WEBVTT

00:00.000 --> 00:05.360
Allah'ın isimlerinin, zikirlerin ve namazda okunan ayetlerin anlamını bilmenin önemi.

00:06.360 --> 00:13.400
Allah'ı anmak ve zikretmek, yalnızca belirli zamanlarda bazı kelimelerin söylenmesi ve tekrar edilmesi değildir.

00:14.080 --> 00:17.760
Asıl olan, insanın Allah'ı çok derin bir aşkla sevmesi.

00:18.260 --> 00:23.900
Bu sözlerle ona olan sevgisini, hayranlığını ve bağlılığını içtenlikle dile getirmesidir.

00:24.640 --> 00:27.660
Bunun içinse insan söylediği sözün anlamını bilmeli.

00:27.660 --> 00:35.040
Allah'ı hangi sıfatıyla andığını, ne söylediğini ve bu sözün kendi hayatında ne ifade ettiğini kavramalıdır.

00:35.940 --> 00:46.360
Allah'ı zikretmek, insanın Allah'ı tanımasının, O'nun kudretini, sanatını, rahmetini ve büyüklüğünü düşünüp bu gerçekleri derinden hissetmesinin bir ifadesidir.

00:47.020 --> 00:53.560
İnsan, Allah'ın yüceliğini, kendisine olan yakınlığını ve hayatının her anındaki yaratmasını düşündükçe,

00:53.560 --> 01:01.080
O'na duyduğu sevgiyi ve hayranlığı daha güçlü hisseder ve bu duygularını samimi bir şekilde Allah'ı anarak ifade eder.

01:01.080 --> 01:07.920
Ancak kimi insanlar bu önemli ibadeti taşıdığı manevi derinliği yaşamadan yerine getirmektedir.

01:08.860 --> 01:10.940
Allah'ı anmak, O'nu yüceltmek.

01:10.940 --> 01:17.900
Allah'ın kudretini, sanatını ve hayatımızın her anındaki kusursuz yaratışını dile getirmek için söylenen,

01:18.380 --> 01:26.340
Subhanallah, Allahu Ekber, Maşallah, İnşaAllah gibi çok büyük ve derin anlamlar taşıyan ifadeler,

01:26.720 --> 01:34.980
birçok insan tarafından sıkça kullanılmasına rağmen, çoğu zaman ne ifade ettikleri düşünülmeden, yalnızca ağız alışkanlığıyla söylenmektedir.

01:34.980 --> 01:38.480
Aynı durum Allah'ın isimleri için de geçerlidir.

01:39.120 --> 01:43.340
İnsanlar Allah'ın isimlerini bilmekte, hatta ezberden söylemekte,

01:43.340 --> 01:52.520
ancak bu isimlerin ne anlama geldiğini ve Allah'ın hangi sıfatlarını ifade ettiğini çoğu zaman hiç bilmemekte veya üzerinde düşünmemektedir.

01:53.320 --> 01:57.900
Benzer şekilde namaz sırasında okunan sure ve ayetlerin anlamını hiç bilmeden,

01:58.440 --> 02:03.040
yalnızca Arapça okunuşlarını ezberleyerek söyleyen çok sayıda insan bulunmaktadır.

02:03.040 --> 02:13.440
Oysa namaz, insanın Allah'a yöneldiği, onu yücelttiği, ona dua ettiği ve kulluğunu en samimi şekilde ifade ettiği ibadetlerden biridir.

02:13.960 --> 02:19.000
Namazda sureler, ayetler, dualar okunabilir ve zikirler söylenebilir.

02:19.660 --> 02:24.680
İnsan Allah'a sığınır, kendi aczini ve Allah'a olan muhtaçlığını dile getirir.

02:25.120 --> 02:27.900
Allah'tan yardım ve doğru yola iletilmeyi ister.

02:28.440 --> 02:32.480
Allah'ın yüceliğini, kudretini ve merhametini düşünüp dile getirir.

02:33.040 --> 02:41.360
Bu nedenle namazın, yüzeysel ve sathi bir yaklaşımla yalnızca teknik, sayısal ve fiziksel bir eylem yerine getirircesine,

02:41.780 --> 02:50.480
belirli hareketlerin yapıldığı, anlamı bilinmeyen Arapça sözlerin hiç düşünmeksizin ezberden tekrarlandığı bir ibadet haline getirilmemesi gerekir.

02:50.480 --> 03:03.940
İnsan, Allah'ın huzurunda olduğunu hissederek, ona ne söylediğini bilerek, sevgisini, teslimiyetini, duasını, aczini ve ona olan ihtiyacını bilinçli ve samimi bir şekilde ifade etmelidir.

03:04.480 --> 03:14.980
Namazda sure ve ayetler ile zikir ve dualar Arapça olarak söyleniyorsa, bunların anlamları öğrenilmeli ve her defasında ne ifade ettikleri derinlemesine düşünülmelidir.

03:14.980 --> 03:24.400
Esas olan, belirli sözleri yalnızca ezberden tekrar etmek değil, Allah'ın yüceliğini, büyüklüğünü, kudretini ve rahmetini düşünerek,

03:24.760 --> 03:31.200
onu içtenlikle tesbih etmek, Allah'a olan sevgiyi ve bağlılığı samimi bir şekilde dile getirmektir.

03:31.200 --> 03:36.940
Subhanallah ve Allahu Ekber sözlerinin anlamı bilinerek söylenmelidir.

03:37.620 --> 03:47.080
Subhanallah ifadesi, Allah'ı her türlü eksiklikten, kusurdan, acizlikten ve ona yakışmayan her türlü sıfattan tenzih etmek anlamı taşır.

03:47.080 --> 03:56.840
Bu sözü söylediğinde insan, Allah'ın sonsuz kudretini, üstünlüğünü, yüceliğini, bütün noksanlıklardan uzak ve kusursuz olduğunu düşünüp,

03:57.300 --> 04:05.160
Allah'a duyduğu derin sevgi ve hayranlığı hissetmeli, bu sözle Allah'ı büyük bir coşku ve samimiyetle tesbih etmelidir.

04:06.000 --> 04:10.780
Subhanallah sözünün taşıdığı anlam da kimi zaman oldukça sınırlı düşünülmektedir.

