1
00:00:00,000 --> 00:00:06,340
Madde Yanılgısı ve Gerçekler

2
00:00:06,340 --> 00:00:28,020
İnsanlar neredeyse tüm yaşamlarını maddi kazanımlar elde etmeye adıyorlar.

3
00:00:30,000 --> 00:00:38,360
Daha kaliteli ve refah içinde bir hayat sürmek için çoğu zaman düşünmeden günlük işlerin peşinde koşuşturuyorlar.

4
00:00:40,460 --> 00:00:46,220
Peki, sürekli peşinden gittiğimiz bu madde gerçekten var mı?

5
00:00:49,120 --> 00:00:59,440
Gerçekten tüm hayatımız boyunca çok çalışıp elde ettiğimiz güzel evler, lüks arabalar, en son model telefonlar aslında var mı?

6
00:01:00,000 --> 00:01:11,360
Yoksa tüm bunlar tıpkı rüyalarımızda gördüklerimiz gibi yalnızca zihnimizde var olan bir görüntü mü?

7
00:01:11,360 --> 00:01:22,280
Yoksa biz farkında olmadan belki de bir simülasyonun içinde mi yaşıyoruz?

8
00:01:41,360 --> 00:01:49,860
Maddenin aslı, yani maddenin maddeden oluşmadığı gerçeği, şu anda bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçektir.

9
00:01:51,620 --> 00:02:01,000
Kuantum fiziği, maddenin enerji şekline dönüşebildiğini ispat ederek, bir nesnenin aynı zamanda farklı yerlerde olabileceğinin mümkün olduğunu göstererek,

10
00:02:01,000 --> 00:02:04,620
materyalistlerin tüm kabullerini zaten altüst etmiştir.

11
00:02:06,880 --> 00:02:15,700
Ünlü fizikçi Fred Allen Wolf, maddenin materyalistlerin iddia ettiği gibi olmadığı hakkındaki gerçeği şu şekilde tanımlamıştır.

12
00:02:15,700 --> 00:02:21,700
Nesneleri oluşturanlar daha fazla nesneler değildir.

13
00:02:22,700 --> 00:02:26,920
Nesneleri oluşturanlar, fikirler, kavramlar ve bilgidir.

14
00:02:26,920 --> 00:02:42,100
Kuantum dünyasına adım attığımızda, gerçeklik sandığımız şeyin ne kadar kırılgan olduğunu fark ederiz.

15
00:02:43,660 --> 00:02:47,740
Işık hem madde gibidir hem de bir dalga gibi davranır.

16
00:02:49,460 --> 00:02:55,640
Foton adı verilen bu parçacık, uzayda yol alırken bir enerji dalgası gibi hareket eder.

17
00:02:56,920 --> 00:03:05,920
Ancak bir engelle karşılaştığında, sanki fiziksel bir varlıkmış gibi davranır ve kendini minik parçacıklar halinde gösterir.

18
00:03:07,340 --> 00:03:11,220
Bu şaşırtıcı gerçek, modern fiziğin doğuş noktasıydı.

19
00:03:12,920 --> 00:03:14,720
Planck'la başlayan bu keşif,

20
00:03:15,780 --> 00:03:16,900
Albert Einstein,

21
00:03:17,920 --> 00:03:18,780
Niels Bohr,

22
00:03:19,820 --> 00:03:20,740
Louis de Broly,

23
00:03:21,920 --> 00:03:22,920
Erwin Schrödinger,

24
00:03:23,740 --> 00:03:24,920
Werner Heisenberg,

25
00:03:24,920 --> 00:03:26,500
Paul Dirac,

26
00:03:26,920 --> 00:03:32,220
ve Wolfgang Pauli gibi bilim tarihinin en büyük isimleri tarafından geliştirildi.

27
00:03:33,140 --> 00:03:37,920
Her biri, bu devrim niteliğindeki buluşlar sayesinde Nobel ödülleriyle onurlandırıldı.

28
00:03:39,900 --> 00:03:42,900
Louis de Broly'e'nin keşfi ise her şeyi değiştirdi.

29
00:03:44,400 --> 00:03:50,340
O, atom altı dünyada yalnızca parçacıkların değil, dalgaların da var olduğunu gösterdi.

30
00:03:50,340 --> 00:03:59,340
Elektronlar, protonlar, madde olarak bildiğimiz her şeyin aslında birer enerji dalgası olduğunu kanıtladı.

31
00:03:59,340 --> 00:04:03,640
Atomun içi, sandığımız gibi somut değil, maddeye benzemeyen bir titreşim deniziydi.

32
00:04:03,640 --> 00:04:08,640
Çünkü, madde mutlak bir gerçektir, diyen anlayışın temeli çökmüştü.

33
00:04:08,640 --> 00:04:16,640
Atomun içi, sandığımız gibi somut değil, maddeye benzemeyen bir titreşim deniziydi.

34
00:04:16,640 --> 00:04:25,640
Parçacıklar, kimi zaman görünür hale geliyor, kimi zaman dalga haline geçip adeta yok oluyordu.

35
00:04:26,640 --> 00:04:31,640
Yani mutlak madde kavramı, bir anda soyut bir enerji akışına dönüşmüştü.

36
00:04:33,640 --> 00:04:35,640
Bu, çok büyük bir devrimdi.

37
00:04:35,640 --> 00:04:46,640
Kuantum fiziği bize, gerçek dünya dediğimiz şeyin aslında bir yansıma, bir algı düzlemi olduğunu gösterdi.

38
00:04:47,640 --> 00:04:50,640
Madde, sandığımız kadar katı değildi.

39
00:04:51,640 --> 00:04:53,640
Gerçeklik gözlemle şekilleniyordu.

40
00:04:54,640 --> 00:05:01,640
Max Planck Enstitüsü'nün yöneticilerinden Prof. Hans Peter Dürr bu gerçeği şöyle özetlemişti.

41
00:05:05,640 --> 00:05:11,640
Madde her neyse, maddeden yapılmamıştır.

42
00:05:23,640 --> 00:05:25,640
Rüyalarımız ve hisler

43
00:05:25,640 --> 00:05:36,640
Maddenin gerçeğini daha iyi anlamak için bir an durup rüyalara bakalım.

44
00:05:37,640 --> 00:05:40,640
Rüyalarımızda da bir dünya vardır.

45
00:05:41,640 --> 00:05:47,640
Orada yürür, konuşur, duvarlara dokunur, rüzgarı hissederiz.

46
00:05:47,640 --> 00:05:53,640
Her şey gerçektir, ta ki uyanana kadar.

47
00:05:54,640 --> 00:06:05,640
Ama aslında, tüm o görüntüler, sesler ve hisler dışarıda hiçbir şekilde var olmadığı halde tamamen zihnimizin içinde oluşur.

48
00:06:05,640 --> 00:06:20,640
Gerçek sandığımız rüya bedeni, rüya evi, rüya şehirleri, hepsi beynimizde işlenen elektrik sinyallerinden ibarettir.

49
00:06:20,640 --> 00:06:26,640
İlginçtir ki, günlük hayatta da aynı süreç yaşanır.

50
00:06:27,640 --> 00:06:32,640
Dış dünyadan gelen ışık, ses ve dokunma sinyalleri yine beynimizde işlenir.

51
00:06:33,640 --> 00:06:37,640
Dışarıda bunların gerçek bir karşılığının olup olmadığını bilemeyiz.

52
00:06:37,640 --> 00:06:44,640
Yani teknik olarak, rüya ile gerçek hayat arasında fark yoktur.

53
00:06:45,640 --> 00:06:46,640
İkisi de beyinde şekillenir.

54
00:06:47,640 --> 00:06:51,640
Özetle, insan yalnızca algılarıyla muhataptır.

55
00:06:52,640 --> 00:06:59,640
Ne görürse, ne duyarsa, ne hissederse, hepsi kendi içinde oluşan birer algıdır.

56
00:07:00,640 --> 00:07:03,640
Gerçekte, bu algıların ötesine geçemez.

57
00:07:03,640 --> 00:07:09,640
Çünkü gördüğü tüm sahneler, ruhun önüne özel olarak serilen görüntülerdir.

58
00:07:12,640 --> 00:07:14,640
Maddenin varlığına dair hiçbir ispat yoktur.

