WEBVTT

00:00.000 --> 00:29.980
 

00:30.000 --> 00:59.980
 

01:00.000 --> 01:06.020
Bundan yıllar sonra başka bir kanlı lideri olan Hitler de aynı manipülasyon yöntemlerini kullanıyordu.

01:06.960 --> 01:07.780
Şöyle diyordu Hitler.

01:07.780 --> 01:15.860
Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz insanlar inanır.

01:16.280 --> 01:21.080
İnsanları bir yalana inandırmanın sırrı yalana sürekli tekrar etmektir.

01:22.000 --> 01:25.580
Sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin.

01:25.580 --> 01:30.240
İnsanın düşünememesi liderler için ne büyük fırsat.

01:30.240 --> 01:33.200
Böyle diyordu Hitler.

01:34.200 --> 01:42.060
Bu propaganda tekniği sadece kanlı liderlerin siyasi amaçlarla ideolojilerini doğruymuş gibi halka telkin etmek için kullandığı bir yöntem değil.

01:43.340 --> 01:51.680
Hemen her mecrada tekrarlanan ve kitleler tarafından doğruymuş gibi algılatılmak istenen evrim teorisi için de bu propaganda yöntemi kullanılır.

01:51.680 --> 02:05.320
Evrim teorisi bilimsel olarak hiçbir temele dayanmasa da okullarda, akademik çevrelerde ve basında o kadar çok tekrarlanır ki birçok insan teorinin doğru olduğu yanılgısına düşer.

02:06.020 --> 02:13.380
Hatta bu telkin öyle bir boyuta ulaşır ki evrime inanmak modernizmle eşdeğer kabul edilir hale gelir.

02:13.380 --> 02:23.200
Halbuki evrim teorisi bilimsellikle hiçbir alakası olmayan, hatta en eski kültürlerde de yaşanmış olan bir pagan inanışıdır.

02:23.200 --> 02:51.360
Evrim teorisinin tüm dünyaya bilimsel bir gerçekmiş gibi empoze edilmesi gelir.

02:51.360 --> 02:55.560
Bu teori tüm ateist fikir akımlarına temel oluşturur.

02:56.320 --> 03:03.060
Ateist akımların sözde bilimsel görünüm kazanmaları için evrim teorisinin de bilimsel gibi gösterilmesi gerekir.

03:03.600 --> 03:05.280
Bütün çalışmalar bunun içindir.

03:05.900 --> 03:13.200
Birçok bilim adamı evrim teorisinin aslında bilimsel bir temeli olmadığını ve felsefi bir dogma olduğunu ifade etmiştir.

03:13.200 --> 03:23.000
Örneğin evrimci olmasına rağmen Prof. James Shapiro, Kansas Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'na yazdığı açık mektupta bu konuyu şöyle belirtir.

03:26.160 --> 03:35.460
Darwinci evrim düşüncesi, onu ciddiye alan bilim adamları için test edilebilir bilimsel bir hipotezden çok felsefi bir inanç haline gelmiştir.

03:35.460 --> 03:38.180
Eminim siz de rastlamışsınızdır.

03:38.520 --> 03:46.840
Okullarda neo-Darwinizm'e bir eleştiri olduğunda buna hemen karşı çıkan bilim adamları olur ve bu konuda radikal beyanlarda bulunurlar.

03:47.900 --> 03:53.200
Bence bu beyanların ardında yatan neden, teorinin bu sahte dini fonksiyonudur.

03:53.200 --> 04:03.940
Ayrıca birçok bilim adamının, özelde benim gibi diğer bilim adamlarına karşı savunmayacakları bu teori hakkında bu açıklamaları yapmaları da bu nedenledir.

04:07.940 --> 04:10.260
Nasıl bir toplum mühendisliği

04:10.260 --> 04:19.400
Evrim teorisinin genel kabul görmesi için yapılan toplum mühendisliği çalışması oldukça kapsamlı yürütülür.

04:19.400 --> 04:24.620
Bunlardan biri, evrimci iddiaların bilimsel delilleri varmış gibi sunulmasıdır.

04:26.620 --> 04:31.320
Aslında evrim teorisinin tek bir tane bile somut bilimsel delili yoktur.

04:32.020 --> 04:42.580
Evrimciler, latince terimler ve anlaşılmaz kelimeler kullanarak teorilerinin ne kadar bilimsel olduğunu anlatmaya ve herkesin konuyu anlayamayacağını ima etmeye çalışırlar.

04:42.580 --> 04:50.920
Oluşturulmak istenen algı, biz bilim adamıyız, siz anlayamazsınız, biz ne dersek yanlış da olsa kabul edindir.

04:52.100 --> 04:59.440
Evrim teorisini kabul ettirmek için kullanılan yöntemlerden biri de bilinçaltı mesajlar ve psikolojik algı oyunlarıdır.

04:59.440 --> 05:15.100
Örneğin doğaya objektif olarak incelediğimizde, her yerde bir değişim görürüz gibi ifadeler ilk anda masum gibi görünse de bu anlatımlar aslında tamamen bir taktiktir.

05:15.960 --> 05:22.780
Değişim, gelişim, benzerlik, rastlantı gibi terimler evrim teorisinin temel anlatımında sıklıkla kullanılır.

05:22.780 --> 05:28.600
Kelime aralarına serpiştirilen bu gibi ifadelerle evrim gerçekleşmiştir telkini verilir.

05:29.440 --> 05:35.840
Ayrıca evrimcilerin, objektif ve önyargısız bakış açısına sahip oldukları algısı oluşturulmaya çalışılır.

05:36.500 --> 05:43.180
Gerçekte ise evrim teorisinin tamamı bir ön kabuldür ve bilimsel hiçbir delili olmayan bir tabular dinidir.

05:44.400 --> 05:50.140
Darwinist bilim adamları da bilimsel delillere değil, bu dinin gereklerine göre açıklamalar yaparlar.

05:51.180 --> 05:57.360
Evrimi kabul ettirmek için kullanılan başka bir taktik ise inançlı kişilere hedef alan söylemlerdir.

05:57.360 --> 06:05.020
Evrimci anlatımlarda sıklıkla Allah'a iman etmenin evrim teorisiyle çelişmediği mesajı verilmeye çalışılır.

06:05.020 --> 06:11.960
Allah'a inanabilirsiniz ama canlılık bir anda yaratılmamıştır.

06:12.460 --> 06:16.420
Evrim de olmuştur gibi yine sinsi bir yönlendirme yapılmaya çalışılır.

06:17.200 --> 06:20.040
Ancak bütün ilahi dinlerde bir anda yaratılış vardır.

06:20.840 --> 06:26.860
Evrim teorisinin iddia ettiği gibi kendi kendine cansız maddelerden canlılığın tesadüfen oluştuğuna

06:26.860 --> 06:32.400
veya canlıları Allah'ın evrimi vesile ederek yarattığına dair hiçbir açıklama yoktur.

06:33.140 --> 06:37.000
Bu, kesin bir gerçek olduğu için bilimsel kanıtlar da bu yöndedir.

06:38.140 --> 06:43.700
Diğer bir toplum mühendisi çalışması da evrim teorisinin dokunulmaz olmasını sağlamak için yapılır.

