1
00:00:00,000 --> 00:00:16,000
Zaman Yanılgısı ve Gerçekler

2
00:00:16,000 --> 00:00:29,000
İnsan hayatı doğumdan ölüme uzanan sayısız tercihler silsilesinden ibarettir.

3
00:00:29,000 --> 00:00:38,000
Her sabah yeni bir güne uyanır, farklı kararlar alır ve bu kararların sonuçlarını yaşarız.

4
00:00:39,000 --> 00:00:44,000
Kimi zaman başarılı oluruz, kimi zaman ise ortaya farklı durumlar çıkar.

5
00:00:46,000 --> 00:00:49,000
Peki, hiç durup düşündünüz mü?

6
00:00:50,000 --> 00:00:58,000
Geçmişe baktığınızda aldığımız tüm bu kararlar ve akıp giden zaman yalnızca bir olasılıklar zinciri miydi?

7
00:01:00,000 --> 00:01:05,000
Yoksa yaşanacak her şey en başından beri belirlenmiş miydi?

8
00:01:08,000 --> 00:01:13,000
Bizler de bu olayları zamanı geldikçe yaşayan birer şahit miyiz?

9
00:01:15,000 --> 00:01:21,000
Daha da temelden soracak olursak, zaman dediğimiz şey gerçekten var mı?

10
00:01:22,000 --> 00:01:29,000
Yoksa zaman da diğer tüm algılarımız gibi zihnimizin dünyayı yorumlama biçimlerinden sadece biri mi?

11
00:01:31,000 --> 00:01:36,000
Şu ana kadar yaşadığımız tüm olaylar rastgele bir karmaşadan mı ibaret?

12
00:01:39,000 --> 00:01:45,000
Yoksa evrende gördüğümüz, yaratılmış o kusursuz düzen zaman içinde geçerli mi?

13
00:01:49,000 --> 00:01:53,000
Geçmiş, şimdi ve gelecek gerçekten birbirinden ayrı mı?

14
00:01:54,000 --> 00:01:58,000
Yoksa hepsi aynı anda var olan tek bir bütünün parçaları mı?

15
00:01:59,000 --> 00:02:04,000
İşte tam da bu noktada karşımıza o büyük kavram çıkıyor.

16
00:02:08,000 --> 00:02:12,000
Bir an. Sadece bir saniye sürecek bir olay.

17
00:02:13,000 --> 00:02:18,000
Ama bu anın içinde kainatın en büyük sırlarından biri saklı.

18
00:02:21,000 --> 00:02:29,000
Kader, Allah'ın evreni, hayatı, geçmişi ve henüz yaşanmamış geleceği tek bir an içerisinde yaratmasıdır.

19
00:02:29,000 --> 00:02:36,000
Zaman ve mekan mutlak olmayan, başlangıçları olan Allah'ın yoktan var ettiği kavramlardır.

20
00:02:37,000 --> 00:02:42,000
Zamanı ve olayları yaratan Allah, tüm bu sınırlardan münezzehtir.

21
00:02:45,000 --> 00:02:50,000
Kaderin o muazzam ve karmaşık dokusunu gerçekten kavrayabilmek için,

22
00:02:50,000 --> 00:02:54,000
evrenin üzerine kurulu olduğu iki temel sütünü anlamamız gerekir.

23
00:02:55,000 --> 00:02:58,000
Zaman ve irade.

24
00:03:00,000 --> 00:03:04,000
Bu yolculuğa ilk ve en gizemli olanıyla başlayalım.

25
00:03:05,000 --> 00:03:08,000
Gelin, zamanın derinliklerine inelim.

26
00:03:09,000 --> 00:03:12,000
Ama bu yolculukta sadece bir yolculuk var.

27
00:03:12,000 --> 00:03:14,000
Zaman.

28
00:03:43,000 --> 00:03:50,000
Çoğumuz gezegenlerin sadece teleskoplarla gökyüzünü izleyerek keşfedildiğini sanırız.

29
00:03:51,000 --> 00:03:54,000
Oysa gerçek çok daha ilginçtir.

30
00:03:55,000 --> 00:04:02,000
Bazı gezegenler daha hiç kimse onları görmeden önce kağıt üzerindeki matematiksel formüllerle keşfedilmiştir.

31
00:04:03,000 --> 00:04:09,000
Isaac Newton'un fizik yasaları bize evrenin bir saat gibi işlediğini söylüyordu.

32
00:04:12,000 --> 00:04:22,000
Eğer bir gezegenin yörüngesinde küçük bir sapma varsa Newton fiziğiyle o sapmaya neden olan gizli bir kütlenin nerede olduğunu hesaplayabilirdiniz.

33
00:04:23,000 --> 00:04:25,000
Nitekim öyle de oldu.

34
00:04:26,000 --> 00:04:33,000
Uranüs'ün yörüngesindeki tuhaf sapmalar fark edildiğinde matematikçiler orada bir şey olmalı dediler.

35
00:04:35,000 --> 00:04:39,000
Ve parmaklarıyla gökyüzünde bir noktayı işaret ettiler.

36
00:04:40,000 --> 00:04:44,000
Neptune tam da o hesaplanan noktada bulundu.

37
00:04:47,000 --> 00:04:51,000
Aynı başarı hikayesinin Merkür içinde tekrarlanması bekleniyordu.

38
00:04:52,000 --> 00:04:57,000
Merkür'ün yörüngesinde de Newton mekaniğine uymayan inatçı bir sapma vardı.

39
00:04:58,000 --> 00:04:59,000
Bilim dünyası emindi.

40
00:05:00,000 --> 00:05:05,000
Güneş ile Merkür arasında henüz görülmemiş bir gezegen daha olmalıydı.

41
00:05:06,000 --> 00:05:08,000
Hatta isim bile takmışlardı.

42
00:05:09,000 --> 00:05:10,000
Vulkan.

43
00:05:11,000 --> 00:05:12,000
Ancak bir sorun vardı.

44
00:05:13,000 --> 00:05:18,000
Astronomlar yıllarca gökyüzünü taradı, güneşin parıltısı altında o gizemli kütleyi aradı.

45
00:05:19,000 --> 00:05:21,000
Ama vulkan orada değildi.

46
00:05:22,000 --> 00:05:26,000
Merkür sanki görünmez bir el tarafından Newton'un yasalarının dışına itiliyordu.

47
00:05:28,000 --> 00:05:30,000
Zamanla şu gerçek ortaya çıktı.

48
00:05:31,000 --> 00:05:35,000
Sorun eksik bir gezegen değildi, sorun eksik bir kuramdı.

49
00:05:35,000 --> 00:05:40,000
Newton'un evreninde zaman, herkes için aynı hızda akan mutlak bir kavramdı.

