WEBVTT

00:00.000 --> 00:16.000
Zaman Yanılgısı ve Gerçekler

00:16.000 --> 00:29.000
İnsan hayatı doğumdan ölüme uzanan sayısız tercihler silsilesinden ibarettir.

00:29.000 --> 00:38.000
Her sabah yeni bir güne uyanır, farklı kararlar alır ve bu kararların sonuçlarını yaşarız.

00:39.000 --> 00:44.000
Kimi zaman başarılı oluruz, kimi zaman ise ortaya farklı durumlar çıkar.

00:46.000 --> 00:49.000
Peki, hiç durup düşündünüz mü?

00:50.000 --> 00:58.000
Geçmişe baktığınızda aldığımız tüm bu kararlar ve akıp giden zaman yalnızca bir olasılıklar zinciri miydi?

01:00.000 --> 01:05.000
Yoksa yaşanacak her şey en başından beri belirlenmiş miydi?

01:08.000 --> 01:13.000
Bizler de bu olayları zamanı geldikçe yaşayan birer şahit miyiz?

01:15.000 --> 01:21.000
Daha da temelden soracak olursak, zaman dediğimiz şey gerçekten var mı?

01:22.000 --> 01:29.000
Yoksa zaman da diğer tüm algılarımız gibi zihnimizin dünyayı yorumlama biçimlerinden sadece biri mi?

01:31.000 --> 01:36.000
Şu ana kadar yaşadığımız tüm olaylar rastgele bir karmaşadan mı ibaret?

01:39.000 --> 01:45.000
Yoksa evrende gördüğümüz, yaratılmış o kusursuz düzen zaman içinde geçerli mi?

01:49.000 --> 01:53.000
Geçmiş, şimdi ve gelecek gerçekten birbirinden ayrı mı?

01:54.000 --> 01:58.000
Yoksa hepsi aynı anda var olan tek bir bütünün parçaları mı?

01:59.000 --> 02:04.000
İşte tam da bu noktada karşımıza o büyük kavram çıkıyor.

02:08.000 --> 02:12.000
Bir an. Sadece bir saniye sürecek bir olay.

02:13.000 --> 02:18.000
Ama bu anın içinde kainatın en büyük sırlarından biri saklı.

02:21.000 --> 02:29.000
Kader, Allah'ın evreni, hayatı, geçmişi ve henüz yaşanmamış geleceği tek bir an içerisinde yaratmasıdır.

02:29.000 --> 02:36.000
Zaman ve mekan mutlak olmayan, başlangıçları olan Allah'ın yoktan var ettiği kavramlardır.

02:37.000 --> 02:42.000
Zamanı ve olayları yaratan Allah, tüm bu sınırlardan münezzehtir.

02:45.000 --> 02:50.000
Kaderin o muazzam ve karmaşık dokusunu gerçekten kavrayabilmek için,

02:50.000 --> 02:54.000
evrenin üzerine kurulu olduğu iki temel sütünü anlamamız gerekir.

02:55.000 --> 02:58.000
Zaman ve irade.

03:00.000 --> 03:04.000
Bu yolculuğa ilk ve en gizemli olanıyla başlayalım.

03:05.000 --> 03:08.000
Gelin, zamanın derinliklerine inelim.

03:09.000 --> 03:12.000
Ama bu yolculukta sadece bir yolculuk var.

03:12.000 --> 03:14.000
Zaman.

03:43.000 --> 03:50.000
Çoğumuz gezegenlerin sadece teleskoplarla gökyüzünü izleyerek keşfedildiğini sanırız.

03:51.000 --> 03:54.000
Oysa gerçek çok daha ilginçtir.

03:55.000 --> 04:02.000
Bazı gezegenler daha hiç kimse onları görmeden önce kağıt üzerindeki matematiksel formüllerle keşfedilmiştir.

04:03.000 --> 04:09.000
Isaac Newton'un fizik yasaları bize evrenin bir saat gibi işlediğini söylüyordu.

04:12.000 --> 04:22.000
Eğer bir gezegenin yörüngesinde küçük bir sapma varsa Newton fiziğiyle o sapmaya neden olan gizli bir kütlenin nerede olduğunu hesaplayabilirdiniz.

04:23.000 --> 04:25.000
Nitekim öyle de oldu.

04:26.000 --> 04:33.000
Uranüs'ün yörüngesindeki tuhaf sapmalar fark edildiğinde matematikçiler orada bir şey olmalı dediler.

04:35.000 --> 04:39.000
Ve parmaklarıyla gökyüzünde bir noktayı işaret ettiler.

04:40.000 --> 04:44.000
Neptune tam da o hesaplanan noktada bulundu.

04:47.000 --> 04:51.000
Aynı başarı hikayesinin Merkür içinde tekrarlanması bekleniyordu.

04:52.000 --> 04:57.000
Merkür'ün yörüngesinde de Newton mekaniğine uymayan inatçı bir sapma vardı.

04:58.000 --> 04:59.000
Bilim dünyası emindi.

05:00.000 --> 05:05.000
Güneş ile Merkür arasında henüz görülmemiş bir gezegen daha olmalıydı.

05:06.000 --> 05:08.000
Hatta isim bile takmışlardı.

05:09.000 --> 05:10.000
Vulkan.

05:11.000 --> 05:12.000
Ancak bir sorun vardı.

05:13.000 --> 05:18.000
Astronomlar yıllarca gökyüzünü taradı, güneşin parıltısı altında o gizemli kütleyi aradı.

05:19.000 --> 05:21.000
Ama vulkan orada değildi.

05:22.000 --> 05:26.000
Merkür sanki görünmez bir el tarafından Newton'un yasalarının dışına itiliyordu.

05:28.000 --> 05:30.000
Zamanla şu gerçek ortaya çıktı.

05:31.000 --> 05:35.000
Sorun eksik bir gezegen değildi, sorun eksik bir kuramdı.

05:35.000 --> 05:40.000
Newton'un evreninde zaman, herkes için aynı hızda akan mutlak bir kavramdı.

05:41.000 --> 05:47.000
Evrenin neresinde olursanız olun, hareket ediyor ya da duruyor olun, zaman hep aynı ritimde ilerlerdi.

