WEBVTT

00:00.000 --> 00:04.980
Sapiens kitabı ve Yuval Nuh Harari'nin Evrimci Tarih Yanılgısı

00:04.980 --> 00:13.180
2012 yılında satışa sunulan ve ilk Türkçe baskısı 2015'te yapılan Sapiens kitabı,

00:13.480 --> 00:17.020
insan türünün kısa bir tarihini anlattığı iddiasıyla ortaya çıktı.

00:17.740 --> 00:21.900
Ateist altyapıya sahip pek çok bilimsel ve felsefi yayında olduğu gibi,

00:22.340 --> 00:26.340
bu kitap da sözde evrimsel süreçle insanın tarihini anlatmaya başlıyor.

00:26.340 --> 00:33.580
Kitabın adı olarak seçilen Sapiens kelimesi de insanın tarihsel, politik ve sosyal yönünü vurgulamak yerine,

00:34.100 --> 00:37.320
evrim iddialarını öne çıkarmak için bilinçli olarak seçilmiş.

00:38.460 --> 00:43.420
Kudüs İbrani Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Harari'nin yazdığı bu kitabın,

00:43.700 --> 00:45.660
bir tarih kitabı olmadığı çok açık.

00:45.980 --> 00:53.360
Kitapta insanın sözde evrimsel gelişimi ve devamında sosyal darvinizmin anlatıldığı bir ateist ideoloji propagandası hakim.

00:53.360 --> 01:03.460
Kitap akademik yönden insanlık tarihini anlattığı iddiasında ancak başından sonuna kadar kitabın her cümlesinde darvinist düşüncenin izleri görülüyor.

01:04.240 --> 01:09.940
Üstelik kitapta darvinizm, bilimsel kanıtlar sunulmadan bir ön kabul olarak okuyucuya sunuluyor.

01:10.440 --> 01:16.860
Bu ön kabul üzerine inşa edilen sözde insanlık tarihinin gelişimi adeta bir masal havasında canlandırılıyor.

01:16.860 --> 01:25.360
Bu sebeple kitap, tarih kitabı özelliği içermediği gibi, bilimsel tek bir kanıtı olmayan,

01:25.720 --> 01:30.920
sözde evrimci mantığa dayandığı için biyoloji açısından da bilimsel bir değer taşımıyor.

01:32.300 --> 01:37.440
Yazarın ateist düşünce yapısıyla yazdığı kitap, felsefe kitabı olmaktan öte değil.

01:37.440 --> 01:45.920
Kitabın tek olumlu yanı, darvinist düşünce topluma hakim olsa, dünyanın nasıl bir kargaşa içine düşeceği gerçeğine yer verilmesi.

01:46.660 --> 01:53.000
Darwinist düşüncenin bir sonucu olan vahşi kapitalizm, faşizm ve komünizmin yolaştığı bozuk sosyal yapının,

01:53.000 --> 01:59.400
mutsuzluk getireceği kitapta açıklanıyor açıklanmasına ancak bu soruna herhangi bir çözüm önerisi sunulmuyor.

01:59.400 --> 02:07.620
Kitap, tarihi bilgilerden çok evrimci felsefe üzerine bina edildiğinden,

02:08.000 --> 02:12.220
içinde geçen sözde evrimsel yorumlara cevap vermek son derece önemlidir.

02:13.220 --> 02:17.680
İnsanın evrimle değil, Allah'ın yaratmasıyla var olduğunun açıkça ortaya konması,

02:18.300 --> 02:20.580
kitabın tüm felsefesini çökertecektir.

02:21.120 --> 02:26.300
Dünyayı etkisi altına almış olan mutsuz ve çarpık düzenden kurtulmanın tek yolunun,

02:26.300 --> 02:32.620
Allah inancının dünyaya hakim kılınmasıyla mümkün olabileceği de bir kere daha hatırlatılmış olacaktır.

02:36.180 --> 02:41.120
Yuval Nuh Harari'nin Sapiens kitabındaki bazı iddialarına cevap

02:41.120 --> 02:41.680
1.

02:43.940 --> 02:47.560
6 milyon yıl önce yaşamış ortak ata iddiası

02:47.560 --> 02:56.260
Evrimci mantıkta insanın diğer hayvanlardan farklı olmadığı telkini yapılır,

02:56.300 --> 03:00.880
ve insanın hayvanlarla ortak bir ataya sahip olduğu masalı empoze edilir.

03:01.440 --> 03:06.040
Harari de bu iddiayı kitabının ilk sayfalarında masalsı bir üslupla vermiştir.

03:06.040 --> 03:12.900
Sevelim ya da sevilmeyelim, büyük maymunlar adı verilen gürültücü ve büyük bir grubun üyesiyiz.

03:13.480 --> 03:17.280
Yalnızca 6 milyon yıl önce tek bir dişi maymunun iki kızı oldu.

03:17.880 --> 03:22.920
Bunlardan biri tüm şempanzelerin atası olurken, diğeri de bizim büyükannemiz oldu.

03:22.920 --> 03:30.240
Hikaye tarzı bir anlatımda bilimsellikten son derece uzak şekilde ortaya atılan bu iddia,

03:30.660 --> 03:33.640
bir delil olmaksızın evrimci ön kabulle yazılmıştır.

03:34.460 --> 03:39.920
Öncelikle günümüze kadar Darwinistlerin bu iddiasını kanıtlayacak tek bir ara fosil daha bulunamamıştır.

