1
00:00:00,420 --> 00:00:05,080
Odanızın penceresinden dışarıdaki manzarayı seyrettiğinizi bir düşünün.

2
00:00:05,540 --> 00:00:11,500
Hayatınız boyunca aldığınız terkinden dolayı bu manzarayı gözlerinizle gördüğünüzü zannedersiniz.

3
00:00:12,060 --> 00:00:14,120
Oysa gerçek böyle değildir.

4
00:00:14,580 --> 00:00:18,500
Çünkü siz gözlerinizle dışarıdaki bir manzarayı görmezsiniz.

5
00:00:18,920 --> 00:00:23,160
Siz beyninizin içinde oluşan manzaraya ait görüntüyü görürsünüz.

6
00:00:23,700 --> 00:00:27,600
Bu bir tahmin ya da bir felsefe değil, bilimsel bir gerçektir.

7
00:00:27,600 --> 00:00:34,580
Görme olayının nasıl gerçekleştiği hatırlandığında bu konu daha açık olarak anlaşılacaktır.

8
00:00:35,020 --> 00:00:42,200
Göz, sadece kendine ulaşan ışığı, retinasındaki hücreler sayesinde elektrik sinyalini çevirmekle görevlidir.

9
00:00:42,800 --> 00:00:47,100
Bu elektrik sinyali ise beyninizdeki görme merkezinize ulaşır.

10
00:00:47,100 --> 00:00:52,880
Daha sonra bu elektrik sinyalleri pencerenizden gördüğünüz manzaranın görüntüsünü oluşturur.

11
00:00:52,880 --> 00:01:01,560
Sonuç olarak görüntünün oluştuğu yer beyninizdir ve siz beyninizin içindeki manzarayı görürsünüz, evinizin dışındaki manzarayı değil.

12
00:01:02,300 --> 00:01:07,520
Gerçekte beynimizin içi açılsa, burada bu manzaraya ait bir görüntü bulamayız.

13
00:01:07,940 --> 00:01:13,420
Ancak beynimizin içinde bir şuur, beyne gelen elektrik sinyallerini manzara olarak algılar.

14
00:01:13,920 --> 00:01:20,540
Hatta sadece gördüğümüz değil, dokunduğumuz, duyduğumuz her şeyi beynimizin içinde yaşarız.

15
00:01:20,540 --> 00:01:28,140
Bu teknik bir gerçektir ve bilimsel deliller neticesinde itiraza veya tartışmaya açık bir konu değildir.

16
00:01:28,640 --> 00:01:33,860
Asıl önemli olan nokta ise bu teknik gerçeğin bizi ulaştırdığı şu sorudur.

17
00:01:34,340 --> 00:01:42,460
Beynimizin içinde bir gözü olmadan, pencereden görünen manzarayı izleyen, bu manzaradan zevk alan, heyecan duyan kimdir?

18
00:01:42,460 --> 00:01:50,860
İnsanın dünyaya bakış açısını tamamen değiştiren bu önemli sorunun cevabı programın ilerleyen dakikalarında verilecektir.

19
00:01:50,860 --> 00:02:03,060
Yaşadığımız dünyaya ait her türlü niteliği, her özelliği ve bildiğimiz her şeyi duyu organlarımız aracılığıyla öğreniriz.

20
00:02:03,060 --> 00:02:14,260
Duyu organlarımız aracılığıyla bize ulaşan bilgiler, bir dizi işlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüşür ve bu sinyaller beynimizin ilgini noktalarında yorumlanır.

21
00:02:14,260 --> 00:02:28,040
Beynimizin bu yorumları sonucunda biz örneğin bir kitap görürüz, çileğin tadını alırız, ıhlamur ağaçlarını koklar, ipek bir kumaşın dokusunu bilir veya rüzgarda sallanan yaprakların hışırtısını duyabiliriz.

22
00:02:28,040 --> 00:02:36,760
Aldığımız telkinle hep bedenimizin dışındaki kumaşa dokunduğumuzu, bizden 30 cm uzaklıktaki kitabı okuduğumuzu düşünürüz.