05:48.000 --> 05:51.000
Bir saniye, her yerde bir saniyeydi.

05:52.000 --> 05:57.000
Bu evren modelinde uzay, üzerinde olayların yaşandığı düz ve değişmez bir sahneydi.

05:58.000 --> 06:03.000
Gezegenler bu sahnede kütleçekim kuvvetinin etkisiyle dolaşıyordu.

06:03.000 --> 06:09.000
Ama ışık devreye girdiğinde bu kusursuz görünen tablo çatlamaya başladı.

06:10.000 --> 06:13.000
Deneyler şaşırtıcı bir gerçeği gösteriyordu.

06:15.000 --> 06:21.000
Işığın hızı onu ölçen kişi ne kadar hızlı hareket ederse itsin değişmiyordu.

06:22.000 --> 06:26.000
Bu Newton'un zaman sabittir varsayımıyla bağdaşmıyordu.

06:27.000 --> 06:30.000
Çünkü klasik düşünceye göre hızlar toplanmalıydı.

06:31.000 --> 06:35.000
Albert Einstein 1905'te radikal bir karar verdi.

06:36.000 --> 06:38.000
Işık hızını sabit kabul ediyorum dedi.

06:39.000 --> 06:42.000
Ama evrende her şey aynı anda sabit kalamazdı.

06:43.000 --> 06:46.000
Bir şey sabitse başka bir şey değişmek zorundaydı.

06:48.000 --> 06:50.000
Einstein'ın ödün verdiği şey zamandı.

06:51.000 --> 06:54.000
Böylece zaman mutlak olmaktan çıktı.

06:55.000 --> 07:01.000
Özel görelilik ile birlikte zaman gözlemcinin hareketine bağlı bir kavram haline geldi.

07:02.000 --> 07:07.000
Artık aynı anda dediğimiz şey herkes için geçerli bir gerçek değildi.

07:08.000 --> 07:11.000
Ancak özel görelilik yerçekimini açıklamıyordu.

07:13.000 --> 07:16.000
Einstein 1915'te bu kez daha derine indi.

07:18.000 --> 07:21.000
Newton'da yerçekimi bir kuvvetti.

07:22.000 --> 07:25.000
Einstein'da ise bambaşka bir şeye dönüştü.

07:26.000 --> 07:27.000
Geometriğe.

07:28.000 --> 07:31.000
Ona göre kütle, uzay ve zamanı ayrı ayrı etkilemiyordu.

07:32.000 --> 07:35.000
İkisini birlikte eğip büküyordu.

07:38.000 --> 07:42.000
Güneş gibi büyük kütleler bu uzay zaman dokusunu eğiyordu.

07:43.000 --> 07:45.000
Gezegenler aslında düz gitmeye çalışıyordu.

07:46.000 --> 07:49.000
Ama düz yol artık eğrilmişti.

07:51.000 --> 07:55.000
Bu yüzden yolları bizim gözümüze yörünge gibi görünüyordu.

07:57.000 --> 08:00.000
İşte vulkan bilmecesi tam da burada çözüldü.

08:01.000 --> 08:08.000
Merkür güneşe en yakın gezegen olduğu için uzay zaman eğriliğini en güçlü hisseden gezegendi.

08:10.000 --> 08:15.000
Bu eğrilik Merkür'ün yörüngesinin yönünü her turda çok küçük bir miktar kaydırıyordu.

08:16.000 --> 08:21.000
Newton fiziğinde bu etkiyi açıklamak için hayali bir gezegen aramak zorundaydınız.

08:22.000 --> 08:25.000
Einstein'ın evreninde ise buna gerek yoktu.

08:26.000 --> 08:30.000
Sebep yeni bir gezegen değil, uzay zamanın kendisiydi.

08:31.000 --> 08:38.000
Newton'un sabit zamanlı donuk evreninden Einstein'ın değişken zamanlı canlı ve bükülebilir evrenine geçmiştik.

08:40.000 --> 08:43.000
Zaman artık sadece bir saatten ibaret değildi.

08:45.000 --> 08:48.000
O, evrenin dokusuyla bütünleşmiş bir boyuttu.

08:49.000 --> 08:52.000
Zamanın herkes için aynı akmadığını söylemiştik.

08:53.000 --> 08:59.000
Ama bu sadece teorik bir iddia değil, evrenin dokusuna işlenmiş fiziksel bir kuraldır.

09:01.000 --> 09:09.000
Zaman tıpkı sıcak bir sakız gibi uzayabilir, kısalabilir ve hatta neredeyse durma noktasına kadar bükülebilir.

09:09.000 --> 09:18.000
Einstein'ın özel görelilik kuramına göre, uzayda ne kadar hızlı hareket ederseniz, zaman sizin için o kadar yavaş akar.

09:19.000 --> 09:30.000
Eğer ışık hızına yaklaşan bir uzay gemisine binseydiniz, sizin için geçen birkaç yıl, dünyadaki sevdikleriniz için 10 yıllar hatta 100 yıllar anlamına gelebilirdi.

09:30.000 --> 09:39.000
Zamanı ve mekanı yoktan var eden Allah, katındaki zaman algısının bizimkinden ne kadar farklı olduğunu şu ayetle hatırlatır.

09:44.000 --> 09:46.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

09:49.000 --> 09:53.000
Gökten yere her işi o evirip düzene koyar.

09:53.000 --> 09:59.000
Sonra işler sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine ona yükselir.

10:06.000 --> 10:10.000
Zamanı bükmenin ikinci yolu ise devasa kütlelerdir.

10:12.000 --> 10:21.000
Genel görelilik der ki, kütle çekimi ne kadar güçlüyse, zamanı bükmenin ikinci yolu ise devasa kütlelerdir.

10:21.000 --> 10:25.000
Kütle çekimi ne kadar güçlüyse, zaman o kadar yavaş akar.

10:26.000 --> 10:32.000
Bir kara deliğin kıyısında geçirdiğiniz tek bir saat, dünyada koca bir ömre bedel olabilir.