03:41.200 --> 03:41.920
Bulunması da imkansızdır.

03:41.920 --> 03:47.920
Keza şu ana kadar elde edilen 700 milyondan fazla fosil hiç değişmemiş,

03:48.800 --> 03:51.380
dolayısıyla evrim geçirmemiş canlılara aittir.

03:52.940 --> 03:58.160
Ortak ata iddialarını kanıtlayacak bilimsel hiçbir delilleri olmayan evrimcilerin,

03:58.580 --> 04:06.400
bu batıl inançlarının kaynağı homoloji olarak isimlendirilen farklı canlı türlerinde bulunan benzer fiziksel özelliklerdir.

04:06.840 --> 04:11.080
Evrimcilere göre maymunların da bizim gibi ellere sahip olmalarının nedeni,

04:11.080 --> 04:13.760
sözde evrimsel akrabalarımız olmalarıdır.

04:14.680 --> 04:17.380
Evrimciler birbirine benzer gördükleri canlıları,

04:17.740 --> 04:22.380
birbirinin atası veya ortak bir atadan gelen akrabalar olarak göstermeye çalışırlar.

04:23.820 --> 04:29.220
Bilimsel delillerle desteklenmeyen bu iddia ancak batıl bir inanç olarak değerlendirilebilir.

04:30.280 --> 04:33.240
Farklı canlı türleri arasındaki yapısal benzerlikler,

04:33.240 --> 04:36.020
biyolojide homoloji olarak adlandırılır.

04:36.540 --> 04:40.660
Evrimcilerin homoloji konusundaki iddialarının ciddiye alınabilmesi için,

04:41.080 --> 04:45.820
benzer organların benzer DNA şifreleri tarafından kodlanmış olması gerekirdi.

04:46.500 --> 04:51.180
Oysa benzer organlar çoğunlukla çok farklı genetik kodlar tarafından belirlenir.

04:51.600 --> 04:56.880
Farklı canlıların DNA'larındaki benzer genetik kodlar da çok farklı organlara karşılık gelir.

04:56.880 --> 05:02.800
Bundan başka ortak hata iddiasının geçerli olabilmesi için,

05:03.260 --> 05:08.640
evrimin sözde mekanizması ortaklıktan çeşitlenmeye yani Divergent'a doğru gitmelidir.

05:09.160 --> 05:11.400
Halbuki evrimcilerin kendi yaptıkları,

05:11.780 --> 05:18.660
evrim ağacı senaryolarında bile aralarında akrabalık bağı kuramadıkları canlıların benzer özellikler gösterdiği görülmüştür.

05:18.660 --> 05:23.740
Bu da evrimin Divergent olması gerektiği mantığına tamamen terstir.

05:24.120 --> 05:26.300
Bütün teorileri çıkmaza giren evrimciler,

05:26.620 --> 05:30.700
bu noktada farklı bir hipotez hayali daha kurarak adına Convergent,

05:30.940 --> 05:33.960
yani çeşitlilikten ortaklığa evrim derler.

05:34.600 --> 05:37.840
İşte bu, evrimin mantığının iflas ettiği noktadır.

05:38.280 --> 05:42.420
Richard Dawkins, gözün 40 ayrı kez evrimleştiğini iddia eder ki,

05:42.840 --> 05:45.160
bunun mantıksızlığı herkesin malumudur.

05:45.160 --> 05:51.760
Bir organ tesadüflere dayalı olarak 40 kere evrimleşerek aynı noktaya ulaşamaz.

05:52.040 --> 05:55.140
Bu ancak bilinçli bir üst aklın yaratmasıyla mümkündür.

05:55.760 --> 06:00.580
Canlılardaki benzerliklerden yola çıkarak teorilerini kanıtlamaya çalışan evrimciler için,

06:01.040 --> 06:06.620
büyük sorunlardan biri de tamamen farklı gen yapısından aynı fiziksel özelliğin ortaya çıkmasıdır.

06:07.160 --> 06:09.460
Örneğin kamuflaj ustası birçok canlı.

06:09.460 --> 06:13.800
Üzerinde yaşadığı ortamın yapısına mükemmel derecede uyum gösterir.

06:13.800 --> 06:18.680
Burada gördüğümüz böcek türlerinin hiçbirinin genetik dizilimleri,

06:19.040 --> 06:22.880
üzerinde bulunduğu bitkinin genetik dizilimleriyle benzerlik göstermez.

06:23.280 --> 06:28.420
Farklı gen yapısından böylesine birebir aynılıkta fiziksel özelliklerin ortaya çıkabilmesi,

06:28.900 --> 06:30.740
elbette ki hayranlık uyandırıcıdır.

06:31.640 --> 06:36.040
Hem bitkinin hem de böceğin gen yapısına hakim üstün bir yaratıcı olmadan,

06:36.040 --> 06:40.300
böyle bir sanatsal harikanın ortaya çıkması mümkün değildir.

06:40.920 --> 06:43.700
Kamuflaj özelliği gösteren bu canlılar,

06:44.040 --> 06:49.000
homoloji temelli, orta kata iddiasında olan evrimcilerin hipotezlerini de çürütür.

