WEBVTT

00:00.000 --> 00:29.980
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

00:30.000 --> 00:59.980
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

01:00.000 --> 01:01.060
O da böcekler.

01:01.440 --> 01:07.460
Sayıları bu canlıların o kadar fazla ki yeryüzünün en kalabalık nüfusunu oluşturuyorlar.

01:08.200 --> 01:12.740
Öyle ki dünyadaki hayvanların %90'ını sadece %90'ını böcekler oluşturur.

01:13.300 --> 01:16.320
Kendilerine özgü farklı vücut yapısına sahiptirler.

01:16.680 --> 01:22.220
Böceklerin tür sayısının en az 2 milyon olduğu bu da tespit edilen sayı söyleniyor.

01:22.860 --> 01:31.340
Zaten dünyadaki yaşayan diğer canlıların tamamının toplamının sayısı da yani türlerin toplam sayısı da bunun birazcık üzerinde.

01:31.340 --> 01:49.340
Bu türlerin içinde sadece 370 bin adedi tanımlanabilmiştir.

01:49.340 --> 01:53.680
Ayrıca 15 bin kadar fosil böcek türü bulunmuştur.

01:54.340 --> 02:02.100
Bugün bilinen hayvan türlerinin 4'te 3'ünü böcekler oluşturmaktadır ve tahmini sayıları 1 trilyondan fazla,

02:02.680 --> 02:07.340
toplam ağırlıkları ise 2.7 milyar ton olarak belirlenmektedir.

02:07.340 --> 02:11.740
Bu rakam 45 milyar insanın toplam ağırlığına eşittir.

02:12.180 --> 02:17.580
Yani yaşayan her insan başına 170 milyondan fazla böcek düşmektedir.

02:19.860 --> 02:29.380
Dağlardan deniz kıyılarına kadar, ağaç dallarından toprağın alt katmanlarına kadar her yerde böcekleri görebiliriz.

02:37.340 --> 02:49.420
Böcekler genelde karada yaşar.

02:51.180 --> 02:57.520
Ancak kutuplardan okyanuslara kadar hemen her ekosistemde yaşayan türleri vardır.

02:58.740 --> 03:03.140
Peki nasıl oluyor da bu kadar fazla ortamda yaşayabiliyorlar?

03:03.140 --> 03:07.600
Onları bu kadar dayanıklı yapan özellikleri neler?

03:08.080 --> 03:09.420
Şimdi onları inceleyelim.

03:21.420 --> 03:26.440
Böcekler, trilobitlerin de dahil olduğu eklem bacaklılar filmuna aittir.

03:26.980 --> 03:32.200
Böceklerin genel yapısına baktığımızda içlerinde bir iskeletin olmadığını görürüz.

03:32.200 --> 03:37.460
Ancak dışlarında integument adı verilen kalınlaşmış, sert bir derisi vardır.

03:38.300 --> 03:44.360
Böceklerin vücudunu kaplayan bu dış derinin, bu sağlam derinin çok çeşitli ve değişken görevleri vardır.

03:45.020 --> 03:48.660
Sert bölümleri çapraz bağlanan ve sertleşebilen proteinler içerir.

03:49.200 --> 03:51.840
Eklem bölgeleri ise esnek proteinler içerir.

03:51.840 --> 04:09.300
Aslında dış deri dediğimiz yapı, böceğin bu en sağlam dış derisi.

04:09.620 --> 04:12.860
Yani böceklerdeki bu yapıya aslında cuticula adı verilir.

04:12.860 --> 04:14.840
Cuticula hücrelerden oluşmaz.

04:15.100 --> 04:20.000
Daha çok tırnaklarımızın da yapısında bulunan buna benzer bir salgıdan oluşur.

04:20.180 --> 04:23.860
O da tırnaklar gibi hemen altında bulunan hücreler tarafından salgılanır.

04:24.740 --> 04:30.860
Ancak yapısı ve oluşumu çok daha karmaşık olan cuticulayı oluşturan temel maddenin adı ise kitindir.

04:30.860 --> 04:39.680
Kitin önemli polisakgaritlerden birisidir.

04:40.080 --> 04:44.040
Uzun kitin zincirleri böceklerin dış derilerindeki sağlamlığı oluşturur.

04:44.440 --> 04:53.020
Sıcak soğuk gibi havasal dış dünyadaki hava ekolojik koşullardaki yalıtımı da sağlayarak böceğin sağlamlığına sağlamlık katar.

04:53.600 --> 04:55.600
Kimyasal formülü glikoza çok benzer.

04:56.020 --> 04:59.180
Bitkilerde bulunan selloz gibi kitin de bir şeker türüdür.

04:59.180 --> 05:03.800
Kitin için aslında glikozun şeker gibi bir türevidir diyebiliriz.

05:04.100 --> 05:05.940
Tabi şeker gibi zayıf değildir.

05:06.740 --> 05:09.140
Kitin çok ama çok dayanıklı bir maddedir.

05:09.700 --> 05:15.000
Kitin elastik ve sağlam bir madde olduğunda cerrahi de dahi ip olarak kullanılabilir.

05:15.680 --> 05:21.600
Yaralar iyileşirken kitin zamanla ayrılarak yaradan uzaklaşır ve yaranın iyileşmesine sebep olur.

05:21.600 --> 05:31.820
Şimdi böceklerdeki bu integument adını verdiğimiz dış deri ile ilgili sayılacağımız Profesör Miktat Doğanlar'ın görüşlerine yer veriyoruz.

05:31.820 --> 05:40.120
Şimdi o dış kabuğu üstü mum.

05:40.880 --> 05:42.380
Mumsu bir tabaka.

05:43.220 --> 05:48.700
Mumsu tabakanın altında böyle kitin dediğimiz bir bölge var.

05:49.440 --> 05:52.920
Kitinin de üst kısmı yine sert.

05:52.920 --> 05:54.480
Yani bir bölümü.

05:55.020 --> 05:59.920
Onun altında da öyle daha yumuşak bir doku oluşur.

05:59.920 --> 06:17.360
Malatya'daki kaysıların korumasına yol açan kapnodis cinsi böceklere görüyorsunuz.

06:17.420 --> 06:19.700
Bunların çok sağlam bir kitin tabakası var.

06:20.080 --> 06:20.820
Oldukça kalın.

06:21.560 --> 06:25.320
Eğer toprağın üzerindeyken basarsanız hiçbir şekilde zarar görmüyor.

06:25.320 --> 06:30.320
Ancak sert bir zemin üzerindeyken üzerindeki basınçtan etkilenebiliyor.

06:31.300 --> 06:33.940
O zaman zarar görebiliyor.

06:34.520 --> 06:40.820
Sağlamlık konusunda çarpıcı bir örnekle Kuzey Amerika'da yaşayan bir tür olan demir kaplı böcek.