04:10.780 --> 04:17.880
Allah'ın doğmadığı, doğurmadığı, yemeğe, içmeye veya uyumaya ihtiyaç duymadığı bilinmekte.

04:18.460 --> 04:29.780
Ancak Allah'ın her konuda, yaratılmışlara özgü bütün eksikliklerden, ihtiyaçlardan, sınırlamalardan ve acizliklerden münezzeh olduğu yeterince derin düşünülmemektedir.

04:30.020 --> 04:35.340
Oysa Allah'ı tesbih etmek, onu yalnızca belirli birkaç noksanlıktan uzak görmek değil.

04:35.340 --> 04:44.640
Yaratılmışlara ait hiçbir ihtiyacın, güçlüğün, yorgunluğun, zorunluluğun veya sınırlılığın Allah için söz konusu olmadığını kavramaktır.

04:45.140 --> 04:53.240
Örneğin, insan bir şeyi meydana getirebilmek için zamana, enerjiye, malzemeye, bilgiye, araca ve emeğe ihtiyaç duyar.

04:53.740 --> 04:57.280
Allah ise, yaratmak için bunların hiçbirine muhtaç değildir.

04:57.280 --> 05:00.300
Allah'ın yaratması için dilemesi yeterlidir.

05:00.300 --> 05:06.760
Kur'an'da bildirildiği üzere, O, bir şeyin olmasını dilediğinde, ol der ve O olur.

05:07.280 --> 05:08.900
Yasin Suresi 82

05:08.900 --> 05:13.620
Allah yaratırken çaba sarf etmez, yorulmaz ve güç kaybetmez.

05:14.320 --> 05:21.000
İnsan, ışık elde etmek için elektrik enerjisine, lambaya, kablolara ve belirli fiziksel şartlara ihtiyaç duyar.

05:21.000 --> 05:27.720
Allah'ın ise, ışığı yaratmak için elektriğe, kabloya veya herhangi bir maddi araca ihtiyacı yoktur.

05:27.720 --> 05:35.280
Elektriği de, ışığı da, maddeyi de, bunların özelliklerini ve aralarındaki fizik kanunlarını da yaratan Allah'tır.

05:35.840 --> 05:46.380
Aynı şekilde, insan bir şekil vermek, bir nesne yapmak veya bir işi gerçekleştirmek için bedenine, ellerine, araçlara ve bir takım fiziksel mekanizmalara ihtiyaç duyar.

05:46.380 --> 05:52.440
Allah ise, yaratılmışlara özgü beden, organ, araç ve mekanizmalara muhtaç değildir.

05:52.940 --> 06:00.620
Bir insanın yüzünü, bir kuşun kanadını, bir çiçeğin rengini veya milyarlarca canlının birbirinden farklı biçimlerini yaratırken,

06:01.000 --> 06:07.120
herhangi bir alet kullanmaya, fiziksel bir işlem gerçekleştirmeye veya yardım almaya ihtiyacı yoktur.

06:07.740 --> 06:11.180
İnsan aynı anda ancak sınırlı sayıda işle ilgilenebilir.

06:11.660 --> 06:14.040
Bilgisi, dikkati ve gücü sınırlıdır.

06:14.040 --> 06:19.380
Allah'ın ilminde, kudretinde ve yaratmasındaysa böyle bir sınırlılık yoktur.

06:20.000 --> 06:27.240
Dünyanın her yerindeki, hatta bütün kainattaki sayısız olay, aynı anda onun bilgisi ve hakimiyeti altındadır.

06:27.820 --> 06:35.520
Bir yaprağın düşmesi de, bir hücrenin içinde meydana gelen olaylar da, yıldızların hareketleri de Allah'ın ilminden bağımsız değildir.

06:36.040 --> 06:40.520
İşte, Subhanallah denildiğinde, insan bütün bunları düşünmelidir.

06:40.520 --> 06:47.920
Allah, insan yaşamak için yemek yemek ve su içmek zorundayken, hiçbir yiyeceğe veya içeceğe ihtiyaç duymaz.

06:48.480 --> 06:56.880
İnsan nefes almak ve oksijene ihtiyaç duymak zorundayken, Allah nefese, havaya veya herhangi bir yaşamsal desteğe muhtaç değildir.

06:57.480 --> 07:05.500
İnsan uyumak, dinlenmek ve gücünü yeniden toplamak zorundayken, Allah uyumaz, yorulmaz ve dinlenmeye ihtiyaç duymaz.

07:05.500 --> 07:14.780
İnsan çalıştıkça yorulur, gücü azalır ve enerjisini yeniden kazanmak zorunda kalırken, Allah'ın kudretinde hiçbir azalma meydana gelmez.

07:15.040 --> 07:26.600
İnsan bir şeyi yapabilmek için ellerine, kollarına, bedenine ve organlarına ihtiyaç duyarken, Allah yaratmak için, yaratılmışlara özgü herhangi bir bedene veya organa muhtaç değildir.

07:26.600 --> 07:39.120
İnsan bir şekil verebilmek için eliyle çalışmak, bir araç kullanmak veya bir işlem gerçekleştirmek zorundayken, Allah bir varlığa şekil ve suret vermek için hiçbir fiziksel araca ihtiyaç duymaz.

07:39.380 --> 07:51.100
İnsan bir şey üretmek için ham maddeye, malzemeye, makineye ve araçlara ihtiyaç duyarken, Allah yaratmak için önceden var olan herhangi bir maddeye veya araca muhtaç değildir.

07:51.100 --> 08:01.160
İnsan ışık elde etmek için elektriğe, kabloya, lambaya ve enerjiye ihtiyaç duyarken, Allah ışığı yaratmak için bunların hiçbirine ihtiyaç duymaz.

08:01.720 --> 08:07.000
Elektriği, ışığı, maddeyi ve bunların bütün özelliklerini yaratan zaten O'dur.

08:07.240 --> 08:17.160
İnsan bir yere ulaşmak için yürümek, araç kullanmak ve mesafe kat etmek zorundayken, Allah'ın kudreti herhangi bir mesafe veya mekanla sınırlı değildir.

08:17.160 --> 08:23.920
İnsan bir işi yapabilmek için zamana ihtiyaç duyarken, Allah yaratmak için zamana muhtaç değildir.

08:24.460 --> 08:30.420
Kur'an'da bildirildiği üzere, O bir şeyin olmasını dilediğinde ol der ve o olur.

