durdururlar ve bu yüzden bitkilerdeki yeşil rengin gücünde azalma olur

16:29.920 --> 16:35.360
ve yapraklardaki turuncu, sarı ve kırmızı karotenoidlerin rengi ortaya çıkar.

16:36.960 --> 16:41.360
Bitkilerin bu etkileyici renkleri Allah'ın sanatının muhteşem yansımasıdır.

16:42.120 --> 16:47.240
Dünyanın her yerine hakim olan bu benzersiz sanatı yaratan, üstün akıl sahibi olan Allah'tır.

16:47.620 --> 16:49.300
Allah her şeye güç yetirendir.

16:49.800 --> 16:56.180
Allah, Rath suresinde aynı suyla sulanmalarına rağmen topraktan farklı ürünler çıkmasını şöyle anlatmıştır.

16:56.180 --> 17:00.700
Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır.

17:01.420 --> 17:08.580
Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatansız hurmalıklar da vardır ki bunlar aynı suyla sulanır ama

17:08.580 --> 17:13.440
ürünlerindeki verimde ve lezzette bazısını bazısına üstün kılıyoruz.

17:13.440 --> 17:18.680
Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

17:21.300 --> 17:22.740
Çiçeklerde koku

17:22.740 --> 17:39.120
Bundan bin yıl önce ünlü Müslüman bilim adamı İbn-i Sina güllerden kokulu yağlar yapmayı keşfetmişti.

17:39.740 --> 17:46.740
Bugün hala İbn-i Sina'nın bin yıl önce kullandığı bitki türü olan şem gülleri parfüm yapımında kullanılan en önemli bitki türüdür.

17:46.740 --> 17:52.920
Kimyagerler 1953 yılında tek bir gülün kokusunda 20 kimyasal bulunduğunu düşünüyorlardı.

17:53.600 --> 18:01.120
2006 yılına geldiğimizde ise tek bir gülün kokusunda yaklaşık 400 ayrı kimyasal bulunduğunu bilim adamlarınca tahmin edilmektedir.

18:01.120 --> 18:08.040
Parfüm endüstrisinin ilham kaynağı çiçeklerin kokuları sadece insanları etkilemez.

18:08.440 --> 18:12.600
Tozlaşma sırasında görev alan tüm arıları, kuşları ve böcekleri de etkiler.

18:13.300 --> 18:22.360
Bitkinin polenlerin taşınması sırasında polen taşıyıcı hayvanlar çiçeklere sadece renklerinden dolayı değil, aynı zamanda kokularından dolayı da giderler.

18:22.360 --> 18:38.420
Arılar, kuşlar ve kelebekler polenleşme sırasında çiçeklerin ürettiği muhteşem kokulara adeta bir mıknatıs gibi çekilirler

18:38.420 --> 18:46.360
ve konduğunda üzerlerine bulaşan çiçeklerin polenlerini kokusuna hayran olduğu başka bir çiçeğe konarak dağıtmış olur.

18:46.360 --> 18:55.140
Bitkiler, koku üretilirken enerji ve karbon harcarlar.

18:55.720 --> 19:01.840
Bu yüzden birçok bitki koku salarken ekonomik davranır ve sadece tozlaşma sırasında yayar.

19:03.100 --> 19:06.340
Tozlaşma gerçekleştikten sonra koku üretimini durdurur.

19:07.200 --> 19:12.500
Örneğin, aslan ağızları tozlaşmadan 36 saat sonra koku üretimlerini durdururlar.

19:12.500 --> 19:18.160
Bazı bitkilerse kokularını sadece belli canlıları çekmek için özel üretir.

19:18.920 --> 19:24.680
Bu özel üretim tüm böcekleri çekmez, sadece belirli bir böcek türünü çekmek için kullanılır.

19:25.780 --> 19:31.520
Örneğin, sabun ağacı yukası sadece yuka güvesini çekmek üzere özel bir koku salgılar.

19:34.940 --> 19:38.480
Kokuyu en çok geceleri tozlaşan bitkiler kullanır.

19:38.480 --> 19:44.060
Bunların karanlıkta renklerini kullanarak arıları ve kuşları çekmesi pek mümkün olmaz.

19:44.740 --> 19:47.400
Bu yüzden çoğunun rengi beyaz ve soluktur.

19:48.060 --> 19:51.320
İşte onların en önemli kozu harika kokularıdır.

19:51.320 --> 20:16.700
Bilim adamları çiçeklerdeki kokuları tozlaşmaya sağlayan hayvanları cezbetmesinin yanı sıra zararlı böcekleri de uzak tuttuğunu saptadı.