06:41.220 --> 06:42.740
Kabuğu o kadar kalın ki bu böceğin.

06:43.780 --> 06:46.960
Ne kadar ağır bir yük olursa olsun bu böceğe hiçbir şey olmuyor.

06:46.960 --> 06:51.960
Hatta denemelerde üzerinden bir araba geçse dahi demir kaplı.

06:52.340 --> 06:55.200
Bu böceğe hiçbir şekilde yine zarar verilemiyor.

06:55.760 --> 06:58.500
Adının demir kaplı olmasının sebebi bu olsa gerek.

06:59.220 --> 07:08.740
Var olan tüm eklem bacakları içinde en sert dış deriye sahip olan bu böcekler için böcek dünyasının tanklarıdır diyebiliriz.

07:08.880 --> 07:15.200
Hatta böcek koleksiyonerleri için iğneyle tutturamadıkları tek böcek de denebilir.

07:15.360 --> 07:19.080
Kabukları sadece elektrikli el aletleriyle denilebiliyor.

07:19.080 --> 07:25.620
Allah'ın böcekler dünyasında yarattığı bu mükemmel zırh küçük dünyada bize gösterilen büyük bir harikadır.

07:25.840 --> 07:29.740
Çünkü bir şeyi ne kadar küçültülseniz teknolojisi de o kadar artar.

07:29.740 --> 07:38.380
Peki bir böcek bebeklikten erişkinliğe doğru büyüdükçe bu kadar kuvvetli ve sert olan kitin tabakası nasıl gelişmektedir?

07:38.380 --> 07:44.820
Bu bölümde yine Profesör Doktor Miktat Doğanların görüşlerine yer veriyoruz.

07:44.820 --> 07:52.460
Böcek yumurtadan çıktıktan sonra böyle birden büyümez.

07:53.280 --> 07:54.180
Biraz beslenir.

07:54.980 --> 08:02.080
Beslenince o kitinin müsaade ettiği kadar biraz büyür.

08:02.820 --> 08:06.600
Büyüyünce artık büyüme şansı yok.

08:07.320 --> 08:11.140
O derisini değiştirip yeni deri yapması gerekir.

08:11.140 --> 08:15.000
Ondan sonra işte oradan bir hormon salgılar.

08:15.640 --> 08:25.220
O salgıyı salgılayınca o en kitinin o derinin en altındaki yumuşak kitin tabakası salgıladığı salgıyla erir.

08:26.200 --> 08:34.000
Eriyince o şeyle üst tarafla vücudun alt tarafı arasında bir boşluk meydana gelir.

08:34.540 --> 08:39.780
O boşluk oluşunca yeniden o kitin tabakası yeniden oluşur.

08:39.780 --> 08:41.880
Ama bu defa daha büyük oluşur.

08:42.880 --> 08:49.080
Ondan sonra işte o yukarı ile ilk deri ile bağlantısını keser.

08:49.540 --> 08:50.540
O deriden çıkar.

08:51.100 --> 08:52.460
Deri değiştirme diyoruz ona.

08:53.140 --> 08:55.600
Ondan sonra tekrar bir daha beslenir.

08:56.160 --> 08:57.820
O işte beslenir.

08:57.880 --> 08:58.220
Büyür.

08:58.480 --> 08:59.620
Bir şeyler daha yer.

09:00.320 --> 09:06.040
O kitin tabakasının, o derinin müsaade ettiği kadar yine yer, beslenir.

09:06.040 --> 09:16.300
O bu defa der ki, oh da şey demezsin ve yine bir hormon salgıla, deri değiştirme hormonu salgılar.

09:16.900 --> 09:19.760
Onu salgıladıktan sonra yine alttaki tabaka erir.

09:20.200 --> 09:25.680
Bu defa o deriyi de aynı şekilde atar ve bu arada yeni deriyi de yapar.

09:25.880 --> 09:27.140
O deri biraz daha büyük.

09:27.140 --> 09:37.900
İşte bu şekilde böceklerin türlerine has, her tür kendine has şekilde büyüyüp olgunlaşacağı kadar deri değiştirir.

09:37.900 --> 09:53.240
Allah'ın böceklerin DNA'sında şifrelediği kitinas enzimleri tüm böcekler için hayat kurtarıcıdır.

09:53.560 --> 09:57.900
Bu proteinler ile dış derilerinin çözülmesi sağlanarak yeniden şekillendirebilirler.

09:59.140 --> 10:05.900
Eğer bu enzimler olmasaydı, sert kitin tabakası içerisinde hapsolan bir böceğin gelişmesi ve yaşaması mümkün olmayacaktı.

10:05.900 --> 10:11.080
Düşünsenize, böceğin gözdesi büyümek isteyecek ama kabuğu onu sıkıştıracak.

10:11.500 --> 10:15.700
O halde hiçbir böceğin ergenliğe ulaştığını dahi göremezdik.

10:16.340 --> 10:21.220
Demek ki Allah her canlıyı tek bir anda ve mükemmel mekanizmalarıyla yaratmıştır.

10:21.860 --> 10:30.380
Sağlam kitin tabakasının yapılması için gereken enzimleri ve onu çözebilen kitinat enzimlerinin tamamını Allah bir anda yarattığını bizlere göstermektedir.

10:30.380 --> 10:36.260
Evrimcilerin iddia ettiği gibi kademe kademe zaman içerisinde bir gelişim mümkün değildir.

10:36.260 --> 10:50.320
Konu sağlamlık olduğunda örümcek ağından bahsetmemek olmaz.

10:50.780 --> 10:53.400
Eminim sağlamlığı konusunda pek çok şey duymuşsunuzdur.

10:53.840 --> 10:58.880
Örümcek ağa aynı kalınlıktaki bir çelikten daha esnek ve çok daha sağlamdır.

10:58.880 --> 11:10.860
Hatta bilim adamları yakın zamanda bulunan cherostris cinsi bir örümcek ipliğinin bugüne kadar bir canlı tarafından üretilen en sert madde olduğunu belirtmişlerdir.

11:11.900 --> 11:14.820
Bu örümceğin ipeği bugüne kadar görülenlerin en sağlamıdır.

11:14.820 --> 11:20.980
Kurşun geçirmez yeleklerin yapıldığı kevlar isimli maddeden 10 kat, çelikten 25 kat daha sağlamdır.

11:21.420 --> 11:24.560
Diğer metallerden de tabi ki çok daha sağlamdır.

11:28.880 --> 11:41.060
Fakat benim burada bahsetmek istediğim örümcek ağlarının farklı bir özelliği.

11:41.780 --> 11:51.000
Acaba neden diğer böcekler örümcek ağlarını fark edememekteler ve ağa temas ettiklerinde adeta yapışıp kalırlar?