08:30.920 --> 08:32.620
Yasin Suresi 82

08:32.620 --> 08:40.880
İnsan aynı anda ancak sınırlı sayıda işle ilgilenebilirken, Allah'ın ilminde ve kudretinde böyledir sınırlılık yoktur.

08:40.880 --> 08:50.240
İnsan bir işi yaparken başka bir işi gözden kaçırabilir veya unutabilirken, Allah hiçbir şeyi unutmaz ve hiçbir şey O'nun ilminden çıkmaz.

08:51.000 --> 09:00.380
İnsan bir şeyi öğrenebilmek için okumak, görmek, dinlemek, araştırmak ve bilgi edinmek zorundayken, Allah'ın ilmi sonradan kazanılmış değildir.

09:00.380 --> 09:02.380
O her şeyi bilendir.

09:02.580 --> 09:10.860
İnsan gelecekte ne olacağını bilemez ve tahminlerde bulunurken, geçmiş, şimdi ve gelecek bütünüyle Allah'ın ilmindedir.

09:11.400 --> 09:20.400
İnsan görmek için göze ve ışığa, duymak için kulağa ve sese ihtiyaç duyarken, Allah'ın bilmesi yaratılmışların duyu organlarına bağlı değildir.

09:20.400 --> 09:29.740
İnsan bir şeyi hatırlayabilmek için hafızasına ihtiyaç duyarken ve unutabilirken, Allah'ın ilminde unutma veya bilgi kaybı söz konusu değildir.

09:30.320 --> 09:42.320
İnsan bir düşüncesini başkasına ulaştırmak için konuşmaya, yazmaya, sese veya başka bir iletişim aracına ihtiyaç duyarken, Allah'ın dilemesi ve yaratması herhangi bir iletişim aracına bağlı değildir.

09:42.320 --> 09:51.800
İnsan bir şeyi kaldırmak, taşımak veya değiştirmek için fiziksel güç kullanmak zorundayken, Allah'ın yaratması fiziksel bir çabaya bağlı değildir.

09:52.100 --> 10:01.960
İnsan büyük bir işi gerçekleştirmek için başka insanların yardımına ihtiyaç duyabilirken, Allah'ın hiçbir yardımcıya, ortağa veya desteğe ihtiyacı yoktur.

10:01.960 --> 10:14.880
İnsan bir yapı meydana getirmek için usta, mühendis, araç, malzeme ve zamana ihtiyaç duyarken, gökleri, yeri ve bütün varlıkları yaratan Allah, bunların hiçbirine muhtaç değildir.

10:15.520 --> 10:24.580
İnsan hastalanabilir, güçten güşebilir ve bakıma muhtaç hale gelebilirken, Allah için hastalık, güç kaybı veya acizlik söz konusu değildir.

10:24.580 --> 10:35.200
İnsan soğuktan, sıcaktan, açlıktan, susuzluktan ve dış şartlardan etkilenirken, Allah yaratılmışlara özgü bu ihtiyaç ve etkilenmelerden münezzehtir.

10:35.800 --> 10:43.860
İnsan yaşayabilmek için barınmaya, korunmaya ve güvenliğe ihtiyaç duyarken, Allah'ın korunmaya veya sığınmaya ihtiyacı yoktur.

10:44.400 --> 10:47.660
Aksine bütün varlıklar O'nun korumasına muhtaçtır.

10:47.660 --> 10:56.140
İnsan hayatını sürdürebilmek için rızka, gelire ve çeşitli imkanlara ihtiyaç duyarken, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.

10:56.660 --> 10:58.880
Rızkı ve imkanları yaratan O'dur.

10:59.580 --> 11:09.520
İnsan yaptığı işlerde hata yapabilir, yanılabilir ve sonradan düzeltmek zorunda kalabilirken, Allah'ın ilminde eksiklik, bilgisizlik veya yanılma yoktur.

11:09.520 --> 11:18.600
İnsan karar verirken, bilmediği birçok şey bulunduğu için sonuçları öngöremeyebilirken, hiçbir ayrıntı Allah'ın ilminden gizli değildir.

11:19.280 --> 11:27.460
İnsan bir şeyi yapmak isteyip gücü yetmediği için gerçekleştiremeyebilirken, Allah'ın dilediğini yaratmasına engel olacak hiçbir güç yoktur.

11:27.800 --> 11:37.060
İnsan hayatını sürdürebilmek için kendisinin dışında sayısız sebebe bağımlı iken, Allah hiçbir sebebe bağlı ve hiçbir varlığa muhtaç değildir.

11:37.060 --> 11:44.900
Sebepleri de, sebeplerin sahip olduğu özellikleri de, bu sebepler sonucunda meydana gelen olayları da yaratan Allah'tır.

11:45.120 --> 11:57.900
Bütün bu örnekler, Subhanallah sözünün yalnızca Allah'ın yemediğini, içmediğini, doğmadığını veya doğurmadığını ifade eden sınırlı bir anlayıştan çok daha geniş bir anlam taşıdığını gösterir.

11:57.900 --> 12:08.140
Allah, yaratılmışlara özgü her türlü ihtiyaçtan, acizlikten, sınırlılıktan, yorgunluktan, güçlükten ve noksanlıktan tamamen münezzehtir.

12:08.780 --> 12:21.420
İnsan bunları düşündükçe, kendi hayatının ne kadar çok şeye bağlı ve muhtaç olduğunu, buna karşılık Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve bütün varlıkların O'na muhtaç olduğunu daha derinden kavrar.

12:21.420 --> 12:28.600
Böylece Allah'ın yüceliğine, kusursuzluğuna ve sonsuz kudretine duyduğu sevgi ve hayranlık artar.

12:29.260 --> 12:38.280
Subhanallah sözünü yalnızca alışkanlıkla değil, ne söylediğini bilerek, büyük bir hayranlık ve coşkuyla Allah'ı tesbih ederek söyler.

12:39.220 --> 12:45.960
Allah'ın büyüklüğü maddi ve fiziksel değil, ilmi, kudreti ve hakimiyetiyle sonsuzdur.

12:45.960 --> 12:54.060
Allah'ın büyüklüğünden söz edildiğinde ise, bu büyüklük maddi bir hacim veya fiziksel büyüklük şeklinde anlaşılmamalıdır.