10:34.000 --> 10:38.000
Aslında bunu anlamak için uzak galaksilere gitmenize gerek yok.

10:40.000 --> 10:48.000
Şu an cebinizdeki telefonun haritaları yani GPS sistemi bu bükülmeyi her saniye hesaplamak zorundadır.

10:48.000 --> 10:59.000
Uydular, dünyadan uzak oldukları için kütle çekimi orada daha zayıftır ve uyduların saatleri dünyadakilere göre günde mikrosaniyelerce daha hızlı akar.

11:00.000 --> 11:09.000
Eğer Einstein'ın zaman bükülmesi denklemleri olmasaydı, telefonunuzdaki navigasyon sizi her gün kilometrelerce yanlış yere götürürdü.

11:10.000 --> 11:15.000
Peki, zamanın bükülmesi bize neyi anlatıyor?

11:16.000 --> 11:25.000
Eğer zaman esneyebiliyorsa, birisi için geçmiş olan şey bir başkası için şu an veya gelecek olabilir.

11:26.000 --> 11:29.000
Bu durum bizi o can alıcı soruya götürür.

11:30.000 --> 11:40.000
Eğer zamanın akışı kişiden kişiye değişiyorsa, tüm zamanların geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda var olduğu bir blok evren modelinde mi yaşıyoruz?

11:41.000 --> 11:45.000
Einstein'ın görelilik yasaları bize şunu söyler.

11:46.000 --> 11:54.000
Sizin için gelecek olan bir olay, evrenin başka bir yerindeki, farklı bir hızda hareket eden bir gözlemci için çoktan geçmiş olabilir.

11:55.000 --> 11:59.000
Evreni koca bir somun ekmek gibi hayal edin.

12:00.000 --> 12:06.000
Sizin şu an dediğiniz şey, bu ekmeğin ortasından alınan ince bir dilimdir.

12:07.000 --> 12:12.000
Sizin geçmişiniz ekmeğin bir ucunda, geleceğiniz ise diğer ucundadır.

12:13.000 --> 12:17.000
Ama ekmek bir bütündür ve tüm dilimler aynı anda oradadır.

12:20.000 --> 12:26.000
Einstein en yakın dostu Michele Besso öldüğünde, onun ailesine yazdığı mektupta şöyle demiştir.

12:26.000 --> 12:38.000
Bizim gibi fiziğe inanan insanlar için, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım, ne kadar inatçı olursa olsun, sadece bir illüzyondan ibarettir.

12:38.000 --> 12:54.000
Bu bakış açısına göre, doğduğunuz an, şu an bu belgeseli izlediğiniz an ve öleceğiniz an, hepsi uzay zaman bloğunun içinde sabitlenmiş birer koordinattır.

12:54.000 --> 12:59.000
Tıpkı bir DVD diskindeki gibi, tüm sahneler aynı anda oradadır.

13:00.000 --> 13:04.000
Fakat lazer okuyucu o karelere sadece sırayla erişebiliyor.

13:06.000 --> 13:12.000
Bilimin ''Block Evren'' dediği bu muazzam yapı, aslında ilahi bilgisayar.

13:12.000 --> 13:22.000
Kader dediğimiz o sonsuz karelerin her biri, zamanın ve mekânın yaratıcısı olan Allah tarafından en ince ayrıntısıyla inşa edilmiştir.

13:22.000 --> 13:30.000
Bizim için bilinmez olan gelecek, bir kısmını hatırlayamadığımız geçmiş, onun katında apaçık bir şimdidir.

13:30.000 --> 13:34.000
Çünkü o, yarattığı zamanın ve mekânın dışındadır.

13:35.000 --> 13:38.000
Onlara bağımlı bir şimdidir.

13:39.000 --> 13:51.000
Kader dediğimiz o sonsuz karelerin her biri, zamanın ve mekânın yaratıcısı olan Allah tarafından en ince ayrıntısıyla inşa edilmiştir.

13:52.000 --> 13:57.000
Çünkü o, yarattığı zamanın ve mekânın dışındadır.

13:58.000 --> 14:02.000
Onlara bağımlı değil, onların hakimidir.

14:03.000 --> 14:17.000
İnsan kendi sınırlı zaman algısının içinde hapsolmuşken, Allah, ezeli ve ebedi ilmiyle her düşen yaprağı, her atan kalbi ve her saklı niyetin akıbetini aynı anda görür.

14:21.000 --> 14:27.000
Rabbimiz bu hakikati, Enam suresinde tüm ihtişamıyla şöyle beyan etmiştir.

14:29.000 --> 14:33.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

14:34.000 --> 14:42.000
Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır. Onları ondan başkası bilemez.

14:43.000 --> 14:46.000
O, karada ve denizde ne varsa bilir.

14:47.000 --> 14:50.000
Onun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.

14:51.000 --> 14:58.000
Onun karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.

15:21.000 --> 15:25.000
Karar veren ve irade sahibi bir varlık olarak gördü.

15:27.000 --> 15:29.000
Günlük hayatta da böyle hissederiz.

15:30.000 --> 15:37.000
Ne içeceğimize, hangi yoldan gideceğimize, ne söyleyeceğimize karar verdiğimizi düşünürüz.

15:38.000 --> 15:42.000
Peki, bu kararlar sandığımız kadar bize mi ait?

15:46.000 --> 15:49.000
Ben istedim. Ben karar verdim.

15:50.000 --> 15:55.000
Ben yaptım. Bu cümleler hayatın her anında dilimizden dökülür.

15:56.000 --> 16:00.000
Ama ya bu kelimeler hakikatin tamamını anlatmıyorsa?

16:03.000 --> 16:07.000
Ya insan yalnızca olan bitenin farkına varan bir şahit ise?

16:07.000 --> 16:18.000
İnsanlık tarihi boyunca özgür irade kavramı, insanların yaptıkları her şeyin, aldıkları tüm kararların idaresinin kendilerinde olduğu düşüncesine dayanıyordu.

16:19.000 --> 16:25.000
Fakat bugün bilim, bu eski, batıl inancı sarsan yeni bulgular sunuyor.