06:49.000 --> 06:53.340
Homolojiye dayalı bir evrim mantığı kurmak,

06:53.560 --> 06:58.480
ancak teknolojinin yetersiz olduğu ve genetik bilginin varlığının hiç bilinmediği,

06:58.940 --> 07:02.920
Lamarck ya da Darwin zamanlarında ortaya atılabilecek bir hipotezdir.

07:03.780 --> 07:08.100
DNA, RNA ve proteinin yapılarının ince ayrıntılarının bilindiği,

07:08.560 --> 07:13.200
canlı varlıkların gelişiminin çok hassas dengelerle ilerlediğinin ortaya koyduğu,

07:13.200 --> 07:17.500
günümüz yüksek bilim seviyesinde böyle bir iddianın sürdürülmesi,

07:17.500 --> 07:22.480
ancak eski evrim inançlarının inatla devam ettirilmesi şeklinde yorumlanabilir.

07:22.480 --> 07:46.320
Yuvarlı Harari'nin Sapiens kitabındaki bazı iddialara cevap

07:46.320 --> 07:54.820
100 bin yıl önce 6 farklı insan türü yaşadığı iddiası

07:54.820 --> 08:04.800
Klasik Darwinist düşüncenin sözde evrimleştirici olarak ortaya attığı mekanizmalardan biri,

08:05.500 --> 08:06.320
bildiğimiz gibi doğa seleksiyondur.

08:08.040 --> 08:11.460
Doğa seleksiyonun işleyebilmesi de toplumda çeşitlik olmasını gerektirir.

08:11.460 --> 08:16.400
Toplum yapısının çeşitli olmadığı bir ortamda doğa seleksiyonun güçlü olanın

08:16.400 --> 08:19.040
ayakta kalması iddiasının işlemeyeceği düşündüğü için

08:19.040 --> 08:23.300
evrimcilerin hep bir çeşitlik ve genetik farklılık üretme çabaları vardır.

08:24.980 --> 08:29.460
Bu çabaların yürütüldüğü ortam da genelde spekülasyona açık

08:29.460 --> 08:35.180
ve yalanlanmasının da zor olduğunu düşündükleri geçmişe ait fosil bulgularında kendine yer bulur.

08:36.460 --> 08:41.380
İnsanın tarihte ortaya çıkışı konusu da spekülasyon yapılan konulardan biridir.

08:41.460 --> 08:46.280
Evrimin ortaya atılmasından günümüze kadar geçen sürede

08:46.280 --> 08:52.540
insana ve maymun türlerine ait fosil kayıtları üzerinde birçok gerçeği yansıtmayan spekülasyon

08:52.540 --> 09:00.460
hatta sahtekarlıklar yapılarak sözde insansı, ara form veya yeni insan türü iddiaları ortaya atılmıştır.

09:00.460 --> 09:27.080
Harari de kitabın başlangıcında 100 bin yıl önce 6 farklı insan türünün aynı anda yaşadığını

09:27.080 --> 09:34.080
ve homo sapiensin diğerlerine üstün gelerek dünya üzerinde tek insan türü olarak kaldığını iddia etmiştir.

09:35.900 --> 09:42.080
Harari de kitabın başlangıcında 100 bin yıl önce 6 farklı insan türünün aynı anda yaşadığını

09:42.080 --> 09:49.080
ve homo sapiensin diğerlerine üstün gelerek dünya üzerinde tek insan türü olarak kaldığını iddia etmiştir.

09:49.080 --> 09:54.740
Farklı türler olduğu iddia edilen insanlar

09:54.740 --> 10:02.980
homo neandertal, homo erectus, homo soleensis, homo floresiensis, homo denisova ve homo sapiens

10:02.980 --> 10:05.100
ve farklı insan ırklarıdır.

10:05.100 --> 10:12.300
Nasıl ki günümüzde Eskimo'lar, Çinliler, Türkler gibi farklı insan ırkları varsa

10:12.300 --> 10:15.720
aynı şekilde o dönemde de farklı ırklar olmuştur.

10:16.980 --> 10:19.800
O dönemdeki insan ırklarının özellikleri de şundandır.

10:25.440 --> 10:32.420
Avrupa ve Asya'da M.Ö. 200 bin ile 30 bin yıllarında yaşamış iri ve güçlü bir insanları kıdır.

10:32.420 --> 10:37.740
İlk fosilleri bulunduğunda dik yürüyemeyen ara bir tür olarak yansıtılmasına rağmen

10:37.740 --> 10:40.780
bu iddianın yanlış olduğu sonradan kanıtlanmıştır.

10:43.620 --> 10:46.860
Ara tür olduğu, insanın atası olduğu iddiaları tutmayınca

10:46.860 --> 10:49.640
bu sefer de Harari'nin de iddia ettiği gibi

10:49.640 --> 10:51.840
Sapiens de aynı zamanda yaşamış ama

10:51.840 --> 10:55.880
Sapiens tarafından ortadan kaldırılmış bir tür olduğu iddiaları ortaya atıldı.

10:57.280 --> 11:02.160
Sırf anatomik farklılıkların, canlının başka bir tür olduğunu kanıtlamaya yetmeyeceğinin

11:02.160 --> 11:03.800
bilincinde olan evrimci çevreler

11:03.800 --> 11:08.520
son uydurdukları sözde bilimsel delillerine genetik çalışmaları da eklediler.

11:10.040 --> 11:14.220
Sözde modern insan, %1 ila 4 neandertal geni taşıyordu.