11:52.120 --> 11:55.380
Oxford Üniversitesi araştırmacıları bu yönde araştırmalar yapıyorlar.

11:55.380 --> 12:01.880
Ve tespitlerine göre örümcek ağının bazı bölümlerinde yapışkan spiral bağlantılar olduğunu tespit ediyorlar.

12:02.340 --> 12:05.380
Bu bölümler hem esneklik hem de kurbanın yapışmasında fonksiyonel.

12:06.380 --> 12:13.560
Fakat esas şaşırtıcı nokta ise birkaç milimetrelik bu alanlar dünyanın manyetik alanı değiştirebiliyor.

12:14.240 --> 12:18.960
O bölgede manyetik alanın değişmesiyle elektrostatik yük oluşuyor.

12:19.320 --> 12:23.840
Ve bu da antenli böcekler tarafından sinyal olarak algılanıyor.

12:23.840 --> 12:27.180
Aslında böcekler ağı algılayabilir.

12:27.760 --> 12:34.500
Fakat yaklaştıkları zaman ağı oluşturan ipeğin bir anda kendilerine doğru çekilerek yapışmasına engel olamazlar.

12:34.960 --> 12:38.920
Yani ağ bir mıknatıs gibi yaklaşan böceklere hızla yapışır.

12:39.460 --> 12:42.240
Bunun sebebi de örümcek ağının mucizevi yapısıdır.

12:42.240 --> 12:49.440
Allah örümceğin DNA'sında ağ yapmak için gerekli proteinlerin bilgisini harf harf yaratmıştır.

12:50.160 --> 13:04.240
Bu proteinlerin oldukça kompleks biçimde kullanılmasıyla inşa edilen ağın en enteresan özelliği de çevresindeki manyetik alanın değişikliğe uğratabilmesi ve ağ oluşturan mikrofibrillerin bir elektrostatik yük oluşturabilmesidir.

13:05.620 --> 13:08.360
Normalde örümcek ağı eksi yüklüdür ya da ötürüdür.

13:08.360 --> 13:11.440
Böceklerin vücutları ise çoğunlukla artı yüklüdür.

13:11.820 --> 13:18.360
Dolayısıyla yakın uçan bir böceğin vücudunda eksi yüklü olan bir ağ mıknatıs gibi hemen yapışmaktadır.

13:20.040 --> 13:26.080
Pozitif yüklü ölü bir arı örümcek ağına henüz düşmeden ağı kendisine doğru çekiyor.

13:38.360 --> 13:52.400
Konuyu ayrıntılarıyla incelediğimizde gerçek bir mucizeye tanık oluruz.

13:52.540 --> 13:56.000
Şimdi bakın, örümcek ağı tek bir iplikçikten oluşmaz.

13:56.420 --> 13:59.360
İç içe sarmal şekilde birçok iplikçikten yapılmıştır.

14:00.760 --> 14:07.200
Ağın yapısında az önce söylediğim gibi özel proteinler, ipek ve yapışkan spiral bölümler vardır.

14:07.200 --> 14:11.980
Birleşiminde proteinler olduğu için insanlar tarafından taklit edilememiştir.

14:12.540 --> 14:22.380
Tüm maddeler bir araya geldiğinde total elektriksel yükün eksi olabilmesini hesap etmek bir böcek açısından tek kelimeyle muhteşemdir.

14:23.560 --> 14:31.200
Öte taraftan sinek, arı gibi uçan böcekler havada kanat çırpışlarında birkaç yüz volt elektrik yükü oluşturabilirler.

14:31.200 --> 14:38.840
Çünkü kanat çırpışları hava molekülleri ile sürtünmelerine sebep olur ve böcek artı elektrik yükte hale gelir.

14:39.560 --> 14:50.120
İşte örümcek ağının eksi olması burada önemli hale gelir ve böceğin ağa yaklaşması halinde daha temas etmeden ağ böceğe yapışabilmektedir.

14:50.120 --> 15:02.120
Aslında ağdaki spiraller dünyanın manyetik alanında değişiklikler yaparak ağın yükünü değiştirebilirler ve her artı ve eksi yükte cismi kendisine çekebilme özelliğini kazandırırlar.

15:03.240 --> 15:10.200
Bu yüzden bazen çeşitli polen ve bitki parçalarının da ağda durduğunu, oraya yapıştığını görürüz.

15:11.340 --> 15:17.540
Küçücük bir örümceğin bizim yeni keşfettiğimiz bu mikroelektriksel bilgilere sahip olması mümkün değildir.

15:17.540 --> 15:21.860
Her atomun bir artı veya eksi olmak üzere elektrik yükü vardır.

15:22.500 --> 15:33.600
Ağ oluşturan atomlar kendi aralarında birleşirken total yükün eksi olmasını hesap edebilmek, öngörebilmek yani bu bilgiye sahip olabilmek örümceğin sahip olacağı bir özellik değildir.

15:34.080 --> 15:44.960
Üstüne üstlük havada uçan böceklerin hava molekülleri ile kanatları arasında sürtünme sonucu artı yükte hale gireceklerini bilmesi bir örümceğin mümkün değildir.

15:44.960 --> 15:48.420
Ağın yükünü ona göre ayarlayabilmesi ise hiç mümkün değildir.

15:49.100 --> 15:58.680
Düşünsenize örümceğin ağı eğer böcekler gibi artı yükte olsaydı o zaman uçarak gelen böcekleri iterek onların ağa yapışmasına engel olurdu.

15:58.880 --> 16:00.060
Tam aksi bir durum olurdu yani.

16:00.740 --> 16:04.060
Bu sistemdeki tüm detaylar bizi yalnızca Allah'a götürür.

16:04.240 --> 16:09.780
Sadece bir bölümü bile harika olan örümcek ağında Allah çok fazla detay ve sanat yaratmıştır.

16:09.780 --> 16:24.680
Çeşitli proteinlerden oluşan ağın günümüzde taklit edilememesi bizlere hem proteinlerin hem de bilginin doğada kendiliğinden var olamayacağını ancak Allah'ın dilemesi ve yaratmasıyla var olabileceğini göstermektedir.

16:24.680 --> 16:44.580
Öceklerin gözleri çok özeldir.

16:44.580 --> 16:53.300
Kimisinde birkaç tane kimisinde de örneğin Yusufçuk'ta 30 bine kadar küçük gözlerden oluştuğu test edilmiştir.

16:53.960 --> 17:00.160
Petek göz yapısı denilen bu göz tipinde her bir peteye verilen ismin adı omatidium'dur.

17:00.160 --> 17:08.140
Bir omatidium 5 ila 50 mikron yani milimetrenin binde 5 ila 50'si arası büyüktüğe sahiptir.