59
00:07:15,640 --> 00:07:21,640
Beş duyumuzla algıladığımız her şey, beynimizde şekillenen birer algıdan ibarettir.

60
00:07:22,640 --> 00:07:27,640
Bu durumda, beynimizin dışındaki dünyaya doğrudan ulaşmamız asla mümkün değildir.

61
00:07:27,640 --> 00:07:33,640
Rüya gördüğümüzde, yaşadıklarımızın gerçek olmadığını anlayamayız.

62
00:07:33,640 --> 00:07:50,640
Tıpkı şimdi, bu dünyada yaşarken de, gördüklerimizin yalnızca zihnimizde oluşan bir hayal olduğunu kabul etmekte zorlanmamız gibi.

63
00:07:50,640 --> 00:08:00,640
Oysa, gerçek hayat dediğimiz görüntüleri algılama biçimimiz, rüyalardaki ile tamamen aynıdır.

64
00:08:00,640 --> 00:08:06,640
Her iki durumda da görüntü, beynimizde oluşur.

65
00:08:07,640 --> 00:08:11,640
Aynı sinyaller, aynı beyin merkezlerini harekete geçirir.

66
00:08:12,640 --> 00:08:20,640
Bu yüzden, rüyadaki görüntü ile gerçek dediğimiz görüntü arasında, oluşum ve gerçeklik açısından hiçbir fark yoktur.

67
00:08:20,640 --> 00:08:30,640
Her iki görüntüyü de izlerken, bunların gerçekliğinden şüphe duymayız.

68
00:08:31,640 --> 00:08:34,640
Peki ya şu anda gördüklerimiz?

69
00:08:34,640 --> 00:08:44,640
Rüyasında, ay çiçeği tarlasında gezdiğini gören bir kişi, rüyadan uyandığında aslında yatağında yatıyor olduğunu fark eder.

70
00:08:45,640 --> 00:08:50,640
Rüyadan uyandığımızda, meğer hepsi bir rüyaymış, diyebiliyoruz.

71
00:08:51,640 --> 00:08:55,640
Ama şimdi gördüklerimizin bir rüya olmadığını nasıl ispatlayabiliriz?

72
00:08:55,640 --> 00:08:58,640
Elbette ispatlayamayız.

73
00:08:59,640 --> 00:09:08,640
Çünkü her iki durumda da, ister rüya, ister gerçek hayat, insan aynı görüntüleri izler.

74
00:09:14,640 --> 00:09:18,640
Öyleyse, tüm varlıklar yalnızca birer görüntüdür.

75
00:09:18,640 --> 00:09:23,640
Bir film sahnesi gibi, bize izlettirilen bir gerçeklik.

76
00:09:26,640 --> 00:09:28,640
Ama bu filmi biz yapmıyoruz.

77
00:09:29,640 --> 00:09:33,640
Peki, o halde bu kusursuz gerçeklik filmini kim oluşturuyor?

78
00:09:36,640 --> 00:09:42,640
Her detayıyla canlı, renkli, sesli ve dokunulabilir bu alemi.

79
00:09:43,640 --> 00:09:44,640
Kim var ediyor?

80
00:09:45,640 --> 00:09:46,640
Asıl soru budur.

81
00:09:46,640 --> 00:09:51,640
Zihnimizde izlediğimiz bu mükemmel gerçekliğin yaratıcısı kimdir?

82
00:09:52,640 --> 00:09:54,640
Cevap tek ve açıktır.

83
00:09:55,640 --> 00:09:58,640
Her an, her şeyi yoktan bar eden,

84
00:09:59,640 --> 00:10:01,640
sadece ol demesiyle her şeyi yaratan,

85
00:10:02,640 --> 00:10:04,640
Yüce Rabbimiz Allah'tır.

86
00:10:06,640 --> 00:10:10,640
Her şeyin yaratıcısı, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah,

87
00:10:11,640 --> 00:10:14,640
bize bu gerçeği Kur'an'da şöyle bildirir.

88
00:10:14,640 --> 00:10:17,640
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

89
00:10:19,640 --> 00:10:22,640
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.

90
00:10:23,640 --> 00:10:26,640
O, bir işin olmasına karar verirse,

91
00:10:27,640 --> 00:10:30,640
ona yalnızca ol der, o da hemen oluverir.

92
00:10:30,640 --> 00:10:31,640
O, bir işin olmasına karar verir.

93
00:10:31,640 --> 00:10:32,640
O, bir işin olmasına karar verir.

94
00:10:32,640 --> 00:10:33,640
O, bir işin olmasına karar verir.

95
00:10:33,640 --> 00:10:35,640
Bu, bir işin olmasına karar verir.

96
00:10:35,640 --> 00:10:37,640
O, bir işin olmasına karar verir.

97
00:10:37,640 --> 00:10:39,640
O, bir işin olmasına karar verir.

98
00:10:39,640 --> 00:11:09,620
 

99
00:11:09,640 --> 00:11:14,720
Hayran kalmamak elde değildir.

100
00:11:16,000 --> 00:11:20,860
Bunlar hepsi Allah'a şükretmemiz için sonsuz sebepler ve güzellikler.

101
00:11:22,800 --> 00:11:27,840
Peki size zihnimizin dışında aslında hiç ışık olmadığını söylesem?

102
00:11:29,940 --> 00:11:30,540
Lambalar,

103
00:11:33,200 --> 00:11:33,980
araba farları,

104
00:11:37,400 --> 00:11:39,080
neon tabelalar,

105
00:11:39,640 --> 00:11:43,460
hatta gökyüzündeki güneş.

106
00:11:46,160 --> 00:11:50,240
Bunların gerçekte bizim bildiğimiz anlamda bir ışık saçmadığı söylense,

107
00:11:51,540 --> 00:11:53,060
inanması zor gelebilir.

108
00:11:54,500 --> 00:11:58,340
Çünkü biz dış dünyayı ışığın varlığıyla tanırız.

109
00:11:58,340 --> 00:12:02,780
Oysa gerçek sandığımızdan çok daha farklı.

110
00:12:05,660 --> 00:12:08,360
Aslında dış dünyada ışık yoktur.

111
00:12:08,360 --> 00:12:13,940
ışık dediğimiz şey yalnızca beynimizin içinde oluşan bir algıdır.

112
00:12:13,940 --> 00:12:19,540
Aslında dışarıda zifiri bir karanlık hakimdir.

113
00:12:19,540 --> 00:12:30,240
Gözlerimizin aldığı sinyaller beynimiz tarafından yorumlandığında bize aydınlık bir dünya olarak görünür.

114
00:12:30,240 --> 00:12:33,980
Teknik açıklaması basittir.

115
00:12:34,620 --> 00:12:37,340
Güneş ve diğer ışık kaynakları,

116
00:12:38,120 --> 00:12:41,160
çeşitli dalga boylarında elektromanyetik parçacıklar,

117
00:12:41,160 --> 00:12:43,380
yani fotonlar yollar.

118
00:12:44,820 --> 00:12:47,140
Bu fotonlar evrene doğru dağılır.

119
00:12:47,140 --> 00:12:52,360
Fakat bu parçacıkların kendileri ışık değildir.

120
00:12:52,920 --> 00:12:54,440
Sadece bir enerji paketidir.

121
00:12:55,520 --> 00:12:56,840
Tıpkı radyo dalgaları,

122
00:12:57,540 --> 00:12:59,460
kızıl ötesi ve mol ötesi ışınlar gibi.

123
00:13:00,800 --> 00:13:06,200
Bu parçacıkların bazıları o denli ağır ve o kadar büyük miktarda enerji yüklüdürler ki,

124
00:13:06,200 --> 00:13:11,840
çoğu zaman çarptıkları molekülü parçalayarak yollarına pek sapmadan devam ederler.

125
00:13:12,780 --> 00:13:16,220
Bu, radyasyonun kansere yol açmasının altında yatan nedendir.

126
00:13:17,140 --> 00:13:18,880
Daha zayıf olan türler ise,

127
00:13:19,540 --> 00:13:21,220
röntgen cihazlarında kullanılır.

128
00:13:22,640 --> 00:13:24,200
Röntgen cihazının yaptığı şey,

129
00:13:24,760 --> 00:13:27,940
görünmez dalgaları görülebilir ışık haline çevirmektir.

130
00:13:29,380 --> 00:13:33,540
Yani görüntü aslında cihazın bize oluşturduğu yapay bir algıdır.