50
00:05:41,000 --> 00:05:47,000
Evrenin neresinde olursanız olun, hareket ediyor ya da duruyor olun, zaman hep aynı ritimde ilerlerdi.

51
00:05:48,000 --> 00:05:51,000
Bir saniye, her yerde bir saniyeydi.

52
00:05:52,000 --> 00:05:57,000
Bu evren modelinde uzay, üzerinde olayların yaşandığı düz ve değişmez bir sahneydi.

53
00:05:58,000 --> 00:06:03,000
Gezegenler bu sahnede kütleçekim kuvvetinin etkisiyle dolaşıyordu.

54
00:06:03,000 --> 00:06:09,000
Ama ışık devreye girdiğinde bu kusursuz görünen tablo çatlamaya başladı.

55
00:06:10,000 --> 00:06:13,000
Deneyler şaşırtıcı bir gerçeği gösteriyordu.

56
00:06:15,000 --> 00:06:21,000
Işığın hızı onu ölçen kişi ne kadar hızlı hareket ederse itsin değişmiyordu.

57
00:06:22,000 --> 00:06:26,000
Bu Newton'un zaman sabittir varsayımıyla bağdaşmıyordu.

58
00:06:27,000 --> 00:06:30,000
Çünkü klasik düşünceye göre hızlar toplanmalıydı.

59
00:06:31,000 --> 00:06:35,000
Albert Einstein 1905'te radikal bir karar verdi.

60
00:06:36,000 --> 00:06:38,000
Işık hızını sabit kabul ediyorum dedi.

61
00:06:39,000 --> 00:06:42,000
Ama evrende her şey aynı anda sabit kalamazdı.

62
00:06:43,000 --> 00:06:46,000
Bir şey sabitse başka bir şey değişmek zorundaydı.

63
00:06:48,000 --> 00:06:50,000
Einstein'ın ödün verdiği şey zamandı.

64
00:06:51,000 --> 00:06:54,000
Böylece zaman mutlak olmaktan çıktı.

65
00:06:55,000 --> 00:07:01,000
Özel görelilik ile birlikte zaman gözlemcinin hareketine bağlı bir kavram haline geldi.

66
00:07:02,000 --> 00:07:07,000
Artık aynı anda dediğimiz şey herkes için geçerli bir gerçek değildi.

67
00:07:08,000 --> 00:07:11,000
Ancak özel görelilik yerçekimini açıklamıyordu.

68
00:07:13,000 --> 00:07:16,000
Einstein 1915'te bu kez daha derine indi.

69
00:07:18,000 --> 00:07:21,000
Newton'da yerçekimi bir kuvvetti.

70
00:07:22,000 --> 00:07:25,000
Einstein'da ise bambaşka bir şeye dönüştü.

71
00:07:26,000 --> 00:07:27,000
Geometriğe.

72
00:07:28,000 --> 00:07:31,000
Ona göre kütle, uzay ve zamanı ayrı ayrı etkilemiyordu.

73
00:07:32,000 --> 00:07:35,000
İkisini birlikte eğip büküyordu.

74
00:07:38,000 --> 00:07:42,000
Güneş gibi büyük kütleler bu uzay zaman dokusunu eğiyordu.

75
00:07:43,000 --> 00:07:45,000
Gezegenler aslında düz gitmeye çalışıyordu.

76
00:07:46,000 --> 00:07:49,000
Ama düz yol artık eğrilmişti.

77
00:07:51,000 --> 00:07:55,000
Bu yüzden yolları bizim gözümüze yörünge gibi görünüyordu.

78
00:07:57,000 --> 00:08:00,000
İşte vulkan bilmecesi tam da burada çözüldü.

79
00:08:01,000 --> 00:08:08,000
Merkür güneşe en yakın gezegen olduğu için uzay zaman eğriliğini en güçlü hisseden gezegendi.

80
00:08:10,000 --> 00:08:15,000
Bu eğrilik Merkür'ün yörüngesinin yönünü her turda çok küçük bir miktar kaydırıyordu.

81
00:08:16,000 --> 00:08:21,000
Newton fiziğinde bu etkiyi açıklamak için hayali bir gezegen aramak zorundaydınız.

82
00:08:22,000 --> 00:08:25,000
Einstein'ın evreninde ise buna gerek yoktu.

83
00:08:26,000 --> 00:08:30,000
Sebep yeni bir gezegen değil, uzay zamanın kendisiydi.

84
00:08:31,000 --> 00:08:38,000
Newton'un sabit zamanlı donuk evreninden Einstein'ın değişken zamanlı canlı ve bükülebilir evrenine geçmiştik.

85
00:08:40,000 --> 00:08:43,000
Zaman artık sadece bir saatten ibaret değildi.

86
00:08:45,000 --> 00:08:48,000
O, evrenin dokusuyla bütünleşmiş bir boyuttu.

87
00:08:49,000 --> 00:08:52,000
Zamanın herkes için aynı akmadığını söylemiştik.

88
00:08:53,000 --> 00:08:59,000
Ama bu sadece teorik bir iddia değil, evrenin dokusuna işlenmiş fiziksel bir kuraldır.

89
00:09:01,000 --> 00:09:09,000
Zaman tıpkı sıcak bir sakız gibi uzayabilir, kısalabilir ve hatta neredeyse durma noktasına kadar bükülebilir.

90
00:09:09,000 --> 00:09:18,000
Einstein'ın özel görelilik kuramına göre, uzayda ne kadar hızlı hareket ederseniz, zaman sizin için o kadar yavaş akar.

91
00:09:19,000 --> 00:09:30,000
Eğer ışık hızına yaklaşan bir uzay gemisine binseydiniz, sizin için geçen birkaç yıl, dünyadaki sevdikleriniz için 10 yıllar hatta 100 yıllar anlamına gelebilirdi.

92
00:09:30,000 --> 00:09:39,000
Zamanı ve mekanı yoktan var eden Allah, katındaki zaman algısının bizimkinden ne kadar farklı olduğunu şu ayetle hatırlatır.

93
00:09:44,000 --> 00:09:46,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

94
00:09:49,000 --> 00:09:53,000
Gökten yere her işi o evirip düzene koyar.

95
00:09:53,000 --> 00:09:59,000
Sonra işler sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine ona yükselir.

96
00:10:06,000 --> 00:10:10,000
Zamanı bükmenin ikinci yolu ise devasa kütlelerdir.

97
00:10:12,000 --> 00:10:21,000
Genel görelilik der ki, kütle çekimi ne kadar güçlüyse, zamanı bükmenin ikinci yolu ise devasa kütlelerdir.

98
00:10:21,000 --> 00:10:25,000
Kütle çekimi ne kadar güçlüyse, zaman o kadar yavaş akar.

99
00:10:26,000 --> 00:10:32,000
Bir kara deliğin kıyısında geçirdiğiniz tek bir saat, dünyada koca bir ömre bedel olabilir.