16:26.000 --> 16:33.000
Bilim insanları, bizler karar almadan önce beynimizin derinliklerinde bir şeylerin başladığını keşfettiler.

16:33.000 --> 16:39.000
Bu da irademizin aslında bir yanılsama olabileceği tartışmasını gündeme getiriyor.

16:40.000 --> 16:47.000
Bu bilimsel bulgular, kutsal dinlerde bize bildirilen kader kavramıyla birebir benzer bir anlam taşıyor.

16:49.000 --> 16:56.000
Yüzyıllar boyunca özgür irade, sadece felsefenin puslu odalarında tartışılan soyut bir kavramdı.

16:56.000 --> 17:03.000
Ancak 1980'lerde Benjamin Libet, bu kadim soruyu laboratuvarın soğuk ışığı altına taşıdı.

17:04.000 --> 17:09.000
Libet zihnimizin kuytularında saklanan, o gizemli anın peşindeydi.

17:10.000 --> 17:13.000
Karar verdiğimiz o ilk saniye.

17:15.000 --> 17:24.000
Libet'in deney düzeneğinde, bu yüzyıllar boyunca özgür irade, sadece felsefenin puslu odalarında tartışılan soyut bir kavramdı.

17:24.000 --> 17:34.000
Libet'in deney düzeneğinde, denekler bir saat kadranına bakarken, istedikleri bir anda bileklerini oynatıyor ve bu isteğin bilinçlerine ulaştığı anı kaydediyorlardı.

17:35.000 --> 17:40.000
Aynı anda deneklerin beyin aktiviteleri özel cihazlarla izleniyordu.

17:41.000 --> 17:46.000
Ortaya çıkan sonuçlar, irade algısına yönelik ilk büyük darbeyi vurdu.

17:47.000 --> 17:59.000
Beyin, kişi hareket etme isteğini henüz fark etmeden, yaklaşık 350 ile 550 milisaniye önce hazırlık potansiyeli adı verilen bir elektriksel sinyal üretmeye başlıyordu.

18:00.000 --> 18:05.000
Bu gizli sinyal, biz şimdi yapıyorum demeden yarım saniye önce uyanıyordu.

18:06.000 --> 18:11.000
Sanki biz kaptan olduğumuzu sanırken, gemi çoktan limandan ayrılmıştı.

18:11.000 --> 18:18.000
Zamanın milisaniyelerle ölçüldüğü bu hassas terazide, irademizin gerçek hikayesi ortaya çıkmıştı.

18:20.000 --> 18:23.000
Bu zaman çizelgesi bize şunu fısıldıyor.

18:24.000 --> 18:36.000
Beynimiz, biz karar verdim demeden yaklaşık 350 milisaniye önce, yani göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede, kararı çoktan vermiş oluyor.

18:36.000 --> 18:41.000
Bu gecikme, beynin aldığı kararı zihnimize bildirmesi için gereken süredir.

18:42.000 --> 18:50.000
Sonuç olarak, bu tablo kararlarımızın bilinçli bir sürecin değil, biyolojik bir hazırlığın çıktısı olduğunu gösteriyor.

18:54.000 --> 18:57.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

18:58.000 --> 19:01.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

19:03.000 --> 19:07.000
Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.

19:07.000 --> 19:17.000
Libet'in deneyine saat kadranının dikkat dağıtıcı olması ve insanların kendi hislerini raporlamasının güvenilmezliği gibi eleştiriler getirilse de,

19:18.000 --> 19:23.000
21. yüzyıl teknolojisi bu verileri yalanlamak bir yana daha da derinleştirmiştir.

19:23.000 --> 19:28.000
Libet'in milisaniyeleri, özgür irade kalemizde açılan ilk küçük çatlaktı.

19:29.000 --> 19:37.000
Ancak 2007 yılında Berlin'de John Dillon Haynes ve ekibi, bu çatlağı devasa bir kapıya dönüştü.

19:38.000 --> 19:49.000
Libet'in deneyine saat kadranının dikkat dağıtıcı olması ve insanların kendi hislerini raporlamasının güvenilmezliği gibi eleştiriler getirilse de,

19:49.000 --> 19:54.000
John Dillon Haynes ve ekibi, bu çatlağı devasa bir kapıya dönüştürdü.

19:55.000 --> 20:05.000
Bilimin ulaştığı bu yeni durak, kendimize dair en köklü inancımızı, yani kararlarımızı o an verdiğimiz yanılsamasını derinden sarsıyordu.

20:06.000 --> 20:16.000
Berlin'deki Bernstein merkezinde teknoloji, insan zihninin en mahrem yerine, niyetlerin doğduğu o karanlık boşluğa sızdı.

20:17.000 --> 20:23.000
John Dillon Haynes, MR cihazının devasa manyetik gücünü kullanarak şu soruyu sordu.

20:24.000 --> 20:30.000
Siz hangi elinizle bir düğmeye basacağınıza karar vermeden önce beyniniz ne yaptığınızı biliyor olabilir mi?

20:31.000 --> 20:37.000
Denekler sessizce bekliyor, sağ veya sol elinden birini seçmek için uygun anı kolluyorlardı.

20:38.000 --> 20:42.000
Seçim anı herkes için o anlık bir süreç olarak algılanır.

20:43.000 --> 20:49.000
Oysa beynin derinliklerinde, frontopolar kortex bölgesinde çoktan bir fırtına kopmaya başlamıştı.

20:50.000 --> 20:54.000
Araştırma sonuçları, bilim dünyasında bir deprem etkisi yarattı.

20:55.000 --> 21:05.000
Beynimizdeki aktivite örüntüleri, biz daha seçimimizi bilincimize dahi fısıldamadan, tam 7 ila 10 saniye önce hangi eli seçeceğimizi ele veriyordu.

21:06.000 --> 21:16.000
Kan akışındaki 3 saniyelik doğal gecikme olan hemodinamik rötar hesaba katıldığında bile karar çoktan verilmiş, mühürlenmiş ve yola çıkmıştı.

21:17.000 --> 21:27.000
Bilim insanları sadece beynin bu bölgesindeki sinyallere bakarak kişinin hangi düğmeye basacağını henüz kişi kendisi bile bilmezken büyük bir doğrulukla tahmin edebiliyordu.