11:14.880 --> 11:17.380
Yani ortadan kaldırılmış değil, karışmışlardı.

11:17.380 --> 11:20.660
Halbuki bu iddia tam anlamıyla mantıksızdır.

11:21.660 --> 11:27.540
İnsan eli bir maymunun %95-98 benzer genetik yapıya sahip olduğu iddia edilirken

11:27.540 --> 11:31.920
Neandertal ile sadece %1-4 gen benzerliği olduğunu,

11:32.380 --> 11:37.380
başka bir deyişle %96 farklılık olduğunu iddia etmek de başka bir akıl tutulmasıdır.

11:38.940 --> 11:42.380
Sapiens de Neandertal de aynı türün farklı etkilerini oluşturmaktadırlar.

11:42.380 --> 11:48.520
Sözde bilimsel dergi ve laboratuvarlarda farklı tür oluşturma girişimleri,

11:49.100 --> 11:52.440
evrimci iddiaları kanıtlama yönündeki nafile çalışmalardır.

11:57.380 --> 11:58.380
Homo soliensis

11:58.380 --> 12:07.380
Yüz bölgesi eksik, 12 kafatasından meydana gelen Kenya'da bulunmuş fosil kalıntılarıdır.

12:07.380 --> 12:12.840
Soliensis kafataslarının ne olduğuna erimciler bir türlü karar verememişler

12:12.840 --> 12:19.220
ve sonuçta kafatasları kaplan, Neandertal adamı ve en sonunda modern insan olarak tanımlanmıştır.

12:20.760 --> 12:26.520
Sola kafataslarına verilen isimler de erimcilerin nasıl bir durumda olduklarını göstermesi bakımından manilerdir.

12:27.480 --> 12:29.380
Bu kafatasları şu isimlerle isimlendirilmişlerdir.

12:29.380 --> 12:45.380
Bu da insanın hayali evrimi senaryosunu inceleyen antropolojinin güvenilirlikten ne kadar uzak olduğuna dair açık bir işaret oluşturmaktadır.

12:45.380 --> 12:48.400
Homo erectus ve de en son olarak Homo sapiens.

12:49.580 --> 12:58.560
Bu da insanın hayali evrimi senaryosunu inceleyen antropolojinin güvenilirlikten ne kadar uzak olduğuna dair açık bir işaret oluşturmaktadır.

12:58.560 --> 13:04.420
Homo floresiensis

13:04.420 --> 13:18.440
Endonezya'nın Flores adasında bulunan 18 bin yaşında 8 ila 12 insana ait kalıntılardan oluşan fosillerden bir tanesi olan Homo floresiensis ise

13:18.440 --> 13:22.820
1 metre boya ve 380 cc beyin hacmine sahipti.

13:22.820 --> 13:29.300
Çene ve bilek anatomisinde normal Homo sapiensis'ten farklı özellikler ortaya koyuyordu.

13:30.760 --> 13:39.760
Evrimciler bunları maymusun özellikleri olarak çarpıtmış ve kanıtıları insanın sözde evriminde Homo sapiensis'ten ayrı bir tür olarak tanımlamışlardı.

13:39.760 --> 13:53.880
Oysa daha sonra yapılan çalışmalarda bu bireyin kretinizm denen tiroid hormonu eksikliği ile oluşan ve fiziksel ve zihinsel gelişimi önemli olçuda etkileyen bir hastalığa sahip olduğu bulunmuştur.

13:54.700 --> 14:00.300
Yani Homo floresiensis ayrı bir tür değil hastalığı olan bir insandı.

14:02.300 --> 14:03.140
Denisova

14:03.140 --> 14:11.900
Bu fosiller arasında en son ortaya atılanıdır.

14:12.660 --> 14:15.240
Aslında ortada bir fosilin varlığından da söz edilemez.

14:15.960 --> 14:20.980
Bundan sadece yarım santimetrelik bir parmak kemiği parçası ve iki dişten ibarettir.

14:22.100 --> 14:28.240
Evrimciler bu küçük fosil parçacıklarından insanlık tarihini ve gen transferini yeniden yazmaya kalkmışlardır.

14:28.240 --> 14:35.060
Denisova'da yine Neandertal gibi sözde genetik çalışmalarla desteklenmeye çalışılmıştır.

14:36.140 --> 14:41.120
Halbuki bu durumda da farklı bir insan türünün varlığını destekleyecek hiçbir kanıt yoktur.

14:42.480 --> 14:47.940
Görüldüğü gibi Harari'nin altı farklı tür iddiası bilimsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

14:47.940 --> 14:58.180
Bu insan fosillerinin bir kısmı hastalıklı, bir kısmı sahte türetilmiş fosillerden, bir kısmı da fiziksel farklılıklar gösteren bireylerden oluşmaktadır.

14:58.760 --> 15:08.440
Günümüzde insan ırkları nasıl fiziksel olarak birbirinden farklı özellikler sergiliyorlarsa, bundan 100 bin yıl önce de fiziksel olarak farklılıklar göstermişlerdir.

15:09.720 --> 15:14.060
Bu, onların farklı fenotipe sahip bireyler olduklarının delilidir.

15:14.060 --> 15:21.580
İnsan, ilk yaratıldığı andan günümüze kadar geçen zamanda hep tek bir tür olarak var olmuştur.