12:54.700 --> 12:58.940
Allah'ın büyüklüğü, yaratılmış maddi varlıkların büyüklüğü gibi değildir.

12:59.600 --> 13:03.860
O'nun ilmi, kudreti, hakimiyeti ve yaratması sınırsızdır.

13:04.440 --> 13:06.580
İlmi ve kudreti her şeyi kuşatır.

13:07.380 --> 13:12.120
Allah el-kebirdir. Mutlak büyüklük yalnızca O'na aittir.

13:12.120 --> 13:16.660
El-Azîm'dir. Sonsuz derecede yüce ve büyüktür.

13:17.340 --> 13:20.120
El-Aliy'dir. Her şeyden yücedir.

13:20.860 --> 13:25.580
El-Melik'tir. Bütün varlıkların ve bütün mülkün gerçek sahibidir.

13:26.380 --> 13:30.540
El-Kadir ve El-Muktedir'dir. Her şeye gücü yetendir.

13:31.440 --> 13:34.400
Allah el-Evveldir ve el-Ahirdir.

13:34.960 --> 13:36.520
Başlangıcı ve sonu yoktur.

13:37.100 --> 13:40.840
Zaman da dahil olmak üzere bütün yaratılmışları yaratan O'dur.

13:40.840 --> 13:45.220
Geçmiş, şimdi ve gelecek Allah'ın ilmindedir.

13:45.220 --> 13:49.880
El-Alim'dir. Olmuş ve olacak her şeyi eksiksiz bilendir.

13:50.300 --> 13:56.620
El-Hafiz'dir. Yarattığı her şeyi bilen, koruyan ve hiçbir şeyi ilminden kaçırmayandır.

13:57.100 --> 14:00.740
Allah el-Halık'tır. Her şeyi yaratan O'dur.

14:01.140 --> 14:08.140
El-Kayyum'dur. Bütün varlıklar O'nun yaratmasıyla varlığını sürdürürken O hiçbir şeye muhtaç değildir.

14:08.140 --> 14:16.800
Evrenin, canlıların, insanların, her an meydana gelen olayların ve bunları meydana getiren bütün sebeplerin yaratıcısı Allah'tır.

14:17.380 --> 14:21.740
Hiçbir şey O'nun bilgisinin, kudretinin ve hakimiyetinin dışında değildir.

14:21.740 --> 14:28.060
Dolayısıyla Allah'ın büyüklüğü yalnızca çok büyük şeklinde düşünülebilecek bir büyüklük değildir.

14:28.700 --> 14:37.220
Allah her şeyi yaratan, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, bütün varlıkların hakimi olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayandır.

14:37.720 --> 14:43.500
Mutlak büyüklük, güç, üstünlük ve hakimiyet yalnızca Allah'a aittir.

14:43.500 --> 14:47.680
İşte insan, Subhanallah dediğinde bütün bunları düşünmeli.

14:48.200 --> 14:57.320
Allah'ın her türlü eksiklikten uzak, kusursuz, sonsuz kudret sahibi ve bütün yaratılmışlardan üstün olduğunu bilerek O'nu tesbih etmelidir.

14:57.780 --> 15:04.920
Allahu Ekber denildiğinde de anlatılan, Allah'ın herhangi bir maddi varlık gibi hacim bakımından büyük olması değildir.

15:05.480 --> 15:07.100
Allah her şeyden yücedir.

15:07.580 --> 15:10.940
Mutlak güç ve hakimiyet yalnızca O'na aittir.

15:10.940 --> 15:15.680
Bu gerçek, günlük hayatta karşılaşılan en sıradan olaylarda dahi düşünülebilir.

15:16.240 --> 15:25.660
Örneğin, insan bir odada lambanın düğmesine bastığında elektrik devresi tamamlanır, elektrik enerjisi lambaya ulaşır ve ışık o anda lambada meydana gelir.

15:26.260 --> 15:30.960
Işığın kendisi elektrik kablolarının içinde hazır halde bulunup odaya taşınmamaktadır.

15:30.960 --> 15:41.140
Elektriğin özelliklerini, kullanılan maddeleri, bunların birbirleriyle etkileşimini ve ışığın ortaya çıkmasını sağlayan bütün fizik kanunlarını yaratan Allah'tır.

15:41.760 --> 15:48.080
Sebebi de, sebebin sahip olduğu özelliği de, o sebebin meydana getirdiği sonucu da yaratan Allah'tır.

15:48.080 --> 15:54.400
İnsan böyle bir olaya yalnızca alışılmış ve kendiliğinden gerçekleşen teknik bir süreç gibi bakmamalıdır.

15:55.000 --> 16:04.200
Allah'ın maddeye verdiği özellikleri, koyduğu düzeni ve o anda meydana gelen yaratılışı düşünüp Allah'ın sonsuz kudretini ve hakimiyetini görmelidir.

16:04.200 --> 16:13.220
İnsan Allah'ı bu bilinçle zikredip, Subhanallah, Allahu Ekber dediğinde yalnızca ezberlenmiş bir sözü tekrar etmiş olmaz.

16:13.900 --> 16:22.580
Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyi yaratan ve bütün sebepler üzerinde mutlak hakimiyet sahibi olduğunu düşünerek onu yüceltir.

16:23.140 --> 16:32.160
Gerçek ve mutlak büyüklüğün yalnızca Allah'a ait olduğunu bilerek kendi aczini ve Allah'a olan mutlak ihtiyacını bir kez daha kavrar.

16:32.160 --> 16:42.260
Bu nedenle kendisini büyük gören, üstünlük taslayan veya sahip olduğu imkanları kendinden bilen bir insanın Allah'ın büyüklüğünü düşünmesi son derece önemlidir.

16:42.900 --> 16:52.980
İnsan kendi aczini ve Allah'a olan mutlak ihtiyacını, aynı zamanda mutlak büyüklüğün, gücün ve hakimiyetin yalnızca Allah'a ait olduğunu kavradığında,

16:53.480 --> 16:56.900
kibir ve büyüklük duygusunun ne kadar anlamsız olduğunu da görür.

16:57.680 --> 17:01.280
Maşallah, nazar değmesin anlamına gelen bir söz değil.

17:01.280 --> 17:04.180
Allah'ı anma ve yüceltme ifadesidir.