131
00:13:33,820 --> 00:13:36,060
Bu örnek şunu gösterir.

132
00:13:38,040 --> 00:13:43,860
Işık, ancak göz tarafından algılandığında ve beyin tarafından yorumlandığında vardır.

133
00:13:43,860 --> 00:13:52,260
Tıpkı, teknolojik cihazların görünmeyen atom altı parçacıkları yakalayıp ekranda görüntüye dönüştürmesi gibi,

134
00:13:52,260 --> 00:14:01,060
insan beyni de, fotonların tetiklediği kimyasal reaksiyonlarla ortaya çıkan elektrik sinyallerini görüntü olarak algılar.

135
00:14:01,060 --> 00:14:05,740
Dışarıda ise bizim tanımladığımız anlamda bir aydınlık yoktur.

136
00:14:06,360 --> 00:14:08,020
Her şey saydamdır.

137
00:14:10,040 --> 00:14:13,560
Işık dediğimiz şey ise tamamen algıdır.

138
00:14:14,780 --> 00:14:20,480
İnsan sahip olduğu bu algı sistemini kendi iradesiyle oluşturmuş değildir.

139
00:14:20,480 --> 00:14:25,320
Duyu organlarımız şükretmemiz için özel olarak yaratılmıştır.

140
00:14:26,400 --> 00:14:30,120
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de bu gerçeğe şöyle dikkat çeker.

141
00:14:30,120 --> 00:14:59,160
Şimdi gelelim renk meselesine.

142
00:15:00,120 --> 00:15:03,240
Renkleri hiç düşündünüz mü?

143
00:15:05,420 --> 00:15:09,080
Aslında dış dünyada renk diye bir şey yoktur.

144
00:15:10,500 --> 00:15:12,580
Hiçbir nesnenin kendi başına rengi yoktur.

145
00:15:15,560 --> 00:15:18,520
Renk yalnızca beynimizde üretilen bir yorumdur.

146
00:15:18,520 --> 00:15:24,520
Bunu anlamak için bilgisayarlarımızın renkleri nasıl yorumladığını inceleyebiliriz.

147
00:15:27,520 --> 00:15:30,680
Bilgisayarlar yalnızca elektrik akımlarıyla çalışır.

148
00:15:30,680 --> 00:15:38,520
Bir limona baktığınızda gördüğünüz o canlı sarı tonu hiç düşündünüz mü?

149
00:15:38,520 --> 00:15:44,400
Gerçekten dış dünyada limon sarısı diye bir renk var mı?

150
00:15:46,320 --> 00:15:56,720
Peki bilgisayar monitörlerimizde bir limon görüntülendiğinde ki kabloların içinden boya akmadığını bildiğimize göre o sarı tam olarak nasıl üretiliyor?

151
00:15:56,720 --> 00:16:01,560
Gelin biraz daha yakından bakalım.

152
00:16:02,640 --> 00:16:04,720
Ekranınızdaki limon görüntüsüne yaklaşın.

153
00:16:06,840 --> 00:16:10,380
O sarının aslında sayısız küçük pikselden oluştuğunu göreceksiniz.

154
00:16:11,320 --> 00:16:13,980
Her pikselin içinde 3 minik ışık vardır.

155
00:16:14,880 --> 00:16:16,600
Kırmızı, yeşil ve mavi.

156
00:16:16,600 --> 00:16:22,720
Bilgisayar kablolarından saniyede milyarlarca kez elektrik akımı geçer.

157
00:16:24,700 --> 00:16:27,120
Bu akımların dili oldukça basittir.

158
00:16:29,320 --> 00:16:33,180
Düşük voltaj 0, yüksek voltaj 1.

159
00:16:35,600 --> 00:16:38,780
Yani sadece var veya yok.

160
00:16:41,120 --> 00:16:44,960
Bu 1 ve 0'lar işlemci tarafından sayılara dönüştürülür.

161
00:16:46,600 --> 00:16:55,980
Ve bu sayılar ekrandaki pikselde hangi renk lambanın 0'dan 255'e kadar olan bir değerde ne kadar pardayacağını belirler.

162
00:16:58,360 --> 00:17:03,600
Böylece kırmızı, yeşil ve mavi renklerin karışımından yeni renkler oluşturulabilmiyor.

163
00:17:06,960 --> 00:17:10,380
Limon örneğinde bilgisayar şu komutu verir.

164
00:17:12,660 --> 00:17:15,600
Kırmızı 255, yeşil 250.

165
00:17:16,600 --> 00:17:18,360
Mavi 205.

166
00:17:19,820 --> 00:17:25,840
Yani kırmızıyı tam aç, yeşili neredeyse tam aç, maviyi ise biraz kız.

167
00:17:26,980 --> 00:17:33,600
Böylece biz baktığımızda kabloların içinden gelen elektriğin sarı şeklinde yorumlanarak gösterildiğini izliyoruz.

168
00:17:33,600 --> 00:17:42,760
Bilgisayarlarımız, belirli değerlerdeki elektrik akımlarını sarı olarak yorumlaması için önceden programlanmış.

169
00:17:42,760 --> 00:17:48,740
Yani burada gerçek olan şey, elektriğin nasıl yorumlandığıdır.

170
00:17:51,400 --> 00:17:53,080
Sarının kendisi gerçek değil.

171
00:17:53,080 --> 00:17:58,540
Peki ya beynimizde durum nasıl?

172
00:17:58,540 --> 00:18:05,000
İnsan beyninde de benzer şekilde bir davranış söz konusudur.

173
00:18:06,380 --> 00:18:13,240
Bir limona baktığımızda üzerinden yansıyan fotonlar, ki bunların kendisi renk değil.

174
00:18:13,240 --> 00:18:24,820
Yani ışık parçacıkları, gözümüze çarpar, retinadaki hücreleri uyarır ve bu uyarılar da elektrik sinyallerine dönüşür.

175
00:18:24,820 --> 00:18:31,520
Beynimiz bu sinyalleri çözümler ve o dalga boyuna bir anlam verir.

176
00:18:32,640 --> 00:18:36,900
Beyin der ki, bu elektrik akımının bendeki belirlenmiş karşılığı sarıdır.

177
00:18:41,980 --> 00:18:47,880
Gerçekte ise, ne limon sarıdır, ne de ışığın bir rengi vardır.

178
00:18:47,880 --> 00:18:55,260
Gördüğümüz her şey, tüm detaylarıyla birlikte elektrik sinyallerinin yorumundan başka bir şey değildir.

179
00:18:58,040 --> 00:19:03,500
Gözlerimizden beynimize ulaşan elektrik sinyalleri bizim için anlamlı bir hale getirilir.

180
00:19:05,540 --> 00:19:09,380
Bu sinyaller her an zihnimizde yeniden renk olarak oluşturuluyor.

181
00:19:10,380 --> 00:19:12,000
Gerçekte her şey saydamdır.

182
00:19:13,320 --> 00:19:16,220
Ne elektrik akımının rengi vardır, ne de fotonların.

183
00:19:16,220 --> 00:19:19,680
Renkler her an beynimizde yeniden üretilir.

184
00:19:20,840 --> 00:19:25,180
Görebildiğimizi sandığımız bu limon, gerçekte zihnimizde var edilen bir görüntüdür.

185
00:19:28,840 --> 00:19:35,260
Bütün bu kusursuz düzeni yaratan, renkleri bizim için belirleyen, alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

186
00:19:37,180 --> 00:19:40,100
Allah Kur'an'da bu konuya şöyle dikkat çekiyor.

187
00:19:46,220 --> 00:19:48,840
Allah'ın boyası

188
00:19:48,840 --> 00:19:54,340
Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir?

189
00:19:56,420 --> 00:19:58,620
Biz yalnızca ona kulluk edenleriz.

190
00:19:58,620 --> 00:20:10,680
İŞİTME

191
00:20:10,680 --> 00:20:19,680
Ses, aslında hiç var olmayan bir titreşimdir.

192
00:20:23,520 --> 00:20:29,860
Havadaki dalgaların kulağımızdaki küçük kemiklere çarpmasıyla oluşan bir elektrik sinyalidir.

193
00:20:29,860 --> 00:20:36,500
Ne bir notanın gerçek bir varlığı vardır, ne de bir melodinin havada dolaşan şekli.