23
00:02:36,760 --> 00:02:45,040
Metrelerce uzaktaki ıhlamur ağaçlarının kokusunu aldığımızı ve çok yükseklerdeki yaprakların hışırtısını duyduğumuzu zannederiz.

24
00:02:45,640 --> 00:02:50,240
Oysa bu saydıklarımızın hepsi bizim içimizde gerçekleşen olaylardır.

25
00:02:50,720 --> 00:02:56,520
Radyodaki sesten yaprakların hışırtısına kadar her şey içimizde, beynimizde meydana gelir.

26
00:02:56,520 --> 00:03:03,580
Bu noktada şaşırtıcı bir gerçekle daha karşılaşırız.

27
00:03:03,960 --> 00:03:08,500
Beynimizde gerçekte ne renkler, ne sesler, ne de görüntüler vardır.

28
00:03:09,080 --> 00:03:12,480
Beynimizde bulabileceğiniz tek şey elektrik sinyalleridir.

29
00:03:12,960 --> 00:03:15,060
Bu, felsefi bir görüş değildir.

30
00:03:15,400 --> 00:03:18,960
Algılarımızın işleyişiyle ilgili bilimsel bir açıklamadır.

31
00:03:19,720 --> 00:03:22,980
Bu açıklamalar çok önemli bir konuya daha dikkat çekmektedir.

32
00:03:22,980 --> 00:03:33,100
Bizim dünya hakkında algıladığımız tüm hisler, görüntüler, tadlar ve kokular aslında aynı malzemeden yani elektrik sinyallerinden meydana gelmektedir.

33
00:03:33,600 --> 00:03:43,020
Elektrik sinyallerini bizim için anlamlı hale getiren, bu sinyalleri koku, tat, görüntü, ses veya dokunma olarak yorumlayansa beyindir.

34
00:03:43,780 --> 00:03:52,720
Beyin gibi ıslak bir etten oluşan bir maddenin hangi elektrik sinyalini koku, hangisini görüntü olarak yorumlayacağını bilmesi ise çok şaşırtıcıdır.

35
00:03:52,720 --> 00:04:00,920
Yani beynin aynı malzemeden birbirinden çok farklı duyular ve hisler meydana getirmesi çok büyük bir mucizedir.

36
00:04:04,700 --> 00:04:08,340
Şimdi görme olayını biraz daha yakından inceleyelim.

37
00:04:08,700 --> 00:04:13,960
Hayatımız boyunca aldığımız telkinle tüm dünyayı gözlerimizle gördüğümüzü zannederiz.

38
00:04:14,360 --> 00:04:17,840
Hatta gözlerimiz dünyaya açılan pencerelerimizdir diyebiliriz.

39
00:04:17,840 --> 00:04:22,640
Oysa görmenin bilimsel açıklamasına göre gerçek böyle değildir.

40
00:04:22,940 --> 00:04:25,480
Çünkü biz gözlerimizle görmeyiz.

41
00:04:25,980 --> 00:04:30,060
Gözlerimiz ve gözlerimize bağlı olan milyonlarca sinir hücremiz,

42
00:04:30,420 --> 00:04:36,300
sadece görme olayının gerçekleşmesi için beyne mesaj ileten kablo görevine sahiptirler.

43
00:04:36,940 --> 00:04:41,460
Görme olayının nasıl gerçekleştiğini lise bilgilerimizden hatırlayacak olursak,

44
00:04:41,800 --> 00:04:44,040
bu gerçeği daha kolay fark edebiliriz.

45
00:04:44,040 --> 00:04:56,780
Bir cisimden gelen ışık göz merceğinden geçer ve gözün arka tarafındaki ağ tabakanın üzerine baş aşağı ve iki boyutlu bir görüntü bırakır.

46
00:04:57,360 --> 00:05:04,700
Ağ tabakadaki çubuk ve koni hücreler bazı kimyasal işlemlerden sonra bu görüntüyü elektriksel akıma dönüştürür.

47
00:05:04,700 --> 00:05:11,700
Bu elektriksel akımlar, göz sinirleri aracılığıyla beynin arka kısmında yer alan görme merkezine götürülür.