100
00:10:34,000 --> 00:10:38,000
Aslında bunu anlamak için uzak galaksilere gitmenize gerek yok.

101
00:10:40,000 --> 00:10:48,000
Şu an cebinizdeki telefonun haritaları yani GPS sistemi bu bükülmeyi her saniye hesaplamak zorundadır.

102
00:10:48,000 --> 00:10:59,000
Uydular, dünyadan uzak oldukları için kütle çekimi orada daha zayıftır ve uyduların saatleri dünyadakilere göre günde mikrosaniyelerce daha hızlı akar.

103
00:11:00,000 --> 00:11:09,000
Eğer Einstein'ın zaman bükülmesi denklemleri olmasaydı, telefonunuzdaki navigasyon sizi her gün kilometrelerce yanlış yere götürürdü.

104
00:11:10,000 --> 00:11:15,000
Peki, zamanın bükülmesi bize neyi anlatıyor?

105
00:11:16,000 --> 00:11:25,000
Eğer zaman esneyebiliyorsa, birisi için geçmiş olan şey bir başkası için şu an veya gelecek olabilir.

106
00:11:26,000 --> 00:11:29,000
Bu durum bizi o can alıcı soruya götürür.

107
00:11:30,000 --> 00:11:40,000
Eğer zamanın akışı kişiden kişiye değişiyorsa, tüm zamanların geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda var olduğu bir blok evren modelinde mi yaşıyoruz?

108
00:11:41,000 --> 00:11:45,000
Einstein'ın görelilik yasaları bize şunu söyler.

109
00:11:46,000 --> 00:11:54,000
Sizin için gelecek olan bir olay, evrenin başka bir yerindeki, farklı bir hızda hareket eden bir gözlemci için çoktan geçmiş olabilir.

110
00:11:55,000 --> 00:11:59,000
Evreni koca bir somun ekmek gibi hayal edin.

111
00:12:00,000 --> 00:12:06,000
Sizin şu an dediğiniz şey, bu ekmeğin ortasından alınan ince bir dilimdir.

112
00:12:07,000 --> 00:12:12,000
Sizin geçmişiniz ekmeğin bir ucunda, geleceğiniz ise diğer ucundadır.

113
00:12:13,000 --> 00:12:17,000
Ama ekmek bir bütündür ve tüm dilimler aynı anda oradadır.

114
00:12:20,000 --> 00:12:26,000
Einstein en yakın dostu Michele Besso öldüğünde, onun ailesine yazdığı mektupta şöyle demiştir.

115
00:12:26,000 --> 00:12:38,000
Bizim gibi fiziğe inanan insanlar için, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım, ne kadar inatçı olursa olsun, sadece bir illüzyondan ibarettir.

116
00:12:38,000 --> 00:12:54,000
Bu bakış açısına göre, doğduğunuz an, şu an bu belgeseli izlediğiniz an ve öleceğiniz an, hepsi uzay zaman bloğunun içinde sabitlenmiş birer koordinattır.

117
00:12:54,000 --> 00:12:59,000
Tıpkı bir DVD diskindeki gibi, tüm sahneler aynı anda oradadır.

118
00:13:00,000 --> 00:13:04,000
Fakat lazer okuyucu o karelere sadece sırayla erişebiliyor.

119
00:13:06,000 --> 00:13:12,000
Bilimin ''Block Evren'' dediği bu muazzam yapı, aslında ilahi bilgisayar.

120
00:13:12,000 --> 00:13:22,000
Kader dediğimiz o sonsuz karelerin her biri, zamanın ve mekânın yaratıcısı olan Allah tarafından en ince ayrıntısıyla inşa edilmiştir.

121
00:13:22,000 --> 00:13:30,000
Bizim için bilinmez olan gelecek, bir kısmını hatırlayamadığımız geçmiş, onun katında apaçık bir şimdidir.

122
00:13:30,000 --> 00:13:34,000
Çünkü o, yarattığı zamanın ve mekânın dışındadır.

123
00:13:35,000 --> 00:13:38,000
Onlara bağımlı bir şimdidir.

124
00:13:39,000 --> 00:13:51,000
Kader dediğimiz o sonsuz karelerin her biri, zamanın ve mekânın yaratıcısı olan Allah tarafından en ince ayrıntısıyla inşa edilmiştir.

125
00:13:52,000 --> 00:13:57,000
Çünkü o, yarattığı zamanın ve mekânın dışındadır.

126
00:13:58,000 --> 00:14:02,000
Onlara bağımlı değil, onların hakimidir.

127
00:14:03,000 --> 00:14:17,000
İnsan kendi sınırlı zaman algısının içinde hapsolmuşken, Allah, ezeli ve ebedi ilmiyle her düşen yaprağı, her atan kalbi ve her saklı niyetin akıbetini aynı anda görür.

128
00:14:21,000 --> 00:14:27,000
Rabbimiz bu hakikati, Enam suresinde tüm ihtişamıyla şöyle beyan etmiştir.

129
00:14:29,000 --> 00:14:33,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

130
00:14:34,000 --> 00:14:42,000
Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır. Onları ondan başkası bilemez.

131
00:14:43,000 --> 00:14:46,000
O, karada ve denizde ne varsa bilir.

132
00:14:47,000 --> 00:14:50,000
Onun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.

133
00:14:51,000 --> 00:14:58,000
Onun karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.

134
00:15:21,000 --> 00:15:25,000
Karar veren ve irade sahibi bir varlık olarak gördü.

135
00:15:27,000 --> 00:15:29,000
Günlük hayatta da böyle hissederiz.

136
00:15:30,000 --> 00:15:37,000
Ne içeceğimize, hangi yoldan gideceğimize, ne söyleyeceğimize karar verdiğimizi düşünürüz.

137
00:15:38,000 --> 00:15:42,000
Peki, bu kararlar sandığımız kadar bize mi ait?

138
00:15:46,000 --> 00:15:49,000
Ben istedim. Ben karar verdim.

139
00:15:50,000 --> 00:15:55,000
Ben yaptım. Bu cümleler hayatın her anında dilimizden dökülür.

140
00:15:56,000 --> 00:16:00,000
Ama ya bu kelimeler hakikatin tamamını anlatmıyorsa?

141
00:16:03,000 --> 00:16:07,000
Ya insan yalnızca olan bitenin farkına varan bir şahit ise?

142
00:16:07,000 --> 00:16:18,000
İnsanlık tarihi boyunca özgür irade kavramı, insanların yaptıkları her şeyin, aldıkları tüm kararların idaresinin kendilerinde olduğu düşüncesine dayanıyordu.

143
00:16:19,000 --> 00:16:25,000
Fakat bugün bilim, bu eski, batıl inancı sarsan yeni bulgular sunuyor.