194
00:20:38,660 --> 00:20:42,840
O sesleri, o müziği, biz aslında beynimizin içinde duyarız.

195
00:20:42,840 --> 00:20:47,800
Bir enstrümanın tınısı

196
00:20:47,800 --> 00:20:51,120
Bir insanın sesi

197
00:20:51,120 --> 00:20:57,240
Hepsi sadece beynimizde yorumlanan sinyallerdir.

198
00:20:58,460 --> 00:21:00,600
Beynimizin dışında aslında ses yoktur.

199
00:21:01,600 --> 00:21:03,360
Mutlak bir sessizlik hakimdir.

200
00:21:04,740 --> 00:21:10,680
Dış dünyada var olanlar, yalnızca ses dalgaları olarak adlandırılan fiziksel titreşimlerdir.

201
00:21:10,680 --> 00:21:19,840
Bu titreşimlerin anlamlı bir sese dönüşmesi ise, dışarıda ya da kulağımızda değil, beynimizin içinde gerçekleşir.

202
00:21:26,420 --> 00:21:29,700
Yani müzik, gerçekte dışarıda çalmıyor.

203
00:21:31,080 --> 00:21:32,940
O, bizim içimizde çalıyor.

204
00:21:38,520 --> 00:21:40,660
Kur'an'da Allah şöyle buyuruyor.

205
00:21:40,680 --> 00:21:44,500
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

206
00:21:46,840 --> 00:21:48,760
Göklerde ve yerde olanların tümü,

207
00:21:49,460 --> 00:21:52,060
Melik, Kuddüs, Aziz,

208
00:21:52,640 --> 00:21:54,760
Hakim olan Allah'ı tesbih eder.

209
00:21:54,760 --> 00:22:04,420
Evrenin her noktasında bir ritim vardır.

210
00:22:06,040 --> 00:22:06,680
Atomlar,

211
00:22:07,760 --> 00:22:08,440
Yıldızlar,

212
00:22:09,500 --> 00:22:10,000
Kalpler,

213
00:22:12,680 --> 00:22:15,500
Hepsi aynı ilahi orkestranın bir parçasıdır.

214
00:22:15,500 --> 00:22:18,380
Her şey,

215
00:22:18,940 --> 00:22:21,280
Durmaksızın Allah'ı tesbih etmektedir.

216
00:22:23,040 --> 00:22:24,900
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

217
00:22:28,960 --> 00:22:30,420
Kendileri yaratılıp dururken,

218
00:22:31,060 --> 00:22:33,880
Hiçbir şeyi yaratamayan şeylerime ortak koşuyorlar.

219
00:22:33,880 --> 00:22:46,700
Dokunma

220
00:22:46,700 --> 00:22:53,780
Bir düşünün.

221
00:22:54,580 --> 00:22:55,580
Elinizi uzatıyor,

222
00:22:55,900 --> 00:22:57,920
Bir şeye dokunduğunuzu hissediyorsunuz.

223
00:22:57,920 --> 00:23:01,060
Peki,

224
00:23:02,060 --> 00:23:03,540
Gerçekten dokunuyor musunuz?

225
00:23:07,500 --> 00:23:08,680
Fiziksel olarak,

226
00:23:09,160 --> 00:23:11,500
Bir şeye dokunmak aslında imkansızdır.

227
00:23:11,500 --> 00:23:16,620
Bir basketbol oyuncusunu düşünün.

228
00:23:17,360 --> 00:23:20,000
Topu iki eliyle sıkıca tutuyor gibi görünür.

229
00:23:20,860 --> 00:23:22,500
Parmakları topun yüzeyine değmiş,

230
00:23:23,040 --> 00:23:25,280
Sanki basınç uygulayarak onu kavruyordur.

231
00:23:26,320 --> 00:23:28,140
Ama bu sadece bir yanılsama.

232
00:23:30,500 --> 00:23:31,220
Gerçekte,

233
00:23:31,820 --> 00:23:33,640
Oyuncunun parmaklarındaki atomlar,

234
00:23:33,640 --> 00:23:36,580
Topun atomlarına asla değmezler.

235
00:23:37,140 --> 00:23:39,280
Atomlar birbirine yaklaşırken,

236
00:23:39,280 --> 00:23:42,380
Etrafındaki elektronlar da birbirine yaklaşır.

237
00:23:43,240 --> 00:23:43,980
İşte o anda,

238
00:23:44,540 --> 00:23:46,400
Elektromanyetik kuvvet devreye girer.

239
00:23:48,200 --> 00:23:48,940
Elektronlar,

240
00:23:49,500 --> 00:23:52,200
Birbirlerini sanal fotonlar aracılığıyla iterler.

241
00:23:53,460 --> 00:23:55,200
Ve bu itme öyle güçlüdür ki,

242
00:23:55,860 --> 00:23:59,840
İki atomun birbirine gerçekten değmesi asla mümkün olmaz.

243
00:24:00,300 --> 00:24:01,300
Yani,

244
00:24:01,800 --> 00:24:03,140
Topu tutan parmaklar,

245
00:24:03,440 --> 00:24:05,480
Aslında topun yüzeyine dokunmaz.

246
00:24:06,460 --> 00:24:08,840
Sadece atomlar arası itme kuvveti,

247
00:24:08,840 --> 00:24:11,340
Beynimizde bir temas hissi oluşturur.

248
00:24:12,180 --> 00:24:12,720
Biz o an,

249
00:24:13,000 --> 00:24:14,300
Dokunduğumuzu zannederiz.

250
00:24:15,120 --> 00:24:15,520
Oysa,

251
00:24:15,700 --> 00:24:16,700
Dokunma dediğimiz şey,

252
00:24:17,080 --> 00:24:19,520
Sadece beynin yorumladığı bir elektrik sinyalidir.

253
00:24:20,860 --> 00:24:21,440
Bu durumda,

254
00:24:21,840 --> 00:24:23,040
Şunu söylemek yanlış olmaz.

255
00:24:23,940 --> 00:24:24,200
Biz,

256
00:24:24,520 --> 00:24:25,480
Hayatımız boyunca,

257
00:24:25,760 --> 00:24:27,740
Hiçbir şeye gerçek anlamda dokunmadık.

258
00:24:29,140 --> 00:24:30,960
Bu fiziksel gerçek,

259
00:24:30,960 --> 00:24:33,620
Bizi daha derin bir gerçeğe götürür.

260
00:24:33,620 --> 00:24:38,440
Dokunduğumuzu sandığımız her şey,

261
00:24:38,940 --> 00:24:42,240
Aslında sadece beynimizde oluşan bir algıdan ibarettir.

262
00:24:44,960 --> 00:24:46,360
İnsan görme,

263
00:24:46,760 --> 00:24:47,160
Duyma,

264
00:24:47,420 --> 00:24:49,700
Koklama gibi duyularına şüpheyle yaklaşabilir.

265
00:24:49,700 --> 00:24:53,040
Ama dokunma hissi,

266
00:24:53,340 --> 00:24:56,240
Dış dünyanın gerçekten var olduğu izlenimini verir.

267
00:24:57,800 --> 00:24:58,700
Oysa gerçekte,

268
00:25:00,160 --> 00:25:03,820
Dokunma da diğer duyular gibi beyinde oluşturulan bir sinyaldir.

269
00:25:05,900 --> 00:25:07,620
Beyin o sinyali almazsa,

270
00:25:08,200 --> 00:25:10,040
Kişi maddeye temas etse bile,

271
00:25:10,040 --> 00:25:11,800
Onu hissedemez.

272
00:25:11,800 --> 00:25:21,460
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

273
00:25:23,760 --> 00:25:26,780
Rablerine karşı içleri titreyerek korkanların,

274
00:25:27,560 --> 00:25:29,020
Ondan derileri ürperir.

275
00:25:31,020 --> 00:25:31,380
Sonra,

276
00:25:31,380 --> 00:25:33,520
Onların derileri ve kalpleri,

277
00:25:34,120 --> 00:25:35,920
Allah'ın zikrine karşı yumuşar,

278
00:25:36,580 --> 00:25:37,080
Yatışır.

279
00:25:41,800 --> 00:25:49,060
Ya ağrılarımız?

280
00:25:50,260 --> 00:25:51,300
Ağrı,

281
00:25:51,760 --> 00:25:53,720
Ne kadar da gerçek hissedilir,

282
00:25:53,920 --> 00:25:54,240
Değil mi?