15:28.840 --> 15:33.340
Yuval Nuh Harari'nin Sapiens kitabındaki bazı iddialara cevap

15:33.340 --> 15:40.000
3. Büyük Bey'in Yüksek Zeka Yanılgısı

15:40.000 --> 15:52.900
Evrimcilerin farklı türleri birbirinin atası gibi gösterme çabalarında dayandıkları temel noktalardan biri beyin hacmidir.

15:53.760 --> 15:59.560
İddiaya göre zamanla beyin hacmi büyüdükçe zeka artmış ve günümüz insanın da en üst noktaya ulaşmıştır.

16:00.520 --> 16:08.240
Evrimcilere bu kadar serbest bir şekilde gerçek dışı senaryo yazma imkanı veren etken ise, özellikle de fosil alanında bu konudaki delillerin azlığıdır.

16:08.240 --> 16:10.420
Beyin yumuşak bir dokudur.

16:10.640 --> 16:14.060
Yumuşak dokular bazı özel şartlar dışında daha zor fosilleşirler.

16:14.860 --> 16:17.820
Bu yüzden insan beyninin yapısına dair hiçbir fosil kaydı yoktur.

16:18.660 --> 16:21.840
Harari de bu temelsiz iddiayı dayanak noktalarından biri yapmıştır.

16:22.540 --> 16:25.080
Harari'nin kitabındaki hikaye-vari anlatımlar şöyledir.

16:25.080 --> 16:32.460
En erken erkek ve kadının 2,5 milyon yıl önce beyinleri yaklaşık 600 cm küptü.

16:32.880 --> 16:37.300
Modern sapiensin ortalama beyni ise 1200-1400 cm küptür.

16:38.120 --> 16:40.080
Neandertal beyni ise daha büyüktü.

16:40.080 --> 16:48.560
Oysa 600 cm küp beynine sahip ilk insan olarak ortaya atılan Homo habilis, Australopithecus ismi verilen maymun sınıfına dahildir.

16:49.580 --> 16:54.540
Aynı Australopithecus gibi uzun kollu, kısa bacaklı ve maymunsu bir iskelet yapısına sahiptir.

16:55.540 --> 16:57.440
El ve ayak parmakları tırmanmaya uyumludur.

16:58.000 --> 17:05.380
Kısacası bazı evrimciler tarafından ayrı bir tür olarak gösterilen Homo habilis, gerçekte tüm diğer Australopithecus'lar gibi bir maymun türüdür.

17:05.380 --> 17:13.160
Neandertal beyninin 1600 cm küp olduğu düşünüldüğünde, günümüz insanından daha geri bir tür olarak gösterilmeye çalışılması,

17:13.720 --> 17:15.860
beyin hacmiye dayalı bu iddianın da çökmesi anlamına gelir.

17:16.980 --> 17:19.880
Halbuki neandertaller sadece geri bir insan ırkıdır.

17:20.640 --> 17:26.440
Bugün yaşayan ortalama kadın beyni 1200 cm küp, erkek beyni ise 1400 cm küp hacme sahiptir.

17:27.100 --> 17:34.640
İnsan beyin boyutlarının arasında farklılıklar olması, büyüme faktörleri ve hormonal farklılıklara bağlı fenotip değişiklikleriyle oluşur.

17:35.380 --> 17:43.080
Yapılan çalışmalarda erkek ve kadın beyin hacimleri arasındaki değişkenliklere rağmen IQ ve fonksiyon açısından hiçbir fark tespit edilememiştir.

17:44.520 --> 17:49.680
Bunun yanında aynı beyin hacmine sahip insanların IQ seviyeleri arasındaki büyük farklar da ortadadır.

17:50.720 --> 17:57.420
Bu bilgiler ışığında evrimcilerin sırf beyin hacmine bakarak sınıflama ve sıralama yapma çabalarının temelsiz olduğu ortadadır.

17:57.420 --> 18:10.080
İnsan, aklı ve şuuru olan, görüntüyü görüp algılayan, bunlar üzerine düşünüp yorum yapan, konuşan, muhakeme ve yargıya sahip olan diğer canlılardan tamamen farklı bir varlıktır.

18:10.080 --> 18:21.040
Bir arı veya karınca kolonisindeki düzeni bu canlıların küçük beyinlerini atfetmek nasıl olanaksızsa insandaki bu özellikleri de beynin yapısıyla açıklamak olanaksızdır.

18:21.460 --> 18:26.160
İnsanla diğer canlılar arasındaki en önemli fark insanın bilinç sahibi olmasıdır.

18:26.760 --> 18:31.620
Diğer canlılar Allah'ın kendilerine verdiği ilham ölçüsünde şuursuz hareket ederler.

18:31.620 --> 18:40.940
Darwinistler maymunların bazı davranışlarını insanlara benzeterek büyük bir heyecanla kapılırlar ve maymunların insanların evrimsel akrabaları olduğuna kanaat getirirler.

18:42.120 --> 18:51.340
Günümüzde gerek maymun gerekse insan beyni üzerinde yapılan çalışmalarda yapısal anatomi olarak bakıldığında bu sayılan özellikleri açıklayabilecek derecede bir fark gösterilememiştir.

18:51.340 --> 19:01.740
O halde insanı diğer canlılardan ayıran akıl, şuur, muhakeme ve bilinç gibi özelliklerini sırf anatomik ve fizyolojik özellikleriyle açıklayabilmek mümkün değildir.