48
00:05:12,700 --> 00:05:17,900
Beyin ise bu gelen sinyali anlamlı ve üç boyutlu görüntüler haline getirir.

49
00:05:18,540 --> 00:05:25,200
Örneğin biz bir çocuk parkında oyun oynayan çocukları izlediğimizde, bu çocukları ve parkı gözlerimizle görmeyiz.

50
00:05:25,560 --> 00:05:32,180
Çünkü bu manzaraya ait görüntü gözümüzün önünde değil, beynimizin arka tarafında oluşur.

51
00:05:32,180 --> 00:05:42,940
Burada çok yüzeysel olarak anlattığımız görme, gerçekte son derece olağanüstü bir işlemdir.

52
00:05:42,940 --> 00:05:55,940
Işık demetleri anında ve kusursuz şekilde elektrik sinyallerine dönüştürülmekte ve sonra bu elektrik sinyalleri üç boyutlu, rengarenk, ışıl ışıl bir dünya olarak bize görünmektedir.

53
00:05:55,940 --> 00:05:59,940
Tüm bunlarsa bizi hep aynı gerçeğe götürmektedir.

54
00:06:00,920 --> 00:06:05,080
Biz hayatımız boyunca dünyayı bizim dışımızda zannederiz.

55
00:06:05,500 --> 00:06:09,320
Oysa dünya her şeyiyle bizim içimizdedir.

56
00:06:09,320 --> 00:06:17,000
Biz dışımızda sandığımız dünyayı aslında içimizde, beynimizdeki küçücük bir noktada görürüz.

57
00:06:17,500 --> 00:06:28,920
Örneğin bir holding patronu, holding binasını, fabrikasını, otomobilini, deniz kıyısındaki yalısını, marinadaki yatını hep kendi bedeninin dışında bulunan varlıkları olarak düşünür.

58
00:06:29,480 --> 00:06:37,060
Aynı şekilde emrinde çalışan yüzlerce insanı, avukatlarını, ailesini, dostlarını da bu şekilde tahayyül eder.

59
00:06:37,060 --> 00:06:45,980
Oysa bunların hepsi bu kişinin kafatasının içinde, beyninin arka tarafındaki küçücük bir bölgede oluşan görüntülerdir.

60
00:06:46,480 --> 00:06:50,660
Söz konusu kişi bu gerçeği bilmez, bilse de düşünmek istemez.

61
00:06:50,980 --> 00:07:00,200
Ama son model otomobiliyle geldiği holdinginin önünde gururla dururken, esen hafif bir rüzgar gözüne toz kaçırdığında durum değişir.

62
00:07:00,660 --> 00:07:03,940
İşte o anda bu gerçeği hemen anlayabilir.

63
00:07:03,940 --> 00:07:12,360
Sağ gözünü, gözü açıkken hafifçe kaçırdığında, holding binasının yukarı aşağı veya sağa sola doğru gidip geldiğini görecektir.

64
00:07:12,760 --> 00:07:19,560
İşte o zaman düşünen bir insan, gördüğü görüntünün kendi dışında sabit bir varlık olmadığını anlar.

65
00:07:19,980 --> 00:07:23,960
Çünkü gözünü kaşımasıyla görüntü gidip gelmektedir.

66
00:07:23,960 --> 00:07:37,320
Sonuç olarak şu bir gerçektir ki, her insan hayatı boyunca gördüğü her şeyi beyninde görür ve hiçbir zaman gördüklerinin asıllarına ulaşamaz.

67
00:07:37,820 --> 00:07:43,660
Gördükleri, dışarıda var olduğunu varsaydığı görüntülerin beyninde oluşan birer kopyasıdır.

68
00:07:43,660 --> 00:07:50,660
Bu kopyanın aslına uygun olup olmadığı, dahası bir aslının var olup olmadığı ise bizim bilgimizin dışındadır.

69
00:07:51,860 --> 00:07:58,620
Örneğin şu anda başınızı kaldırıp içinde bulunduğunuz odaya baktığınızda gördüğünüz, sizin dışınızdaki oda değildir.