144
00:16:26,000 --> 00:16:33,000
Bilim insanları, bizler karar almadan önce beynimizin derinliklerinde bir şeylerin başladığını keşfettiler.

145
00:16:33,000 --> 00:16:39,000
Bu da irademizin aslında bir yanılsama olabileceği tartışmasını gündeme getiriyor.

146
00:16:40,000 --> 00:16:47,000
Bu bilimsel bulgular, kutsal dinlerde bize bildirilen kader kavramıyla birebir benzer bir anlam taşıyor.

147
00:16:49,000 --> 00:16:56,000
Yüzyıllar boyunca özgür irade, sadece felsefenin puslu odalarında tartışılan soyut bir kavramdı.

148
00:16:56,000 --> 00:17:03,000
Ancak 1980'lerde Benjamin Libet, bu kadim soruyu laboratuvarın soğuk ışığı altına taşıdı.

149
00:17:04,000 --> 00:17:09,000
Libet zihnimizin kuytularında saklanan, o gizemli anın peşindeydi.

150
00:17:10,000 --> 00:17:13,000
Karar verdiğimiz o ilk saniye.

151
00:17:15,000 --> 00:17:24,000
Libet'in deney düzeneğinde, bu yüzyıllar boyunca özgür irade, sadece felsefenin puslu odalarında tartışılan soyut bir kavramdı.

152
00:17:24,000 --> 00:17:34,000
Libet'in deney düzeneğinde, denekler bir saat kadranına bakarken, istedikleri bir anda bileklerini oynatıyor ve bu isteğin bilinçlerine ulaştığı anı kaydediyorlardı.

153
00:17:35,000 --> 00:17:40,000
Aynı anda deneklerin beyin aktiviteleri özel cihazlarla izleniyordu.

154
00:17:41,000 --> 00:17:46,000
Ortaya çıkan sonuçlar, irade algısına yönelik ilk büyük darbeyi vurdu.

155
00:17:47,000 --> 00:17:59,000
Beyin, kişi hareket etme isteğini henüz fark etmeden, yaklaşık 350 ile 550 milisaniye önce hazırlık potansiyeli adı verilen bir elektriksel sinyal üretmeye başlıyordu.

156
00:18:00,000 --> 00:18:05,000
Bu gizli sinyal, biz şimdi yapıyorum demeden yarım saniye önce uyanıyordu.

157
00:18:06,000 --> 00:18:11,000
Sanki biz kaptan olduğumuzu sanırken, gemi çoktan limandan ayrılmıştı.

158
00:18:11,000 --> 00:18:18,000
Zamanın milisaniyelerle ölçüldüğü bu hassas terazide, irademizin gerçek hikayesi ortaya çıkmıştı.

159
00:18:20,000 --> 00:18:23,000
Bu zaman çizelgesi bize şunu fısıldıyor.

160
00:18:24,000 --> 00:18:36,000
Beynimiz, biz karar verdim demeden yaklaşık 350 milisaniye önce, yani göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede, kararı çoktan vermiş oluyor.

161
00:18:36,000 --> 00:18:41,000
Bu gecikme, beynin aldığı kararı zihnimize bildirmesi için gereken süredir.

162
00:18:42,000 --> 00:18:50,000
Sonuç olarak, bu tablo kararlarımızın bilinçli bir sürecin değil, biyolojik bir hazırlığın çıktısı olduğunu gösteriyor.

163
00:18:54,000 --> 00:18:57,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

164
00:18:58,000 --> 00:19:01,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

165
00:19:03,000 --> 00:19:07,000
Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.

166
00:19:07,000 --> 00:19:17,000
Libet'in deneyine saat kadranının dikkat dağıtıcı olması ve insanların kendi hislerini raporlamasının güvenilmezliği gibi eleştiriler getirilse de,

167
00:19:18,000 --> 00:19:23,000
21. yüzyıl teknolojisi bu verileri yalanlamak bir yana daha da derinleştirmiştir.

168
00:19:23,000 --> 00:19:28,000
Libet'in milisaniyeleri, özgür irade kalemizde açılan ilk küçük çatlaktı.

169
00:19:29,000 --> 00:19:37,000
Ancak 2007 yılında Berlin'de John Dillon Haynes ve ekibi, bu çatlağı devasa bir kapıya dönüştü.

170
00:19:38,000 --> 00:19:49,000
Libet'in deneyine saat kadranının dikkat dağıtıcı olması ve insanların kendi hislerini raporlamasının güvenilmezliği gibi eleştiriler getirilse de,

171
00:19:49,000 --> 00:19:54,000
John Dillon Haynes ve ekibi, bu çatlağı devasa bir kapıya dönüştürdü.

172
00:19:55,000 --> 00:20:05,000
Bilimin ulaştığı bu yeni durak, kendimize dair en köklü inancımızı, yani kararlarımızı o an verdiğimiz yanılsamasını derinden sarsıyordu.

173
00:20:06,000 --> 00:20:16,000
Berlin'deki Bernstein merkezinde teknoloji, insan zihninin en mahrem yerine, niyetlerin doğduğu o karanlık boşluğa sızdı.

174
00:20:17,000 --> 00:20:23,000
John Dillon Haynes, MR cihazının devasa manyetik gücünü kullanarak şu soruyu sordu.

175
00:20:24,000 --> 00:20:30,000
Siz hangi elinizle bir düğmeye basacağınıza karar vermeden önce beyniniz ne yaptığınızı biliyor olabilir mi?

176
00:20:31,000 --> 00:20:37,000
Denekler sessizce bekliyor, sağ veya sol elinden birini seçmek için uygun anı kolluyorlardı.

177
00:20:38,000 --> 00:20:42,000
Seçim anı herkes için o anlık bir süreç olarak algılanır.

178
00:20:43,000 --> 00:20:49,000
Oysa beynin derinliklerinde, frontopolar kortex bölgesinde çoktan bir fırtına kopmaya başlamıştı.

179
00:20:50,000 --> 00:20:54,000
Araştırma sonuçları, bilim dünyasında bir deprem etkisi yarattı.

180
00:20:55,000 --> 00:21:05,000
Beynimizdeki aktivite örüntüleri, biz daha seçimimizi bilincimize dahi fısıldamadan, tam 7 ila 10 saniye önce hangi eli seçeceğimizi ele veriyordu.

181
00:21:06,000 --> 00:21:16,000
Kan akışındaki 3 saniyelik doğal gecikme olan hemodinamik rötar hesaba katıldığında bile karar çoktan verilmiş, mühürlenmiş ve yola çıkmıştı.

182
00:21:17,000 --> 00:21:27,000
Bilim insanları sadece beynin bu bölgesindeki sinyallere bakarak kişinin hangi düğmeye basacağını henüz kişi kendisi bile bilmezken büyük bir doğrulukla tahmin edebiliyordu.