17:08.920 --> 17:16.340
Her bölümün kendisine ait lensi ve ışığın düştüğü yerde 6 ila 9 adet görme hücresi vardır.

17:17.080 --> 17:20.600
Her omatidium'dan 7 piksellik bir görüntü alınır.

17:21.360 --> 17:25.320
Böceklerde petek göz yapısı Allah'ın sanatını bizlere gösterir.

17:25.320 --> 17:30.480
Her petek yani omatidium altıgen şeklindedir ve altın orana sahiptir.

17:30.940 --> 17:39.580
Yakından bakıldığında oldukça estetiktir ve Allah'ın yaratışındaki çeşitlilik ve güzelliği bu örneklerde açıkça bizlere gösterir.

17:44.860 --> 17:53.100
Özellikle böceklerin hemen hemen hepsinin gözü Compound Ais dediğimiz birleşik göz.

17:53.100 --> 18:01.560
Göz bizim gözümüz gibi oynayan bir göz değil ama yani böyle mozaik şeklinde görüntüyü alınırlar.

18:02.000 --> 18:03.100
Gözü mesela şöyle düşünün.

18:04.420 --> 18:07.740
Gözün şu üst kısmında mercek vardır.

18:08.640 --> 18:15.540
O merceğin altında da o merceğin bağlantısının yanlarında sinirler vardır.

18:15.540 --> 18:18.260
O sinirler aşağıya doğru gider.

18:18.900 --> 18:26.680
Aşağıya doğru gittikten sonra o beyne işte aldıkları algıyı beyne verirler.

18:27.340 --> 18:34.760
Ondan sonra bu merceğin gördüğü şey alan orada beyin tarafından tesis edilir.

18:34.760 --> 18:40.240
Oradan alıyor, şu şurayı görüyor, bu burayı görüyor.

18:40.680 --> 18:44.120
Birleştirince obje çıkıyor.

18:44.860 --> 18:46.360
Ama böyle mozaik şeklinde.

18:47.120 --> 18:48.540
Yani bütün olarak görmüyor.

18:49.100 --> 18:56.300
İşte o gözlerin o matidium dediğimiz o mercek sayıları her böcekte ayrı ayrı.

18:56.840 --> 18:58.960
Değişik değişik şekilleri var.

18:58.960 --> 19:05.060
İşte üst tarafta büyük olanlar olur, alt tarafta küçükler olur veya bunun tersi olur.

19:05.680 --> 19:10.100
Yani böyle yuvarlak yuvarlak, daha çok altıgen gibi olurlar.

19:10.740 --> 19:18.960
O şekilde bir sürü küçük küçük gözlerin birleşmesiyle bizim tanımladığımız birleşik söz ortaya çıkar.

19:18.960 --> 19:33.360
Arı gözleri üzerinde yapılan çalışmalarda her bir gözde yaklaşık 7000 adet lens olduğu ve her bir petek gözün altında 8 tane fotoreseptör olduğu görülmüştür.

19:34.160 --> 19:36.960
Arı gözlerinin çok çeşitli özellikleri ortaya çıkarılmış.

19:37.260 --> 19:44.340
Bunların arasında insanların göremediği ultraviolet ışınlarını görme kabiliyetinin olduğu tespit edilmiştir.

19:44.740 --> 19:48.860
Birçok bitkinin taş yapraklarında ultraviolet şekiller vardır.

19:49.340 --> 19:50.820
Arılar bu şekilleri görür.

19:51.360 --> 20:00.740
Çiçekler üzerinde boyanmış bir harita gibi bu desenleri çiçeğin nektar deposuna ulaşmak için görsel birer rehber olarak kullanırlar.

20:03.300 --> 20:08.560
Arı bir çiçeğe baktığında orada nektar olup olmadığını rahatlıkla bu sayede anlar.

20:08.960 --> 20:15.200
Fazla vakit ve enerji harcamadan sadece dolu çiçeklere yönelerek uçuşunu tamamlar ve yuvaya dönebilir.

20:15.860 --> 20:23.920
Birleşik göz yapısı yani Compound Eyes denilen sistem mozaik bir resim oluşturarak çok geniş bir alanı denetleyebilir.

20:24.520 --> 20:25.320
Şöyle düşünülebilir.

20:25.460 --> 20:28.400
Mesela bir iş yerinde 50 tane güvenlik kamerası olsun.

20:28.700 --> 20:35.080
Her bir güvenlik kamerası çok kaliteli bir resim sunmaz ama hareketliliği algılayabilmek için yeterlidir.

20:35.080 --> 20:47.080
Böceklerdeki petek gözlerin her birisi çok geniş bir görme açısında resmi parçalara bölerek o bölgedeki hareketliliğin algılanmasında çok ciddi bir rol oynarlar.

20:47.080 --> 20:53.980
Burada az önce 30 bin merzeye sahip olarak bahsettiğim Yusufçuk böceğine görüyorsunuz.

20:54.380 --> 20:56.460
Bu gözlerle ilgili Charles Darwin diyor ki

20:56.460 --> 21:23.380
Burada evrimcilerin hemen hiç o konuşmadıkları bir konu ortaya çıkar.

21:23.380 --> 21:26.620
O da hayvanlardaki bilgi ve becerinin kaynağıdır.

21:27.040 --> 21:36.380
Örneğin siz bir hayvana böceklerdeki gözü nakledebilirseniz o kadar mercekten gelen görüntüyü görme ve analize etme becerisine sahip olamayacaktır.

21:37.100 --> 21:47.380
Fakat böcekler 400 milyon yıldır var oldukları andan beri sahip oldukları uzvun nasıl kullanılacağının bilgisine de Allah'ın ilhamı ile sahip olmuşlardır.

21:47.380 --> 22:01.680
Bilmeyen bir insana kamerayı verseniz kullanamaz.

22:02.200 --> 22:06.820
Öncelikle kullanabilmesi için kamera kullanımını öğrenmesi gerekir.

22:07.940 --> 22:09.780
Uçağı verseniz uçuramaz.

22:10.900 --> 22:13.240
Öncelikle pilotluk eğitimi almak gerekir.

22:13.240 --> 22:25.240
Fakat bir Yusufçuk binlerce kamerayı doğar doğamaz aynı anda kullanabilir ve kanatlarında kullanarak çok güzel bir şekilde uçabilir.

22:25.240 --> 22:39.500
Öncelikle şunu söylemek istiyorum.

22:40.180 --> 22:43.800
Bilinen aerodemik kurallara göre böcekler uçamaz.

22:44.560 --> 22:50.760
Oxford Üniversitesi'nde 4 bilim insanının yaptığı araştırmalara göre bu sonuç ortaya çıkmıştır.

22:50.760 --> 22:56.360
Nasıl uçtukları konusunda ciddi araştırmalar halen devam ediyor.