70
00:07:59,000 --> 00:08:08,980
Siz odanın, beyninizin içinde oluşan kopya görüntüsünü görürsünüz ve hiçbir zaman bu odanın aslını duyularınız aracılığıyla görmenize imkan yoktur.

71
00:08:08,980 --> 00:08:16,700
Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta daha vardır.

72
00:08:17,140 --> 00:08:19,480
Kafatası, ışığı içeri geçirmez.

73
00:08:19,860 --> 00:08:22,600
Yani beynin bulunduğu yer kapkaranlıktır.

74
00:08:23,040 --> 00:08:28,200
Dolayısıyla beynin, ışığın kendiyle muhatap olması asla mümkün değildir.

75
00:08:28,200 --> 00:08:36,060
Ancak siz mucizevi bir şekilde bu zifiri karanlıkta ışıklı, pırıl pırıl bir dünyayı seyredersiniz.

76
00:08:36,060 --> 00:08:48,540
Rengarenk doğayı, ışıl ışıl bir manzarayı, yeşilin her tonunu, meyvelerin renklerini, çiçeklerin desenlerini, güneşin parıltısını her zaman bu kapkaranlık yerde görürüz.

77
00:08:48,680 --> 00:09:00,140
Kalabalık bir sokaktaki tüm insanlar, trafikteki araçlar, bir alışveriş merkezindeki yüzlerce çeşit kıyafet olmak üzere her şey bu zifiri karanlık yerde oluşur.

78
00:09:00,700 --> 00:09:03,840
Buradaki ilginç durumu bir örnekle açıklayalım.

79
00:09:03,840 --> 00:09:07,720
Karşımızda alev alev yanan bir mangal ateşi olduğunu düşünelim.

80
00:09:08,120 --> 00:09:11,860
Bu mangalın karşısına geçip onu uzun süre izleyebiliriz.

81
00:09:11,860 --> 00:09:20,440
Ama bu süre boyunca beynimiz, mangaldan gelen ışığın, parıltının ve sıcaklığın aslıyla hiçbir zaman muhatap olamaz.

82
00:09:20,840 --> 00:09:30,260
Mangaldaki alevin ışığını ve sıcaklığını hissettiğimiz anda bile kafamızın ve beynimizin içi kapkaranlıktır ve ısısı hiç değişmez.

83
00:09:30,260 --> 00:09:40,700
Kapkaranlık beynin içinde elektrik sinyallerinin rengarenk, ışıltılı, aydınlık bir görüntüye dönüşmesi olağanüstü büyük bir mucizedir.

84
00:09:41,200 --> 00:09:48,700
Bu olayın üzerinde derin düşünen insan, karşılaştığı harikuladelik karşısında büyük bir hayranlık duyacaktır.

85
00:09:48,700 --> 00:10:02,760
Şimdi şöyle bir düşünün, görüntü beynimizde hem de kapkaranlık küçücük bir yerde mucizevi bir biçimde oluşuyor ama bu görüntüyü beynimizde kim seyrediyor?

86
00:10:02,760 --> 00:10:07,680
Şu anda yanınızda bulunmayan alt kat komşunuzu gözünüzün önüne getirin.

87
00:10:08,100 --> 00:10:10,120
Onu bütün netliğiyle görüyorsunuz.

88
00:10:10,380 --> 00:10:22,480
Kıyafetinin detayları, yüzündeki çizgiler, saçlarındaki beyazlar, sesinin tonu, konuşma üslubu, yürüyüşüyle hayalinizde çok net olarak canlandırdığınız bu insanı kim izliyor?

89
00:10:23,080 --> 00:10:27,940
Bu soruların tek cevabı Allah'ın insana vermiş olduğu ruhtur.

90
00:10:27,940 --> 00:10:32,920
Materyalistler ise madde dışında hiçbir varlığı kabul etmezler.

91
00:10:32,920 --> 00:10:43,980
İşte bu, Allah'ın varlığını inkar eden materyalist düşünceye en büyük darbeyi vuran, materyalistlerin düşünmekten ve konuşmaktan en çok çekindikleri konudur.