21:28.000 --> 21:41.000
Şöyle ki, siz özgür bir seçim yaptığınız o saniyede aslında beyninizin yaklaşık 7 saniye önce başlattığı bir sürecin son halkasını yani duyurusunu yaşıyorsunuz.

21:47.000 --> 21:51.000
Bilinçli seçimimiz sadece gecikmeli gelen bir gök gürültüsüdür.

21:51.000 --> 21:59.000
Oysa kararın elektriksel fırtınası, biz daha sesini duymadan saniyeler önce beynin sessiz semalarında çakmıştır.

22:01.000 --> 22:10.000
Yegane güç sahibi olan Allah, irademizin ancak kendi dilemesiyle hayat bulduğunu Kur'an'da bizlere şöyle hatırlatır.

22:10.000 --> 22:20.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

22:20.000 --> 22:33.000
Bilim, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ve elektroensefalogram gibi dolaylı yöntemlerin sınırlarını aşarak artık bilincin biyolojik gerçeklikle düğümlendiği,

22:34.000 --> 22:40.000
o mikroskopik merkeze doğrudan nöronların kalabalıklığı,

22:40.000 --> 22:55.000
bu yeni ufukta Itzak Frid, 2011. yılda epilepsi hastalarının zihnine yerleştirilen elektrotlar sayesinde bir düşüncenin henüz doğmadan önceki o gizli doğum sancılarını saniye saniye izledi.

22:55.000 --> 23:10.000
Frid'in gözlemleri çarpıcıydı. Gönüllü henüz parmağını kıpırdatmaya karar vermemişken, eylemden tam bir buçuk saniye önce beynin derinliklerindeki nöronlar gizli bir hazırlığa başlıyordu.

23:10.000 --> 23:16.000
Karar anına 700 mili saniye kala, araştırmacılar artık birer kahin gibiydiler.

23:17.000 --> 23:24.000
Kişinin ne zaman harekete geçeceğini, %80'i aşan bir doğrulukla kişi daha kendisi bile bilmezken biliyorlardı.

23:25.000 --> 23:27.000
Frid'in modeli bizlere şunu söyler.

23:28.000 --> 23:32.000
İrade dediğimiz şey nöral bir eşiğin aşılmasından ibarettir.

23:33.000 --> 23:40.000
Aktivite, o görünmez sınırı geçtiğinde eylem otomatik olarak tetiklenir ve bu fiziksel gerçekçiydi.

23:41.000 --> 23:50.000
Frid'in özelliklerine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup, her birine sahip olup,

23:50.000 --> 23:56.000
Eylem otomatik olarak tetiklenir ve bu fiziksel gerçeklik bilincimize bir fısıltı gibi ulaşır.

23:57.000 --> 23:59.000
Ben karar verdim, deriz.

24:00.000 --> 24:07.000
Oysa gerçekte bilinçli irade, kararın mimarı değil tamamlanmış bir sürecin hayret dolu gözlemcidir.

24:08.000 --> 24:19.000
İnsanın kendi kararlarının mutlak hakimi olduğu hissi, beynin sol yarım küresinde saklı usta bir kurgucunun yani sol hemisfer yorumcusunun bir ürünüdür.

24:20.000 --> 24:24.000
Michael Gazzaniga tarafından tanımlanan bu mekanizma,

24:24.000 --> 24:27.000
bilinç dışında çoktan bitmiş olan eylemlere,

24:27.000 --> 24:31.000
olaydan hemen sonra mantıklı kılıflar diker.

24:34.000 --> 24:37.000
Beynimiz korkuyla zıplayan bir bedene,

24:37.000 --> 24:40.000
saniyeler sonra şu masalı anlatır.

24:40.000 --> 24:45.000
Yerdeki oyuncağa yılan sandığım için zıplamaya karar verdim.

24:45.000 --> 24:47.000
Oysa zıplama emri,

24:47.000 --> 24:52.000
bilinçli akla danışılmadan amigdalanın karanlık koridorlarından verilmiştir.

24:52.000 --> 24:56.000
Daha sonra ise bu kararın neden verildiği ile ilgili

24:56.000 --> 24:59.000
sol beyinde hikaye uydurulmuştur.

24:59.000 --> 25:02.000
İnsan beyni, boşlukları sevmeyen,

25:02.000 --> 25:07.000
tutarlılık illüzyonuna aşık bir hikaye anlatıcısıdır.

25:07.000 --> 25:13.000
Bu süreçte dopamin, görünmez bir kaderin mürekkebi gibi çalışır.

25:13.000 --> 25:16.000
Salk enstitüsünün araştırmalarına göre,

25:16.000 --> 25:20.000
karar anından hemen önce bazal ganglionlarda,

25:20.000 --> 25:24.000
yükselen dopamin dalgaları hangi seçeneğin tercih edileceğini,

25:24.000 --> 25:27.000
eylemden çok önce kodlar.

25:27.000 --> 25:33.000
Dopaminin yoğunluğu, yapılacak tercihin adeta matematiksel bir ön izlemesidir.

25:33.000 --> 25:39.000
Tüm bu verileri bir araya getirdiğimizde karşımıza sarsıcı bir tablo çıkıyor.

25:39.000 --> 25:43.000
Bizler, henüz haberdar değilken beynimiz kararlar alıyor,

25:43.000 --> 25:48.000
eyleme geçiyor ve sonra sanki o kararı biz vermişiz gibi,

25:48.000 --> 25:51.000
bilincimize zarif bir masal anlatıyor.

25:51.000 --> 25:55.000
Bizler kendi hayatımızın yönetmeni olduğumuzu sanırken,

25:55.000 --> 26:00.000
aslında bize yazılan bir senaryonun hayran izleyicileriyiz.

26:03.000 --> 26:06.000
Peki, atom altı düzeyde sadece enerjiden,

26:06.000 --> 26:11.000
atom üstü düzeyde ise bir avuç et parçasından ibaret olan bu beyin,

26:11.000 --> 26:14.000
kendi başına bir niyet kurabilir mi?