06:43.700 --> 06:54.840
Bu, öyle etkili yürütülür ki günümüzde evrimci görüşün reddedilmesi sözde bilim ve modernlik karşıtı olarak görülmektedir.

06:55.540 --> 07:04.100
Bir kişi evrim teorisinin hiçbir bilimselliği olmadığını ve tüm iddiaların sadece dogmalar üzerine kurulduğunu görse dahi bunu ifade edemez.

07:04.100 --> 07:08.980
Çünkü evrimci olmak modern olmakla eşdeğerdir algısı oluşturulmuştur.

07:08.980 --> 07:16.480
Oysa, evrimi reddetmek bilimselliği ya da modernliği kabul etmemek değildir.

07:17.520 --> 07:21.060
Davinizm modern değil, tam tersine ilkel bir teoridir.

07:22.140 --> 07:29.300
Evrim teorisi, binlerce yıl öncesine ait pagan toplumlardaki putperest inançların günümüzdeki karşılığıdır.

07:29.780 --> 07:37.540
Pagan toplumlarda da tesadüflerin canlılığı oluşturduğu yanılgısına inanılmış, tesadüfler ilahlaştırılmıştı.

07:37.540 --> 07:43.680
İşte günümüzün evrimcileri de geçmişteki pagan toplumların fikirlerini savunmaktadırlar.

07:47.320 --> 07:54.520
Evrim teorisi, yeryüzündeki canlıların bir miktar çamurlu suda tesadüfen oluşan bir hücreden ortaya çıktığını iddia eder.

07:54.780 --> 08:01.500
Bu saçma iddiaya göre tek bir bakteriden insana kadar her canlı bir başka canlıdan türemiştir.

08:01.500 --> 08:11.440
Sudaki bazı omurgası canlılar zamanla güya balıklara, balıklar amfibilere, amfibiler sürüngenlere, sürüngenler de güya kuşlara dönüşmüştür.

08:12.260 --> 08:19.460
Yani evrimin akıl dışı iddiasına göre tüm canlılık tesadüflerin sonucu olarak cansız maddelerden oluşmuştur.

08:19.460 --> 08:23.260
Tıpkı en eski pagan inanışlarında olduğu gibi.

08:24.100 --> 08:25.600
Bu mantıksızlığın özeti şudur.

08:26.420 --> 08:29.460
Evrim en ilkel pagan inancıdır.

08:29.460 --> 08:44.500
Bu hayal ürünü teoriye göre canlıların türeyişinin tek nedeni tesadüftür.

08:44.500 --> 08:50.020
Evrimci görüş, bir canlıyı oluşturan tüm bileşenlerin kör tesadüflerin ürünü olduğunu,

08:50.540 --> 08:55.980
kuşların uçmak için mükemmel kanatlara, balıkların yüzmek için ideal yüzgeçlere,

08:56.600 --> 09:02.020
ağaçların fotosentez yapmak için kusursuz hücrelere tesadüfen sahip olduklarını iddia eder.

09:02.620 --> 09:09.820
Bunun da ötesinde bu dogmatik görüş, hücrenin içindeki organellerin her birinin tesadüfen ortaya çıktığı iddiasındadır.

09:09.820 --> 09:14.280
Mitokondrilerin hücre için tesadüfen enerji üretir hale geldikleri,

09:14.800 --> 09:18.660
kofulların fazla maddelerin depolanması için rastlantı ile oluştukları,

09:19.260 --> 09:24.800
ribozomların tesadüfen protein sentezlemeye başladıkları şeklindeki mantıksızlıkları öne sürer.

09:26.180 --> 09:32.380
Tabii ki darwinistlerin tesadüf açıklamaları, acizlik içindeki bir çırpınıştan başka bir şey değil.

09:33.420 --> 09:38.280
Bilim ilerledikçe yeni bulgular evrim teorisini iddia ettiği tesadüf masallarını

09:38.280 --> 09:40.480
her gün daha fazla çürütüyor.

09:41.260 --> 09:43.620
Evrendeki mükemmel uyum ve hassas dengeler,

09:44.320 --> 09:48.860
evrende hiçbir şekilde ve hiçbir aşamada tesadüfe yer olmadığını gösteriyor.

09:49.660 --> 09:52.060
Bilimin ilerlemesiyle ortaya çıkan gerçekler,

09:52.500 --> 09:57.840
yerin, göğün ve var olan her canlının müthiş detaylarla yaratıldığını ispatlıyor.

09:57.840 --> 10:03.720
Evrimciler, her biri muhteşem birer yaratılış delili olan canlıların ortaya çıkışını

10:03.720 --> 10:08.920
tesadüflülerle açıklayamamanın acizliğini her geçen gün daha fazla hissediyorlar.

10:09.700 --> 10:13.760
Bu nedenle son zamanlarda aslında biz tesadüf demiyoruz,

10:14.420 --> 10:18.600
programlı rastlantı ya da olasılıksal durum diyoruz gibi

10:18.600 --> 10:23.040
garip tanımlamalarla içine düştükleri çıkmazdan kurtulmaya çalışıyorlar.

10:23.040 --> 10:31.240
Çünkü onlar da tesadüflerin doğadaki muhteşem yaratılışı açıklayamadığını çok iyi biliyorlar.

10:32.840 --> 10:36.660
Darwinistler konuşmalarına bilimsel görüntüsü vermek için

10:36.660 --> 10:42.200
sözde halkın anlayamayacağı kadar derin mevzular bunlar imajı oluşturmaya çalışırlar.

10:42.700 --> 10:45.040
Konuyu daha karmaşık göstermek için konuşmalarını

10:45.040 --> 10:53.040
tesadüfsel rastlantı, rastlantısal sürüklenme, rastsal süreçler şeklindeki mantıksız ifadelerle süslerler.

10:54.340 --> 10:58.460
Ancak bu yaptıkları sadece aciz bir gizlenme çabasından ibarettir.

10:59.000 --> 11:03.460
Bilimsel her bulgu evrim teorisinin geçersizliğini bir kere daha ispatlar.

11:04.960 --> 11:12.900
Evrimcilerin hiçbir taktiği, evrendeki ince ayarın, uyumun ve aklın tesadüfen oluşmayacağı gerçeğini saklayamaz.

11:12.900 --> 11:23.500
Oxford Üniversitesi'nde tabi bilimler doktorası yapmış ve 1973 yılında Nobel Tıp Ödülünü kazanmış olan nörofizyolog Sir John Eccles,

11:24.080 --> 11:27.560
yaşamın tesadüflerle açıklanamayacağını şöyle ifade etmiştir.

11:28.900 --> 11:32.900
Eğer her şeyde bir amaç ve tasarımın hakim olduğuna inanmazsanız,

11:33.780 --> 11:38.920
o zaman her şeyin sadece tesadüf ve gereklilikten ibaret olduğunu öne sürebilirsiniz.

11:38.920 --> 11:45.400
Ama varoluşunuzu açıklamak için tesadüf ve gerekliliğe bağlı kalmak aptalca bir şeydir.

11:46.280 --> 11:52.120
Bütün hayat ve elbette bütün insanlar, kusursuz bir yaratılış planının parçasıdırlar.

11:52.120 --> 12:02.640
Tesadüfler konusundaki açık sözlü otoritelerden birisi de sicim kuramının öncüsü, teorik fizikçi Michio Kaku'dur.