92
00:10:47,580 --> 00:10:54,660
Biz doğduğumuz andan itibaren çevremizde renkli bir dünya görür, rengarenk bir ortamla muhatap oluruz.

93
00:10:54,660 --> 00:10:58,960
Oysa evrende tek bir renk dahi olmadığını biliyor muyunuz?

94
00:10:59,420 --> 00:11:01,460
Renkler beynimizin içinde oluşur.

95
00:11:01,760 --> 00:11:06,500
Dışarıda sadece farklı dalga boylarına sahip elektromanyetik dalgalar vardır.

96
00:11:07,040 --> 00:11:10,780
Gözümüze ulaşan bu farklı dalga boylarındaki enerjidir.

97
00:11:11,340 --> 00:11:13,580
İşte biz buna ışık deriz.

98
00:11:14,000 --> 00:11:18,420
Ancak bu bizim bildiğimiz anlamda parlak, aydınlık bir ışık değildir.

99
00:11:18,820 --> 00:11:20,320
Sadece bir enerjidir.

100
00:11:20,320 --> 00:11:27,340
Beynimiz bu farklı dalga boylarına sahip enerjiyi yorumladığında biz bunları renkler olarak görürüz.

101
00:11:27,780 --> 00:11:34,780
Oysa ne denizler mavi, ne çimenler yeşil, ne toprak kahverengi, ne de meyveler renklidir.

102
00:11:35,340 --> 00:11:39,260
Onlar sadece beynimizde öyle algıladığımız için öyledir.

103
00:11:40,080 --> 00:11:47,720
Bilinç ve beyin konusunda yazdığı kitaplarıyla tanınan Daniel Dennett, renklerin meydana gelişi hakkında şunları söylemektedir.

104
00:11:47,720 --> 00:11:49,720
Dünyada renk yoktur.

105
00:11:50,080 --> 00:11:53,300
Renk sadece bakanın gözünde ve beyninde oluşur.

106
00:11:53,800 --> 00:12:00,040
Nesneler, ışığın farklı dalga boylarını yansıtırlar ancak bu ışık dalgalarının rengi yoktur.

107
00:12:01,140 --> 00:12:07,160
Bu bilimsel gerçeğin daha iyi anlaşılması için renkleri nasıl gördüğümüzü kısaca inceleyelim.

108
00:12:07,160 --> 00:12:17,860
Güneşten gelen ışıklar bir cisme çarptıklarında her cisim ışığı farklı dalga boyunda yansıtır.

109
00:12:18,320 --> 00:12:21,440
Bu farklı dalga boylarındaki ışık göze ulaşır.

110
00:12:21,440 --> 00:12:31,600
Burada ışık olarak bahsedilenin aslında elektromanyetik dalgalar ve fotonlar olduğunu, bizim tanıdığımız ışığın sadece beynimizde oluştuğunu unutmamak gerekir.

111
00:12:31,600 --> 00:12:37,020
Rengin algılanması gözün retina tabakasındaki koni hücrelerinde başlar.

112
00:12:37,420 --> 00:12:42,760
Retinada ışığın belli dalga boyuna tepki veren 3 ana koni hücre grubu vardır.

113
00:12:43,300 --> 00:12:49,540
Bu hücre gruplarının birincisi kırmızı, ikincisi mavi, üçüncüsü ise yeşil ışığa hassastır.

114
00:12:49,540 --> 00:12:57,240
Bu üç farklı koni hücresinin farklı oranlarda uyarılmaları sonucunda milyonlarca farklı renk tonu ortaya çıkar.

115
00:12:57,720 --> 00:13:03,380
Ancak ışığın koni hücrelerine ulaşması renklerin oluşması için yeterli değildir.

116
00:13:06,680 --> 00:13:15,260
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinden araştırmacı Jeremy Nathans, gözdeki hücrelerin renkleri oluşturmadığını şöyle belirtir.

117
00:13:15,260 --> 00:13:21,460
Bir koni hücresinin tek yapabildiği ışığı yakalayıp yoğunluğu hakkında bilgi vermektir.

118
00:13:21,860 --> 00:13:24,140
Renk hakkında size hiçbir şey söylemez.