26:16.000 --> 26:20.000
Bir et parçası, şimdi bu insanı yöneteyim,

26:20.000 --> 26:26.000
ona karar yanılsaması hissi yaşatayım diye bir irade sergileyebilir mi?

26:28.000 --> 26:32.000
Madde, kendisine ait olmayan bir iradeyi taşıyamaz.

26:33.000 --> 26:36.000
Bilimin beyin dediği bu muazzam mekanizma,

26:36.000 --> 26:40.000
aslında bizi her an yeniden var eden Rabbimizin,

26:40.000 --> 26:44.000
ruhumuza sunduğu eşsiz bir vesiledir.

26:46.000 --> 26:52.000
Gördüğümüz nöron ateşlemeleri, yükselen dopamin dalgaları

26:52.000 --> 26:56.000
ve o yedi saniyelik gizli hazırlıklar,

26:56.000 --> 27:00.000
aslında ilahi bir sanatın parmak izleridir.

27:02.000 --> 27:05.000
Bilimin bize sunduğu bu laboratuvar sonuçları,

27:05.000 --> 27:10.000
en başından beri hak dinlerde zaten hep bilinen bir gerçektir.

27:13.000 --> 27:15.000
İşte tam da bu noktada,

27:15.000 --> 27:21.000
tevhid olarak bildiğimiz kavramın aslında tam olarak ne demek olduğunu anlıyoruz.

27:23.000 --> 27:27.000
Kainatta, yegane irade sahibi Allah'tır.

27:27.000 --> 27:34.000
Ondan başka, evrende tek bir zerreyi bile yerinden oynatacak bağımsız bir güç yoktur.

27:35.000 --> 27:42.000
Rabbimiz, dünyadaki serüvenimizi, her bir kararımızı ve tüm eylemlerimizi,

27:42.000 --> 27:47.000
zamanın ötesinde, zamansızlık boyutunda var etmiştir.

27:48.000 --> 27:53.000
İnsan, en basit ve sıradan hareketinin bile arkasında yatan,

27:53.000 --> 27:59.000
sürekli hesaplanan, o karmaşık fizik ve matematik denklemlerinden habersizken,

27:59.000 --> 28:03.000
her şeyin mutlak yönetmeni olduğu yanılgısına düşüyor.

28:04.000 --> 28:07.000
Oysa bu muazzam nizamın her karesi,

28:07.000 --> 28:12.000
kader de Allah tarafından yaratılmış ve nihayete erdirilmiştir.

28:14.000 --> 28:19.000
Mutlak otorite ve sonsuz kudret, yalnızca O'na aittir.

28:20.000 --> 28:25.000
Dünya üzerinde, O'ndan izinsiz hiçbir karar alınamaz.

28:27.000 --> 28:31.000
Hiçbir zerre, O'nun bilgisi dışında kıpırdayamaz.

28:32.000 --> 28:39.000
Bizim, benim kararım dediğimiz her niyet, O'nun ol emrinin kalbimizdeki yankısından ibarettir.

28:39.000 --> 28:42.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

28:44.000 --> 28:48.000
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.

28:49.000 --> 28:56.000
O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ol der, O da hemen oluverir.

29:09.000 --> 29:11.000
Tek bir an

29:16.000 --> 29:18.000
Tek bir an

29:25.000 --> 29:28.000
Henüz gökyüzünün kandilleri yakılmamış,

29:28.000 --> 29:32.000
yıldızlar birer inci tanesi gibi boşluğa serpilmemişti.

29:33.000 --> 29:40.000
Ne sonsuz gibi görünen bu mekan, ne de her saniyesini saydığımız zaman vardı.

29:43.000 --> 29:45.000
Yokluk bile yoktu.

29:47.000 --> 29:51.000
Sadece her şeyin yaratıcısı olan Allah vardı.

29:51.000 --> 29:58.000
Zamandan ve mekandan münezzeh olan, her şeyi kuşatan ol emrinin sahibi.

30:02.000 --> 30:05.000
Rabbimiz ol dedi, O da oluverdi.

30:22.000 --> 30:29.000
Birçok insan, büyük patlamanın geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir olay olduğunu zannediyor.

30:31.000 --> 30:36.000
Oysa bizler, hala o bir anlık patlamanın içindeyiz.

30:37.000 --> 30:41.000
Bizim milyonlarca yıllık zamanımız,

30:42.000 --> 30:45.000
milyarlarca kilometrelik mesafelerimiz,

30:45.000 --> 30:49.000
hepsi bu tek bir anlık patlamanın içine sığmış durumda.

30:50.000 --> 30:53.000
Patlama hala devam ediyor.

30:54.000 --> 30:57.000
Her şey hala birbirinden uzaklaşıyor.

30:59.000 --> 31:05.000
Tüm kaderimiz, tek bir anın, tek bir yaratılış emrinin içinde saklı.

31:08.000 --> 31:11.000
Modern fizik, önümüze yeni sorular çıkarıyor.

31:11.000 --> 31:15.000
Eğer o ilk patlama, o muazzam enerji yoğunluğuyla başladıysa,

31:16.000 --> 31:20.000
acaba her şey, o en başta zaten belli miydi?

31:22.000 --> 31:26.000
Evrenin tüm hikayesi, daha ilk sayfada mı yazılmıştı?

31:30.000 --> 31:35.000
Kuramsal fizikçi Brian Greene, zamanın sonuna kadar isimli eserinde,

31:35.000 --> 31:39.000
insanı fizik yasalarını uygulayan bir atom torbası olarak tanımlayarak,

31:40.000 --> 31:44.000
özgür iradeyi bir seçim yapma duyusu olarak nitelendirir.

31:45.000 --> 31:48.000
Ve bu hissin gerçekliğine rağmen,

31:49.000 --> 31:53.000
seçimin kendisinin fiziksel bir illüzyon olduğunu savunur.

31:54.000 --> 31:59.000
Fizik yasaları, evrenin başlangıcından bu yana değişmez bir şekilde işlemektedir.

32:00.000 --> 32:04.000
Klasik mekan, evrenin başlangıcından bu yana değişmez bir şekilde işlemektedir.