183
00:21:28,000 --> 00:21:41,000
Şöyle ki, siz özgür bir seçim yaptığınız o saniyede aslında beyninizin yaklaşık 7 saniye önce başlattığı bir sürecin son halkasını yani duyurusunu yaşıyorsunuz.

184
00:21:47,000 --> 00:21:51,000
Bilinçli seçimimiz sadece gecikmeli gelen bir gök gürültüsüdür.

185
00:21:51,000 --> 00:21:59,000
Oysa kararın elektriksel fırtınası, biz daha sesini duymadan saniyeler önce beynin sessiz semalarında çakmıştır.

186
00:22:01,000 --> 00:22:10,000
Yegane güç sahibi olan Allah, irademizin ancak kendi dilemesiyle hayat bulduğunu Kur'an'da bizlere şöyle hatırlatır.

187
00:22:10,000 --> 00:22:20,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

188
00:22:20,000 --> 00:22:33,000
Bilim, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ve elektroensefalogram gibi dolaylı yöntemlerin sınırlarını aşarak artık bilincin biyolojik gerçeklikle düğümlendiği,

189
00:22:34,000 --> 00:22:40,000
o mikroskopik merkeze doğrudan nöronların kalabalıklığı,

190
00:22:40,000 --> 00:22:55,000
bu yeni ufukta Itzak Frid, 2011. yılda epilepsi hastalarının zihnine yerleştirilen elektrotlar sayesinde bir düşüncenin henüz doğmadan önceki o gizli doğum sancılarını saniye saniye izledi.

191
00:22:55,000 --> 00:23:10,000
Frid'in gözlemleri çarpıcıydı. Gönüllü henüz parmağını kıpırdatmaya karar vermemişken, eylemden tam bir buçuk saniye önce beynin derinliklerindeki nöronlar gizli bir hazırlığa başlıyordu.

192
00:23:10,000 --> 00:23:16,000
Karar anına 700 mili saniye kala, araştırmacılar artık birer kahin gibiydiler.

193
00:23:17,000 --> 00:23:24,000
Kişinin ne zaman harekete geçeceğini, %80'i aşan bir doğrulukla kişi daha kendisi bile bilmezken biliyorlardı.

194
00:23:25,000 --> 00:23:27,000
Frid'in modeli bizlere şunu söyler.

195
00:23:28,000 --> 00:23:32,000
İrade dediğimiz şey nöral bir eşiğin aşılmasından ibarettir.

196
00:23:33,000 --> 00:23:40,000
Aktivite, o görünmez sınırı geçtiğinde eylem otomatik olarak tetiklenir ve bu fiziksel gerçekçiydi.

197
00:23:41,000 --> 00:23:50,000
Frid'in özelliklerine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup,

198
00:23:50,000 --> 00:23:56,000
Eylem otomatik olarak tetiklenir ve bu fiziksel gerçeklik bilincimize bir fısıltı gibi ulaşır.

199
00:23:57,000 --> 00:23:59,000
Ben karar verdim, deriz.

200
00:24:00,000 --> 00:24:07,000
Oysa gerçekte bilinçli irade, kararın mimarı değil tamamlanmış bir sürecin hayret dolu gözlemcidir.

201
00:24:08,000 --> 00:24:19,000
İnsanın kendi kararlarının mutlak hakimi olduğu hissi, beynin sol yarım küresinde saklı usta bir kurgucunun yani sol hemisfer yorumcusunun bir ürünüdür.

202
00:24:20,000 --> 00:24:24,000
Michael Gazzaniga tarafından tanımlanan bu mekanizma,

203
00:24:24,000 --> 00:24:27,000
bilinç dışında çoktan bitmiş olan eylemlere,

204
00:24:27,000 --> 00:24:31,000
olaydan hemen sonra mantıklı kılıflar diker.

205
00:24:34,000 --> 00:24:37,000
Beynimiz korkuyla zıplayan bir bedene,

206
00:24:37,000 --> 00:24:40,000
saniyeler sonra şu masalı anlatır.

207
00:24:40,000 --> 00:24:45,000
Yerdeki oyuncağa yılan sandığım için zıplamaya karar verdim.

208
00:24:45,000 --> 00:24:47,000
Oysa zıplama emri,

209
00:24:47,000 --> 00:24:52,000
bilinçli akla danışılmadan amigdalanın karanlık koridorlarından verilmiştir.

210
00:24:52,000 --> 00:24:56,000
Daha sonra ise bu kararın neden verildiği ile ilgili

211
00:24:56,000 --> 00:24:59,000
sol beyinde hikaye uydurulmuştur.

212
00:24:59,000 --> 00:25:02,000
İnsan beyni, boşlukları sevmeyen,

213
00:25:02,000 --> 00:25:07,000
tutarlılık illüzyonuna aşık bir hikaye anlatıcısıdır.

214
00:25:07,000 --> 00:25:13,000
Bu süreçte dopamin, görünmez bir kaderin mürekkebi gibi çalışır.

215
00:25:13,000 --> 00:25:16,000
Salk enstitüsünün araştırmalarına göre,

216
00:25:16,000 --> 00:25:20,000
karar anından hemen önce bazal ganglionlarda,

217
00:25:20,000 --> 00:25:24,000
yükselen dopamin dalgaları hangi seçeneğin tercih edileceğini,

218
00:25:24,000 --> 00:25:27,000
eylemden çok önce kodlar.

219
00:25:27,000 --> 00:25:33,000
Dopaminin yoğunluğu, yapılacak tercihin adeta matematiksel bir ön izlemesidir.

220
00:25:33,000 --> 00:25:39,000
Tüm bu verileri bir araya getirdiğimizde karşımıza sarsıcı bir tablo çıkıyor.

221
00:25:39,000 --> 00:25:43,000
Bizler, henüz haberdar değilken beynimiz kararlar alıyor,

222
00:25:43,000 --> 00:25:48,000
eyleme geçiyor ve sonra sanki o kararı biz vermişiz gibi,

223
00:25:48,000 --> 00:25:51,000
bilincimize zarif bir masal anlatıyor.

224
00:25:51,000 --> 00:25:55,000
Bizler kendi hayatımızın yönetmeni olduğumuzu sanırken,

225
00:25:55,000 --> 00:26:00,000
aslında bize yazılan bir senaryonun hayran izleyicileriyiz.

226
00:26:03,000 --> 00:26:06,000
Peki, atom altı düzeyde sadece enerjiden,

227
00:26:06,000 --> 00:26:11,000
atom üstü düzeyde ise bir avuç et parçasından ibaret olan bu beyin,

228
00:26:11,000 --> 00:26:14,000
kendi başına bir niyet kurabilir mi?