19:02.760 --> 19:06.820
İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliği ruh sahibi bir varlık olmasıdır.

19:07.460 --> 19:10.360
O ruh ise tüm varlıkları yaratan Yüce Allah'a aittir.

19:14.940 --> 19:19.800
Yuval Nuh Harari'nin Sapiens kitabındaki bazı iddialara cevap 4

19:19.800 --> 19:26.040
Geçmişte insanın pek az şey ürettiği iddiası doğru değildir.

19:30.520 --> 19:35.600
Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da geçmiştesilerin çok az şey ürettiği yönündedir.

19:36.440 --> 19:44.940
Bunu iddiadaki asıl amaç insanlığın gerek zeka, gerekse kültürel olarak basitten karmaşağa giden bir süreç yaşadığı iddialarını kanıtlamaya çalışmaktır.

19:44.940 --> 19:52.880
Darwinistler ilk insanların hayvanlara yakın düşünme yetisi ve becerisine sahip, sözde ilkel bir beyinlerinin olduğunu,

19:53.480 --> 19:57.540
beyin gelişimiyle birlikte de insanların daha çok şey üretebildiğini savunurlar.

19:57.540 --> 20:07.720
Buna delil olaraksa sadece taş devri olarak tanımlanan, hayali dönemde çakmak taşından birkaç sopa ve bıçak taşında hiçbir aletin bulunmamasını örnek gösterirler.

20:08.180 --> 20:14.140
Halbuki bu tarz bir delil, geçmiş yaşamın nasıl olduğuna dair güvenilir bir bilgi vermekten uzaktır.

20:15.800 --> 20:22.160
Günümüzden 300-500 yıl öncesine ait pek çok eşyanın bile doğal süreçler altında bozulmaya uğradığı herkesin malumudur.

20:23.020 --> 20:29.700
Geçmişe ait eşyaların bozuluma uğramaması için özel şartlar altında korumaya alınması bile bazen yetersiz kalmaktadır.

20:30.400 --> 20:33.460
Doğal koşullar altında bozulmanın hızlanacağı açıktır.

20:34.220 --> 20:39.460
Metal eşyaların 1500 yıldan daha fazla süre bozulmadan kalmasının pek mümkün olmadığı bilinmektedir.

20:39.940 --> 20:44.260
Taşlar bile zaman içinde ufalanarak aşınıp özelliklerini yitirmektedirler.

20:44.940 --> 20:49.160
3000-4000 yıllık piramitlerin yapısı ciddi şekilde aşılmış durumdadır.

20:49.800 --> 20:54.160
Bu durumda evrimcilerin iddialarına delil olarak sunduğu iyi korunmuş ortamlardan kalma,

20:55.100 --> 21:00.840
birkaç parça taş eşyanın 100.000 hatta 10.000 yıl öncesi yaşam şartlarını yansıtmayacağı çok açıktır.

21:01.740 --> 21:07.160
Dolayısıyla tarihte sözde ilkel insanların yaşadığı bir taş devri olduğu iddiası bir aldatmacadır.

21:07.160 --> 21:14.820
Tarihin hiçbir döneminde ilkel insan var olmamış, sadece taştan aletlerin yapıldığı ilkel bir dönem yaşanmamıştır.

21:15.420 --> 21:18.600
İnsanlık tarihinin her dönemi büyük medeniyetler barındırır.

21:18.920 --> 21:24.260
Öyle ki eski çağ medeniyetlerinin kimi keşiflerini şu an bile gerçekleştirmekten uzamaz.

21:24.260 --> 21:27.980
İnsanın fiziksel yapısı ilk insandan itibaren hep aynıdır.

21:29.040 --> 21:33.160
Akıl ve şuur seviyesi günümüzde ne ise ilk insanda da benzer kapasitededir.

21:33.960 --> 21:39.400
İlkelden gelişmişe doğru bir toplum yapısı sergilenmemiş, günümüzdeki gibi dalgalanmalar göstermiştir.

21:40.200 --> 21:46.260
Tarihin değişik zamanlarında pek çok ileri seviyede medeniyetler kurulmuş ve bunlar da bir müddet sonra yok olmuştur.

21:46.260 --> 21:55.340
Bu yok oluşlar sırasında o zamana kadar oluşan bilgi birikimi de kaybolmuş, kültürler ve bilimsel gelişimler tekrar tekrar yaşanmak durumunda kalınmıştır.

21:56.260 --> 22:05.040
Bugün nasıl uzay çağını yaşayan toplumlarla bilimden, teknolojik imkanlardan uzak, basit yaşam tarzına sahip topluluklar aynı dünyada yer alıyorsa,

22:05.700 --> 22:10.060
geçmiş devirlerde de bilimsel ve teknolojik açılan üst düzey kültürler yaşamıştır.

22:10.060 --> 22:17.660
Yuval Nuh Harari'nin Sapiens kitabındaki bazı iddialara cevap 5

22:17.660 --> 22:24.480
Dik yürüme özelliğinin zamanla kazanıldığı aldatmacası

22:24.480 --> 22:37.060
Harari'nin Sapiens isimli kitabındaki masalsı anlatımlardan biri de şöyledir.

22:37.060 --> 22:44.240
Ayaktayken av hayvanlarına ve düşmana karşı savanı taramak daha kolaydır ve hareket etmek için gerekmeyen kollar,

22:44.520 --> 22:47.400
taş atmak ve işaret etmek gibi işler için kullanılabilir.