17:04.900 --> 17:12.420
Maşallah sözü, toplumda bazı kimseler tarafından yalnızca güzel bir insan, çocuk, ev veya eşya görüldüğünde,

17:12.880 --> 17:19.280
güzel bir tavırdan, başarıdan ya da sevindirici bir olaydan söz edildiğinde, nazar değmesin düşüncesiyle kullanılmaktadır.

17:20.520 --> 17:27.280
Zamanla bu söz, gerçek anlamı üzerinde düşünülmeden söylenen kalıplaşmış bir iltifat veya temenni ifadesine de dönüşebilmektedir.

17:27.280 --> 17:32.620
Oysa, maşallah kelimesi, Allah'ın dilediği olmuştur.

17:33.080 --> 17:38.000
Allah'ın dilediği olur veya Allah ne dilerse o olur anlamını taşır.

17:38.720 --> 17:45.920
İnsan bu sözü söylediğinde, gördüğü güzelliğin, nimetin, başarının veya sanatın kendi kendine meydana gelmediğini,

17:46.420 --> 17:50.760
bütün bunları yaratanın ve o güzelliği var edenin Allah olduğunu düşünmelidir.

17:50.760 --> 17:56.720
Maşallah kelimesinin birebir sözlük karşılığı, Allah ne güzel yaratmış değildir.

17:57.380 --> 18:02.120
Ancak insan, güzel bir varlık veya yaratılış karşısında maşallah dediğinde,

18:02.600 --> 18:07.220
o güzelliğin Allah'ın dilemesi ve yaratmasıyla meydana geldiğini kabul etmiş olur.

18:07.220 --> 18:12.700
Bu nedenle söz, böyle bir durumda aynı zamanda, bunu Allah ne güzel yaratmış.

18:13.160 --> 18:20.840
Bu güzelliğin gerçek sahibi ve yaratıcısı Allah'tır bilinciyle, Allah'ın sanatına duyulan hayranlığı ve takdiri de ifade eder.

18:20.840 --> 18:31.100
Bir çiçeğin renklerindeki uyum, bir insanın yüzündeki estetik mükemmellik, bir kuşun tüylerindeki ayrıntılar, bir çocuğun güzelliği, gökyüzünün ihtişamı,

18:31.560 --> 18:40.020
canlıların olağanüstü yaratılışı veya insanın karşılaştığı güzel bir ahlak ve tavır, Allah'ın yaratma sanatını düşünmesine vesile olmalıdır.

18:40.700 --> 18:45.180
İnsan bunlara baktığında, yalnızca gördüğü varlığa hayran olmakla kalmamalı.

18:45.180 --> 18:53.580
Onda asıl olarak, o güzelliği yaratan Allah'ın benzersiz sanatını, kusursuz yaratmasını, ilmini ve kudretini görmelidir.

18:54.280 --> 19:01.180
Bu bakış açısıyla dile getirilen, maşallah sözü, yalnızca görülen varlığa yöneltilmiş bir iltifat olmaktan çıkar.

19:01.820 --> 19:06.320
Allah'a duyulan hayranlığın, sevginin ve takdirin bir ifadesi haline gelir.

19:07.080 --> 19:13.820
İnsan, Allah'ın yaratmasındaki inceliği ve kusursuzluğu gördükçe, onun büyüklüğünü ve yüceliğini daha iyi kavrar.

19:13.820 --> 19:18.440
Allah'a olan sevgisi, bağlılığı ve hayranlığı daha da derinleşir.

19:18.940 --> 19:29.240
Böylece, maşallah sözü de, insanın Allah'ı bilinçli olarak zikrettiği, onun sanatını takdir edip yüceliğini dile getirdiği samimi bir kulluk ifadesine dönüşür.

19:29.940 --> 19:34.440
Kur'an'da da, maşallah sözünün bu bilinçle söylenmesine dikkat çekilmektedir.

19:35.100 --> 19:37.740
Kehf suresinde iki kişinin kıssası anlatılır.

19:38.220 --> 19:41.800
Bunlardan birine iki güzel bahçe ve büyük nimetler verilmiş.

19:41.800 --> 19:48.580
Ancak o kişi, sahip olduklarını kendisine mal ederek bunların yok olmayacağını düşünmüş ve böbürlenmiştir.

19:49.180 --> 19:54.680
Arkadaşı ise, ona sahip olduğu güzelliğin ve gücün gerçek kaynağını hatırlatarak şöyle demiştir.

19:55.220 --> 20:00.800
Bahçene girdiğinde, maşallah, kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır deseydin ya.

20:01.360 --> 20:02.800
Kehf suresi 39

20:02.800 --> 20:06.580
Burada dikkat çekilen ahlak son derece önemlidir.

20:07.160 --> 20:12.480
İnsan bir güzellikle, nimetle veya kendisini hayran bırakan bir şeyle karşılaştığında,

20:12.900 --> 20:18.960
bunu kendisine, başka bir insana veya maddi sebeplere bağımsız bir güç atfederek değerlendirmemeli.

20:19.580 --> 20:23.540
Maşallah diyerek nimetin Allah'ın dilemesiyle meydana geldiğini,

20:23.540 --> 20:29.640
La kuvvete illa billah diyerek de gerçek gücün Allah'a ait olduğunu hatırlamalıdır.

20:30.360 --> 20:36.120
Zira Allah bu ayet ile insanın hoşuna giden bir nimetle karşılaştığında Allah'ı anması,

20:36.600 --> 20:38.160
ona hamd etmesi ve

20:38.160 --> 20:43.720
Maşallah, La kuvvete illa billah demeyi teşvik etmiş ve hatırlatmıştır.

20:43.720 --> 20:49.080
Dolayısıyla, maşallah derken asıl olan yalnızca kelimeyi söylemek değil,

20:49.540 --> 20:52.760
o anda Allah'ı gerçekten hatırlamak ve anmaktır.

20:53.000 --> 20:56.660
İnsan gördüğü güzelliğin Allah'ın yaratması olduğunu düşünmeli.

20:57.280 --> 20:59.140
Allah'ın sanatına hayran olmalı,

20:59.580 --> 21:04.840
onun yüceliğini ve kudretini takdir etmeli ve bu hayranlığını sevgiyle dile getirmelidir.