32:05.000 --> 32:12.000
Fizik mekanikte, bir sistemin belirli bir andaki tüm parçacıklarının konumları ve momentumları biliniyorsa,

32:13.000 --> 32:17.000
gelecekte ki tüm durumları formülerle hesaplanabilir.

32:18.000 --> 32:21.000
Bu durum matematiksel bir fermandı.

32:22.000 --> 32:28.000
Dünün verilerine dayanarak, bugünün durumunun denklemlerle belirlenmiş olduğu anlaşılmıştı.

32:29.000 --> 32:34.000
Hiç kimsenin bu matematiksel akışı durdurma veya değiştirme şansı yoktu.

32:36.000 --> 32:39.000
Her şey en sonuna kadar mühürlenmişti.

32:43.000 --> 32:47.000
Bir insan bir karar verdiğini düşündüğünde, aslında olan şey,

32:48.000 --> 32:55.000
beynindeki atomların ve moleküllerin fizik yasalarına göre bir yöne veya diğerine doğru hareket etmesidir.

32:56.000 --> 33:03.000
Bu hareket, parçacıkların kütlesi, yükü ve aralarındaki kuvvetler tarafından dikde edilir.

33:03.000 --> 33:10.000
Bizler, parçacıklar düzeyinde yazılmış bir senaryonun yüksek seviyeli bir kurgusunu yaşıyoruz.

33:11.000 --> 33:18.000
Bazı düşünürler, kuantum mekaniğindeki belirsizlik ilkesinin özgür iradeye yer açabileceğini savunuyor.

33:19.000 --> 33:24.000
Ancak Green, kuantum rastgeleliğinin özgür irade kavramını kurtarmadığını,

33:25.000 --> 33:28.000
aksine onu daha da karmaşıklaştırdığını belirtir.

33:29.000 --> 33:33.000
Kuantum seviyesindeki olayların olasılıksal olduğu düşünülse de,

33:34.000 --> 33:39.000
bu olasılıklar Schrödinger denklemi gibi katı matematiksel kurallara tabidir.

33:40.000 --> 33:45.000
Daha da önemlisi, iddia edilen rastgelelik irade ile aynı şey değildir.

33:46.000 --> 33:52.000
Eğer bir kişinin eylemleri, beynindeki rastgele kuantum dalgalanmalarının bir sonucuysa bile,

33:53.000 --> 33:57.000
bu eylemler o kişi tarafından seçilmiş sayılamaz.

33:58.000 --> 34:03.000
Aksine, kişi kendi eylemlerinin pasif bir gözlemcisi konumuna düşer.

34:05.000 --> 34:12.000
Özgür irade hissi, doğa yasalarının temel düzeydeki işleyişine tanıklık edemeyişimizden kaynaklanır.

34:13.000 --> 34:21.000
Duyularımız beynimizdeki milyarlarca nöronun ateşlenmesini veya nörotransmitterlerin moleküler düzeydeki hareketini algılayamaz.

34:22.000 --> 34:29.000
Biz sadece bu fiziksel süreçlerin yüksek seviyeli çıktılarını yani niyetleri ve arzuları algılarız.

34:30.000 --> 34:36.000
Bir birey kolunu kaldırmaya karar verdiğinde bu eylem aslında ışığın retinaya çarpması,

34:37.000 --> 34:45.000
sinir sinyallerinin iletilmesi ve motor korteksteki karmaşık kimyasal reaksiyonlar zincirinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

34:46.000 --> 34:54.000
Ancak biz bu alt süreçleri görmediğimiz için eylemin sanki o anda otonom bir ben tarafından başlatıldığını hissederiz.

34:55.000 --> 35:05.000
Bu durum bir bilgisayar ekranındaki piksellerin hareketini görüp arkadaki karmaşık yazılım kodlarını ve donanım süreçlerini fark etmemeye benzer.

35:06.000 --> 35:15.000
Her bir saniye için tüm zerrelerin konumu en başında mülkün yegane sahibi Allah tarafından belirlenip bitirilmiştir.

35:16.000 --> 35:29.000
Bizler tam şu anda ansızın gerçekleşen bir patlamanın doğurduğu uçsuz bucaksız bir evrene ve devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz.

35:29.000 --> 35:33.000
Tüm bunların hepsi tek bir anın içinde oluyor.

35:34.000 --> 35:41.000
Bildiğimiz ve kavradığımız her şey bir yokluğun infilak etmesiyle vücut buldu.

35:44.000 --> 35:51.000
Tüm bu ihtişam Rabbimizin kaderimizde nakşettiği ve bizlere seyrettirdiği,

35:51.000 --> 36:01.000
onun sonsuz aklının ve eşsiz kudretinin tecellileridir.

36:04.000 --> 36:07.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

36:08.000 --> 36:16.000
De ki Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez.

36:17.000 --> 36:19.000
O bizim Mevlamızdır.

36:20.000 --> 36:24.000
Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.

36:31.000 --> 36:42.000
Modern fiziğin en tartışmalı ve derin konularından biri, evrenin temel işleyişinin rastlantısal mı yoksa belirlenmiş mi olduğudur.

36:43.000 --> 36:52.000
20. yüzyılın başından itibaren kuantum mekaniği doğanın özünde olasılıksal bir yapıya sahip olduğunu savunurken,

36:53.000 --> 36:58.000
Albert Einstein gibi figürler bu zar atma eylemine karşı çıkmışlardır.

36:59.000 --> 37:09.000
Bu entelektüel mirasın günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri Nobel Fizik Ödülü sahibi Hollandalı fizikçi Gerard T. Hooftur.

37:10.000 --> 37:19.000
O, evreni devasa bir hücresel otomata, yani her adımın bir öncekine bağlı olduğu muazzam bir dijital sisteme benzetir.

37:20.000 --> 37:28.000
Bizim belirsizlik dediğimiz şey, sadece bu alt yapıdaki devasa bilgiyi göremeyeşimizden kaynaklanan bir durumdur.

37:29.000 --> 37:38.000
Plank ölçeğindeki, o en küçük zaman diliminde her şey bir saat gibi, dakik ve belirlenmiş bir şekilde akıyor.