12:03.120 --> 12:07.440
Kaku, tesadüf kavramının bilimsel açıdan anlamsızlığını da şöyle özetler.

12:07.440 --> 12:16.000
Ben bir zeka tarafından yaratılan kurallarla oluşmuş bir dünyamız olduğu sonucuna vardım.

12:16.000 --> 12:22.120
İnanın bana, bugün tesadüf diye adlandırdığımız hiçbir şey artık mantıklı gelmeyecek.

12:23.040 --> 12:26.760
Benim açımdan bizim evrensel bir akıl tarafından yaratılmış,

12:27.200 --> 12:33.000
şekillendirilmiş kanunlarla yönetilen bir planla var olduğumuz açık, tesadüflerle değil.

12:37.440 --> 12:39.080
Tesadüf bilim değildir.

12:51.680 --> 12:55.820
Evrendeki mükemmellik, tesadüflere asla yer olmadığını gösterir.

12:56.460 --> 12:57.660
Tesadüf bilim değildir.

12:58.240 --> 12:59.020
Biyoloji bilimdir.

12:59.360 --> 13:01.020
Fizik, kimya, astronomi bilimdir.

13:01.520 --> 13:02.600
Paleontoloji bilimdir.

13:03.520 --> 13:05.340
Tüm bilim danlarını gösterdiği gerçek ise,

13:05.340 --> 13:08.900
tesadüflerin asla canlılık oluşturamayacağıdır.

13:09.060 --> 13:14.980
Bugün bilim, evrende tesadüflere yer olmadığını gösteren pek çok veri elde etmiştir.

13:15.340 --> 13:16.520
İşte onlardan bazıları.

13:17.660 --> 13:24.620
Atom çekirdeğindeki parçacıkları birbirlerine bağlayan güçlü nükleer kuvvet çok kritik bir değerdedir.

13:25.160 --> 13:28.100
En güçlü nükleer kuvvet biraz daha farklı olsaydı,

13:28.560 --> 13:33.740
atom çekirdeğini oluşturacak protonlar ya bir arada tutunamayıp uzaya dağılıp gideceklerdi,

13:33.740 --> 13:38.620
ya da evrendeki bütün protonlar birbirleriyle birleşmeye çalışacaktı.

13:39.120 --> 13:46.780
Dolayısıyla atomlar, moleküller, hatta orta boy yıldızlar, süpernovalar ve elbette ki gezegenler var olamayacaktı.

13:47.960 --> 13:51.120
Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki,

13:51.540 --> 13:54.160
Big Bang'den sonraki birinci saniyede bu oran,

13:54.580 --> 13:58.100
eğer 100 bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı,

13:58.560 --> 14:01.200
evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.

14:01.200 --> 14:06.020
Dünyanın büyüklüğü tam olması gerektiği kadardır.

14:06.620 --> 14:12.660
Daha küçük olsa yer çekimi çok zayıflayacak ve atmosferi dünyanın etrafında tutamayacaktı.

14:13.340 --> 14:21.360
Daha büyük olsaydı bu kez de yer çekimi çok artacak ve bazı zehirli gazları da tutarak atmosferi öldürücü hale getirecekti.

14:21.360 --> 14:30.560
İnsan vücudu başta hücre olmak üzere birçok bileşenden oluşan oldukça kompleks yapılış sistemlere sahiptir.

14:31.240 --> 14:38.020
Kırk ana parçadan oluşan göz gibi bir organ veya kanın pıhtılaşması için zincirlemek kimyasal bir süreç,

14:38.020 --> 14:41.600
ancak bütün bileşenler aynı anda var olduğunda çalışır.

14:42.140 --> 14:47.240
Parçalardan biri var olmadığında organ ya da kimyasal süreç hiçbir işe yaramaz.

14:47.240 --> 14:53.160
Enzimlerdeki bilgi Allah'ın sonsuz aklının tecellisidir.

14:53.860 --> 15:01.520
Çünkü enzimler katıldıkları reaksiyonları katalize edilmemiş reaksiyonlara göre 1 milyon ila 1 trilyon kat hızlandırırlar.

15:02.000 --> 15:05.580
Özetle eğer enzimler olmasaydı canlılıktan söz edilemezdi.

15:05.580 --> 15:17.360
Klasik fiziğin öncüsü Isaac Newton, evrendeki mükemmel dengeyi ve bunun tesadüfler sonucu oluşmasının imkansız olduğunu şöyle ifade etmiştir.

15:20.000 --> 15:21.640
Ateizm çok saçma.

15:22.100 --> 15:30.680
Güneş sistemine baktığımda dünyanın güneşe uzaklığının doğru miktarda ısı ve ışık alacak şekilde tam doğru mesafede olduğunu görüyorum.

15:31.340 --> 15:33.080
Bu tesadüf eseri değildir.

15:33.080 --> 15:45.700
Charles Darwin'in kendisi bile otobiyografisinde, uçsuz bucaksız mükemmellikteki evrenin kör tesadüfler sonucu oluşmasının imkansızlığını şöyle itiraf etmiştir.

15:45.700 --> 15:56.460
Allah'ın varlığına ilişkin başka bir argüman beni daha fazla ikna ediyor ve etkiliyor ki bu duygulardan çok akılla ilgilidir.

15:56.460 --> 16:06.220
İnsan da dahil olmak üzere bu devasa ve olağanüstü evrenin kör tesadüf veya gereklilik sonucunda meydana gelmiş olması çok zor.

16:06.620 --> 16:08.560
İşin gerçeği imkansız.

16:08.560 --> 16:32.040
Charles Darwin'in gerçekte bahsettiği güç, insan aklından kuşkusuz çok daha güçlü ve kudretli, insan aklını ve bununla birlikte tüm kainatı yaratıp var eden, tek ve mutlak güç olan Yüce Allah'tır.

16:32.040 --> 16:49.660
Tarihin ilk çağlarından gelen bir putberest inanç, evrim.

16:49.660 --> 16:58.260
Kompleks bir yapının bir anda kendi kendine oluşması kesinlikle tesadüflerle açıklanamayacak bir durumdur.

16:58.800 --> 17:09.320
Örneğin, ağaçların arasında bulduğunuz son model bir arabanın, ormandaki çeşitli elementlerin milyonlarca yıl içinde tesadüfen bir araya gelerek ortaya çıktığını düşünmezsiniz.

17:09.320 --> 17:20.300
Arabayı oluşturan tüm ham madde, cam, demir, plastik, kavuşuk, elektronik devreler vs. topraktan ya da onun ürünlerinden elde edilmektedir.

17:21.000 --> 17:29.640
Ama bu durum size bu malzemelerin tesadüfen oluşup sonra da uyum içinde bir araya gelerek sonuçta ortaya böyle bir araba çıkardıklarını düşündürmez.

17:30.140 --> 17:39.020
Elbette ki akıl ve mantıkla düşünen bir insan, arabanın bilinçli insanlar tarafından tasarlandığını, bir fabrikanın ürünü olduğunu anlayacaktır.

17:39.680 --> 17:46.820
Çünkü kompleks bir yapının aniden bütün olarak ortaya çıkması, onun bilinçli bir irade tarafından var edildiğini gösterir.