21:04.840 --> 21:10.720
Eğer maşallah, yalnızca alışkanlıkla, ne anlama geldiği düşünülmeden söyleniyorsa,

21:10.720 --> 21:15.960
söz ağızdan çıkmasına rağmen zihinde ve kalpte Allah hiç düşünülmüyor olabilir.

21:16.540 --> 21:19.360
Böyle bir durumda kişi Allah'ın adını zikretmekte,

21:19.680 --> 21:24.240
fakat söylediği sözün Allah'la ilgili taşıdığı derin anlamdan habersiz kalmaktadır.

21:24.720 --> 21:27.880
Kelime, karşıdaki kişiye yapılan sıradan bir iltifatın,

21:28.240 --> 21:34.140
sevgi gösterisinin veya nazar değmesin temennisinin kalıplaşmış bir parçası haline gelebilmektedir.

21:34.140 --> 21:38.460
Oysa, maşallahın insana manevi derinlik kazandıran yönü,

21:38.460 --> 21:42.100
anlamının bilinerek ve Allah düşünülerek söylenmesidir.

21:42.580 --> 21:48.260
İnsan bu sözü her söylediğinde gördüğü güzelliğin gerçek sahibinin Allah olduğunu hatırlamalı,

21:48.760 --> 21:52.760
Allah'ın eşsiz yaratma sanatını, kudretini ve yüceliğini düşünüp,

21:53.100 --> 21:58.380
ona duyduğu sevgiyi, hayranlığı ve şükrü bilinçli ve samimi bir şekilde dile getirmelidir.

21:58.920 --> 22:05.620
İnşaAllah sözü, gelecekte olacak her şeyin Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiği bilinciyle söylenmelidir.

22:05.620 --> 22:09.340
İnşaAllah, Allah dilerse anlamına gelir.

22:09.340 --> 22:13.160
Ancak bu sözde günlük hayatta çok sık kullanılmasına rağmen,

22:13.500 --> 22:18.420
zaman zaman gerçek anlamı düşünülmeden söylenen kalıplaşmış bir ifadeye dönüşebilmektedir.

22:18.840 --> 22:25.080
Oysa insan, inşaAllah dediğinde, gelecekte yapmayı düşündüğü veya gerçekleşmesini istediği bir şeyin

22:25.080 --> 22:28.760
kendi iradesine, gücüne ve imkanlarına bağlı olmadığını,

22:29.300 --> 22:32.980
her şeyin Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğini bilerek söylemelidir.

22:32.980 --> 22:40.140
İnsan plan yapabilir, çalışabilir, tedbir alabilir ve bir şeyi gerçekleştirmek için bütün imkanlarını kullanabilir.

22:40.540 --> 22:43.580
Ancak gelecekte ne olacağını kesin olarak bilemez.

22:44.040 --> 22:47.940
Kendi sağlığından, sahip olduğu imkanların devam edip etmeyeceğine,

22:48.360 --> 22:53.760
karşılaşacağı şartlardan, meydana gelecek olaylara kadar hiçbir şeyi bütünüyle kontrol edemez.

22:54.300 --> 22:59.020
Geleceği bilen, bütün sebepleri yaratan ve sonucu meydana getiren Allah'tır.

22:59.020 --> 23:02.560
Kur'an'da da bu konuda açık bir hatırlatma yapılmaktadır.

23:02.960 --> 23:06.460
Hiçbir şey için, ben bunu yarın mutlaka yapacağım deme.

23:06.980 --> 23:08.760
Ancak Allah dilerse de.

23:09.300 --> 23:11.960
Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki,

23:12.480 --> 23:16.780
umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip iletir.

23:17.220 --> 23:19.480
Kehf Suresi 23-24

23:19.480 --> 23:25.520
Bu ayetle, insanın geleceğe ilişkin konuşurken kendi gücünü ve iradesini mutlak görmemesi,

23:25.900 --> 23:28.560
Allah'ın dilemesini unutmaması öğütlenmektedir.

23:28.880 --> 23:35.180
Dolayısıyla, inşaAllah, yalnızca gelecekle ilgili bir cümlenin sonuna eklenen geleneksel bir söz değildir.

23:35.640 --> 23:38.900
İnsan bu sözü söylediğinde, Allah'ın geleceği bildiğini,

23:39.280 --> 23:42.540
bütün olayların O'nun bilgisi ve hakimiyeti altında olduğunu,

23:42.980 --> 23:47.160
kendisinin ise Allah'a muhtaç ve sınırlı bir varlık olduğunu hatırlamalıdır.

23:47.160 --> 23:49.940
Bu bilinç, insanda acziyet duygusunu,

23:50.240 --> 23:54.660
yani insanın kendi gücünün, bilgisinin ve imkanlarının sınırlı olduğunu,

23:55.140 --> 23:58.420
her an Allah'a muhtaç bulunduğunu fark etmesini güçlendirir.

23:58.800 --> 24:01.960
Buradaki acziyet, bir eksiklik veya değersizlik değil.

24:02.480 --> 24:04.500
Kulun kendi konumunu doğru kavraması,

24:04.900 --> 24:07.900
Allah'ın sonsuz kudreti karşısında haddini bilmesi

24:07.900 --> 24:13.120
ve ona samimiyetle yönelmesi bakımından güzel ve önemli bir kulluk özelliğidir.

24:13.120 --> 24:16.720
Bu anlayış, aynı zamanda insanın Allah'a güvenini,

24:17.040 --> 24:19.540
teslimiyetini ve yakınlığını da derinleştirir.

24:19.920 --> 24:23.640
İnsan elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakır.

24:24.120 --> 24:29.100
Allah'ın kendisi için neyin hayırlı olduğunu en iyi bildiğine güvenerek ona teslim olur.

24:29.520 --> 24:31.460
Bu nedenle, inşaAllah derken,

24:31.780 --> 24:33.400
insanın kalbinde yalnızca,

24:33.680 --> 24:37.180
umarım olur şeklinde belirsiz bir temenni bulunmamalıdır.

24:37.580 --> 24:38.060
Bu söz,

24:38.060 --> 24:41.480
Ben isterim, çalışırım ve elinden geleni yaparım.

24:41.800 --> 24:43.660
Fakat sonucu yaratan Allah'tır.