283
00:25:55,840 --> 00:25:57,040
Dizimizi vurduğumuzda,

284
00:25:57,380 --> 00:25:59,240
O sızıyı anında hissederiz.

285
00:26:00,900 --> 00:26:02,380
Sanki ağrı,

286
00:26:02,840 --> 00:26:04,400
Dizimizin içinden geliyormuş gibi.

287
00:26:05,740 --> 00:26:08,280
Oysa bilimsel olarak durum çok farklıdır.

288
00:26:10,060 --> 00:26:11,100
Bir darbe anında,

289
00:26:11,100 --> 00:26:13,740
Cilt altındaki sinir uçları uyarılır.

290
00:26:15,020 --> 00:26:15,900
Bu uyarılar,

291
00:26:16,120 --> 00:26:17,880
Elektrik sinyalleri haline gelir,

292
00:26:18,380 --> 00:26:20,440
Ve omurilik üzerinden beyne,

293
00:26:20,920 --> 00:26:22,420
Ağrı merkezine iletilir.

294
00:26:24,340 --> 00:26:24,760
Beyin,

295
00:26:25,160 --> 00:26:26,360
Bu sinyalleri yorumlar.

296
00:26:27,220 --> 00:26:28,620
Yani ağrının yeri,

297
00:26:28,980 --> 00:26:30,840
Şiddeti ve biçimi beyinde oluşur.

298
00:26:32,460 --> 00:26:32,820
Ama,

299
00:26:33,220 --> 00:26:34,260
Beyne gelen elektrik,

300
00:26:34,400 --> 00:26:35,900
Öyle bir şekilde kodlanır ki,

301
00:26:36,540 --> 00:26:37,220
Biz ağrıyı,

302
00:26:37,220 --> 00:26:39,320
Vücudun belirli bir bölgesinde sanırız.

303
00:26:39,320 --> 00:26:41,440
Oysa,

304
00:26:41,660 --> 00:26:42,600
O bölgede,

305
00:26:42,920 --> 00:26:43,960
Ağrıyı hisseden,

306
00:26:44,180 --> 00:26:45,100
Bir bilinç yoktur.

307
00:26:46,660 --> 00:26:47,620
Dizimizin,

308
00:26:47,780 --> 00:26:49,660
Kendi acısından haberi bile yoktur.

309
00:26:52,000 --> 00:26:53,700
Bu noktada soru şu,

310
00:26:54,920 --> 00:26:55,960
Eğer ağrı,

311
00:26:56,100 --> 00:26:58,040
Yalnızca beynin içinde oluşuyorsa,

312
00:26:59,080 --> 00:26:59,500
O zaman,

313
00:26:59,660 --> 00:27:01,560
Gerçekten acı çeken kimdir?

314
00:27:01,560 --> 00:27:05,460
Aynada izlediğiniz,

315
00:27:05,520 --> 00:27:06,740
Vücudunuz mu acı çekiyor?

316
00:27:08,240 --> 00:27:08,680
Yoksa,

317
00:27:08,820 --> 00:27:09,660
Beyninizin içinde,

318
00:27:10,060 --> 00:27:10,980
Elektrik akımlarını,

319
00:27:11,060 --> 00:27:12,720
Görüntü olarak izleyen ruhunuz mu?

320
00:27:14,720 --> 00:27:16,300
Gördüğümüz görüntüler gibi,

321
00:27:16,720 --> 00:27:17,900
Hissettiğimiz acılar da,

322
00:27:18,020 --> 00:27:19,720
Beynin içinde üretilen algılardır.

323
00:27:22,300 --> 00:27:22,720
Beyinde,

324
00:27:23,020 --> 00:27:24,960
Farklı elektrik sinyalleri yorumlanarak,

325
00:27:24,960 --> 00:27:26,780
Hem düşme görüntüsünü,

326
00:27:27,240 --> 00:27:28,400
Hem de ağrı hissi,

327
00:27:28,620 --> 00:27:29,720
Aynı anda oluşturulur.

328
00:27:29,720 --> 00:27:34,580
Gördüğümüz görüntüler gibi,

329
00:27:35,060 --> 00:27:36,280
Hissettiğimiz acılar da,

330
00:27:36,780 --> 00:27:38,540
Beynin içinde üretilen algılardır.

331
00:27:41,920 --> 00:27:42,880
Yani,

332
00:27:43,320 --> 00:27:45,260
Hem dizimizin düştüğünü görürüz,

333
00:27:45,700 --> 00:27:47,000
Hem de o düşüşün,

334
00:27:47,200 --> 00:27:48,280
Acısını hissederiz.

335
00:27:49,580 --> 00:27:51,660
Ama bu iki deneyim de,

336
00:27:51,660 --> 00:27:52,940
Aynı merkezde,

337
00:27:53,680 --> 00:27:55,080
Beynimizde gerçekleşir.

338
00:27:56,900 --> 00:27:57,860
Gerçekte,

339
00:27:58,420 --> 00:27:59,220
Ne diz ağrır,

340
00:27:59,220 --> 00:28:01,080
Ne de görüntü acı çeker.

341
00:28:03,100 --> 00:28:03,720
Ağrı da,

342
00:28:03,860 --> 00:28:04,480
Görüntü de,

343
00:28:04,960 --> 00:28:06,780
Tıpkı bir rüya sahnesi gibi,

344
00:28:06,920 --> 00:28:08,760
Allah'ın beynimizde yarattığı,

345
00:28:08,920 --> 00:28:10,340
Kusursuz bir algıdır.

346
00:28:10,340 --> 00:28:14,400
Her acı,

347
00:28:14,400 --> 00:28:14,420
Her acı,

348
00:28:14,720 --> 00:28:15,320
Her his,

349
00:28:15,760 --> 00:28:16,440
Her duyum,

350
00:28:16,980 --> 00:28:19,880
Allah'ın özel olarak yarattığı bir mucizedir.

351
00:28:19,880 --> 00:28:27,240
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

352
00:28:29,120 --> 00:28:29,500
Allah,

353
00:28:30,260 --> 00:28:30,620
Sizi,

354
00:28:31,180 --> 00:28:34,360
Annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı,

355
00:28:35,260 --> 00:28:37,360
Ve umulur ki şükredersiniz diye,

356
00:28:38,260 --> 00:28:38,780
İşitme,

357
00:28:39,140 --> 00:28:41,620
Görme duyularını ve gönüller verdi.

358
00:28:41,620 --> 00:28:54,580
Tatman,

359
00:28:54,580 --> 00:28:55,220
Tat,

360
00:29:03,220 --> 00:29:05,980
hayatımızın en keyifli duyularından biri.

361
00:29:05,980 --> 00:29:11,820
Bir parça çikolata,

362
00:29:15,020 --> 00:29:17,280
Taze bir limon,

363
00:29:21,360 --> 00:29:22,660
Sevdiğiniz bir meyve,

364
00:29:22,660 --> 00:29:26,720
Hepsi,

365
00:29:27,340 --> 00:29:30,920
Sanki gerçek dışı bir mutluluğu dilimizin ucunda taşır.

366
00:29:32,760 --> 00:29:33,760
Peki,

367
00:29:34,520 --> 00:29:36,920
Bu tatların gerçekte nerede oluştuğunu,

368
00:29:37,540 --> 00:29:38,440
Hiç düşündünüz mü?

369
00:29:40,700 --> 00:29:42,460
Gelin birlikte bakalım.

370
00:29:45,060 --> 00:29:46,940
İnsan dilinin üzerinde,

371
00:29:47,500 --> 00:29:49,740
Dört temel kimyasal alıcı bulunur.

372
00:29:51,120 --> 00:29:51,640
Tatlı,

373
00:29:51,640 --> 00:29:56,840
Tuzlu,

374
00:30:00,960 --> 00:30:02,640
Acı,

375
00:30:03,640 --> 00:30:09,320
Ve ekşi.