17:47.600 --> 17:53.600
Canlılıkta barındırdığı tüm kompleks sistemlerle elbette üstün bir ilmin ve iradenin ürünüdür.

17:54.100 --> 17:57.380
Yani Yüce Rabbimiz Allah'ın yaratmasıyla var olmuştur.

17:57.860 --> 18:06.000
Evrimcilerse tesadüflerin ortaya son derece kusursuz yapılar çıkarabileceklerine inanmakla, aklın ve bilimin dışına çıkmış olurlar.

18:06.000 --> 18:12.860
Tesadüf, Allah'ı inkar etmek için en eski çağlardan beri ortaya atılan pagan dinlerindeki puttur.

18:13.720 --> 18:18.580
Darwinizm de tesadüfün put haline getirildiği pagan dininin günümüzdeki adıdır.

18:18.580 --> 18:26.820
Bugün Allah'ı inkar etmek için insanlara Darwinizm adı altında geçmişteki putperest dinlerin yeni bir şekli sunulmaktadır.

18:27.520 --> 18:33.300
Tarihe dönüp baktığımızda bu putperest dinin temel inançlarına çok eski çağlarda rastlarız.

18:33.300 --> 18:42.260
Şimdi birkaç örneğini vereceğimiz pek çok pagan yani putperest kavmin inancı, bugünkü evrimcilerin iddialarıyla oldukça benzerdir.

18:46.200 --> 18:48.380
Antik Pagan Dinlerde Evrim

18:48.380 --> 18:53.660
Evrim düşüncesini ilk ortaya atan kişi Charles Darwin değildi.

18:54.440 --> 19:00.040
Evrim fikri eski çağlardaki bütün pagan yani putperest din ve felsefelerde hep ana unsur olmuştur.

19:00.040 --> 19:07.520
İlkel bir bilim anlayışına sahip olan pek çok antik toplumda evrim kuramıyla birebir örtüşen batıl inançlar hakimdi.

19:08.660 --> 19:15.400
İşte bugünkü toplumlara dayatılan evrim teorisinde de bu eski batıl dinlerden gelen sürecin izleri takip edilmektedir.

19:16.400 --> 19:21.080
Herhangi bir bilimsel gözlem, araştırma ya da deneye ihtiyaç duyulmamaktadır.

19:21.900 --> 19:25.640
Aradan binlerce yıl geçti, bilim ve teknoloji ilerledi.

19:25.640 --> 19:31.920
Kimya, biyoloji, paleontoloji, astronomi ve birçok bilim dalında yeni bulgular elde edildi.

19:32.700 --> 19:37.800
Her bilimsel bulgu evrim teorisinin iddialarını çürüttü ve çürütmeye de devam ediyor.

19:38.880 --> 19:49.960
Ancak felsefi misyonundan dolayı hala Darwinizme bir din gibi inanılıyor ve yanlışlığını ispatlayan tüm bilimsel gelişmelere rağmen bu batıl inanç terk edilmiyor.

19:49.960 --> 20:07.120
Eski Sümer'de putberest varoluş efsanesi

20:07.120 --> 20:16.380
Sümerler, M.Ö. 4500 yıllarında Mezopotamya'da kurulan bir medeniyettir.

20:16.980 --> 20:24.720
Günümüzden 6500 yıl önce yaşamış bu medeniyetin putberest inançları bugünkü evrimci iddialarda büyük benzerlik gösterir.

20:24.720 --> 20:40.420
Sümerlerden kalan Enuma Eliş adlı yazıtta anlatılan hikayeye göre ilk başta bir su karmaşası vardı ve bu su karmaşasının içerisinden birdenbire Lahmu ve Lahamu adlı sözde tanrılar ortaya çıkmıştı.

20:40.420 --> 20:50.760
Bu batıl inanışa göre putlar ilk önce kendi kendilerini var etmişler, daha sonra da sözde evrimleşerek diğer maddeleri ve canlıları oluşturmuşlardı.

20:51.440 --> 20:59.440
Yani Sümer efsanelerine göre canlılık cansız su karmaşasından birdenbire oluşmuş ve sözde evrimleşerek gelişmişti.

21:00.080 --> 21:06.540
Eski Sümer varoluş efsanelerinden gökyüzündeyken anlamına gelen Enuma Eliş destanı şöyle başlar.

21:06.540 --> 21:22.180
Adı yokken göğün daha, yerin daha adı yokken, ilkel su, absu, tatlı su, anaları tiyamat, tuzlu su, kaos, suları birbirine karıştı.

21:22.900 --> 21:27.920
Göklerin ortasında tanrılar oluştu. Lahmu ve Lahamu var oldu.

21:30.740 --> 21:32.260
Lahmu ve Lahamu

21:32.260 --> 21:41.320
Tatlı su putu absu ve tuzlu su putu tiyamatın karışarak oluşturulduğu ilkel su kaosundan meydana gelen tesadüf putlarıydı.

21:42.220 --> 21:46.420
Haşa diğer tanrılar da bu su karışımı içinde ortaya çıkmışlardır.

21:47.540 --> 21:52.540
Evrimcilerin insanın ortaya çıkışı ile ilgili iddiaları Sümer inancı ile birebir örtüşmektedir.

21:52.540 --> 22:00.580
Öyle ki Sümerlerin efsanesine göre insan ırkının oluşturulması için Prens Ea adındaki put görevlendirilmiş,

22:01.140 --> 22:08.540
Prens Ea, mevcut maymun adam ya da maymun kadınların yapılarını değiştirmiş, böylece bir insan ırkını oluşturmuştu.

22:08.540 --> 22:19.160
Sümer efsanesinde sadece hayvanların değil, insanın türeyişi hatta evrenin varoluşu dahi evrimci unsurlarla doludur.

22:19.780 --> 22:25.300
Sümerlerin efsanesinde gezegenlerin düzeni, yıldızların yapısı, evrendeki denge,

22:25.640 --> 22:32.380
absudan saçılan muazzam ilkel maddeden meydana gelmiştir, şeklinde mantıktan uzak ifadeler geçmektedir.

22:32.380 --> 22:38.840
Batılı Hindu felsefesinde evrim inancı

22:38.840 --> 22:50.920
Binlerce yıl önce Hinduizmde de evrim inancı savunuluyordu.

22:52.500 --> 22:59.660
Batılı Hindu felsefesine göre evren, Prakriti adı verilen tohum halindeki sonsuz ve algı ötesi bir maddeydi.

22:59.660 --> 23:05.660
Daha sonra Puruş adı verilen ruhla bağlantıya geçerek evrimsel bir sürecin başladığı düşünülüyordu.

23:07.000 --> 23:16.780
Bu sapkın inanış, çeşitli aşamalarla canlı cansız tüm maddelerin bu ilk maddeden evrimleşerek oluştuğunu ve bugünkü evrenin var olduğunu savunuyordu.

23:17.540 --> 23:26.700
Özetle pagan Hindu inanışında da tıpkı evrim teorisinde olduğu gibi canlıların cansız maddelerden kendi kendine oluştuğu yanılgısına inanılıyordu.

23:29.660 --> 23:36.660
Sivri sinekler, tatarcıklar, sinekler, kurtlar ve bu şekildeki ısı kaynaklı türler nemden oluşmuştur.