20:16.700 --> 20:25.180
Max Planck Kimyasal Ekoloji Enstitüsü'nden araştırmacılar çiçeklerdeki bazı kokulardan dolayı zararlı böceklerin çiçekleri daha az yediğini saptadı.

20:25.880 --> 20:30.780
Muhteşem kokularıyla çiçekler çoğalmalarını sağlayacak faydalı böcekleri kendilerine çekiyor.

20:31.460 --> 20:35.080
Kendilerine zarar verecek böcekleri ise kendilerinden uzaklaştırabiliyorlar.

20:35.080 --> 20:46.100
Tabii ki faydalı ve zararlı böcekleri ayırt etmek ve bunların hoşlanacağı ve hoşlanmayacağı kokuları tespit edip ona göre koku salgılamak bitkilerin kendilerini akledebileceği bir davranış değildir.

20:46.640 --> 20:50.120
Bunları onlara ilham eden her şeyin Rabbi Yüce Allah'tır.

20:52.120 --> 20:58.680
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki üzerinden geçerler de onunla sırtlarını dönüp giderler.

20:59.320 --> 21:04.060
Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp dururlar.

21:04.060 --> 21:09.460
Çiçeklerdeki hayranlık uyandıran akıl

21:09.460 --> 21:16.820
Aslında birçok bitki türünde tozlaşma işlemi çok daha ince detaylara sahiptir.

21:17.720 --> 21:23.100
Örneğin soriantes yani kova orkideleri özel bir çoğalma sistemine sahiptirler.

21:24.220 --> 21:28.240
Arıları tuzağa düşüren kompleks bir kapanla tozlaşmayı gerçekleştirirler.

21:28.820 --> 21:33.440
Arıları tuzağa düşürmek için önce oldukça güçlü bir parfüm salgılar.

21:34.060 --> 21:44.440
Orkidenin dikey kenarlı derin odacığında yapışkan bir sıvı vardır.

21:45.240 --> 21:48.820
Bu sıvı böcekleri etkileyen ve onları uyutan bir maddedir.

21:49.860 --> 21:54.720
Orkidenin çekici parfümüne ulaşmak isteyen arı bu yapışkan sıvının içine düşer.

21:55.780 --> 21:59.020
Buradan çıkabilmesi için sadece tek bir yolu vardır.

21:59.020 --> 22:02.980
Çıkış yolunu bulana dek arı bu sıvının içinde yüzer.

22:06.360 --> 22:10.540
Bu dar çıkış noktasında ise orkidenin polenleri bulunur.

22:11.240 --> 22:15.480
Çıkışı sırasında çiçeğin iki polen kesesi arının arkasına yapışır.

22:16.200 --> 22:19.200
Arı dışarı polen kesileri arkasına yapışmış olarak çıkar.

22:19.200 --> 22:27.380
Fakat genellikle aynı tecrübeyi başka bir çiçek üzerinde tekrar yaşar ve bu şekilde orkidenin döllenmesi gerçekleşmiş olur.

22:27.380 --> 22:35.380
Herkesin yakından tanıdığı hanımeli bitkisinin de polen taşıyıcıları bazı gece kelebekleridir.

22:37.200 --> 22:47.400
Bu yüzden hanımeli bitkisi gündüzleri kapalı duran geniş ağızlarını özellikle gece açar ve gece kelebekleri için oldukça çekici olan kokuları etrafa yayılır.

22:49.060 --> 22:56.320
Gece kelebekleri bu kokuya sanki çağrılıyormuşçasına akın eder ve hanımeli bitkilerinin çoğalması böylece başlamış olur.

22:56.320 --> 23:05.500
Diğer birçok çiçek, arıları ve diğer böcekleri çekmek için çok değişik yöntemler kullanırlar.

23:06.600 --> 23:14.600
Canlılar arasındaki uyum ve ortak yaşam, Allah'ın sonsuz gücünü ve üstün aklını kanıtlayan delillerden sadece bir tanesidir.

23:26.320 --> 23:41.420
Bunları gerçekleştiren akıl ise elbette ki arının ya da çiçeğin kendisine ait değildir.

23:42.080 --> 23:45.680
Bu aklın sahibi, alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

23:45.680 --> 23:50.920
Çiçeklerin taklit yeteneği

23:50.920 --> 24:03.960
Birçok çiçek, arıları, kuşları ve böcekleri çekmek için kokularını yayar ve onlara tatlı nektarlarını sunarlar.

24:04.680 --> 24:10.840
Ancak koku üretimi gibi nektar üretimi de bitki için oldukça yüksek enerji kaybına sebep olur.