22:56.980 --> 23:03.760
Çeşitli bulgular var ama Allah'ın onların uçması için yarattığı fizik yasalarını henüz keşfedemeyiz.

23:03.760 --> 23:10.760
Yani bizim keşfettiğimiz fiziksel aerodinamik yasalara göre böceklerin nasıl uçtuğunu açıklayamıyoruz.

23:10.760 --> 23:23.020
Dünyada ağırlıkları 20 mikrogram yani gramın binde biri, binde yirmisi ile 3 gram arasında değişen uçucu böcekler bulunur.

23:23.020 --> 23:25.620
Uçmak için kanatları vardır.

23:26.620 --> 23:36.380
Ama arı ya da sinek gibi pek çok türde kanat vücut oranlarına baktığımızda, yani kanat vücut oranına baktığımızda, uzunluklarına düşündüğümüzden küçük olduğunu görürüz.

23:36.760 --> 23:39.380
Olması gerekenden veya düşündüğümüzden küçük olduğunu görürüz.

23:39.500 --> 23:42.620
Fakat bu durum onlar için bir sorun değildir.

23:43.080 --> 23:49.280
Aksine küçüklüğü ve kolay katlanmasından dolayı kullanım avantajları da olabilmektedir.

23:49.280 --> 24:03.460
Uçucu böceklerin vücut yapıları çeşit çeşittir.

24:04.260 --> 24:12.540
Gövde büyüdükçe kanatlarının da büyüdüğü ama bir saniyedeki kanat çırpma sayısının azaldığını görürüz.

24:13.600 --> 24:17.240
Boyut küçüldükçe de kanat çırpma sayısının arttığını görürüz.

24:17.580 --> 24:18.900
Örneğin arılar.

24:19.280 --> 24:21.540
Veya sinekler.

24:22.140 --> 24:25.520
Bir saniyede 200 ila 400 defa kanat çırpabiliyor.

24:26.600 --> 24:30.280
Tatarcık gibi küçük böcekler ise bu sayı bine kadar çıkabilmektedir.

24:30.280 --> 24:31.080
Çıkabilmektedir.

24:31.080 --> 24:47.960
Böcek kendi vücudunu kaldırıp gayet rahat bir şekilde gideceği kadar çırpmaya haiz bir canlı.

24:47.960 --> 24:56.140
Sistem şu, her böceğin kendi kanadının kendine göre dizaynı var.

24:56.580 --> 24:58.900
Her böceğin kanadına göre de teşhis yapıyoruz.

24:59.700 --> 25:03.740
Mesela iki çift kanadı var.

25:03.740 --> 25:10.280
Kanatlarının bir tanesi öndeki arılarda, yani zar şeklindedir her ikisinde.

25:10.980 --> 25:14.200
Öndeki kanat büyüktür, arkadaki kanat küçüktür.

25:15.160 --> 25:20.940
Bazıları da o ikisi birbirine yapışır, geniş bir saha oluştursunlar diye.

25:20.940 --> 25:30.840
Ve tabi bu arı uçarken kanadının çırpmasının şeyini göremezsin.

25:31.220 --> 25:34.740
Zzzz der, o fırlar gider.

25:35.640 --> 25:39.180
Yani diğer taraftan, mesela çekirgeyi düşünün.

25:39.600 --> 25:43.120
Çekirgenin ön kanadı daha büyüktür.

25:44.120 --> 25:48.660
Daha doğrusu kalındır, derimsidir.

25:48.660 --> 25:50.280
Yani şey değil.

25:50.880 --> 25:54.840
Onun arkasındaki ikinci kanat uçma görevini görür.

25:55.420 --> 25:59.320
O dengede tutar birinci kanat, öbürü hareket ettirir.

25:59.320 --> 26:09.540
Ve o şekilde bir de özellikle kelebeklerde, kelebeklerin vücudu biraz daha incedir.

26:10.180 --> 26:13.720
Ama kanatları büyüktür, açılmıştır.

26:14.360 --> 26:15.540
Onlar pek çıkmazlar.

26:15.540 --> 26:27.540
Sadece o işte aynı kaldırma gücü fazla olduğu için birçok kelebek yükseleceği yere yükseldikten sonra planör gibi gider.

26:28.120 --> 26:35.160
Kanadını böyle tutar, havada yüzer, gideceği yere kadar gider.

26:35.160 --> 26:43.620
Mesela nereye gider, İngiltere'den kalkar, ta Kuzey Afrika'ya kadar yumurta boyacağı yeri orası.

26:44.300 --> 26:46.160
Rüzgarın orada keyifli keyifli uçarlar.

26:47.340 --> 26:50.040
Giderler orada, tamam derler yerimize geldik.

26:50.280 --> 26:53.360
Ondan sonra başlarlar yere inmeye.

26:54.040 --> 26:56.160
Kendilerini aşağıya indirirler, orada okunarlar.

26:56.160 --> 27:06.760
Böceklerin bu kadar hızlı kanat çırpabilmeleri çeşitli sorunları da beraberinde getirir.

27:07.120 --> 27:09.640
Yani uğraşmaları gereken işler biraz daha artar.

27:10.080 --> 27:16.500
Mesela normal bir sinir hücresi saniyede en fazla 200 defa sinyal gönderebilirken,

27:16.500 --> 27:22.500
Kanat kaslarının saniyede 200'den daha fazla kasılıp gevşemesi nasıl oluyor?

27:23.380 --> 27:29.540
Yani kaslar sinir sisteminden gelen elektrik sinyalleriyle kasılma emrini alıyorlar.

27:30.800 --> 27:38.020
Peki bu durumu anlamak için Allah'ın yaratma sanatının ne kadar detaylı olduğunu anlamamız gerekiyor.

27:38.680 --> 27:42.900
Allah bu canlarda özel bir sinir kas iletim mekanizması yaratmıştır.

27:42.900 --> 27:52.360
Şöyle ki, bir karasinekte sinirlerden gelen sinyaller ile kanat çırpma sayısı arasında birebir bir ilişki yoktur.

27:53.200 --> 28:02.180
Yani saniyede 200 kez kanat çırpan sineğin her 10 kanat çırpışı için sinirden sadece bir sinyal gelmesi yeterlidir.

28:02.760 --> 28:06.820
Yani bir sinyal geldiğinde kanat 10 kere çırpacak şekilde yaratılmıştır.

28:06.820 --> 28:16.820
Bununla birlikte uçma sistemi içerisinde dünyanın esneme kabiliyeti en iyi maddelerinden birisi olan resilin bulunmaktadır.

28:18.420 --> 28:23.020
Kanat hareketleri için gerekli itici güç kaslar tarafından sağlanır.