22:48.260 --> 22:53.360
Ellerimiz daha fazla şey yapabildikçe ellerin sahipleri de daha başarılı hale geldiler.

22:53.720 --> 23:00.180
Dolayısıyla evrimsel baskı avuçlarda ve parmaklarda daha yoğun bir sinir ağı ve kasların gelişmesini sağladı.

23:00.180 --> 23:07.260
Bu masalsı anlatım tarzı, Lamak zamanında genetik bilginin varlığının bilinmediği çağlardan kalmadır.

23:07.880 --> 23:09.860
Halbuki bugün çok iyi biliyoruz ki,

23:10.400 --> 23:16.780
genlerde yer alan bilgilerin fiziksel yapımızı etkilemesiyle yapabildiğimiz şeylerin kapasitesi belirlenir.

23:17.560 --> 23:21.360
Ancak bunun tersi, yani yaptığımız hareket ve davranışların

23:21.360 --> 23:26.000
genlerimizi etkilemesi gibi bir mekanizma asla söz konusu değildir.

23:26.000 --> 23:34.180
Gen varlığının bilinmediği bir dönemde spor yapan, ağırlık kaldıran, insanları izleyen bir gözlemci

23:34.180 --> 23:38.900
sadece ağırlık kaldırdıkça kas ve kemik yapısının güçlendiğini görerek

23:38.900 --> 23:41.940
böyle bir yanlış çıkarımda bulunmuş olabilir.

23:42.740 --> 23:48.600
Aslında o devirde bile sporcuların çocuklarının spor yapmazlarsa,

23:48.820 --> 23:55.000
yani eğer spor yapmazlarsa, kas ve kemiklerinin ebeveynlerine benzemediğini gözlemlemiş olsa

23:55.000 --> 23:58.020
böyle bir iddia ortaya atılmayacaktı.

23:59.420 --> 24:03.980
1996 yılında insanın iki ayaklı yürüyüşü konusunda araştırmaları yapan

24:03.980 --> 24:08.900
İngiliz mühendis Robin Crumpton, yaptığı bilgisayar simülasyonları sonucunda

24:08.900 --> 24:15.380
maymun yürüyüşü ve insan yürüyüşü arasında bir hareket şeklinin mümkün olmadığını ortaya koymuştur.

24:15.920 --> 24:18.160
Crumpton'un çalışması göstermiştir ki,

24:18.160 --> 24:22.320
bir canlı ya iki ayağı üzerinde dik olarak yürüyebilir

24:22.320 --> 24:26.620
ya da dört ayağını kullanarak ve öne eğik olarak hareket edebilir.

24:29.180 --> 24:33.800
Bu ikisinin arasında kalan bir yürüyüş modeli son derece verimsizdir.

24:33.800 --> 24:40.380
Dahası, fosil kayıtları hiçbir zaman hiçbir canlının insan ve maymun yürüyüşü arası

24:40.380 --> 24:43.940
bir hareket şekline sahip olmadığını göstermektedir.

24:44.320 --> 24:47.140
Fosil kayıtları üzerinde yapılan detaylı incelemeler,

24:47.720 --> 24:52.140
Australopithecus ve Homo habilis sınıflarına dahil edilmiş olan canlıların

24:52.140 --> 24:55.260
maymunlar gibi dört ayaklı ve eğik yürüdüklerini,

24:55.820 --> 25:00.560
Homo erectus ve Neandertal adamı gibi insan ırklarının aynı bizim gibi

25:00.560 --> 25:02.720
dik yürüdüklerini ispatlamaktadır.

25:02.720 --> 25:05.840
Yani iki ayaklı dik yürüyüş modeli,

25:05.940 --> 25:11.180
dünya üzerinde ilk olarak insanlarla birlikte ve aniden ortaya çıkmıştır.

25:16.720 --> 25:20.720
Kitapta evrim teorisini desteklemek amaçlı yapılan anlatımların sonrasında

25:21.280 --> 25:25.760
ateist düşünce yapısı üzerine bina edilen felsefeye genişçe yer verilmiştir.

25:27.080 --> 25:31.800
Dünyamızın geçmişte, şu an içinde sürüklendiği ve ileride sürüklenebileceği

25:31.800 --> 25:36.180
dinden uzak yaşam tarzının oluşturduğu çarpık sistemlerin analizi yapılmıştır.

25:36.180 --> 25:42.420
Dikkat çekici olan kitabın yazarının bunları anlatırken gerek açık gerekse gizli verilen tehlikeli

25:42.420 --> 25:48.000
Darwinist mesajların bu hatalı düzeni daha da derinleştirici etkisi olacağını görmüş olmasıdır.

25:48.000 --> 25:54.240
Biyoloji bilimine göre insanlar, haşa yaratılmamış evrimleşmiştir.

25:54.240 --> 25:57.100
Ve evrim kesinlikle eşitlikçi değildir.

25:57.420 --> 26:00.500
Eşitlik fikri yaratılış inancıyla iç içe geçmiştir.

26:00.880 --> 26:05.680
Eğer Hristiyanların Tanrı, yaratılış ve ruhlar hakkındaki mitlerine inanmıyorsak,

26:06.140 --> 26:09.340
tüm insanların eşit olması ne anlama gelmektedir?