119
00:13:24,880 --> 00:13:28,280
Nathans'ın da belirttiği gibi koni hücreleri renkleri oluşturamaz.

120
00:13:28,780 --> 00:13:35,260
Sadece algıladıkları bu renk bilgilerini sahip oldukları pigmentler sayesinde elektrik sinyallerine dönüştürürler.

121
00:13:36,440 --> 00:13:42,400
Bu hücrelere bağlı olan sinir hücreleri de elektrik sinyallerini beyindeki özel bir bölgeye iletirler.

122
00:13:42,400 --> 00:13:49,380
İşte hayatımız boyunca gördüğümüz rengarenk dünyamızın oluştuğu yer beyindeki bu özel bölgedir.

123
00:13:53,100 --> 00:13:57,620
Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi beynimizin dışında renkler yoktur.

124
00:13:57,980 --> 00:13:58,780
Işık da yoktur.

125
00:13:59,320 --> 00:14:04,800
Sadece elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar şeklinde hareket eden bir enerji vardır.

126
00:14:05,400 --> 00:14:08,600
Hem renkler hem de ışık sadece bizim beynimizdedir.

127
00:14:08,600 --> 00:14:12,880
Yani biz bir gülü kırmızı olduğu için kırmızı renkte görmeyiz.

128
00:14:13,260 --> 00:14:21,100
Bizim bir gülü kırmızı görmemizin nedeni retinamıza çarpan enerjinin beynimiz tarafından kırmızı olarak yorumlanmasıdır.

129
00:14:21,840 --> 00:14:25,980
Renk körlüğü renklerin beynimizde oluştuklarının önemli delillerindendir.

130
00:14:26,660 --> 00:14:31,620
Bilindiği gibi gözdeki retinada oluşan küçük bir bozukluk renk körlüğüne sebep olur.

131
00:14:32,140 --> 00:14:35,840
Bu durumda birçok insan yeşille kırmızıyı birbirinden ayırt edemez.

132
00:14:35,840 --> 00:14:40,240
Bu durumda dışarıdaki nesnenin renkli olup olmaması önemli değildir.

133
00:14:40,540 --> 00:14:44,860
Çünkü biz nesneleri onlar renkli olduklarından dolayı renkli görmeyiz.

134
00:14:45,300 --> 00:14:47,400
Burada varılması gereken sonuç şudur.

135
00:14:47,880 --> 00:14:51,840
Varlıklara yüklediğimiz tüm nitelikler dış dünyada değil beynimizdedir.

136
00:14:52,780 --> 00:15:00,460
Bizler hiçbir zaman algılarımızı aşıp dışarıya ulaşamayacağımız için maddelerin ya da renklerin varlığını da bilemeyiz.

137
00:15:00,460 --> 00:15:05,460
Ünlü düşünür Berkeley de bu gerçeğe şu sözleriyle dikkat çekmektedir.

138
00:15:05,840 --> 00:15:20,900
Kısaca aynı şeyler aynı zamanda bazıları için kırmızı, bazıları için sıcak, başkaları için tam tersi olabiliyorsa bu demektir ki biz yanılsamaların etkisindeyiz ve şeyler ancak bizim zihnimizde vardır.

139
00:15:20,900 --> 00:15:27,820
Duyma işlemi de aynen görme gibi gerçekleşir.

140
00:15:28,240 --> 00:15:35,720
Diğer bir deyişle dış dünyaya ait görüntüleri nasıl beynimizin içinde görüyorsak sesleri de beynimizin içinde duyarız.

141
00:15:36,200 --> 00:15:41,720
Dış kulak çevredeki ses dalgalarını kulak kepçesiyle toplayıp orta kulağa iletir.

142
00:15:41,720 --> 00:15:47,000
Orta kulak ise aldığı ses titreşimlerini güçlendirerek iç kulağa aktarır.

143
00:15:47,400 --> 00:15:54,960
İç kulak da bu titreşimleri sesin yoğunluğuna ve sıklığına göre elektrik sinyallerine dönüştürerek beyne gönderir.