28:23.900 --> 28:28.080
Bu kaslarda kasılıp gevşeyerek kanadı hareket ettirir.

28:28.080 --> 28:42.820
Resilin denen madde ise kanatlara bağlı çok özel bir proteindir ve kanat yukarı doğru hareketlendiğinde adeta bir yay gibi esneyerek potansiyel enerji depolar.

28:43.860 --> 28:47.600
Yani hareketsiz sabit duran enerji.

28:48.300 --> 28:56.340
Bu potansiyel enerji tekrar tekrar kanat çırpma ihtiyacı olduğunda toplam enerjiye büyük katkı sağlar.

28:56.340 --> 29:11.340
Öyle ki yapılan deneyler kanat hareketleri için gerekli enerjinin %80'inin resilin tarafından sağlandığını, potansiyel enerjinin açığa çıkarak bu katkıyı yaptığını bize göstermektedir.

29:14.220 --> 29:17.620
Resilin harika bir proteindir.

29:18.960 --> 29:24.340
Sahip olduğu potansiyel enerjiyi %97 gibi çok büyük bir verimle kullanım olsunlar.

29:24.340 --> 29:30.180
Bunun yalnızca %3 gibi küçücük bir kısmı ısıya dönüşür.

29:30.400 --> 29:37.340
En önemlisi bir böceğin hayatı boyunca ona hizmet eder ve yüz milyonlarca defa kasılıp gevşeyilir.

29:38.700 --> 29:43.340
Dünyada hiçbir malzeme bu kadar uzun dayanıma sahip değildir.

29:44.300 --> 29:45.700
Yani bu kadar uzun bir ömrü yoktur.

29:45.700 --> 29:56.360
Sadece resilini oluşturan proteinlerin DNA'da yazılı olması dahi bize Allah'ın varlığını, onun ilminin ne kadar büyük olduğunu gösterir.

29:56.360 --> 30:09.360
Daha önce de söylediğim gibi, böceklerdeki uçuş aerodinamiği, yani havadaki uçma yasaları diyebiliriz,

30:10.460 --> 30:15.820
günümüzdeki keşfedilmiş aerodinamik yasaları ile, kuralları ile açıklanamıyor.

30:15.820 --> 30:20.840
Yani bildiğimiz kurallara bakarsak, böcekler uçamaz görünüyor.

30:21.100 --> 30:28.760
Fakat, buradaki bilinmeyenleri gidermek için araştırmacılar tarafından yapılmış çeşitli deneyler var.

30:29.800 --> 30:33.700
Bunların sonucunda keşfedilen bulguları şöyle açıklayabiliriz.

30:33.700 --> 30:44.920
Öncelikle, böcekler kanatlarını 8'e benzer bir yol çizerek çırparlar.

30:45.640 --> 30:51.720
Ve her ileri çırpıştan sonra, geri çırparken, kanadı çevirerek geri toplarlar.

30:51.720 --> 30:55.560
Yani direkt aşağı ve yukarı çırpmazlar.

30:56.160 --> 31:00.320
Böcek uçuş aerodinamiğinde 3 tane temel durum vardır.

31:00.940 --> 31:03.340
İlki, Leading Edge Vortex.

31:03.700 --> 31:10.160
Yani kanadın, havaya yaran, ön kenarında oluşan spiral hava akıntıları.

31:10.600 --> 31:12.600
Ki, bu en önemlisidir.

31:13.340 --> 31:24.800
İkincisi de, havada sabit kalma esnasındaki aerodinamik ve kanadın çırpılmasından sonra geriye kalan ve ikinci çırpışa etki eden kuvvettir.

31:25.580 --> 31:28.460
Leading Edge Vortex etkisi dediğimiz,

31:28.460 --> 31:35.660
Kanat ileri giderken, hemen kanadın ön kenarında oluşan spiral hava akıntısının oluşturduğu güçtür.

31:36.360 --> 31:41.780
Ve kanat ileri gidişini bitirmesini takiben aşağı doğru devam eder.

31:41.780 --> 31:46.320
Bu etki, böceğe oldukça avantajlı bir kaldırma kuvveti sunar.

31:46.640 --> 31:49.440
Uçmadaki en önemli güç, buradan gelmektedir.

31:49.780 --> 31:56.660
Yani böcek, kanadının ileriye doğru belli bir açı, belli bir hız ile savurmak zorundadır.

31:57.180 --> 32:01.240
Aksi halde uçması, bu küçük kanatlarıyla mümkün değil.

32:01.240 --> 32:18.700
Böceğin havada kalabilme ölçümleri için ciddi denklemler ve formüller yapılmıştır.

32:19.820 --> 32:22.960
Ben bunlardan size basit bir örneğini söylemek istiyorum.

32:22.960 --> 32:34.260
Mesela, böcek ileri gitmek istediğinde ayrı aerodinamik kuvvetler ve buna bağlı özel kanat hareketleri yapması gerekir.

32:35.420 --> 32:41.880
Havada sabit durabilmesi için daha farklı tarzda kanat hareketleri ve hesaplar yapması gerekir.

32:41.880 --> 32:50.240
Havada sabit duran bir böcek, ağırlığının iki katı kuvvet oluşturmak zorundadır yukarı doğru.

32:50.980 --> 32:54.660
Ve saniyede en az 110 kez kanat çırpması gerekir.

32:55.520 --> 33:01.660
Örneğin bir kelebek, saniyede kanadını yalnızca 10 defa çırpabilir.

33:02.520 --> 33:06.520
O yüzden kelebeklerin havada sabit kalması mümkün değildir.

33:11.880 --> 33:28.540
En eski böcek fosili kaç yaşındadır?

33:29.540 --> 33:36.420
Şu ana kadar bulunmuş en eski böcek fosilinin yaşı tam 400 milyon yıldır.

33:37.360 --> 33:39.440
Ve adı da Ringonat'tır.

33:39.440 --> 33:49.520
İskoçya'da kızıl kum taşında muhafaza olmuş bu fosil, kanatlı böceklerin tüm özelliklerini taşımaktadır.

33:50.720 --> 33:56.440
Yani Allah bizim daha anlayamadığımız böceklerdeki bu aerodinamik kanunlarını,

33:57.040 --> 34:04.140
böcekler aleminde bu en eski fosilden anlayacağımız üzere 400 milyon yıl öncesinde yaratmıştır.

34:04.140 --> 34:16.500
Bilim insanlarının bir milimetre büyüklüğünde bir böceğin saniyede bin defa kanadını çırpsa yine hava sürtünmesini aşmasının mümkün olamayacağını,

34:17.780 --> 34:22.080
bunun nasıl başardıklarını hala bilmediklerini ifade etmektedirler.

34:23.040 --> 34:31.420
Bu kadar küçük bir dünyada harikalar yaratmak yüce Allah'ın sonsuz ilmi ve sanatının bir göstergesidir.