24:10.840 --> 24:22.840
Bu yüzden bazı bitkiler arılar ve kuşlar için nektar sunamazlar ama nektar sunan başka bitkilerin kokularını taklit ederek hayvanları çekerler.

24:22.840 --> 24:36.620
Örneğin Avrupa kantaronu onlara sunacak nektare olmasa da başka bitkilerin kokularını taklit ederek arıları, kelebekleri kendine çekmeyi başarabilir.

24:37.440 --> 24:40.880
Bazı bitkilerin taklit yeteneği kokuyla sınırlı kalmaz.

24:41.560 --> 24:48.500
Örneğin erkek bir arı için arı orkidesinin sadece kokusu değil, görüntüsü de tamamen bir dişi arıya benzer.

24:48.500 --> 25:00.840
Kandırılan erkek arı, dişi bir arı sandığı orkidenin yapraklarına çiftleşmek için konar ve bu şekilde arı, kanıp konacağı bir başka arı orkidesine polenleri taşımış olur.

25:02.540 --> 25:05.220
Çiçekler sadece arıları taklit etmez.

25:05.640 --> 25:09.500
Arıları kerebekleri ve böcekleri çekmek için çok çeşitli taklit yapabilirler.

25:09.500 --> 25:19.880
O Allah ki yaratandır.

25:20.400 --> 25:23.220
En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir.

25:23.680 --> 25:25.060
Şekil ve suret verendir.

25:25.520 --> 25:27.140
En güzel isimler O'nundur.

25:27.580 --> 25:30.780
Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir.

25:31.280 --> 25:32.860
O aziz, hakimdir.

25:34.500 --> 25:35.940
Tohum oluşuyor.

25:35.940 --> 25:53.820
Bitkilerin polenleri çok değişik yollarla taşınıp başka bir çiçeğe yapıştıktan sonra burada çimlenmeye başlar ve polenin sahibi olduğu iki hücreden biri mucizevi bir biçimde çiçeğin içine doğru polen tüpü denilen ince bir tüp geliştirir.

25:54.620 --> 26:00.420
Bu tüp vasıtasıyla polenin diğer hücresi çiçeğin yumurtasına ulaşıp onu dölleyecektir.

26:00.420 --> 26:04.960
Ancak bundan önce yine mucizevi bir olay daha gerçekleşir.

26:05.760 --> 26:08.840
Yumurtaya ulaşarak onu dölleyecek hücre ikiye bölünür.

26:09.380 --> 26:15.300
Bunun sebebi, döllenmeden sonra tohumu oluşturacak tohum taslağının beslenmeye ihtiyacı olmasıdır.

26:16.220 --> 26:22.900
Onun beslenmesini sağlayacak olan da işte döllenmeden önce ikiye bölülen polen hücresinin ikinci yarısıdır.

26:22.900 --> 26:38.040
Bu iki hücre yumurtaya ulaştıktan sonra biri birleşerek zigotu oluştururken diğeri çiçeğin merkezinde bulunan başka hücrelerle birleşerek zigotun tohuma dönüşene kadar geçen zamanda besleneceği yiyecek deposunu oluşturur.

26:39.000 --> 26:42.840
Böylece bitkiye ait tüm bilgilerin bulunduğu tohum oluşmuş olur.

26:42.840 --> 26:57.300
Burada çok özetle bahsettiğimiz tohum oluşumu yüksek akıl gerektiren bir dizi işlemin müthiş bir zamanlama ve yüksek teknolojili bilgi kullanılarak gerçekleştirilmesiyle olur.

26:57.700 --> 27:01.000
Polenler büyük bir bilinçle nasıl yumurtaya ulaşmak için plan yapabilir?

27:01.560 --> 27:03.500
Tohumun beslenmesi gerektiğini nasıl bilir?

27:03.860 --> 27:05.840
Ve bunun için bölünerek nasıl hazırlık yapar?

27:05.840 --> 27:14.860
Milyonlarca yıldır yeryüzündeki milyonlarca çiçekli bitkinin bunların kendilerini affedemediklerini Yüce Rabbimizin ilhamıyla gerçekleştirdikleri çok açıktır.

27:35.840 --> 27:45.920
Günümüzde bulunmuş olan tohum fosillerine baktığımızda da evrimciler açısından durumun hiç de iç açıcı olmadığını görürüz.

27:46.740 --> 27:50.480
Çünkü tohum fosillerinde yaratılışın çok açık delilleri vardır.

27:50.860 --> 27:58.680
Günümüzden milyonlarca yıl önce oluşan tohum fosillerindeki tüm detaylar bugünkülerle tamamen aynı yapıya sahiptir.