229
00:26:16,000 --> 00:26:20,000
Bir et parçası, şimdi bu insanı yöneteyim,

230
00:26:20,000 --> 00:26:26,000
ona karar yanılsaması hissi yaşatayım diye bir irade sergileyebilir mi?

231
00:26:28,000 --> 00:26:32,000
Madde, kendisine ait olmayan bir iradeyi taşıyamaz.

232
00:26:33,000 --> 00:26:36,000
Bilimin beyin dediği bu muazzam mekanizma,

233
00:26:36,000 --> 00:26:40,000
aslında bizi her an yeniden var eden Rabbimizin,

234
00:26:40,000 --> 00:26:44,000
ruhumuza sunduğu eşsiz bir vesiledir.

235
00:26:46,000 --> 00:26:52,000
Gördüğümüz nöron ateşlemeleri, yükselen dopamin dalgaları

236
00:26:52,000 --> 00:26:56,000
ve o yedi saniyelik gizli hazırlıklar,

237
00:26:56,000 --> 00:27:00,000
aslında ilahi bir sanatın parmak izleridir.

238
00:27:02,000 --> 00:27:05,000
Bilimin bize sunduğu bu laboratuvar sonuçları,

239
00:27:05,000 --> 00:27:10,000
en başından beri hak dinlerde zaten hep bilinen bir gerçektir.

240
00:27:13,000 --> 00:27:15,000
İşte tam da bu noktada,

241
00:27:15,000 --> 00:27:21,000
tevhid olarak bildiğimiz kavramın aslında tam olarak ne demek olduğunu anlıyoruz.

242
00:27:23,000 --> 00:27:27,000
Kainatta, yegane irade sahibi Allah'tır.

243
00:27:27,000 --> 00:27:34,000
Ondan başka, evrende tek bir zerreyi bile yerinden oynatacak bağımsız bir güç yoktur.

244
00:27:35,000 --> 00:27:42,000
Rabbimiz, dünyadaki serüvenimizi, her bir kararımızı ve tüm eylemlerimizi,

245
00:27:42,000 --> 00:27:47,000
zamanın ötesinde, zamansızlık boyutunda var etmiştir.

246
00:27:48,000 --> 00:27:53,000
İnsan, en basit ve sıradan hareketinin bile arkasında yatan,

247
00:27:53,000 --> 00:27:59,000
sürekli hesaplanan, o karmaşık fizik ve matematik denklemlerinden habersizken,

248
00:27:59,000 --> 00:28:03,000
her şeyin mutlak yönetmeni olduğu yanılgısına düşüyor.

249
00:28:04,000 --> 00:28:07,000
Oysa bu muazzam nizamın her karesi,

250
00:28:07,000 --> 00:28:12,000
kader de Allah tarafından yaratılmış ve nihayete erdirilmiştir.

251
00:28:14,000 --> 00:28:19,000
Mutlak otorite ve sonsuz kudret, yalnızca O'na aittir.

252
00:28:20,000 --> 00:28:25,000
Dünya üzerinde, O'ndan izinsiz hiçbir karar alınamaz.

253
00:28:27,000 --> 00:28:31,000
Hiçbir zerre, O'nun bilgisi dışında kıpırdayamaz.

254
00:28:32,000 --> 00:28:39,000
Bizim, benim kararım dediğimiz her niyet, O'nun ol emrinin kalbimizdeki yankısından ibarettir.

255
00:28:39,000 --> 00:28:42,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

256
00:28:44,000 --> 00:28:48,000
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.

257
00:28:49,000 --> 00:28:56,000
O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ol der, O da hemen oluverir.

258
00:29:09,000 --> 00:29:11,000
Tek bir an

259
00:29:16,000 --> 00:29:18,000
Tek bir an

260
00:29:25,000 --> 00:29:28,000
Henüz gökyüzünün kandilleri yakılmamış,

261
00:29:28,000 --> 00:29:32,000
yıldızlar birer inci tanesi gibi boşluğa serpilmemişti.

262
00:29:33,000 --> 00:29:40,000
Ne sonsuz gibi görünen bu mekan, ne de her saniyesini saydığımız zaman vardı.

263
00:29:43,000 --> 00:29:45,000
Yokluk bile yoktu.

264
00:29:47,000 --> 00:29:51,000
Sadece her şeyin yaratıcısı olan Allah vardı.

265
00:29:51,000 --> 00:29:58,000
Zamandan ve mekandan münezzeh olan, her şeyi kuşatan ol emrinin sahibi.

266
00:30:02,000 --> 00:30:05,000
Rabbimiz ol dedi, O da oluverdi.

267
00:30:22,000 --> 00:30:29,000
Birçok insan, büyük patlamanın geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir olay olduğunu zannediyor.

268
00:30:31,000 --> 00:30:36,000
Oysa bizler, hala o bir anlık patlamanın içindeyiz.

269
00:30:37,000 --> 00:30:41,000
Bizim milyonlarca yıllık zamanımız,

270
00:30:42,000 --> 00:30:45,000
milyarlarca kilometrelik mesafelerimiz,

271
00:30:45,000 --> 00:30:49,000
hepsi bu tek bir anlık patlamanın içine sığmış durumda.

272
00:30:50,000 --> 00:30:53,000
Patlama hala devam ediyor.

273
00:30:54,000 --> 00:30:57,000
Her şey hala birbirinden uzaklaşıyor.

274
00:30:59,000 --> 00:31:05,000
Tüm kaderimiz, tek bir anın, tek bir yaratılış emrinin içinde saklı.

275
00:31:08,000 --> 00:31:11,000
Modern fizik, önümüze yeni sorular çıkarıyor.

276
00:31:11,000 --> 00:31:15,000
Eğer o ilk patlama, o muazzam enerji yoğunluğuyla başladıysa,

277
00:31:16,000 --> 00:31:20,000
acaba her şey, o en başta zaten belli miydi?

278
00:31:22,000 --> 00:31:26,000
Evrenin tüm hikayesi, daha ilk sayfada mı yazılmıştı?

279
00:31:30,000 --> 00:31:35,000
Kuramsal fizikçi Brian Greene, zamanın sonuna kadar isimli eserinde,

280
00:31:35,000 --> 00:31:39,000
insanı fizik yasalarını uygulayan bir atom torbası olarak tanımlayarak,

281
00:31:40,000 --> 00:31:44,000
özgür iradeyi bir seçim yapma duyusu olarak nitelendirir.

282
00:31:45,000 --> 00:31:48,000
Ve bu hissin gerçekliğine rağmen,

283
00:31:49,000 --> 00:31:53,000
seçimin kendisinin fiziksel bir illüzyon olduğunu savunur.

284
00:31:54,000 --> 00:31:59,000
Fizik yasaları, evrenin başlangıcından bu yana değişmez bir şekilde işlemektedir.