34:31.420 --> 34:48.940
Hiçbir böcek, kendi yaptığı harika becerileri ve harika vücut sistemlerini düşünüp tasarlayabilecek bir akla ve bilgiye sahip değildir.

34:49.900 --> 34:55.520
İnsanlar bile böceklerdeki pek çok teknoloji halen günümüzde keşfedememiştir.

34:55.520 --> 34:58.320
Allah çok büyüktür, çok yücedir.

35:05.520 --> 35:09.680
Böcekler küçücük dünyalarında bize çok büyük harikalar gösterirler.

35:10.420 --> 35:14.000
Küçük boyutlarına rağmen böcekler oldukça hünerli ve akıllıdırlar.

35:14.000 --> 35:26.680
Mükemmel kamuflaj yeteneklerinden, yerçekimine, meydan okuyan zıplama kabiliyetlerine kadar Allah'ın yaratış sanatının eşsiz örneklerini bize böcekler gösterir.

35:27.200 --> 35:28.660
Mesela sinekler.

35:29.060 --> 35:31.660
Uçan sinekleri yakalamak neredeyse imkansızdır.

35:32.440 --> 35:35.500
Peki neden sinekleri yakalamak bu kadar zordur?

35:36.460 --> 35:39.300
Öncelikle sineklerin gözlerinden bahsetmiştik.

35:39.300 --> 35:43.340
Herhangi bir sineğin 360 derecelik bir görüş açısı vardır.

35:44.000 --> 35:50.540
Dolayısıyla uçan bir böceğe gizlice yaklaşmanız kesinlikle mümkün değildir.

35:51.080 --> 35:53.000
Ne yapsanız görüş açısına girersiniz.

35:54.120 --> 35:58.300
O sizin yaklaşacağınız her açıyı bu sayede görebilmektedir.

35:58.300 --> 36:10.980
Böcek bir tehlike gördüğünde ise kaçmaya başlamadan çok önce o minicik beyni potansiyel tehlikenin yerini hesaplar ve bir kaçış planı hazırlar.

36:11.860 --> 36:20.300
Bacaklarını bu kaçış planına göre yerleştirir ve bir sineğin tehlikeyi gördükten sonra kaçması sadece 100 milisaniyedir.

36:20.300 --> 36:32.000
Bilim adamları uçan böceklerin bu planı tehlikeyi gördükleri anda hazırlayıp bacaklarını o anda buna göre yerleştirdiklerini tespit etmiştir.

36:32.000 --> 36:41.280
Allah sineklerdeki mükemmel algı ve hareket sistemini ayetlerde örnek olarak vermiştir.

36:41.280 --> 36:43.400
Şeytandan Allah'a sığınırım.

36:44.100 --> 36:46.900
Ey insanlar! Size bir örnek verildi.

36:47.400 --> 36:48.760
Şimdi onu dinleyin.

36:49.240 --> 36:58.280
Sizin Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız, hepsi bunun için bir araya gelseler dahi gerçekten bir sinek bile yaratamazlar.

36:58.860 --> 37:04.060
Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa bunu da ondan geri alamazlar.

37:04.620 --> 37:07.060
İsteyen de güçsüz, istenen de.

37:11.280 --> 37:20.240
Ateş böceklerinin kendi ışığını nasıl ürettikleri hayvanlar alemi için hayranlık uyandıran bir gerçektir.

37:21.340 --> 37:24.280
Ve bunun üzerine bilim insanları çok araştırmalar yapmışlardır.

37:25.100 --> 37:31.000
Ateş böcekleri enerjiyi ısı olarak kaybetmeden en verimli kullanacak şekilde yaratılmışlardır.

37:31.380 --> 37:39.440
Evimizdeki herhangi bir ampul kullandığı elektrik enerjisinin sadece %10'unu ışık olarak harcar.

37:39.440 --> 37:43.880
Geri kalan %90'ı ise havaya ısı olarak gider.

37:44.620 --> 37:49.440
Ateş böcekleri ise kullandıkları enerjinin %100'ünü sadece ışık için harcarlar.

37:50.620 --> 37:58.240
Eğer evimizdeki elektrik ampulleri gibi enerjilerinin %90'ını ısı olarak harcasalardı sıcaktan yanarak ölürlerdi.

37:58.240 --> 38:17.240
Tabii onları eşsiz yapan bu ışığı kullanma kabiliyetinin ne şekilde olduğu fotosit isimli verilen reflektör hücre halkalarından oluşan ve oldukça kompleks bir sistemle ışıklarını kullandıklarıyla belirlenmiştir.

38:17.240 --> 38:26.260
Fotositlerin içinde luciferin isimli bir protein, luciferaz isimli bir enzim ve hücrenin enerjisi olan ATP bulunur.

38:26.840 --> 38:32.540
Bu uçlu oksijenle birleştiğinde fenerleri hiçbir ısı üretmeden ışık üretirler.

38:32.540 --> 38:52.700
Bilim insanları ışıklarını nasıl açıp kapattıklarını hala bilmiyorlar.

38:52.940 --> 38:57.340
Veya bu sinyallerin ne anlama geldiğini çözemiyorlar.

38:57.340 --> 39:02.220
Ancak bu ışıklarla iletişim kurabildiklerini biliyoruz.

39:03.000 --> 39:09.840
Kullandıkları ışık kodları bu kadar küçük bir böcek için oldukça komplike bir durum teşkil ediyor.

39:10.320 --> 39:15.280
Bu şüphesiz Allah'ın onlara ilham ettiği çok harika bir özellik.

39:26.560 --> 39:31.180
Bir diğer usta ve uzman böceğimiz ise bombardıman böceği.

39:31.180 --> 39:38.180
Bombardıman böceği sıcak bir kimyasal karışımını ateşleme gibi inanılmaz bir özelliğe sahiptir.

39:38.820 --> 39:44.780
Böcek tarafından fışkırtılan bu toksik çözelti 100 santigrat dereceye kadar çıkabilir.

39:45.560 --> 39:49.900
Daha da çarpıcı olan bombardıman böceğinin vücudunun girift yapısıdır.

39:49.900 --> 39:56.880
Hidrojen peroksit, hidrokinon isimli iki kimyasal düşmanlar için tehlikeli ve öldürücüdür.

39:57.160 --> 40:06.040
Eğer düzgün bir şekilde depolanmaz ve düzgün bir şekilde birleştirilmezse bombardıman böceğinin kendisi patlayabilir.

40:06.040 --> 40:14.240
Eğer mükemmel şekilde yaratılmış vücutları olmasaydı bombardıman böceği asla var olamazdı.

40:14.240 --> 40:18.520
Böceğin karnının ucunda iki tane beze var.