376
00:30:09,320 --> 00:30:12,460
Nasıl ki,

377
00:30:12,880 --> 00:30:14,100
Bilgisayar ekranlarında,

378
00:30:14,620 --> 00:30:16,420
Kırmızı, yeşil ve mavinin,

379
00:30:16,640 --> 00:30:18,320
Farklı oranlarda birleşmesiyle,

380
00:30:18,520 --> 00:30:20,180
Sayısız renk ortaya çıkıyorsa,

381
00:30:21,260 --> 00:30:22,040
Aynı şekilde,

382
00:30:22,620 --> 00:30:24,700
Dilimizdeki bu dört tat alıcısının,

383
00:30:24,840 --> 00:30:26,320
Farklı kombinasyonları da,

384
00:30:26,860 --> 00:30:29,280
Binlerce ayrı tat hissi oluşturur.

385
00:30:29,280 --> 00:30:32,840
Bu alıcılar,

386
00:30:32,840 --> 00:30:35,040
Ağzımıza aldığımız her lokmada,

387
00:30:35,480 --> 00:30:37,800
Besinlerdeki kimyasal maddeleri algılar,

388
00:30:38,260 --> 00:30:40,440
Ve onları bir dizi karmaşık işlemle,

389
00:30:40,780 --> 00:30:42,740
Elektrik sinyallerine dönüştürür.

390
00:30:43,320 --> 00:30:44,280
Bu sinyaller,

391
00:30:44,440 --> 00:30:45,480
Beyne ulaştığında,

392
00:30:45,960 --> 00:30:47,000
Beyin onları yorumlar,

393
00:30:47,540 --> 00:30:49,120
Ve biz buna tat deriz.

394
00:30:49,120 --> 00:30:52,560
Bir pasta dilimi yediğinizde,

395
00:30:52,980 --> 00:30:54,940
Beyninizde oluşan pasta görüntüsüne,

396
00:30:55,500 --> 00:30:57,840
Beyninizde oluşan tatlılık sinyali eklenir.

397
00:30:59,180 --> 00:31:00,580
Bu iki algı birleştiğinde,

398
00:31:00,980 --> 00:31:03,740
O pastayı sevmenizi sağlayan his ortaya çıkar.

399
00:31:08,480 --> 00:31:10,940
Siz iştahla pastayı yerken,

400
00:31:11,420 --> 00:31:13,200
Dilinizde gerçekleşen tek şey,

401
00:31:13,700 --> 00:31:16,540
Birkaç kimyasalın elektrik sinyallerine dönüşmesidir.

402
00:31:16,540 --> 00:31:19,860
Tat deneyimi ise,

403
00:31:20,220 --> 00:31:21,680
Tamamen beyninizde oluşur.

404
00:31:23,540 --> 00:31:26,140
Aslında dış dünyadaki nesnelere,

405
00:31:26,240 --> 00:31:28,200
Hiçbir zaman doğrudan ulaşamazsınız.

406
00:31:30,780 --> 00:31:32,840
Limonun kendisini göremez,

407
00:31:33,160 --> 00:31:34,820
Koklayamaz ve tadamazsınız.

408
00:31:36,000 --> 00:31:37,620
Sadece beyninizin,

409
00:31:37,740 --> 00:31:39,940
O nesneyi nasıl yorumladığını algılarsınız.

410
00:31:39,940 --> 00:31:47,760
Tat sinirleri bir anlığına kesilse,

411
00:31:48,220 --> 00:31:51,080
Dünyanın en sevdiğiniz yiyeceğini bile yeseniz,

412
00:31:51,640 --> 00:31:54,000
Beyniniz o tadı asla duyamaz.

413
00:31:56,000 --> 00:31:59,000
Tat alma duyusu tamamen kaybolur.

414
00:31:59,000 --> 00:32:05,060
Yediğiniz her şeyin tadının bu kadar canlı,

415
00:32:05,460 --> 00:32:08,220
Bu kadar gerçek hissettirmesi sizi aldatmasın.

416
00:32:09,860 --> 00:32:12,560
Tattığınızı sandığınız tüm lezzetler,

417
00:32:13,560 --> 00:32:16,640
Beyninizde oluşan kusursuz bir algı bütününden ibarettir.

418
00:32:16,640 --> 00:32:20,180
Bilimsel gerçeklik bize şunu söyler.

419
00:32:21,380 --> 00:32:22,500
Tat dediğimiz şey,

420
00:32:23,060 --> 00:32:24,760
Dış dünyanın kendisi değil,

421
00:32:25,800 --> 00:32:27,920
Zihnimizin ona yüklediği anlamdır.

422
00:32:30,240 --> 00:32:32,600
Gerçekte hiçbir şey kendiliğinden tuzlu,

423
00:32:32,960 --> 00:32:35,200
Tatlı, ekşi ya da acı değildir.

424
00:32:36,780 --> 00:32:38,040
Tat dediğimiz şey,

425
00:32:38,760 --> 00:32:40,880
Yiyeceklerdeki kimyasalları algılayan,

426
00:32:40,880 --> 00:32:44,100
Dil reseptörlerinin oluşturduğu elektrik sinyallerinin,

427
00:32:44,100 --> 00:32:48,800
Beynin beynine ulaşması ve beynin bu sinyalleri yorumlamasıyla ortaya çıkar.

428
00:32:50,300 --> 00:32:54,620
Yediğimiz hiçbir şeyin aslında gerçek anlamda tadı yoktur.

429
00:32:57,360 --> 00:33:01,880
Örneğin acı aslında beyninizde hazır olarak bulunan bir algıdır.

430
00:33:03,860 --> 00:33:08,180
Dilden beyne, acı hissine karşılık gelen elektrik sinyalleri ulaştığında,

431
00:33:08,180 --> 00:33:11,400
Beyin bu sinyalleri yorumlar ve siz de,

432
00:33:11,400 --> 00:33:15,080
Evet, bu biber gerçekten acı diye düşünürsünüz.

433
00:33:17,600 --> 00:33:19,780
Tatların bütün çeşitlerini,

434
00:33:22,020 --> 00:33:22,600
Tatlıyı,

435
00:33:24,780 --> 00:33:25,460
Tuzluyu,

436
00:33:27,220 --> 00:33:27,820
Ekşiyi,

437
00:33:29,720 --> 00:33:30,180
Acıyı

438
00:33:30,180 --> 00:33:33,060
Ve daha nicelerini,

439
00:33:33,640 --> 00:33:36,500
Tüm incelikleriyle bize kusursuzca algılatan,

440
00:33:38,420 --> 00:33:41,000
Bu mükemmel tad alma sistemini var eden,

441
00:33:41,540 --> 00:33:43,540
Sonsuz güç kuvvet sahibi,

442
00:33:44,100 --> 00:33:45,960
Alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

443
00:33:45,960 --> 00:33:59,580
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

444
00:34:01,960 --> 00:34:04,120
Asmalı ve asmasız bahçeleri,

445
00:34:05,160 --> 00:34:07,240
Hurmaları ve tatları farklı ekinleri,

446
00:34:08,320 --> 00:34:09,480
Zeytinleri ve narları,

447
00:34:10,520 --> 00:34:12,460
Birbirine benzer ve benzeşmez,

448
00:34:13,020 --> 00:34:13,880
Yaratan O'dur.

449
00:34:13,880 --> 00:34:18,600
Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasat günü hakkını verin,

450
00:34:19,460 --> 00:34:20,340
İsraf etmeyin.

451
00:34:21,120 --> 00:34:21,720
Çünkü O,

452
00:34:22,300 --> 00:34:23,620
İsraf edenleri sevmez.

453
00:34:23,620 --> 00:34:36,860
Koklama

454
00:34:36,860 --> 00:34:40,860
Koklama

455
00:34:40,860 --> 00:34:49,700
Bir insana,

456
00:34:50,400 --> 00:34:53,040
Kokuları nasıl hissediyorsun diye sorsanız,

457
00:34:54,020 --> 00:34:54,800
Büyük ihtimalle,

458
00:34:55,640 --> 00:34:57,720
Burnumla diye cevap verecektir.

459
00:34:59,600 --> 00:35:00,900
Ama bu,

460
00:35:01,300 --> 00:35:03,100
Sandığımız kadar doğru değildir.

461
00:35:03,100 --> 00:35:08,380
Yale Üniversitesi'nden nöroloji profesörü Gordon Shepard,

462
00:35:08,820 --> 00:35:10,180
Bu durumu şöyle açıklıyor.