285
00:32:00,000 --> 00:32:04,000
Klasik mekan, evrenin başlangıcından bu yana değişmez bir şekilde işlemektedir.

286
00:32:05,000 --> 00:32:12,000
Fizik mekanikte, bir sistemin belirli bir andaki tüm parçacıklarının konumları ve momentumları biliniyorsa,

287
00:32:13,000 --> 00:32:17,000
gelecekte ki tüm durumları formülerle hesaplanabilir.

288
00:32:18,000 --> 00:32:21,000
Bu durum matematiksel bir fermandı.

289
00:32:22,000 --> 00:32:28,000
Dünün verilerine dayanarak, bugünün durumunun denklemlerle belirlenmiş olduğu anlaşılmıştı.

290
00:32:29,000 --> 00:32:34,000
Hiç kimsenin bu matematiksel akışı durdurma veya değiştirme şansı yoktu.

291
00:32:36,000 --> 00:32:39,000
Her şey en sonuna kadar mühürlenmişti.

292
00:32:43,000 --> 00:32:47,000
Bir insan bir karar verdiğini düşündüğünde, aslında olan şey,

293
00:32:48,000 --> 00:32:55,000
beynindeki atomların ve moleküllerin fizik yasalarına göre bir yöne veya diğerine doğru hareket etmesidir.

294
00:32:56,000 --> 00:33:03,000
Bu hareket, parçacıkların kütlesi, yükü ve aralarındaki kuvvetler tarafından dikde edilir.

295
00:33:03,000 --> 00:33:10,000
Bizler, parçacıklar düzeyinde yazılmış bir senaryonun yüksek seviyeli bir kurgusunu yaşıyoruz.

296
00:33:11,000 --> 00:33:18,000
Bazı düşünürler, kuantum mekaniğindeki belirsizlik ilkesinin özgür iradeye yer açabileceğini savunuyor.

297
00:33:19,000 --> 00:33:24,000
Ancak Green, kuantum rastgeleliğinin özgür irade kavramını kurtarmadığını,

298
00:33:25,000 --> 00:33:28,000
aksine onu daha da karmaşıklaştırdığını belirtir.

299
00:33:29,000 --> 00:33:33,000
Kuantum seviyesindeki olayların olasılıksal olduğu düşünülse de,

300
00:33:34,000 --> 00:33:39,000
bu olasılıklar Schrödinger denklemi gibi katı matematiksel kurallara tabidir.

301
00:33:40,000 --> 00:33:45,000
Daha da önemlisi, iddia edilen rastgelelik irade ile aynı şey değildir.

302
00:33:46,000 --> 00:33:52,000
Eğer bir kişinin eylemleri, beynindeki rastgele kuantum dalgalanmalarının bir sonucuysa bile,

303
00:33:53,000 --> 00:33:57,000
bu eylemler o kişi tarafından seçilmiş sayılamaz.

304
00:33:58,000 --> 00:34:03,000
Aksine, kişi kendi eylemlerinin pasif bir gözlemcisi konumuna düşer.

305
00:34:05,000 --> 00:34:12,000
Özgür irade hissi, doğa yasalarının temel düzeydeki işleyişine tanıklık edemeyişimizden kaynaklanır.

306
00:34:13,000 --> 00:34:21,000
Duyularımız beynimizdeki milyarlarca nöronun ateşlenmesini veya nörotransmitterlerin moleküler düzeydeki hareketini algılayamaz.

307
00:34:22,000 --> 00:34:29,000
Biz sadece bu fiziksel süreçlerin yüksek seviyeli çıktılarını yani niyetleri ve arzuları algılarız.

308
00:34:30,000 --> 00:34:36,000
Bir birey kolunu kaldırmaya karar verdiğinde bu eylem aslında ışığın retinaya çarpması,

309
00:34:37,000 --> 00:34:45,000
sinir sinyallerinin iletilmesi ve motor korteksteki karmaşık kimyasal reaksiyonlar zincirinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

310
00:34:46,000 --> 00:34:54,000
Ancak biz bu alt süreçleri görmediğimiz için eylemin sanki o anda otonom bir ben tarafından başlatıldığını hissederiz.

311
00:34:55,000 --> 00:35:05,000
Bu durum bir bilgisayar ekranındaki piksellerin hareketini görüp arkadaki karmaşık yazılım kodlarını ve donanım süreçlerini fark etmemeye benzer.

312
00:35:06,000 --> 00:35:15,000
Her bir saniye için tüm zerrelerin konumu en başında mülkün yegane sahibi Allah tarafından belirlenip bitirilmiştir.

313
00:35:16,000 --> 00:35:29,000
Bizler tam şu anda ansızın gerçekleşen bir patlamanın doğurduğu uçsuz bucaksız bir evrene ve devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz.

314
00:35:29,000 --> 00:35:33,000
Tüm bunların hepsi tek bir anın içinde oluyor.

315
00:35:34,000 --> 00:35:41,000
Bildiğimiz ve kavradığımız her şey bir yokluğun infilak etmesiyle vücut buldu.

316
00:35:44,000 --> 00:35:51,000
Tüm bu ihtişam Rabbimizin kaderimizde nakşettiği ve bizlere seyrettirdiği,

317
00:35:51,000 --> 00:36:01,000
onun sonsuz aklının ve eşsiz kudretinin tecellileridir.

318
00:36:04,000 --> 00:36:07,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

319
00:36:08,000 --> 00:36:16,000
De ki Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez.

320
00:36:17,000 --> 00:36:19,000
O bizim Mevlamızdır.

321
00:36:20,000 --> 00:36:24,000
Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.

322
00:36:31,000 --> 00:36:42,000
Modern fiziğin en tartışmalı ve derin konularından biri, evrenin temel işleyişinin rastlantısal mı yoksa belirlenmiş mi olduğudur.

323
00:36:43,000 --> 00:36:52,000
20. yüzyılın başından itibaren kuantum mekaniği doğanın özünde olasılıksal bir yapıya sahip olduğunu savunurken,

324
00:36:53,000 --> 00:36:58,000
Albert Einstein gibi figürler bu zar atma eylemine karşı çıkmışlardır.

325
00:36:59,000 --> 00:37:09,000
Bu entelektüel mirasın günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri Nobel Fizik Ödülü sahibi Hollandalı fizikçi Gerard T. Hooftur.

326
00:37:10,000 --> 00:37:19,000
O, evreni devasa bir hücresel otomata, yani her adımın bir öncekine bağlı olduğu muazzam bir dijital sisteme benzetir.

327
00:37:20,000 --> 00:37:28,000
Bizim belirsizlik dediğimiz şey, sadece bu alt yapıdaki devasa bilgiyi göremeyeşimizden kaynaklanan bir durumdur.

328
00:37:29,000 --> 00:37:38,000
Plank ölçeğindeki, o en küçük zaman diliminde her şey bir saat gibi, dakik ve belirlenmiş bir şekilde akıyor.

