WEBVTT

00:00.000 --> 00:01.940
Fizik ve Astronomi

00:01.940 --> 00:05.000
Rastlantısal Evren Fikrinin Çöküşü

00:05.000 --> 00:13.200
20. yüzyıldaki astronomik buluşların çökerttiği bir diğer ateist dogma ise rastlantısal evren iddiasıdır.

00:14.380 --> 00:25.200
Evrendeki maddelerin, gök cisimlerinin, bunları düzenleyen kanunların amaçsızca ve tesadüfen ortaya çıktığı iddiası çok çarpıcı bir biçimde yıkılmıştır.

00:25.200 --> 00:35.600
Bilim adamları, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı için çok hassas bir biçimde düzenlendiğini ilk kez 1970'li yıllarda fark ettiler.

00:36.380 --> 00:51.540
Araştırmalar derinleştikçe evrendeki fizik, kimya ve biyoloji kanunlarının, yer çekimi, elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin ve elementlerin yapılarının insan yaşamı için en uygun şekilde düzenlendikleri bulundu.

00:51.920 --> 00:53.500
Örneklerini birlikte inceleyelim.

00:55.200 --> 01:04.420
Evrenin ilk genişleme hızında, yani Big Bang'in patlama şiddetinde, olağanüstü derecede hassas bir denge vardır.

01:04.920 --> 01:17.380
Bilim adamlarının hesaplarına göre, eğer ilk patlama hızı milyar kere milyarda bir bile farklı olsa, o durumda madde ya tekrar içine çökmüş veya tamamen dağılmış olacaktır.

01:17.960 --> 01:23.900
Bir diğer deyişle, daha evrenin ilk anında milyar kere milyarda birlik bir isabet vardır.

01:25.200 --> 01:27.240
Elbette bu bir tesadüf değildir.

01:28.280 --> 01:38.580
Yer çekimi veya elektromanyetizma gibi fiziksel kuvvetler, düzenli bir evren ortaya çıkması ve yaşamın var olabilmesi için tam olmaları gereken değerlerdedir.

01:38.580 --> 01:51.540
Bu kuvvetlerdeki çok küçük oynamalar, örneğin milyar kere milyar kere milyar kere milyarda birlik farklar, evrenin sadece bir radyasyondan veya bir hidrojen bulutundan ibaret olmasına sebep olabilirdi.

01:51.540 --> 01:56.720
Bu durumda, güneş sistemi, gezegenler ve dünyamızda var olmayacaktı.

01:57.720 --> 02:03.340
Evrenin her detayı gibi, bizim kendi güneş sistemimizde hassas ayarlarla yaratılmıştır.

02:04.880 --> 02:13.300
Güneşin büyüklüğü, güneş ışınlarının dalga boyut ve dünyanın güneşe olan uzaklığı tam insan yaşamı için gereken değerlerdedir.

02:13.300 --> 02:19.200
Bu değerlerdeki çok ufak sapmalar bile, yeryüzündeki yaşamı bir anda yok edebilir.

02:20.140 --> 02:33.700
Dünya atmosferinin solunum için en ideal gazları içermesi veya dünyanın manyetik alanının, yeryüzü şekillerinin tam insan yaşamına uygun biçimde olması da önemli hassas ayar örneklerinden sadece birkaçıdır.

02:34.440 --> 02:39.940
Dünyamızın dörtte üçünü kaplayan suyun da insan yaşamına göre ayarlanmış özellikleri vardır.

02:39.940 --> 02:44.060
Su, diğer tüm sıvıların aksine üstten donar.

02:44.960 --> 02:50.580
Buysa denizlerin bir buz yığınına dönmesini engeller ve yaşamın devamını sağlar.

02:51.400 --> 02:59.080
Suyun akışkanlık değeri ya da fiziksel ve kimyasal özellikleri de canlılar için olabilecek en ideal ölçülerdedir.

02:59.900 --> 03:06.400
Burada birkaç örneğinden söz ettiğimiz bu hassas ayarlar, bilim insanlarını önemli bir sonuca götürmüştür.

03:06.400 --> 03:11.520
Bilim insanlarının deyimiyle, evrende bir insani ilke vardır.

03:12.200 --> 03:17.160
Yani evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla yaratılmıştır.

03:17.920 --> 03:27.500
Ancak ilginç bir şekilde, bu gerçeği ortaya çıkaran bilim insanlarının büyük bölümünün, aslında bu sonuca varmayı pek de istemeyen materyalist kişiler oluşudur.

03:27.500 --> 03:35.020
Amerikalı astronom George Greenstein, Simbiyotik Evren adlı kitabında bu gerçeği şöyle ifade eder.

03:36.020 --> 03:40.900
Kanıtları inceledikçe, ısrarla önemli bir gerçekle karşı karşıya geliyoruz.

03:41.980 --> 03:45.480
Evrenin kökeninde bir doğaüstü akıl devreye girmiştir.

03:45.480 --> 03:54.220
Yoksa bir anda, hiç de o niyeti taşımamamıza rağmen, ilahi bir varlığın var olduğuna dair bilimsel delillerle yüz yüze mi geliyoruz?

03:55.260 --> 03:58.180
Ünlü moleküler biyolog Michael Denton ise,

03:58.740 --> 04:05.160
Doğanın kaderi, biyoloji kanunları evrendeki amacı nasıl gösteriyor adlı kitabında şu yorumu yapmaktadır.

04:05.160 --> 04:09.000
20. yüzyıl astronomisinde ortaya çıkan yeni tablo,

04:09.680 --> 04:16.220
geçmiş dört yüzyılda bilim çevrelerinde giderek yükselmiş olan varsayıma çok güçlü bir meydan okuma oluşturmaktadır.

04:16.920 --> 04:22.440
Bu, yaşamın evrensel tablo içinde tamamen rastlantısal ve önemsiz olduğu varsayımıdır.

04:23.860 --> 04:31.040
Kısacası, ateizmin belki de en temel dayanağı olan rastlantısal evren kavramı bugün çökmüş durumdadır.

04:31.040 --> 04:38.360
Bu kavramın bir yanılgı olduysa, zaten insanlara bundan 14 asır önce Kur'an'da bildirilmiştir.

04:39.200 --> 04:41.060
Allah Kur'an'da şöyle buyurmuştur.

04:42.720 --> 04:48.540
Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık.

04:49.220 --> 04:51.400
Bu, inkar edenlerin zanlıdır.