463
00:35:14,180 --> 00:35:16,380
Burnumuzla kokladığımızı düşünürüz,

464
00:35:17,020 --> 00:35:20,000
Ama bu sanki kulak memesiyle duyuyoruz,

465
00:35:20,540 --> 00:35:21,840
Demek gibi bir şeydir.

466
00:35:21,840 --> 00:35:34,080
Aslında koku algımızın işleyişi diğer duyularımızla aynı prensibe dayanır.

467
00:35:35,980 --> 00:35:40,600
Burnumuzun dışarıdan gördüğümüz kısmı yalnızca bir geçiş tünelidir.

468
00:35:42,060 --> 00:35:45,640
Görevi, havadaki koku moleküllerini içeri almakla sınırlıdır.

469
00:35:45,640 --> 00:35:48,560
Vanilya,

470
00:35:49,700 --> 00:35:49,980
Gül,

471
00:35:51,180 --> 00:35:54,380
Veya lavantaların kokusunu oluşturan uçucu moleküller,

472
00:35:55,320 --> 00:35:59,560
Burnumuzun derinliklerinde bulunan olfaktör epitel bölgesine ulaşır.

473
00:36:01,940 --> 00:36:06,420
Buradaki titrek tüylerin üzerindeki özel alıcılarla etkileşime girer.

474
00:36:07,880 --> 00:36:10,860
Bu etkileşim bir anda elektrik sinyallerine dönüşür.

475
00:36:11,860 --> 00:36:12,900
Ve bu sinyaller,

476
00:36:12,900 --> 00:36:16,360
Beynimizdeki koku merkezi tarafından yorumlanır.

477
00:36:17,360 --> 00:36:18,040
İşte,

478
00:36:18,740 --> 00:36:19,700
Koku dediğimiz şey,

479
00:36:20,260 --> 00:36:22,920
Moleküllerin sebep olduğu elektrik sinyallerinin,

480
00:36:23,700 --> 00:36:26,480
Beynimizde oluşturduğu algıdan başka bir şey değildir.

481
00:36:33,440 --> 00:36:34,400
Güzel,

482
00:36:35,540 --> 00:36:38,240
Veya kötü,

483
00:36:38,240 --> 00:36:41,200
Parfüm,

484
00:36:42,700 --> 00:36:45,800
Çiçek,

485
00:36:48,500 --> 00:36:49,420
Yemek kokusu,

486
00:36:49,420 --> 00:36:54,180
Ya da deniz esintisi.

487
00:36:56,880 --> 00:36:59,780
Beğendiğiniz veya hoşlanmadığınız tüm kokular,

488
00:37:00,560 --> 00:37:01,360
Dışarıda değil,

489
00:37:02,080 --> 00:37:02,980
Zihninizde oluşur.

490
00:37:02,980 --> 00:37:07,580
Üstelik koku molekülleri hiçbir zaman beynimize ulaşmaz.

491
00:37:08,540 --> 00:37:10,500
Tıpkı ses ve görüntüde olduğu gibi,

492
00:37:11,000 --> 00:37:13,820
Beyninize ulaşan tek şey elektrik sinyalleridir.

493
00:37:13,820 --> 00:37:17,280
Yani hissettiğimiz tüm kokular,

494
00:37:17,280 --> 00:37:20,280
Dış dünyadan gelen moleküllerin,

495
00:37:20,780 --> 00:37:23,240
Beynimizdeki elektriksel yorumundan ibarettir.

496
00:37:23,240 --> 00:37:32,500
Bu durumda kokunun yönü de yoktur.

497
00:37:33,100 --> 00:37:36,200
Çünkü tüm kokular dışarıdan geldiğini sandığımız halde,

498
00:37:36,580 --> 00:37:38,060
Gerçekte tek bir noktada,

499
00:37:38,700 --> 00:37:41,220
Beynimizdeki koku alma merkezinde algılanır.

500
00:37:43,840 --> 00:37:46,100
Kekin kokusu fırından yükseliyor gibi görünür.

501
00:37:46,100 --> 00:37:53,120
Yemeğin kokusu mutfaktan yayılıyor sanırsınız.

502
00:37:54,760 --> 00:37:57,700
Çiçeklerin kokusu bahçeden gelir.

503
00:38:00,360 --> 00:38:01,460
Denizin kokusu ise,

504
00:38:02,120 --> 00:38:05,780
Rüzgarla birlikte yüzlerce metreden taşınıyormuş gibi hissedersiniz.

505
00:38:08,200 --> 00:38:09,800
Tüm bu kokular,

506
00:38:10,140 --> 00:38:12,780
Nereden geldiğini düşündüğünüzden bağımsız olarak,

507
00:38:13,220 --> 00:38:14,140
Beyninizde oluşur.

508
00:38:14,140 --> 00:38:17,300
Beynin dışındaki dünyada,

509
00:38:17,800 --> 00:38:20,140
Sağdan, soldan, önden,

510
00:38:20,580 --> 00:38:22,880
Arkadan gelen koku diye bir kavram yoktur.

511
00:38:24,400 --> 00:38:26,240
Her koku, tek bir merkezde,

512
00:38:26,600 --> 00:38:27,780
Aynı noktada algılanır.

513
00:38:28,640 --> 00:38:31,420
Biz bu algıyı dışarıdaki maddelere ait sanırız.

514
00:38:33,280 --> 00:38:36,000
Tıpkı bir çiçeğin görüntüsünün gözünüzde değil,

515
00:38:36,520 --> 00:38:38,120
Beyninizde oluşması gibi.

516
00:38:39,080 --> 00:38:41,360
O çiçeğin kokusu da burnunuzda değil,

517
00:38:41,360 --> 00:38:44,300
Koku alma merkezinizin içinde oluşur.

518
00:38:44,300 --> 00:38:47,580
Dışarıda gerçek bir koku olsa bile,

519
00:38:49,260 --> 00:38:52,440
Onun gerçek haline ulaşmanız mümkün değildir.

520
00:38:52,440 --> 00:38:57,180
Sadece beyninizin yorumladığı şekliyle algılarsınız.

521
00:38:58,900 --> 00:39:03,220
Bu gerçeği yıllar önce fark eden filozof George Berkeley şöyle der.

522
00:39:03,220 --> 00:39:12,800
Önce renklerin, kokuların ve diğer duygularımızın gerçekte var olduğu sanıldı.

523
00:39:14,000 --> 00:39:21,000
Ama daha sonra bu çeşit görüşler reddedildi ve görüldü ki bunlar ancak duyumlarımız sayesinde vardır.

524
00:39:21,000 --> 00:39:30,240
Sayısız kokuları zihnimizde oluşturan,

525
00:39:31,640 --> 00:39:33,440
Bu kokuların yönünü bize belirten,

526
00:39:34,980 --> 00:39:36,400
Her şeye güç yetiren

527
00:39:36,400 --> 00:39:39,700
Ve üstün sanat sahibi olan,

528
00:39:40,700 --> 00:39:42,760
Alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

529
00:39:42,760 --> 00:39:50,620
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

530
00:39:52,620 --> 00:39:56,600
Yere gelince onu da varlıklar için alçalttı.

531
00:39:58,100 --> 00:40:01,440
Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var,

532
00:40:02,380 --> 00:40:05,460
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler.

533
00:40:05,460 --> 00:40:10,840
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

534
00:40:35,460 --> 00:40:39,300
Renklerle, seslerle ve dokularla dolu,

535
00:40:39,900 --> 00:40:42,380
Muazzam bir tablo gibi karşımızda canlanır.

536
00:40:50,060 --> 00:40:53,120
Oysa tüm bu görkemin oluşturulduğu yer,

537
00:40:53,900 --> 00:40:56,760
Zifiri karanlık ve mutlak bir sessizlik içindedir.

538
00:40:56,760 --> 00:41:02,640
Kafatasımızın içindeki,

539
00:41:03,400 --> 00:41:05,540
O bir buçuk kilogramlık et parçası,

540
00:41:07,240 --> 00:41:08,520
Işığın hiç uğramadığı,

541
00:41:09,080 --> 00:41:10,520
Sesin hiç yankılanmadığı,

542
00:41:11,080 --> 00:41:12,060
Bu kapalı kutuda,

543
00:41:12,980 --> 00:41:15,940
Saniyede milyarlarca elektrik sinyali çarpışır.