27:58.680 --> 28:06.680
Bu da tohumların şimdiki özellikleriyle milyonlarca yıl önce de var olduklarının ve bugüne kadar hiç değişime uğramadıklarının,

28:07.560 --> 28:12.680
diğer bir ifadeyle evrim gibi hayali bir süreç geçirmediklerinin çok açık göstergesidir.

28:12.680 --> 28:30.360
Şimdi ekmekte olduğunuz tohumu gördünüz mü?

28:30.860 --> 28:34.300
Onu sizler mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren biz miyiz?

28:34.680 --> 28:38.640
Eğer dilemiş olsaydık gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık.

28:39.020 --> 28:40.960
Böylelikle şaşar kalırdınız.

28:42.680 --> 28:48.760
Çiçeklerde altın oran

28:48.760 --> 29:03.940
Çiçeklerin rengarenk güzellikleri dışında dikkati çeken bir diğer özel yapıda çekirdek ve yaprak kısımlarındaki sıralı ve spiral dizilimdir.

29:03.940 --> 29:13.320
Birçok farklı çiçek üzerinde ölçümler yapan botanikçiler, bitkilerde de doğadaki birçok canlıda ortaya çıkan altın oranla karşılaşmıştır.

29:14.180 --> 29:16.820
Önce altın oranın ne demek olduğuna bir bakalım.

29:16.820 --> 29:26.420
Orta çağın en etkili matematikçisi olarak bilinen Fibonacci'nin bulduğu sayı dizisi, kendi adı olan Fibonacci sayıları olarak anılır.

29:26.420 --> 29:33.980
Bu sayıların özelliği dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.

29:35.200 --> 29:40.400
Dizideki sayıları bir öncekine böldüğünüzde birbirine çok yakın sayılar elde edersiniz.

29:41.140 --> 29:45.600
Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir.

29:45.600 --> 29:51.500
İşte bu sayı altın oran olarak adlandırılan 1,618'dir.

29:53.120 --> 29:58.800
Bu oran Allah'ın bir mucizesi olarak doğadaki birçok canlıda gözlemlenebilir.

29:59.460 --> 30:02.720
Birçok çiçek türünün yaprağında ya da tohumunda olduğu gibi.

30:03.680 --> 30:10.460
Her iki tarafa spiral yönde giden taç yapraklı ay çiçeği ya da papatya gibi sık tohumlu bitkilerin yaprakları

30:10.460 --> 30:14.820
merkezin etrafında sağdan veya soldan dolanırken bir spiral çizerler.

30:15.600 --> 30:23.160
Eğer bunları tek tek sayacak olursanız bulunan sayıların altın orana dayalı Fibonacci dizisinin sayıları olduğunu görürsünüz.

30:25.720 --> 30:29.280
Çiçekli Bitkilerin Fosillerinde Evrim Çıkmazı

30:29.280 --> 30:39.380
Bitkilerin fosil tarihi ve yapısal özelliklerini incelediğimizde karşımıza evrim teorisinin öngörülerine hiç uymayan bir tablo çıkar.

30:39.380 --> 30:48.840
Neredeyse her biyoloji kitabında karşılaşacağınız sözde bitkilerin evrim ağacının tek bir dalını bile doğrulayan bir tek bitki fosili yoktur.

30:49.700 --> 30:54.840
Bitkiler, fosil kayıtlarında yaratılışı ispatlayan çok tatmin edici kanıtlara sahiptir.

30:54.840 --> 31:03.360
Bitkilerin evrimi iddiasını en açık biçimde reddeden fosil bulguları çiçekli bitkilere aittir.

31:03.360 --> 31:19.700
Çiçekli bitkiler ya da biyolojik tanımıyla angiospermler 43 ayrı familyaya bölünmüşlerdir ve bu 43 farklı familyanın her biri de arkalarında hiçbir ilkel ara formizi bulunmadan fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkarlar.

31:19.700 --> 31:30.000
Bu gerçek 19. yüzyılda da fark edilmiş ve hatta bu nedenle Darwin, angiospermlerin kökenini rahatsız edici bir sır olarak tanımlamıştır.

31:30.600 --> 31:38.000
Darwin'den bu yana yapılan tüm araştırmalarsa sadece bu sırrın rahatsız edicilik dozajını arttırmış bulunmaktadır.

31:42.960 --> 31:49.120
Evrimci kaynakları incelediğimizde bitkilerin evrimleşmesiyle ilgili hiçbir net bilgi veremediklerini görürüz.