37:40.000 --> 37:49.000
T. Hooft'un temel tezi, doğanın en alt basamağında ontolojik durumlar adını verdiği, kesin durumların bulunduğudur.

37:50.000 --> 37:57.000
Bu durumlar, belirli fiziksel yasalar çerçevesinde bir adımdan diğerine kesin bir şekilde geçiyorlar.

37:58.000 --> 38:12.000
Bizim gözlemlediğimiz kuantum dünyasındaki belirsizlikler ve süper pozisyonlar ise, bu alt yapıdaki devasa bilgi miktarını tam olarak göremememizden kaynaklanan bir illüzyondur.

38:13.000 --> 38:21.000
Plank zamanı, yani 10 üzeri-43 saniye, bilinen fizik yasalarının anlamlı olduğu en kısa zaman dilimidir.

38:22.000 --> 38:31.000
T. Hooft'un teorisine göre, evrenin temelindeki deterministik süreçler, bu inanılmaz kısa zaman ölçeğinde gerçekleşir.

38:32.000 --> 38:37.000
Yani atomun herhangi bir saniye için, sonraki hareketi zaten bellidir.

38:38.000 --> 38:48.000
Ancak bu bilginin insan tarafından önceden elde edilmesi, evrenin başlangıçtaki tüm değişkenlerini milyarlarca parçacığın durumunu bilmeyi gerektirir ki,

38:48.000 --> 38:52.000
bu da pratik olarak imkansızdır.

38:53.000 --> 39:02.000
T. Hooft'a göre, deneycinin özgürce yaptığına inandığı seçim de, aslında evrenin başlangıcındaki koşulların bir sonucudur.

39:03.000 --> 39:07.000
Bu yaklaşıma süperdeterminizm denir.

39:08.000 --> 39:21.000
Süperdeterminizmde, deneycinin hangi düğmeye basacağı, ölçülecek olan parçacığın durumuyla, evrenin başında, büyük patlama sırasında zaten koordine edilmiştir.

39:22.000 --> 39:27.000
Bu nedenle deneyci, sistemden bağımsız bir seçim yapamaz.

39:28.000 --> 39:35.000
Yani, insanın kararları dahil, evrendeki her şey başlangıçtaki bir zincirin parçasıdır.

39:36.000 --> 39:41.000
Bu ise, bilimsel anlamda mutlak bir kader anlamına geliyor.

39:43.000 --> 39:58.000
Ruhumuzun şahit olduğu her şey, algılarımız, duygularımız ve verdiğimiz her karar, hepsi her detayıyla Allah tarafından yaratılıyor.

39:59.000 --> 40:10.000
Her insanın daha tek bir hücre olduğu halinden ilk okuma yazma öğrendiği ana, üniversite sınavında verdiği cevaplardan,

40:11.000 --> 40:24.000
hayatı boyunca hangi şirkette ne iş yapacağına, hangi kağıtlara kaç kez imza atacağına, nerede ve nasıl öleceğine kadar her anı Allah katında bellidir.

40:25.000 --> 40:36.000
Maddenin aslıyla asla muhatap olmadığımız ve zamanın sadece bir algı olduğu gerçeği anlatıldığında, bir materialist büyük bir dehşete kapılır.

40:37.000 --> 40:43.000
Çünkü madde ve zaman, onun mutlak varlık sanarak bağlandığı yegane kavramlardır.

40:44.000 --> 40:47.000
Bunlar adeta tapındığı birer puttur.

40:48.000 --> 40:53.000
Çünkü o, kendisinin madde ve zaman tarafından yaratıldığına inanmaktadır.

40:54.000 --> 41:09.000
İçinde yaşadığını sandığı evrenin, kendi bedeninin, hatta fikirlerinden etkilendiği filozofların sadece birer algı olduğunu hissettiğinde, tüm benliğini derin bir korku sarar.

41:11.000 --> 41:15.000
Ancak bu gerçek iman edenler için tam aksi bir anlam taşır.

41:16.000 --> 41:22.000
Allah'a iman edenler maddenin ardındaki sırrı kavradıklarında büyük bir sevinç duyarlar.

41:22.000 --> 41:27.000
Çünkü bu gerçek, tüm kilitleri açan eşsiz bir anahtardır.

41:28.000 --> 41:33.000
Bu kilit açıldığı anda, tüm sırlar gün yüzüne çıkar.

41:34.000 --> 41:39.000
Bu sır kavrandığında, ne zaman ve nerede gibi sorular, anlamını yitirir.

41:40.000 --> 41:47.000
Mekânsızlık anlaşıldığında, cennetin, cehennemin ve dünyanın aslında aynı yerde olduğu fark edilir.

41:48.000 --> 41:54.000
Zamansızlık kavrandığında ise, her şeyin tek bir an içinde olup bittiği görülür.

41:55.000 --> 42:00.000
Artık ne beklenecek bir gelecek, ne de geçip giden bir zaman vardır.

42:01.000 --> 42:07.000
Bu sırrın fark edilmesiyle, dünya bir mümin için cennete benzemeye başlar.

42:08.000 --> 42:15.000
İnsanı sıkan tüm maddi endişeler, kuruntular ve korkular bir anda kaybolur.

42:15.000 --> 42:23.000
Kişi, tüm evrenin tek bir hâkimi olduğunu ve onun tüm dünyayı dilediği gibi yönettiğini anlar.

42:24.000 --> 42:33.000
Artık o, Kur'an'da buyurulduğu gibi, her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak Allah'a teslim olmuştur.

42:34.000 --> 42:41.000
İşte gerçek budur. Hiçbir insan için Allah'tan başka dost ve yardımcı yoktur.

42:42.000 --> 42:46.000
Kendisine sığınılacak ve yardım istenecek tek mutlak varlık odur.

42:47.000 --> 42:50.000
Ve her nereye dönersek Allah'ın yüzü oradadır.

42:53.000 --> 42:56.000
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

42:59.000 --> 43:05.000
Dediler ki, sen yücesin. Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.

43:05.000 --> 43:12.000
Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.

43:35.000 --> 43:37.000
Altyazı M.K.