23:36.660 --> 23:47.060
Hindular hayatın cansız maddelerden başladığına ve daha sonra gelişerek insanın var olduğuna inanmaktalardı.

23:47.060 --> 24:11.320
20 bin tür bitki, 900 bin tür deniz canlısı, 900 bin tür sürüngen ve amfibi, 1 milyon tür kuş, 3 milyon tür diğer hayvanlar, 400 bin tür insansı maymunlar ve daha sonra 200 bin insan türü oluştu ve insan mükemmelliğe ulaşmak için amaca yönelik faaliyetiyle ilgilendi.

24:11.320 --> 24:20.300
5 bin yıl önce yazıldığı kabul edilen bu yazıtlarda hayali evrim ağacı açıkça görülebiliyor.

24:21.220 --> 24:35.420
Buna göre canlıların basit bir bitki formundan deniz canlılarına, sonra amfibi ve sürüngenlere, daha sonra çeşitli hayvanlara, daha sonra maymunsu varlıklara dönüştüğü ve en sonunda da insanın oluştuğu iddia edilmektedir.

24:35.420 --> 24:44.700
Görüldüğü gibi binlerce yıl önceki putperest Hinduizm dinindeki anlatımlar, bugünkü neo-Darwinist anlatımlarla büyük paralellik göstermektedir.

24:45.300 --> 24:53.420
Biraz daha detaylı incelersek, Hinduizm inanışında, Darwinizmin etkisiyle ırkçılığında ilk adımlarının atıldığını hemen görebiliriz.

24:55.420 --> 24:57.140
Dört zümre vardır.

24:57.660 --> 25:01.260
Brahmin, Setria, Vaysa ve Sudra.

25:01.260 --> 25:08.740
Bu yazıtta bahsedilenler sözde insanın evrimi hikayesiyle aynıdır.

25:09.440 --> 25:12.160
İnsanlar içinde bir hiyerarşi oluşturulmuştur.

25:12.840 --> 25:16.040
Buna göre Sudra olarak isimlendirilenler, zencilerdir.

25:16.740 --> 25:19.260
Vaysa daha açık cilt rengine sahip olan insanlardır.

25:20.460 --> 25:22.920
Ksetria, açık renkli savaşçı sınıftır.

25:23.320 --> 25:25.240
Brahminler ise Aryan ırkıdır.

25:25.640 --> 25:28.500
Yani Hindu felsefesinin kralları ve rahipleridir.

25:28.500 --> 25:35.300
Görüldüğü gibi sapkın, antik Hindu inanışları her açıdan, bugünkü evrim düşüncesine çok benzemektedir.

25:39.780 --> 25:42.820
Antik Mısır'daki batıl inançlarda evrim

25:42.820 --> 25:49.160
Evrim inancı, Antik Mısır uygarlığının batıl inançlarında da yer alır.

25:49.160 --> 25:58.100
Antik Mısır'da varoluş efsaneleri piramitlerde, tapınaklarda, mezarlarda ve papirüslerde bulunan hiyerogliflerde anlatılır.

25:58.700 --> 26:05.000
Bu yazıtlarda yeryüzü ve evrenin karanlıktan ve sürekli dönen karmaşadan oluştuğu iddia edilmektedir.

26:05.420 --> 26:12.980
Antik Mısır hiyerogliflerinde ilk başta şekli ve amacı olmayan sonsuz karanlık suyun dışında hiçbir şey olmadığı yazmaktadır.

26:12.980 --> 26:20.820
İlk başta sadece su vardı. Kaynayan ve dalgalı bir su karmaşası.

26:22.140 --> 26:26.320
Buna Nu ismini veriyorlardı. Her şey Nu'dan başladı.

26:26.980 --> 26:30.720
Ve bütün ilahları sırayla bu ilkel su kaosundan çıktı.

26:30.980 --> 26:37.720
İlk ilah, atomun gözyaşlarının yeryüzüne dökülmesiyle de ilk kadın ve erkek oluştu.

26:37.720 --> 26:46.500
Mısırlılar ilk bitkinin ilkel sulardan çıkan mavi nülüfer çiçeği olduğuna inanıyorlardı.

26:47.380 --> 26:51.080
Mısırlıların hayvanların ortaya çıkışıyla ilgili batıl inançları da

26:51.080 --> 27:00.080
yılan, kurbağa, solucan ve fareler su baskınlarıyla taşan nil ırmağının çamurlarından kendi kendine oluşmuşlar şeklinde ifade edilir.

27:04.080 --> 27:05.780
Eski Yunan'da Evrim

27:05.780 --> 27:11.000
Eski Yunanlar da evrim fikrini benimsemişlerdi.

27:11.580 --> 27:15.660
Eski Yunan'ın meşhur birçok filozofu evrimci anlatımlarda bulunmuştur.

27:16.380 --> 27:22.780
Sırayla inceleyecek olursak, eski Yunan'daki en eski felsefecilerden biri olan Thales'in iddialarına göre

27:22.780 --> 27:26.500
her şey kendi kendisine ve doğal olaylarla gelişmiştir.

27:27.360 --> 27:32.160
Thales, tüm canlıların sudan, kendiliğinden tesadüfen oluştuğunu iddia etmiştir.

27:32.160 --> 27:38.800
Önce bitkilerin, sonra hayvanların ve en son olarak da insanların sudan çıktıklarını savunmuştur.

27:39.520 --> 27:47.740
M.Ö. 610 yıllarında yaşayan Anaximandros da insanlar en başta bir çeşit hayvana benziyordu, yani balığa demiştir.

27:47.740 --> 27:55.560
Anaximandros, ilk hayvanların dikenli ve pullu kabuklara sahip olduğunu ve denizlerde yaşadıklarını iddia etmiştir.

27:56.340 --> 28:00.740
Bu balığa benzeyen yaratıkların değişim geçirdiklerini ve karaya geçtiklerini,

28:01.300 --> 28:06.440
sonrasındaysa burada sözde pullarının döküldüğünü ve insana dönüştüklerini öne sürmüştür.

28:07.240 --> 28:13.520
Eski Yunan'daki bir diğer felsefeci olan Empedokles de öğretilerinde tesadüfleri ilah edilmiştir.

28:13.520 --> 28:18.740
Hayvanlar âliminin büyük bölümü şans eseri yani tesadüfen oluşmuştur demiştir.

28:19.380 --> 28:22.520
Daha sonra gelen Demokritos, ilkel insanlardan bahsetmiş,

28:23.480 --> 28:27.660
ilkel insanların anlaşılmaz ve karmaşık sesler çıkartarak konuştuğunu

28:27.660 --> 28:32.340
ve daha sonra yavaş yavaş kelimeleri söylemeye başladıklarını iddia etmiştir.

28:33.380 --> 28:36.520
Plato'nun öğretileri de doğal seleksiyonu anlatmaktadır.

28:36.520 --> 28:42.920
Plato, canlıların birinden diğerinde değişiminin temelleri bunlardır şeklinde iddiasını açıklamıştır.

28:43.520 --> 28:47.940
Antik Yunan felsefecilerinden bahsedip de Aristo'dan bahsetmemek olmaz.

28:48.600 --> 28:54.380
Aristo iddialarını Scala Naturae yani büyük varlık zincirinde şöyle ifade etmiştir.