24:44.100 --> 24:45.840
Allah dilerse gerçekleşir,

24:46.000 --> 24:47.260
birinciyle söylenmelidir.

24:47.720 --> 24:54.120
Aksi halde, inşaAllah da diğer zikirler gibi anlamı düşünülmeden kullanılan bir ağız alışkanlığına dönüşebilir.

24:54.620 --> 24:56.920
İnsan, Allah'ın adını söylemesine rağmen,

24:57.260 --> 25:03.200
o anda Allah'ın iradesini, kudretini ve kendisinin ona olan ihtiyacını hiç düşünmüyor olabilir.

25:03.200 --> 25:05.940
Oysa anlamı bilinerek söylendiğinde,

25:06.220 --> 25:06.720
inşaAllah,

25:07.220 --> 25:10.720
insanın Allah'ın sonsuz ilmine ve kudretine duyduğu güveni,

25:11.040 --> 25:15.360
ona olan teslimiyetini ve bağlılığını ifade eden çok derin bir sözdür.

25:15.560 --> 25:18.180
İnsan bu sözü bilinçli şekilde söylediğinde,

25:18.620 --> 25:23.660
geleceğin Allah'ın bilgisi ve hakimiyeti altında olduğunu gönülden tasdik etmiş olur.

25:24.520 --> 25:27.120
Namazda okunan surelerin anlamı da bilinmelidir.

25:27.120 --> 25:33.420
Namaz, insanın Allah'a yöneldiği, kendi acizini, Allah'a olan ihtiyacını düşündüğü,

25:33.860 --> 25:40.280
Allah'ı övdüğü, yücelttiği, ona sevgisini ve bağlılığını gösterdiği çok önemli bir ibadettir.

25:40.800 --> 25:45.960
Bu nedenle, namaz sırasında söylenen sözlerin ve okunan surelerin anlamlarının bilinmesi,

25:46.440 --> 25:51.600
ibadetin bilinçli ve samimi şekilde yerine getirilebilmesi için son derece önemlidir.

25:51.600 --> 25:56.560
Ancak birçok insan yıllardır namaz sırasında aynı sureleri okumakta,

25:56.960 --> 26:00.720
buna rağmen okuduğu ayetlerin Türkçe anlamını hiç bilmemektedir.

26:01.260 --> 26:04.560
Örneğin, namazlarda sıklıkla okunan Tebbet suresi,

26:04.860 --> 26:10.900
Ebu Leheb ve eşinden söz eden ve onların Allah'a ve Peygamberimize karşı yürüttükleri düşmanları

26:10.900 --> 26:14.740
ve bunun sonucunda karşılaştıkları akıbeti bildiren bir suredir.

26:15.440 --> 26:18.060
Surenin beş ayetinin Türkçe anlamı şöyledir.

26:18.060 --> 26:22.140
Ebu Leheb'in iki eli kurusun, kendisi de helak oldu.

26:22.720 --> 26:25.760
Serveti ve elde ettikleri ona yarar sağlamadı.

26:26.500 --> 26:28.920
O, alevlerle dolu bir ateşe girecek.

26:29.500 --> 26:30.720
Odun taşıyan eşi de.

26:31.460 --> 26:34.840
Onun boynunda bükülmüş liflerden bir ip bulunacak.

26:35.640 --> 26:37.740
Tebbet suresi bir ile beş.

26:38.620 --> 26:45.520
Dolayısıyla bu surede doğrudan Allah'ı öven veya Allah'ın yüceliğini ifade eden ayetler yer almamaktadır.

26:45.520 --> 26:51.860
Sure, belirli kişiler ve tarihi olaylar hakkında Allah'ın bildirdiği hükümleri içermektedir.

26:52.100 --> 26:56.640
Bu kişiler üzerinden inkarın ve Allah'a karşı düşmanlığın sonucu bildirilmekte,

26:57.080 --> 27:04.640
aynı zamanda malın, servetin ve dünyevi kazancın insanı Allah'ın hükmünden ve azabından kurtaramayacağı konusunda

27:04.640 --> 27:07.520
bütün insanlara yönelik bir uyarı taşımaktadır.

27:08.060 --> 27:12.200
Elbette Kur'an'ın her ayeti çok değerlidir ve derin anlamlar taşır.

27:12.200 --> 27:20.040
İnsan, Kur'an'ın her bir ayetini anlamını bilerek ve üzerinde düşünerek okuduğunda manevi olarak çok istifade eder.

27:20.620 --> 27:24.080
Bu tefekkür gücünün ve imanının derinleşmesine vesile olur.

27:24.760 --> 27:27.140
Namazda Kur'an'dan farklı sureler okunabilir.

27:27.680 --> 27:31.360
Burada üzerinde durulan husus, Tebbet suresinin okunmaması değil.

27:31.920 --> 27:37.180
Kişinin hangi sureyi okuyorsa onun anlamını bilmesi ve ayetler üzerinde düşünmesidir.

27:37.180 --> 27:45.920
Kişinin anlamını bilmediği Arapça kelimeleri yalnızca ezberden tekrarlayarak ne söylediğinin farkında olmadan ibadetini yerine getirmesi,

27:46.380 --> 27:50.320
Allah'a kulluk etme bilinci ve tefekkür anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

27:50.940 --> 27:57.440
Bununla birlikte namazın Allah'a yönelme ve onu yüceltme amacı taşıyan bir ibadet olduğu dikkate alındığında,

27:57.440 --> 28:06.520
Allah'ın yüceliğini, kudretini ve güzel sıfatlarını dile getiren ayet, zikir ve sözlerin özellikle tercih edilmesi daha uygundur.

28:06.520 --> 28:11.640
Tebbet suresini okuyorsa bunun Ebu Leheb ve eşi hakkında olduğunu bilmeli.

28:12.280 --> 28:18.240
Fatiha suresini okuyorsa Allah'a hamd ettiğini ve ondan doğru yola iletilmeyi istediğini bilmeli.

28:18.980 --> 28:26.420
İhlas suresini okuyorsa Allah'ın birliğini, eşsizliğini ve hiçbir varlığa muhtaç olmadığını ifade ettiğini anlamalı

28:26.420 --> 28:29.200
ve okuduğu ayetleri düşünerek söylemelidir.