31:49.700 --> 32:04.700
Bu konudaki hangi evrimci yayını incelesek karşımıza hep bir takım varsayımlar, bu varsayımlar üzerine kurulmuş hayali senaryolar, kesin bir karara bağlanmayan sonuçsuz sezler ve asılsız iddialar göz önünde bulundurularak yapılmış gerçekleşe çizimlerle karşılaşırız.

32:05.760 --> 32:14.360
Evrimci kaynaklar çiçekli bitkilerdeki muhteşem yaratılışın hiçbir aşamasını evrim bile açıklayamazlar ve bunu kendi yayınlarında sık sık ifade ederler.

32:14.360 --> 32:23.160
Daniel Axelrod, The Evolution of Flowering Plants in the Evolution Life adlı kitabında çiçeklerin bir takım kökeni konusunda şu yorum yapar.

32:23.160 --> 32:35.160
Angiosipernleri yani çiçekli bitkilere yol açan ilkel grup fosil kayıtlarında henüz tespit edilmemiştir ve yaşayan hiçbir angiosipern böyle bir bağlantıya işaret etmemektedir.

32:35.160 --> 32:45.540
Evrimcileri bu itilafları yapmaya iten, hiç kuşkusuz ki gelişen biliminde açıkça gözler önüne serdiği gerçeklerdir.

32:46.380 --> 32:56.160
Gerek canlılar üzerinde, gerekse evrendeki dengeler üzerinde yapılan tüm bilimsel incelemeler, evrendeki düzenin özel bir yaratılış sonucu ortaya çıktığını kanıtlamaktadır.

32:58.620 --> 33:04.860
Yeri, göğü ve arasındaki her şeyi yaratan, onlara bir düzen veren Yüce Rabbimizdir.

33:05.160 --> 33:08.200
Sonuç

33:08.200 --> 33:11.760
Bütün bunların bize gösterdiği tek bir sonuç vardır.

33:12.260 --> 33:21.160
Dünya üzerindeki canlılığın diğer detaylarında olduğu gibi, bitkilerin, çiçeklerin ve tohumların ortaya çıkışı konusunda da evrim teorisi büyük bir çıkmaz içindedir.

33:21.640 --> 33:26.940
Çünkü bitkilerin ortaya çıktıkları andan itibaren bütün mekanizmaları eksiksiz olarak mevcuttur.

33:26.940 --> 33:37.280
Evrimci literatürde kullanılan zamanla gelişim, tesadüflere bağlı değişimler, ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan adaptasyonlar gibi terimler hiçbir gerçekçiliğe karşılık gelmemektedir.

33:37.700 --> 33:39.160
Ve bilimsel anlamları da yoktur.

33:39.660 --> 33:42.900
Tüm canlılar gibi bitkiler de Allah tarafından yaratılmıştır.

33:42.900 --> 33:57.980
Evrim teorisi, yeryüzündeki canlı ve cansız varlıkların evrendeki kusursuz düzenini, bitkilerin, tohumların, birbirinden farklı güzellikteki ve desendeki rengarenk çiçeklerin tesadüfen ortaya çıktığını iddia eder.

33:57.980 --> 34:01.580
Tesadüfler asla simetri oluşturamaz.

34:02.320 --> 34:07.360
Muhteşem renk uyumunu meydana getiremez, altın oranı ise hiç yaratamazlar.

34:08.580 --> 34:16.140
Evrim, bitkilerle hayvanların ortak yaşamını kesinlikle açıklayamaz, bitkilerin insanlara sağladığı faydaları oluşturamaz.

34:16.140 --> 34:28.720
Çünkü bitkileri de, hayvanları da, insanları da yaratan ve bunların birbirlerine faydalı olacak şekilde müthiş bir uyum içinde yaşamasını sağlayan merhametli ve bağışlayıcı Rabbimizdir.

34:29.680 --> 34:37.200
Evrimciler işte bu güzelliklerin nasıl oluştuğunu, ahirette ne şekilde açıklayacaklarını şimdiden düşünmelidir.

34:37.200 --> 34:48.660
Evrenin her köşesinde, doğanın tamamında sergilenen ihtişamlı düzen ve mükemmel uyum, evrendeki her şeyin yaratıcısı olan Allah'a aittir.

34:57.660 --> 35:00.820
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır.

35:01.340 --> 35:02.380
Bunu görmektesiniz.

35:02.380 --> 35:09.640
Arzda da sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yaydı.

35:10.280 --> 35:11.840
Biz gökten su indirdik.

35:12.220 --> 35:15.560
Böylelikle orada her güzel olan çiften bir bitki bitirdik.

35:15.560 --> 35:45.260
 

35:45.560 --> 35:55.460
 