28:55.340 --> 29:00.340
Doğa yavaş yavaş adım adım cansız maddelerden canlı varlıklara gelişmiştir.

29:01.280 --> 29:05.720
Ardından gelen Epikür ise tamamen tesadüfleri ilah olarak kabul etmiştir.

29:05.720 --> 29:11.320
Epikür de kendince her şeyin rastlantılarda atomlardan oluştuğunu iddia etmiş,

29:11.800 --> 29:14.060
haşa bir Allah'a ihtiyaç olmadığını,

29:14.560 --> 29:19.060
çünkü tüm evrenin atomların tesadüf eseri hareketleriyle oluştuğunu savunmuştur.

29:19.900 --> 29:23.340
Yunanlılardan sonra gelen Romalı filozof Büyük Plini ise,

29:23.340 --> 29:29.800
Allah'ın varlığını reddeden ve haşa tesadüfleri ilah edinen felsefesini şu şekilde özetlemiştir.

29:29.800 --> 29:47.520
Antik Pagan toplumlarının baltın inanışlarının üzerinden binlerce yıl geçti.

29:47.840 --> 29:52.660
Birçok teknolojik gelişme oldu ve buna paralel olarak bilimsel bulgular elde edildi.

29:53.040 --> 29:56.140
Ancak hiçbir bilimsel bulgu evrim teorisini desteklemedi.

29:56.800 --> 29:57.880
Tam tersine çürüttü.

29:59.800 --> 30:07.180
Her yeni bilimsel keşif, evrim teorisine bir darbe daha vurdu.

30:08.080 --> 30:12.580
Bunun yanı sıra, proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyişinin bilimsel keşfi,

30:13.540 --> 30:18.660
bulunan 700 milyondan fazla fosil ve bütün diğer bilimsel araştırmalar,

30:19.060 --> 30:24.240
incelemeler, bulgular hepsi yaradılışın gerçek olduğunu bize gösterdi.

30:24.240 --> 30:32.440
Bilim, tüm dallarıyla yerin, göğün, insanların ve tüm canlılığın yaratıldığını ispatladı.

30:32.440 --> 30:40.620
Şimdi evrim teorisinin geçersiz, yaradılışın bilimsel bir gerçek olduğunu gösteren birkaç delilden bahsedelim.

30:40.620 --> 30:53.240
Evrim teorisi, canlıların tek bir ortak atadan geldiklerini,

30:53.820 --> 30:59.740
canlıların sözde çok uzun zaman içinde birbirine eklenen küçük değişimlerle farklılaştıklarını iddia eder.

30:59.740 --> 31:08.220
Eğer bu iddia doğru olsaydı, tarihte farklı canlı türlerini birbirine bağlayacak çok sayıda ara türün yaşamış olması gerekirdi.

31:08.760 --> 31:11.400
Darwin bu gerçeği şu şekilde itiraf etmiştir.

31:13.240 --> 31:20.040
Eğer teorin doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara geçiş çeşitleri mutlaka yaşamış olmalıdır.

31:20.760 --> 31:25.660
Bunların yaşamış olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir.

31:25.660 --> 31:36.380
Darwin'in bu beklentisine karşı nevrimciler, 160 yılı aşkın çabalarının sonucunda tek bir tane bile ara fosil bulamamışlardır.

31:36.980 --> 31:40.640
Bugüne kadar bulunan 700 milyonun üzerinde fosilin hepsi,

31:40.720 --> 31:45.260
tam simetrik ve tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak özelliklere sahip,

31:45.260 --> 31:50.320
mükemmel canlılara aittir ve günümüzde yaşayan örnekleriyle birebir aynıdır.

31:50.880 --> 31:53.980
Milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişime uğramamışlardır.

31:55.660 --> 31:59.880
Proteinler

31:59.880 --> 32:05.920
Devrim teorisinin en büyük yanılgılarından biri,

32:06.360 --> 32:11.540
canlılık gibi son derece kompleks, üstün özelliklere ve işlevlere sahip bir yapının,

32:12.040 --> 32:15.000
tesadüfen kendi kendine oluştuğunu iddia etmesidir.

32:15.000 --> 32:24.140
Canlı hücrelerin yapı taşları proteinlerdir.

32:24.680 --> 32:27.620
Proteinlerin her biri son derece kompleks yapılardır.

32:27.620 --> 32:34.240
Her biri olağanüstü bir organizasyon ve mükemmel bir planlamayla vücutta çok hayati görevler üstlenir.

32:34.940 --> 32:40.100
Proteinlerin üretimi, işlevleri ve tasarımlarında hayranlık uyandıracak detaylar vardır.

32:40.100 --> 32:44.100
Bir proteinin var olabilmesi içinse yine proteinler gereklidir.

32:44.320 --> 32:47.900
Yani proteinler olmadan bir protein oluşamaz.

32:48.520 --> 32:59.500
Yüzlerce farklı protein mükemmel kompleks yapılarıyla aynı zamanda aynı yerde çalışır durumda var olmadığı sürece tek bir tane bile proteinin meydana gelmesi imkansızdır.

32:59.500 --> 33:10.640
Charles Darwin'in kendisi, ilk protein için tüm şartlar sağlanıp oluşsa bile bu proteinin bir canlı organizma içinde olmaksızın yaşamını sürdürmeyeceğini itiraf etmiştir.

33:10.640 --> 33:21.280
Genellikle bir canlının ilk üretimi için gerekli olan ve mevcut olabilecek tüm koşulların şu anda da mevcut olduğu söylenir.

33:21.280 --> 33:47.740
Ama eğer, ki bu çok büyük bir eğer, içinde her tür amonyak ve fosforik tuzların bulunduğu küçük sıcak bir su birikintisi içerisinde ışık, ısı, elektrik varken bir protein bileşeninin daha da karmaşık değişikliklere maruz kalmaya hazır şekilde kimyasal olarak oluşabileceğini tahayyül edebilecek olsak bile, mevcut durumda böyle bir madde anında yok olur ya da emilirdi.

33:51.280 --> 33:54.080
İndirgenemez Komplekslik

33:54.080 --> 34:00.300
Darwinizmin bütün iddiaları, kademe kademe gelişim senaryosuna dayanır.

34:00.960 --> 34:09.920
Oysa 20. yüzyıl biliminin ortaya çıkardığı indirgenemez kompleks organlar, bu senaryoyu ve onunla birlikte tüm evrim teorisini yıkmaktadır.

34:10.340 --> 34:16.260
İndirgenemez kompleksliğe sahip bir sistemin, kademe kademe tesadüflerle oluşması imkansızdır.

34:16.260 --> 34:22.660
Çünkü sistem eksiksiz ve kusursuz olmadıktan sonra hiçbir ara kademe işe yaramayacaktır.

34:23.480 --> 34:30.740
İşe yaramayan bir ara kademenin ise evrimin kendi mantığına göre doğa seleksiyon tarafından elenip yok olması gerekir.

34:31.080 --> 34:38.700
Bugün canlılarda bir proteinden bir organa kadar indirgenemez komplekslikte binlerce yapı olduğu anlaşılmıştır.

34:38.700 --> 34:46.640
Son bilimsel araştırmalar ve tespitler, canlıların mükemmel tasarlanmış yapılara sahip olduklarını ortaya koymuştur.