40:19.460 --> 40:23.500
Bu iki beze hidrojen peroksit ve hidrokinonu ayırıyor.

40:24.320 --> 40:34.660
Bombardıman böceği bir tehlike hissettiğinde bu kimyasallar tam doğru miktarda vücudun başka bir bölmesinden diğer toksik maddelerle karıştırılıyor.

40:34.660 --> 40:48.020
Sonuçta ise bombardıman böceğini tehdit eden canlıyı etkisiz hale getirebilecek sıcak toksik madde yüksek bir basınçla defalarca kez fışkırtılabiliyor.

40:48.020 --> 41:03.020
Böceğin kendisine zarar verebilecek bu toksik maddeleri kendi vücudunda nasıl zararsız bir şekilde barındırdığı

41:03.620 --> 41:13.840
ve gerekli olduğunda mükemmel bir şekilde karıştırarak düşmanlarını etkisiz hale getirebilmesi evrim teorisiyle hiçbir şekilde açıklanamaz.

41:13.840 --> 41:27.840
Eğer bu sistem aşama aşama oluşsaydı sistemin tek bir parçasındaki bir eksiklik hatta bir arıza bile olsa bu böceğin savunmasız kalarak ölmesi ya da kendi kendini havaya uçurması ile sonuçlanırdı.

41:37.940 --> 41:40.480
Ne kadar tedbir alırsak alalım.

41:40.480 --> 41:44.660
Yazın sivrisineklerden pek kurtulamayız.

41:45.440 --> 41:50.900
Çünkü sivrisineklerin sizin varlığınızı algılayabilme kabiliyeti çok yüksektir.

41:51.440 --> 42:01.060
Sivrisineklerin koklama, görme ve ısı algı yollarının beraber kullanılması ile çok hassas ve karmaşık bir algılama sistemi oluşur.

42:01.200 --> 42:02.420
Bu da sivrisinekte mevcuttur.

42:03.040 --> 42:08.560
Bu algı sistemi ile insanları 30 metre öteden tam yerini tespit edebilirler.

42:08.560 --> 42:18.320
Sivrisinekleri 1-2 santimetre uzunluğunda olarak düşündüğümüzde 30 metrelik bir uzunluk sivrisinek için oldukça uzun bir mesafe.

42:19.180 --> 42:25.000
Bunu bizim 1,5 kilometre ötedeki bir şeyi fark etmemize benzetebiliriz.

42:25.000 --> 42:29.000
Sivrisineklerin algı sistemleri bu kadar da sınırlı değildir.

42:30.200 --> 42:35.000
Sivrisinekler 30 metre öteden kan grubunuzu dahi tespit edebilirler.

42:35.680 --> 42:40.820
Allah küçücük bir sivrisineğin sinekte dahi hayret verici özellikler yaratmıştır.

42:40.820 --> 42:55.160
Böcekleri duvarlarda, tavanlarda hatta pürüzsüz bir cam üzerinde yürüdüklerini görebiliriz.

42:55.880 --> 42:58.820
Ancak böceklerin vantuzlu ve yapışkan ayakları yoktur.

43:00.320 --> 43:06.400
Onun yerine ayaklarının tavanlarında çok fazla sayıda pençeye benzer küçük tüycükler vardır.

43:06.400 --> 43:11.680
Bilim adamları bu tüycükleri elektron mikroskopları altında incelediler.

43:12.260 --> 43:19.080
Bize tamamen pürüzsüz gözüken yüzeyde aslında mikroskobik çıkıntı ve çatlaklar olduğunu tespit ettiler.

43:19.820 --> 43:26.180
Bunlar da bu küçük tüycükler için tutunma noktası olarak görev yaptığını anladılar.

43:26.780 --> 43:31.040
Ancak bazı durumlarda bazı böcekler gerçekten bir tür yapıştırıcı kullanabilirler.

43:31.040 --> 43:36.780
Örneğin çekirgelerin her ayak ekleminde özel küçük yapışkan yastıkçıklar vardır.

43:37.220 --> 43:42.480
Bazı böceklerde bacaklarının başka noktalarında da bu yapışkan yastıkçıklar bulunur.

43:43.200 --> 43:49.420
Bu yastıkçıklarda da sayısız tüycük yağlı bir salgı salgılar.

43:49.880 --> 43:54.040
Bu salgı tüycüklerin yüzeye rahat bir şekilde yapışabilmesini sağlar.

43:54.040 --> 44:07.340
Böceklerin becerilerinden bahsederken kamuflaj yapabilme özelliklerinden bahsetmemek olmaz.

44:07.920 --> 44:13.020
Böcekler kamuflajı kendilerini savunmak için, saklanmak için ve avlanmak için kullanırlar.

44:13.600 --> 44:17.160
Ne kadar usta olduklarını şimdi birkaç örnekle görelim.

44:17.160 --> 44:47.140
 

44:47.160 --> 45:17.140
Böcekler dünyası

45:17.140 --> 45:24.840
Birbirinden ilgi çekici özelliklere ve kabiliyetlere sahip türlerin yanı sıra muhteşem güzellikte böcekleri de barındırır.

45:25.600 --> 45:35.300
İşte mükemmel renklere, kusursuz bir simetriye, ciralanmış gibi pırıl pırıl kabuklara ve hassas altın orana sahip böceklerden bazı örnekler.

45:47.140 --> 46:17.120
 

46:17.140 --> 46:47.120
 

46:47.140 --> 47:17.120
 

47:17.120 --> 47:21.940
Son derece estetik ortamın da bir yaratıcısı olduğunu aynı şekilde anlayacaktır.

47:21.940 --> 47:36.780
Bu yaratıcı yaratmada hiçbir ortağı olmayan, her şeyi birbiriyle uyum içinde yaratan, bizi milyonlarca renkle bezenmiş sayısız güzelliğin bulunduğu bu dünyaya yerleştiren yüce Allah'tır.

47:36.780 --> 47:41.260
Allah'ın yaratmasında her şey birbiriyle tam bir uyum içindedir.

47:41.260 --> 47:46.920
Allah yaratmada sanatındaki eşsizliği Kur'an ayetinde şöyle haber vermektedir.

47:46.920 --> 47:53.740
O, biri diğeriyle tam bir uyum içinde yedi gök yaratmış olandır.

47:54.280 --> 47:59.480
Rahman olan Allah'ın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk göremezsin.

47:59.480 --> 48:01.720
İşte gözünü çevirip gezdir.

48:02.260 --> 48:06.220
Herhangi bir çatlaklık, bozukluk veya çarpıklık görüyor musun?

48:06.840 --> 48:09.640
Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir.

48:10.360 --> 48:16.700
O göz, uyumsuzluk bulmaktan umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.

48:29.480 --> 48:59.460
 