26:09.340 --> 26:11.700
Biyolojide hak diye bir şey yoktur.

26:12.140 --> 26:15.080
Sadece organlar, beceriler ve özellikler vardır.

26:15.600 --> 26:16.540
Peki ya özgürlük?

26:16.920 --> 26:18.400
Biyolojide özgürlük yoktur.

26:18.400 --> 26:25.840
Tıpkı eşitlik, haklar gibi özgürlükler de insanların ancak hayal güçlerinde icat ettiği ve yaşattığı bir kavramdır.

26:26.220 --> 26:30.300
Biyolojik bakış açısıyla bakıldığında insanların demokrasilerde özgürlük,

26:30.480 --> 26:35.120
diktatörlüklerde özgürlüklerinden mahrum yaşadıklarını söylemenin hiçbir anlamı yoktur.

26:35.120 --> 26:45.840
Şu birkaç satırı okumak bile Darwinist düşünce yapısına sahip dünyanın ne kadar vahşi bir hal alabileceğini anlamak açısından çok önemli.

26:46.460 --> 26:54.740
Evrimci düşünceyle şekillenmiş, Allah'a inanmayan bir toplumda insanların ne kadar sınır tanımaz hale gelebilecekleri ortada.

26:55.480 --> 27:03.580
Din ahlakı yıkıldığı anda din özünde yer alan dayanışma, fedakarlık, merhamet, yoksulların ve zayıfların korunması,

27:03.580 --> 27:17.540
tüm insanların eşit sayılması, sevgi gibi erdemler yerini zulüm, baskı, işkence, bencillik, sevgisizlik, köleleştirme, öldürme gibi tehlikeli ve acımasız bir hayat tarzına terk edecektir.

27:18.240 --> 27:29.360
Hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar anlamını yitirecek, güçlünün zayıfı, zenginin fakire ezdiği gibi ortam çok kısa sürede yaşanılmaz hale gelecektir.

27:29.360 --> 27:39.860
Evrimci düşünce bu hayat tarzını teorinin temelinde mücadele olduğu için sözde doğal seleksiyonun bir parçası olarak niteler ve bir gereklilik olarak görür.

27:40.560 --> 27:49.000
Böylece kendilerince güçlü, sağlıklı, akıllı nesillerin sözde evrimin ilerlemesine katkıda bulunacağı iddia edilir.

27:49.000 --> 27:55.800
Bu acımasız düşüncenin örneklerini Darwinist fikrin dünyaya hakim olduğu 20. yüzyılda çokça yaşadık.

27:56.460 --> 28:03.280
Hitler, Stalin, Pol Pot gibi diktatörlerin zalimliğini, milyonlarca insanı nasıl soykırma uğrattıklarını,

28:03.980 --> 28:09.760
Hitler'in kendince aşağı ırk olarak gördüğü insanları nasıl gaz odalarında öldürttüğünü,

28:09.760 --> 28:19.900
birçok batılı ülkesinde yüz binlerce insanın sadece hasta, sakat veya yaşlı olduğu için nasıl zorla kısırlaştırıldığını

28:19.900 --> 28:24.200
veya ölüme terk edildiğini 20. yüzyılda tüm dünya izlemiştir.

28:24.200 --> 28:31.840
Acımasız rekabet nedeniyle dünyanın her yanında insanların ezildiklerini ve sömürüldüklerini,

28:32.700 --> 28:39.420
ırkçılığın kimi devletlerin ideolojisi haline geldiğini ve bazı ırkların insan bile sayılmadığını,

28:40.100 --> 28:45.760
komünist ile kapitalist, sağ ile sol arasında çatışmalar, sıcak ve soğuk savaşlar yaşandığını,

28:46.620 --> 28:52.920
aynı ülke halklarının hatta kardeşlerin bile birbirlerine düşman hale geldiğini herkes bilmektedir.

28:54.200 --> 29:02.020
Evrimci düşünce yapısına sahip ateist bir kimse de aslında dine ait ahlak kurallarının yaşandığı bir dünyanın

29:02.020 --> 29:04.700
çok daha iyi bir hayat olacağının farkındadır.

29:05.400 --> 29:08.900
Ancak bu kişilere gelin din ahlakına uygun yaşayalım demek,

29:09.460 --> 29:14.280
onların ideolojilerini birden bile değiştirmeyecek, istedilen sonuç anlamayacaktır.

29:15.040 --> 29:22.180
İşte bu noktada insanların inançlarının temelinde yer alan sözde evrim teorisinin geçersizliğinin çok iyi anlatılması,

29:22.180 --> 29:29.000
Harari'nin kitabında anlattığı düşünce yapısını ve diğer ateist sistemleri temelinden sarsacak ve çökertecektir.

29:30.440 --> 29:36.000
Evrimin geçersiz olduğunun ve evrime dayalı bir hayatın geçersizliğinin bilimsel delillerle kanıtlanması,

29:37.300 --> 29:42.940
insanı evrenin ancak bilinçli bir güç tarafından yaratılabileceği sonucuna ulaştıracaktır.

29:42.940 --> 29:52.760
Allah inancının topluma hakim olması da sevginin, kalitenin, özgürlüğün, demokrasinin, saygının ve her türlü güzelliğin temeli olan

29:52.760 --> 29:56.860
din ahlakını hakim kılacak, dünya cennet gibi olacaktır.