544
00:41:17,620 --> 00:41:17,880
Peki,

545
00:41:18,720 --> 00:41:19,800
Madde dediğimiz olgu,

546
00:41:19,800 --> 00:41:22,980
Burada sadece kalitesiz bir elektrik akımından ibaretse,

547
00:41:23,980 --> 00:41:26,600
O zaman beyin dediğimiz yapının kendisi nedir?

548
00:41:26,760 --> 00:41:30,020
Eğer beyin,

549
00:41:30,520 --> 00:41:33,300
Dış dünyadan gelen elektrik akımlarını yorumlayarak,

550
00:41:33,900 --> 00:41:36,080
Bize bir evren inşa ediyorsa,

551
00:41:38,020 --> 00:41:42,300
O zaman beynin kendisine dair bilgimiz de bir yorumdan ibaret değil midir?

552
00:41:44,580 --> 00:41:46,940
Kendimizi bir aynada gördüğümüzde,

553
00:41:46,940 --> 00:41:52,140
Ya da bir MR cihazında beynimizi izlediğimizde,

554
00:41:52,140 --> 00:41:57,180
Aslında yine beynimizin bize sunduğu bir görüntüyü izleriz.

555
00:41:57,180 --> 00:41:59,860
Peki,

556
00:42:00,440 --> 00:42:02,480
Beyin gerçekten madde midir?

557
00:42:03,720 --> 00:42:06,340
Ya da rüyalarımız gibi,

558
00:42:07,000 --> 00:42:07,840
O da mı bir hayal?

559
00:42:10,440 --> 00:42:11,700
İşin aslı,

560
00:42:12,540 --> 00:42:14,000
Beynimizi hayal değil de,

561
00:42:14,540 --> 00:42:16,680
Somut bir madde olarak kabul etsek bile,

562
00:42:17,440 --> 00:42:17,940
Yine de,

563
00:42:18,440 --> 00:42:20,000
Büyük bir sırla yüzleşiriz.

564
00:42:20,000 --> 00:42:24,960
Bilime göre gerçekliğin kendisi,

565
00:42:25,600 --> 00:42:27,640
Enerjiden başka bir şey değildir.

566
00:42:29,460 --> 00:42:30,300
Modern fizik,

567
00:42:31,020 --> 00:42:32,280
Diğer her şey gibi,

568
00:42:32,680 --> 00:42:36,700
Beynimizi de oluşturan atomların ve elektronların katı nesneler değil,

569
00:42:37,840 --> 00:42:40,640
Belirli frekanslarda titreşen enerji paketleri,

570
00:42:40,640 --> 00:42:44,240
Ve yoğunlaşmış dalga fonksiyonları olduğunu kanıtlamıştır.

571
00:42:45,920 --> 00:42:49,180
Maddenin o sarsılmaz zannettiğimiz temel yapısı,

572
00:42:49,640 --> 00:42:51,460
Atom altı seviyeye inildiğinde,

573
00:42:51,900 --> 00:42:54,760
Yerini derin bir boşluğa ve titreşime bırakır.

574
00:42:56,520 --> 00:42:57,400
Eğer her şey,

575
00:42:57,820 --> 00:42:59,420
Özünde enerjiden ibaretse,

576
00:43:00,160 --> 00:43:02,480
Yani o zaman enerji mi enerjiyi algılıyor?

577
00:43:04,400 --> 00:43:05,320
Eğer beyinde,

578
00:43:05,880 --> 00:43:08,680
Diğer her şey gibi bir enerji dalgalanmasıysa,

579
00:43:08,680 --> 00:43:10,940
Gören, duyan ve

580
00:43:10,940 --> 00:43:13,460
Ben buradayım diyen gerçekte kimdir?

581
00:43:15,280 --> 00:43:17,280
Yoksa zihnimiz,

582
00:43:17,800 --> 00:43:21,180
Bu algılar evreninin ötesinde bir hakikate mi aittir?

583
00:43:23,980 --> 00:43:27,060
Zihnimizin bu muazzam oyununu anlamak için,

584
00:43:27,520 --> 00:43:29,560
Yeniden uykunun derinliklerine bakalım.

585
00:43:31,600 --> 00:43:35,920
Rüyada kendinizi usta bir beyin cerrahı olarak görebilirsiniz.

586
00:43:35,920 --> 00:43:40,860
Elinizdeki neşterin metalik soğukluğunu hisseder,

587
00:43:41,460 --> 00:43:46,380
Ameliyat ettiğiniz beynin kıvrımlarını en ince ayrıntısına kadar görürsünüz.

588
00:43:46,380 --> 00:43:48,640
O an,

589
00:43:48,640 --> 00:43:51,640
O beyin sizin için mutlak gerçektir.

590
00:43:55,920 --> 00:43:57,760
Ancak uyandığınızda,

591
00:43:58,860 --> 00:44:01,100
Ameliyat sırasında kullandığınız neşterin de,

592
00:44:02,140 --> 00:44:04,240
Üzerinde işlem yaptığınız beynin de,

593
00:44:05,540 --> 00:44:07,540
Hatta rüyadaki beyniniz dahil,

594
00:44:07,900 --> 00:44:10,400
Tüm bedeninizin gerçekte var olmadığını,

595
00:44:10,400 --> 00:44:16,200
Tüm bunların zihninizde oluşturulan bir kurgu olduğunu fark edersiniz.

596
00:44:17,340 --> 00:44:20,860
Şu an uyanık olduğunuzu sandığınız bu dünyadaki beyninizin,

597
00:44:21,820 --> 00:44:24,400
Rüyadaki o hayali beyinden farkı nedir?

598
00:44:26,060 --> 00:44:28,860
Rüyada her şey nasıl tam ve gerçek hissettiriyorsa,

599
00:44:30,060 --> 00:44:34,860
Şu anki deneyimimizin de bir üst uyanışla son bulmayacağından nasıl emin olabiliriz?

600
00:44:34,860 --> 00:44:41,860
Tüm bu harikalar evreni,

601
00:44:42,720 --> 00:44:45,940
Aslında ruh dediğimiz o yüce varlığa izletilen,

602
00:44:46,360 --> 00:44:48,240
Kesintisiz bir şaheserdir.

603
00:44:49,540 --> 00:44:52,540
Beyin bu seyirde sadece bir aracı,

604
00:44:52,960 --> 00:44:53,820
Bir arayüzdür.

605
00:44:55,780 --> 00:44:57,580
Fiziksel zannettiğimiz her şey,

606
00:44:58,560 --> 00:45:02,020
Atom altı seviyede birer enerji parıltısına dönüştüğünde,

607
00:45:02,720 --> 00:45:04,400
Geriye tek bir gerçek kalır.

608
00:45:04,860 --> 00:45:07,200
Bu muazzam sanat,

609
00:45:07,980 --> 00:45:10,400
Sonsuz akıl sahibi olan Rabbimizin,

610
00:45:10,800 --> 00:45:12,920
Her an yeniden yarattığı bir tecellidir.

611
00:45:14,900 --> 00:45:16,980
Yaratılmış olan her şey bir gölge,

612
00:45:17,440 --> 00:45:18,080
Bir hayal.

613
00:45:19,120 --> 00:45:20,580
Baki ve gerçek olan ise,

614
00:45:21,040 --> 00:45:23,560
Yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

615
00:45:25,020 --> 00:45:25,660
Bizler ise,

616
00:45:26,300 --> 00:45:27,060
O'nun sanatını,

617
00:45:27,720 --> 00:45:29,320
Bize sunulan güzellikler olarak,

618
00:45:29,320 --> 00:45:32,080
O'ndan olan ruhla seyretmekteyiz.

619
00:45:34,860 --> 00:45:41,700
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

620
00:45:45,320 --> 00:45:46,520
Demişlerdir ki,

621
00:45:47,520 --> 00:45:48,320
Eyvahlar bize!

622
00:45:49,400 --> 00:45:52,040
Uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim kaldırdı?

623
00:45:52,040 --> 00:45:56,160
Bu, Rahman olan Allah'ın vaad ettiğidir.

624
00:45:57,620 --> 00:45:59,380
Demek ki gönderilen elçiler,

625
00:46:00,000 --> 00:46:00,800
Doğru söylemiş.

626
00:46:00,800 --> 00:46:01,800
 

627
00:46:01,800 --> 00:46:02,300
 

628
00:46:02,300 --> 00:46:02,800
 

629
00:46:02,800 --> 00:46:32,780
 