28:29.200 --> 28:34.400
Namaz, insanın söylediği kelimelerden habersiz olduğu mekanik bir tekrar değil,

28:34.920 --> 28:42.840
Allah'a duyduğu derin sevgiyle ne söylediğini bilerek, düşünerek ve hissederek yerine getirdiği bilinçli bir ibadet olmalıdır.

28:42.840 --> 28:50.560
Namaz, insanın Allah'a olan sevgisini, saygısını, bağlılığını ve hayranlığını içtenlikle dile getirdiği,

28:50.560 --> 29:04.000
onun büyüklüğünü, yüceliğini, sonsuz ilmini, aklını, hikmetini ve kudretini, eşsiz güzellikteki ahlakını, merhametini, şefkatini ve rahmetini düşünerek ona yöneldiği bir ibadettir.

29:04.000 --> 29:05.000
Zikir

29:05.000 --> 29:12.300
İnsan bunları dile getirirken hem Allah'a kalbindeki duyguları ifade eder, hem de bu gerçekleri kendisine de yeniden hatırlatır.

29:12.780 --> 29:15.580
Her birini gönülden bir kez daha tasdik eder.

29:16.580 --> 29:17.080
Zikir

29:17.080 --> 29:21.240
Anlamı bilinmeden tekrarlanan kelimelerden ibaret olmamalıdır.

29:22.060 --> 29:28.300
Allah'ın isimlerini ve Allah'ı anmak için kullanılan sözleri zikretmek son derece güzel bir ibadettir.

29:28.300 --> 29:39.280
Ancak zikrin insanda oluşturacağı manevi derinlik, söylenen sözlerin anlamlarının bilinmesi, düşünülmesi ve Allah'ın o isim ve sıfatlarla tanınmasıyla mümkün olur.

29:39.500 --> 29:40.720
Allah'ın Rahman

29:40.720 --> 29:42.700
Rahmeti her şeyi kuşatan

29:42.700 --> 29:43.700
Rahim

29:43.700 --> 29:45.120
Çok merhamet eden

29:45.120 --> 29:46.160
Hakim

29:46.160 --> 29:48.120
Sonsuz hikmet sahibi

29:48.120 --> 29:49.040
Adil

29:49.040 --> 29:51.000
Mutlak adalet sahibi

29:51.000 --> 29:52.060
Vedud

29:52.060 --> 29:54.780
Çok seven ve sevgisi sonsuz olan

29:54.780 --> 29:55.940
Gaffar

29:55.940 --> 29:57.360
Çok bağışlayan

29:57.360 --> 29:58.360
Halık

29:58.360 --> 29:59.840
Her şeyi yaratan

29:59.840 --> 30:06.400
Ve diğer güzel isimlerinin ne ifade ettiğini öğrenmek, insanın Allah'ı daha yakından tanımasına vesile olur.

30:06.960 --> 30:21.300
İnsan, Allah'ın rahmetini, adaletini, sevgisini, bağışlayıcılığını, yaratma sanatını ve hikmetini bu isimlerin anlamları üzerinden düşündükçe, Allah'a duyduğu sevgi, hayranlık, güven ve teslimiyet de derinleşir.

30:21.300 --> 30:29.420
Bu nedenle Müslümanın amacı yalnızca çok sayıda zikir kelimesi söylemek veya Allah'ın isimlerini ezberden tekrar etmek değil.

30:29.940 --> 30:42.220
Her bir ismin ve zikrin anlamı üzerinde düşünerek, söylediği her kelimeyle Allah'ı daha iyi tanımak, onun sıfatlarını kavramak ve ona olan sevgisini bilinçli ve samimi bir şekilde yaşamaktır.

30:42.220 --> 30:43.540
Sonuç

30:43.540 --> 30:52.520
Allah'ı zikretmek, Allah'ın isimlerini anmak ve namazda Allah'a yönelmek yalnızca dille gerçekleştirilen şekli uygulamalar değildir.

30:53.040 --> 31:00.400
İnsan ne söylediğini bilmeli, söylediği sözün anlamını düşünmeli ve Allah'ı o anlam üzerinden tanıyıp yüceltmelidir.

31:00.400 --> 31:07.680
Subhanallah derken, Allah'ın her türlü eksiklikten uzak, kusursuz ve sonsuz kudret sahibi olduğunu,

31:08.220 --> 31:15.020
Allahu Ekber derken, mutlak büyüklüğün, gücün ve hakimiyetin yalnızca Allah'a ait olduğunu,

31:15.600 --> 31:21.620
Maşallah derken, gördüğü güzelliğin, nimetin ve sanatın gerçek sahibinin Allah olduğunu,

31:22.220 --> 31:30.080
İnşaAllah derken ise, gelecekte gerçekleşecek her şeyin Allah'ın dilemesi, bilgisi ve hakimiyeti altında olduğunu düşünmelidir.

31:30.080 --> 31:35.400
Aynı şekilde, namazda söylediği sözlerin ve okuduğu ayetlerin anlamlarını bilmeli,

31:35.860 --> 31:41.060
bunları yalnızca ezberden tekrar etmek yerine Allah'ın huzurunda bulunduğunun bilinciyle,

31:41.440 --> 31:47.740
O'na duyduğu sevgiyi, bağlılığı, hayranlığı ve teslimiyeti içtenlikle ifade ederek ibadet etmelidir.

31:48.560 --> 31:52.700
Allah'ı anmanın özü, anlamını bilmeden kelimeleri tekrarlamak değil,

31:52.700 --> 31:59.840
Allah'ı tanımak, O'nun sonsuz büyüklüğünü, kudretini, rahmetini ve eşsiz yaratma sanatını düşünmek,

32:00.300 --> 32:04.400
insanın kendi aksini ve Allah'a olan mutlak ihtiyacını fark ederek,

32:04.820 --> 32:08.640
O'na derin bir sevgi, hayranlık ve samimiyetle yönelmesidir.

32:09.400 --> 32:14.440
Zikir, ancak bu bilinçle yapıldığında, yalnızca dilde kalan bir söz olmaktan çıkar.

32:15.020 --> 32:22.800
İnsanın Allah'a olan sevgisini derinleştiren, imanını güçlendiren ve O'na yakınlığını artıran gerçek bir kulluk haline gelir.

32:22.800 --> 32:40.500
İzlediğiniz için teşekkür ederim.