144
00:15:55,500 --> 00:16:03,080
Beyinde birkaç konaklamadan sonra mesajlar son olarak bu sinyallerin işleme koyulup yorumlandığı duyma merkezine iletilirler.

145
00:16:03,640 --> 00:16:07,680
Böylece duyma işlemi de beyindeki duyma merkezinde gerçekleşir.

146
00:16:07,680 --> 00:16:14,520
Dolayısıyla beynimizin dışında sesler değil, ses dalgaları olarak bilinen fiziksel titreşimler vardır.

147
00:16:15,000 --> 00:16:20,940
Bu ses dalgalarının sese dönüştüğü yerse dışarısı veya kulağımız değil, beynimizin içidir.

148
00:16:21,360 --> 00:16:25,920
Yani gören gözlerimiz olmadığı gibi, duyan da kulaklarımız değildir.

149
00:16:26,560 --> 00:16:34,080
En yakın arkadaşınızla sohbet ederken, arkadaşınızın görüntüsünü beyninizde izler, sesini de beyninizin içinde dinlersiniz.

150
00:16:34,080 --> 00:16:44,000
Ve nasıl beyninizdeki görüntü 3 boyutlu, derinlik hissiyle oluşursa, arkadaşınızın sesi de size derinlik hissini onaylayacak şekilde gelir.

151
00:16:44,440 --> 00:16:54,100
Örneğin, arkadaşınızı sizden uzakta görüyorsanız veya arkanızda bir yerde oturuyorsa, sesinin derinden veya arkanızdan geldiğini zannedersiniz.

152
00:16:54,700 --> 00:16:59,740
Oysa, arkadaşınızın sesi ne arkanızda ne de uzağınızdadır.

153
00:16:59,920 --> 00:17:03,840
Arkadaşınızın sesi sizin içinizde, beyninizdedir.

154
00:17:04,080 --> 00:17:14,780
Algıladığımız her şeyin beynimizde meydana geldiği, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

155
00:17:15,260 --> 00:17:22,300
Buna rağmen, insanların çoğu, beynimizin dışında bu görüntülerin asılları olduğunu zan ve iddia ederler.

156
00:17:22,960 --> 00:17:26,460
Bu, hiçbir zaman ispatlayamayacakları bir iddiadır.

157
00:17:26,460 --> 00:17:34,860
Ayrıca, maddeyi dışarıda var zanneseler bile, beynimizin dışında ne ses, ne ışık, ne de renkler bulunmaktadır.

158
00:17:35,320 --> 00:17:44,520
Işık, dışarıda enerji dalgaları veya enerji paketçikleri şeklinde bulunur ve ancak retinaya çarptığında bildiğimiz ışık kavramıyla karşılaşırız.

159
00:17:45,100 --> 00:17:47,260
Benzer şekilde dışarıda ses de yoktur.

160
00:17:47,720 --> 00:17:49,740
Sadece enerji dalgaları vardır.

161
00:17:49,740 --> 00:17:55,460
Bu dalgaların bazıları da kulağımıza ve oradan beynimize geldiğinde ses oluşur.

162
00:17:55,900 --> 00:17:57,320
Dışarıda renk de yoktur.

163
00:17:57,680 --> 00:18:03,180
Renk yoktur derken, insanların aklına siyah, beyaz veya gri bir görüntü gelebilir.

164
00:18:03,600 --> 00:18:05,740
Oysa bunlar da birer renktir.

165
00:18:06,300 --> 00:18:10,980
Beynimizin dışındaki dünyada ise siyah, beyaz, gri dahi yoktur.

166
00:18:10,980 --> 00:18:15,640
Sadece farklı şiddet ve frekanslara sahip enerji dalgaları bulunur.

167
00:18:16,000 --> 00:18:21,840
Bu enerji dalgaları sadece göğs hücrelerimiz ve beynimiz aracılığıyla renklere dönüştürülür.

168
00:18:25,740 --> 00:18:30,660
Duyduğunuz sesin aslı konusundaki olağanüstülükler bu kadar da değildir.