34:47.400 --> 34:52.940
Bu, onların asla tesadüfler sonucunda kendiliğinden oluşamayacaklarını ispatlamaktadır.

34:56.980 --> 34:58.520
Canlılardaki Tasarım

34:58.520 --> 35:05.560
Evrimcilerin sözde değişimin sebebi olarak iddia ettikleri mutasyonlar,

35:05.920 --> 35:13.600
doğada gerçekleştiklerinde çoğu zaman canlıların ölümüne yol açmakta ya da asimetrik, sakat canlılar oluşturmaktadır.

35:14.560 --> 35:19.380
Mükemmel genetik yapıya gelen yıkıcı darbeler olarak tarif edebileceğimiz mutasyon,

35:19.860 --> 35:22.160
sadece zarar ve bozulma meydana getirir.

35:22.160 --> 35:29.240
Oysa kelebeklerin kanatlarından insan bedenine kadar hemen tüm canlılar düzen ve simetriye sahiptir.

35:30.040 --> 35:36.160
Canlılardaki mükemmel simetri, altın oran, kimyasal hassas ölçümler ve tüm tasarımsal özellikler,

35:37.300 --> 35:39.060
yaratılışın açık bir delilidir.

35:39.640 --> 35:45.160
Mutasyonlar veya tesadüfi herhangi bir süreç, mükemmel bir tasarımı hiç çoktan oluşturamaz.

35:50.160 --> 35:51.400
Big Bang

35:51.400 --> 36:03.360
Delillerin en ünlüsü, belki de en çok bilineni, evrenin başlangıcını açıklayan Büyük Patlama, yani Big Bang teorisidir.

36:04.820 --> 36:08.980
Bugün tüm bilim dünyası tarafından kabul edilen bu teoriye göre,

36:09.460 --> 36:13.100
evren yoktan bir anda var olmuş ve genişlemeye başlamıştır.

36:13.600 --> 36:15.900
Bu genişleme günümüzde de devam etmektedir.

36:15.900 --> 36:21.620
Kambriyen Patlaması

36:21.620 --> 36:29.880
Darwinizmin geçersizliğini ortaya koyan bir diğer bilimsel bulguysa, Kambriyen patlamasıdır.

36:30.600 --> 36:36.900
Yeryüzü tabakaları incelendiğinde, dünyadaki canlılığın Kambriyen devrinde birdenbire ortaya çıktığı görülür.

36:37.440 --> 36:42.980
Günümüzdeki hayvan gruplarının tamamı, hatta daha fazlası Kambriyen döneminde vardır.

36:42.980 --> 36:45.780
Bunların bir kısmının soyu tükenmiştir.

36:46.340 --> 36:49.440
Bu canlılar, zamanla kademe kademe ortaya çıkmamış,

36:49.940 --> 36:57.420
aksine tarihin daha en başından Kambriyen patlamasıyla bir anda ortaya çıkmış ve günümüze dek azalma göstermiştir.

36:57.980 --> 37:05.020
Bu gerçek, sözde ilkelden gelişmişe doğru artan Evrim Ağacı safsatasının tarihe karıştığını göstermektedir.

37:05.020 --> 37:11.180
Darwinist Diktatörlük

37:11.180 --> 37:20.320
Tüm bu açık delillere rağmen, evrim delinin mesupları Darwinizmi hala bilimsellik ambalajıyla insanlara sunuyor.

37:20.320 --> 37:24.480
Ne var ki, evrimcilerin kullandığı tek sunuş tekniği bu değil.

37:25.760 --> 37:31.540
Karşı fikirde olanları, yani yaratılış gerçeğini açıklayanları akademik kurumlarda barındırmıyorlar.

37:31.540 --> 37:39.820
Bu totaliter yaklaşım, evrim teorisini sözde somut bir gerçek gibi toplumlara empoze ederken,

37:40.340 --> 37:43.580
bir yandan da bilimsel çevreleri baskı altında tutuyor.

37:44.960 --> 37:49.420
Günümüz biyologlarının çoğu, üniversitelerde kariyerlerine devam edebilmek için

37:49.420 --> 37:54.080
mecburen bu pagan diline inanan bir üslup kullanmak zorunda kalıyorlar.

37:54.080 --> 38:02.460
Bu sistemi kabul etmeyenler ise, ya üniversitede pasifize ediliyor veya bu kişilerin işlerine son veriliyor.

38:03.860 --> 38:09.280
Evrimi reddeden bilim adamları, akademik kariyerlerinde yükselme imkanlarını yitiriyorlar.

38:10.780 --> 38:18.200
Ünlü anatomi profesörü Thomas Dwight, bu durumu entellüktüel bir diktatörlük olarak şöyle nitelendirmiştir.

38:18.200 --> 38:27.200
Evrim konusunda kurulmuş olan diktatörlük, meselenin dışında olanların tahmin edemeyeceği kadar despot hale gelmiştir.

38:28.200 --> 38:35.160
Bu, sadece düşünce sistemimizi etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda terör çağlarını aratan bir baskıyı da sürdürüyor.

38:36.460 --> 38:41.200
Acaba bilim dünyası liderlerinden kaç tanesi düşüncelerini aynen açıklayabiliyorlar?

38:41.200 --> 38:53.980
Evrimci dayatmanın bir gereği olarak, dünyada yaratılış gerçeğini savundukları için görevlerinden alınan çok fazla sayıda profesör vardır.

38:54.540 --> 38:59.080
Bunun bir örneği, okullarda yaratılışın da okutulması önerisinde bulunduğu için,

38:59.560 --> 39:05.000
alelacele görevinden alınan İngiltere Kraliyet Akademisi Eğitim Direktörü Michael Rees'tir.

39:05.000 --> 39:16.000
Prof. Robert Marks, Dr. Michael Egnar, Dr. Caroline Crocker, Dr. Guillermo Gonzalez ve Dr. Richard von Sternnerk,

39:16.700 --> 39:22.420
yaratılış gerçeğini savundukları için görevlerinden alınan diğer bazı akademisyen ve bilim insanlarıdır.

39:23.460 --> 39:27.540
İsrail'de Eğitim Bakanlığı Bilim Bölümü Başkanı Dr. Gavriel Avital,

39:28.160 --> 39:32.620
evrimi sorgulayan yazılı ve sözlü açıklamalarından dolayı görevinden alınmıştır.

39:32.620 --> 39:37.800
Üstelik bir bakanlık yetkilisi, İsrail'in en tanınmış gazetesi Haret ise,

39:38.380 --> 39:45.800
bu görüşlere sahip olan birisinin Eğitim Bakanlığı'nda bilim adamlarının başında görev yapamayacağını ifade etmekten çekinmemiştir.

39:46.400 --> 39:50.420
Bir başka deyişle, bilimsellikle hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıkan,

39:50.640 --> 39:55.560
evrim teorisini eleştiren bir kişinin yetkili bir makamda bulunması imkansızdır.

39:55.560 --> 40:03.560
Bu uygulama ve söz konusu açıklama, Darwinist diktatörlüğün dünya çapında ne kadar güçlü ve etkili olduğunu gözler önüne sermektedir.