329
00:37:40,000 --> 00:37:49,000
T. Hooft'un temel tezi, doğanın en alt basamağında ontolojik durumlar adını verdiği, kesin durumların bulunduğudur.

330
00:37:50,000 --> 00:37:57,000
Bu durumlar, belirli fiziksel yasalar çerçevesinde bir adımdan diğerine kesin bir şekilde geçiyorlar.

331
00:37:58,000 --> 00:38:12,000
Bizim gözlemlediğimiz kuantum dünyasındaki belirsizlikler ve süper pozisyonlar ise, bu alt yapıdaki devasa bilgi miktarını tam olarak göremememizden kaynaklanan bir illüzyondur.

332
00:38:13,000 --> 00:38:21,000
Plank zamanı, yani 10 üzeri-43 saniye, bilinen fizik yasalarının anlamlı olduğu en kısa zaman dilimidir.

333
00:38:22,000 --> 00:38:31,000
T. Hooft'un teorisine göre, evrenin temelindeki deterministik süreçler, bu inanılmaz kısa zaman ölçeğinde gerçekleşir.

334
00:38:32,000 --> 00:38:37,000
Yani atomun herhangi bir saniye için, sonraki hareketi zaten bellidir.

335
00:38:38,000 --> 00:38:48,000
Ancak bu bilginin insan tarafından önceden elde edilmesi, evrenin başlangıçtaki tüm değişkenlerini milyarlarca parçacığın durumunu bilmeyi gerektirir ki,

336
00:38:48,000 --> 00:38:52,000
bu da pratik olarak imkansızdır.

337
00:38:53,000 --> 00:39:02,000
T. Hooft'a göre, deneycinin özgürce yaptığına inandığı seçim de, aslında evrenin başlangıcındaki koşulların bir sonucudur.

338
00:39:03,000 --> 00:39:07,000
Bu yaklaşıma süperdeterminizm denir.

339
00:39:08,000 --> 00:39:21,000
Süperdeterminizmde, deneycinin hangi düğmeye basacağı, ölçülecek olan parçacığın durumuyla, evrenin başında, büyük patlama sırasında zaten koordine edilmiştir.

340
00:39:22,000 --> 00:39:27,000
Bu nedenle deneyci, sistemden bağımsız bir seçim yapamaz.

341
00:39:28,000 --> 00:39:35,000
Yani, insanın kararları dahil, evrendeki her şey başlangıçtaki bir zincirin parçasıdır.

342
00:39:36,000 --> 00:39:41,000
Bu ise, bilimsel anlamda mutlak bir kader anlamına geliyor.

343
00:39:43,000 --> 00:39:58,000
Ruhumuzun şahit olduğu her şey, algılarımız, duygularımız ve verdiğimiz her karar, hepsi her detayıyla Allah tarafından yaratılıyor.

344
00:39:59,000 --> 00:40:10,000
Her insanın daha tek bir hücre olduğu halinden ilk okuma yazma öğrendiği ana, üniversite sınavında verdiği cevaplardan,

345
00:40:11,000 --> 00:40:24,000
hayatı boyunca hangi şirkette ne iş yapacağına, hangi kağıtlara kaç kez imza atacağına, nerede ve nasıl öleceğine kadar her anı Allah katında bellidir.

346
00:40:25,000 --> 00:40:36,000
Maddenin aslıyla asla muhatap olmadığımız ve zamanın sadece bir algı olduğu gerçeği anlatıldığında, bir materialist büyük bir dehşete kapılır.

347
00:40:37,000 --> 00:40:43,000
Çünkü madde ve zaman, onun mutlak varlık sanarak bağlandığı yegane kavramlardır.

348
00:40:44,000 --> 00:40:47,000
Bunlar adeta tapındığı birer puttur.

349
00:40:48,000 --> 00:40:53,000
Çünkü o, kendisinin madde ve zaman tarafından yaratıldığına inanmaktadır.

350
00:40:54,000 --> 00:41:09,000
İçinde yaşadığını sandığı evrenin, kendi bedeninin, hatta fikirlerinden etkilendiği filozofların sadece birer algı olduğunu hissettiğinde, tüm benliğini derin bir korku sarar.

351
00:41:11,000 --> 00:41:15,000
Ancak bu gerçek iman edenler için tam aksi bir anlam taşır.

352
00:41:16,000 --> 00:41:22,000
Allah'a iman edenler maddenin ardındaki sırrı kavradıklarında büyük bir sevinç duyarlar.

353
00:41:22,000 --> 00:41:27,000
Çünkü bu gerçek, tüm kilitleri açan eşsiz bir anahtardır.

354
00:41:28,000 --> 00:41:33,000
Bu kilit açıldığı anda, tüm sırlar gün yüzüne çıkar.

355
00:41:34,000 --> 00:41:39,000
Bu sır kavrandığında, ne zaman ve nerede gibi sorular, anlamını yitirir.

356
00:41:40,000 --> 00:41:47,000
Mekânsızlık anlaşıldığında, cennetin, cehennemin ve dünyanın aslında aynı yerde olduğu fark edilir.

357
00:41:48,000 --> 00:41:54,000
Zamansızlık kavrandığında ise, her şeyin tek bir an içinde olup bittiği görülür.

358
00:41:55,000 --> 00:42:00,000
Artık ne beklenecek bir gelecek, ne de geçip giden bir zaman vardır.

359
00:42:01,000 --> 00:42:07,000
Bu sırrın fark edilmesiyle, dünya bir mümin için cennete benzemeye başlar.

360
00:42:08,000 --> 00:42:15,000
İnsanı sıkan tüm maddi endişeler, kuruntular ve korkular bir anda kaybolur.

361
00:42:15,000 --> 00:42:23,000
Kişi, tüm evrenin tek bir hâkimi olduğunu ve onun tüm dünyayı dilediği gibi yönettiğini anlar.

362
00:42:24,000 --> 00:42:33,000
Artık o, Kur'an'da buyurulduğu gibi, her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak Allah'a teslim olmuştur.

363
00:42:34,000 --> 00:42:41,000
İşte gerçek budur. Hiçbir insan için Allah'tan başka dost ve yardımcı yoktur.

364
00:42:42,000 --> 00:42:46,000
Kendisine sığınılacak ve yardım istenecek tek mutlak varlık odur.

365
00:42:47,000 --> 00:42:50,000
Ve her nereye dönersek Allah'ın yüzü oradadır.

366
00:42:53,000 --> 00:42:56,000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

367
00:42:59,000 --> 00:43:05,000
Dediler ki, sen yücesin. Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.

368
00:43:05,000 --> 00:43:12,000
Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.

369
00:43:35,000 --> 00:43:37,000
Altyazı M.K.