169
00:18:31,180 --> 00:18:34,400
Beyin nasıl ışığı geçirmiyorsa sesi de geçirmez.

170
00:18:34,760 --> 00:18:38,200
Yani beyne hiçbir zaman hiçbir ses ulaşmaz.

171
00:18:38,200 --> 00:18:44,580
Dolayısıyla duyduğunuz sesler ne kadar gürültülü de olsa beyninizin içi tamamen sessizdir.

172
00:18:44,960 --> 00:18:49,500
Oysa bütün bu gürültüyü, en net sesleri beyninizde dinlersiniz.

173
00:18:49,960 --> 00:18:58,020
Öylesine bir netliktir ki bu, sağlıklı bir insan kulağı hiçbir parazit, hiçbir cızırtı olmaksızın her şeyi duyar.

174
00:18:58,020 --> 00:19:08,180
Ses geçirmeyen, derin bir sessizliğin hakim olduğu beyninizde bir orkestranın senfonilerini dinlersiniz, kalabalık bir ortamın tüm gürültüsünü duyarsınız.

175
00:19:08,760 --> 00:19:17,020
Bir yaprağın hışırtısından jet uçaklarının gürültüsüne dek geniş bir frekans ve desibel aralığındaki tüm sesleri algılayabilirsiniz.

176
00:19:17,800 --> 00:19:26,540
Sevdiğiniz bir sanatçının konserine gittiğinizde tüm salonu çınlatan o güçlü seste aslında beyninizdeki derin sessizliğin içinde oluşur.

177
00:19:26,540 --> 00:19:32,180
Kendi kendinize yüksek sesle şarkı söylediğinizde de bunu yine beyninizde dinlersiniz.

178
00:19:32,740 --> 00:19:40,840
Oysa o anda hassas bir cihazla beyninizin içindeki ses düzeyi ölçülse, burada tamamen sessizliğin hakim olduğu görülecektir.

179
00:19:40,840 --> 00:19:43,460
Bu çok olağanüstü bir durumdur.

180
00:19:46,660 --> 00:19:53,840
Madde vardır diye ısrar edenlerin iddialarını geçersiz kılan bilim dallarından bir diğeri ise kuantum fiziğidir.

181
00:19:54,360 --> 00:19:58,280
Kuantum fiziğinin bize gösterdiği çok önemli bir gerçek vardır.

182
00:19:58,280 --> 00:20:08,040
Materyalistlerin dokunduklarında sertiğini hissettikleri için mutlak bir varlık sandıkları maddenin aslında %99.9'u boşluktur.

183
00:20:08,600 --> 00:20:12,700
20. yüzyılın başlarında İngiliz fizikçi Sir Arthur Eddington,

184
00:20:13,100 --> 00:20:17,300
madde bir hayalet gibi boş bir mekan diyerek bu durumu açıklamıştır.

185
00:20:17,960 --> 00:20:25,840
Kısacası insanlar her ne kadar beyinlerinde gördükleri görüntülerin dışarıda asılları var diye ısrar etseler de bu doğru değildir.

186
00:20:25,840 --> 00:20:34,340
Bilimsel bulgular, beynimizin dışında sadece enerji dalgalarının, enerji paketçiklerinin bulunduğunu bizlere göstermektedir.

187
00:20:34,800 --> 00:20:39,140
Beynimizin dışında ne ışık, ne ses, ne de renkler vardır.

188
00:20:39,620 --> 00:20:47,800
Dahası, maddeyi oluşturan atomlar ve atom altı parçacıklar da gerçekte boşluktan meydana gelen enerji kümeleri gibidirler.

189
00:20:48,360 --> 00:20:54,080
Sonuçta bazı insanlar maddeyi var zanneseler bile madde boşluktan oluşmaktadır.

190
00:20:54,080 --> 00:20:59,900
Gerçekte Allah, maddeyi bir görüntü olarak bu özelliklerle yaratmaktadır.

191
00:21:00,300 --> 00:21:06,940
Bu kesin gerçeği bilerek doğru bir bakış açısıyla bakmak tüm insanlar için çok önemli bir konudur.

192
00:21:06,940 --> 00:21:13,160
 