40:03.560 --> 40:17.980
Savunucuları her ne kadar teorilerini bilimsellik kılıfına uydurmaya çalışsalarda,

40:18.500 --> 40:21.160
evrim teorisi ilkel bir putperest inancıdır.

40:21.940 --> 40:24.420
Bilim değil, batıl, sapkın bir dindir.

40:24.420 --> 40:30.340
Bu nedenle evrim teorisinin katı savunucularının görüşlerini bilim gibi sunmaktan vazgeçip,

40:30.900 --> 40:32.680
biz pagan inancı içerisindeyiz.

40:33.300 --> 40:36.940
Bizim bu putperest inancımıza saygı duyun demeleri daha doğru olur.

40:37.560 --> 40:42.700
Ancak bilimsel bir gerçekliği olmamasına karşın, evrimin yasaklanmasına gerek yoktur.

40:43.400 --> 40:50.160
Evrimcilerin fikirlerini bilimsel açıklama yerine kişisel inancını belirtme şeklinde ifade etmeleri doğru olacaktır.

40:50.160 --> 40:57.600
Bugün okullarda evrimin bilimsel bir gerçekmiş gibi okutulması,

40:58.160 --> 41:01.880
gelin size pagan dinini öğretelim demekten başka bir şey değildir.

41:02.480 --> 41:05.960
Bu nedenle evrim teorisinin müfredattan kaldırılması yerine,

41:06.380 --> 41:14.300
okullarda pagan dinleri anlatan bölümde ya da tarih dersleri içinde batıl bir din olarak anlatılması daha uygun olacaktır.

41:15.080 --> 41:17.440
Darwinist pagan dininin tek bir amacı vardır.

41:17.440 --> 41:26.300
Allah'ın vahyine dayalı halk dinlerin, özellikle tahrif olmamış tek din olan İslam'ın yerini almak ve onları ortadan kaldırmak,

41:26.800 --> 41:30.880
yani Darwinizm dini Allah inancına oluşturulan bir karşı dindir.

41:31.740 --> 41:36.360
Nitekim şimdiye kadar ki tüm pagan dinlerde gerçekte bu amaca hizmet etmiştir.

41:37.120 --> 41:40.820
Kur'an'da putperest sebe halkı hakkında şu bilgi verilmektedir.

41:40.820 --> 41:44.060
Şeytandan Allah'a sığınırım.

41:44.760 --> 41:49.220
Onu ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum.

41:49.800 --> 41:52.040
Şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir.

41:52.700 --> 41:54.820
Böylece onları doğru yoldan alıkoymuştur.

41:55.840 --> 41:57.820
Bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.

41:57.820 --> 42:09.820
Ki onlar göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye yapmaktadırlar.

42:09.820 --> 42:21.820
Ayette sebe halkının batıl dinleri gereği güneşe secde ettikleri bildirilirken çok önemli bir konuya daha dikkat çekilmektedir.

42:22.900 --> 42:27.160
Bu da putperest bir dini insanlara süslü gösterenin şeytan olduğudur.

42:27.740 --> 42:30.440
Putperest dinler şeytanın vahyine dayalıdır.

42:31.180 --> 42:35.660
Şeytansa bunu insanlar Allah'a secde etmesinler diye yapmaktadır.

42:35.660 --> 42:40.380
Yoksa şeytan da güneşin tapınılacak bir ilah olmadığını bilmektedir.

42:40.980 --> 42:43.920
Tüm evreni olduğu gibi güneşi de yaratan Allah'tır.

42:44.740 --> 42:49.300
Darwinizm dininin amacı insanları Allah'a inanmaktan alıkoymaktır.

42:49.800 --> 42:55.980
Nitekim Darwinizmin önde gelen kurucularından Julian Huxley de bu amacı açıkça dile getirmiştir.

42:57.740 --> 43:02.180
Evrim bir zamanlar Tanrı'nın üstlendiği fonksiyonu yerine getirebilir.

43:02.180 --> 43:07.820
Yani insanoğlunun inanç ve umutlarını koordine eden güçlü bir prensip olabilir.

43:10.120 --> 43:20.860
Dolayısıyla putperest evrim dininin en önemli hedefi, insana tesadüfler sonucu var olduğunu ve dolayısıyla haşa Allah'ın var olmadığı yalanını kabul ettirmektir.

43:21.500 --> 43:25.680
İnsanların Allah'a karşı sorumluluğu olmadığı aldatmacısını aşılamaktır.

43:25.680 --> 43:38.000
Evrimciler kendi ifadelerinde de bunu sık sık vurgulamakta ve insanın kendi ustası ve amiri olduğunu ve sadece kendine karşı sorumlu olduğu telkinini vermektedirler.

43:38.660 --> 43:45.400
Oysa Allah Kur'an'da insanları bir damla sudan yaratmış ve ona sorumsuz bırakılmadığını bildirmiştir.

43:45.400 --> 43:51.200
İnsan kendi başına ve sorumsuz bırakılacağını mı sanıyor?

43:52.040 --> 43:55.440
Kendisi akıtılan meniden bir damla su değil miydi?

43:55.440 --> 44:03.180
Sonra bir alak emri oldu, derken Allah onu yarattı ve bir düzen içinde biçim verdi.

44:03.880 --> 44:07.520
Böylece ondan erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.

44:08.240 --> 44:12.080
Öyleyse Allah ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?

44:12.080 --> 44:18.040
İnsanın dünyada bulunuş amacı Allah'a kulluk etmesidir.

44:18.680 --> 44:21.280
Bu gerçeği bildiren Kur'an ayeti de şöyledir.

44:23.720 --> 44:29.420
Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

44:30.500 --> 44:36.520
Allah insana bir düzen içinde biçim vermiş ve dünya hayatının onun için bir deneme süresi ve mekanı kılmıştır.

44:36.520 --> 44:45.400
İnsan bu süre içinde yaptığı her hareketten, söylediği her sözden, yazdığı her kelimeden ve aklından geçirdiği her düşünceden sorulacaktır.

44:46.040 --> 44:48.560
Çünkü hepimiz Rabbimize karşı sorumluyuz.

44:49.620 --> 44:54.080
İşte bu nedenle bugüne kadar putperest evrim dininin etkisi altında kalan,

44:54.520 --> 44:59.260
hatta evrimi savunan kişilerin de bu etkiden bir an önce sıyrılmaları eczemdir.

44:59.260 --> 45:11.260
Bu kişiler üzerlerindeki bu şerefli sorumluluğun farkına vararak kazançlı çıkacak ve Rabbimiz olan Allah'ı sevmenin ve onun himayesi ve koruması altında olmanın rahatlığını ve güvenini yaşayacaklardır.

45:13.260 --> 45:19.480
Aksi takdirde, şeytandan Allah'a sınırım, onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar.

45:19.880 --> 45:23.700
Dost zorlu yolu, rüşt yolunu da görseler yol olarak benimsemezler.

45:23.700 --> 45:28.680
Ayetinde bildirildiği tutucu insanlar olmaktan kurtulamayacaklardır.

45:29.660 --> 45:41.880
Ve putperest bir din içinde batıl bir hayat yaşarken hiç ummadıkları bir anda hesap günüyle karşılaşacak ve Rabbimizin huzurunda bunun hesabını veremeyeceklerdir.

45:53.700 --> 46:23.680
 

